meja - en beğenilen tanımları (201. sayfa)

çoğu kişinin okumadığını bildiğim konuları, az kişi bile olsa okuyan var diyerek yazmaya devam etmekteki ısrarım ve kalan zamanlarda da ölçülü şekilde boş yapmak...
devamını gör...

ben yönetimden bu başlık için flood serbestliği talep ediyorum. sadece bu başlıkta, herhangi bir maç başlığı gibi karşılıklı fikir alışverişi yapabilmeliyiz bence.

bu akşamki maç için söyleyebileceğim fazla şey yok. fenerbahçe'de beğendiğim bir tek maxi var. bunu bu akşam için söylemiyorum. son birkaç maçtır aynı şeyi söylüyorum. her ne kadar bazen kendi başına şov yapmaya çalışsa da genel olarak bence yazık oluyor bu adama. bir de çağlar kesin hata yapıp gole neden olur diyordum, yanılttı.

ali koç konusunda prieneus'a katılıyorum. şu anda giderse alacağı tek sıfat var: fenerbahçe tarihinin en başarısız başkanı. başka ihtimal yok ama 1-2 şampiyonluk alırsa, bu kötü sıfat bir miktar daha hafızalardan silinebilir bir hâl alabilir. bu takımın bu adamdan kurtulması lazım. tamamen kendisini düşündüğünü tahmin ediyorum. bu arada, dedesinin vasiyeti varmış, futbol kulüplerine bulaşmamaları konusunda. hatta mustafa koç'a da teklif edilmiş ama o bahsettiğim vasiyet nedeniyle girmemiş o işlere. artık ne kadar doğru bilmiyorum ama bunu da eklemiş olayım.
devamını gör...

bir kozmoloji sorusu. o nedenle de maydanoz olmazsam rahat edemem.

insanoğlu karanlık maddenin ne olduğunu henüz anlayamadığı için onu yaratması, daha doğrusu üretmesi de söz konusu olamaz. evren hakkındaki bildiklerimiz -bütün o yıldızlar, galaksiler, gezegenler, kara delikler vs- sadece evrenin %5'ini oluşturan normal maddeden oluşuyor. yani evrenin sadece %5'ini çözebildik. kalan %95 hakkında azıcık bilgi ve tahminden öte bir şeye sahip değiliz.

sevgili yazar, sen de söylemişsin; verdiğin örnekteki 2 olay tamamen farklı temellere dayanıyor. mıknatıslanma durumu manyetik alanla ve dolayısıyla elektriksel yüklerle ilgiliyken kütle çekimi -adı üzerinde- kütleyle, yani madde miktarıyla ilgili.* dolayısıyla sebep oldukları sonuçların benzerliğinden yola çıkarak temelde aynı şeylermiş gibi düşünmek hatalı sonuçlara yol açabilir. yine de akıl yürütmek kötü bir şey değil elbette. keşke bu tür başlıklar açan daha fazla yazar olsaydı.
devamını gör...

"soğan ekmek yer yine de malum partiye oy veririm" diyenler olduğu sürece fark yaratmayacak olan cümle. bahane mi demeliydim...

bu insanlar hâlâ olayı dindarlık - dinsizlik zannediyor arkadaşlar. bizim taraf dindar, baş örtümüze dokunmadı bla bla bla... karşı taraf dinsiz, allah bunlara fırsat vermesin kafasıyla hareket ediyorlar ve bütün sorun bundan ibaret.

yani bunların karşısına geçip gözlerinin içine baka baka bir projenin eş başkanı olduğunuzu da söyleseniz, bir ırktan kendileri dışında kimseye vermedikleri bir ödülü de alsanız durum değişmeyecek, değişmedi de... çünkü neden: baş örtüsüne dokunulmadı da ondan. koskoca kur'an-ı kerim'i haksızlıkla, adaletle, kul hakkıyla ilgili onlarca, yüzlerce ayete değil de baş örtüsü ile ilgili 3 ayete indirgerseniz yaşayacağınız dindarlık da ancak bu kadar olur işte! "komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir."den "bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" diyen sahte bir dindarlığa... keşke insanlar kuran'ın anlamını öğrenseydi, sadece okunuşunu değil.*
devamını gör...

her balığın sevdiği bir yem vardır düsturunca ortaya çıkmış saçmalık. kimisi astrolojiye para döker kimisi dinle ilgili şeylere vesaire... illa ki bulursunuz herkese hitap edecek bir şey. koskoca "okumuş adam" denilen doktorların cennetten arsa satın alarak dolandırıldığını bile gördük.

ruhsal yönden arınmaya ihtiyacı olan dindar biriyseniz oturun dua edin. bundan iyi arındırıcı yok. inançsız biriyseniz, size iyi gelen şeyleri keşfedip onları yapın.

kimse sizin ruhunuzu sizden iyi anlayıp onu kurtaramaz.
devamını gör...

bir ülke gerçeği.

bir sonraki aya borçlu giriyoruz her seferinde. alınan maaşlar bir şeye yetmeyince ay sonuna doğru karın doyurmak için kredi kartları giriyor devreye. 1 liralık şeylere 30 lira, 40 lira ödüyoruz. öyle de kalmıyor. bugün ödediğimiz 40 lirayı, çok değil, ertesi gün arar hâle geliyoruz çünkü 50 lira oluyor 1 gün içinde.

o kafelerde, şurada burada oturanlar zaten "zengin tam zengin oldu, fakir tam fakir" cümlesindeki zenginler. herkes kafelerde de oturmuyor, herkesin arabası da yok, herkes sinemaya gidip bergen'i de izleyemiyor. bunları yapabilen insanları "ülkede sıkıntı yok" demek için örnek göstermeyi bırakın lütfen.* ben kendi cebimi bilirim ve bu dediklerinizi ne ben yapabiliyorum ne de etrafımdaki insanlar... dolayısıyla kimse kalkıp "iyi, en azından gezip tozabilen, tatile gidebilen, 2 arabası olan birileri var. ben de aç kalıvereyim" demez, demeyecek, dememeli.

ülkenin durumu değerlendirilirken en iyiye değil en kötüye bakılır. çok uç örnekler dışında en kötü yaşayan kişiler, onların neyi yiyip yiyemediği, neyi alıp alamadığıdır önemli olan. zenginler yat alabiliyor diye hepimizin alabileceği varsayılmaz. bu kafaları bırakmaz "ben yapabiliyorsam herkes yapıyordur" demeye devam ederseniz yarın siz de yapamamaya başladığınızda sizi kurtaracak kimse kalmamış olur.

son olarak... ortam öyle bir hâle geldi ki ses çıkarmazsan daha da eziyorlar, ses çıkarırsan daha "a" diyemeden kendini hapiste buluyorsun. toplumsal bilinç denen şey bizde yok. o nedenle sesi hakkıyla çıkarması gereken muhalefet partileridir. şahsen benim artık o cihetten de umudum kalmadı pek.

işimiz mucizelere kaldı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üst edit: kimin nasıl tanım girdiği benim çok da umurumda değil açıkçası. bu bilgi mi trollük mü muhabbetini de uzun zaman önce yaptık, kapandı o konu çoktan. tabii ki buraya herkesin geliş amacı farklı ve herkesi aynı şeyden keyif almaya zorlayamayız. benim sözüm, başkalarını eleştirdiği hâlde kendi boş hareketlerine bir dönüp bakmayanlara, başkalarını eleştirdiği konuların aynısını kendileri yapanlara. yoksa tanıyanlar iyi bilir ki kimseyle işim de derdim de olmaz.
***

bir işe yaramayan şey.

zamanında yaptık o kadar. ne oldu? "akışta şu var bu yok" diye zırıl zırıl ağlayanların hiçbiri yoktu o bilgi içeren başlıklarda. kendimiz çaldık, kendimiz oynadık. onu bile ilgi çekmek için yaptığımı söyleyen tipler oldu be! sever misin sabaha mı bırakırsın...

ama ciddi çizginden azıcık sapıp kadın erkek başlıklarına yazdın mı hemen çıkıyorlar kovuklarından, eleştirmek için. iyi şeyler yapılırken görmeyenler, kötü buldukları bir şey olunca sensörlüymüş gibi dönüveriyorlar senden yana ve hakaret etmekten hiç geri durmuyorlar maşallah!

sözlük bu hâliyle bozuk diyorsanız, elinizi taşın altına koyun. yoksa da hiç boşuna şikâyet etmeyin. akşama kadar "sözlük bozdu. yazarlar iğrenç, başlıklar korkunç öğğk" konulu başlıklar açarak sözlüğü düzelteceğinizi sanıyorsanız, elimde satılık köprü var.
devamını gör...

hücre yaşamının üst sınırını belirleyen değer.

canlılarda kalıtım özelliklerini belirleyen kromozom adlı yapıların 2 ucunda telomer denen özel kısımlar bulunur. bir çeşit koruma sağlayan bu telomerler, canlıda gerçekleşen her hücre bölünmesi sonrasında kısalırlar. özelleşmiş bir hücrenin ne hücresi olduğuna bağlı olarak, belirli bir bölünme sayısından sonra telomerler çözünür ve ortadan kalkar. zaten bu da hücrenin yaşlanma evresinin başlangıcıdır.

sürüngenler sınıfından hayvanlarda, özellikle genç yaşlarda bol miktarda üretilen telomeraz adlı enzim, telomerlerin kısalmasını önler. bu nedenle sürüngenlerin ömrü birçok canlıya kıyasla uzundur ve pek fazla yaşlanma belirtisi göstermezler. öyle ki mesela timsahlar yaşlılıktan ölmez. bu hayvanlar aslında biyolojik olarak ölümsüzdür. ancak kazalar, yaralanmalar, açlık gibi nedenlerden ölürler.

kanser hücreleri için bir hayflick limiti yoktur. bu hücrelerin büyük bir kısmı ya da hepsi hasarlı kök hücrelerden meydana geliyor olabilir. bu nedenle de bunlarda telomeraz enzimi doğuştan yüksek düzeyde bulunur. sonuç olarak da sınırsız sayıda bölünebilirler.

bilim insanları son yıllarda yaşlanmayı durdurmak ve geri çevirmek konulu araştırmalarda bu konunun da üzerinde çalışıyorlar. genellikle doğada çok uzun süre hayatta kalabilen ya da hücrelerini sürekli yenileyerek bir çeşit ölümsüzlük yaşayan türler, bu tür araştırmalarda öncü oluyor.
devamını gör...

temeli aristoteles tarafından atılmış olan
- bütün a'lar b'dir
- bazı a'lar b'dir
- hiçbir a b değildir
- a ya b ya da c olabilir, her ikisi birden olamaz
gibi mantıksal önermelerin ingiliz matematikçi john venn tarafından 19. yüzyıl sonlarında şema haline getirilmesiyle ortaya çıkan çalışma.

örneğin aşağıdaki venn şemasında ayşe ve yusuf sadece futbol, ali sadece tenis, murat ve fatoş ise hem futbol hem tenis oynamaktadır. hem futbol hem tenis oynayanların bulunduğu bölgeye "kesişim kümesi", şemada görülen isimlerin hepsine birden "birleşim kümesi" denir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

sevmiyorum.

tabii ki haklıyı haksızı göz görüyor ama hiçbirine karışmak istemiyorum. ben, bana yapılan saldırılara bile son raddeye kadar susup cevap vermeyecek kadar nefret ediyorum bu olaylardan. kendi kavgalarıma bile karışmadığım için, başkasının kavgasına karışma isteğim mutlak sıfırdan bile düşük.
devamını gör...

ben yüzümü direkt kediyle gizliyordum ama bir sorun var; bu fotoyu çektiklerinde instagram diye bir şey yoktu. facebook bile yoktu.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yürüyünce de rahatsız olmalık bir durum yok. herkesin hayatına kimse karışamaz.

esas sorun yürümüyor gibi görünüp özel mesajlarda fındık kıranlar. onları kimse bilmediği için başlarına bela olan da çıkmıyor. "o kendini biliyor" tayfası bunlar. hatta bazılarının hiç sesi çıkmıyor. kimler neler neler yapıyor şurada, haberiniz bile yok. sonra çıkıp "auuv meja luci'ye yürüdüüü"

hey yavrum hey! keşke herkes benim gibi açıktan yürüseydi.
devamını gör...

haddinden fazla abartılan bir tipin gerçek kişiliğini ortaya sermesi durumu.

ben mi yanlış biliyorum; bu herifin olayı oyun videoları paylaşmak değil miydi? bu youtuber denen yarıdan fazlası çöp olan adamları kim kanaat önderi hâline getiriyor, anlamak mümkün değil.

bir insanın kişiliği, haklıyken nasıl konuştuğundan anlaşılır. haklıyken bile ağzını bozmayan kişi adamdır. bu herifi takip etmediğim için olayı da bilmiyorum, haksız mı haklı mı, onu da bilmiyorum ama şu üsluptan tiksindiğim kadar çok az şeyden tiksiniyorum.

azalarak bitme; bir anda bit!
devamını gör...

göz kanatan kişiler.

ben ki uzun yazı okumaktan hiç kaçmam, hele o yazı ilgi alanımla paralelse... ama bu insanlar öyle bir kaçırıyor ki hevesimi, bir süre kısası dahil hiçbir yazıyı görmek istemiyorum. işin kötüsü gayet güzel yazanlar da var. yazık ediyorlar kendilerine.

bunun daha beteri, o tek paragrafta zinhar noktalama işaretlerini kullanmayanlar.

(bkz: bunu insan okuyacak)
devamını gör...

birçok binada olmayan.

bir ara avustralya'daki evlerle bozdum kafayı. erkeklerin araba bakması gibi ben de girip girip satılık müstakil evlere bakıyordum. resmen ömrünüz uzuyor o evlere sadece bakmakla. bir de içinde yaşadığınızı düşünün; kendinize ait bir parça doğa, lanet olası üst komşunun gürültüsü yok, bahçede mis gibi havanın tadını çıkarabileceğiniz bir ortam... türkiye'de de yok mu? var tabii ama sokağa çıkınca huzursuzluk, pahalılık falan... onu bilmek bile tat kaçırmaya yetiyor.

özetle, insanın hayatını geçireceği bu aptal kutuların ömrü törpülemek ve kısaltmak değil daha da uzatmak maksadıyla yapılması gerekir. apartman fikri kadar aptalca çok az şey vardır sanırım. hiç tanımadığınız bir avuç dangalak insanla beton bir kutuya hapsolacak ve sevmediğiniz bu insanların hepsinin her türlü gürültü ve saygısızlığına katlanmak zorunda olacaksınız. hapishane tanımıyla hemen hemen aynı.

neyse... zugra neredesin? senlik bir konu bu tam da.
devamını gör...

nasıl rahat ettiğini anlayamadığım kişi. ben dışarıda hiç rahat edemem o şekilde.

silikon yaptırmak gerek ki milim oynamasınlar hareket edince, yoksa bıngıl bıngıl çok rahatsız*... ya da aşırı küçük olmalı.
devamını gör...

aslında pek de öyle sayılmayan mevzu.

burada olay, parçacıkların bizim onları gözlediğimizi bilmelerinden ziyade, gözlem yaparken kullandığımız aletler nedeniyle dalga foksiyonlarının çökmesi. yani mesela kendi hâlinde ortalıkta dolanan bir parçacığın konumunu ne kadar kesin bir şekilde tespit ederseniz, momentumunu da ancak o derece büyük yanılgı payı içerisinde ölçebilirsiniz. tersi de geçerlidir; momentumu yüksek doğrulukla ölçtüğünüzde, konuma ilişkin ölçümünüz büyük ölçüde belirsizlik taşıyacaktır. momentum demek, dolaylı olarak cismin hızı demek. konumu bilirsen hızdaki belirsizlik, hızı bilirsen konumdaki belirsizlik artar özetle. heisenberg belirsizlik ilkesi olarak bildiğiniz olay...

ölçüm yapmak demek, bir şeye bakmak anlamına geliyor. bakmak için çeşitli araçlar kullanıyoruz; bazen sadece göz, gözle göremeyeceğimiz şeyler için de çeşitli optik ya da farklı türden aletler. bunu yaparken de gözlemlediğimiz parçacıkların durumunu değiştiriyoruz.

diyelim ki bir parçacığı fenerle bakarak görebiliyoruz. fener dediğimiz şey ışık, yani foton anlamına geliyor. fotonlar gidip, görmek istediğimiz parçacıkla etkileştiğinde, momentumlarının bir kısmını ona aktarıyorlar. böylece parçacık hız kazanıyor ve belki yol aldığı doğrultu değişiyor. bu yüzden de siz o parçacığın konumunu, yaptığınız gözlem nedeniyle değiştirmiş ve ölçemez hâle geliyorsunuz. işte bu yüzden gözlem yapmak, parçacığın konumunda ya da hızında belirsizlik anlamına geliyor. bu durum, parçacığın hem parça hem de dalga olma özelliğiyle doğrudan ilişkili.

deneyde, gözlem yaptığınız zaman aslında parçacıkların konumunu ölçerek onları belirli noktalara denk gelmeye "zorlamış" oluyorsunuz bir bakıma. onları gözlemlemeden rahat bıraktığınızdaysa, sahip oldukları olasılık dalgalarıyla beraber hareket ederek size konumları hakkında tam bir bilgi vermemiş oluyorlar.

bilemiyorum kafaları daha çok mu karıştırmış oldum.
devamını gör...

zamanında sözlüklerde "dış güzellik" diye kendini yırtmış olması muhtemel kişi. "gördün mü dışını, güzelliğini? biz sana demiştik" denesi insan.

aldatmanın makul yanı, geçerli sebebi yok elbette, katılıyorum. lakin evlilik öyle bütün gün birbirinizin suratına, vücuduna bakıp zaman geçireceğiniz bir birlik değil. kiminle evlendiğinize dikkat edin.
devamını gör...

30'lu yaşlara kadar beklesin dediğim insan grubu. küçük bir grup istisna dışında hepsi görecek sonuçlarını.
devamını gör...

bomba gibi maç.

#2873795
içeride bıraktı bence.

saha zemininden, şundan bundan medet uman, kötü oynadığı için yenilen her takıma "yattı" diyen ve önüne gelen her futbolcuyu, herhangi bir somut kanıta dayanmadan şikecilikle suçlayan kanatlı tayfaya yine bir çift sözüm var: cibili cibili şak şak şak, çipet pet pet...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim