meja - en beğenilen tanımları (124. sayfa)
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553
554
555
556
557
558
559
560
561
562
563
564
565
566
567
568
569
570
571
572
573
574
575
576
577
578
579
580
581
582
583
584
585
586
587
588
589
590
591
592
593
594
595
596
597
598
599
600
601
602
603
604
605
606
607
608
609
610
611
612
613
614
615
616
617
618
619
620
621
622
623
624
625
626
627
628
629
630
631
632
633
634
635
636
637
638
639
640
641
642
643
644
645
646
647
648
649
650
651
652
653
654
655
656
657
658
659
660
661
662
663
664
665
666
667
668
669
670
671
672
673
674
675
676
677
678
679
680
681
682
683
684
685
686
687
688
689
690
691
692
693
694
695
696
697
698
699
700
701
702
703
704
705
706
707
708
709
710
711
712
713
714
715
716
717
718
719
720
721
722
723
724
725
726
727
728
729
730
731
732
733
734
735
736
737
738
739
740
741
742
743
744
745
746
747
748
749
750
751
752
753
754
755
756
757
758
759
760
761
762
763
764
765
766
767
768
769
770
771
772
773
774
775
776
777
778
779
780
781
782
783
784
785
786
787
788
789
790
791
792
793
794
795
796
797
798
799
800
801
802
803
804
805
806
807
808
809
810
811
812
813
814
815
816
817
818
819
820
821
822
823
824
825
826
827
828
829
830
831
832
833
834
835
836
837
838
839
840
841
842
843
844
845
846
847
848
849
850
851
852
853
854
855
856
857
858
859
860
861
862
863
864
865
866
867
868
869
870
871
872
873
874
1.
sözlüğe bilgisayardan giren yazar
en güzelini yapan kişi. uzun yazan kişi için dokunmatik kabus gibi bir şey.
devamını gör...
2.
piezojenik pedal papül
ayakta durulduğunda, ayağın yan kısmında ya da topukta ortaya çıkan, deriyle hemen hemen aynı renkte olan yağ bezesi görünümlü düğüm.
genellikle ayakta çok fazla duran ve ayakları çok fazla basınca maruz kalan kişilerde (mesela sporcularda) rastlanır. kişiye fiziksel bakımdan rahatsızlık vermez. ancak görüntüsü rahatsız edebilir. ayakta fazla kalmamak, rahat ayakkabılar giymek, kilo vermek gibi basit yöntemler önerilir. ekstra tedaviye ihtiyaç duyulmaz.

görselin kaynağı
genellikle ayakta çok fazla duran ve ayakları çok fazla basınca maruz kalan kişilerde (mesela sporcularda) rastlanır. kişiye fiziksel bakımdan rahatsızlık vermez. ancak görüntüsü rahatsız edebilir. ayakta fazla kalmamak, rahat ayakkabılar giymek, kilo vermek gibi basit yöntemler önerilir. ekstra tedaviye ihtiyaç duyulmaz.

görselin kaynağı
devamını gör...
3.
yıldız oluşumu
güneş de dahil olmak üzere tüm yıldızların, yavaş yavaş şekillenerek anakol yıldızı olana dek geçirdikleri süreç.
yıldızlar uzaydaki moleküler bulutlardan oluşur. modellemelere göre, sürecin hemen hemen şu şekilde olduğu tahmin ediliyor:
galaksilerin, spiral kollar gibi bazı bölgelerinde madde yoğunluğu yüksektir. bu bölgelerde bulunan ve morötesi ışınım yayan genç ve enerjik yıldızlar, ışınımları nedeniyle moleküler bulutlarda oyuklar açar. bu oyuklar, süratli şekilde iyonize hidrojen molekülleriyle dolar. bu durum bölgede şok dalgalarına neden olur çünkü iyonize hidrojenin oyuklara dolma hızı, ses hızından yüksektir. bölgede oluşan şok dalgası nedeniyle yine bölgedeki moleküler bulutlar sıkışır. bu sıkışmalar, az sonra bahsedeceğim olayları ve neticesinde de yıldız oluşumunu tetiklemiş olur.
bir moleküler bulut sıkışmaya başladığında, bulutun yapısı lokal olarak bozulur. dengenin bozulduğu bölgede, kütle çekimsel enerji artar. bu enerjinin yarısı, bulutu oluşturan gazı ısıtmak için harcanırken, diğer yarısı ışınım olarak harcanır. gazın ısınmasının sonucu ortamdaki yoğun bölgenin merkezindeki sıcaklık, hidrojeni nükleer füzyon ile helyuma dönüştürecek seviyeye kadar çıkabilir. bahsettiğimiz sıcaklık yaklaşık 10.000.000 kelvin civarında... böylece ortaya çıkan cisim bir yıldızdır. detayları aşağıda...
bu arada devasa bir moleküler buluttan bahsediyoruz. bu bulut tamamen çöküp bir tek yıldız oluşturmaz. bulutun her bölgesinde yer yer farklı yoğunlaşmalar ve çökmeler gerçekleşir ki bunda ufalanma süreci denir.
***
başta elimizde çökmeye başlayacak kadar yoğun bir kütle vardı ki bunun adı jeans kütlesidir. çökme sırasında ışınıma dönüşmüş olan kütle çekimsel enerjinin bir kısmı buluttan kaçarak uzaya dağılır çünkü ortam transparan denecek halde, ince bir tabaka gibidir. bu arada sıcaklık artmaktadır. bir süre sonra yoğunluk gittikçe arttığından, transparanlık yalan olur ve ışınım buluttan kaçamamaya başlar. ortam hemen hemen bir hidrostatik dengeye ulaşmıştır. bu henüz yıldız olamamış ama yıldıza çok benzeyen "şey"e ön yıldız ya da protostar adı verilir.
kütle çekimsel etkinin arttığı bu evrede, bulutun çöken kısmının hemen dış bölgesinde bulunan maddeler ön yıldızın üzerine düşmeye devam etmektedir. merkezi bölgeye, yani artık çekirdek diyebileceğimiz bölgeye düşen bu maddeler, şok dalgalarına neden olur ve enerji kaybeder. kaybolan bu enerji ısı enerjisine dönüşür ve ön yıldızın sıcaklığıyla ışınımı artar. sıcaklık biraz daha yükseldiğinden, bulutu oluşturan gaz ve toz içindeki toz partikülleri buharlaşır.
yeterince detaya girdim. buradaki ufak tefek diğer detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki, merkezde artık döteryumu nükleer olarak yakacak sıcaklık koşulları sağlanmıştır. merkeze doğru kütle çekimsel çökme bir miktar yavaşlar. bulut tekrar transparan hale gelir. bu evreye "anakol öncesi evrim" adı verilir.
bu kısımdan sonraki detaylar gerçekten kafa karıştırıcı cinsten. özetle şunu söyleyebilirim; kütle çekimsel çökme, yukarıda dediğim şekilde yavaşlamış olsa da tamamen durmaz. bu nedenle oluşmakta olan cismin merkezine doğru sürekli olarak bir madde yığılması vardır. bu da yoğunluk ve dolayısıyla sıcaklık artışı anlamına gelir. bu artışın son aşaması da ön yıldız çekirdeğinin artık hidrojeni helyuma dönüştürecek sıcaklığa ulaşmasıdır. zaten bunu yapmaya başlamış olan bir cisim artık bir yıldızdır ve geldiği bu evreye de anakol evresi adı verilir.
yıldızlar uzaydaki moleküler bulutlardan oluşur. modellemelere göre, sürecin hemen hemen şu şekilde olduğu tahmin ediliyor:
galaksilerin, spiral kollar gibi bazı bölgelerinde madde yoğunluğu yüksektir. bu bölgelerde bulunan ve morötesi ışınım yayan genç ve enerjik yıldızlar, ışınımları nedeniyle moleküler bulutlarda oyuklar açar. bu oyuklar, süratli şekilde iyonize hidrojen molekülleriyle dolar. bu durum bölgede şok dalgalarına neden olur çünkü iyonize hidrojenin oyuklara dolma hızı, ses hızından yüksektir. bölgede oluşan şok dalgası nedeniyle yine bölgedeki moleküler bulutlar sıkışır. bu sıkışmalar, az sonra bahsedeceğim olayları ve neticesinde de yıldız oluşumunu tetiklemiş olur.
bir moleküler bulut sıkışmaya başladığında, bulutun yapısı lokal olarak bozulur. dengenin bozulduğu bölgede, kütle çekimsel enerji artar. bu enerjinin yarısı, bulutu oluşturan gazı ısıtmak için harcanırken, diğer yarısı ışınım olarak harcanır. gazın ısınmasının sonucu ortamdaki yoğun bölgenin merkezindeki sıcaklık, hidrojeni nükleer füzyon ile helyuma dönüştürecek seviyeye kadar çıkabilir. bahsettiğimiz sıcaklık yaklaşık 10.000.000 kelvin civarında... böylece ortaya çıkan cisim bir yıldızdır. detayları aşağıda...
bu arada devasa bir moleküler buluttan bahsediyoruz. bu bulut tamamen çöküp bir tek yıldız oluşturmaz. bulutun her bölgesinde yer yer farklı yoğunlaşmalar ve çökmeler gerçekleşir ki bunda ufalanma süreci denir.
***
başta elimizde çökmeye başlayacak kadar yoğun bir kütle vardı ki bunun adı jeans kütlesidir. çökme sırasında ışınıma dönüşmüş olan kütle çekimsel enerjinin bir kısmı buluttan kaçarak uzaya dağılır çünkü ortam transparan denecek halde, ince bir tabaka gibidir. bu arada sıcaklık artmaktadır. bir süre sonra yoğunluk gittikçe arttığından, transparanlık yalan olur ve ışınım buluttan kaçamamaya başlar. ortam hemen hemen bir hidrostatik dengeye ulaşmıştır. bu henüz yıldız olamamış ama yıldıza çok benzeyen "şey"e ön yıldız ya da protostar adı verilir.
kütle çekimsel etkinin arttığı bu evrede, bulutun çöken kısmının hemen dış bölgesinde bulunan maddeler ön yıldızın üzerine düşmeye devam etmektedir. merkezi bölgeye, yani artık çekirdek diyebileceğimiz bölgeye düşen bu maddeler, şok dalgalarına neden olur ve enerji kaybeder. kaybolan bu enerji ısı enerjisine dönüşür ve ön yıldızın sıcaklığıyla ışınımı artar. sıcaklık biraz daha yükseldiğinden, bulutu oluşturan gaz ve toz içindeki toz partikülleri buharlaşır.
yeterince detaya girdim. buradaki ufak tefek diğer detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki, merkezde artık döteryumu nükleer olarak yakacak sıcaklık koşulları sağlanmıştır. merkeze doğru kütle çekimsel çökme bir miktar yavaşlar. bulut tekrar transparan hale gelir. bu evreye "anakol öncesi evrim" adı verilir.
bu kısımdan sonraki detaylar gerçekten kafa karıştırıcı cinsten. özetle şunu söyleyebilirim; kütle çekimsel çökme, yukarıda dediğim şekilde yavaşlamış olsa da tamamen durmaz. bu nedenle oluşmakta olan cismin merkezine doğru sürekli olarak bir madde yığılması vardır. bu da yoğunluk ve dolayısıyla sıcaklık artışı anlamına gelir. bu artışın son aşaması da ön yıldız çekirdeğinin artık hidrojeni helyuma dönüştürecek sıcaklığa ulaşmasıdır. zaten bunu yapmaya başlamış olan bir cisim artık bir yıldızdır ve geldiği bu evreye de anakol evresi adı verilir.
devamını gör...
4.
disk kararsızlığı senaryosu
gezegen oluşumunu açıklamakta kullanılan modellerden biri.
bir gezegen, yıldız oluşumunun ardından, bölgede yıldızı oluşturduktan geriye kalan malzemeden, yani yine toz ve gazdan oluşur.
disk kararsızlığı senaryosu basitçe şudur:
bahsi geçen malzemenin kütlesi yeterince büyükse, içinde yerel olarak sıkışmalar ortaya çıkabilir. bunun sonucunda da tıpkı yıldızların oluşmasında görüldüğü gibi, merkezî bölge yoğunlaşır ve bir çekirdek oluşturur. ancak yoğunluk, yıldız oluşumunda olduğu kadar büyük olmadığından nükleer tepkimeler başlayamaz ve cisim enerji üretemediğinden bir gezegen olarak kalır. bu senaryoya göre oluşan gezegenlerin kütlesi, en az 2 jüpiter kütlesine eşittir.
diğer senaryo olan merkezî yığılma senaryosuna göre avantajı, gezegenlerin oluşum süresini daha doğru açıklayabilmesidir. dezavantajı ise bir gezegenin oluşabilmesi için gereken ortama ilişkin koşulların oldukça özel olması ve daha nadir ortaya çıkmasıdır.
bir gezegen, yıldız oluşumunun ardından, bölgede yıldızı oluşturduktan geriye kalan malzemeden, yani yine toz ve gazdan oluşur.
disk kararsızlığı senaryosu basitçe şudur:
bahsi geçen malzemenin kütlesi yeterince büyükse, içinde yerel olarak sıkışmalar ortaya çıkabilir. bunun sonucunda da tıpkı yıldızların oluşmasında görüldüğü gibi, merkezî bölge yoğunlaşır ve bir çekirdek oluşturur. ancak yoğunluk, yıldız oluşumunda olduğu kadar büyük olmadığından nükleer tepkimeler başlayamaz ve cisim enerji üretemediğinden bir gezegen olarak kalır. bu senaryoya göre oluşan gezegenlerin kütlesi, en az 2 jüpiter kütlesine eşittir.
diğer senaryo olan merkezî yığılma senaryosuna göre avantajı, gezegenlerin oluşum süresini daha doğru açıklayabilmesidir. dezavantajı ise bir gezegenin oluşabilmesi için gereken ortama ilişkin koşulların oldukça özel olması ve daha nadir ortaya çıkmasıdır.
devamını gör...
6.
siyasi partilerin seçim müzikleri
hiçbiri bunun kadar güzel olmayan bir avuç şarkı:
devamını gör...
7.
kafa sözlük yaşamı vs gerçek yaşam
çok da farklı olmayan 2 şey arasındaki kıyaslama. en azından benim için değil.
ha bak, arada tanım girerken salatalık yiyebilirim ama doğrudur. sonuçta beyin durdurucu bir özelliği yok. usul usul kıtırdatırken de fizik kanunlarını düşünebiliyorum.
tek fark olabilir ama; gerçekte trollüğe burada olduğumdan bir tık yakınım. onu inkâr edersem allah çarpar. bazı bazı yanımda bulunan kişilerin gülmekten ağızlarının, south park'taki kanadalılar gibi ayrıldığı görülmüştür.
ha bak, arada tanım girerken salatalık yiyebilirim ama doğrudur. sonuçta beyin durdurucu bir özelliği yok. usul usul kıtırdatırken de fizik kanunlarını düşünebiliyorum.
tek fark olabilir ama; gerçekte trollüğe burada olduğumdan bir tık yakınım. onu inkâr edersem allah çarpar. bazı bazı yanımda bulunan kişilerin gülmekten ağızlarının, south park'taki kanadalılar gibi ayrıldığı görülmüştür.
devamını gör...
8.
cenazede hakkını helal etmeyen adamın camiden çıkarılması
daha önce de benzerine rastladığımız haber. belki de eski haber, bilemiyorum.
kızıyorsunuz ama hak helal etmeme hakkı var insanların da sonuçta. öyle olmasa niye sorsunlar orada hakkınızı helal ediyor musunuz diye? şimdi eşin dostun zoruyla hatır için gelsem cenazeye ama ölenle de gerçekten bir sıkıntım olsa söyleyemeyecek miyim yani bunu orada? çok saçma. sormasınlar o zaman hiç, madem cevap hoşlarına gitmiyor...
borç mevzusuna gelince... bence o iş çoluğunun çocuğunun üzerine kalmamalı. sonuçta herkes kiminle hangi alışverişe girdiğini ailesine söylemiyor ve ailesinin onayını almıyor bir borcun altına girerken. dolayısıyla borcunu da geride kalanlara yüklemek adil değil. hakkını helal etmeyecek olan da para falan alamayacağını bilerek etmesin.
neyse...
kızıyorsunuz ama hak helal etmeme hakkı var insanların da sonuçta. öyle olmasa niye sorsunlar orada hakkınızı helal ediyor musunuz diye? şimdi eşin dostun zoruyla hatır için gelsem cenazeye ama ölenle de gerçekten bir sıkıntım olsa söyleyemeyecek miyim yani bunu orada? çok saçma. sormasınlar o zaman hiç, madem cevap hoşlarına gitmiyor...
borç mevzusuna gelince... bence o iş çoluğunun çocuğunun üzerine kalmamalı. sonuçta herkes kiminle hangi alışverişe girdiğini ailesine söylemiyor ve ailesinin onayını almıyor bir borcun altına girerken. dolayısıyla borcunu da geride kalanlara yüklemek adil değil. hakkını helal etmeyecek olan da para falan alamayacağını bilerek etmesin.
neyse...
devamını gör...
9.
gereğinden fazla abartılan kitaplar
beğeni denen şey kişiden kişiye değiştiği için ortaya çıkan kitap grubu. bize harika gelen bir şey, bir başkasına çok sönük gelebilir, normaldir.
kendi adıma konuşacağım çünkü yukarıda da söylediğim gibi, bu işler göreceli. bana göre simyacı, sofi'nin dünyası, yeni hayat, tavuk suyuna çorba gibi birkaç kitap ve kişisel gelişim kitapları bu grupta. tabii ki bunlardan kendi hayatına göre birtakım sonuçlar çıkaran, bunların faydasını gören insanlar vardır ama yine kendi adıma konuşuyorum, benim için tamamen vakit kaybıydı bu kitaplar. yine de okumayı seven biri olarak çok büyük bir pişmanlık saymıyorum hiçbirini.
kendi adıma konuşacağım çünkü yukarıda da söylediğim gibi, bu işler göreceli. bana göre simyacı, sofi'nin dünyası, yeni hayat, tavuk suyuna çorba gibi birkaç kitap ve kişisel gelişim kitapları bu grupta. tabii ki bunlardan kendi hayatına göre birtakım sonuçlar çıkaran, bunların faydasını gören insanlar vardır ama yine kendi adıma konuşuyorum, benim için tamamen vakit kaybıydı bu kitaplar. yine de okumayı seven biri olarak çok büyük bir pişmanlık saymıyorum hiçbirini.
devamını gör...
10.
hatasını anlayıp özür dileyen insan
güzel insan.
hata yapmayanımız var mı? hatada ısrarcı olmaya ne gerek var? bir insanın kalbini kazanmak dünyaları kazanmaya bedel bence.
geri adım atmayı küçülmek zannedenler var. o kadar yanılıyorlar ki... özür dilemek, af dilemek gibi eylemler insanları yüceltiyor. bunu anlayamayacak durumda olanlar hatalarında ısrar edip insan kaybetmeye devam etsinler. genç yaşlarda yalnızlık koymaz belki ama sonraki hayatlarında kafalarını vururlar duvarlara, insan olmanın anlamını çözünce.
hata yapmayanımız var mı? hatada ısrarcı olmaya ne gerek var? bir insanın kalbini kazanmak dünyaları kazanmaya bedel bence.
geri adım atmayı küçülmek zannedenler var. o kadar yanılıyorlar ki... özür dilemek, af dilemek gibi eylemler insanları yüceltiyor. bunu anlayamayacak durumda olanlar hatalarında ısrar edip insan kaybetmeye devam etsinler. genç yaşlarda yalnızlık koymaz belki ama sonraki hayatlarında kafalarını vururlar duvarlara, insan olmanın anlamını çözünce.
devamını gör...
11.
başlık
sözlükte, bir yazar hakkında iyi kötü fikir edinmek için oldukça kullanışlı olabilen özellik.
yazarların profilinde, kapak fotoğrafının hemen altında bulunur ve tıkladığınızda o yazarın açtığı başlıkları bir liste halinde karşınızda görürsünüz.
eğer sözlükte yeniyseniz ve kim trolldür, kim siyaset/gündem konuşmayı sever, kimin alanı sanat/edebiyattır gibi sorularınıza bu buton sayesinde cevap alma ihtimaliniz vardır. zira yazarların, istisnalar dışındaki büyük bir kısmı, ilgileri ve bilgileri olan konulara ilişkin başlık açmayı tercih ederler.
yazarların profilinde, kapak fotoğrafının hemen altında bulunur ve tıkladığınızda o yazarın açtığı başlıkları bir liste halinde karşınızda görürsünüz.
eğer sözlükte yeniyseniz ve kim trolldür, kim siyaset/gündem konuşmayı sever, kimin alanı sanat/edebiyattır gibi sorularınıza bu buton sayesinde cevap alma ihtimaliniz vardır. zira yazarların, istisnalar dışındaki büyük bir kısmı, ilgileri ve bilgileri olan konulara ilişkin başlık açmayı tercih ederler.
devamını gör...
12.
orion projesi
1950'lerde başlayan ve bir dizi nükleer patlama aracılığıyla çalıştırılacak olan bir roket fikri üzerinden yürütülen proje. kısmi nükleer deneme yasağı antlaşmasının devreye girmesiyle proje sonlandırıldı.
projeye göre birkaç tane atom bombası roketten biraz uzak bir mesafede, roketin arka bölgesinde patlatılacaktı. roketin arkasına bir "itme plakası" yerleştirilecekti. atom bombalarından kaynaklanan şok dalgaları bu plakaya çarparak itmeyi sağlayacaktı. itici plakanın, amortisörler aracılığıyla tüm ivmeyi araca dağıtması gerekecekti. böylece teoride yıldızlar arası ortamda yolculuk yapılabilecekti. itme plakasının ortasında bırakılan bir delikten, belirli saniyelerde bir ateşleme yapılması ve sürekli olarak patlama ve şok dalgası döngüsünün yaratılması gerekiyordu.
teorik olarak bu çeşit bir araçla yolculuk yapmak yaklaşık 4,4 ışık yılı uzaklıktaki alpha centauri'ye 47 yılda gitmeyi mümkün kılacaktı.
aslında projede birçok sorun bulunuyordu. bunların bir kısmı çözülmüş olsa da, antlaşma nedeniyle projenin daha fazla sürdürülmesine imkân kalmadı. bu şekilde çalışacak bir "yıldız gemisi" doğrudan dünyadan kalkış yapabileceği gibi, daha hafif bir versiyonu yörüngede de yapılabilirdi. böylece antlaşma şartlarından kaçınmak da mümkün olabilirdi. fakat bu durum aracın boyutunu haddinden fazla küçültmeyi gerektirecekti. böylece araçtan beklenen fayda da epey azalacaktı. ancak dünya üzerinde nükleer serpintiye yol açacağı endişesi nedeniyle pek de olumlu bir yöntem sayılmadığını söyleyebiliriz.

görselin kaynağı
projeye göre birkaç tane atom bombası roketten biraz uzak bir mesafede, roketin arka bölgesinde patlatılacaktı. roketin arkasına bir "itme plakası" yerleştirilecekti. atom bombalarından kaynaklanan şok dalgaları bu plakaya çarparak itmeyi sağlayacaktı. itici plakanın, amortisörler aracılığıyla tüm ivmeyi araca dağıtması gerekecekti. böylece teoride yıldızlar arası ortamda yolculuk yapılabilecekti. itme plakasının ortasında bırakılan bir delikten, belirli saniyelerde bir ateşleme yapılması ve sürekli olarak patlama ve şok dalgası döngüsünün yaratılması gerekiyordu.
teorik olarak bu çeşit bir araçla yolculuk yapmak yaklaşık 4,4 ışık yılı uzaklıktaki alpha centauri'ye 47 yılda gitmeyi mümkün kılacaktı.
aslında projede birçok sorun bulunuyordu. bunların bir kısmı çözülmüş olsa da, antlaşma nedeniyle projenin daha fazla sürdürülmesine imkân kalmadı. bu şekilde çalışacak bir "yıldız gemisi" doğrudan dünyadan kalkış yapabileceği gibi, daha hafif bir versiyonu yörüngede de yapılabilirdi. böylece antlaşma şartlarından kaçınmak da mümkün olabilirdi. fakat bu durum aracın boyutunu haddinden fazla küçültmeyi gerektirecekti. böylece araçtan beklenen fayda da epey azalacaktı. ancak dünya üzerinde nükleer serpintiye yol açacağı endişesi nedeniyle pek de olumlu bir yöntem sayılmadığını söyleyebiliriz.

görselin kaynağı
devamını gör...
13.
yazar nicklerinden şiir yazmak
pencereden bakarken, gelip geçtin selamsız
görünmezadam gibi hissettirdin kendimi
vestiyerden mantonu alıp gittin apansız
yagmurlu bir gecede, oldun herhangi biri
bu vahşi ve kaotik, acımasız dünyada
bir an içinde manyak olmaya karar verdim
o güzelim gözlerin kalmasın hiç arkanda
sakın acıma bana, boş ver! buhayatbenim.
ne var? aşık atışması başlığında kafiye ve ölçüyü savunup burada serbest takılacağımı düşünmediniz herhalde?
görünmezadam gibi hissettirdin kendimi
vestiyerden mantonu alıp gittin apansız
yagmurlu bir gecede, oldun herhangi biri
bu vahşi ve kaotik, acımasız dünyada
bir an içinde manyak olmaya karar verdim
o güzelim gözlerin kalmasın hiç arkanda
sakın acıma bana, boş ver! buhayatbenim.
ne var? aşık atışması başlığında kafiye ve ölçüyü savunup burada serbest takılacağımı düşünmediniz herhalde?
devamını gör...
14.
sözlüğü bırakırsam eğer
içinizde en uslu duranınız kimse, hesabımı ona bırakırım. kayıt olduğumdan beri aldığım tüm mesajlar ve konuşmalar olduğu gibi duruyor. çok eğlenir, herkesi tanımış olursunuz *
devamını gör...
15.
185 cm altı kişilerin yaşam amacı
hemen gidiyorum ölmeye. haddimi bilmeyerek hayatta kaldığım ve siz uzunları üzdüğüm için özür dilerim *
devamını gör...
16.
3 aydır mesajlaşılan yazarın pasif gay çıkması
bir sürpriz.
aktif olsa daha mı iyi, anlamadım ki...
aktif olsa daha mı iyi, anlamadım ki...
devamını gör...
17.
90'lı yıllarda genç olmak
benim için tunalı'da pazar günleri trafiğe kapalı ortamda takılabilmek, atakule'nin, karum'un açılışlarına/ilk zamanlarına şahit olmak, gima'nın ya da yeni karamürsel'in önünde buluşmak, kasetçide karışık kaset doldurtmak, "beta mı vhs mi" muhabbeti yapmak, pop müziğin en güzel yıllarını yaşamak, televizyonda tüm parti liderlerinin aynı programda karşılıklı tartıştığını görebilmek, o programlara vatandaşın da canlı bağlanabildiğine ve soru sorabildiğine şahit olmak, "acid techno mu break dance mı" gibi tercihleri tartışmak, vatka ve perma illetlerini yakından tatmak gibi nostaljik anlamlara gelen süreç. saysam akşama kadar sayarım daha...
çok özledim be!
çok özledim be!
devamını gör...
18.
gps
uydu tabanlı rota tayin sistemi. global positioning system* kelimelerinin kısaltmasıdır. amerika birleşik devletleri tarafından savunma sistemleri için geliştirilmiş olsa da bugün birçok ülkenin kendine ait gps sistemi bulunur.
gps uyduları, trilaterasyon adlı yöntemi kullanırlar. şu anda dünya yörüngesinde aktif olan onlarca gps uydusu var. bir konumu belirlemek için bunlardan 4 tanesi yeterlidir. daha fazlasından veri alınırsa konum daha hassas şekilde ölçülür.
uydularda atom saati bulunur. bu saatler son derece hassas olarak ayarlanmıştır. uydular dünyaya sürekli olarak radyo sinyalleri gönderir. bu sinyaller ışık hızıyla hareket ederler. dünyadaki bir gps alıcısı bu sinyali aldığında, alıcının alış saati de, sinyalin uydudan çıkış saati de bellidir. aradaki fark bulunabilir. bu farkın ışık hızıyla çarpılması, gps alıcısı ile uydu arasındaki mesafeyi verir.
peki bu bilgi ne işe yarar?
diyelim ki 2 uydumuz var ve bunlar yerdeki bir noktaya olan uzaklıklarını ölçüyorlar. ilk uydunun uzaklığı (buna r1 diyelim), yine ilk uydunun merkezde olduğu bir dairenin yarıçapı olsun. ikinci uydunun uzaklığı da (buna da r2 diyelim) bu kez ikinci uydunun merkezde olduğu bir dairenin yarıçapı olsun. 2 boyutlu bir düzlemde olsaydık, bu dairelerin yerdeki noktaya olan uzaklıklarının kesişimi, aşağıda üşenmeyip çizdiğim resimdeki yeşil noktayı verecekti:

3 boyutlu ortamda da durum bundan çok farklı değildir. uydular, yukarıdaki bahsettiğim (zaman farkı x ışık hızı) formülüyle bulunan mesafeler aracılığıyla, gps alıcısının, yani yeryüzündeki hareketlinin tam konumunu ölçebilirler.

görselin kaynağı
ama burada bir sorunumuz var: atom saatleri son derece hassas ve güvenilir saatlerken, kullandığımız telefondaki ya da mesela otomobillerimizdeki gps alıcılarının kullandığı saatler, sıradan saatlerdir. bunlar atom saatleri kadar güvenilir değildir. eğer güvenilir ölçüm olmazsa kilometre mertebesinde hatalar ortaya çıkar ki bu da son derece kullanışsız bir konum bilgisi anlamına gelir. ankara'dayken istanbul'da gibi görünebilirsiniz en iyi ihtimalle. üstelik izafiyet teorisinden biliyoruz ki bu atomik saatler de yörünge hızları nedeniyle günde 38 mikrosaniye* ileriye kayarlar. düzgün bir konum belirleme işlemi için bu sorunların giderilmesi gerekir.
uyduların hepsinde atom saati olduğundan, bunlar arasında bir senkronizasyon sorunu bulunmaz. sorun uydularla bizim kullandığımız araç her ne ise onun arasındadır. dördüncü uydunun devreye girdiği yer de burasıdır. gerekli hesaplamaların yapıldığı yazılım aracılığıyla bu uydu, zaman kaymalarını düzeltir. böylece dünya üzerinde nerede olursanız olun, mutlaka en az 4 uydu ile bağlantıda kalarak doğru bir şekilde konumlandırılma şansı elde etmiş olursunuz.
gps uyduları, trilaterasyon adlı yöntemi kullanırlar. şu anda dünya yörüngesinde aktif olan onlarca gps uydusu var. bir konumu belirlemek için bunlardan 4 tanesi yeterlidir. daha fazlasından veri alınırsa konum daha hassas şekilde ölçülür.
uydularda atom saati bulunur. bu saatler son derece hassas olarak ayarlanmıştır. uydular dünyaya sürekli olarak radyo sinyalleri gönderir. bu sinyaller ışık hızıyla hareket ederler. dünyadaki bir gps alıcısı bu sinyali aldığında, alıcının alış saati de, sinyalin uydudan çıkış saati de bellidir. aradaki fark bulunabilir. bu farkın ışık hızıyla çarpılması, gps alıcısı ile uydu arasındaki mesafeyi verir.
peki bu bilgi ne işe yarar?
diyelim ki 2 uydumuz var ve bunlar yerdeki bir noktaya olan uzaklıklarını ölçüyorlar. ilk uydunun uzaklığı (buna r1 diyelim), yine ilk uydunun merkezde olduğu bir dairenin yarıçapı olsun. ikinci uydunun uzaklığı da (buna da r2 diyelim) bu kez ikinci uydunun merkezde olduğu bir dairenin yarıçapı olsun. 2 boyutlu bir düzlemde olsaydık, bu dairelerin yerdeki noktaya olan uzaklıklarının kesişimi, aşağıda üşenmeyip çizdiğim resimdeki yeşil noktayı verecekti:

3 boyutlu ortamda da durum bundan çok farklı değildir. uydular, yukarıdaki bahsettiğim (zaman farkı x ışık hızı) formülüyle bulunan mesafeler aracılığıyla, gps alıcısının, yani yeryüzündeki hareketlinin tam konumunu ölçebilirler.

görselin kaynağı
ama burada bir sorunumuz var: atom saatleri son derece hassas ve güvenilir saatlerken, kullandığımız telefondaki ya da mesela otomobillerimizdeki gps alıcılarının kullandığı saatler, sıradan saatlerdir. bunlar atom saatleri kadar güvenilir değildir. eğer güvenilir ölçüm olmazsa kilometre mertebesinde hatalar ortaya çıkar ki bu da son derece kullanışsız bir konum bilgisi anlamına gelir. ankara'dayken istanbul'da gibi görünebilirsiniz en iyi ihtimalle. üstelik izafiyet teorisinden biliyoruz ki bu atomik saatler de yörünge hızları nedeniyle günde 38 mikrosaniye* ileriye kayarlar. düzgün bir konum belirleme işlemi için bu sorunların giderilmesi gerekir.
uyduların hepsinde atom saati olduğundan, bunlar arasında bir senkronizasyon sorunu bulunmaz. sorun uydularla bizim kullandığımız araç her ne ise onun arasındadır. dördüncü uydunun devreye girdiği yer de burasıdır. gerekli hesaplamaların yapıldığı yazılım aracılığıyla bu uydu, zaman kaymalarını düzeltir. böylece dünya üzerinde nerede olursanız olun, mutlaka en az 4 uydu ile bağlantıda kalarak doğru bir şekilde konumlandırılma şansı elde etmiş olursunuz.
devamını gör...
19.
bağlaç olan te
aslında bağlaç olmayan, yalnız çalışan, tek takılan, özgür olması gerekirken 2 kelimenin arasında sıkışıp kalmış olan harf topluluğu.
yazık olan te.
"bunu yazanın teee..!" deme isteği uyandıran te.
yazık olan te.
"bunu yazanın teee..!" deme isteği uyandıran te.
devamını gör...
20.
ahmet özhan’ın gerekirse yarım ekmek yeriz açıklaması
lüzumsuz çıkışlarda bugün diyebileceğimiz beyan.
bir kitap okumuştum. hissedebilen protez yapmak, beyni en ufak parçalarına kadar dilimleyip bilgisayara beynin çalışma şeklini simüle ettirmek, hastalıkları uzaktan ameliyat edebilmek, kanserli hücrelere doğrudan ilacı götürecek nano yapılar tasarlamak... millet bunlarla uğraşıyor inanır mısınız?
sonra dönüp bize baktım. periyodik şekilde baş örtüsü-kürtler-soğan ekmek yemek arasında gidip gelirken bir yandan da kıskanıldığımızı sanmak illetine tutulmuşuz. kıskanılmayı geçtim insan yerine bile konmadığımızı anlamak için, tüm gelişmiş ülkelerin mars'a gitmesi ve bizim gibileri burada bırakması mı gerekiyor illa ki? bir kere, sadece bir kere, başımıza hakiki bir bela gelmeden bir şeyleri zamanında anlasak olmaz mıydı?
hani böyle bütün ülke insanlarını kapsayan bir felaket olur da allah'tandır falan der sabredersin. yahu bir tarafta açlıktan kendini yakan adam varken bir tarafta 11 yerden maaş alan varsa bu eşitsizliğe neden sabretmek zorunda kalıyoruz? tevekkül değil enayilik bu.
çok sıkıldım. aşırı sıkıldım. bıktım. bu kadarını kaldırabilmek için insan üstü bir çaba gerekiyor artık.
allah sizi bildiği gibi yapsın, ne diyeyim... yettiniz yahu!
bir kitap okumuştum. hissedebilen protez yapmak, beyni en ufak parçalarına kadar dilimleyip bilgisayara beynin çalışma şeklini simüle ettirmek, hastalıkları uzaktan ameliyat edebilmek, kanserli hücrelere doğrudan ilacı götürecek nano yapılar tasarlamak... millet bunlarla uğraşıyor inanır mısınız?
sonra dönüp bize baktım. periyodik şekilde baş örtüsü-kürtler-soğan ekmek yemek arasında gidip gelirken bir yandan da kıskanıldığımızı sanmak illetine tutulmuşuz. kıskanılmayı geçtim insan yerine bile konmadığımızı anlamak için, tüm gelişmiş ülkelerin mars'a gitmesi ve bizim gibileri burada bırakması mı gerekiyor illa ki? bir kere, sadece bir kere, başımıza hakiki bir bela gelmeden bir şeyleri zamanında anlasak olmaz mıydı?
hani böyle bütün ülke insanlarını kapsayan bir felaket olur da allah'tandır falan der sabredersin. yahu bir tarafta açlıktan kendini yakan adam varken bir tarafta 11 yerden maaş alan varsa bu eşitsizliğe neden sabretmek zorunda kalıyoruz? tevekkül değil enayilik bu.
çok sıkıldım. aşırı sıkıldım. bıktım. bu kadarını kaldırabilmek için insan üstü bir çaba gerekiyor artık.
allah sizi bildiği gibi yapsın, ne diyeyim... yettiniz yahu!
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553
554
555
556
557
558
559
560
561
562
563
564
565
566
567
568
569
570
571
572
573
574
575
576
577
578
579
580
581
582
583
584
585
586
587
588
589
590
591
592
593
594
595
596
597
598
599
600
601
602
603
604
605
606
607
608
609
610
611
612
613
614
615
616
617
618
619
620
621
622
623
624
625
626
627
628
629
630
631
632
633
634
635
636
637
638
639
640
641
642
643
644
645
646
647
648
649
650
651
652
653
654
655
656
657
658
659
660
661
662
663
664
665
666
667
668
669
670
671
672
673
674
675
676
677
678
679
680
681
682
683
684
685
686
687
688
689
690
691
692
693
694
695
696
697
698
699
700
701
702
703
704
705
706
707
708
709
710
711
712
713
714
715
716
717
718
719
720
721
722
723
724
725
726
727
728
729
730
731
732
733
734
735
736
737
738
739
740
741
742
743
744
745
746
747
748
749
750
751
752
753
754
755
756
757
758
759
760
761
762
763
764
765
766
767
768
769
770
771
772
773
774
775
776
777
778
779
780
781
782
783
784
785
786
787
788
789
790
791
792
793
794
795
796
797
798
799
800
801
802
803
804
805
806
807
808
809
810
811
812
813
814
815
816
817
818
819
820
821
822
823
824
825
826
827
828
829
830
831
832
833
834
835
836
837
838
839
840
841
842
843
844
845
846
847
848
849
850
851
852
853
854
855
856
857
858
859
860
861
862
863
864
865
866
867
868
869
870
871
872
873
874