meja - en beğenilen tanımları (201. sayfa)
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553
554
555
556
557
558
559
560
561
562
563
564
565
566
567
568
569
570
571
572
573
574
575
576
577
578
579
580
581
582
583
584
585
586
587
588
589
590
591
592
593
594
595
596
597
598
599
600
601
602
603
604
605
606
607
608
609
610
611
612
613
614
615
616
617
618
619
620
621
622
623
624
625
626
627
628
629
630
631
632
633
634
635
636
637
638
639
640
641
642
643
644
645
646
647
648
649
650
651
652
653
654
655
656
657
658
659
660
661
662
663
664
665
666
667
668
669
670
671
672
673
674
675
676
677
678
679
680
681
682
683
684
685
686
687
688
689
690
691
692
693
694
695
696
697
698
699
700
701
702
703
704
705
706
707
708
709
710
711
712
713
714
715
716
717
718
719
720
721
722
723
724
725
726
727
728
729
730
731
732
733
734
735
736
737
738
739
740
741
742
743
744
745
746
747
748
749
750
751
752
753
754
755
756
757
758
759
760
761
762
763
764
765
766
767
768
769
770
771
772
773
774
775
776
777
778
779
780
781
782
783
784
785
786
787
788
789
790
791
792
793
794
795
796
797
798
799
800
801
802
803
804
805
806
807
808
809
810
811
812
813
814
815
816
817
818
819
820
821
822
823
824
825
826
827
828
829
830
831
832
833
834
835
836
837
838
839
840
841
842
843
844
845
846
847
848
849
850
851
852
853
854
855
856
857
858
859
860
861
862
863
864
865
866
867
868
869
870
871
872
873
874
1.
en gurur duyulan yazarlık ilkesi
çoğu kişinin okumadığını bildiğim konuları, az kişi bile olsa okuyan var diyerek yazmaya devam etmekteki ısrarım ve kalan zamanlarda da ölçülü şekilde boş yapmak...
devamını gör...
2.
sözlük yazarlarının her telden futbol paylaşımları
ben yönetimden bu başlık için flood serbestliği talep ediyorum. sadece bu başlıkta, herhangi bir maç başlığı gibi karşılıklı fikir alışverişi yapabilmeliyiz bence.
bu akşamki maç için söyleyebileceğim fazla şey yok. fenerbahçe'de beğendiğim bir tek maxi var. bunu bu akşam için söylemiyorum. son birkaç maçtır aynı şeyi söylüyorum. her ne kadar bazen kendi başına şov yapmaya çalışsa da genel olarak bence yazık oluyor bu adama. bir de çağlar kesin hata yapıp gole neden olur diyordum, yanılttı.
ali koç konusunda prieneus'a katılıyorum. şu anda giderse alacağı tek sıfat var: fenerbahçe tarihinin en başarısız başkanı. başka ihtimal yok ama 1-2 şampiyonluk alırsa, bu kötü sıfat bir miktar daha hafızalardan silinebilir bir hâl alabilir. bu takımın bu adamdan kurtulması lazım. tamamen kendisini düşündüğünü tahmin ediyorum. bu arada, dedesinin vasiyeti varmış, futbol kulüplerine bulaşmamaları konusunda. hatta mustafa koç'a da teklif edilmiş ama o bahsettiğim vasiyet nedeniyle girmemiş o işlere. artık ne kadar doğru bilmiyorum ama bunu da eklemiş olayım.
bu akşamki maç için söyleyebileceğim fazla şey yok. fenerbahçe'de beğendiğim bir tek maxi var. bunu bu akşam için söylemiyorum. son birkaç maçtır aynı şeyi söylüyorum. her ne kadar bazen kendi başına şov yapmaya çalışsa da genel olarak bence yazık oluyor bu adama. bir de çağlar kesin hata yapıp gole neden olur diyordum, yanılttı.
ali koç konusunda prieneus'a katılıyorum. şu anda giderse alacağı tek sıfat var: fenerbahçe tarihinin en başarısız başkanı. başka ihtimal yok ama 1-2 şampiyonluk alırsa, bu kötü sıfat bir miktar daha hafızalardan silinebilir bir hâl alabilir. bu takımın bu adamdan kurtulması lazım. tamamen kendisini düşündüğünü tahmin ediyorum. bu arada, dedesinin vasiyeti varmış, futbol kulüplerine bulaşmamaları konusunda. hatta mustafa koç'a da teklif edilmiş ama o bahsettiğim vasiyet nedeniyle girmemiş o işlere. artık ne kadar doğru bilmiyorum ama bunu da eklemiş olayım.
devamını gör...
3.
karanlık madde bizimle iç içe olabilir mi sorunsalı
bir kozmoloji sorusu. o nedenle de maydanoz olmazsam rahat edemem.
insanoğlu karanlık maddenin ne olduğunu henüz anlayamadığı için onu yaratması, daha doğrusu üretmesi de söz konusu olamaz. evren hakkındaki bildiklerimiz -bütün o yıldızlar, galaksiler, gezegenler, kara delikler vs- sadece evrenin %5'ini oluşturan normal maddeden oluşuyor. yani evrenin sadece %5'ini çözebildik. kalan %95 hakkında azıcık bilgi ve tahminden öte bir şeye sahip değiliz.
sevgili yazar, sen de söylemişsin; verdiğin örnekteki 2 olay tamamen farklı temellere dayanıyor. mıknatıslanma durumu manyetik alanla ve dolayısıyla elektriksel yüklerle ilgiliyken kütle çekimi -adı üzerinde- kütleyle, yani madde miktarıyla ilgili.* dolayısıyla sebep oldukları sonuçların benzerliğinden yola çıkarak temelde aynı şeylermiş gibi düşünmek hatalı sonuçlara yol açabilir. yine de akıl yürütmek kötü bir şey değil elbette. keşke bu tür başlıklar açan daha fazla yazar olsaydı.
insanoğlu karanlık maddenin ne olduğunu henüz anlayamadığı için onu yaratması, daha doğrusu üretmesi de söz konusu olamaz. evren hakkındaki bildiklerimiz -bütün o yıldızlar, galaksiler, gezegenler, kara delikler vs- sadece evrenin %5'ini oluşturan normal maddeden oluşuyor. yani evrenin sadece %5'ini çözebildik. kalan %95 hakkında azıcık bilgi ve tahminden öte bir şeye sahip değiliz.
sevgili yazar, sen de söylemişsin; verdiğin örnekteki 2 olay tamamen farklı temellere dayanıyor. mıknatıslanma durumu manyetik alanla ve dolayısıyla elektriksel yüklerle ilgiliyken kütle çekimi -adı üzerinde- kütleyle, yani madde miktarıyla ilgili.* dolayısıyla sebep oldukları sonuçların benzerliğinden yola çıkarak temelde aynı şeylermiş gibi düşünmek hatalı sonuçlara yol açabilir. yine de akıl yürütmek kötü bir şey değil elbette. keşke bu tür başlıklar açan daha fazla yazar olsaydı.
devamını gör...
4.
doğalgaza gelen zam ekmek ve makarna üzerindeki zam baskısını arttırıyor
"soğan ekmek yer yine de malum partiye oy veririm" diyenler olduğu sürece fark yaratmayacak olan cümle. bahane mi demeliydim...
bu insanlar hâlâ olayı dindarlık - dinsizlik zannediyor arkadaşlar. bizim taraf dindar, baş örtümüze dokunmadı bla bla bla... karşı taraf dinsiz, allah bunlara fırsat vermesin kafasıyla hareket ediyorlar ve bütün sorun bundan ibaret.
yani bunların karşısına geçip gözlerinin içine baka baka bir projenin eş başkanı olduğunuzu da söyleseniz, bir ırktan kendileri dışında kimseye vermedikleri bir ödülü de alsanız durum değişmeyecek, değişmedi de... çünkü neden: baş örtüsüne dokunulmadı da ondan. koskoca kur'an-ı kerim'i haksızlıkla, adaletle, kul hakkıyla ilgili onlarca, yüzlerce ayete değil de baş örtüsü ile ilgili 3 ayete indirgerseniz yaşayacağınız dindarlık da ancak bu kadar olur işte! "komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir."den "bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" diyen sahte bir dindarlığa... keşke insanlar kuran'ın anlamını öğrenseydi, sadece okunuşunu değil.*
bu insanlar hâlâ olayı dindarlık - dinsizlik zannediyor arkadaşlar. bizim taraf dindar, baş örtümüze dokunmadı bla bla bla... karşı taraf dinsiz, allah bunlara fırsat vermesin kafasıyla hareket ediyorlar ve bütün sorun bundan ibaret.
yani bunların karşısına geçip gözlerinin içine baka baka bir projenin eş başkanı olduğunuzu da söyleseniz, bir ırktan kendileri dışında kimseye vermedikleri bir ödülü de alsanız durum değişmeyecek, değişmedi de... çünkü neden: baş örtüsüne dokunulmadı da ondan. koskoca kur'an-ı kerim'i haksızlıkla, adaletle, kul hakkıyla ilgili onlarca, yüzlerce ayete değil de baş örtüsü ile ilgili 3 ayete indirgerseniz yaşayacağınız dindarlık da ancak bu kadar olur işte! "komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir."den "bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" diyen sahte bir dindarlığa... keşke insanlar kuran'ın anlamını öğrenseydi, sadece okunuşunu değil.*
devamını gör...
5.
spritüel danışman
her balığın sevdiği bir yem vardır düsturunca ortaya çıkmış saçmalık. kimisi astrolojiye para döker kimisi dinle ilgili şeylere vesaire... illa ki bulursunuz herkese hitap edecek bir şey. koskoca "okumuş adam" denilen doktorların cennetten arsa satın alarak dolandırıldığını bile gördük.
ruhsal yönden arınmaya ihtiyacı olan dindar biriyseniz oturun dua edin. bundan iyi arındırıcı yok. inançsız biriyseniz, size iyi gelen şeyleri keşfedip onları yapın.
kimse sizin ruhunuzu sizden iyi anlayıp onu kurtaramaz.
ruhsal yönden arınmaya ihtiyacı olan dindar biriyseniz oturun dua edin. bundan iyi arındırıcı yok. inançsız biriyseniz, size iyi gelen şeyleri keşfedip onları yapın.
kimse sizin ruhunuzu sizden iyi anlayıp onu kurtaramaz.
devamını gör...
6.
hayat pahalılığının artık dayanılmaz bir boyuta ulaşması
bir ülke gerçeği.
bir sonraki aya borçlu giriyoruz her seferinde. alınan maaşlar bir şeye yetmeyince ay sonuna doğru karın doyurmak için kredi kartları giriyor devreye. 1 liralık şeylere 30 lira, 40 lira ödüyoruz. öyle de kalmıyor. bugün ödediğimiz 40 lirayı, çok değil, ertesi gün arar hâle geliyoruz çünkü 50 lira oluyor 1 gün içinde.
o kafelerde, şurada burada oturanlar zaten "zengin tam zengin oldu, fakir tam fakir" cümlesindeki zenginler. herkes kafelerde de oturmuyor, herkesin arabası da yok, herkes sinemaya gidip bergen'i de izleyemiyor. bunları yapabilen insanları "ülkede sıkıntı yok" demek için örnek göstermeyi bırakın lütfen.* ben kendi cebimi bilirim ve bu dediklerinizi ne ben yapabiliyorum ne de etrafımdaki insanlar... dolayısıyla kimse kalkıp "iyi, en azından gezip tozabilen, tatile gidebilen, 2 arabası olan birileri var. ben de aç kalıvereyim" demez, demeyecek, dememeli.
ülkenin durumu değerlendirilirken en iyiye değil en kötüye bakılır. çok uç örnekler dışında en kötü yaşayan kişiler, onların neyi yiyip yiyemediği, neyi alıp alamadığıdır önemli olan. zenginler yat alabiliyor diye hepimizin alabileceği varsayılmaz. bu kafaları bırakmaz "ben yapabiliyorsam herkes yapıyordur" demeye devam ederseniz yarın siz de yapamamaya başladığınızda sizi kurtaracak kimse kalmamış olur.
son olarak... ortam öyle bir hâle geldi ki ses çıkarmazsan daha da eziyorlar, ses çıkarırsan daha "a" diyemeden kendini hapiste buluyorsun. toplumsal bilinç denen şey bizde yok. o nedenle sesi hakkıyla çıkarması gereken muhalefet partileridir. şahsen benim artık o cihetten de umudum kalmadı pek.
işimiz mucizelere kaldı.
bir sonraki aya borçlu giriyoruz her seferinde. alınan maaşlar bir şeye yetmeyince ay sonuna doğru karın doyurmak için kredi kartları giriyor devreye. 1 liralık şeylere 30 lira, 40 lira ödüyoruz. öyle de kalmıyor. bugün ödediğimiz 40 lirayı, çok değil, ertesi gün arar hâle geliyoruz çünkü 50 lira oluyor 1 gün içinde.
o kafelerde, şurada burada oturanlar zaten "zengin tam zengin oldu, fakir tam fakir" cümlesindeki zenginler. herkes kafelerde de oturmuyor, herkesin arabası da yok, herkes sinemaya gidip bergen'i de izleyemiyor. bunları yapabilen insanları "ülkede sıkıntı yok" demek için örnek göstermeyi bırakın lütfen.* ben kendi cebimi bilirim ve bu dediklerinizi ne ben yapabiliyorum ne de etrafımdaki insanlar... dolayısıyla kimse kalkıp "iyi, en azından gezip tozabilen, tatile gidebilen, 2 arabası olan birileri var. ben de aç kalıvereyim" demez, demeyecek, dememeli.
ülkenin durumu değerlendirilirken en iyiye değil en kötüye bakılır. çok uç örnekler dışında en kötü yaşayan kişiler, onların neyi yiyip yiyemediği, neyi alıp alamadığıdır önemli olan. zenginler yat alabiliyor diye hepimizin alabileceği varsayılmaz. bu kafaları bırakmaz "ben yapabiliyorsam herkes yapıyordur" demeye devam ederseniz yarın siz de yapamamaya başladığınızda sizi kurtaracak kimse kalmamış olur.
son olarak... ortam öyle bir hâle geldi ki ses çıkarmazsan daha da eziyorlar, ses çıkarırsan daha "a" diyemeden kendini hapiste buluyorsun. toplumsal bilinç denen şey bizde yok. o nedenle sesi hakkıyla çıkarması gereken muhalefet partileridir. şahsen benim artık o cihetten de umudum kalmadı pek.
işimiz mucizelere kaldı.

devamını gör...
7.
bilgi içerikli tanım girmek
üst edit: kimin nasıl tanım girdiği benim çok da umurumda değil açıkçası. bu bilgi mi trollük mü muhabbetini de uzun zaman önce yaptık, kapandı o konu çoktan. tabii ki buraya herkesin geliş amacı farklı ve herkesi aynı şeyden keyif almaya zorlayamayız. benim sözüm, başkalarını eleştirdiği hâlde kendi boş hareketlerine bir dönüp bakmayanlara, başkalarını eleştirdiği konuların aynısını kendileri yapanlara. yoksa tanıyanlar iyi bilir ki kimseyle işim de derdim de olmaz.
***
bir işe yaramayan şey.
zamanında yaptık o kadar. ne oldu? "akışta şu var bu yok" diye zırıl zırıl ağlayanların hiçbiri yoktu o bilgi içeren başlıklarda. kendimiz çaldık, kendimiz oynadık. onu bile ilgi çekmek için yaptığımı söyleyen tipler oldu be! sever misin sabaha mı bırakırsın...
ama ciddi çizginden azıcık sapıp kadın erkek başlıklarına yazdın mı hemen çıkıyorlar kovuklarından, eleştirmek için. iyi şeyler yapılırken görmeyenler, kötü buldukları bir şey olunca sensörlüymüş gibi dönüveriyorlar senden yana ve hakaret etmekten hiç geri durmuyorlar maşallah!
sözlük bu hâliyle bozuk diyorsanız, elinizi taşın altına koyun. yoksa da hiç boşuna şikâyet etmeyin. akşama kadar "sözlük bozdu. yazarlar iğrenç, başlıklar korkunç öğğk" konulu başlıklar açarak sözlüğü düzelteceğinizi sanıyorsanız, elimde satılık köprü var.
***
bir işe yaramayan şey.
zamanında yaptık o kadar. ne oldu? "akışta şu var bu yok" diye zırıl zırıl ağlayanların hiçbiri yoktu o bilgi içeren başlıklarda. kendimiz çaldık, kendimiz oynadık. onu bile ilgi çekmek için yaptığımı söyleyen tipler oldu be! sever misin sabaha mı bırakırsın...
ama ciddi çizginden azıcık sapıp kadın erkek başlıklarına yazdın mı hemen çıkıyorlar kovuklarından, eleştirmek için. iyi şeyler yapılırken görmeyenler, kötü buldukları bir şey olunca sensörlüymüş gibi dönüveriyorlar senden yana ve hakaret etmekten hiç geri durmuyorlar maşallah!
sözlük bu hâliyle bozuk diyorsanız, elinizi taşın altına koyun. yoksa da hiç boşuna şikâyet etmeyin. akşama kadar "sözlük bozdu. yazarlar iğrenç, başlıklar korkunç öğğk" konulu başlıklar açarak sözlüğü düzelteceğinizi sanıyorsanız, elimde satılık köprü var.
devamını gör...
8.
hayflick limiti
hücre yaşamının üst sınırını belirleyen değer.
canlılarda kalıtım özelliklerini belirleyen kromozom adlı yapıların 2 ucunda telomer denen özel kısımlar bulunur. bir çeşit koruma sağlayan bu telomerler, canlıda gerçekleşen her hücre bölünmesi sonrasında kısalırlar. özelleşmiş bir hücrenin ne hücresi olduğuna bağlı olarak, belirli bir bölünme sayısından sonra telomerler çözünür ve ortadan kalkar. zaten bu da hücrenin yaşlanma evresinin başlangıcıdır.
sürüngenler sınıfından hayvanlarda, özellikle genç yaşlarda bol miktarda üretilen telomeraz adlı enzim, telomerlerin kısalmasını önler. bu nedenle sürüngenlerin ömrü birçok canlıya kıyasla uzundur ve pek fazla yaşlanma belirtisi göstermezler. öyle ki mesela timsahlar yaşlılıktan ölmez. bu hayvanlar aslında biyolojik olarak ölümsüzdür. ancak kazalar, yaralanmalar, açlık gibi nedenlerden ölürler.
kanser hücreleri için bir hayflick limiti yoktur. bu hücrelerin büyük bir kısmı ya da hepsi hasarlı kök hücrelerden meydana geliyor olabilir. bu nedenle de bunlarda telomeraz enzimi doğuştan yüksek düzeyde bulunur. sonuç olarak da sınırsız sayıda bölünebilirler.
bilim insanları son yıllarda yaşlanmayı durdurmak ve geri çevirmek konulu araştırmalarda bu konunun da üzerinde çalışıyorlar. genellikle doğada çok uzun süre hayatta kalabilen ya da hücrelerini sürekli yenileyerek bir çeşit ölümsüzlük yaşayan türler, bu tür araştırmalarda öncü oluyor.
canlılarda kalıtım özelliklerini belirleyen kromozom adlı yapıların 2 ucunda telomer denen özel kısımlar bulunur. bir çeşit koruma sağlayan bu telomerler, canlıda gerçekleşen her hücre bölünmesi sonrasında kısalırlar. özelleşmiş bir hücrenin ne hücresi olduğuna bağlı olarak, belirli bir bölünme sayısından sonra telomerler çözünür ve ortadan kalkar. zaten bu da hücrenin yaşlanma evresinin başlangıcıdır.
sürüngenler sınıfından hayvanlarda, özellikle genç yaşlarda bol miktarda üretilen telomeraz adlı enzim, telomerlerin kısalmasını önler. bu nedenle sürüngenlerin ömrü birçok canlıya kıyasla uzundur ve pek fazla yaşlanma belirtisi göstermezler. öyle ki mesela timsahlar yaşlılıktan ölmez. bu hayvanlar aslında biyolojik olarak ölümsüzdür. ancak kazalar, yaralanmalar, açlık gibi nedenlerden ölürler.
kanser hücreleri için bir hayflick limiti yoktur. bu hücrelerin büyük bir kısmı ya da hepsi hasarlı kök hücrelerden meydana geliyor olabilir. bu nedenle de bunlarda telomeraz enzimi doğuştan yüksek düzeyde bulunur. sonuç olarak da sınırsız sayıda bölünebilirler.
bilim insanları son yıllarda yaşlanmayı durdurmak ve geri çevirmek konulu araştırmalarda bu konunun da üzerinde çalışıyorlar. genellikle doğada çok uzun süre hayatta kalabilen ya da hücrelerini sürekli yenileyerek bir çeşit ölümsüzlük yaşayan türler, bu tür araştırmalarda öncü oluyor.
devamını gör...
9.
venn şeması
temeli aristoteles tarafından atılmış olan
- bütün a'lar b'dir
- bazı a'lar b'dir
- hiçbir a b değildir
- a ya b ya da c olabilir, her ikisi birden olamaz
gibi mantıksal önermelerin ingiliz matematikçi john venn tarafından 19. yüzyıl sonlarında şema haline getirilmesiyle ortaya çıkan çalışma.
örneğin aşağıdaki venn şemasında ayşe ve yusuf sadece futbol, ali sadece tenis, murat ve fatoş ise hem futbol hem tenis oynamaktadır. hem futbol hem tenis oynayanların bulunduğu bölgeye "kesişim kümesi", şemada görülen isimlerin hepsine birden "birleşim kümesi" denir.

görselin kaynağı
- bütün a'lar b'dir
- bazı a'lar b'dir
- hiçbir a b değildir
- a ya b ya da c olabilir, her ikisi birden olamaz
gibi mantıksal önermelerin ingiliz matematikçi john venn tarafından 19. yüzyıl sonlarında şema haline getirilmesiyle ortaya çıkan çalışma.
örneğin aşağıdaki venn şemasında ayşe ve yusuf sadece futbol, ali sadece tenis, murat ve fatoş ise hem futbol hem tenis oynamaktadır. hem futbol hem tenis oynayanların bulunduğu bölgeye "kesişim kümesi", şemada görülen isimlerin hepsine birden "birleşim kümesi" denir.

görselin kaynağı
devamını gör...
10.
sözlük kavgası
sevmiyorum.
tabii ki haklıyı haksızı göz görüyor ama hiçbirine karışmak istemiyorum. ben, bana yapılan saldırılara bile son raddeye kadar susup cevap vermeyecek kadar nefret ediyorum bu olaylardan. kendi kavgalarıma bile karışmadığım için, başkasının kavgasına karışma isteğim mutlak sıfırdan bile düşük.
tabii ki haklıyı haksızı göz görüyor ama hiçbirine karışmak istemiyorum. ben, bana yapılan saldırılara bile son raddeye kadar susup cevap vermeyecek kadar nefret ediyorum bu olaylardan. kendi kavgalarıma bile karışmadığım için, başkasının kavgasına karışma isteğim mutlak sıfırdan bile düşük.
devamını gör...
12.
hiçbir yazara yürümemiş olmanın verdiği rahatlık hissi
yürüyünce de rahatsız olmalık bir durum yok. herkesin hayatına kimse karışamaz.
esas sorun yürümüyor gibi görünüp özel mesajlarda fındık kıranlar. onları kimse bilmediği için başlarına bela olan da çıkmıyor. "o kendini biliyor" tayfası bunlar. hatta bazılarının hiç sesi çıkmıyor. kimler neler neler yapıyor şurada, haberiniz bile yok. sonra çıkıp "auuv meja luci'ye yürüdüüü"
hey yavrum hey! keşke herkes benim gibi açıktan yürüseydi.
esas sorun yürümüyor gibi görünüp özel mesajlarda fındık kıranlar. onları kimse bilmediği için başlarına bela olan da çıkmıyor. "o kendini biliyor" tayfası bunlar. hatta bazılarının hiç sesi çıkmıyor. kimler neler neler yapıyor şurada, haberiniz bile yok. sonra çıkıp "auuv meja luci'ye yürüdüüü"
hey yavrum hey! keşke herkes benim gibi açıktan yürüseydi.
devamını gör...
13.
30 mayıs 2022 jahrein'in ana avrat sövmesi
haddinden fazla abartılan bir tipin gerçek kişiliğini ortaya sermesi durumu.
ben mi yanlış biliyorum; bu herifin olayı oyun videoları paylaşmak değil miydi? bu youtuber denen yarıdan fazlası çöp olan adamları kim kanaat önderi hâline getiriyor, anlamak mümkün değil.
bir insanın kişiliği, haklıyken nasıl konuştuğundan anlaşılır. haklıyken bile ağzını bozmayan kişi adamdır. bu herifi takip etmediğim için olayı da bilmiyorum, haksız mı haklı mı, onu da bilmiyorum ama şu üsluptan tiksindiğim kadar çok az şeyden tiksiniyorum.
azalarak bitme; bir anda bit!
ben mi yanlış biliyorum; bu herifin olayı oyun videoları paylaşmak değil miydi? bu youtuber denen yarıdan fazlası çöp olan adamları kim kanaat önderi hâline getiriyor, anlamak mümkün değil.
bir insanın kişiliği, haklıyken nasıl konuştuğundan anlaşılır. haklıyken bile ağzını bozmayan kişi adamdır. bu herifi takip etmediğim için olayı da bilmiyorum, haksız mı haklı mı, onu da bilmiyorum ama şu üsluptan tiksindiğim kadar çok az şeyden tiksiniyorum.
azalarak bitme; bir anda bit!
devamını gör...
14.
paragraf kullanmayan yazar
göz kanatan kişiler.
ben ki uzun yazı okumaktan hiç kaçmam, hele o yazı ilgi alanımla paralelse... ama bu insanlar öyle bir kaçırıyor ki hevesimi, bir süre kısası dahil hiçbir yazıyı görmek istemiyorum. işin kötüsü gayet güzel yazanlar da var. yazık ediyorlar kendilerine.
bunun daha beteri, o tek paragrafta zinhar noktalama işaretlerini kullanmayanlar.
(bkz: bunu insan okuyacak)
ben ki uzun yazı okumaktan hiç kaçmam, hele o yazı ilgi alanımla paralelse... ama bu insanlar öyle bir kaçırıyor ki hevesimi, bir süre kısası dahil hiçbir yazıyı görmek istemiyorum. işin kötüsü gayet güzel yazanlar da var. yazık ediyorlar kendilerine.
bunun daha beteri, o tek paragrafta zinhar noktalama işaretlerini kullanmayanlar.
(bkz: bunu insan okuyacak)
devamını gör...
15.
mimari estetik
birçok binada olmayan.
bir ara avustralya'daki evlerle bozdum kafayı. erkeklerin araba bakması gibi ben de girip girip satılık müstakil evlere bakıyordum. resmen ömrünüz uzuyor o evlere sadece bakmakla. bir de içinde yaşadığınızı düşünün; kendinize ait bir parça doğa, lanet olası üst komşunun gürültüsü yok, bahçede mis gibi havanın tadını çıkarabileceğiniz bir ortam... türkiye'de de yok mu? var tabii ama sokağa çıkınca huzursuzluk, pahalılık falan... onu bilmek bile tat kaçırmaya yetiyor.
özetle, insanın hayatını geçireceği bu aptal kutuların ömrü törpülemek ve kısaltmak değil daha da uzatmak maksadıyla yapılması gerekir. apartman fikri kadar aptalca çok az şey vardır sanırım. hiç tanımadığınız bir avuç dangalak insanla beton bir kutuya hapsolacak ve sevmediğiniz bu insanların hepsinin her türlü gürültü ve saygısızlığına katlanmak zorunda olacaksınız. hapishane tanımıyla hemen hemen aynı.
neyse... zugra neredesin? senlik bir konu bu tam da.
bir ara avustralya'daki evlerle bozdum kafayı. erkeklerin araba bakması gibi ben de girip girip satılık müstakil evlere bakıyordum. resmen ömrünüz uzuyor o evlere sadece bakmakla. bir de içinde yaşadığınızı düşünün; kendinize ait bir parça doğa, lanet olası üst komşunun gürültüsü yok, bahçede mis gibi havanın tadını çıkarabileceğiniz bir ortam... türkiye'de de yok mu? var tabii ama sokağa çıkınca huzursuzluk, pahalılık falan... onu bilmek bile tat kaçırmaya yetiyor.
özetle, insanın hayatını geçireceği bu aptal kutuların ömrü törpülemek ve kısaltmak değil daha da uzatmak maksadıyla yapılması gerekir. apartman fikri kadar aptalca çok az şey vardır sanırım. hiç tanımadığınız bir avuç dangalak insanla beton bir kutuya hapsolacak ve sevmediğiniz bu insanların hepsinin her türlü gürültü ve saygısızlığına katlanmak zorunda olacaksınız. hapishane tanımıyla hemen hemen aynı.
neyse... zugra neredesin? senlik bir konu bu tam da.
devamını gör...
16.
sütyen kullanmayan insan
nasıl rahat ettiğini anlayamadığım kişi. ben dışarıda hiç rahat edemem o şekilde.
silikon yaptırmak gerek ki milim oynamasınlar hareket edince, yoksa bıngıl bıngıl çok rahatsız*... ya da aşırı küçük olmalı.
silikon yaptırmak gerek ki milim oynamasınlar hareket edince, yoksa bıngıl bıngıl çok rahatsız*... ya da aşırı küçük olmalı.
devamını gör...
17.
evrenin bizi izliyor oluşu
aslında pek de öyle sayılmayan mevzu.
burada olay, parçacıkların bizim onları gözlediğimizi bilmelerinden ziyade, gözlem yaparken kullandığımız aletler nedeniyle dalga foksiyonlarının çökmesi. yani mesela kendi hâlinde ortalıkta dolanan bir parçacığın konumunu ne kadar kesin bir şekilde tespit ederseniz, momentumunu da ancak o derece büyük yanılgı payı içerisinde ölçebilirsiniz. tersi de geçerlidir; momentumu yüksek doğrulukla ölçtüğünüzde, konuma ilişkin ölçümünüz büyük ölçüde belirsizlik taşıyacaktır. momentum demek, dolaylı olarak cismin hızı demek. konumu bilirsen hızdaki belirsizlik, hızı bilirsen konumdaki belirsizlik artar özetle. heisenberg belirsizlik ilkesi olarak bildiğiniz olay...
ölçüm yapmak demek, bir şeye bakmak anlamına geliyor. bakmak için çeşitli araçlar kullanıyoruz; bazen sadece göz, gözle göremeyeceğimiz şeyler için de çeşitli optik ya da farklı türden aletler. bunu yaparken de gözlemlediğimiz parçacıkların durumunu değiştiriyoruz.
diyelim ki bir parçacığı fenerle bakarak görebiliyoruz. fener dediğimiz şey ışık, yani foton anlamına geliyor. fotonlar gidip, görmek istediğimiz parçacıkla etkileştiğinde, momentumlarının bir kısmını ona aktarıyorlar. böylece parçacık hız kazanıyor ve belki yol aldığı doğrultu değişiyor. bu yüzden de siz o parçacığın konumunu, yaptığınız gözlem nedeniyle değiştirmiş ve ölçemez hâle geliyorsunuz. işte bu yüzden gözlem yapmak, parçacığın konumunda ya da hızında belirsizlik anlamına geliyor. bu durum, parçacığın hem parça hem de dalga olma özelliğiyle doğrudan ilişkili.
deneyde, gözlem yaptığınız zaman aslında parçacıkların konumunu ölçerek onları belirli noktalara denk gelmeye "zorlamış" oluyorsunuz bir bakıma. onları gözlemlemeden rahat bıraktığınızdaysa, sahip oldukları olasılık dalgalarıyla beraber hareket ederek size konumları hakkında tam bir bilgi vermemiş oluyorlar.
bilemiyorum kafaları daha çok mu karıştırmış oldum.
burada olay, parçacıkların bizim onları gözlediğimizi bilmelerinden ziyade, gözlem yaparken kullandığımız aletler nedeniyle dalga foksiyonlarının çökmesi. yani mesela kendi hâlinde ortalıkta dolanan bir parçacığın konumunu ne kadar kesin bir şekilde tespit ederseniz, momentumunu da ancak o derece büyük yanılgı payı içerisinde ölçebilirsiniz. tersi de geçerlidir; momentumu yüksek doğrulukla ölçtüğünüzde, konuma ilişkin ölçümünüz büyük ölçüde belirsizlik taşıyacaktır. momentum demek, dolaylı olarak cismin hızı demek. konumu bilirsen hızdaki belirsizlik, hızı bilirsen konumdaki belirsizlik artar özetle. heisenberg belirsizlik ilkesi olarak bildiğiniz olay...
ölçüm yapmak demek, bir şeye bakmak anlamına geliyor. bakmak için çeşitli araçlar kullanıyoruz; bazen sadece göz, gözle göremeyeceğimiz şeyler için de çeşitli optik ya da farklı türden aletler. bunu yaparken de gözlemlediğimiz parçacıkların durumunu değiştiriyoruz.
diyelim ki bir parçacığı fenerle bakarak görebiliyoruz. fener dediğimiz şey ışık, yani foton anlamına geliyor. fotonlar gidip, görmek istediğimiz parçacıkla etkileştiğinde, momentumlarının bir kısmını ona aktarıyorlar. böylece parçacık hız kazanıyor ve belki yol aldığı doğrultu değişiyor. bu yüzden de siz o parçacığın konumunu, yaptığınız gözlem nedeniyle değiştirmiş ve ölçemez hâle geliyorsunuz. işte bu yüzden gözlem yapmak, parçacığın konumunda ya da hızında belirsizlik anlamına geliyor. bu durum, parçacığın hem parça hem de dalga olma özelliğiyle doğrudan ilişkili.
deneyde, gözlem yaptığınız zaman aslında parçacıkların konumunu ölçerek onları belirli noktalara denk gelmeye "zorlamış" oluyorsunuz bir bakıma. onları gözlemlemeden rahat bıraktığınızdaysa, sahip oldukları olasılık dalgalarıyla beraber hareket ederek size konumları hakkında tam bir bilgi vermemiş oluyorlar.
bilemiyorum kafaları daha çok mu karıştırmış oldum.
devamını gör...
18.
karısı çok güzel olduğu halde aldatan kamil
zamanında sözlüklerde "dış güzellik" diye kendini yırtmış olması muhtemel kişi. "gördün mü dışını, güzelliğini? biz sana demiştik" denesi insan.
aldatmanın makul yanı, geçerli sebebi yok elbette, katılıyorum. lakin evlilik öyle bütün gün birbirinizin suratına, vücuduna bakıp zaman geçireceğiniz bir birlik değil. kiminle evlendiğinize dikkat edin.
aldatmanın makul yanı, geçerli sebebi yok elbette, katılıyorum. lakin evlilik öyle bütün gün birbirinizin suratına, vücuduna bakıp zaman geçireceğiniz bir birlik değil. kiminle evlendiğinize dikkat edin.
devamını gör...
19.
yiyip yiyip kilo almayan 0 beden kızlar
30'lu yaşlara kadar beklesin dediğim insan grubu. küçük bir grup istisna dışında hepsi görecek sonuçlarını.
devamını gör...
20.
18 şubat 2024 ankaragücü galatasaray maçı
bomba gibi maç.
#2873795
içeride bıraktı bence.
saha zemininden, şundan bundan medet uman, kötü oynadığı için yenilen her takıma "yattı" diyen ve önüne gelen her futbolcuyu, herhangi bir somut kanıta dayanmadan şikecilikle suçlayan kanatlı tayfaya yine bir çift sözüm var: cibili cibili şak şak şak, çipet pet pet...
#2873795
içeride bıraktı bence.
saha zemininden, şundan bundan medet uman, kötü oynadığı için yenilen her takıma "yattı" diyen ve önüne gelen her futbolcuyu, herhangi bir somut kanıta dayanmadan şikecilikle suçlayan kanatlı tayfaya yine bir çift sözüm var: cibili cibili şak şak şak, çipet pet pet...
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553
554
555
556
557
558
559
560
561
562
563
564
565
566
567
568
569
570
571
572
573
574
575
576
577
578
579
580
581
582
583
584
585
586
587
588
589
590
591
592
593
594
595
596
597
598
599
600
601
602
603
604
605
606
607
608
609
610
611
612
613
614
615
616
617
618
619
620
621
622
623
624
625
626
627
628
629
630
631
632
633
634
635
636
637
638
639
640
641
642
643
644
645
646
647
648
649
650
651
652
653
654
655
656
657
658
659
660
661
662
663
664
665
666
667
668
669
670
671
672
673
674
675
676
677
678
679
680
681
682
683
684
685
686
687
688
689
690
691
692
693
694
695
696
697
698
699
700
701
702
703
704
705
706
707
708
709
710
711
712
713
714
715
716
717
718
719
720
721
722
723
724
725
726
727
728
729
730
731
732
733
734
735
736
737
738
739
740
741
742
743
744
745
746
747
748
749
750
751
752
753
754
755
756
757
758
759
760
761
762
763
764
765
766
767
768
769
770
771
772
773
774
775
776
777
778
779
780
781
782
783
784
785
786
787
788
789
790
791
792
793
794
795
796
797
798
799
800
801
802
803
804
805
806
807
808
809
810
811
812
813
814
815
816
817
818
819
820
821
822
823
824
825
826
827
828
829
830
831
832
833
834
835
836
837
838
839
840
841
842
843
844
845
846
847
848
849
850
851
852
853
854
855
856
857
858
859
860
861
862
863
864
865
866
867
868
869
870
871
872
873
874