zaman tüneli

insanların en çok inandıkları şeyler, en az anladıklarıdır.
devamını gör...

küçük takviye kabloları almayın alıyorsanız tır için olanından alın. küçükleri çabuk bozuluyor , üç dört sefer marşa bastıktan sonra anca çalıştırıyor arabayı, üç dört sefer de marşa basınca kablo bağlama yeri yanıyor ya da akünün kutup başına zarar veriyor.

3-5 kuruş fazla verin ama mutlaka tır için olanından alın. ben iki tane küçük takviye kablosunu yukarıda yazdığım sebeplerden dolayı çöpe atmış biri olarak söylüyorum bunları..
devamını gör...

doyumsuzsan mutsuz olursun tabi. sahip oldugun seyler senin icin degerliyse seni neden mutsuz etsin. gecmis anilara da sahiptin ve hatirladiginda yine mutlu oluyorsun.
devamını gör...

ıtalyan barok besteci. "barok" derken dikkat etmek lazım çünkü o kadar da barok değil, klasik çağ müziğinden çok etkilenmiş bir bestecidir.

piyano müziğini çok geliștirmiş bir enstrumentalisttir scarlatti. her türlü tuşlu enstruman çalanın yolu, bilimsel ve profesyonel olarak tabii ki de, yolu scarlatti ' yle mutlaka kesişir.

scarlatti ' nin "sonat" ismini verdiği, sonradan " etude" olarak anılan piyano eserleri, hep piyanonun belirli bir zorluğunu piyaniste çalıştırır. bu düşünüș şekli piyano ve keyboard müziğini çok geliştirmiştir.

piyano tekniğinin gelişimi açısından scarlatti, çok önemli bir bestecidir...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

adamın hiçlik filozofu ya da nihilist filozof olarak bilinmesi kadar saçma bir şey yok bu dünyada.

nietzsche nihilist he! yooaamauagoyim!!

nietzsche bu dünyayı hiçleyen bir adam olmadığı gibi bu dünyayı hiçleyen tüm düşünceleri de hiclemistir.
devamını gör...

kıs. article processing charge (makale basım ücreti).

kısaca bir kavramdan daha bahsedeyim, sonra bunun ne derece bela olduğuna geri dönerim. impact factor (if) diye bir skor var. bilimsel dergilerin iyileri bu skoru almak ve yüksek tutmak için varını yoğunu verir. kabaca şöyle bir şey, o dergide yayınlanan makalelerin son 2 yılda aldığı atıf sayısı / 2 yıldaki makale sayısı. o dergide yayınlanan bir makalenin ortalama kaç diğer makale tarafından atıf aldığını gösterir yani (ama sizin yayın için garanti etmez. yani derginin if'i 3 ise sizin yayına 3 atıf gelecek diye şart yok. belki hiç gelmez, belki 5 gelir).

atıf sayısı da okunurlukla doğrudan ilişkili. kimse okumadığı, içinde ne anlatıldığını bilmediği bir yazıya atıfta bulunmaz, "ben bu bilgiyi burada okudum kaynağı bu adamdır" demez. herkes de okuduğu her bilgiye atıf vermez. yani sizin çalışmaya 3 kişi atıfta bulunduysa belki 13 kişi okumuştur.

if ne kadar yüksek olursa dolaylı olarak o kadar çok kişinin okuyacağı varsayımında bulunabiliriz. vitrin gibi bir şey yani. dergiler de if değeri yükseldikçe "e zaten talep çok, herkes makalesini benim dergimde yayınlamak istiyor, o zaman parası olan yayınlar kardeşim" deyip apc ücretlerini allah katına dayandırıyorlar. mesela benim çalışma alanımdaki en en en baba dergilerden ikisinin apc ücreti cell için 11400 usd, nature için 12850 usd. cell apc, nature apc. bir de bunu gelir modeli belleyen bazı yayınevleri var frontiers ve mdpi gibi. doymadınız aç köpekler diyerek sözlerimi noktalamak istiyorum.

böyle.
devamını gör...

hem mayıs hem haziran da milyarlarca öro fazla veren bir avrupadan söz ediyoruz. maalesef biz dışardan bakıyoruz.

başka bir iktidarla içinde olabilir miydik? bimem ama hayallerime de karışamazsınız di mi...

euro bölgesi, haziran'da 8,6 milyar euro dış ticaret fazlası verdi. euro bölgesi, geçen yılın haziran ayında 4,8 milyar euro, mayıs ayında ise 7,8 milyar euro dış ticaret açığı vermişti.

ab'nin ihracatı haziran'da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,5 artarak 241,5 milyar euroya, ithalatı yüzde 13,5 yükselerek 237,7 milyar euroya ulaştı.
bloomberg yorum haberi buradan
devamını gör...

o zamanlar ezik bir köle idi, sonra affoldu, sonra hoca oldu, sonra kendi okulunu kurdu yani "kral oldu".

karakter tahlili yaparken "bütünü görmek" önemlidir.
devamını gör...

sır değildir. çarşaf çarşaf publish edilir, hatta okuyucu kaçmasın rahatça okusun diye çoğu araştırmacı artık open access yayınlıyor çalışmasını. amaç ne? bildiklerimizi halkla paylaşmak. bu hikayedeki tek çıkar grubu bence apc'yi cukkalayan devasa yayınevleri.
devamını gör...

filozof mudur bilmem ama çok mal bir adam olduğu kesin. kolunu kırmaya kalkan adama " fazla yüklenme kırılır" adam yüklenip kolunu kırdıktan sonra da " bak kırıldı" diyen adamdan filozof falan olmaz aga. stoacı da olsa olmaz.

bir defa felsefenin kendisi öz tanımı itibariyle bu kadar vurdumduymaz ve kabullenici olamaz. be hey mal adam kalkıp bir tane koyamadın mı adamın suratına .anladık kölesin falan filan da bu kadar da aciz bir yaratık mısın be adam?!!
devamını gör...

seksenli yıllarda moda olan; defterlerimizin , çantalarımızın üzerine yapıştırdığımız kabartmalı etiketler. gözleri oynayanlar en güzelleriydi.
devamını gör...

saçmalığı ile kahkaha attıran fotoğraf başlıkları.
devamını gör...

kadınlara bakışa, taktiklerin basitliğine bak.
bir kadının sataşmaya cevap vermesini “düştü”, bir imaja inanmasını “avlandı” diye yorumlamak da enteresan bir özgüven. belki kadın etkilenmek yerine, erkeğin ne kadar basit bir senaryoya sahip olduğunu görmek için oyuna dahil oluyordur. aklınıza geliyor mu böyle seçenekler mesela?
kadının neden cevap verdiğini anlayamayacak kadar kendi hikâyenize inanmanız da ayrı bir basitlik. kadınların foyasını değil, erkeklerin manipülasyon repertuvarının ne kadar sığ olduğunu teşhir etmişsiniz.
yine kadınları anlatırken erkeklerin kendini ele verdiği bir metin. teşekkürler hiç şaşırtmıyorsunuz.
devamını gör...

eleştiriden de anlamıyor bunlar. az önce yazdığım şeyi ciddi ciddi taktik veriyorum sanmışlar. hey gidinin sanal sohbet platformu hey düşe düşe dip bırakmadın.
devamını gör...

okulda tercihimdi.
devamını gör...

çok eskiden, 60'lı senelerde çekilen, başrolünde bir dönem erkekliğin ve yakışıklılığın simgesi olarak görülmüş ve hakikaten fiziğiyle bu kavramın içini dolduran rock hudson'ın olduğu bir film izlemiştim. (bkz: man's favorite sport) adında bir şeydi galiba. özetle başroldeki kahramanımız ülkede amatör balık avcılarına kılavuz olan kitabıyla, olta balıkçılığında otorite bir figürdür. ayrıca bu kitabın telifiyle ünlü olmuş, zenginleşmiş bir bekardır. ancak ufak bir sorun vardır. gerçekte adamımız bırakınız balık tutmayı bilmesini, eline doğru dürüst olta bile almamıştır. bir gün mecburen tanıştığı bir kadın aracılığıyla ulusal bir amatör balıkçılık turnuvasına katılmak zorunda kalınca, olaylar gelişir.

demek isteidğim şu; annemin sık kullandığı bir ifadedir '' şurada kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz. '' kadın avcısının burada ne işi var ? midi klaye'nin sahte personasına 3 günde 500 nick altı yazısı yazdınız. pokemıngöring'in hpv kokusu buralara kadar gelen taytlı pozlarına tav oldunuz. meja'nın gün aşırı yaptığı radyo yayınında sabahladınız. kadın 50 yaşındaydı yahu. siz kim kadın avcılığı kim? abazanlıktan kırılan yıkık herifleriz. gerçek kadın avcısının zaten kadın avlamaya ihtiyacı yoktur. o, kadınları doğal olark kendisine çeker. örnek yakışıklı mısırcı. tavrın, tarzın, görünürlüğün ve hepsinden ötesi para ve iktidarın varsa, kadınlar sana hamsi gibi torik gibi gelir. örnek arda güler. dünyanın en iyi futbolcularından birisi olmasa, laptop başında ihtiyacını kendisi gideriyor olurdu. lamine yamal, sokakta gören kadın, yolunu değiştirirdi. ama bunlar gerçek anlamda istedikleri kadınları elde ederler. kadın avcısı adam allah'ın pazar gününde sözlükte takılmaz. telefonuna elini attığında onlarca mesaj almış olur. işte kılavuz budur. buna da zannedersem siyah hap deniyor. kendimi ideolojilere sıkıştırmak istemiyorum ama siyah haplılığa oturuyorsa, buna dahil olmaktan çekinmem.
devamını gör...

bu soru "cehennem varsa tanrı neden var" sorusu kadar saçmadır. cehennem var çünkü tanrı var. iyilik ve kötülük var, çünkü tanrı var.

şu yazımda açıklamıştım:

emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...

ben derdimi paylasmam. her seyi içime atarım. iyi bir ozellik demiyorum ama yapım boyle. birine dert anlatmak, sıkıntılarınla onu yormak ve bencillik gibi geliyor. cozulecek bir dertse ben zaten kendim cozerim, cozulemeyecek bir dertse anlatmak acıyı uzatır ve iyice dallanıp budaklandırır.

cok uzuldugumde icime atmaktan ucuk cıkartıyorum.
gene dudaklarım patladı.
her tarafı ucuk ucuk.
son 2-3 gun icinde ya bir erkege, ya bir kız arkadasıma ya da bir aile fertime cok icerlemisim.
degişik bir hafızam var. kotu yasanmıslıkları hemen unutur.
son 2-3 gunde neye bu kadar uzuldugumu bulamıyorum, unutmusum;)
devamını gör...

ders alasın diye. bunlar hep tekamül.
devamını gör...

benim de favorim 0.7' dir.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim