meja - en beğenilen tanımları (158. sayfa)

şimdi buraya neler neler yazarım da neyse...

onun yerine şunu koyayım:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeterli para olduğunu farz ederek yanıtlayacağım soru: müstakil ev yapmak.

şu hayatta apartman denen şey kadar saçma ve korkunç az şey gördüm. tanımadığınız bir sürü insanla bir beton kutu içerisine tıkılıyorsunuz. tanımadığınız ve muhtemelen tanısanız da sevmeyeceğiniz bu insanların yaptığı her rezilliğe katlanmak zorunda kalıyorsunuz: pislikleri, gürültüleri, saygısızlıkları hatta bazen evlerinden yayılan leş gibi kokuları sineye çekiyorsunuz. mantıklı mı? değil.

müstakil ev candır! kimseyle muhatap olmamak için genişçe bir bahçesi de olursa tadından yenmez.

yalnız ısıtması ve genel masrafı fazla olur. fakat en başta yeterli para olduğunu varsaydığım için onu şu an umursamıyorum. aptal komşulara tahammül edeceğime biraz daha fazla para harcarım.
devamını gör...

kişiden kişiye değişecek durum.

bakmayın siz richard feynman'ın sosyal medyada dolanan şu sözlerine:
- "şundan emin bir biçimde söyleyebilirim ki; kuantum mekaniğini hiç kimse anlamamıştır."
- "eğer kuantum fiziğini anladığınızı düşünüyorsanız, kuantum fiziğini anlamamışsınızdır."

kuantum mekaniği sihir değil. feynman 1918 yılında doğmuştu. onun bu işlere başladığı zamanlarda gerçekten birçok insan böyle bir fiziğe bir anlam veremiyordu. albert einstein gibi zekâsıyla göklere çıkarılan insanlar bile kuantumun en temel yasalarını imkânsız olarak görüp reddetmeyi seçiyordu. bugün öyle değil. iyi kötü fizik bilen biri kuantum fiziğini de rahatlıkla anlayabilir.

tek sorun, kuantum dünyasında olup bitenleri kabullenebilmek çünkü hiçbir zaman makro dünyada gördüklerimizle benzeşmiyorlar. siz burada bir yere sağ adımınızı attınız diye aynı anda ikiziniz, mesela jamaica'da sol adımını atacak diye bir zorunluluk yok, ama kuantum dolanıklıktaki parçacıklar için var. odanızda otururken bir saniyeliğine yan odada beliremezsiniz ama kuantum tünelleme özelliğiyle bir elektron bunu yapabilir.

sonuç olarak; kuantum fiziğini anlamak gibi bir niyet ve isteğiniz varsa işe günlük hayatta gördüklerinizle kuantum dünyasında gördüklerinizi bir tutmamaya başlamanız gerekir. biraz da matematik öğrenirseniz fena olmaz tabii.
devamını gör...

fizik yasalarının kuantum hesaplama süreçleriyle aynı olduğunu iddia eden görüşten doğan teorik yaklaşım. bu modele göre evrenin temel işleyişi, kuantum bilgisayarlarının çalışma prensiplerine benzer şekilde açıklanabilir.

bir kuantum bilgisayarı klasik 0 ve 1'lerle değil kübitlerle çalışır. kübitler, süperpozisyon ve kuantum dolanıklık gibi önemli kuantum mekaniği özellikleri taşır. evreni bir kuantum bilgisayar olarak modellemek, bu özelliklerin evrenin bütününe uygulanabileceği ve evrendeki tüm parçacıkların kübitler gibi davrandığı iddiası üzerine kurulu bir yöntemdir. yani evrende gerçekleşen tüm fiziksel olayların her biri bir kuantum hesaplama olabilir. bunu destekleyen en önemli teori de holografik evren ilkesidir. bu ilke özetle, fiziksel sistemlere ait bilgilerin bir yüzey üzerine kodlanabileceğini ifade eder.

bu durumda aklınıza gelebilecek her türlü makro veya mikro boyutlu olayda evren bir hesaplama yapıyor olabilir. örneğin büyük patlama, evrenin genişlemesi, zamanın belirli bir yöne doğru akışı gibi olayların hepsi birer hesaplama sürecidir.

elbette ki kanıtlanmış bir fikir değil bu. kanıtlanması durumundaysa oyuna yeni soruların dahil olması kaçınılmaz. mesela -zaten sık sık gündeme getirilen- "evren bir simülasyon mu?" sorusuna buradan geçiş yapılabilir çünkü eğer evren kuantum hesaplamalar yapan devasa bir makineyse, bu hesaplamaları birinin bu makineye yaptırıyor olması gerekir. bu durumda bu "biri" kavramın ne olduğu da otomatik olarak tartışmaya dahil olacak demektir.
devamını gör...

ilbi'nin ttnet kullandığına dair bahse girebilirim ama kanıtlayamam.

imza: bir ttnet mağduru

benim hiç öyle entry'lerim yok. bilim konuşsam millet uyur. dinleyici olarak iyiyim bence

edit: türk telekom dedi şimdi... aaah ah!
devamını gör...

bir parça öküz olduğumdan, hissetmediğim duygu.

elbette bir zararı yok karşılık olarak oy verip jest yapmanın ama içimden gelmeyen şeyi de yapamıyorum, elimde değil.
devamını gör...

gerçek olmayan iddia.

şahsen filtreli de attım filtresiz de. (bunu güzel olduğum iddiasıyla değil herkesin filtreli olduğu iddiasına istinaden yazdım.) filtresiz olup gayet güzel olan yazarlar da gördüm fotoğraf başlığında. biraz sallamasyon olmuş bence bu iddia.

zaten güzel olmak gibi bir mecburiyetimiz de yok. keyfimiz ne istiyorsa onu yapıyoruz işte.
devamını gör...

bir durum.

ona bakarsanız bunu sözlüğe indirgemeye de gerek yok. büyük bir kısmımız kimsenin takmadığı bir şehirde yaşayan, küçük çevresi dışında kimsenin takmadığı insanlarız. kaç kişiyiz ki burada dünyaya harika bir eser bırakmış olup birileri tarafından güzel şekilde, öldükten sonra bile anılacak durumda olan? tek derdimiz sözlük yazarlığımız değil yani...
devamını gör...

derler ki "ilişkinizden seksi çıkarın. göreceksiniz ki birlikte olduğunuz insanların çoğu size ondan başka hiçbir şey vadetmiyor."

insanlar boş canlarım, sıkıntımız bu. kendi içini doldurmayan ilişkiyi hiç dolduramaz. seksi hayvanlar da yapabiliyor. bir farkımız olmalı...

sadece karşı cinsle değil diğer tüm ilişkilerde de sıkıntının nedeni aynı: çıkarcılık. herkes alacağını alıp kaçma peşinde. kimse "benim istemediğim bana yapılsa hoşuma gider mi?" demiyor. başkalarının da hisleri olabileceği akıllarına gelmiyor yahut bunu umursamıyorlar. kendileri de benzer duyguları yaşadığında akıllanıyor bazıları. bazısında ise o kadar bile kafa yok.

hayatınızı kişilere bağlamayın. çok üzülürsünüz. hedefleriniz olsun, onlara harcayın zamanınızı. o arada doğru dürüst biri de denk gelip hayatınıza girerse kıymetini bilin ama.
devamını gör...

az önce bunu düşündüğüm için "başlığı ben açtım da unuttum mu acaba?" diye geldiğim başlık.

insanlar her telden ya da birkaç telden çalabilmeli. bir kısmı kadın muhabbeti tutturmuş, bir kısmı erkek olduğu halde "ben kadınım" muhabbeti tutturmuş, bir kısmı başka bir konu tutturmuş ama hep aynı konu etrafında dönüp dolaşıyorlar. ya arkadaşım bugün bu konuda trollük yapıyorsan yarın başka konuda yapsan ölür müsün!

neyse sonra adımız mızmıza çıkıyor. herkes bildiği gibi devam... kim kimi dinleyip "haklı olabilir" diyecek ve üzerinde düşünecek ki? varsa yoksa "size ne!"

he anam, bize ne tamam! biz sadece mızmızlanıyoruz, sensin en doğrusu, tamam. *
devamını gör...

1. tanım: zamanında yeterince gezip tozmuş, evin tadını çıkarmaya çalışan kişi.
2. tanım: paradoks içeren başlık. başlığı açan arkadaşın cumartesi akşamı bir yerde çılgınca eğleniyor olmadığı, bu başlıkla uğraşmasından belli. varoşum, varoşsun, varoş...

bir gün hepiniz evin tadına varacaksınız ama o suratlar, bedenler çoktaaan çökmüş olacak. o zaman ben, ben yaşar usta, çok gülerim size ve dönüp arkama bakmam bile.
devamını gör...

insanın kendisine de karşısındakine de yapabileceği en büyük kötülüğün habercisi. çoğunlukla işe yaramaz. oldu da yaradı diyelim, sonrası?

bir insanın düzeltilmeye ihtiyaç duyduğunu düşündüğünüzü farz edelim. her gün bir şeyleri zorla yapmasına ya da yapmamasına neden olarak bunu da "başardığınızı" varsayalım. karşınızdaki insanın duygu dünyasında size sırf bu nedenden ötürü yavaş yavaş düşman olup olmadığını büyük ihtimalle bilemeyeceksiniz. belki o "düzelttiğiniz" eski hâlini özleyecek, öyle daha mutlu olduğunu düşünüp hıncını sizden almaya başlayacak ve sonuçta 2 mutsuz kişi çıkacak ortaya.

vardır bazı ilişkilerde insanlarda olmamasını istediğiniz özellikler. baştan biliyorsanız uzak durmak gerek. sonradan ortaya çıktıysa bekleyin. sizi seven insan, sizi kıran huylarını zamanla kendisi törpüler belki de. içinen gelerek, kendi isteğiyle, sizin için kötü huylarını değiştirmesi çok güzeldir. zorla yapılanın ise hiçbir hükmü yok.

son olarak; insanları olduğu gibi kabullenebilmek en güzeli. her şeyden önce denenmesi ve başarılması gereken bu. birinin size, bozuk bir eşyaymışsınız gibi "ben bunu alayım da düzelteyim" kafasıyla yaklaşması hoşunuza gider miydi?
devamını gör...

soul reaver adlı oyunu oynadığı play station'ı kapatıp televizyonu açtığında, filmin tam da gullyabani sahnesine denk geldi. küçüklüğünden beri severdi bu filmi. tam o sırada reklamlar başlayınca sinirlenip televizyonu kapattı. hiç tahammülü yoktu reklam kuşaklarına. bir ara vpn kullanarak anonim68 nickiyle kanalların sitelerinde ağzına geleni saymış ama yine de hıncını alamamıştı. bir başka seferde de lodos86 nickiyle tüm şikâyet hatlarına ağız dolusu küfretmişti, bu konu yüzünden. bunları hatırlayınca yüzünü buruşturdu ve balkona attı kendisini. kumru sesini duyunca gülümsedi. birden bütün siniri yatışmıştı.

hayvanları ve doğayı çok seviyordu. bir seyyah olup kendini dağa taşa vurmanın, gulliver gibi hep seyahatlerle anılmanın hayalini kurmuştu çok kez. bu hayallerinden o kadar tutkulu bahsediyordu ki aile arasında adı çıkmıştı; aklı gidik diye sıfat uydurmuşlardı ona. "çok da umurumdaydı sanki ne düşündükleri" dedi farkında olmadan yüksek sesle. zaten hayatının her döneminde birileri bir lakap takardı ona, alışmıştı. üniversite yıllarında, tuanaa adlı o kıza bir türlü açılamadığı için "sevdiğini sevdiğine söyleyemeyen adam" diye takılırlardı ona. o günleri özlediğini fark etti.

askere gittiğindeyse, sürekli kullandığı o kalıp nedeniyle bu kez "haksızsam haksızsın diyin"e çıkmıştı adı.

o sırada arkadan ev arkadaşının "tolga?" diyen sesini duydu.dönüp baktığında arkadaşının giyinmiş olduğunu görüp bir anda kendine geldi. dışarıya çıkacaklardı ama tolga tamamen unutmuştu bunu. "aptal kafam!" diyerek koşar adım içeriye gitti, giyinmek üzere. telefonunu odasındaki portatif masaya bıraktığı sırada masa gıcırdayarak yan
yattı. "hayata katlanamayan portatif masa" dedi çok önemli bir keşif yapmış edasıyla.

arkadaşıyla çıktıklarında yolda yürürken arkadaşı büfeye doğru yönelince tolga bir kenarda onu beklemeye başladı. o sırada kendi gölgesine bakıyordu. fakat bir bulut gelip sanki kıskanıyormuş gibi gölgesini kapatıverdi birden. gülümseyerek "bu sefer bir lakap da ben takayım kendime: gölgelerin gücüne giden adam" dedi ve paganini'nin bir bestesini ıslıkla çalarak büfeye doğru yola koyuldu.
devamını gör...

kıllı bir toto görmemizle vuku bulmuş olay.

benim güzelim bacağıma razı olacağınız kimin aklına gelirdi ki...
devamını gör...

"beni takip etme, ben de kayboldum." denilesi durum. *
devamını gör...

bir iddia.

yalnız bu tür iddiaların büyük bir kısmı kamuoyu tarafından yanlış algılanıyor.

öncelikle uzaylı kavramı aslında çok doğru değil. astronomlar olarak dünya dışı canlılar demeyi genellikle daha uygun buluruz. başlığı açan arkadaşa bir serzeniş olarak değil genel bir bilgi olarak yazdım bunu.

öte yandan "uzayda yaşam bulmak" aslında çok geniş bir yelpazeyi kapsayan bir söylem. özellikle de kastedilen şey aslında akıllı yaşamdan ziyade bakteriler falan... birçok araştırma bu türden "ilkel" sayılan canlılara ait bir ize rastlamak amacıyla yapılıyor. seti gibi akıllı yaşam bulmaya odaklı projeleri hariç tutuyorum bu söylediklerimden.

yani günün birinde "uzayda yaşam izlerine rastlandı" diye bir haber görür ya da duyarsanız hemen heyecan yapmayın çünkü tek hücreli ya da benzer bir canlı bulunmuş olma ihtimali, akıllı canlı bulma ihtimalinden çok daha yüksek şu an için.
devamını gör...

bir ara illallah ettirmiş olan kelime.

yalnız şöyle bir şey var ki birilerine sürekli bu kelimeyi kullanan 2-3 yazar var. milleti suçluyorlar ama bunların da ne hikmetse kendi kankaları var. kankası ne yazsa anında desteğiyle, beğenisiyle orada bitiveriyor bunlar. komik misiniz olm siz! görmediğimizi mi sanıyorsunuz bilmiyorum. görüyoruz.

ya kendiniz de yapmayın ya da milletle uğraşmayın.
devamını gör...

garip bulduğum hadise.

şahsen buradan birini bulmuş olsam gider nick altına "yengeniz olur" yazarım. hayır, enişte değil, yenge... maksat duyuruyu yaparken az da olsa milleti de gülümsetmek çünkü.

neyse işte. herkese duyururum. o da duyursun diye "git nick altıma bir şeyler yaz" muhabbetini de sadece böyle bir kişiye yaparım ki aramizdaki hukuk belli olsun, diğer hatun kişiler uzak dursun kendisinden. tabii. o kadar insan içinde denk gelmişim zor bela, karşılıklı etkilenme olmuş, olay resmiyete binmiş, başıboş bırakır mıyım ülen! deli kadir üleeeen!

sözlüğü niye bırakayım? bazı boş vakitlerimi geçirmek için işime yarayan bir ortam sonuçta. o da bırakmasın ama akıllı olsun, almayayım kanı kıçından...
devamını gör...

kapatıyorsa benden 1 adım önde olan kişi. ben ciddi anlamda geriliyorum.

artık kötü şeylere nasıl hazırsak toplum olarak, hiçbir konuda aklımıza iyi bir şey gelmiyor.
devamını gör...

komple edit:

selam dünyalılar! bu akşam saat 20.30'da, bir aksilik olmazsa interstellar filmini konuşacağız. ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgu kısmını tartışacağız. filmi izlemediyseniz ama izlemeyi düşünüyorsanız yayını dinlememenizi tavsiye ederim çünkü bol miktarda spoiler olacak.

dinlemek için link

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim