1.
beyin cerrahi ile ilgili bir yöntem.
yöntem uzun yıllarca tartışılmış çünkü uygulanan sinir hastalarında bazı duygusal tepki eksikliklerine rastlanmış hatta durumları iyileşmeyi bir tarafa bırakın daha da kötüleşmeye başlamış.
aynı zamanda geçmişine baktığımızda zihin kontrolünde oldukça büyük rolü varmış bu işlemin.
(bkz: zihin kontrolu)
yöntem uzun yıllarca tartışılmış çünkü uygulanan sinir hastalarında bazı duygusal tepki eksikliklerine rastlanmış hatta durumları iyileşmeyi bir tarafa bırakın daha da kötüleşmeye başlamış.
aynı zamanda geçmişine baktığımızda zihin kontrolünde oldukça büyük rolü varmış bu işlemin.
(bkz: zihin kontrolu)
devamını gör...
2.
şizofreni, depresyon ve bipolar bozukluk gibi hastalıkların tedavisi için uygulanan tarihin en acımasız ve zor tedavi yöntemlerinden biridir. bazı kaynaklara göre ilk olarak köpeklere, şempazelere ve şizofreni hastalarına uygulanılmıştır. operasyonda sağ kalan hastalarda sakinleşme belirgin bir şekilde gözlenmiş ve zamanla bu yöntem geliştirilmeye başlanmıştır.
beynin sosyal ilişkilerimizi düzenlediği bölgesine -bu bölge kişiliğimiz ve benliğimizi oluşturan bölge- anestezi uygulanmadan yapılan işlemde buz kıracağını çekiç yardımıyla hastanın göz yuvalarına yerleştirilir. amaç hastanın geçmiş ile olan bağlantılarının koparılmasıdır. dr. freeman'ın geliştirdiği bu yöntem yüzünden çalışma arkadaşının yanından ayrıldığı'nı ve hastaların bir çoğunun hayatını kaybettiğinide belirtelim. hayatta kalan hastaların operasyondan sonra yürümeyi ve tuvalet kullanmayı tekrar öğrenmesi gerekliliği ufak bir detay olarak görülüp uzun bir müddet uygulanmaya devam etmiştir.
bu tedaviye maruz kalan hastaların tahammül seviyeleri her geçen gün daha fazla düşmüş, bir çoğu intihara meyilli olmaya başlamış, kendi işlerini tek başlarına yapamaz hale gelmiştir bu sebeple 1950 yılında yasaklanmıştır.
oscar ödüllü (1936) warner baxter da lobotomi kurbanı olmuştur.eski abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'ye de prefrontal lobotomi uygulanmıştır ve genç kadın hayatının geri kalanını bakıma muhtaç bir şekilde geçirmiştir.
hatırlarsanız one flew over the cuckoo's nest film'inin bir sahnesinde bu uygulamaya yer vermiştir.

shutter island film'nin son sahnesinde leonardo dicaprio şu cümle ile karakterin içinde yaşadığı durumu özetleyip;
hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?
lobotomi uygulamasına gönderilmiştir. yine aynı film'de şu sözler oldukça dikkat çekicidir belki de bir eleştiridir.
şöyle bir düşüncem var ki, bir hastayı saygıyla tedavi eder ve onu dinlerseniz, anlamaya çalışırsanız, ona ulaşabilirsiniz.
beynin sosyal ilişkilerimizi düzenlediği bölgesine -bu bölge kişiliğimiz ve benliğimizi oluşturan bölge- anestezi uygulanmadan yapılan işlemde buz kıracağını çekiç yardımıyla hastanın göz yuvalarına yerleştirilir. amaç hastanın geçmiş ile olan bağlantılarının koparılmasıdır. dr. freeman'ın geliştirdiği bu yöntem yüzünden çalışma arkadaşının yanından ayrıldığı'nı ve hastaların bir çoğunun hayatını kaybettiğinide belirtelim. hayatta kalan hastaların operasyondan sonra yürümeyi ve tuvalet kullanmayı tekrar öğrenmesi gerekliliği ufak bir detay olarak görülüp uzun bir müddet uygulanmaya devam etmiştir.
bu tedaviye maruz kalan hastaların tahammül seviyeleri her geçen gün daha fazla düşmüş, bir çoğu intihara meyilli olmaya başlamış, kendi işlerini tek başlarına yapamaz hale gelmiştir bu sebeple 1950 yılında yasaklanmıştır.
oscar ödüllü (1936) warner baxter da lobotomi kurbanı olmuştur.eski abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'ye de prefrontal lobotomi uygulanmıştır ve genç kadın hayatının geri kalanını bakıma muhtaç bir şekilde geçirmiştir.
hatırlarsanız one flew over the cuckoo's nest film'inin bir sahnesinde bu uygulamaya yer vermiştir.

shutter island film'nin son sahnesinde leonardo dicaprio şu cümle ile karakterin içinde yaşadığı durumu özetleyip;
hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?
lobotomi uygulamasına gönderilmiştir. yine aynı film'de şu sözler oldukça dikkat çekicidir belki de bir eleştiridir.
şöyle bir düşüncem var ki, bir hastayı saygıyla tedavi eder ve onu dinlerseniz, anlamaya çalışırsanız, ona ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
3.
çağrı sinci'nin en bilinen eserlerinden biridir.
benimkisi özgürlüğe adanmış bir ömür
bazıları özgürlüğü bir çift gözde görür
nasıl yaşamışsa insan aynı öyle ölür
benimkisi özgürlüğe adanmış bir ömür
bazıları özgürlüğü bir çift gözde görür
nasıl yaşamışsa insan aynı öyle ölür
devamını gör...
4.
tıptan anlamam ancak geçenlerde okuduğum ufak bilgiye göre: burundan ufak bir kesik açılıp beyne"buz" yardımıyla zarar verilmesi işlemidir. 1930'larda amacı psikolojik hastalıkların tedavisi olarak çıkmışsa da otuz yıl sonrası neredeyse tüm dünya ülkeleri tarafından (komiktir, ilki s.s.c.b.) yasaklanmış uygulama. çünkü bildiğiniz üzere her şey bir alışveriştir. nasıl ki çoğu ilaç hapı karaciğere dalağa vs. hasar veriyorsa; (frontal) lobotomi de duyguların algılandığı ve işlendiği beyin bölümünde kalıcı hasarlar bırakıyormuş.
bunu bir nevi makineleşmiş insan olmak yönünde bir adım olarak düşünmüşler. binlerce insan ölmüş bu tedavi sonrasında. hatta tom waits 1970'lerin başında lobotomi ameliyatı olup hissizleşmek yerine her gün acı çekmeye devam edeceğini seçeceğini söylemiş. evet, duygularımız çok önemli. hayattaki belki de en önemli insani özelliklerden birisi.
bunu bir nevi makineleşmiş insan olmak yönünde bir adım olarak düşünmüşler. binlerce insan ölmüş bu tedavi sonrasında. hatta tom waits 1970'lerin başında lobotomi ameliyatı olup hissizleşmek yerine her gün acı çekmeye devam edeceğini seçeceğini söylemiş. evet, duygularımız çok önemli. hayattaki belki de en önemli insani özelliklerden birisi.
devamını gör...
5.
bir çağrı sinci şarkısıdır.
sanki en sevdiğin filmin en acıklı sahnesi hani lobotomi yaptılar ya jack nicholson'a aynı öyleyim bugün, henüz ölmedim fakat yalnız ihtiyacım var gibi küçük bi' tılsıma
sanki en sevdiğin filmin en acıklı sahnesi hani lobotomi yaptılar ya jack nicholson'a aynı öyleyim bugün, henüz ölmedim fakat yalnız ihtiyacım var gibi küçük bi' tılsıma
devamını gör...
6.
yunanca kökenli bir terimdir.
lobos lob
tome ise kesmek olarak da bilinen beyin cerrahi işlemi.

beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesi sonucu uygulanır.
ilk başlarda lökotomi denilen bu uygulama, yapılmaya başlandığı 1935 yılından beri tartışmalı bir işlemdir. ciddi yan etkileri olmasına karşın yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.
lobos lob
tome ise kesmek olarak da bilinen beyin cerrahi işlemi.

beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesi sonucu uygulanır.
ilk başlarda lökotomi denilen bu uygulama, yapılmaya başlandığı 1935 yılından beri tartışmalı bir işlemdir. ciddi yan etkileri olmasına karşın yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.
devamını gör...
7.
8.
harika çağrı sinci şarkısı.
ben misafirim saçım siyah ruhum afrikanidir
kendi irademle bitiricem merasimi
saçım siyah ruhum afrikanidir
çağrı sinci bir yeraltı sakini!
ben misafirim saçım siyah ruhum afrikanidir
kendi irademle bitiricem merasimi
saçım siyah ruhum afrikanidir
çağrı sinci bir yeraltı sakini!
devamını gör...
9.
lobotomi psikiyatrik bozukluklarda kullanılan cerrahi bir işlemdir. ilk kez 1935 yılında uygulanmış ve o zamandan beri birçok tartışmaya neden olmuştur. ciddi yan etkilerine rağmen yaklaşık 20 yıl boyunca cerrahi bir işlem olarak kullanılmıştır. lobotominin temel amacı aşırı kaygı, stres, depresyon ve uzun süreli ağrı gibi sorunları tedavi etmekti. kronik stres, kronik depresyon ve şizofreni gibi sorunların en azından kısmen ameliyatla tedavi edildiği yine biliniyordu. bu ameliyatta asıl amaç beyne ve onun ön lobuna - frontal lob - ulaşmak olduğu için kesici ve ezici aletler kullanılıyordu. yasaklanmasının temel nedenlerinden biri de buydu. zamanla lobotomi yapılan hastaların çoğu öldü ve ardından lobotomi yasaklandı.
devamını gör...
10.
11.
devamını gör...
12.
j.f. kennedy'nin kız kardeşine de uygulanmış tedavi(?) yöntemi. babası kendi siyasi kariyerine zarar gelmemesi adına kızına bunu layık görmüş. operasyondan sonra kadıncağız iki yaşında bir bireye dönüşmüş.
devamını gör...
13.
cagri sinci'nin saheseri.
hani lobotomi yaptilar ya jack nicholson'a...
hani lobotomi yaptilar ya jack nicholson'a...
devamını gör...
14.
devamını gör...
15.
devamını gör...
16.
17.
bugun istanbul'u dinliyorum, kulaklarim sagir, diyor, cagri sinci abi, bu sarkisinda...
devamını gör...
18.
dedim, "nedir hayatın anlamı?"
durup düşündü, sonra güldü
"benle kesin paylaş eğer çözersen bi' gün"
dedim, "basit, hayat saçmalıktır, saçmalık bütün
biraz karbonhidrat tüket, sonra birazcık tütün"
"böyle diyenler kaçarlar hep, sen hâlâ burdasın
ve saçmalık vazgeçilmezdir kaçmayan için"
durup düşündü, sonra güldü
"benle kesin paylaş eğer çözersen bi' gün"
dedim, "basit, hayat saçmalıktır, saçmalık bütün
biraz karbonhidrat tüket, sonra birazcık tütün"
"böyle diyenler kaçarlar hep, sen hâlâ burdasın
ve saçmalık vazgeçilmezdir kaçmayan için"
devamını gör...
19.
tamamıyla "beyinde bir sıkıntı var, beyni delelim" prensibine dayanan ve hiçbir şekilde neden sonuç ilişkisine dayanmayan spontane operasyonlarla gerçekleştirilen psikocerrahi * uygulamasıdır. bu yöntemi ilk olarak keşfeden ve hatta trajikomik şekilde bu keşfiyle nobel tıp ödülü'ne layık görülen egas moniz, asıl uygulayan ve yaygınlaştıran kişi ise cerrah bile olmayan bir nörolog, walter freeman'dır.
lobotomi, prensip olarak beynin ön taraftan delinerek prefrontal korteks'te hasar yaratmak ve böylece kişinin düşünce fonksiyonlarını sınırlamak işlemidir. temelde lobotominin bu işe yaradığı ise çok sonraları keşfedilecektir, zira o zamanlarda uygulamanın şizofreni, depresyon, obsesyon, agresyon, hatta migren gibi sayısız akıl hastalığına iyi geldiği düşünülüyordu. oysaki aslında olan, beynin analitik düşünme bölümünü işlevsizleştirerek kişiyi herhangi bir düşünce üretme yetisinden mahrum bırakmaktı. bu düşünce fonksiyonu kaybı kimi zaman bitkisel hayata döndürecek kadar şiddetli, kimi zaman da yüzeyseldi. zira bu uygulamayı yapan doktorlar tamamen körlemesine göz çukurundan bir delik açıyor ve içerideki dokuyu kesiyordu. nereye ve ne kadar müdahale edileceği konusunda bir konsensüs * yoktu.
lobotomiyi ilk kez ortaya atan bilim insanları, bu müdahaleyi bir son çare olarak tanımlıyorlardı. lakin walter freeman işi ticari boyuta döktü ve gerekli gereksiz herkese lobotomi uygulamaya başladı. ruh sağlığı o kadar da kötü olmayan ve belki terapiyle fayda görebilecek insanlar, başı ağrıyan insanlar, çok konuşan insanlar, yaramazlık yapan çocuklar derken iş çığırından çıktı. herhangi bir profesyonel cerrah bilgisi gerektirmeksizin 10 dakika gibi kısıtlı bir sürede uygulanabilen lobotomi, mahalle aralarına açılan kliniklerde bile uygulanır olmuştu. 1950'de sovyetler birliği, yöntemi "etik dışı" bularak yasakladı. 1952'de ilk psikiyatrik ilaç klorpromazin adıyla bulundu ve tıp dünyası bu yöntemi terk etmeye başladı. freeman ısrarla lobotomiyi savunmaya ve uygulamaya devam etti. 1967'de lobotomi uyguladığı bir kadının beyin kanamasından ölmesi üzerine cerrahlık lisansı iptal edildi ve böylelikle uygulama sona erdi.
lobotominin itibarını dünyada bitiren en önemli olay, abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'nin trajik hikayesi olmuştur.
rosemary, hafif öğrenme güçlüğü olan ve ergenlikte ruhsal dalgalanmalar yaşayan neşeli bir genç kızdı. babası, kızının durumunun aile kariyerini lekelemesinden korkarak henüz 23 yaşındayken onu freeman'a götürdü. lobotomi sonrasında rosemary'nin zihinsel kapasitesi 2 yaşındaki bir çocuğun seviyesine düştü. konuşma yetisini kaybetti, idrarını tutamaz hale geldi ve hayatının geri kalanını bir klinikte gizlenerek geçirmek zorunda kaldı. kennedy ailesinin bu trajedisi duyulunca, lobotominin ne kadar tehlikeli bir kumar olduğu toplum tarafından anlaşıldı.
ülkemize gelince... türkiye'de 1940'lı yıllarda birkaç psikiyatrist ve beyin cerrahı tarafından çok kısıtlı sayıda, deneysel nitelikte lobotomi girişimi yapılmıştır ancak bu vakalar hiçbir zaman hastanelerde standart bir tedavi protokolü haline gelmemiştir. dönemin önde gelen türk psikiyatristi mazhar osman ve beraberindeki arkadaşları, yönteme karşı mesafeli durmuşlardır. bunun yerine o dönem yeni gelişen ve bilimsel karşılığı olan elektroşok tedavisi kabul görmüştür.
lobotomi, 1935-1960 yılları arasında 1 milyondan fazla insana uygulandı. hastaların yaklaşık %5'i ameliyat sırasında veya hemen sonrasında beyin kanaması, beyin apsesi, enfeksiyon ya da yüksek ateş nedeniyle öldüler. %60'ı tabiri caizse zombileşti. karar verme, plan yapma, sevinme ya da üzülme yetilerini tamamen kaybettiler. çocuksu, idrarını tutamayan, tamamen başkasına bağımlı "hayvanlara" dönüştüler. hastaların %10'unda ameliyattan sonra kalıcı epilepsi nöbetleri başladı. hastaların yaklaşık %25'inde beynin motor merkezlerinin hasar görmesi nedeniyle parkinson benzeri titremeler, kas katılığı, yürüme bozuklukları, kısmi felç ve konuşma kaybı görüldü. %20'si en fazla 5 yıl içinde intihar etti. geriye kalanlar ise "tedavi edildi" gözüyle bakılsalar da aslında sadece sessizleşmişlerdi ve doktorlar içlerindeki sıkıntıyı görmezden gelebilmişti.
tıp, doğruları ve yanlışlarıyla karmaşık bir geçmişe sahip. bugün kabul ettiğimiz yöntemler çeyrek asır sonra faydasız hatta insanlık dışı görülebilir. bilim, mutlak doğrular kümesi değildir ve bunu anlamak önemlidir. bilim şimdiye kadar yaptığımız yanlışlardan vardığımız çıkarımlar bütünüdür. bundan dolayı "bilimsel bağnazlık" konusunda çok temkinli olmamız ve her bilginin sorgulanabilirliğine inanmamız gerekir.
lobotomi, prensip olarak beynin ön taraftan delinerek prefrontal korteks'te hasar yaratmak ve böylece kişinin düşünce fonksiyonlarını sınırlamak işlemidir. temelde lobotominin bu işe yaradığı ise çok sonraları keşfedilecektir, zira o zamanlarda uygulamanın şizofreni, depresyon, obsesyon, agresyon, hatta migren gibi sayısız akıl hastalığına iyi geldiği düşünülüyordu. oysaki aslında olan, beynin analitik düşünme bölümünü işlevsizleştirerek kişiyi herhangi bir düşünce üretme yetisinden mahrum bırakmaktı. bu düşünce fonksiyonu kaybı kimi zaman bitkisel hayata döndürecek kadar şiddetli, kimi zaman da yüzeyseldi. zira bu uygulamayı yapan doktorlar tamamen körlemesine göz çukurundan bir delik açıyor ve içerideki dokuyu kesiyordu. nereye ve ne kadar müdahale edileceği konusunda bir konsensüs * yoktu.
lobotomiyi ilk kez ortaya atan bilim insanları, bu müdahaleyi bir son çare olarak tanımlıyorlardı. lakin walter freeman işi ticari boyuta döktü ve gerekli gereksiz herkese lobotomi uygulamaya başladı. ruh sağlığı o kadar da kötü olmayan ve belki terapiyle fayda görebilecek insanlar, başı ağrıyan insanlar, çok konuşan insanlar, yaramazlık yapan çocuklar derken iş çığırından çıktı. herhangi bir profesyonel cerrah bilgisi gerektirmeksizin 10 dakika gibi kısıtlı bir sürede uygulanabilen lobotomi, mahalle aralarına açılan kliniklerde bile uygulanır olmuştu. 1950'de sovyetler birliği, yöntemi "etik dışı" bularak yasakladı. 1952'de ilk psikiyatrik ilaç klorpromazin adıyla bulundu ve tıp dünyası bu yöntemi terk etmeye başladı. freeman ısrarla lobotomiyi savunmaya ve uygulamaya devam etti. 1967'de lobotomi uyguladığı bir kadının beyin kanamasından ölmesi üzerine cerrahlık lisansı iptal edildi ve böylelikle uygulama sona erdi.
lobotominin itibarını dünyada bitiren en önemli olay, abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'nin trajik hikayesi olmuştur.
rosemary, hafif öğrenme güçlüğü olan ve ergenlikte ruhsal dalgalanmalar yaşayan neşeli bir genç kızdı. babası, kızının durumunun aile kariyerini lekelemesinden korkarak henüz 23 yaşındayken onu freeman'a götürdü. lobotomi sonrasında rosemary'nin zihinsel kapasitesi 2 yaşındaki bir çocuğun seviyesine düştü. konuşma yetisini kaybetti, idrarını tutamaz hale geldi ve hayatının geri kalanını bir klinikte gizlenerek geçirmek zorunda kaldı. kennedy ailesinin bu trajedisi duyulunca, lobotominin ne kadar tehlikeli bir kumar olduğu toplum tarafından anlaşıldı.
ülkemize gelince... türkiye'de 1940'lı yıllarda birkaç psikiyatrist ve beyin cerrahı tarafından çok kısıtlı sayıda, deneysel nitelikte lobotomi girişimi yapılmıştır ancak bu vakalar hiçbir zaman hastanelerde standart bir tedavi protokolü haline gelmemiştir. dönemin önde gelen türk psikiyatristi mazhar osman ve beraberindeki arkadaşları, yönteme karşı mesafeli durmuşlardır. bunun yerine o dönem yeni gelişen ve bilimsel karşılığı olan elektroşok tedavisi kabul görmüştür.
lobotomi, 1935-1960 yılları arasında 1 milyondan fazla insana uygulandı. hastaların yaklaşık %5'i ameliyat sırasında veya hemen sonrasında beyin kanaması, beyin apsesi, enfeksiyon ya da yüksek ateş nedeniyle öldüler. %60'ı tabiri caizse zombileşti. karar verme, plan yapma, sevinme ya da üzülme yetilerini tamamen kaybettiler. çocuksu, idrarını tutamayan, tamamen başkasına bağımlı "hayvanlara" dönüştüler. hastaların %10'unda ameliyattan sonra kalıcı epilepsi nöbetleri başladı. hastaların yaklaşık %25'inde beynin motor merkezlerinin hasar görmesi nedeniyle parkinson benzeri titremeler, kas katılığı, yürüme bozuklukları, kısmi felç ve konuşma kaybı görüldü. %20'si en fazla 5 yıl içinde intihar etti. geriye kalanlar ise "tedavi edildi" gözüyle bakılsalar da aslında sadece sessizleşmişlerdi ve doktorlar içlerindeki sıkıntıyı görmezden gelebilmişti.
tıp, doğruları ve yanlışlarıyla karmaşık bir geçmişe sahip. bugün kabul ettiğimiz yöntemler çeyrek asır sonra faydasız hatta insanlık dışı görülebilir. bilim, mutlak doğrular kümesi değildir ve bunu anlamak önemlidir. bilim şimdiye kadar yaptığımız yanlışlardan vardığımız çıkarımlar bütünüdür. bundan dolayı "bilimsel bağnazlık" konusunda çok temkinli olmamız ve her bilginin sorgulanabilirliğine inanmamız gerekir.
devamını gör...
20.
#3903380
bayıldığım bir şarkıdır. her sözü, her versiyonu ayrı güzel ve özeldir.
beynimin tam ortasında kâinatın sesi..
bayıldığım bir şarkıdır. her sözü, her versiyonu ayrı güzel ve özeldir.
beynimin tam ortasında kâinatın sesi..
devamını gör...


