zaman tüneli

kafanız bozukken ya da sarhoşken binmeyin. mesele hız değil. 20 km hızla benim gibi çeneyi dağıtıp ameliyat olursunuz. rampa bitislerinde araç tutunmaz. ölüm kalım meselesi yoksa niye 80 km'yi geçiyon a.k. aynanı kontrol et. diğer bütün şoförler geri zekalı kötü niyetli oç'muş gibi hareket et.

edit. arkana kız bindirip hava atmaya çalışma s....im belanı.
devamını gör...

koltuğun üzerinde ki yastıklar
devamını gör...

insan bazen başına gelecekleri bilir çünkü salak olur bazen hatalar yapar bazen de hata yapmasına gerek kalmaz bir şeyler olur düşünür düşünür içinden çıkamaz sonunda kabullenir olacakları bekler rahatlar hafiften
devamını gör...

gerektiğinde nadirde olsa aranan eşyalardır keşke atmasaydık diyoruz
devamını gör...

şampuandan ..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şaka şaka, giyiyorum.
giymemeyi de denedim gençliğimde ama toplumun buna hazır olmadığını fark ettim*
devamını gör...

şu anda 700 cc lik bir motorum var ama 50 cc ile başladım.
1993'de almıştım ilk motorumu. yavaş yavaş gücü yüksektin. diğer yapılması gerekenler trafik kurallarına uymak..
devamını gör...

(bkz: cideliler turizm)
devamını gör...

şöyle kurucaşile yapımı 11/3.50 mt bı balıkçı teknesi tek kamara ve kule.tekneyi çocukların istediği renkelere boyamışsin.çoluk çocuk aileni almışsın, çekmişsin golgeligi, yakmışsın mangalı karpuz soğuk çantasında buz gibi, çocuklar kolluğu simidi bırakmış teknenin her yerinden yerçekimine meydan okuyarak suya atlıyor. hanımla uzanmışız yakmışız birer sigara bir yandan da kadehler tokusuyor muhabbet havadan sudan dertler karada kalmış. off ulen offff
devamını gör...

adaletin olmadığı yerlerde çocuklar ölür. uzağa bakmaya gerek yok.
devamını gör...

devamını gör...

bu bir zardan cok otesinde bir tartısma.
manevi olarak. ve zihniyet olarak.
devamını gör...

valla benim için özlediğim tek şey, para derdim yoktu babam verirdi istediğim kadar. bir de o 10 yıl boyunca hemen hemen her gün sabahtan akşama kadar dışarlarda gezerdim veya top oynardım işte.
devamını gör...

bize neden türkiye'de batılı anlamda caz, rock ve benzeri dış kaynaklı müzik türlerinin olamayacağını gösteren proje grup.

değeri bilinmemiş bir çalışma olan 1986 yağımı crossroads filmi, üstün yetenek bursuyla akademide klasik gitar eğitimi alan 17 yaşındaki bir gencin, blues'a olan tutkusunu anlatır. teorik bilgi ve mükemmele yakın bir tekniği olmasına rağmen blues'a olan sevgisi sadece teoridedir. bir gün derste mozart'ın rondo all turca'yı çalarken sonunu blues tarzı bağlayınca hocasından sert bir uyarı alır. profesör burnun kıl aldırmayan bir klasik müzik eğitmeni stereotipidir. genç blues heveslisine, iki efendiye hizmet edilemeyeceğini, etnik müzikte mükemmelleşmek için onun içine doğmak gerektiğini söyler. saldırgan ama doğru bir tespittir.

blues özelinde alırsak, bu tür, delta bölgesindeki siyahilerin tarihi travması, sınıfsal deneyimi ve kültürel hafızasına dayanan bir müziktir. işte altın gün denen projenin de açmazı burada. dinlediğinde çok iyi bir taklit olduğunu görüyorsun ama ''çok iyi'' kısmı buharlaşıp, taklidin tortusu genzinde kalıyor. tereciye tere satılmıyor. hayatında ciddi manada ilk kez askerde saz çalan bir uzun dönem askeri duyunca çarpılıp da ''müzik böyle yapılmalı'' diyen cem karaca, her şeye rağmen türk müziğinin formlarına uzak değildi. yapması gereken şey, özünden beslenen bir rock kültürü oluşturmaktı. ancak bir avrupalı olarak altın gün grubu, zaten otantik halk müziği prizmasından, anadolu rock prizmasına geçerken kırılma yaşayan müziği alıp, batılı kafasıyla bugünün akustik yahut dijital teknolojisiyle yorumladığında, orijinal ışık kaynağıyla aramıza bir cam prizma daha giriliyor. müziğin kırılması katmerleniyor. ortaya ticari, alayişli ama samimiyetsiz bir iş çıkıyor. benim altın gün ile ilgili problemim bu. muhtemelen blues söyleyen merhum asım can gündüz veya türkiye'de bir dönem caz vokal denince akla ilk gelen isimlerden nükhet ruacan'ı duyan bir amerikalı olmuşsa da bu rahatsızlığı hissetmiştir. bazı şeyler sahibinde daha güzel.
devamını gör...

özlem duymak gibi bir durumum yok ah şu doksanlar falan gibi bir hallenmelerim de yok ama müziğini severim ve dinlerim
devamını gör...

beyin ve bedenin birbirine yetişemiyor uyum sağlamakta güçlük çekiyor olması gibi geliyor bana çoğu zaman.
devamını gör...

insanlık tarihi boyunca yere düşürülen bardakların, kapıya çarpılan omuzların, masanın köşesine denk getirilen serçe parmakların ve "nasıl oldu ben de anlamadım" cümlesinin ortak açıklamasıdır.

yaygın kanaatin aksine sakarlık, kişinin beyninin "bozuk" olması değil, beynin çevreyi algılama, dikkat dağıtıcıları filtreleme ve hareketleri planlama süreçleri arasındaki küçük zamanlama farklılıklarının sonucudur.

insanların konumlarını ve hareketlerini sürekli hesaplayan sistemlerinin bazen milisaniyelik gecikmeler yaşayabildiğini göstermektedir. yani siz bardağı masaya koyduğunuzu sanırken beyniniz bardağın olması gereken yeri hesaplamakla meşguldür. gerçek dünya ise çoktan başka bir karar vermiştir.

özellikle yorgunluk, stres, uykusuzluk ve yoğun zihinsel faaliyetler sakarlığı artırır. çünkü beynin dikkat kaynakları sınırlıdır. bir yandan yarınki toplantıyı, kredi kartı ekstresini ve akşam ne yenileceğini düşünürken diğer yandan kapıdan geçmeye çalışan kişi, kapının fiziksel varlığını teorik olarak kabul etse de pratikte omzuyla test etmeyi tercih edebilir.

sakarlığın en gizemli yönü ise gözlemci etkisidir. kişi evde tek başınayken gayet normal hareket ederken, kalabalık bir ortamda elindeki çayı dökebilir. çünkü sosyal baskı altında beyin kendi hareketlerini normalden fazla izlemeye başlar. normalde otomatik yapılan eylemler bilinçli kontrole geçince sistem kısa süreliğine afallar. futbolcunun boş kaleye topu dışarı atmasıyla misafirin yanında bardağı devirmesi aslında aynı mekanizmanın farklı tezahürleridir.

sonuç olarak sakarlık bir karakter kusuru değil, beynin karmaşık hesaplarının ara sıra verdiği küçük hata mesajlarıdır. yine de bilim, masanın köşesine çarpılan serçe parmağın neden bütün evrenin acısını tek noktada topladığını henüz açıklayabilmiş değildir.
devamını gör...

dünyanın daha güzel bir yer olduğu zamanlara, türk popunun birbirinden güzel şarkılarına duyulan özlemdir..
devamını gör...

motor alırken ebatlarınıza uygun alın.
bu hafta sonu yaşadığımız bir olayı anlatayım. 20 yaşlarında bir kız, büyük bir motor almış, motoru göstermek için tamirciyi ararken bizim çıkmaz sokağa giriyor. motoru çalıştıramayınca motor üstüne doğru düşmeye başlayınca, yardım istiyor, bende camdan gördüm abime söyledim, abim iri yarı 110 kg o motoru aldı cevirdi yola kadar ittirdi.
abi nasıl taşıdın onu diyor kız.abim için zordeğil. abim de çüssene göre al bunu değiştir dedi. çüşsenize göre alın heryerde yardım edecek insan. yok.
devamını gör...

yazarların yakıtı.. göstergesi de oylama..
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim