zaman tüneli
milliyetçi kadınların çok çekici olması
bayulurun.*
devamını gör...
attila ilhan
akaretler’de komşumun bahçesinde dostlarıyla kahve içerken görürdüm kaptanı.
ruhu şad olsun.
ruhu şad olsun.
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
sabah elimi yüzümü yıkamadan başka hiçbir şey yapmam. sıralama bozulursa günümün olumsuz geçeceğine inanırım.
devamını gör...
milliyetçi kadınların çok çekici olması
#4079528 bir kere yogacı kız yazmazsa inanmam.
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
iki kişi yürüyorsak sağda olmam gerekiyor. üç kişi yürüyorsak orta ya da yine en sağ. ama asla solda yürüyemem.
karşımda biri burnunu kaşıttıysa ben de burnumu kaşırım, huylanıyorum.
eğer bir işi yapmam gerekiyorsa ve mükemmel yapacak mentali henüz kendimde bulamıyorsam o işi yapmam. yarım yamalak olmasındansa olmaması beni daha iyi hissettirir. ya hep ya hiç.
kafamı koyduğum hariç en az 2 yastıkla uyurum. fazlası da olabilir sorun yok.
biri bir şarkıdan biraz mırıldandığında eğer biliyorsam o şarkıyı, içimden sonuna kadar söylemeden rahat edemem.
çok takıntılı değilim ya.
karşımda biri burnunu kaşıttıysa ben de burnumu kaşırım, huylanıyorum.
eğer bir işi yapmam gerekiyorsa ve mükemmel yapacak mentali henüz kendimde bulamıyorsam o işi yapmam. yarım yamalak olmasındansa olmaması beni daha iyi hissettirir. ya hep ya hiç.
kafamı koyduğum hariç en az 2 yastıkla uyurum. fazlası da olabilir sorun yok.
biri bir şarkıdan biraz mırıldandığında eğer biliyorsam o şarkıyı, içimden sonuna kadar söylemeden rahat edemem.
çok takıntılı değilim ya.
devamını gör...
islam felsefesi
birbirinden tamamen bağımsız olmayan iki alanın birbiriyle buluşması.
bu satırları islam felsefesi tarihi ile ilgili bilgi vermek için yazmıyorum. zira bunu yapan çok sayıda kimse var lakin bu şahıslar, bize fayda sağlayacak herhangi bir sonuca ulaşamıyorlar diye düşünüyorum. bu yüzden; bu yazıyı, islam ile felsefe arası bağı göstermek, "felsefe yapmak" için yazıyorum.
islamdan felsefeye, felsefeden islama yolculuk
başlık sizi yanıltmasın: islam ve felsefe birbirinden tamamen bağımsız değildir. dolayısıyla, başlıkta bahsedilen yolculuğun her anı, gerek islami gerekse felsefi bir yolculuktur. yazının sonunda paylaştığım ayet bu durumun delillerinden sadece birisidir. başlayalım.
varlık nedir? düşünürler, binlerce yıldır, varlığın tam olarak ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorlar. bir şeyin ne olduğunu öğrenmek için o şeyin ne olduğunu bilmek gerekir. dolayısıyla; sorulması gereken ilk soru; bilmenin ne demek olduğu ile ilgilidir. "bilgi nedir?" sorusunu doğru cevaplamadan "varlık nedir?" sorusunu doğru cevaplamak mümkün değildir. bu bağlamda; epistemoloji, her zaman için ontoloji'den öncedir.
olgularla aramızdaki zihinsel ilişki inançlarla kurulur. birimiz üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanırken, birimiz dört kenarlı bir üçgenin var olduğuna inanabilir. normal olarak, ikimizin de haklı olması mümkün değildir. peki haklı olanı haklı yapan gerekçe nedir? üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanan niye haklıdır? çünkü üçgenlerin üç kenarı olması bir olgudur. inanç-olgu ilişkisi doğru kurulduğunda olgu ile ilgili inancımızda haklı oluruz. inanç ahlakı tam da burada devreye girer, o olmadan olgularla ilişkimizde haklı olamayız. clifford'un, inanç ahlakı isimli eserindeki "bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak herkes için her zaman ve her yerde yanlıştır." ifadesine bu açıdan yaklaşmak ufuk açıcı olacaktır. biz, herhangi bir şeye, yeterli kanıta dayanarak inandığımızda o şey ile ilgili haklı oluruz. o şey ile ilgili haklı olmamız, bizim o şeyin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olmamız demektir. bunun adı da bilmektir. demek ki bilmek, doğru inanmak demektir. böylelikle bilginin doğru inanç olduğu sonucuna varırız.
bilgi tanımından sonra aklımıza gelebilecek sorulardan biri; bilginin bir inanç türü olmasından dolayı bize bağımlı olup olmadığı konusudur. doğru inancın varlığını inceleyerek bu konudaki merakımızı giderebiliriz. "doğru inanç vardır." önermesinin çelişiğine, yani; "doğru inanç yoktur." önermesine baktığımızda bu önermenin hiçbir zaman doğru inanç olamayacağını görürüz. bu da "doğru inanç vardır." önermesinin her zaman doğru inanç olduğunu gösterir. o halde; bilgi, her zaman var olmadığımızı kabul ettiğimizde; biz insanlardan bağımsız olarak vardır. doğru inancın bizden bağımsız olarak var olduğunu kabul ettik. ancak; doğru inanç, doğası gereği, doğru inanana muhtaçtır. doğru inancın sürekli var olduğunu ispatladığımızdan, onu sürekli var eden en azından bir doğru inananın varlığı zorunludur.
her zaman doğru inanan, tek midir, yoksa birden fazla mıdır? her zaman doğru inanan, hiç yanılmayacağından ve bu da ancak her zaman doğru inananın her şeyi bilmesi ile mümkün olacağından; doğru inanan, her şeyi bilendir. her şeyi bilen, zaman ve mekan içindeki her olayı bilir. sadece zamanı ve mekanı her tarafından kuşatıp gözeten zamanın ve mekanın içindeki tüm olayları bilebilir. yani; mutlak bilen, mekanı her tarafından kuşattığından tektir. bilen, doğru inancı sürekli var ettiğinden, aynı zamanda var edendir. var eden; her zaman doğru inanan ve her şeyi bilendir. evet, artık "varlık nedir?" sorusu ile ilgili konuşma ehliyetine sahibiz. var olan; var eden ve var edilenlerdir.
var olanı, var eden ve var edilenler olarak tanımladık. var eden'in; her zaman doğru inanan, her şeyi bilen, zamanı ve mekanı kuşatan ve tek olduğunu ispatladık. ayrıca; var eden, zamanı ve mekanı kuşattığından yüce ve büyük'tür. çünkü; mekanı her tarafından kuşatır ve mekanın ötesinde sadece o vardır. tarihte, böyle bir var eden'in varlığından ve tekliğinden bahseden bize ulaşmış tek metin kur'an'dır. bilen (el-alîm), var eden (el-hâlık), kuşatan (el-muhît), tek (el-ehad), büyük (el-azîm) ve yüce (el-aliyy) isimlerinin hepsi kur'an'da vardır. tarihte, doğru bir var eden tasavvuruna sahip bize ulaşan tek metnin kur'an olması; kur'an'ın, var eden tarafından elçisi muhammed'e indirilmiş bir kitap olduğuna kanıttır. var edeni ve var edilenleri anlamak için bu kitaba bakmamız şarttır. buna ek olarak; kur'an'a, var eden'in mesajı olarak baktığımızda; kur'an'ın, biz var edilenlerin var ediliş amacına uygun yaşaması için bir rehber olduğunu görürüz.
epistemoloji ile başlayıp ontoloji ile devam eden yolculuğumuz kur'an ile yeni bir ufka ulaşır. elçi ibrahim'in de dediği gibi: "inananlar ve imanlarına haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır." en'am-82
edit: hatalı kelime doğrusu ile değiştirildi.
bu satırları islam felsefesi tarihi ile ilgili bilgi vermek için yazmıyorum. zira bunu yapan çok sayıda kimse var lakin bu şahıslar, bize fayda sağlayacak herhangi bir sonuca ulaşamıyorlar diye düşünüyorum. bu yüzden; bu yazıyı, islam ile felsefe arası bağı göstermek, "felsefe yapmak" için yazıyorum.
islamdan felsefeye, felsefeden islama yolculuk
başlık sizi yanıltmasın: islam ve felsefe birbirinden tamamen bağımsız değildir. dolayısıyla, başlıkta bahsedilen yolculuğun her anı, gerek islami gerekse felsefi bir yolculuktur. yazının sonunda paylaştığım ayet bu durumun delillerinden sadece birisidir. başlayalım.
varlık nedir? düşünürler, binlerce yıldır, varlığın tam olarak ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorlar. bir şeyin ne olduğunu öğrenmek için o şeyin ne olduğunu bilmek gerekir. dolayısıyla; sorulması gereken ilk soru; bilmenin ne demek olduğu ile ilgilidir. "bilgi nedir?" sorusunu doğru cevaplamadan "varlık nedir?" sorusunu doğru cevaplamak mümkün değildir. bu bağlamda; epistemoloji, her zaman için ontoloji'den öncedir.
olgularla aramızdaki zihinsel ilişki inançlarla kurulur. birimiz üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanırken, birimiz dört kenarlı bir üçgenin var olduğuna inanabilir. normal olarak, ikimizin de haklı olması mümkün değildir. peki haklı olanı haklı yapan gerekçe nedir? üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanan niye haklıdır? çünkü üçgenlerin üç kenarı olması bir olgudur. inanç-olgu ilişkisi doğru kurulduğunda olgu ile ilgili inancımızda haklı oluruz. inanç ahlakı tam da burada devreye girer, o olmadan olgularla ilişkimizde haklı olamayız. clifford'un, inanç ahlakı isimli eserindeki "bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak herkes için her zaman ve her yerde yanlıştır." ifadesine bu açıdan yaklaşmak ufuk açıcı olacaktır. biz, herhangi bir şeye, yeterli kanıta dayanarak inandığımızda o şey ile ilgili haklı oluruz. o şey ile ilgili haklı olmamız, bizim o şeyin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olmamız demektir. bunun adı da bilmektir. demek ki bilmek, doğru inanmak demektir. böylelikle bilginin doğru inanç olduğu sonucuna varırız.
bilgi tanımından sonra aklımıza gelebilecek sorulardan biri; bilginin bir inanç türü olmasından dolayı bize bağımlı olup olmadığı konusudur. doğru inancın varlığını inceleyerek bu konudaki merakımızı giderebiliriz. "doğru inanç vardır." önermesinin çelişiğine, yani; "doğru inanç yoktur." önermesine baktığımızda bu önermenin hiçbir zaman doğru inanç olamayacağını görürüz. bu da "doğru inanç vardır." önermesinin her zaman doğru inanç olduğunu gösterir. o halde; bilgi, her zaman var olmadığımızı kabul ettiğimizde; biz insanlardan bağımsız olarak vardır. doğru inancın bizden bağımsız olarak var olduğunu kabul ettik. ancak; doğru inanç, doğası gereği, doğru inanana muhtaçtır. doğru inancın sürekli var olduğunu ispatladığımızdan, onu sürekli var eden en azından bir doğru inananın varlığı zorunludur.
her zaman doğru inanan, tek midir, yoksa birden fazla mıdır? her zaman doğru inanan, hiç yanılmayacağından ve bu da ancak her zaman doğru inananın her şeyi bilmesi ile mümkün olacağından; doğru inanan, her şeyi bilendir. her şeyi bilen, zaman ve mekan içindeki her olayı bilir. sadece zamanı ve mekanı her tarafından kuşatıp gözeten zamanın ve mekanın içindeki tüm olayları bilebilir. yani; mutlak bilen, mekanı her tarafından kuşattığından tektir. bilen, doğru inancı sürekli var ettiğinden, aynı zamanda var edendir. var eden; her zaman doğru inanan ve her şeyi bilendir. evet, artık "varlık nedir?" sorusu ile ilgili konuşma ehliyetine sahibiz. var olan; var eden ve var edilenlerdir.
var olanı, var eden ve var edilenler olarak tanımladık. var eden'in; her zaman doğru inanan, her şeyi bilen, zamanı ve mekanı kuşatan ve tek olduğunu ispatladık. ayrıca; var eden, zamanı ve mekanı kuşattığından yüce ve büyük'tür. çünkü; mekanı her tarafından kuşatır ve mekanın ötesinde sadece o vardır. tarihte, böyle bir var eden'in varlığından ve tekliğinden bahseden bize ulaşmış tek metin kur'an'dır. bilen (el-alîm), var eden (el-hâlık), kuşatan (el-muhît), tek (el-ehad), büyük (el-azîm) ve yüce (el-aliyy) isimlerinin hepsi kur'an'da vardır. tarihte, doğru bir var eden tasavvuruna sahip bize ulaşan tek metnin kur'an olması; kur'an'ın, var eden tarafından elçisi muhammed'e indirilmiş bir kitap olduğuna kanıttır. var edeni ve var edilenleri anlamak için bu kitaba bakmamız şarttır. buna ek olarak; kur'an'a, var eden'in mesajı olarak baktığımızda; kur'an'ın, biz var edilenlerin var ediliş amacına uygun yaşaması için bir rehber olduğunu görürüz.
epistemoloji ile başlayıp ontoloji ile devam eden yolculuğumuz kur'an ile yeni bir ufka ulaşır. elçi ibrahim'in de dediği gibi: "inananlar ve imanlarına haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır." en'am-82
edit: hatalı kelime doğrusu ile değiştirildi.
devamını gör...
kenan evren
bence iyi bir adamdı.
devamını gör...
f.betül sayan'ın aile ait varlıklar
yemin etmişler memleketin kanını son damlasına kadar içmeye resmen.
devlet bursuyla okuyan fatma betül sayan kaya, tapu zengini çıktı!
eşiyle birlikte 'özata denizcilik' hisselerinde manipülasyon yapan ve 5 ay içerisinde 2 milyar tl'den fazla kazanç sağlayan kaya, ifşa olmasının ardından akp'deki tüm görevlerinden istifa etmişti.
gazeteci yiğit uzun, kaya'nın ve ailesinin üzerine kayıtlı servet değerindeki tapuları paylaştı.
ibb'de işe girdiği gün, maddi durumu yeterli olmadığı gerekçesiyle milyonlarca tl değerinde 'burs kazanarak' yurt dışında okumaya giden kaya'nın ve ailesinin tapuları şu şekilde:
1 - fatma betül sayan kaya'nın annesi hatice sayan'ın üzerine tekirdağ süleymanpaşa köseilyas’ta 66.400 m² büyüklüğünde 5 farklı arazi bulunuyor. arazilerin toplam değeri 250 milyon tl ila 300 milyon tl arasında.
2 - anne hatice sayan'ın üzerine istanbul büyükçekmece'de alkent 2000 villa sitesinde lüks bir villa bulunuyor. bu villanın tapusu kaya'nın bakan olduğu 2018 yılında alınırken, sitedeki villaların fiyatı 150 milyon tl ila 300 milyon tl arasında değişmekte.
3 - anne hatice sayan'ın tekirdağ yenice'de 171 bin m² büyüklüğünde iki arazisi daha var. bu arazilerin değeri de 80 ila 120 milyon tl arasında değişmekte.
4 - fatma betül sayan kaya'nın ağabeyi epdk üyesi ömer fatih sayan’ın kadıköy four winds park residence’da lüks bir dairesi, pendik omega yeşiltepe villaları’nda ise lüks bir villası bulunmakta. iki taşınmazın toplam değeri 130 milyon tl'yi buluyor. ağabey sayan, her iki taşınmazı da kardeşinin bakan olduğu 2018 yılında satın aldı.
5 - fatma betül sayan kaya'nın küçük kardeşi nazmiye sümeyye sayan'ın ise büyükçekmece türkoba’da havuzlu bir dubleks villası, alibeyköy'de ise bir dairesi bulunuyor. her iki taşınmaz da fatma betül sayan kaya'nın bakanlıktan ayrılmasından kısa süre sonra satın alınmış.
6 - anne hatice sayan'ın tüm bu taşınmazlara ek olarak istanbul'da 4 dairesi ve 2022’de kurduğu 'hayat var gayrimenkul yatırım inşaat aş' adlı bir şirketi bulunmakta.
buradan
devlet bursuyla okuyan fatma betül sayan kaya, tapu zengini çıktı!
eşiyle birlikte 'özata denizcilik' hisselerinde manipülasyon yapan ve 5 ay içerisinde 2 milyar tl'den fazla kazanç sağlayan kaya, ifşa olmasının ardından akp'deki tüm görevlerinden istifa etmişti.
gazeteci yiğit uzun, kaya'nın ve ailesinin üzerine kayıtlı servet değerindeki tapuları paylaştı.
ibb'de işe girdiği gün, maddi durumu yeterli olmadığı gerekçesiyle milyonlarca tl değerinde 'burs kazanarak' yurt dışında okumaya giden kaya'nın ve ailesinin tapuları şu şekilde:
1 - fatma betül sayan kaya'nın annesi hatice sayan'ın üzerine tekirdağ süleymanpaşa köseilyas’ta 66.400 m² büyüklüğünde 5 farklı arazi bulunuyor. arazilerin toplam değeri 250 milyon tl ila 300 milyon tl arasında.
2 - anne hatice sayan'ın üzerine istanbul büyükçekmece'de alkent 2000 villa sitesinde lüks bir villa bulunuyor. bu villanın tapusu kaya'nın bakan olduğu 2018 yılında alınırken, sitedeki villaların fiyatı 150 milyon tl ila 300 milyon tl arasında değişmekte.
3 - anne hatice sayan'ın tekirdağ yenice'de 171 bin m² büyüklüğünde iki arazisi daha var. bu arazilerin değeri de 80 ila 120 milyon tl arasında değişmekte.
4 - fatma betül sayan kaya'nın ağabeyi epdk üyesi ömer fatih sayan’ın kadıköy four winds park residence’da lüks bir dairesi, pendik omega yeşiltepe villaları’nda ise lüks bir villası bulunmakta. iki taşınmazın toplam değeri 130 milyon tl'yi buluyor. ağabey sayan, her iki taşınmazı da kardeşinin bakan olduğu 2018 yılında satın aldı.
5 - fatma betül sayan kaya'nın küçük kardeşi nazmiye sümeyye sayan'ın ise büyükçekmece türkoba’da havuzlu bir dubleks villası, alibeyköy'de ise bir dairesi bulunuyor. her iki taşınmaz da fatma betül sayan kaya'nın bakanlıktan ayrılmasından kısa süre sonra satın alınmış.
6 - anne hatice sayan'ın tüm bu taşınmazlara ek olarak istanbul'da 4 dairesi ve 2022’de kurduğu 'hayat var gayrimenkul yatırım inşaat aş' adlı bir şirketi bulunmakta.
buradan
devamını gör...
kenan evren
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
yastık.
yumuşacık, içine göçen yastıklarla hayatta uyuyamam.
çok sert de rahatsız edici, onda da uyunmaz.
serte yakın, az yumuşak yastık en bi sevdiğim.
bir markanın öyle modeli var, evde ondan 5 tane var.
bir yere kalmalı gidiyorsam yastığımı da götürüyorum*
yumuşacık, içine göçen yastıklarla hayatta uyuyamam.
çok sert de rahatsız edici, onda da uyunmaz.
serte yakın, az yumuşak yastık en bi sevdiğim.
bir markanın öyle modeli var, evde ondan 5 tane var.
bir yere kalmalı gidiyorsam yastığımı da götürüyorum*
devamını gör...
attila ilhan
yalnızca şair ve romancı değildi. “ali kaptanoğlu” takma adıyla senaristlik ve yönetmenlik de yapmıştır.
aşağıda yer alan ahmet kaya tarafından seslendirilen sevdiğim bir şiiri;
"akşam olur
mektuplar hasretlik söyler
zagrep radyosunda lili marlen türküsü.
siperden sipere ateş tokuşturanlar
karanlıkta dem çeken
ishak kuşu
bu civarlarda benim
bir cennetmekânım olacak
aslan sıfatlı johnny hisarboylu silahşör
arkasında mısır el kahire
ehramlar cana can katan nil
cüzamlı dilenci trahomlu insan
sağında mavi gözlü dilber akdeniz
solunda çöl
ve balta girmemiş orman
biz dünyalılar yemin içtik
imanımız var
hürriyet için, hürriyet aşkına
savulacak döne’m savulacak düşman
dehrin cefasını çektik
safasını süreceğiz.
biz sudanlılar
kıbleye karşı namaza duranlar
aragon’dan bıçak gibi çekilmiş yedi mısra
sydney’den bir muhalif rüzgâr
akşam olur
mektuplar hasretlik söyler
zagrep radyosunda lili marlen türküsü
dost ağlar karanfilim dost ağlar
marş söylemeden ölmek bize yakışmaz
ve biz yine yıldızlara bakarız
ve yine yıldızlar bize bakar
duadır
güneşbaht olasın civan oğlum
hürriyet için dipçik tutan el dert görmesin"
aşağıda yer alan ahmet kaya tarafından seslendirilen sevdiğim bir şiiri;
"akşam olur
mektuplar hasretlik söyler
zagrep radyosunda lili marlen türküsü.
siperden sipere ateş tokuşturanlar
karanlıkta dem çeken
ishak kuşu
bu civarlarda benim
bir cennetmekânım olacak
aslan sıfatlı johnny hisarboylu silahşör
arkasında mısır el kahire
ehramlar cana can katan nil
cüzamlı dilenci trahomlu insan
sağında mavi gözlü dilber akdeniz
solunda çöl
ve balta girmemiş orman
biz dünyalılar yemin içtik
imanımız var
hürriyet için, hürriyet aşkına
savulacak döne’m savulacak düşman
dehrin cefasını çektik
safasını süreceğiz.
biz sudanlılar
kıbleye karşı namaza duranlar
aragon’dan bıçak gibi çekilmiş yedi mısra
sydney’den bir muhalif rüzgâr
akşam olur
mektuplar hasretlik söyler
zagrep radyosunda lili marlen türküsü
dost ağlar karanfilim dost ağlar
marş söylemeden ölmek bize yakışmaz
ve biz yine yıldızlara bakarız
ve yine yıldızlar bize bakar
duadır
güneşbaht olasın civan oğlum
hürriyet için dipçik tutan el dert görmesin"
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
kurallara karşı takıntılıyım. bir kural varsa ona muhakkak uymak zorunda olduğumu düşünürüm. uymadığımda içim rahat etmez.
devamını gör...
03.10.2026 normal sözlük darbesi
dört beş yerde "zorba" kelimesi geçiyor. sözlükte zorba/zorbalık tam olarak nedir bir de bunu tarif ederseniz seviniriz.
sözlük la burası troll olmadan olur mu ? elbette zeki ve de pratik klavyeli troll tadından yenmez ama diğerleri için gülüp geçiniz.
bir de üretmek ve emek vermek denmiş. yazıyoruz işte hepsi bu, emek ve üretmek nedir ?
çok fazla derinlere inmeye gerek yok, yaz, oku, oyla, çık ve hayata bağlan.
sözlük la burası troll olmadan olur mu ? elbette zeki ve de pratik klavyeli troll tadından yenmez ama diğerleri için gülüp geçiniz.
bir de üretmek ve emek vermek denmiş. yazıyoruz işte hepsi bu, emek ve üretmek nedir ?
çok fazla derinlere inmeye gerek yok, yaz, oku, oyla, çık ve hayata bağlan.
devamını gör...
ateş ve su
1 litre su, oda sıcaklığından kaynama noktasına ulaşıp tamamen buharlaşırken yaklaşık 2,6 mj* ısı enerjisi emer.
yani bu hesaptan yola çıkarak işte ateş mi büyük su mu fazla orasını bilemem tabi ama birbirini yok eden iki arkadaştır.
bazen aralarına toprak ve tahta'yı (bazılarına göre hava) alıp sinema sektörüne girmişlikleri bile vardır ki tanımın tam da bu noktasında lan bu bizimle dalga geçiyor demiyor ve hala okuyorsan çok ciddi psikolojik sorunların olduğu gerçeğini cebine koyup en yakın sağlık kuruluşuna gitmen gerekiyor.
yani bu hesaptan yola çıkarak işte ateş mi büyük su mu fazla orasını bilemem tabi ama birbirini yok eden iki arkadaştır.
bazen aralarına toprak ve tahta'yı (bazılarına göre hava) alıp sinema sektörüne girmişlikleri bile vardır ki tanımın tam da bu noktasında lan bu bizimle dalga geçiyor demiyor ve hala okuyorsan çok ciddi psikolojik sorunların olduğu gerçeğini cebine koyup en yakın sağlık kuruluşuna gitmen gerekiyor.
devamını gör...
attila ilhan
hem fena halde leman hem de oradaki yan karakterlerden birisinin geçmişini konu alan haco hanım vay romanları benim için, onun dehasını kabule yeter. ilkinde en bıçak sırtı olabilecek seksüelliğin odak noktasında olduğu bir kurguyu, ucuzluğa ve erotizme düşmeden anlatmış, ikincide ise osmanlı'nın son senelerinde geçen bir hikayeyi tamamen eski dille aktarmıştır.
devamını gör...
özlemek
bir daha yaşanmayacağını ve senin olmayacağını bildiğin şeylere karşı oluşan duygu. çok özülüyorum ama bunun ilerisi yok, ötesi yok.
devamını gör...
charlottesometimes (yazar)
bu kız nerde? ojeli tırnaklarıyla ne güzel içki fotoğrafları, çok güzel şarkılar paylaşırdı. ortalıkta yok. muhtemelen benden başka merak eden de yok.
severdim kendisini. ne de olsa aynı kaptan yemek yemişliğimiz, aynı sofrada bulunmuşluğumuz var. bazı insanlar hayatınızdan geçip gidiyor ama geride küçük bir merak bırakıyor işte.
umarım sağlığı sıhhati yerindedir, keyfi yerindedir. umarım hala bir yerlerde kadehini kaldırıp hayatına devam ediyordur. eğer bir gün bu satırlar kendisine ulaşırsa bilsin ki buralarda onu hatırlayan bir gariban var.
severdim kendisini. ne de olsa aynı kaptan yemek yemişliğimiz, aynı sofrada bulunmuşluğumuz var. bazı insanlar hayatınızdan geçip gidiyor ama geride küçük bir merak bırakıyor işte.
umarım sağlığı sıhhati yerindedir, keyfi yerindedir. umarım hala bir yerlerde kadehini kaldırıp hayatına devam ediyordur. eğer bir gün bu satırlar kendisine ulaşırsa bilsin ki buralarda onu hatırlayan bir gariban var.
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
fotoğraf atmayın şuraya yiyolar.
devamını gör...
attila ilhan
kendisi ile tanışmam tahmini 9-10 yaşlarımda oldu. evde annemden kalan eski bir attila ilhan tüm şiirleri kitabı vardı, sanırım ben sana mecburum olan. bayağı eski olduğu için dikkatimi çekmişti. sürekli o kitaptan şiirler okuyup kendimce yazmaya çalışırdım.
farklı bir bağ hissediyorum ben bu adama. şiirlerini okumak benim için her zaman çok özel, ilk tanıştığım şair olduğundan mıdır bilemem. ne zaman bir şiirine denk gelsem, aşkı, ayrılığı ve yalnızlığı bu kadar doğal ama bir o kadar da vurucu anlatabilmesine hayran kalıyorum.
dizelerinde insanı usulca içine çeken tatlı bir hüzün var. büyük harf kullanmaması veya imla kurallarını kendine göre esnetmesi, onun kendine has tavrının ve ruhunun en güzel yansıması bence.
günlük hayattan kelimelerle, hepimizin içinden geçen duygulara bu kadar doğrudan dokunabilmesini seviyorum.
iyi ki vâr olmuş bu dünyada. iyi ki var. neyse son olarak da içimden pia şiirini bırakmak geldi,
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
farklı bir bağ hissediyorum ben bu adama. şiirlerini okumak benim için her zaman çok özel, ilk tanıştığım şair olduğundan mıdır bilemem. ne zaman bir şiirine denk gelsem, aşkı, ayrılığı ve yalnızlığı bu kadar doğal ama bir o kadar da vurucu anlatabilmesine hayran kalıyorum.
dizelerinde insanı usulca içine çeken tatlı bir hüzün var. büyük harf kullanmaması veya imla kurallarını kendine göre esnetmesi, onun kendine has tavrının ve ruhunun en güzel yansıması bence.
günlük hayattan kelimelerle, hepimizin içinden geçen duygulara bu kadar doğrudan dokunabilmesini seviyorum.
iyi ki vâr olmuş bu dünyada. iyi ki var. neyse son olarak da içimden pia şiirini bırakmak geldi,
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm
devamını gör...
