zaman tüneli

yaşadıklarım mı beni melankolik yaptı yoksa ben melankolik olduğum için mi böyle bir yaşamı oluşturdum o kısmını çözemedim daha.
bir hikaye üzerine çalışıyorum o bile dram dolu oldu gibi.
chatgpt ye yorumla bakalım dedim, bir kısmında şöyle demiş:

“hikâyenin en güçlü tarafı
bence senin yazdığın şeyin güçlü yanı şu:
kimse tamamen suçlu değil.

derya gerçekten zor durumdaydı.

emre gerçekten kırıldı.

ikisi de birbirini sevmiş.

ama bazen iki insanın birbirini sevmesi, aynı hayatı yaşayabilmeleri için yeterli olmuyor.

bence bu hikâyenin özü şu cümlede:

"birbirlerini kaybetmediler; sadece birbirlerine doğru zamanda ulaşamadılar."

bu yüzden karakterler acıklı ama inandırıcı geliyor.”

yani her türlü senaryoda drama queen iş başında :)
devamını gör...

dahi anlamındaki _de'den başlayabiliriz bence.
devamını gör...

üvey baba
devamını gör...

hayallerim maalesef benimle birlikte yaşlanıyor. huzur ise ben ister ve yaratırsam var. bedenim uzun zamandır uyku ve geceden alacaklı… sorarım şimdi kendime; kayıp mı kazanç mı bu?
devamını gör...

bir antipsikotik değildir.
devamını gör...

kaş yaparken göz çıkaran ilaç
türü olduğu söylenir nedeni şu bazılarına intiharı önlemek için verilir ama bu durumda antidepresan intiharı tetikler deniyor
devamını gör...

undertaker vs triple h+shawn michaels
devamını gör...

bu insanlar pazarda markette sokakta yolda gördüğümüz siması eşsiz kişiler hahaah
devamını gör...

marketteki sıcak çıktığında kapılırsa güzeldir ama fırındaki her zaman güzeldir. marketteki tercih edilmediği için belli bir süre sonra tadı yoktur ama fırındakiler çok tercih edilir ve sürekli alınır lezzetlidir
devamını gör...

geleceğim
devamını gör...

benim bildiğim aziz yıldırım bu lukaku'yu alır.
devamını gör...

bugün kimi desteklesem bir mallık yapıyor… belçika 3 dk içinde 2-0 dan döndü. senegalli oyuncular bu motivasyonla uzatmalarda falan verirler herhalde maçı. iyi oyuncularını da dışarı aldılar.
devamını gör...

işletmeler, esnaflar, çalışanlar ve tatile gelen yeri turist, ne zamanki tatil kültürünü benimsedi, avcılığı bıraktı ve saygıyı öğrenir; işte o zaman turizm yükselişe geçer.... belki.
devamını gör...

alaska belgesellerinde doğdukları yerde ölmek için akıntıya karşı yüzen somonlar gibiyiz lan!

gel kafa kafaya verip ağlayalım, göz yaşlarımızın tadı bile aynı biliyor musun?
devamını gör...

senegal orta düzeyde takım ama belçikayı yenmesi eşsiz oldu
devamını gör...

(bkz: mandingo)
devamını gör...

daha çok erkeklere dayatılan hayattır. sırf bu dayatma yüzünden batılı ülkelere göre 400 yıl geç tanıştı türkiye prezervatifle. oysa ki insanları rahat bıraksalar hem prezervatif şirketleri kazansa yokkk illa kondomsuz yaptıracaklar.
devamını gör...

üç üç üç üç
devamını gör...

"başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilk önce damarlarımızda duyduğumuz çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
bize ait olan ne kadar uzakta!"
devamını gör...

kara, maksut ve eliyar’ın öyküsüdür!

1 muharrem 923 cebel ahmer kapısı kahire.

13. ortanın gediklileri el-mukattam köyünde 13 günün yorgunluğuyla istirahatteydiler. maksut, zihgir’in dövdüğü yaralı parmaklarıyla sadağındaki okların yeleklerini tarıyor, eliyar belindeki iki piştovla ejderhan tüfenginin namlusundaki kurşun artığını temizliyor, kara da sina’da memluk cebelüsünün darb ettiği omuzunun kabuklarını soyuyordu.

sur içinde zeynel ağanın müfrezesi yekünen şehid edilmiş, canberdi gazal elçileri de kale kapısına asmıştı. artık aman hakkı yoktu. babamerzuk gürleyince memluk namına nefes alan her canlının amel defterini kapatmaya cevaz vardı.

üçü bu haldeyken köse bir yayabaşı gölgelendikleri hurma ağacının dibinde dikildi!

-sen niçün keferenin okunu taşırsun! dedi maksut’a.

maksut çenesini sıktı sinirden, gözleri belerdi.

-benümkü tükendü! dedi. şehid sekbanlarun sinesinden sökdüm! okum kalmamıştur!

eliyar’a döndü sonra, bu saçun sakalun nedür? abdest de mi almazsun?

-endüşe itme, keferenün ganıdu! mene temren diğmez! hem su yoğudur ki yüzüm ganını yusun! ama teyemmümsüz gizmem, maazallah attuğum adum haramdu!

kara ayağa kalktı sonra, gün yanığı bakır rengi kollarını sinesinde bağladı, sağ bazusundaki damar 13. ortanın nişanı çifte hilalin altından seğiriyordu, iki adım yürüdü, köse yayabaşının eğri burnuna bir karış mesafe kala durdu!

-efendü di var get yoluna! biraz daha temaşa idersen bizi düşmana ifşa edersün, keferenün tatar yaylaru vardu, menzilündesün, ardundan delmeyeler!

köse yayabaşı hiddetlendi, birşey diyecek olduysa da vazgeçti, bir an alt dudağı titredi, azılı domuz gibi hönkürdü, sağ elini sıkıp hızlı adım yürüdü.

nihayet ertesi sabah babamerzuk gürleyince kara, maksut ve dahi eliyar cezbe halinde hücuma kalktılar, salavatların kem sözlere karıştığı o gün bitmez tükenmez bir kinle vurdular, kestiler, biçtiler, ejderhan bin kez gümledi, maksut bir düzine zihgir kırdı, kara’nın çifte kulaklı çifte yatağanı öğlene kalmadan elinde paralandı, memluk kafirinin eğri kılıcıyla can aldı gün dönene kadar. tumanbay’ın muhafızları yere kapaklanmış ellerini yüzlerine siper ederken merhametin zerresini göstermediler. cennetmekan zeynel ağa müfrezesinin her neferi için yüz baş vurdular.

ve nihayet tumanbay kancığı peçeye bürünüp kaçtığında sokak sokak aradılar, onu beni kitâde köylülerinin ağılında keçilerin arasında necaset içinde buldular, peçesini söküp anadan üryan yunus paşa’nın önüne attıklarında beytullah’ın anahtarları, sakal-ı şerif, hacer-ül esved’ten 12 pare, mescid-i nebevinin altun şamdanları ve resul-ü ekrem’in sancağı ukab sayısız mübarek emanetle otağ-ı hümayun’a teslim edildi.

o an hünkarımız sultan selim han’ın huzurunda kara, maksut ve eliyar baş büküp el bağlamış dururken, selim han, dileyin ne dilerseniz dedi!

duyduklarına inanamadı kara, göz ucuyla maksut’la eliyar’a baktı.

o an düşündü, yol boyu atlattıkları badireler, düştükleri pusular, hastalıktan kırılan onca gardaşı, kucağında can veren her bir yoldaşı, hepsini düşündü.

nihayet belli belirsiz bir sesle bize ukab’ı ver diyebildi!

ukab üçe katlanmış bir vaziyette önüne koyulduğunda hürmetle açtı, onu ki uhud’ta şehitlerin sultanı esedullah taşımıştı, eğildi ihtimamla öptü.

artık ukab-ı şerif, resul’ün yeşil sancağı 13. ortaya emanetti!

üç kıt’a yed-i iklimi cihanda can alıp can verenlerin ruhuna hürmeten!

devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim