zaman tüneli

erken yatıp erken kalkmayı alışkanlık haline getirmiş bir kişidir
devamını gör...

nedendir bilmem, o sesler sustu. yaş ilerledikçe iş güç derken düşünmeye bile fırsatı olmuyormuş insanın. şimdi bunları yazarken saat gece iki sıfır beş. iş güç derdi yok bir müddet; sol ayağım alçıda. düşünmeye fırsatım olmasa da düşmeye fırsatım varmış. belki beni merdivenlerden yuvarlayan da bir düzine sestir; dikkatimi dağıtan...
devamını gör...

yine ağlayacak bişey bulmuş galiba. 4 senedir ilk maç kadıköy'de ikinci maç rams parkta oynanıyor diye mağdur olmuşlar bu zata göre. e öncesindeki 12 senenin 8'inde ilk maç gs sahasında oynanmış, o zaman niye konuşmadınız. 5 sene üst üste ilk maç bizim sahamızda oynanmış bir ara.

ilk maçın orda olması daha iyi değil mi hem. icardi'nin ilk senesinde fener puan olarak öndeyken kadıköy'e geldik. orda yenseler fark açılacaktı, belki erkenden havlu atıp istikrarsız bir sezon geçirecektik. sen maç kazanamıyosan sezonun hangi yarısındayız, hangi stattayız ne önemi var.

bu iki takım ucunda kupa olan maça çıktı, kadıköy'de oynandı, al sana istediğin fikstür, kazandın mı teres. hatırladın mı o karanlıkta kaydığımız geceyi. unutamamışsındır ki.

hiç bitmiyor ağlamaları hiç.
devamını gör...

"vakit varken tomurcukları topla. zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir"
devamını gör...

suzanne, leonard cohen'in 1967'de çıkan ilk albümü songs of leonard cohen'in ilk parçasıdır . ilk olarak cohen'in 1966 tarihli "parasites of heaven" adlı şiir koleksiyonunda yayımlanmıştır.

gelelim şarkı sözlerine

[verse 1]
suzanne seni nehrin kenarındaki evine
götürüyor teknelerin geçişini duyabilirsin
geceyi onun yanında geçirebilirsin.
ve onun yarı deli olduğunu biliyorsun,
ama işte bu yüzden orada olmak istiyorsun.

ve size çin'den gelen çay ve portakal ikram ediyor .

tam da ona ona verecek sevgin olmadığını söylemek üzereyken...
sonra seni kendi frekansına çekiyor
ve nehrin cevabına izin veriyor
: sen her zaman onun sevgilisiydin.

[nakarat]
ve onunla birlikte seyahat etmek istiyorsun
ve gözleri kapalı seyahat etmek istiyorsun
ve onun sana güveneceğini biliyorsun,
çünkü zihninle onun kusursuz bedenine dokundun.

[2. dize]
ve isa bir denizciydi
suyun üzerinde yürürken

ve uzun süre yalnız ahşap kulesinden izledi.

ve sadece boğulmakta olanların onu görebileceğinden emin olduğunda

" deniz onları özgür bırakıncaya kadar bütün insanlar denizci olacak" dedi.
ama kendisi zaten yıkılmıştı,
gökyüzü açılmadan çok önce
, terk edilmiş, neredeyse insani bir haldeydi.
o, senin bilgeliğinin altında bir taş gibi battı.
[nakarat]
ve onunla birlikte seyahat etmek istiyorsun
ve körü körüne seyahat etmek istiyorsun
ve belki ona güveneceğini düşünüyorsun
çünkü o, mükemmel bedenine zihniyle dokundu

[3. bölüm]
şimdi suzanne elini tutuyor
ve sizi nehre götürüyor.
üzerinde paçavralar ve tüyler var.
kurtuluş ordusu gişelerinden
ve güneş bal gibi yağıyor
limanın leydisi adına

ve size çöplerin ve çiçeklerin arasında nereye bakmanız gerektiğini gösteriyor.
deniz yosunlarının arasında kahramanlar var,
sabahın çocukları var.
aşka doğru yöneliyorlar
ve sonsuza dek o yöne doğru yönelecekler.
suzanne aynayı tutarken

[nakarat]
ve onunla birlikte seyahat etmek istiyorsun
ve gözleri kapalı seyahat etmek istiyorsun
ve ona güvenebileceğini biliyorsun,
çünkü o, zihniyle kusursuz bedenine dokundu.



kaynak: genius
devamını gör...

dogmatizmdir.

insan; kendini aşan bir varlıktır. akılda da kemal mertebeleri vardır. maddeden manaya doğru seyreden , beşerden insana doğru yol alan bir akletme imkanı vardır. ama modernizm; insanı biyo-psişik varlık mertebesine indirgediği için, insana dair söylenecek sözler bu dar alana hapsedilmiştir. çok daha büyük bir zenginlik imkanı ortadan kaldırılmıştır.
devamını gör...

garo paylan gibi türkiye'de her türlü bölücülüğü yapan birinin de dahil olduğu millet.

geçenlerde ermenistan'a gitmiş. sokakta türkçe konuştuğu duyulunca ermeniler onu neredeyse linç ediyormuş.
ermeni'ye bunu yapıyorlarsa, ermenistan'da bir türk olarak sokakta türkçe konuştuğunuzu düşünsenize...
ermeniler ise türkiye'de yaşıyor, çalışıyor, kiliseleri var, mezarlıkları var, gazeteler çıkarıyor, dernekler kurup sözde ermeni soykırımı propagandası yapıyor, türklere hakaretler ediyor. yabancıların algısının aksine gayet özgürler yani.
türkiye dışına çıktığınız anda sanki tam tersi bir gerçeklik varmış gibi, ermenilerin medeniyet timsali, türklerin ise barbar olduğuna dair ithamlarla karşılaşabiliyorsunuz. özellikle fransızlar af edersiniz beachliğine bu ermeni hezeyanlarını destekliyor.

ermeniler türk düşmanlıklarını size gösterseler de göstermeseler de düşmanlıkları çok büyük ve çok tehlikeli.
zaman zaman sinsi, zaman zaman apaçık ve şiddetli.
onlara güvenmek ve sınır kapısını açmak, hele hele ilişkileri normalleştiriyoruz adı altında türkiye'den emlak almalarını teşvik etmek türk milletine çok büyük ihanet olur. üzgünüm ama durum böyle.

yani osmanlı'nın ermenileri sürgüne gönderme sebebi gayet anlaşılıyor. başka devletler ermenilere silah vermiş, devlet kurun demiş. bunlar da türklere karşı pkk gibi eoka gibi terör estirmişler.
sonunda osmanlı bunları bastırıp göndermiş. ama türk milleti kendini iyi anlatamadığı için ve emperyalistler türkiye'yi sıkıştırmak istedikleri için ermenilerin yalanlarını körüklemişler. bugün neredeyse tüm dünyada sözde ermeni soykırımını tanıyorlar. aslında bu kindar millet, ermeniler türkleri katletti. sonra neyse ki tekmeyi yedi. belgelerle de kanıtlı. ama ermeniler asla resmi tarihi belgelerle oturup konuşmayı istemiyor. çünkü o zaman işkembeden salladıkları ortaya çıkacak. yalanlar üstüne devlet kurmuşlar, insanlarını 100 yıldır yalanlar etrafında yetiştirmişler, yalanlara dayalı türk düşmanlığıyla kendilerine bir kimlik oluşturmuşlar.

disney'in çektiği atatürk filmini bile yayınlatmadı adamlar. çünkü kendi yalanlarındaki atatürk imajına ters bir şekilde, gerçeğe uygun şekilde atatürk anlatılıyordu. bizim sanat sepet tayfa da ayrı tuhaf. disney'e gerekli tepkiyi gösteremedi. ermeniler kritik sektörlerde çalışıp lobicilik faaliyetleri yapmakta oldukça iyi. kendi milletleri uğruna alayına gider yapabiliyor. belki de onların tek iyi becerileri bu. (siyonistler de aynı, ama onlar işi çok başka boyuta taşımış. birden fazla ülkede soykırım yapsalar bile kimse onları durduramıyor.) türk milleti olarak ermenilerden bunu öğrenmeliyiz bence. hem düşmanımızı daha iyi tanımak ve düşünce şekillerini öğrenmek lazım zaten.
devamını gör...

çok sevdiğim bir kız arkadaşım akşamüstü ofisime geldi. saatlerce kahve ve sigara içip sohbet ettik, dertleştik.

şu etkinliğin verdiği kalite hissini hiçbir terapi seansı veremez...
devamını gör...

1971'de büyük beğeni toplayan "songs of love and hate" albümünden bir leonard cohen şarkısı. şarkı bir aşk üçgeninin bir tarafından diğerine yazılmış bir mektup biçimindeki çok kişisel bir şarkı; aralarında incil'deki abel'in kardeşi cain tarafından öldürülmesi de dahil olmak üzere birçok imgeyi çağrıştırıyor.

gelelim şarkı sözlerine

sabahın dört, aralık sonu
seni şimdi yazıyorum, sadece daha iyi olup olmadığını görmek için
new york soğuk ama yaşadığım yeri seviyorum.
clinton caddesi'nde akşam boyunca müzik çalıyor.
çölün derinliklerinde küçük evinizi inşa ettiğinizi duydum.
şu an boşuna yaşıyorsunuz, umarım bir tür kayıt tutuyorsunuzdur.

[nakarat]
evet, jane senin saçından bir tutamla geldi.
dedi ki, onu ona sen vermişsin.
o gece her şeyi unutmayı planlamıştın.
peki, her şeyi unutabildin mi?

[verse 2]
ah, seni en son gördüğümüzde çok daha yaşlı görünüyordun
ünlü mavi yağmurluğunuz omuz kısmından yırtılmıştı.
her treni karşılamak için istasyona gitmiştin,
sonra eve trensiz döndün.lili marlene
ve sen benim kadınıma hayatının en değersiz parçasını sundun.
geri döndüğünde artık kimsenin karısı değildi.

[nakarat 2]
işte seni orada, dişlerinin arasında gülle görüyorum.
bir başka zayıf çingene hırsız daha.
jane'in uyandığını görüyorum.
selamlarını iletiyor.
[3. bölüm]
ve sana ne söyleyebilirim ki, kardeşim, katilim?
ne diyebilirim ki?
sanırım seni özlüyorum, sanırım seni affediyorum,
yoluma çıktığın için memnunum.
eğer bir gün jane için ya da benim için buraya gelirseniz
, düşmanınız uyuyor ve kadını özgür.

[nakarat]
evet, ve gözlerinden aldığın zahmet için teşekkürler.
bunun sonsuza dek süreceğini sanıyordum, bu yüzden hiç denemedim.
jane elinde bir tutam saçla geldi.
ona senin verdiğini söyledi.
o gece, her şeyi açıklığa kavuşturmayı planlamıştın.
saygılarımla, l. cohen




kaynak: genius.com
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kardeşim* ve kardeşimin arkadaşlarıyla* bugün biraz gezdik. mezuniyetleri var ve elbiseleri hazır değil. fikir olsun diye biraz bakındık sonra da dondurma eşliğinde oturup sohbet ettik.

gözlerinde o garip mutluluğu gördüm. onların yaşındayken bir ablam ya da arkadaşımın bir ablası olmasını çok isterdim. büyük birinin bizle takılması bana çok havalı gelirdi ve kendimi çok iyi hissederdim. onlara bunun birazını dahi hissettirebildiğimi düşünüyorum.

havalı abla görevimi başarıyla tamamladım.
bugünkü sebebim bu..
devamını gör...

yaz sürecini seviyorum özel bir sebebi yok.
pencere açık hafif nemli serin havayla uyumak, gün içinde evde don atlet takılmak vs. hoşuma giden şeyler, bir de diğer ayların aksine kendimi değiştirip geliştirmek için çok uygun bir geçiş gibi geliyor yaz ayları o yüzden seviyorum.
devamını gör...

öyle severim ki öğünlerin karıştığı sofraları
devamını gör...

(bkz: bar tuvaleti)
devamını gör...

buranınki de benim işte
devamını gör...

new skin for the old ceremony albümünden güzel bir leonard cohen parçası.

ateşle kim?” ifadesi, yom kippur'da okunan ibranice (ונתנה תוקף קדושת היום) * * duasından serbestçe uyarlanmıştır. yahudi anlatısına göre, mainz'lı haham amnon, hristiyanlığa geçmediği için elleri ve ayakları kesilerek cezalandırılmış ve yaralarından ölmek üzereyken, tanrı'nın oturup bir kitaba yazı yazdığı bir vizyon görmüştür. ölüm döşeğinde haham amnon, “ateşle kim? ve suyla kim?” diye başlayan duayı yazmıştır.

orijinaline benzer şekilde, cohen'in şarkısı da bir insanın ölümüne yol açabilecek çeşitli yol ve nedenleri sıralıyor: ateş, su, intihar, uyuşturucu ve benzerleri; bunların bazıları orijinal duada da yer alıyor.

leonard'ın kendi sözleriyle:

roş haşana'da yazılacak ve yom kippur'da mühürlenecek: yeryüzünden kaç kişinin gideceği ve kaç kişinin yaratılacağı; kimin yaşayacağı ve kimin öleceği; kimin önceden belirlenmiş zamanda ve kimin zamanından önce öleceği; kimin suyla, kimin ateşle, kimin kılıçla, kimin hayvanla, kimin kıtlıkla, kimin susuzlukla, kimin fırtınayla, kimin vebayla, kimin boğularak ve kimin taşlanarak öleceği. kimin dinleneceği ve kimin dolaşacağı, kimin uyum içinde yaşayacağı ve kimin sıkıntı çekeceği, kimin huzur bulacağı ve kimin acı çekeceği, kimin yoksullaşacağı ve kimin zenginleşeceği, kimin alçaltılacağı ve kimin yüceltileceği.

gelelim şarkının sözlerine:

kim ateşle, kim suyla
güneşli havada kim, gece vakti kim,
büyük imtihanlardan geçen kim?ortak yargılama yoluyla kim,
sizin neşeli mayıs ayınızda
yavaş yavaş çürüyen kim
? ve kim çağırıyor diyeyim?

[2. bölüm]
ve o yalnız başına giydiği kıyafetle, barbitürattan dolayı
aşkın bu diyarlarında kim, kaba bir şeyle
ve kim bir çığla...tozla​
kim açgözlülüğünden, kim açlığından
ve kim çağırıyor diyeceğim?

[3. dize]
ve kim cesurca onaylayarak, kim tesadüfen
kim yalnızlıkta, kim bu aynada
hanımının emriyle kim kendi eliyle
ölümlü zincirler içinde kim, iktidarda kim
kim çağırıyor diye sorayım?



kaynak: genius.com
devamını gör...

yanında birrr çikolata iyi gider.
bitter olucak ama.
devamını gör...

yarın ola hayrola. zaman her şeyi temizler, izlerini bulamazsın.
devamını gör...

gğneşi nasıl sığdırdın oraya be adam
devamını gör...

sen değil, o kaybetti.

istatistikler ise aksini söylüyor.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim