zaman tüneli

bu tür dizilerde havanın sıcaklığından dolayı senaryoları da fazla yormuyorlar.
devamını gör...

üsküdar'dan harem'e doğru inen çiçekçi durağı yokuşunda yürüyordum. birden karşıdan gitar virtüözü hasan cihat örter'i gördüm. kalbim hızlandı. hayatım boyunca dinlediğim adam karşımdaydı.

yanına yaklaşıp heyecanla:

— efendim sizin hayranınızım. gerçekten büyük sanatçısınız.

dedim.

hasan cihat örter hafifçe gülümsedi.

— teşekkür ederim kardeşim.

ortam çok sıcaktı. cesaretlendim.

— üstad, sizin gibi gitar çalan türkiye'de zor bulunur. john williams'ın türkiye şubesi sizsiniz dedim.

adam başıyla selam verdi.

her şey yolundaydı.

sonra hayatımın en büyük hatasını yaptım.

— hocam, bir fotoğraf çekilebilir miyiz?

bir anda yüzündeki ifade değişti.

— hocam mı dedin?

— şey... yani saygımdan...

— ben sana ne zaman ders verdim?

— yok üstadım, öylesine...

— öylesine mi?

yokuşun ortasında hava basıncı düştü sanki. martılar sustu. ido vapuru korna çalmayı bıraktı.

— bak kardeşim, "üstad" dedin güzeldi. "sanatçı" dedin güzeldi. ama şu "hocam" lafı...

adamın gözleri uzaklara daldı.

ben artık dayak yiyeceğime emindim.

kaçmayı düşündüm ama yokuş aşağıydım; adam benden hızlı inerse yakalardı.

tam o sırada hasan cihat örter gitar kılıfını açtı.

içinden gitar çıkarmasını beklerken adamın içinden ikinci bir gitar, onun içinden üçüncü bir gitar çıktı.

sanki rus matruşkası gibi sonsuz gitar vardı.

sonra bana dönüp:

— demek hocam ha?

dedi.

ardından öyle bir solo attı ki fizik kuralları değişti.

ilk sweep arpejde sağ kulağım kadıköy'e gitti.

ikinci legatoda gözlüğüm altunizade'de bulundu.

tapping kısmında nüfus cüzdanım e-devlet'e geri düştü.

solo bittiğinde kendimi haydarpaşa garı'nın önünde buldum.

bir simitçi:

— abi sen üç dakika önce harem'deydin, nasıl geldin buraya?

diye sordu.

ben de dudaklarım titreyerek:

— hasan cihat örter'den metafizik dayak yedim...

dedim.

o günden sonra bütün müzisyenlere "üstad" diyorum.

hatta mahalledeki bağlama kursunun öğretmenine bile yanlışlıkla "üstadım" diye hitap ettim.

adam:

— evladım bana hocam desen yeter...

dedi.

ben ise korkuyla etrafa bakıp fısıldadım:

— yok abi, o işe bir kere düştük...
devamını gör...

ben aslında hoşçakal leyla'yı youtube'dan ararken ferdi baba'nın öbür leyla'sı olan sende mi leyla şarkısına tıklamışım. hoşçakal leyla diye girdim, sende mi leyla'nın bağımlısı oldum çıktım. bu da youtube'un nadir çalışan hayırlı algoritmalarından biri.
devamını gör...

iyi geceler, öpsün sizi ikizler. *
devamını gör...

"ey peygamber! eşlerinin rızasını arayarak, allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
tahrim suresi 1.ayet.

bu ayet paylaşma işi tıpkı "ben fatih'in torunuyum ya da kanuni'nin" demeye benziyor.kimse deli ibrahim'in torunuyum demiyor..
ayetler de öyle hangisi işimize geliyorsa onu paylaşıyoruz.
tahkim süresi de paylaşılmak istenmeyen ayetlerden birisi..
burada alemleri yaratan varlık peygamber'e eşlerinin rızası olmadan da onlarla yatabilirsin diyor...
son kitap son peygamber son din..
bu bilgi çok önemli...
devamını gör...

zibidi sözlükle aynı kaderi yaşayacak böyle.. gerçi orada daha fenaydı vandal mimar diye biri vardı gene sözlükte olay çıkartıp "bugün kime eksi verelim kimi yağmalayalım" diye underground grup kurup ifşalanınca atılıp sonra afla geri dönen olmuştu ondan sonra sözlük hacklendi ilgisiz bırakılıp kapandı.

hani buradaki dramayı çıkartan palyaçoya af çıkartırsa yüzük yoldaşı daha fenası tarihe geçer.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

‎yol ki uzundur
ikişer ikişer geçiyoruz ömrün çarkından
‎mevsimler karanlıktır
lakin aydınlık vardır göğün şavkında
devamını gör...

türkiye'de "sözlük" konseptini amacına uygun şekilde yaşatan ve hakikaten de okuyucusuna bir dijital ansiklopedi vadeden normal sözlük kapanmamalı, yazarları olan bizler her halükarda sözlüğü muhafaza etmeli. hatta normal sözlük, işleri daha da abartmalı ve en az wikipedia kadar kullanışlı hale gelmelidir. bu sitede ben vikipedi'nin türkçe sayfasında bile bulunmayan faydalı tanımları bizzat okudum ve kendim de birkaç tane yazmak suretiyle bu çorbaya bir tuz attım.

internetin "old school" diyebileceğimiz daha az eğlenceli ama daha çok işlevsel değerlerinden biridir sözlük, kıymetini bilelim.
devamını gör...

yok öyle birşey.
devamını gör...

doğruları söylediği için hem yobazlar hem de militan ateistler kuduruyor.
devam başkan. yanındayız !
devamını gör...

#4010517

atölyene gelecezzz
devamını gör...

#3903380
bayıldığım bir şarkıdır. her sözü, her versiyonu ayrı güzel ve özeldir.
beynimin tam ortasında kâinatın sesi..
devamını gör...

ay sözlük kapanırsa bu kadar işsiz nereye gidecek?!
devamını gör...

#3997932 e biz bosuna mi konustuk babayigit
devamını gör...

açıkçası sözlüğün kapanma ihtimali gerçekleşirse çok da üzülmem. internette hiçbir mecra vazgeçilmez değil. bir yer kapanır, başka bir yer açılır kullanıcı da zamanla akıp gider. sürekli bunun örneklerini görüyoruz.

bunu asıl dert etmesi gerekenler, yoldaş ve yoldaşları.. eğer gerçekten yaşamasını istiyorlarsa sadece nostalji yapmakla olmaz. sürekli içerik üretmeleri, yeni insanları çekmeleri, sözlüğü canlı tutmaları gerekir. gerekirse sahaya inip kendileri entry girecek, başlık açacak, tartışma başlatacak. bir platform kendi kendine yaşamıyor.

benim açımdan aslında olay basit. kapısı açıksa girerim, iki satır yazar çıkarım. bir gün ışıkların kapalı olduğunu görürsem de dönüp arkamı bakmam, komşu meyhaneye geçerim. internet kullanıcısının refleksi böyledir. insanların büyük çoğunluğu bir markaya değil, alışkanlığa bağlıdır.

sahibi içinse durum farklı. eğer burası gerçekten onun için bir anlam ifade ediyorsa, sadece duygusal bağlılıktan söz etmek yetmez. bunun sorumluluğunu da alması gerekir. bir mecranın yaşamasını istiyorsan emek, zaman ve kaynak ayıracaksın.
devamını gör...

açılın ben tecrübeyim.

her sene tekrar eden yaz dönemi ıssızlığı yaşanıyor.
sözlükte 4 değil 2 mevsim var aslında
haziran- ekim arası ilgi azalır,
kasım- mayıs arası herkes toplaşır.
devamını gör...

tamamıyla "beyinde bir sıkıntı var, beyni delelim" prensibine dayanan ve hiçbir şekilde neden sonuç ilişkisine dayanmayan spontane operasyonlarla gerçekleştirilen psikocerrahi * uygulamasıdır. bu yöntemi ilk olarak keşfeden ve hatta trajikomik şekilde bu keşfiyle nobel tıp ödülü'ne layık görülen egas moniz, asıl uygulayan ve yaygınlaştıran kişi ise cerrah bile olmayan bir nörolog, walter freeman'dır.

lobotomi, prensip olarak beynin ön taraftan delinerek prefrontal korteks'te hasar yaratmak ve böylece kişinin düşünce fonksiyonlarını sınırlamak işlemidir. temelde lobotominin bu işe yaradığı ise çok sonraları keşfedilecektir, zira o zamanlarda uygulamanın şizofreni, depresyon, obsesyon, agresyon, hatta migren gibi sayısız akıl hastalığına iyi geldiği düşünülüyordu. oysaki aslında olan, beynin analitik düşünme bölümünü işlevsizleştirerek kişiyi herhangi bir düşünce üretme yetisinden mahrum bırakmaktı. bu düşünce fonksiyonu kaybı kimi zaman bitkisel hayata döndürecek kadar şiddetli, kimi zaman da yüzeyseldi. zira bu uygulamayı yapan doktorlar tamamen körlemesine göz çukurundan bir delik açıyor ve içerideki dokuyu kesiyordu. nereye ve ne kadar müdahale edileceği konusunda bir konsensüs * yoktu.

lobotomiyi ilk kez ortaya atan bilim insanları, bu müdahaleyi bir son çare olarak tanımlıyorlardı. lakin walter freeman işi ticari boyuta döktü ve gerekli gereksiz herkese lobotomi uygulamaya başladı. ruh sağlığı o kadar da kötü olmayan ve belki terapiyle fayda görebilecek insanlar, başı ağrıyan insanlar, çok konuşan insanlar, yaramazlık yapan çocuklar derken iş çığırından çıktı. herhangi bir profesyonel cerrah bilgisi gerektirmeksizin 10 dakika gibi kısıtlı bir sürede uygulanabilen lobotomi, mahalle aralarına açılan kliniklerde bile uygulanır olmuştu. 1950'de sovyetler birliği, yöntemi "etik dışı" bularak yasakladı. 1952'de ilk psikiyatrik ilaç klorpromazin adıyla bulundu ve tıp dünyası bu yöntemi terk etmeye başladı. freeman ısrarla lobotomiyi savunmaya ve uygulamaya devam etti. 1967'de lobotomi uyguladığı bir kadının beyin kanamasından ölmesi üzerine cerrahlık lisansı iptal edildi ve böylelikle uygulama sona erdi.

lobotominin itibarını dünyada bitiren en önemli olay, abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'nin trajik hikayesi olmuştur.

rosemary, hafif öğrenme güçlüğü olan ve ergenlikte ruhsal dalgalanmalar yaşayan neşeli bir genç kızdı. babası, kızının durumunun aile kariyerini lekelemesinden korkarak henüz 23 yaşındayken onu freeman'a götürdü. lobotomi sonrasında rosemary'nin zihinsel kapasitesi 2 yaşındaki bir çocuğun seviyesine düştü. konuşma yetisini kaybetti, idrarını tutamaz hale geldi ve hayatının geri kalanını bir klinikte gizlenerek geçirmek zorunda kaldı. kennedy ailesinin bu trajedisi duyulunca, lobotominin ne kadar tehlikeli bir kumar olduğu toplum tarafından anlaşıldı.

ülkemize gelince... türkiye'de 1940'lı yıllarda birkaç psikiyatrist ve beyin cerrahı tarafından çok kısıtlı sayıda, deneysel nitelikte lobotomi girişimi yapılmıştır ancak bu vakalar hiçbir zaman hastanelerde standart bir tedavi protokolü haline gelmemiştir. dönemin önde gelen türk psikiyatristi mazhar osman ve beraberindeki arkadaşları, yönteme karşı mesafeli durmuşlardır. bunun yerine o dönem yeni gelişen ve bilimsel karşılığı olan elektroşok tedavisi kabul görmüştür.

lobotomi, 1935-1960 yılları arasında 1 milyondan fazla insana uygulandı. hastaların yaklaşık %5'i ameliyat sırasında veya hemen sonrasında beyin kanaması, beyin apsesi, enfeksiyon ya da yüksek ateş nedeniyle öldüler. %60'ı tabiri caizse zombileşti. karar verme, plan yapma, sevinme ya da üzülme yetilerini tamamen kaybettiler. çocuksu, idrarını tutamayan, tamamen başkasına bağımlı "hayvanlara" dönüştüler. hastaların %10'unda ameliyattan sonra kalıcı epilepsi nöbetleri başladı. hastaların yaklaşık %25'inde beynin motor merkezlerinin hasar görmesi nedeniyle parkinson benzeri titremeler, kas katılığı, yürüme bozuklukları, kısmi felç ve konuşma kaybı görüldü. %20'si en fazla 5 yıl içinde intihar etti. geriye kalanlar ise "tedavi edildi" gözüyle bakılsalar da aslında sadece sessizleşmişlerdi ve doktorlar içlerindeki sıkıntıyı görmezden gelebilmişti.

tıp, doğruları ve yanlışlarıyla karmaşık bir geçmişe sahip. bugün kabul ettiğimiz yöntemler çeyrek asır sonra faydasız hatta insanlık dışı görülebilir. bilim, mutlak doğrular kümesi değildir ve bunu anlamak önemlidir. bilim şimdiye kadar yaptığımız yanlışlardan vardığımız çıkarımlar bütünüdür. bundan dolayı "bilimsel bağnazlık" konusunda çok temkinli olmamız ve her bilginin sorgulanabilirliğine inanmamız gerekir.
devamını gör...

5 yil once acilmis baslik. gappandi mi? yok. burada aslan gibi @yoldas benjamin var geregirse ceketini satar yatagini satar bu sozlugu ayakta tutmak icin oyle diyim sana ben canim kardesim benim
devamını gör...

(bkz: cougar ve milf alınacaktır)
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim