meja - en beğenilen tanımları (35. sayfa)

bence 2 türü olabilecek insan:

1- yaşı 30'un altındadır ve metabolizması yeterince hızlı olduğundan her yediğini bir şekilde yakabilir. eğer çok gençseniz ve kilo almıyorsanız buna fazla güvenmeyip 30+ yaşları bekleyin. durum değişebiliyor. kendimden biliyorum.

2- asabi, takıntılı, her şeyi kafasına fazla takan yahut hepsi birden olan insan. bunlar yedikleriyle beraber kendilerini de yavaş yavaş sindirdikleri için yediklerinin hayrını pek görmezler. kilo almak istiyorlarsa, düşüncelerini serbest bırakmayı ve "amaaan bana ne!" diyebilmeyi öğrenmelidir.

başka türler varsa ben bilmiyorum. belki rahat biri de olsa bünyesi kilo almaya izin vermeyen 3. bir grup da olabilir.
devamını gör...

her gördüğümde bana meşhur "tek göz" horus’un gözünü, oradan da çeşitli çağrışımlarla siyonizmi hatırlatan ve bu nedenle de asabımı bozan anlamsız reklam afişi. ya biz bu ülkede yaşamaktan iyice paranoyak olduk ya birileri bir işler karıştırıyor, haberimiz yok.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mevlana'ya ait olduğu rivayet edilen söz. tam hali "bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden akıl seviyesini anlarsın." şeklinde ama başlık sınırına takılıyor.

bu söze katılanlar da var, katılmayanlar da.

katılmayanlar "gülmek hepimizin ihtiyacı. ancak herkesin güldüğü şeyler farklı. buradan bir insanın akıl seviyesini ölçmek mümkün değil." düşüncesini savunuyor.

katılanlar ise "gülmek tabii ki hepimizin ihtiyacı. ancak mesela engelli bir bireyle alay edecek ve ona gülecek kadar insanlıktan çıkmak bambaşka bir şey." düşüncesini savunuyor ki aslında bu sözle anlatılmak istenen şey de bu. hepimiz farklı şeyleri komik buluyoruz. komik bulduğumuz herhangi bir şeye gülmek farklı, gülerken insani değerleri göz önüne almadan her şeyle dalga geçmek farklı. bir nevi "osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur" durumu.

nasıl güldüğünden akıl seviyesini anlamak kısmına gelince... bu kısma da katılmayanlar olabilir ancak burada da anlamamız gereken şey -en azından bana göre- ayarsızlık. bir de bu sözün söylendiği zamanı düşünerek değerlendirirseniz eğer konuyu, o zamanlar insanların büyük bir kısmı için edep, hayâ önemliydi ve her yerde, ulu orta kahkahalar atmak muhtemelen çok da hoş karşılanmıyordu. bu nedenle nasıl güldüğünüz terbiyenizin bir göstergesi olabilirdi.
devamını gör...

matematiksel bir soru.

çıkış noktası biraz da aşağıdaki düşünceden kaynaklanır:

0 / 0'ı elde etmek için, önce 0'a gittikçe yaklaşan sayıları birbirlerine bölelim.

0,1 / 0,1 = 1
0,00001 / 0,00001 = 1
0,00000001 / 0,00000001 = 1
.
.
.

görüyoruz ki sayı 0'a ne kadar yaklaşırsa yaklaşsın, kendisine bölümü 1 çıkıyor. bunu negatif sayılarla da yaparsak sonuç değişmeyecek. öyleyse bu sonuçtan bir yaklaşımda bulunabiliriz:

"bölen ve bölünen sayılar küçülüp tam 0 olduğunda da 0 / 0 = 1 olacak" şeklinde...

peki o zaman bunu bir de 0 ile deneyelim. 0'ı, kendisine gittikçe yaklaşan sayılara bölelim.

0 / 0,1 = 0
0 / 0,00001 = 0
0 / 0,00000001 = 0
.
.
.

buradan da bir yaklaşımda bulunabiliriz o halde:

"bölen sayılar iyice küçülüp tam 0 olduğunda da 0 / 0 = 0 olacak" şeklinde...

ama bir dakika! az önceki yaklaşımımız 0 / 0 = 1 derken bu seferki 0 / 0 = 0 diyor. işte matematikçiler tam da bu noktada bunu tanımsız olarak bırakmayı tercih ettiler.

***

herhangi bir sayının 0'a bölümünde de benzer mantık yürütülür.

sayımızı, gittikçe 0'a yaklaşan sayılara bölelim bakalım:

3 / 0,1 = 30
3 / 0, 00001 = 300.000
3 / 0, 0000001 = 30.000.000
.
.
.

diyebiliriz ki, bölmede kullandığımız sayı 0'a yaklaştıkça sonuç büyüyor. o halde bir yaklaşımda bulunabiliriz:
"bölen sayı küçülüp tam 0 olduğunda sayı / 0 = +sonsuz olacak" şeklinde.

peki aynı işi negatif sayılarla yapalım.

3 / -0,1 = -30
3 / -0, 00001 = -300.000
3 / -0, 0000001 = -30.000.000
.
.
.

bir yaklaşım da buradan elde ettik:
"bölen sayı küçülüp tam 0 olduğunda sayı / 0 = -sonsuz olacak" şeklinde.

işte yine tutarsız bir durum çıktı ortaya: sayı / 0 = + sonsuz mu, yoksa - sonsuz mu? matematikçiler bunu da tanımsız olarak bırakmayı tercih ettiler.

***

burada bir de "belirsiz mi tanımsız mı?" sorusu çıkıyor ortaya ama onu da başka yazıda anlatırım artık.
devamını gör...

tüm yazarların her entry'sini tek tek okumadan ve hepsiyle sohbet etmeden cevap verecek olmanın saçma olduğu soru. herkes herkesin ne yazdığını biliyor mu, nasıl biri olduğu hakkında fikir sahibi mi burada? belki henüz tanımadıklarınızın içinde çok daha fazla seveceğiniz insanlar vardır.

ayrıca neden 1-2 kişinin ismini verip, diğer insanları incitelim ki? böyle şeyleri insan kendisine saklamalı diye düşünüyorum.
devamını gör...

bir tespit.

şu an dünya yansa umurumda değil, oturur izlerim böyle:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yiyin birbirinizi. et pahalı.
devamını gör...

yüklü parçacıkların, ortamdaki atom çekirdekleri nedeniyle saptırılarak ivmelenmesi sonucunda kazandığı enerjiyi, ışıma yoluyla geri vermesi. farklı isimlerle de bilinir; frenleme ışıması, frenleyici radyasyon, beyaz ışıma gibi...

radyoterapi ve yüksek enerji astrofiziği gibi alanlarda önemlidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

büyük ihtimalle yakın zamanda yapacağım hareket.

yok, öyle "ortam bozdu şu bu" derdinde değilim. dikkat falan çekmeye de çalışmıyorum. çabuk sıkılan biri olarak sıkıldım aynı şeylerden sadece, o kadar. bir yandan zaten yaptığım başka işler var, onlara zaman ayırmak daha mantıklı geliyor. bir de malum yaz geliyor, yerimde duramam ben şimdi. pc başında pineklemek istemiyorum.

belki bir blog açıp yazacaklarımı oraya yazarım. zaten aslında sözlük, tam da onu yapmayı düşündüğüm bir zamanda açılmıştı. blog yerine buraya yazıp bir yandan da kafa dağıtıyordum. o noktaya geri döndüm gibi bir şey.

bu arada tek tek insanlara mesaj atmaktansa, böyle şeyleri buradan duyurmak daha kolay ve mantıklı. takip eden herkes sizin bıraktığınızı bu şekilde topluca öğreniyor. yani insanların buradan duyurmasına şahsen karşı değilim.

neyse, belirsiz bir yakın zamana kadar şimdilik devam...
devamını gör...

avcı takımyıldızı'nın ikinci, gökyüzünün 10. parlak yıldızı olan kırmızı süper dev yıldız. çıplak gözle görebildiğimiz, yaklaşık 550 ışık yılı uzaklıkta bulunan büyük bir yıldız betelgeuse. mutlak parlaklık değeri -6 kadir civarında. [ (bkz: kadir sistemi) ]

yıldızın adının nasıl okunduğunu merak edenler için link

saniyede yaklaşık 30 km hızla hareket ediyor uzayda. fotosfer ölçümleri yıldızın pulsasyon dediğimiz kalp atışı benzeri hareketleri gerçekleştirdiğini doğruluyor. bu da yıldızın dış yüzeyinin küresel değil, şekilsiz olduğu anlamına geliyor çünkü sürekli olarak bünyesindeki plazmayı uzaya fırlatıyor.

bu yıldızın kütlesi, güneş kütlesinin 15 katından daha fazla. bu da onu bir süper dev yapıyor. süper dev yıldızların en önemli özelliği yaşamlarının çok kısa sürmesi. tabii burada kısadan kastımız milyonlarca yıl ama evren için bu gerçekten kısa bir süre. özetle bu yıldızlar hızlı yaşayıp genç ölüyorlar. yine bu kadar büyük yıldızların sonu da bir süpernova oluyor. bu nedenle bu yıldızın da sonunun bu şekilde geleceğini biliyoruz.

***

özellikle son yıllarda yapılan gözlemler yıldızın parlaklığının hatırı sayılır miktarda düştükten sonra yeniden arttığını gösteriyor.

parlaklıkta gerçekleşen düşüş o kadar büyüktü ki, değil gökyüzünün 10. parlak yıldızı olmak, ilk 20'den bile çıkardı betelgeuse'u. bu parlaklık düşüşü bazılarında epey heyecan yarattı çünkü bir süpernova patlaması nadir yaşanır ve buna tanıklık etmek her zaman mümkün değildir.

ancak yıldızın parlaklığı yeniden arttığında hayaller de bir anlamda suya düşmüş oldu. bu tür patlamaların tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini bilme şansımız yok. yine de tahmini olarak önümüzdeki 100 bin yıl içerisinde herhangi bir zamanda olabileceğini düşünüyoruz. ancak şu an bile gerçekleşseydi, yaklaşık 550, hatta belki biraz daha fazla ışık yılı mesafeden buraya gelecek olan ışığını görmek bize nasip olmayacaktı ne yazık ki.

2019'da gözlenen kararma durumu, yıldızın uzaya fırlattığı büyük miktardaki plazmanın, yıldızın önüne geçmesinden ve soğuduktan sonra onun ışığını perdelemesinden kaynaklanıyor diyenler oldu. fakat yapılan çalışmalara göre bu kararmanın nedeni, yıldızın manyetik alan kaynaklı lekeleri gibi görünüyor. [ benzer konu için (bkz: güneş lekeleri) ]

***

patladığında dünya zarar görmeyecek çünkü arada çok fazla mesafe var. ancak patladıktan sonra dünya üzerinde, geceleri onu yarım ay kadar parlak görecek insanoğlu. tabii gündüz de görülebilecek kadar büyük bir parlaklık anlamına geliyor bu. büyük ihtimalle 3 ay kadar bu derece parlak görünüp, ardından yaklaşık 8-9 ay kadar da daha sönük şekilde görülebilecek.

***

özetle, şu an için bu görsel şöleni izlemek gibi bir şansımız olmadığı görülüyor.

bu, bir kırmızı süper devin yüzeyine ilişkin simülasyon

bu da betelgeuse'un orion'daki yeri (altta, sarımsı renkte olan):

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"labirentte yolun bulunmasına ilişkin yazılan bir program, farenin çıkışa ulaşmak için yaptığı girişimden elde ettiği sonuçtan daha iyi sonuç vermeyecektir. program birçok yanlış yola sapabilir, ancak doğru olanı bulduğunda bunu fareye göre daha iyi hatırlar. yazılan program ikinci denemede doğru yolu bulabilir; bu durumda programın tekrar koşturulmasına gerek kalmaz."

yapay zekâ - prof. dr. vasif v. nabiyev
devamını gör...

birçoğumuz gibi içimde * 2 kişi var ve bu kişilerin düşünceleri tabii ki birbirinden 180 derece farklı.

mesela üst kattan, gecenin bir yarısı gelen gürültü patırtıyı duyduğumda, şöyle sol omuz üzerimden bir ses "çık yukarıya, kapıyı açar açmaz beyzbol sopasıyla yüzünü dağıt!" diyor. sağ yandan gelen fısıltı ise "kulaklığın gevşemiş. biraz daha içeriye doğru itele ve uyumana bak!" diyor.

mesela dolmuşta birisi telefonla bağıra bağıra görüşme yaptığında bir ses "hava sıcak, kapı açık gidiyoruz. itiver şunu aşağıya!" diyor. diğer ses "müziği biraz daha aç da duyma!" diyor.

mesela birisi özel mesaj atıp hakarete ya da tacize varan boyutlarda bir şeyler yazdığı zaman bir tarafım "git nickaltına, nasıl biri olduğunu anlat da millet de ona göre muhatap olsun!" diyor. diğer tarafım "engelle kızım, üzerine sıçratma!" diyor.

bir yanım "uslu uslu yaşa hayatını, sakin ve düzenli ol!" derken öte yan hep "it ayağı yemiş gibi gez toz, canın ne istiyorsa düşünmeden yap!" diyor.

...

ne yapıyorum? hep sakin olan tarafın lafını dinliyorum ve hayatıma bir şekilde kıyısından köşesinden girmiş olan bazı insanlara da diyorum ki "dua edin de günün birinde soldaki sesin sahibini dinlemeye başlamayayım!"...
devamını gör...

oyunculuk hayatına 10 yaşında başlayan amerikalı aktör ve yapımcı. 57 filmde oynamış ve 19 filmin yapımcılığını üstlenmiştir. özellikle ekim düşü ve pers prensi: zamanın kumları adlı filmleriyle benim de gönlüme taht kurmayı başarmıştır.

bence çağlar ertuğrul'un amerika şubesidir.

fark yok gibi, değil mi:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2400 yıl önce, danimarka'da bir bataklığa atılan ve bir ritüelde kurban edildiği düşünülen ceset.

ceset bunca yıldır bataklıkta olduğundan, doğal bir şekilde mumyalanarak korunmuş halde bulundu.

ayrıca (bkz: bataklık cesetleri)

görsel arkeofili. com'dan alıntıdır:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

teorik fizikçi erik verlinde'nin öne sürdüğü, kütle çekiminin sürekli olarak var olmayan, ortamdaki şartlara bağlı olarak ortaya çıkan bir etki olduğunu söyleyen ilke.

doğada 4 temel kuvvet olduğunu söyleriz:
elektromanyetik kuvvet
güçlü ve zayıf çekirdek kuvvetleri
kütle çekim kuvveti


verlinde, kütle çekiminin temel kuvvetlerden biri olmadığını söyler. hatta şöyle der: "kütle çekimi bir illüzyondur". onun, kuantum dolanıklık dediğimiz olgu nedeniyle, bilgi etkileşimi sonucunda anlık olarak, yani bir başka deyişle entropi nedeniyle ortaya çıktığını öne sürer. bunun doğruluğu kanıtlanırsa, karanlık madde dediğimiz şeyin varlığını sorgulamamız gerekebilir.

verlinde'nin bu hipoteziyle hem uyuşan hem de çelişen farklı gözlem sonuçları var. o nedenle öne sürdüklerinin doğrulukları şimdilik tartışmalı durumda.
devamını gör...

bir ortamda hareket halinde bulunan atom altı parçacıkların, kinetik enerjileriyle aşamadıkları bir çeşit engel. kuantum tünelleme olayının açıklanmasında sıklıkla kullanılır.
devamını gör...

robert anson heinlein tarafından yazılmış olan all you zombies adlı kısa bilim kurgu öyküden esinlenilerek çekilmiş 2014 avustralya yapımı film.

bu öykü bir seminerde michio kaku tarafından da dinleyicilere anlatıldı.

ben de özetlemeye çalışayım size mevzuyu.


--! spoiler !--

- yıl 1945. bir kız bebekle beraber çıkagelen ve onu yetimhaneye bırakan bir yabancı görürüz ilk olarak öyküde. rahibeler onu alır ve adını jane koyarak büyütürler. büyürken de sürekli olarak anne ve babasının kim olduğunu merak eder.

- jane 17 yaşına gelince biriyle tanışır ve sevgili olur. ondan hamile kalır ancak sevgilisi onu terk eder.

- 9 ay sonra hastanede bir kız doğurur jane. ancak aşırı derecede kanaması vardır ve doktorlar hayatta kalması için son bir şans olarak bir deneme yaparlar: onun cinsiyetini değiştirirler. o artık jim'dir. üstelik ameliyattan hemen önce kim olduğu belirsiz biri bebeğini de çalmıştır jane'in, yani yeni jim'in.

- yaşamına jim olarak devam eder ama yaşadıkları nedeniyle alkolik olup çıkmıştır. sürekli bardadır. kim olduğunu, ailesini soranlara cevap veremedikçe içmeye de devam eder. ta ki bir bar kavgasına karışıp dayak yediği güne dek...

- barmen yanına gelir, onu ayıltır ve "ben bir zaman yolcusuyum. istersen zaman makinesi ile geçmişe gidip aileni bulalım" der. jim hemen atlar tabii bu teklife mal bulmuş mağribi gibi...

- geçmişe giderler. jim şaşkın şaşkın etrafta dolanırken güzel bir kızla tanışır ve sevgili olurlar. hem ziyaret hem ticaret durumları...

- ancak doğa kanunları yine rahat durmaz ve jim kızı hamile bırakır. sonra bir tartışma nedeniyle ayrılırlar. jim, eskiden jane olduğu günleri anımsar. o zaman çocuğu, kim olduğunu bilmediği biri tarafından kaçırılmıştır malum. bu çocuğunun kötü ellere geçmesini önlemek ister. bebek doğunca onu hastaneden kaçırır ve zaman makinesi ile 1945'e geri giderek yetimhaneye bırakır.

- rahibeler bebeği bulur ve ona jane adını vererek onu büyütürler. jane büyüyene dek "annem kim, babam kim, kim kim kim? kiziroğlu mustafa bey..." şeklinde takılır.

- bu esnada jim artık hayatını bir sarhoş olarak geçirmemeye karar vermiştir. gidip zamanda yolculuk yapan bir ekibe katılır. birçok olayda rol alır ve yaşlanır. "bunca görevde rol aldım ama son bir iş daha yapacağım" der ve şuna karar verir: "son görevim için zamanda tekrar geriye döneceğim ve barda gördüğüm, sürekli anne babasını arayan o adamla tanışıp ona ailesini bulacağım." ve geriye dönerek kendisiyle tanışır.

all you zombies zaten "ben nereden geldiğimi biliyorum ama siz zombiler; siz nereden geldiniz?" temalı bir şekilde son bulur.

yani zaten esas olay jane'in esas anne babasını bilemiyor ve işin içinden çıkamıyor oluşumuzdur. bu nedenle de film aslında amacına ulaşmıştır.

--! spoiler !--


burada devreye şu da giriyor olabilir tabii: bir teorik fizik görüşüne göre zamanda, zaman makinesinin icadından daha geriye gidilemez. bu nedenle de biz bu olayda jane'in yetimhaneye bırakıldığı noktadan öteye gidemiyor olabiliriz.

bir de bitirmeden benzer bir hikâye daha yazmak istiyorum.

--- alıntı ---

yetişkin bir kızı olan bir dul kadınla evlenmiştim.
babam da üvey kızımla tanışınca, ona aşık oldu ve sonunda da kandırdı ve evlendiler.
böylece babam damadım oldu. üvey kızım da annem durumuna geldi.
karım bir oğlan doğurdu.
çocuk tabii ki babamın kayın biraderi ve üvey annemin kardeşi olarak benim dayım sayıldı,
üvey annem de bir oğlan doğurdu. böylece kardeş sahibi oldum.
ama üvey kızımın çocuğu olduğundan, aynı zamanda da torunum sayıldı.
iş bu kadarla da bitmedi.
karım annemin annesi olduğu için, benim büyük annem sayıldı.
ben de babamın babası oluyordum.
sonunda kendimin dedesi olmuştum...

--- alıntı ---
devamını gör...

hücreyi saran ve onu dış ortamdan koruyan, bazı maddelerin geçişine izin verirken bazılarına vermeyen zar. hem hayvan hem bitki hücrelerinde bulunur.
devamını gör...

kutlu, mutlu ve daim olsun bu güzel gün.
devamını gör...

profesyonel satranç oyuncusu bobby fischer'ın aynı anda 50 rakibe karşı oynadığı oyundan bir kare...

bu işlere 13 yaşındayken başlayan ve fotoğrafta henüz 21 yaşında olan fischer beyaz takımla oyuna başladığı için avantajlı durumdaymış çünkü oyuna yön verebilecek bir açılış yapabilmesi bu sayede mümkün olmuş. elbette herhangi bir satranç oyuncusu, bu açılış hamleleri için geliştireceği karşı hamleleri genellikle çok çalışmış olur. ancak yine de bir noktadan sonra oyunun kaderini belirleyecek hamlelerin hepsini ezberlemek pek mümkün değil. yani açılışı kendi istediğiniz gibi belirledikten sonraki birkaç hamle sizin lehinize olabilir fakat oyunun geri kalanında her türlü kombinasyon ortaya çıkabilir.

29 yaşındayken dünya şampiyonu olan fischer o güne dek bu alanda borusu öten sovyetler'i bir anda alt eder. bundan 3 yıl sonra anatoli yevgenyeviç karpov adlı rus ustayla maça çıkmak için bazı şartlar koşar ama şartları reddedilir. yapılmayan unvan maçına rağmen şampiyonluk karpov'a verilince fischer neredeyse 20 yıl boyunca piyasadan kaybolur. yine bir satranç maçı için ortaya çıkar ancak bu kez baltayı taşa vurur çünkü abd hükümeti, birleşmiş milletler ambargosu altında olan yugoslavya'da yapılan bu maç için fischer'ın maç kazançları üzerinden gelir vergisi talep eder. bu reddedilmiş olmalı ki fischer'ın tutuklanması için emir çıkarılır. o günden sonra fischer artık bir kanun kaçağıdır.

fotoğrafa gelince... fischer 50 rakibinin 47 tanesini yenmiş, 2 maçı da berabere bitirmiştir. aldığı tek yenilgi ise pek de tanınmamış donn rogosin adlı oyuncuya karşı olmuştur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

altın öğüt: 30 yaşına gelenleri teyze sanmayın. kendiniz de o yaşa geldiğinizde nedenini anlayacaksınız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim