meja - en beğenilen tanımları (183. sayfa)

bunu yaparken neyinin üzerinde durmayı planlıyorsun diye sorulası yazar iddiası:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

show tv'nin şifreli yayınları vardı, kalça deyince onu anımsadım. hatta bir tutti frutti programı vardı. meyvelerle temsil edilen kızlar falan vardı. o zamanlar için fazlasıyla çıplak sayılırlardı televizyonda görünmek için. hepimiz "çilek güzeli"ne hayrandık.

12'den sonra şifreleniyordu kanal, erotik filmler falan koydukları için. anlamaya çalışıyorduk ne dolaplar döndüğünü sansürlü görüntülere gözlerimizi kısa kısa bakarak. hey gidi günler!

edit: fotosunu da buldum. adamın hemen solundaki de meşhur çilek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tek yönlü beslenmemeniz için annenin olaya biraz da karbonhidrat eklemeye çalışması durumu.
devamını gör...

bulmaca ve zekâ oyunu karışımı bir çeşit eğlence aracı.

karelerden ve bazı sayılardan oluşan bir tablo olarak gelir karşımıza. nasıl çözüleceğini örnek üzerinden anlatmaya çalışayım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

en üstteki sayılara soldan sağa bakalım. en başta 17 sayısı var. bunun anlamı, aşağıdaki karelerden 17 tanesinin birbirine bitişik olarak boyanacağı. hangi 17 tanenin boyanması gerektiğini ise diğer sayıların vereceği ipuçları ile belirliyoruz.

hemen yanında 1 ve 15 var. bunun anlamı şu; 1 kare boyanacak. sonra arada en az 1 kare boşluk olacak şekilde 15 kare daha boyanacak ama bu 15 kare boyanırken bunlar arasında boşluk olmayacak.

yani özetle şöyle diyebiliriz; siyah kutular içerisindeki sayılar, kaç kutunun boyanması gerektiğini söyler. bu siyah kutuların sadece birinin içinde yazan sayı, o kadar sayıda karenin arada boşluk kalmadan, blok hâlinde boyanacağını söyler. mesela siyah kutu içerisinde 8 yazıyorsa, birbirine bitişik 8 kareyi siyaha boyamanız gerekir. eğer iki ayrı siyah kutu varsa ve ikisinin içinde de ayrı ayrı 4 yazıyorsa toplamda yine 8 kareyi boyarsınız ancak 4 tanesi bitişik, diğer 4 tanesi de kendi arasında bitişik olur ve aralarında en az 1 tane beyaz kare kalır.

tüm bunların sonucunda ortaya basit ve çözünürlüğü düşük bir resim çıkar. bulmaca kitabı olarak bulabileceğiniz gibi * internet üzerinden de oynayabilirsiniz.

yukarıdakinin çözülmüş hâlini aşağıda paylaşacağım. biraz incelenirse, yukarıda anlatmak istediğim adımlar sanırım daha net anlaşılacaktır.

internet üzerinden oynanan versiyonlarında çok farklı çeşitler var. renkli olanlarda temel mantık aynı olsa da farklı renkler arasında en az 1 kare beyaz boşluk bırakma zorunluluğu yoktur. bir de kare olarak değil üçgen olarak oynanan versiyonları bulunur.

yukarıdakinin çözülmüş hâli:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu da daha detaylı olan bir tanesinin sonucu:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

bu ise renkli olan; gördüğünüz gibi farklı renkler arasında boşluk olmak zorunda değil:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

aşırı yüksek sıcaklıklar altında ortaya çıkabileceği ön görülen, bozulmuş atomlardan yayılan parçacıkların ortamda serbestçe dolaşabildiği teorik madde.

herhangi katı bir elementi düşünün. bunu, katı halde kalabildiği zamanki sıcaklığının biraz daha üstünde bir sıcaklığa kadar ısıtalım. madde yavaş yavaş erir. biraz daha ısıtırsak kaynar. diyelim ki azot atomlarından bahsediyoruz. bu durumda kaynadıktan sonra yavaş yavaş sıvıdan gaz fazına geçecek olan bu maddenin atomları ikişerli gruplar halinde n2 * molekülleri şeklinde bulunur ortamda.

fakat kaynama sıcaklığından daha yüksek sıcaklığa doğru ısıtmaya devam edersek, moleküller ayrılarak tek atomlara dönüşür. yavaş yavaş elektronlar atomdan kopmaya başlar. yani ortam artık yüksüz atomlar yerine yüklü olan iyon adlı parçacıklardan ibarettir. artık madde yavaş yavaş gaz fazından da çıkıp plazma fazına geçmeye başlamıştır.

diyelim ki azotumuzu 5 milyon kelvine kadar ısıttık. bu durumda ortam, atomun çekirdek ve elektronlar şeklinde ayrılmasıyla ortaya çıkan bir yapıya bürünür.

farz edelim ki 200 milyon kelvin sıcaklığa kadar çıktık. şimdi çekirdek de ayrışmaya başlar. artık çekirdek olarak değil, içindeki bileşimler olan proton ve nötronlar da ortalığa saçılmıştır.

gözümüzü kararttık ve ısıtmaya devam ediyoruz. 1 trilyon kelvine kadar ısıttık. artık proton ve nötronlar da parçalanır ve kendilerini oluşturan kuarklara ayrılırlar. işte teorik hesaplamalar sonucunda, mesela azot için hemen hemen bu sıcaklıkta ortaya çıkacak madde bir kuark - gluon plazmasıdır.

böyle bir sıcaklığa yıldızların merkezinde çıkmak bile pek mümkün değil. mesela güneş'in çekirdeğindeki sıcaklık yaklaşık 15 milyon kelvin. fakat parçacık hızlandırıcılarda çok yüksek enerjili 2 parçacığı çarpıştırarak, anlık da olsa böyle bir sıcaklığa erişebilirsiniz çünkü bu çarpışmalarda ortaya çıkan enerjiler son derece yüksektir.
devamını gör...

bir süredir takipte olduğum yazar. gayet güzel tanımları var. boş beleş konulardan sıkılanlar ve özellikle sinemaya ilgisi olanlar bir göz atmalı diye düşünüyorum.

eskisi kadar herkesi tek tek okuyamıyorum ama yine de gözüm üzerinizde efendim. böyle yazmaya devam...
devamını gör...

tüketicileri etkilemeye yönelik olduğu iddia edilen kadınlı dondurma reklamlarından sonra, tüm tüketicilerin erkek olmadığını akıl eden birinin yaptığı doğru hamle.

diyorsanız ki "kadının biri dondurmayla sevişiyor diye ben bir erkek olarak gidip hemen dondurma alıyorum" o zaman ben de yarı çıplak erkek görünce bisküvi alacağım demektir. yok diyorsanız ki "ne alaka? sırf bunun için dondurma mı alınır? güzel kadınları izleyip geçiyorum reklamı." o zaman ben de aynısını yapıyor olabilirim. bu ikinci seçenek mantıklı olan seçenek bu arada.

özet: biri ne kadar saçmaysa diğeri de o kadar saçma ama yarı çıplak kadın izlemektense yarı çıplak erkek görmeyi tercih edecek heteroseksüel bir kadın olarak iyi yaptılar diyorum. ben niye sadece meme, kalça görmek zorunda kalayım ki erkek tüketiciler yüzünden *. sanki araba alanlar sadece erkek, dondurma yiyenler sadece erkek... her yerde kadın kadın kadın, nedir bu yahu aaa!

ve son olarak kamu spotu: cinsiyetleri bu şekilde kullanmak dünyanın en pis işlerinden biri. keşke yapmasalar.
devamını gör...

böyle isimsiz mektup bırakırsanız daha çok bekleyeceğiniz olay.

şimdi çıkıp üzerine alınsa insanlar "sana demedim" olur. "şimdi sana demedim falan der" diye alınmasalar "niye yazmıyor" olur. e what are you!

kimi kastediyorsanız gidin kendisiyle konuşun bence böyle durumlarda. açık çek tehlikelidir.
devamını gör...

aşil tendonu hakkındaki sorusuna cevap alıp almadığını bilmediğim yazar. o yüzden şimdi buradan yazacağım.

aşil ya da akhilleus, yunan mitolojisinde annesi tanrı, babası kral olan bir yarı tanrıdır. ölümsüz olması için styx nehrine daldırılmıştır çocukken.

çok başarılı bir savaşçıdır ve öyle kolay kolay öldürülemez. efsaneye göre tek zayıf noktası topuğunun arka kısmıdır. zira ölümsüzlük nehrine daldırılırken topuğundan tutulmuştur ve nehrin suyunun değmediği tek yer orasıdır. onu oradan vurmayı başarırsan öldürebilirsin sadece. bu konuyla ilgili bir hikâye daha vardır. o da şöyledir: akhilleus'un annesi thetis, çocuklarının ölümsüz olması için onların ölümlülere has özelliklerini ortadan kaldırmak ister. çocuklarını yakar ki ölümlü özelliklerden arınsınlar. ancak çocuklar ölür. akhilleus ise sadece topuğunda bir yanıkla kurtulmuştur ve tek ölümlü kısmı o bölgesidir. her ne kadar hepsi uydurmasyon olsa da, bu ikinci hikâye benim fikrime göre daha tutarsız.

her neyse. akhilleus, truva savaşında truvalı prens paris tarafından tam da o noktadan okla vurularak öldürülmüştür. aşil tendonu ismi de oradan gelir.

edit: cevabı öğrenmiş ben yazmadan önce ama olsun. burada dursun bu tanım yine de. belki başka birilerinin işine yarar.
devamını gör...

yürüyünce de rahatsız olmalık bir durum yok. herkesin hayatına kimse karışamaz.

esas sorun yürümüyor gibi görünüp özel mesajlarda fındık kıranlar. onları kimse bilmediği için başlarına bela olan da çıkmıyor. "o kendini biliyor" tayfası bunlar. hatta bazılarının hiç sesi çıkmıyor. kimler neler neler yapıyor şurada, haberiniz bile yok. sonra çıkıp "auuv meja luci'ye yürüdüüü"

hey yavrum hey! keşke herkes benim gibi açıktan yürüseydi.
devamını gör...

bana bakmayın boşuna, benden yaşlısı var.
devamını gör...

"kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır? nasıl olabilir bu, nasıl nasıııl!" gibi mi? onu mu soruyorsunuz?

cevap:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dalga geçilecek, hakkında espriler yapılacak kadar masum olmayan hareket.

tc ibarelerini, andımızı kaldırma hareketlerini, suriyeli va afgan ve hatta başka ülkelerden milyonlarca insanı buraya doldurmakla birlikte düşününce "10 sene sonra ülkeyi nerede görüyorsunuz" başlığına "ülkeyi görmüyorum ki" cevabını neden verdiğimi anlarsınız.

afganistan'a da böyle ufak ufak başlayıp bir anda vurmuştu büyük tokat. şimdi hallerini görüyorsunuz.
devamını gör...

ben olsam bunun üzerine oraya memati'yi döşerdim, ne yalan söyleyeyim *. yaşasın kötülük *

sonucunu merakla beklediğimiz olay. haydi bakalım...
devamını gör...

yani ille kalkıp "kusurlu olmasak erkekleri sevmezdik" mi diyelim, bunu mu istiyorsunuz?

bir iddia.
devamını gör...

iki tarafın da bu saçmalıkları bir an önce bırakması ve mümkünse de tek taraf olarak birleşmesini umuyorum.

öyle dünya lideri olalım falan gibi hayalleriniz varsa, bunun yolu birlik olmaktan geçer, düşmanlıktan değil.
devamını gör...

bir grup insan.

ne olursa olsun mutlaka herkesin yeri doluyor bir şekilde. kendimi de dahil ederek söylüyorum ki alternatifi olmayan kimse yok.

ama tabii özlenen yazarlar oluyor. keşke burada olsaydı diyoruz bazıları için zaman zaman.

gittikleri yerde mutlu olsunlar, ne diyelim...
devamını gör...

sözlükte her şey değişiyor ama bu olay hiç değişmiyor.

boş teneke çok ses çıkarır diyerek görmezden gelin.
devamını gör...

başlık açarken forumda olmadığınızı hatırlarsanız harika olur.

nasıl olur o? şöyle;

diyelim ki hacet için alafranga tuvalet kullanmak gibi saçma bir başlık açtınız. başlığı siz açtığınız için en azından ilk yorumda konuyla ilgili bir belirleyici cümle, tanım olmalı. mesela şu: "alaturka tuvalette rahat edemeyen kişinin yapacağı hareket."

sözlük ya hani burası, sözlüklerde de bir kelimenin anlamı yazar ya karşısında... hah, işte aynen öyle! başlığın açıklayıcı anlamını bir yargı cümlesi ile yazacaksınız. başlığı açıp "ben sevmiyom yeaaa alaturka" yazmayacaksınız yani bodoslama. önce bir tanım yazın, sonra "ben de sevmiyom yeaa" yazabilirsiniz istiyorsanız ama yazmasanız daha şık olur tabii.

bir örnek daha geliyor:

başlık: güneş.
tanım: dünyamızı aydınlatan yıldız.
bu şablon doğru.

başlık: güneş.
tanımsız ilk cümle: it oolu it yaktı, bitirdi bizi.
bu yanlış.

***

(bkz: aramaya inanmak) derler bir yiğit vardır bre! duydunuz mu namını? açacağınız başlığı şöyle bir arama kutusunda yoklarsınız, daha önce açıldı mı diye. burada biraz şaklabanlık gerekebilir. başlığı bir öyle bir böyle çevirmek icap edebilir, 2 türlüsü de açılmış olabilir çünkü. elektromanyetik tayf diye açarsınız ama biri elektromanyetik spektrum olarak açmıştır sizden önce. iyice bakın, aynısı ya da benzeri var mı diye.

uzun süredir yazar olan bir kısım arkadaşlar da daha önce açılmış olması son derece olası olan bazı başlıklara balıklama dalıyor. yorum üzerine yorum yazıyorlar. birisi diğer başlık için bakınız verip aramaya inanmak yazdığı halde, ondan sonra gelenler de yorum yazmaya devam ediyor. yapmayınız.

bunları yapmanız dünyanın sonu değil ama yapmamanız sözlüğü biraz kirli ve dağınık hale getiriyor. dolayısıyla insanlar bir konu hakkında yorum yazacakları zaman, 19891032 tane versiyonu olan başlıktan hangisine yazacaklarını şaşırıyorlar.

gece gece ne kafa ütüledim yav! kendi kafam bile ağrıdı.

ama yapmayın...
devamını gör...

erkek düşürmek için kullanılan ilim.

slife5r'ın da dediği gibi, sallıyoruz genellikle ama getirisi var. boşa astronom değiliz yani, bir amaç var burada.

mesela oturmuşsun gözüne kestirdiğin yiğitle gece vakti ıssız bir yerde, konuşuyorsun. ıssız yerde beğendiğin adamlasın ve hâlâ sadece konuşuyorsun. düşün bak ortamdaki gerilimi. sonra birden "bak şuradaki yıldızı görüyor musun?" diye işaret ediyorsun. burası tehlikeli ama. sakın ola o anda "sana monte olsun" gibi bir laf etmeyin, kuşu ürkütürsünüz. kafasını kaldırıp aranırken "işte canım şuradaki. birazdan patlayacak bu. hesaplar çok net. ayırma gözünü ondan. bu tarihî bir an." diyoruz. adam öyle bakıyor havaya, anasından solucan bekleyen yavru kuş gibi. yavaş ama emin hareketlerle boynundan dalıyoruz mevzuya. "ama yıldız" falan diye gevelerse "bakmaya devam et. birazdan yıldız sayısı da artacak. ben gösterceğim sana yıldızları tek tek." diyoruz.

bu kısımdan sonra itiraz ederse ne yapılır ben de bilmiyorum. henüz eden çıkmadığı için benim yol haritası burada bitiyor. siz de deneyin, burada paylaşın. yeni nesillere ışık olsun. yıldız ışığı. patlayanından...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim