zaman tüneli
zengin yapınca başka fakir yapınca başka adlandırılan şeyler
fakir ölür, zengin hakkın rahmetine kavuşur
devamını gör...
yazarların sinir olduğu insan tipleri
yogaya karşı önyargılı davranan tiplet
devamını gör...
sawney bean
16. yüzyıl iskoçya’sının tekinsiz ve balta girmemiş kıyılarında, kulaktan kulağa yayılan öyle bir lanet vardı ki, dönemin kralı i. james bile bu vahşeti sonlandırmak için bizzat ordunun başına geçmek zorunda kalmıştı. hikayenin merkezinde, çalışmaktan ve dürüst bir hayattan nefret eden, karanlık ruhlu bir adam vardı: alexander "sawney" bean.
sawney bean, taşra hayatının monotonluğundan ve dürüst işçi sınıfının sefaletinden sıkılınca, yanına kendisi gibi düşünen hırslı ve acımasız bir kadın alarak medeniyete tamamen sırtını döndü. çift, ayrshire kıyılarında, suların yükselmesiyle girişi tamamen kapanan, yüzlerce metre derinliğindeki karanlık ve nemli (b bennane mağarası)’nı kendilerine yurt edindi. bu mağara, sonraki çeyrek asır boyunca iskoçya tarihinin en büyük kabusuna ev sahipliği yapacaktı.
hayatta kalmak için ne bir tarlaları vardı ne de bir zanaatları. sawney ve karısı, çareyi yoldan geçen yalnız gezginleri pusuyu düşürüp soymakta buldu. ancak yakalanma korkusu onları ana akım suçlulardan çok daha vahşi bir yönteme itti: arkalarında hiç şahit bırakmamak. öldürdükleri kurbanların cesetlerini mağaraya taşıdılar. zamanla bu cinayetler sadece bir güvenlik önlemi olmaktan çıkıp, temel besin kaynakları haline geldi. kurbanlarını mağaranın karanlığında parçalara ayırıyor, tuzlayıp kurutarak salamura yapıyorlardı.
yıllar geçtikçe mağaranın içindeki nüfus, ensest ilişkilerle çığ gibi büyüdü. sawney ve karısının çocukları oldu, o çocuklardan yeni çocuklar doğdu. sonunda dış dünyadan tamamen izole, sadece insan etiyle beslenen, ahlak ve dil kavramını yitirmiş yaklaşık 50 kişilik devasa bir yamyam klanı oluştu. çevre kasabalarda yüzlerce insan ardında hiçbir iz bırakmadan kayboluyor, yerel halk suçu masum göçmenlere ya da hancılara atıyordu. kimsenin aklına o karanlık mağaraya bakmak gelmiyordu çünkü yükselen deniz suları klanın tüm izlerini kusursuzca gizliyordu.
her kusursuz suç gibi, bean ailesinin saltanatı da tek bir hata ile sarsıldı. bir gece klan, panayırdan dönen evli bir çifte pusu kurdu. kadını saniyeler içinde attan düşürüp vahşice katlettiler ancak kocası göründüğünden daha dişli çıktı. atının üstünde kılıcı ve tabancasıyla amansız bir savunma savaşı verdi. tam gücü tükenmek üzereyken, aynı yoldan dönen 20 kişilik başka bir yolcu grubu çığlıkları duyarak yardıma yetişti. kalabalığı gören yamyam klanı, arkalarında parçalanmış bir kadın cesedi ve dehşet içinde bir koca bırakarak mağaralarına geri kaçtı.
yaşanan bu vahşet nihayet gizemi bozdu ve şikayetler doğrudan kral i. james’e ulaştı. kral, yanına 400 eğitimli asker ve iz sürücü tazılar alarak ayrshire kıyılarına bizzat çıkarma yaptı. askerler günlerce hiçbir iz bulamadı ancak tazıların keskin burunları, deniz sularının çekildiği bir an o kör mağaranın ağzında donup kaldı. mağaraya giren ordu, insanlık tarihinin en karanlık manzarasıyla karşılaştı: tavandan sarkan insan uzuvları, kurutulmuş etler, dağ gibi birikmiş kıyafetler ve mücevherler.
sawney bean ve tüm ailesi tek bir kayıp bile verilmeden kıskıvrak yakalandı. işledikleri suçlar o kadar büyük ve dehşet vericiydi ki, mahkemeye bile gerek duyulmadı. edinburgh’a götürülen klanın erkeklerinin kolları ve bacakları canlı canlı kesilerek kan kaybından ölmeye bırakıldı; kadınlar ve çocuklar ise bu vahşeti izlemeye zorlandıktan sonra yakılarak idam edildi. sawney bean, son nefesini verirken bile pişmanlık göstermedi ve cellatların yüzüne karşı, "bitmedi, asla bitmeyecek" diye haykırdı. ardında bıraktığı hikaye ise yüzyıllar boyunca geceleri çocukları korkutmak için anlatılan en gerçek masal olarak kaldı.
sawney bean, taşra hayatının monotonluğundan ve dürüst işçi sınıfının sefaletinden sıkılınca, yanına kendisi gibi düşünen hırslı ve acımasız bir kadın alarak medeniyete tamamen sırtını döndü. çift, ayrshire kıyılarında, suların yükselmesiyle girişi tamamen kapanan, yüzlerce metre derinliğindeki karanlık ve nemli (b bennane mağarası)’nı kendilerine yurt edindi. bu mağara, sonraki çeyrek asır boyunca iskoçya tarihinin en büyük kabusuna ev sahipliği yapacaktı.
hayatta kalmak için ne bir tarlaları vardı ne de bir zanaatları. sawney ve karısı, çareyi yoldan geçen yalnız gezginleri pusuyu düşürüp soymakta buldu. ancak yakalanma korkusu onları ana akım suçlulardan çok daha vahşi bir yönteme itti: arkalarında hiç şahit bırakmamak. öldürdükleri kurbanların cesetlerini mağaraya taşıdılar. zamanla bu cinayetler sadece bir güvenlik önlemi olmaktan çıkıp, temel besin kaynakları haline geldi. kurbanlarını mağaranın karanlığında parçalara ayırıyor, tuzlayıp kurutarak salamura yapıyorlardı.
yıllar geçtikçe mağaranın içindeki nüfus, ensest ilişkilerle çığ gibi büyüdü. sawney ve karısının çocukları oldu, o çocuklardan yeni çocuklar doğdu. sonunda dış dünyadan tamamen izole, sadece insan etiyle beslenen, ahlak ve dil kavramını yitirmiş yaklaşık 50 kişilik devasa bir yamyam klanı oluştu. çevre kasabalarda yüzlerce insan ardında hiçbir iz bırakmadan kayboluyor, yerel halk suçu masum göçmenlere ya da hancılara atıyordu. kimsenin aklına o karanlık mağaraya bakmak gelmiyordu çünkü yükselen deniz suları klanın tüm izlerini kusursuzca gizliyordu.
her kusursuz suç gibi, bean ailesinin saltanatı da tek bir hata ile sarsıldı. bir gece klan, panayırdan dönen evli bir çifte pusu kurdu. kadını saniyeler içinde attan düşürüp vahşice katlettiler ancak kocası göründüğünden daha dişli çıktı. atının üstünde kılıcı ve tabancasıyla amansız bir savunma savaşı verdi. tam gücü tükenmek üzereyken, aynı yoldan dönen 20 kişilik başka bir yolcu grubu çığlıkları duyarak yardıma yetişti. kalabalığı gören yamyam klanı, arkalarında parçalanmış bir kadın cesedi ve dehşet içinde bir koca bırakarak mağaralarına geri kaçtı.
yaşanan bu vahşet nihayet gizemi bozdu ve şikayetler doğrudan kral i. james’e ulaştı. kral, yanına 400 eğitimli asker ve iz sürücü tazılar alarak ayrshire kıyılarına bizzat çıkarma yaptı. askerler günlerce hiçbir iz bulamadı ancak tazıların keskin burunları, deniz sularının çekildiği bir an o kör mağaranın ağzında donup kaldı. mağaraya giren ordu, insanlık tarihinin en karanlık manzarasıyla karşılaştı: tavandan sarkan insan uzuvları, kurutulmuş etler, dağ gibi birikmiş kıyafetler ve mücevherler.
sawney bean ve tüm ailesi tek bir kayıp bile verilmeden kıskıvrak yakalandı. işledikleri suçlar o kadar büyük ve dehşet vericiydi ki, mahkemeye bile gerek duyulmadı. edinburgh’a götürülen klanın erkeklerinin kolları ve bacakları canlı canlı kesilerek kan kaybından ölmeye bırakıldı; kadınlar ve çocuklar ise bu vahşeti izlemeye zorlandıktan sonra yakılarak idam edildi. sawney bean, son nefesini verirken bile pişmanlık göstermedi ve cellatların yüzüne karşı, "bitmedi, asla bitmeyecek" diye haykırdı. ardında bıraktığı hikaye ise yüzyıllar boyunca geceleri çocukları korkutmak için anlatılan en gerçek masal olarak kaldı.
devamını gör...
zengin yapınca başka fakir yapınca başka adlandırılan şeyler
zengin elinde sopa dağa çıkarsa trekking olur, fakir çıkarsa köylü derler.
devamını gör...
yazarların sinir olduğu insan tipleri
çok var da son iki tanesini anlatayım.
yurt dışına çıkıp da döndükten sonra artık kimsenin kullanmadığı antika şehir haritalarını açıp gösteren sonradan görme tipler vardır bir de böyle hiç ilgilenmezsin o haritayla neyse işte bir buluşmada yanımıza böyle geldi eskiden tanıdığım bir geri zekalı çantasından harita çıkartıp gösteriyor hiç ilgilenmedim "e merak ettim şehri dedin aç bak" falan dedi lfkfkf ulan götoğlanı onları biz en son 20 sene önce kullanıyorduk akıllı telefon internet yapay zeka navigasyon diye şeyler var artık herife bunlardan bahsediyoruz "ben böyle seviyorum" falan diyordu ulan çin işkencesi gibidir o haritalar nesini seveceksin elini ağrıtıyor nerede olduğunu bulamıyorsun başta muhakkak kendisi de kullanmıyordu ama şov olsun diye yapıyordu bir de gene böyle sonradan görme olarak imzalattırdığı aptal aptal şeyleri 24 bin liralara falan satıyordu dolapta normalde fiyatı 2000 lira olan esas ona en çok gıcık sinir olmuştum.
bundan başka olarak grafik tasarımcı olan bir meslektaş hatun vardı geçen sene konuştuğum sürekli sürekli ama sürekli sürekli sürekli işini anlatıyordu bir telefonlaştık böyle nefes almadan sanki cv'sini anlatıyor gibiydi hiçbir şekilde söz hakkı vermiyordu ki zaten böyle söz hakkı vermeden karşısındakiyle diyalog kurmadan konuşan sürekli ben ben ben diyen tiplere sinir olurum kendi kurduğu reklam ajansını anlatıyor ama sanarsın sanki holding yaptığı işler de bok gibiydi hiç böyle akademik eğitim almış bir grafik tasarımcının elinden çıkmış gibi değildi malum ikimiz de üniversite mezunuyduk ve ben de sonuçta çok kötüydüm üniversitenin başında, zamanla ne nasıl yapılır öğrendim tabii ama onun yaptığı işler o kadar kötüydü ki bir de yapay zekada bir şeyler yapmış web sitesine çat çat koymuştu aslında geçen sene bunun üzerine bayağı gıcık olup ajansının ismi ile başlık da açmıştım burada(ajansın adı da abisiyle isminin baş harfleri yani aman ne yaratıcı) hatta kendisi görüp mesaj attı senden duymak isterdim bunları demişti sırf etik değil diye silmiştim o entryi kendisini de engellemiştim hakkındaki düşüncemi söyleyip..
o yüzden sizi sinir eden birisi olursa tahammül etmek zorunda değilsiniz hakkındaki düşünceyi söyleyin.
yurt dışına çıkıp da döndükten sonra artık kimsenin kullanmadığı antika şehir haritalarını açıp gösteren sonradan görme tipler vardır bir de böyle hiç ilgilenmezsin o haritayla neyse işte bir buluşmada yanımıza böyle geldi eskiden tanıdığım bir geri zekalı çantasından harita çıkartıp gösteriyor hiç ilgilenmedim "e merak ettim şehri dedin aç bak" falan dedi lfkfkf ulan götoğlanı onları biz en son 20 sene önce kullanıyorduk akıllı telefon internet yapay zeka navigasyon diye şeyler var artık herife bunlardan bahsediyoruz "ben böyle seviyorum" falan diyordu ulan çin işkencesi gibidir o haritalar nesini seveceksin elini ağrıtıyor nerede olduğunu bulamıyorsun başta muhakkak kendisi de kullanmıyordu ama şov olsun diye yapıyordu bir de gene böyle sonradan görme olarak imzalattırdığı aptal aptal şeyleri 24 bin liralara falan satıyordu dolapta normalde fiyatı 2000 lira olan esas ona en çok gıcık sinir olmuştum.
bundan başka olarak grafik tasarımcı olan bir meslektaş hatun vardı geçen sene konuştuğum sürekli sürekli ama sürekli sürekli sürekli işini anlatıyordu bir telefonlaştık böyle nefes almadan sanki cv'sini anlatıyor gibiydi hiçbir şekilde söz hakkı vermiyordu ki zaten böyle söz hakkı vermeden karşısındakiyle diyalog kurmadan konuşan sürekli ben ben ben diyen tiplere sinir olurum kendi kurduğu reklam ajansını anlatıyor ama sanarsın sanki holding yaptığı işler de bok gibiydi hiç böyle akademik eğitim almış bir grafik tasarımcının elinden çıkmış gibi değildi malum ikimiz de üniversite mezunuyduk ve ben de sonuçta çok kötüydüm üniversitenin başında, zamanla ne nasıl yapılır öğrendim tabii ama onun yaptığı işler o kadar kötüydü ki bir de yapay zekada bir şeyler yapmış web sitesine çat çat koymuştu aslında geçen sene bunun üzerine bayağı gıcık olup ajansının ismi ile başlık da açmıştım burada(ajansın adı da abisiyle isminin baş harfleri yani aman ne yaratıcı) hatta kendisi görüp mesaj attı senden duymak isterdim bunları demişti sırf etik değil diye silmiştim o entryi kendisini de engellemiştim hakkındaki düşüncemi söyleyip..
o yüzden sizi sinir eden birisi olursa tahammül etmek zorunda değilsiniz hakkındaki düşünceyi söyleyin.
devamını gör...
ergenlikten kişilik analizi
12-17 yaş arasında odamda hiçbir poster vesaire bir şey asılı olmadığı için kişiliksiz kaldığım analiz. yine de asmak aklıma gelse ricardo quaresma ve komünizm ile alakalı olurdu asacaklarım o yıllarda diye düşünüyorum.
devamını gör...
the hills have eyes
bir korku filminden ziyade aksiyon/gerilim filmi olarak başarılı bulduğum yapım. gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.
(bkz: sawney bean)
(bkz: sawney bean)
devamını gör...
yazarların sinir olduğu insan tipleri
karşıdakinin işini gücünü bilmeden “sözde” bilgilerle ahkam kesen insanlara bayılıyorum (!)
bir arkadaş ortamımda yeni de insanların geldiği bir sohbetteyiz. arkadaşımın sorusu üzerine evdeki eniklerden bahsediyorum * birisi mesleki kimliğimi bilmiyorsun tamam ama bakıyorum anlatıyorum işte şöyle oldu gözleri açıldı bilmem kaç günlük oldular zaten normal böyle falan diyorum demek ki ben de biliyorum hani bir şeyler di mi ?
yok ağzını yaya yaya gelmiş bana diyor ki: “yalnız yavru kedilerin 2 saatte bir beslenmesi ve tuvaletlerini yaptırmak lazım”
hadi canıııım shshsh
daha önce baktınız mı diyorum, hayır ama biliyorum diyor bir de. zeki şey seni. sen bilmeye devam et.
neyse. özetle böyle hiçbir halt yapmadan sırf ordan burdan öğrendiği 3-5 bilgiyle konuşan tiplere aşırı sinir oluyorum ya.
bir arkadaş ortamımda yeni de insanların geldiği bir sohbetteyiz. arkadaşımın sorusu üzerine evdeki eniklerden bahsediyorum * birisi mesleki kimliğimi bilmiyorsun tamam ama bakıyorum anlatıyorum işte şöyle oldu gözleri açıldı bilmem kaç günlük oldular zaten normal böyle falan diyorum demek ki ben de biliyorum hani bir şeyler di mi ?
yok ağzını yaya yaya gelmiş bana diyor ki: “yalnız yavru kedilerin 2 saatte bir beslenmesi ve tuvaletlerini yaptırmak lazım”
hadi canıııım shshsh
daha önce baktınız mı diyorum, hayır ama biliyorum diyor bir de. zeki şey seni. sen bilmeye devam et.
neyse. özetle böyle hiçbir halt yapmadan sırf ordan burdan öğrendiği 3-5 bilgiyle konuşan tiplere aşırı sinir oluyorum ya.
devamını gör...
zengin yapınca başka fakir yapınca başka adlandırılan şeyler
zengin çapkınlık, fakir fuhuş yapar.
devamını gör...
aşikar olanı çetrefilli kılma sanatı
insanın en masum kibridir. çünkü herkesin anladığını anlatmak değildir mesele; kimsenin anlamadığı gibi anlatmaktır. halbuki bilge, en derin sırrı bir çocuğun anlayacağı kadar söyleyendir( örn. yunus emre).gerisi, kelimelerle saklambaç oynayanların naif komedisidir.
devamını gör...
normal sözlük
bahattin abi iyi bak tam ölmüş mü.
devamını gör...
uykuda diş sıkmak
son bir senedir bu eylemden muzdaribim… sabah kalktığımda sanki çeneme yumruk atmışlar.
devamını gör...
cümlesinin sonunu getiremeyen insan
cümlesinin sonunu getiremeyen insan, meğer ki kendi hikâyesinde bir virgül olarak kalırmış; başı ve sonu belli olmayan o yarım sözlerle, dinleyenleri ebedi bir merakın kuyusuna atarmış. ne güzel, ne acıklı, ne… işte, şey, efendim...
devamını gör...
hatırladığın ilk anını anlat
geçen bir yerde okudum psikolog mu psikiyatrist mi işte soruyormuş hatırladığın ilk anını amlat. çocukluktan yani diyor.
insan beyni işte olmayan bir anıyıda yaşanmış gibi düşünüyormuş. ee peki nolcak şimdi. bir de insan genelde kötü anıları akılda tutar iyiler unutulur.
insan beyni işte olmayan bir anıyıda yaşanmış gibi düşünüyormuş. ee peki nolcak şimdi. bir de insan genelde kötü anıları akılda tutar iyiler unutulur.
devamını gör...
normal sözlük
normal sözlük macerasının özeti: kendi kendine ihanet eden bir insan anatomisi...
"kendim ettim kendim buldum, size ne" dediği günü de göreceğiz. değişik psiko-enisoloji.
"kendim ettim kendim buldum, size ne" dediği günü de göreceğiz. değişik psiko-enisoloji.
devamını gör...
ergenlikten kişilik analizi
yeni uydurdugum analiz.
benim 12-17 yas arası duvarlarımda odamda sunlar asılıydı:
1-leanordo dicaprio ve brad pitt posteri. o zamanlar onlara hastaydım. analiz: yakısıklı ve yetenekli erkek sever.
2-duvarlarıma ozlu sozler yazıp yazıp yapıstırmıstım. tanrım beni dostlarımdan koru cunku dusmanlarım zaten belli. dal ruzgarı affeder ama kırılmıstır bir kere. sen yanmasan ben yanmasam nasıl cıkar karanlıklar aydınlıga. gibi seyler;) analiz: okumayı ve yazmayı seviyor. hem romantik ve duygusal, hem idealist.
3-dolabıma bir dunya haritası asmıstım. yanına dunyadaki butun ulkeleri ve baskentlerini yazmıstım. butun baskentlete gidicem diye kendime soz vermiştim. analiz: seyahati seviyor.
4-butun dillerde seni seviyorum yazıp asmıstım. ezberlemeye calısıyordum. analiz: sevgi kelebegi
ihih. insanın kendi gecmişine bakması cahil ve saf bir genc kızın gizli defterini okumak gibi hayalleriyle, toz pembe dunyasıyla;)
benim 12-17 yas arası duvarlarımda odamda sunlar asılıydı:
1-leanordo dicaprio ve brad pitt posteri. o zamanlar onlara hastaydım. analiz: yakısıklı ve yetenekli erkek sever.
2-duvarlarıma ozlu sozler yazıp yazıp yapıstırmıstım. tanrım beni dostlarımdan koru cunku dusmanlarım zaten belli. dal ruzgarı affeder ama kırılmıstır bir kere. sen yanmasan ben yanmasam nasıl cıkar karanlıklar aydınlıga. gibi seyler;) analiz: okumayı ve yazmayı seviyor. hem romantik ve duygusal, hem idealist.
3-dolabıma bir dunya haritası asmıstım. yanına dunyadaki butun ulkeleri ve baskentlerini yazmıstım. butun baskentlete gidicem diye kendime soz vermiştim. analiz: seyahati seviyor.
4-butun dillerde seni seviyorum yazıp asmıstım. ezberlemeye calısıyordum. analiz: sevgi kelebegi
ihih. insanın kendi gecmişine bakması cahil ve saf bir genc kızın gizli defterini okumak gibi hayalleriyle, toz pembe dunyasıyla;)
devamını gör...
oralet osman
sözlüğün turuncu renginin değiştirilmesini isteyen büyük süper kahraman
devamını gör...

