meja - en beğenilen tanımları (279. sayfa)

katıldığım durum. zira genelde ilk tanıma bakarak hemen hemen herkesin aklına gelecek şeyleri yazmış olur @2.

haydi deneyelim ve sözlük tarihine damga vuracak bir sosyal deney yapalım hep beraber.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arada hepimizi şöyle bir yokladığını düşündüğüm istek.

vallahi ben de destan yazıp gitmiştim ama birilerine laf sokmak, küfretmek ya da benzer şeyler yapmak amacıyla değil. "nerede bu, ne oldu?" falan diye sorulmasın sağda solda, "nereye gittiğini yazmış işte" diye okusun merak eden olursa diye yazdım. zaten "daha da gelmem, yere batsın sözlüğünüz" kafasıyla da gitmediğim için sonra gönül rahatlığıyla döndüm geri. giderken dönüp dönmeyeceğim belli olmadığından yazmak istemiştim, gidip de dönmemek var düşüncesiyle.

yani öyle "gidiyorum" diye tanım yazanlara hiç kızmıyorum. ne olacak yazsa? o tanım gelip beni evimden mi atacak? mesleğimi elimden mi alacak? sevgilime mi göz dikecek? akşama kadar ne boş tanımlar yazılıyor, bir o mu batacak gözüme? ertesi güne bile kalmadan görünmez olacak hatta sol frame'de ki bence üzücü bile bu durum, öfkelendirici olmaktan ziyade.

küfür falan etmeden, kimseye hakaret etmeden gideceğini belirtenleri seviyorum ben. "nerede ki bu? bir şey mi oldu? hasta mı yoksa ölüm falan mı allah korusun?" diye düşünmek sıkıntısından kurtarıyorlar beni de herkesi de. o kişiyi merak etmeyen zaten okumuyor bile ne yazdığını. merak edenlere de bilgi vermiş oluyor ne güzel.
devamını gör...

açılımı learning applied to ground robots olan teknoloji. "yer/kara araçlarına uygulanan öğrenme" gibi bir anlama geldiği için başlığı bu şekilde açmak istedim.

stair başlığında farklı türde bir robottan bahsettim. stair yukarıdan aşağı öğrenme metoduyla oluşturulmuş, her şeyi başından programlanmış bir türdür. lagr ise aşağıdan yukarı öğrenme yöntemiyle, "tecrübe ederek" öğrenir. örneğin bir araziye onu bıraktığınızda, orada neye çarpmaması, neyin etrafından dolanması gerektiği hakkında bir bilgisi yoktur. engellere çarpa çarpa, onlara çarpmamaları gerektiğini öğrenir ve bir sonraki turunda, daha önce çarptığı bir engele çarpmadan onun etrafından dolaşabilir.

lagr türü bir robot gps sistemi kullanır. cisimleri tanımaları için kızılötesi sensörleri ve kameraları vardır. bir ethernet ağına bağlı olan bu robotun hafızasında, ona sandalyeleri, bankları, kapıları yahut herhangi bir nesneyi tanıtacak görüntüler yoktur. robot bunları kendisi öğrenmek durumundadır. sadece ona gideceği yer söylenir ve orada artık tamamen kendi başına hareket etmek durumundadır.

testler 3 kez tekrarlanır. lagr'dan, kendisine verilen bir koordinata doğru hızlıca gitmesi istenir. yol boyunca, önceden bilinmeyen engellerle karşılaşır. kamera ve sensörleri aracılığıyla bu engellerin görüntülerini alır ve böylece parkuru 3 kez, engelleri tanıyarak aşması hedeflenir.

bu tip çalışmalar ileride, kendi kendine trafiğe çıkabilen otomobillerin temeli olabilir. sürücülerin kalp krizi geçirmesi gibi durumlarda kazalara sık rastlanıyor dünya çapında. böyle bir teknoloji ile otomatik pilot modunda kendi kendini kullanabilen bir araba, bu tür kazalardan kaynaklanan ölümleri sonlandırabilir.

parkur testlerinden bir kare:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

her başarısız kadının önünde bir erkek mi vardır diye tartışsak daha çok yararı olur diye cevaplayacağım soru. türkiye'de var çünkü böyle bir olay. tamam başarısız olan her kadın demeyelim de çoğu kadın için geçerli bu. neticede "kadın kısmı okumaz"dan başlayıp "ben karımı çalıştırmam" ile devam ederek iş yerinde taciz etmeye kadar varan geniş bir yelpazede, kadınların önüne çıkan çok sayıda erkek var.

başlıktaki konuya gelirsek; tabii ki her kadın için böyle bir şey yok. fakat bazı kadınlar için ne yazık ki doğru. tamamen yukarıda söylediklerimle bağlantılı...

burada kadının arkasında erkek olmasından kasıt, babasının veya kocasının kadına bir konuda tam destek vermesi. biliyorsunuz ülkedeki evliliklerin çoğunda "ben karımı çalıştırmam" kafasına hakim kişiler hüküm sürüyor. kadın çok zeki olabilir, çok çalışkan ya da yaratıcı olabilir ve istediği alanda bir işe girmesi durumunda harikalar yaratabilir. eğer erkek evlilikte buna izin vermiyorsa, kadının elinden genellikle hiçbir şey gelmiyor. zaten çoğu da yukarıda değindiğim gibi babaları tarafından okutulmamış olduğundan, oturup kalıyorlar evde. fakat babası da kocası da kadının hayatına böyle balta vurmamışsa, kadının da içinde varsa bir şeyleri başarma isteği, bu durum epey fark yaratıyor.

mesela annemin hiçbir şey yapmasına izin vermemişti babam. ayrıldıklarında ise birçok şey için geç olmuştu çünkü annem, girmek istediği yerlerdeki yaş sınırını çoktan aşmıştı. eğer destek olsaydı şimdi çok farklı bir hayatı olabilirdi annemin.

neyse efendim. hayat boyu kararlarınızda yanınızda duracak insanlarla tanışmanızı umuyorum. diğer türlüsü cehennem çünkü.
devamını gör...

bir kez daha görüyoruz ki yapılması gereken şey yine "evet, oyumu size vereceğim. siz en iyisisiniz. sizsiniz" falan demek ama seçim günü kime istiyorsanız oyunuzu ona vermek. azıcık rol yapmayı öğrenin gençler. karşınızdakiler de öyle yapıyor çünkü.

bu millet bunu bir türlü öğrenemedi. birkaç seçim boyunca aynı vaatle kandırılıp süründürülen insanlara bakın mesela. o birkaç seçimlik onlarca yıl içinde anaları ağlamış, kendilerine verilen sözler tutulmamış diyelim. en son oyları düşen parti sırf tekrar yükseltmek için bunlara verdiği sözü tutuyor. bu akıllılar da "aa bak sözünü tuttu" diye götürüp yine oyunu onlara veriyor. yahu, al hakkını, ötekini de seni yıllarca süründürdü diye seçmeyerek cezalandır! ama yok. yine gidip aynı belayı ülkeye musallat ediyorlar.

azıcık işletin şu saksıları ve politikacılara politik davranın.
devamını gör...

cevabı 150 cm gibi görünen soru.

bizde ilkokulda ne sorduklarını hatırlıyorum dersem yalan olur ama böyle şeyler sormuyorlardı. onu hatırlıyorum en azından.
devamını gör...

o parayı benden alsalar ben de ağlarım hüngür hüngür.
devamını gör...

bu kadar haksız çok az tespit gördüm. bravo!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her insanın farklı karaktere sahip olmasından kaynaklanan durum. herkes espri de kaldıramaz mesela. "niye böylesin?" diye vuralım mı hep beraber?

üslubu düzgün olduğu sürece her eleştiriye varım ama dünkü konu da gerçekten baydı. dalgasına yazanlar da var mesela orada. en sevdiğin yazara x kişi diyen insan en sevmediğin yazar başlığına da aynı kişiyi yazabiliyor. tek bir başlık üzerinden bunun tayinini yapmak akıllıca değil.

bu arada eleştirmek gibi olmasın ama pofpoflamak değil pohpohlamak...
devamını gör...

sevgili erdal kalın poe ile de konuştuk biraz konu hakkında. şiirle, daha doğrusu serbest şiirle pek aram yoktur. kafiyeli, ölçülü şiir severim ben. biraz eski akımlara mensubum bu konuda. bir de şiir analizi olayını çok çekici bulmuyorum kendi adıma. gözünüzde canlandırdığınız roman karakterine film için seçilen aktörü gördüğünüzde "olamaz ya! bu karakter bu tipte olmamalıydı" dersiniz ya, onun gibi oluyor bende etkisi.

fakat tabii ki emeğe saygı açısından dinlemek istedim. yaklaşık 20 dakikasını dinledim ve dinlemeye de devam ediyorum*.

program bu konularda benim gibi nemrut olmayanlar için gayet başarılı. güzel bir fikir olmuş ve konukların güzel ses tonlarıyla katılımı da renk katmış. kaliteli programlara ihtiyaç var radyoda. devamının gelmesini dilerim.

program sahiplerinin de, katılımcıların da ellerine, ağızlarına, kalplerine sağlık. aynen devam bence.
devamını gör...

lüzumu olmayan hareket.

kızarım da köpürürüm de ama başlık başlık dolaşıp onunla uğraşamam. çok istersem nick altına yazarım ama genelikle öyle bir huyum da yok.

bazılarına anlık olarak kızarım ama beğendiğim tanımlarını artılamaya devam ederim. kanlı bıçaklı olmanın gereği yok tanımadığım insanlarla. tanıdıklarımla zaten olmuyorum.
devamını gör...

küfretmemenin de bir seçenek olduğunu aklına getirmek istemeyenlerce bulunan yöntemlerden sadece biri. ille edilecek o küfür değil mi? *
devamını gör...

çok güzel şeyler söylüyorsun babuş-men. o senin güzelliğin ama bu kadar güzel şeyler söyleme, sonra bana düşman oluyorlar.
devamını gör...

çok net: hayır.

ben meraksız bir insanım. bilimsel konular ve sevdiğim adamın hayatı dışında hiçbir şeyi kolay kolay merak etmem. dolayısıyla böyle bir durumda onları aramak konusunda merak duygusu benim için geçerli bir motivasyon olmayacaktır.

"şu anki" ailemden memnun olmamak başka bir motivasyon sebebi olabilirdi ama 1000 kez dünyaya gelsem yine aynı annenin kızı olmak isterdim. yani bu seçenek de iptal.

beni silen insan(lar)ı ben de hiç düşünmeden silmek konusunda harikayımdır. zamanında beni silmiş(ler)se benim için de dosya kapanmıştır.

aramama neden olabilecek başka ihtimalleri düşünüyorum ama yok, yok, yok... bir ölüm kalım meselesi olmadıkça kılımı kıpırdatmam onlar için.
devamını gör...

yılan. hatta hamsiyi de yılan zannettiğim için yemez ve "ben onu yemeeem! ninan oooo!" diye bağırırdım. ninan ne ya agjas
kim söylediyse bana yılanın yenilmeyecek bir şey olduğunu, kendi kendime çıkarımlar falan...

bir de mutfak ve leğen diyemiyordum. vutfak ve lehen'di onlar benim için.
devamını gör...

90-70-92 *

evet belimle, daha doğrusu minik(!) göbüşümle sorunum var. mayıs ayında çözeceğiz o sorunu da kısmetse spora tekrar başlayıp. yalnız 60 fazla zayıf. 45 kiloyken 60'tı. bir daha o kiloya inmek istemiyorum. hafiften et but iyidir...
devamını gör...

yok artık dedirten hareket.

kaynayan kazandaki kurbağa misaliyiz, farkındasınız değil mi? her gün benzer haberleri görüp "oha, yuh, çüş" içerikli tepkiler verip birkaç güne kadar kendimizi başka benzer haberlere tepki verirken ve eskisini unutmuşken buluyoruz. fakat böyle böyle ne kadar arttı ve hızlandı bu tür olaylar, görüyor musunuz?

ciddi ciddi istemediğimiz bir şeylerin ayak sesleri duyuluyor artık yakından. hayatta olmaz, bu ülkede izin vermeyiz dediğimiz şeyler...
devamını gör...

son 1 saate giriyoruz az sonra.
devamını gör...

çubuklu galaksilerde görülen bir durum.

spiral galaksilerin bazılarında, galaksinin merkezinden geçip galaksiyi uçtan uça kateden çubuk benzeri bir yapı bulunur. şurada göreceğiniz üzere, galaksinin orta bölgesinde çizgi gibi bir yer var. işte ona çubuk ya da bar diyoruz.

galaksilerin içerisinde, uzaydaki diğer her yerde olduğu gibi, her şey hareketli. dolayısıyla bu çizgi de sabit kalamıyor. zaman içerisinde küçülebiliyor, büyüyebiliyor ya da tamamen kaybolabiliyor. bunun nedeni, bu merkezî bölgedeki yıldızların yörüngelerindeki değişimler. bir başka nedense galaksi birleşmeleri.

galaksilerin merkez bölgesinde madde yoğunluğu, dış kısımlara kıyasla oldukça yüksektir. birçok galaksinin merkezinde süper kütleli bir kara delik bulunur. dolayısıyla bu bölgelerde kütle çekim kuvveti yüksektir. buradaki kara delik, zaman içerisinde yıldızların yörüngelerini etkileyebilir. bu durum çubuk yapısını da etkiler.

galaksilerin dış kısımlarına doğru gidildikçe karanlık madde miktarı da artar. bu durum kütle çekim dengesinde farklılıklar oluşturur. yine zamanla çubuğun zayıfladığı görülebilir.

eğer iç ve dış bölgedeki kütle çekim kuvvetleri dengedeyse, çubuk yapı uzun süre bozulmadan kalabilir. eğer iç bölgede çok fazla kütle varsa veya dış bölgeler fazla tork uygularsa bu durumda çubuk uzun ömürlü olmaz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim