zaman tüneli
kuaför
kadınlara beterin beterini yaşatmak için yanıp tutuşan kötücül esnaf taneleri. tabi bunu bilerek yapmıyorlar. o kadar uzun zamandır kadınları üzüyorlar ki bunu neden yaptıklarını hatırlamıyorlar.
devamını gör...
amerikan film klişeleri
bu klişelerin sırayla bir bir yıkıldığı bir film olarak resident evil 2026 filmini şiddetle tavsiye ederim. zombi filmi olarak değil kara mizah seviyesi açısından efsane olabilir.
devamını gör...
yat alırken dikkat edilmesi gereken hususlar
eski sahibini iyi araştırmak lazım. malum uyuşturucu zulası falan varsa sonradan marinada bulunan yatınıza polis baskını olabilir veya suçtan kazanılan/ sucta kullanılan malın müsadere edilmesi nedeniyle elinizden çıkabilir.
siz iyi niyetliyim ucuza kapattım ama acil nakde ihtiyacım olduğundan satıyorum demişti yoksa kartel patronu olduğunu bilsem alır miydim deseniz de iyi niyetinizi ileri süremeyebilirsiniz.
siz iyi niyetliyim ucuza kapattım ama acil nakde ihtiyacım olduğundan satıyorum demişti yoksa kartel patronu olduğunu bilsem alır miydim deseniz de iyi niyetinizi ileri süremeyebilirsiniz.
devamını gör...
amerikan film klişeleri
hollywood yapımlarında hikayeyi hızlandırmak, izleyicinin tanıdık duygulara kolayca bağlanmasını sağlamak veya görsel etkiyi artırmak amacıyla sıklıkla tekrar edilen, gerçekçilikten uzak, kalıplaşmış senaryo, karakter ve görsel öğelerdir.
bu klişeler sinema dilinin bir parçası haline gelmiş olup, en yaygın örnekleri şu kategorilerde karşımıza çıkar:
arkaya bakmadan yürümek: karakterler arkalarında devasa bir patlama olurken asla irkilmez veya arkalarına bakmazlar; havalı bir şekilde yürümeye devam ederler.
sonsuz şarjörler: ana karakterler onlarca düşmana karşı ateş ederken silahlarını neredeyse hiç doldurmazlar.
son saniye kurtarışları: bombalar her zaman son 1 veya 2 saniye kala imha edilir.
katilin yavaşlığı: seri katiller veya canavarlar her zaman yavaşça yürür ancak kaçmaya çalışan kurbanlar sürekli yere düşer ve yakalanır.
gözlük çıkınca güzelleşmek: sosyal olarak dışlanmış veya "çirkin" kabul edilen bir kız karakter, sadece gözlüğünü çıkarıp saçını açınca bir anda okulun en popüler kızı haline gelir.
kalıplaşmış okul grupları: okulda her zaman zorba amerikan futbolu oyuncuları (jocks), popüler ponpon kızlar (cheerleaders) ve ezilen inek öğrenciler (nerds) keskin çizgilerle ayrılmıştır.
emekliliğe bir gün kala: bir polis veya dedektif tam emekli olacağı gün ya vurulur ya da hayatının en büyük davasını alır.
öksüren karakterin kaderi: bir karakter filmin başında hafifçe öksürüyorsa, filmin sonunda kesinlikle ölümcül bir hastalığı olduğu ortaya çıkar.
parizyen manzara: paris'teki her evin veya otelin penceresi istisnasız eyfel kulesi'ni görür.
kırmızı plastik bardaklar: gençlerin düzenlediği her ev partisinde içecekler sadece kırmızı plastik bardaklardan (solo cup) içilir.
asla kilitlenmeyen arabalar: karakterler arabalarından indiklerinde kapıları asla kilitlemezler ve anahtarı genellikle güneşliğin arkasında bırakırlar.
bu klişeler sinema dilinin bir parçası haline gelmiş olup, en yaygın örnekleri şu kategorilerde karşımıza çıkar:
arkaya bakmadan yürümek: karakterler arkalarında devasa bir patlama olurken asla irkilmez veya arkalarına bakmazlar; havalı bir şekilde yürümeye devam ederler.
sonsuz şarjörler: ana karakterler onlarca düşmana karşı ateş ederken silahlarını neredeyse hiç doldurmazlar.
son saniye kurtarışları: bombalar her zaman son 1 veya 2 saniye kala imha edilir.
katilin yavaşlığı: seri katiller veya canavarlar her zaman yavaşça yürür ancak kaçmaya çalışan kurbanlar sürekli yere düşer ve yakalanır.
gözlük çıkınca güzelleşmek: sosyal olarak dışlanmış veya "çirkin" kabul edilen bir kız karakter, sadece gözlüğünü çıkarıp saçını açınca bir anda okulun en popüler kızı haline gelir.
kalıplaşmış okul grupları: okulda her zaman zorba amerikan futbolu oyuncuları (jocks), popüler ponpon kızlar (cheerleaders) ve ezilen inek öğrenciler (nerds) keskin çizgilerle ayrılmıştır.
emekliliğe bir gün kala: bir polis veya dedektif tam emekli olacağı gün ya vurulur ya da hayatının en büyük davasını alır.
öksüren karakterin kaderi: bir karakter filmin başında hafifçe öksürüyorsa, filmin sonunda kesinlikle ölümcül bir hastalığı olduğu ortaya çıkar.
parizyen manzara: paris'teki her evin veya otelin penceresi istisnasız eyfel kulesi'ni görür.
kırmızı plastik bardaklar: gençlerin düzenlediği her ev partisinde içecekler sadece kırmızı plastik bardaklardan (solo cup) içilir.
asla kilitlenmeyen arabalar: karakterler arabalarından indiklerinde kapıları asla kilitlemezler ve anahtarı genellikle güneşliğin arkasında bırakırlar.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
sinir baba (yazar)
#4101348
hislerinize yabancı değilim. herkes var ama kimse yok gibi. içinden kocaman bir parça kopmuş da, o boşluk hiç kimseyle ve hiçbir şeyle dolmuyor gibi. dünyada adresini kaybetmişsin de, yorulunca çalacak bir kapın yokmuş gibi. annenin yokluğu dünyadaki en derin ve en sessiz acı. keşke bunları hiç yaşamasaydık. umarım bir gün, bir yerlerde, bir şekilde, biraz olsun hafifler.
hislerinize yabancı değilim. herkes var ama kimse yok gibi. içinden kocaman bir parça kopmuş da, o boşluk hiç kimseyle ve hiçbir şeyle dolmuyor gibi. dünyada adresini kaybetmişsin de, yorulunca çalacak bir kapın yokmuş gibi. annenin yokluğu dünyadaki en derin ve en sessiz acı. keşke bunları hiç yaşamasaydık. umarım bir gün, bir yerlerde, bir şekilde, biraz olsun hafifler.
devamını gör...
market poşetinden çöp poşeti yapmak
çöp poşetleri verimli değil. ipli olanlar kopuyor. ipsiz olanların da ağzını bağlamak sorun. tam dolmadan kapatmayı ayarlamak gerekiyor.
bu açıdan market poşetleri daha kullanışlı. geri dönüşümden üretiliyor. battal boy poşetlerde dürüm böyle mi emin değilim.
bir de sabit fiyat garantisi var. devlet kararname ile zam yapıyor ama çöp poşeti fiyatı anlık çöp poşeti borsasında belirleniyor. belki orada da karşılıklı alıp satacaklar biz de üç kuruşluk poşeti ederinden pahalıya alacağız.
bence enflasyonla mücadele programını bırakalım. nasıl dolarda sabit fiyat politikası var bence tüm mallarda da olsun.
nasıl bir ara devlet market açmıştı. yine açsın ama bu sefer tüm marketler devletin olsun.
bizim kantinde eti cin 45 lira. belmarda 36ira hakmarda 26 lira. 114 gram aynı eti cin.
böyle serbest piyasa olmaz. ben neden 3 farklı fiyata eti cin yiyorum. bisküvi lan bu. fiyatı nasıl dalgalanıyor anlamak mümkün değil. komünizmse komünizm ulan *
bu açıdan market poşetleri daha kullanışlı. geri dönüşümden üretiliyor. battal boy poşetlerde dürüm böyle mi emin değilim.
bir de sabit fiyat garantisi var. devlet kararname ile zam yapıyor ama çöp poşeti fiyatı anlık çöp poşeti borsasında belirleniyor. belki orada da karşılıklı alıp satacaklar biz de üç kuruşluk poşeti ederinden pahalıya alacağız.
bence enflasyonla mücadele programını bırakalım. nasıl dolarda sabit fiyat politikası var bence tüm mallarda da olsun.
nasıl bir ara devlet market açmıştı. yine açsın ama bu sefer tüm marketler devletin olsun.
bizim kantinde eti cin 45 lira. belmarda 36ira hakmarda 26 lira. 114 gram aynı eti cin.
böyle serbest piyasa olmaz. ben neden 3 farklı fiyata eti cin yiyorum. bisküvi lan bu. fiyatı nasıl dalgalanıyor anlamak mümkün değil. komünizmse komünizm ulan *
devamını gör...
pokemon
japonca "pocket monsters" (cep canavarları) kelimelerinin kısaltmasından oluşan, satoshi tajiri tarafından 1995 yılında yaratılan küresel bir medya imtiyazıdır.
pokémon, doğada yaşayan, özel güçlere ve elementel özelliklere sahip olan kurgusal yaratıkların genel adıdır. "pokémon eğitmeni" adı verilen insanlar, bu canavarları "poké ball" adı verilen top şeklindeki araçlarla yakalar, eğitir ve spor amaçlı karşı karşıya getirip savaştırır.
ilk olarak 1996 yılında nintendo game boy için rol yapma video oyunu (jrpg) olarak çıkmış; ardından anime dizileri, sinema filmleri, mangalar ve koleksiyon kart oyunları ile dünya çapında devasa bir popüler kültür haline gelmiştir.
pokémon, doğada yaşayan, özel güçlere ve elementel özelliklere sahip olan kurgusal yaratıkların genel adıdır. "pokémon eğitmeni" adı verilen insanlar, bu canavarları "poké ball" adı verilen top şeklindeki araçlarla yakalar, eğitir ve spor amaçlı karşı karşıya getirip savaştırır.
ilk olarak 1996 yılında nintendo game boy için rol yapma video oyunu (jrpg) olarak çıkmış; ardından anime dizileri, sinema filmleri, mangalar ve koleksiyon kart oyunları ile dünya çapında devasa bir popüler kültür haline gelmiştir.
devamını gör...
mustafa sarıgül'ün trans vatandaşı ağırlamak istemesi
başkanımız tüm yaratılmışlara karşı sevgi ve saygı doludur. işte yine karşılaştığı trans bir vatandaşımızı sanat, kültür konuşmak üzere davet etmiş. ben de sanat, kültür konuşmak istiyorum ama sarıgül başkanım kadar tesirli olabilir miyim bilmiyorum.
www.youtube.com/shorts/RVuJ...
www.youtube.com/shorts/RVuJ...
devamını gör...
briyantin
90’larda yayınlanan, esen kayar’ın hazırlayıp sunduğu, rock and roll ve elvis ağırlıklı radyo programı.
devamını gör...
yat alırken dikkat edilmesi gereken hususlar
doğru marina seçin. ben seçmedim pişman oldum dermişim.
devamını gör...
sırbıstan’da başlayan öğrenci hareketi
bir takım avrupa ülkeleriyle kahve import/export sorunlarıyla ilgili değildir. kedi mamasi krizi olabilir. ogrencilere yükleniyorlardır. cahilim ben.
devamını gör...
devotus atheus (yazar)
şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi….
devamını gör...
tüp bebek
ın vitro fertilizasyon kısaca, ıvf, doğal yollarla çocuk sahibi olamayan çiftler için uygulanan en yaygın ve ileri yardımcı üreme yöntemidir.
temel olarak kadından alınan yumurta hücresi ile erkekten alınan sperm hücresinin vücut dışında (laboratuvar ortamında) döllendirilmesi ve oluşan sağlıklı embriyonun anne adayının rahmine transfer edilmesi esasına dayanır.
temel olarak kadından alınan yumurta hücresi ile erkekten alınan sperm hücresinin vücut dışında (laboratuvar ortamında) döllendirilmesi ve oluşan sağlıklı embriyonun anne adayının rahmine transfer edilmesi esasına dayanır.
devamını gör...
ağlamak isteyip ağlayamamak
tamamen duygu durumu ile ilişkili. an gelir insan bir çaydanlğa bakarken hüzünlenebilir.
devamını gör...
sırbıstan’da başlayan öğrenci hareketi
iki yıla yakın her gün yapılan bir protesto, yalnızca bir tepki değil; istikrarın, kararlılığın ve vazgeçmemenin ifadesidir.
youtube.com/shorts/ynxVEJRq...
youtube.com/shorts/ynxVEJRq...
devamını gör...
tralala
belirli bir sözlük anlamı olmayan; şarkılarda melodiyi desteklemek, ritme eşlik etmek veya neşeli, kaygısız bir ruh halini yansıtmak amacıyla çıkarılan ses ünlemidir.
türkçedeki "la la la", "lay lay lay" veya "dırı dırı" benzeri bir mırıldanma karşılığına sahiptir.
şarkı sözlerinde ara nağme veya kulakta kalan nakarat kısımlarını güçlendirmek için sıkça kullanılır. güncel örnekler arasında manifest grubunun aynı adı taşıyan ingilizce şarkısı yer almaktadır.
çeşitli dijital platformlarda veya mizahi içeriklerde melodiye eşlik eden rastgele bir ses efekti olarak da karşımıza çıkmaktadır.
türkçedeki "la la la", "lay lay lay" veya "dırı dırı" benzeri bir mırıldanma karşılığına sahiptir.
şarkı sözlerinde ara nağme veya kulakta kalan nakarat kısımlarını güçlendirmek için sıkça kullanılır. güncel örnekler arasında manifest grubunun aynı adı taşıyan ingilizce şarkısı yer almaktadır.
çeşitli dijital platformlarda veya mizahi içeriklerde melodiye eşlik eden rastgele bir ses efekti olarak da karşımıza çıkmaktadır.
devamını gör...
mantık yerine duygularının sesini dinlemek
benim anlayışımda iç sesimi dinlemek var. mesela birini sevmem. bana neden diye sorsan sana şundan diyemem. bir şekilde adam bana batar. konuşması batar, elini kolunu kullanışı batar, ses tonu batar. çok sakin veya çok hareketli olması batar. zekasız olması veya aşırı zekalı olması batar.
ben kararlarımı hep duygularımla verdim. çünkü beyin duygu merkezine algı merkezinden daha önce ulaşıyor.
dün 6 bölümlük below diye bir dizi izledim. dev kalamar var. jaws gibi ama tam değil. neyse işte sen suya bakıyorsun. bir şey göremiyorsun. görsen de öyle bir canlı yok. yani türünün ilk ve muhtemelen tek örneği. görmüyorsun ama ensende bir şey oluyor. biran miden kasılıyor.
sen lan bu dev kalamar diyemeden beynin diyor ki uza oğlum yoksa bu seni..
işte ben beynime daha doğrusu amigdalama güveniyorum. adı bu yani. yanlış anlama olmasın teşbih değil.
ben kararlarımı hep duygularımla verdim. çünkü beyin duygu merkezine algı merkezinden daha önce ulaşıyor.
dün 6 bölümlük below diye bir dizi izledim. dev kalamar var. jaws gibi ama tam değil. neyse işte sen suya bakıyorsun. bir şey göremiyorsun. görsen de öyle bir canlı yok. yani türünün ilk ve muhtemelen tek örneği. görmüyorsun ama ensende bir şey oluyor. biran miden kasılıyor.
sen lan bu dev kalamar diyemeden beynin diyor ki uza oğlum yoksa bu seni..
işte ben beynime daha doğrusu amigdalama güveniyorum. adı bu yani. yanlış anlama olmasın teşbih değil.
devamını gör...
briyantin
saç, sakal ve bıyıklara parlaklık, yumuşaklık kazandırmak ve hafif bir şekil vermek amacıyla kullanılan, yağ veya krem bazlı kozmetik bir üründür.
20. yüzyılın başlarında fransız parfümcü édouard pinaud tarafından keşfedilmiştir. kelime kökeni fransızca brilliantine (parlak, parıldayan) sözcüğünden gelir.
genellikle vazelin, hint yağı, çeşitli yağlar ve hoş koku veren esanslardan oluşur. jöle veya wax gibi saçı tahta gibi sertleştirmez; saçı yumuşak ve esnek bırakır. saça parlak, canlı ve ıslak/nemli bir görünüm verir; elektriklenmeyi ve kabarmayı önler.
genellikle az bir miktarı avuç içinde ovuşturarak yumuşatılmalı ve temiz, nemli ya da kuru saça; saç diplerine çok temas ettirmeden uygulanmalıdır.
20. yüzyılın başlarında fransız parfümcü édouard pinaud tarafından keşfedilmiştir. kelime kökeni fransızca brilliantine (parlak, parıldayan) sözcüğünden gelir.
genellikle vazelin, hint yağı, çeşitli yağlar ve hoş koku veren esanslardan oluşur. jöle veya wax gibi saçı tahta gibi sertleştirmez; saçı yumuşak ve esnek bırakır. saça parlak, canlı ve ıslak/nemli bir görünüm verir; elektriklenmeyi ve kabarmayı önler.
genellikle az bir miktarı avuç içinde ovuşturarak yumuşatılmalı ve temiz, nemli ya da kuru saça; saç diplerine çok temas ettirmeden uygulanmalıdır.
devamını gör...
ağlamak isteyip ağlayamamak
sağlam bir dayak yesem ağlarım gibi. böyle çok arada kaldık.
devamını gör...