meja - en beğenilen tanımları (87. sayfa)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu bilgi kimin işine yarar bilmem ama 1996.

başlık başıma kalmaya!
devamını gör...

(bkz: radyokarbon tarihlendirme)
devamını gör...

"el birliğiyle öldürdünüz garibi. bakın, geriye bu kaldı: namussuz bilo" repliğini hatırlatan iddia.

öldü demeyelim de can çekişiyor gibi biraz.

ama ne derler bilirsiniz; çıkmadık candan umut kesilmez.
devamını gör...

dedikten sonra kendisi uçurulmuş olan yazar beyanı.

30 yaş üzeriydi herhal...
devamını gör...

mansur başkanım (galp)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kod işlerine geri dönüş...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en güzelini yapan kişi.

ben de uyurum. hem de moral bozukluğunun seviyesine bağlı olarak tüm gün sürebilir, kimse gelip salça olmazsa eğer. "bana dokunmayın bugün" diyerek onu da engelliyorum baştan.

çok sık bozulmadığı için moralim, sıkıntı olmuyor bu durum tabii. öküzden yapıldım çünkü. zor etkileniyorum.
devamını gör...

aklıma hiç gelmeyen birtakım örnekler.

açıkçası, insanların yaptığı riyakârlıklar beni değil kendilerini kötü duruma düşürdüğünden, bu güne dek benim hayatıma büyük bir etki bırakan herhangi bir örneğini hatırlamıyorum. riyakârlık yapandan uzak durduğum için fazla sorun yaşamıyorum bu tiplerle. zaten genel olarak insanlara hemen güvenmek gibi bir özelliğim yok. o yüzden de artık pek beklemediğim davranışlar görmüyorum yakın çevremdeki kişilerden.

sözlükte durum biraz daha farklı. burada kimse kimseyi tanımadığı için, kimsenin bir başkasına, tanımadan etmeden sataşmasını beklemiyorum. o yüzden gelip sataşan olduğu zaman şaşırıyorum gerçekten çünkü benim yapmadığım anormal bir şeyi başkasının bana yapması her zaman tuhafıma gitmiştir. onlara da söyleyeceğim şey şu: kendi iç huzursuzluğunuza çekmeyin insanları. kimse sizin bozuk düzen iç yapınızın ya da hastalıklı ruh halinizin yansımalarına katlanmak zorunda değil.
devamını gör...

bir ara yapmaya çalıştığım ama ilgi ve bilgi sahibi olmadığım ukde konularının çoğunluğu nedeniyle artık pek yapamadığım eylem.

bu arada, yalan yanlış açılmış başlıklar var ukde olarak bırakılan. daha doğrusu hatalı başlıklar var. örneğin "ukde bırakmak" başlığını ukde olarak bırakmaya çalışan ama "ukde p brakmak" gibi yanlış yazarak başlığın açılmasını imkânsız hale getiren arkadaşlar var (örnek olarak salladım. tam olarak bu şekilde bir başlık yok, benzerleri var.) bazıları çoktan açıldığı halde orada hâlâ ukde var olan benzer başlıklar da var.

moderatörlere biraz daha iş bindirmek istemem ama o listenin biraz temizlenmesi gerekiyor sanırım.
devamını gör...

soru: neden serap görürüz?

ışık çok yoğun bir ortamdan daha az yoğun bir ortama ya da az yoğun bir ortamdan çok yoğun bir ortama geçiş yaparken kırılır. su dolu bir bardağa bir kalem atarak, kalemin kırıkmış gibi görünmesini izleyebilir ve buna doğrudan şahit olabilirsiniz. bu olayda ışığın gittiği doğrultu değiştiği için, kalemi görmenizi sağlayan bu ışık ışınlarının yeri değişmiş olur ve kalem ikiye bölünmüş gibi, farklı bir doğrultuda görünür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

ancak ışık 2 farklı yoğunluktaki ortam arasında hareket ederken her zaman birinden diğerine geçiş yapmayabilir. bazen ortamları birbirinden ayıran yüzeye kadar gelip buradan geri yansır ve geldiği ortama geri döner, diğer ortama geçmez. bu olaya tam yansıma denir. tam yansıma sadece, ışığın çok yoğun ortamdan az yoğuna geçişi sırasında gerçekleşebilir.

çok sıcak havalarda mesela bir asfalt yolun üzerinde karşıya baktığınızda, yol üzerinde su birikmiş gibi bir görüntüye şahit olursunuz. şöyle:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

bunun cevabı tabii ki fiziktedir. asfaltın hemen üzerinde bulunan hava tabakası ısınır. biraz daha yüksekte kalan hava tabakası ise daha soğuktur. soğuk hava sıcak havadan daha yoğundur. güneşten gelen ışık, önce üstlerdeki soğuk hava tabakasından geçer ve asfaltın hemen üzerindeki sıcak hava tabakasına ulaşır. yani ışık, çok yoğun ortamdan az yoğuna doğru hareket etmektedir.

bu hareketi yapan ışık ışınlarının bir kısmı tam da asfaltın üzerindeki yoğunluğu düşük bölgeye denk geldiğinde, yukarıda anlattığım şekilde tam yansımaya uğrar. gözümüze su gibi ve mavimsi görünen bu olay aslında gökyüzünün mavi ışığının asfalt üzerinden bize gelen yansımasıdır. özetle, gördüğümüz şey su değil, gökyüzünün yansımasıdır.
devamını gör...

bir gök cisminin yüzeyinden kurtulmak için gereken minimum hız miktarı. kurtulma hızı olarak da bilinir.

saniyede yaklaşık 11.2 kilometre hızınız varsa, dünya üzerinden ayrılıp uzaya çıkabilirsiniz.
saniyede yaklaşık 618 kilometre hızınız varsa, güneş üzerinden ayrılıp uzaya çıkabilirsiniz.
saniyede 300,000 kilometreden, yani ışıktan daha hızlıysanız, bir kara deliğin yüzeyinden kurtulabilirsiniz.

gördüğünüz gibi kaçış hızı kütle ile doğru orantılıdır. cismin kütlesi ne kadar büyükse, uzay - zaman dokusunda ortaya çıkardığı bükülme de o kadar büyük olur ve cisimden kurtulmanız da aynı oranda zorlaşır.
devamını gör...

bence hakkında gayet yanlış düşünülen insan. en azından sözlük ortamı için konuşursak...

sözlükte herkesin iyi kötü muhatap olduğu kişiler var, her gün bir şekilde mesajlaşılan, konuşulan... biriyle konuşurken, sohbetin akışına göre -yani konuştuğunuz konuyla bağlantılı olarak- mesela "bugün doğum günüm. keyfimi hiçbir şey bozamaz" gibi bir laf etseniz, bu bilgiyi öğrenen kişi gidip nickaltınıza "doğum günüymüş. kutlu olsun." yazsa bunda nasıl bir ilgi çekme çabası ya da ona benzer bir kötü niyet arayacağız?

insanlara "git nickaltımda doğum günümü kutla" diyen olduğunu sanmıyorum. diyen varsa ona da lafım yok çünkü herkesin karakteri farklı. ilgi çekmeye çalışmak bir karakter bozukluğuna işaret etmez her zaman. insan kötü bir dönemden geçiyordur, biraz ilgi, varlığının fark edilmesi iyi gelecektir o an. o nedenle yapabilir bazı hareketleri. böyle şeyler için insanları linçlemek saçma ve gereksiz bir hareket.

özel mesaj yerine nickaltınızdan doğum gününüzü kutlamayı tercih eden kişi de yalakalık olsun diye değil, daha çok kişi kutlasın da siz de biraz mutlu olun diye yapmış olabilir. bunu yapan kişi her zaman karşı cinsiniz olmuyor. o yüzden "umduğu farklı şeyler vardır kesin." diye düşünmek de yersiz. *

her şeyde kötü niyet aramayın diyoruz ama kime diyoruz.
devamını gör...

cevabı aldıktan sonra "ucuza gidiyormuşsun." dediğinizde karşı tarafı delirtme ihtimaliniz olan soru.
devamını gör...

sevdiğim yazarlardan.

hani diyorsunuz ya "niye bilgi başlıkları görmüyoruz? niye düzgün tanımlar girmiyor kimse?" diye; bu yazar giriyordu mesela. okuyor muydunuz? yoksa "adını ilk kez görüyorum" diyenlerden misiniz? magazinsel hareketler yapmadığı için olsa gerek, pek de göze batmıyor değil mi? maksadımız üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi diye düşünüyor insan böyle ortamlarda...

kendisiyle başlıca ortak paydamız bilim. arada sohbet ederiz ama öyle bilime gömülüp sıkıcılaşmayız. her telden çalabiliriz. bir ara kızdırmışım onu farkında olmadan ve istemeden, başka bazı yazarlara da yaptığım gibi... konuştuk, anlaştık, hallettik çünkü dinlemeyi ve "neden yaptın?" sorusunun kafasındakinden farklı bir cevabı olabileceğini bilen biri. kendi düşündüğüne inanıp yargılamaya devam etmek yerine, beni dinlemeyi tercih ettiği için bir kez de buradan teşekkür ederim kendisine.

aşırı özel bir durum olmadıkça nickaltı yazılarını çok uzatmayı sevmem. o nedenle kısa keseceğim. küstürmeyin böyle yazarları lütfen. başlarda "kim giderse gitsin. geride kalanlar sözlüğe yeter" dersiniz ama bir grup yazar vardır ki onların tamamı gittiğinde ortam malum sözlüğe döner ve hepiniz "keşke o eski yazarlar gitmeseydi. zamanında sözlüğe küstürdüler" dersiniz. geç olmadan kıymetini bilin insanların.
devamını gör...

yıllardır konuştuğu ana dilini yanlış biliyor olmasını ateşli şekilde savunan kişi.

arkadaşlar, bir şeyin doğrusunu herkes bilemeyebilir ama "doğrusu bu" diyerek yol gösterenlere de sinirlenmek yerine en azından bir teşekkür etmeniz beklenir. belki sizi bir gün bir yerlerde çok daha fena şekilde rezil olmaktan kurtarıyorlardır, kim bilir...

bakın ortalık belirli makamlara geldiği halde 2 kelimeyi bir araya getiremeyen ve yazılı paylaşımlarındaki hatalarla alay konusu olanlardan geçilmiyor.

mutlaka duymuşsunuzdur, mesela fransızların bir yere gittiklerinde kendi dili dışında hiçbir dile yanıt vermediği durumları. bu adamlar salak mı ki bu kadar önemsiyorlar fransızcayı sizce? toplumsal yozlaşma konusunda dildeki bozuklukların oynadığı rolü gördüğünüzde geç kalmış ve buna katkıda bulunmuş olduğunuz için üzülürsünüz, yapmayın! burada küfrü savunduğunuz kadar kendi dilinizin özelliklerine de sahip çıkıp onları da savunsanız keşke.

insan üzülüyor.
devamını gör...

foton enerjisinin parçacığın enerjisinden yüksek olduğu durumlarda, fotonun elektron tarafından saçılmaya uğramasına verilen isim. bu tür saçılmalarda fotondan elektrona enerji transferi gerçekleşir.
devamını gör...

bugün görüp nickini çok beğendiğ...*
devamını gör...

(bkz: hiç mi yok)

iyice bak oralara, vardır mutlaka orada bir yerde.

kankalık dediğiniz şey o kadar yüzeysel bir şey değil. o yüzden çoğu kişinin kankası falan yok burada. insanlar birbirine iltifat edebilir, bir kaos esnasında taraf tutabilirler falan... bunlar kankalık anlamına gelmiyor. bugün bana arka çıkan biri, yarın senin haklı olduğun bir olayda sana arka çıkabilir. benim kankam sandığın kişiyi başkaları da senin kankan zanneder o zaman.

gerçek hayatta görüşüp çok iyi anlaşan 3-5 kişiyi hariç tutuyorum. burada kanka falan yok. düşmanlık kankacılıktan çok daha fazla var burada.
devamını gör...

fransızca kökenli olan ve bir kurumu yöneten kimse anlamına gelen kelime.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim