41.
artık eskisi kadar kaliteli değil, aslına bakılacak olursa; hiç değil.
ilk kurulduğunda, farklı bir ülkeye ait, yabancı bir üniversiteydi. her ne kadar adı türkleştirilmiş ve sisteme( devlete) devredilmiş olsa da, okul yıllarca yös kontenjanına bağlı olarak sayısız uluslararası öğrenciye eğitim verdi. boğaziçinde her zaman yabancı öğrenciler, türklerden fazla bir orana sahipti gibi geliyor bana. dolayısıyla ne kadar türk devletine teslim edilirse edilsin, okul kurulduğu günden itibaren sahip olduğu vizyonunu istikrarla sürdürmeye devam etti. ( sayısız uluslararası öğrenciyi alıp, türk öğrenciler için puan skalasını tavan tutarak)
tüm okul hayatım boyunca merak edip durdum. bu üniversitenin neden bu kadar puanları tavan diye. içeride eğitim dışında başka şeyler veriliyor gibi geliyordu. mesela haftada 2 gün mars'a gitmek gibi?!! şaka yapmıyorum, üniversite sınavında fullemediğiniz ya da full'e yakın bir sonuç çıkaramadığınız sürece, okulun yedek kontenjan listesine dahi dahil olamıyorsunuz. tabii! sonradan sonradan fark ediyorsunuz bazı şeyleri. mesela; sizin orada okumanız için, 510 puan istenirken( taban), yös ile bir öğrenci 230-250 puan dahilinde ekonomi, mühendislik, sosyal bilimlere ait herhangi bir alanı okuyabiliyordu.
bir türk vatandaşı olarak benden beklenen 500-510,
yabancı bir öğrenciden istenen 230-250
eğitimin objektif ve yansız olması gerekirken, daha öğrenci alımında dünya uçurum vardı arada. türk pasaportun varsa, sınavı fulle gel. herhangi bir yabancı ülkenin sınırlarında doğduysan 200-300 bareminde bir şey alman, okula girmen için yeterli.
where is the unique / objective education system in this land?
tabi bunlar kendi dönemimde ve öncesinde olan durumu anlatmak için verilen bir örnektir. şimdi sistem değişmiş olabilir ama yıllarca bu okulun, böyle eğitim verdiği ve adaletsiz sekilde öğrenci alımı yaptığı gerçeğini değiştirmiyor.
uluslararası öğrenciler için, o kadar yanlı bir eğitim sistemi vardı ki, hatırladıkça deliriyorum. cerrahpaşa gibi bir okulun tıp fakültesine girmek için, kendinizi parçalamanız gerekiyor ama yös tabanlı bir öğrenci inanılmaz komik puanlara anında cerrahpaşa/ çapa tıp fakültesine giriyordu. şaka mı? - hayır. devletin kendi vatandaşına tanıması gereken kolaylığı, yabancı vatandaşlara tanıması hususunda oturup düşünmek gerekiyor. sistem, onlara olduğu gibi bize de kolay tutulmalı ki refah düzeyi yükselsin.
ırkçı değilim, yanlış anlaşılmasın. sadece bu ülkenin devletinin, kendi halkına karşı olan garezini başından beri anlayamıyorum. derdim türkiye yani buranın yönetim şekli. adalet, hukuk, objektiflik konusunda hatta kadın ve erkek eşitliği konusunda bile insani duyarlılığı sağlayamadık daha. normal şartlarda bir ülkenin sosyal / ekonomik olanakları önce halkın önüne serilir. halkın? devlet adamlarının cocuklarının/ torunlarının ya da onlara yakın olan kesimlerin falan değil.
eğitim sistemimizdeki var olan yanlışları dile getirme hususunda kendimi yükümlü hissediyorum. bir çok öğrenci, kapasitesi olduğu halde 50 kere değiştirilen sınav sistemi, puan skalası, kontenjan sayıları vb sebepler sayesinde okuyamadı ya da istedikleri alanlara giremediler. kendi öğrencilerimiz bu kadar acı çekerken, sırf yabancı bir ülkenin pasaportuna sahip diye bir öğrencinin çok komik puanla boğaziçine/ galatasaray üniversitesine/ odtü'ye falan girmesine karşıyım çünkü " evrensel adaleti" savunmak zorundayız.
diyeceksiniz ki " sistem değişti."
evet değişti ama kaç jenerasyon heba edildikten sonra? ne anlamı var? bu dönemde artık zaten kimse okuyamıyor. ayrıca uluslararası öğrenci alımları daha fena ve daha adaletsiz duruma geldi özellikle vakıf üniversitelerinde, okula kabul için sadece yıllık ücretini ödemeniz yeterli. parayı verip, geliyorsunuz. bunu öğrenciler kendileri söylüyorlar.
"nasıl kabul aldınız?" diye soruyorum. ne bir dil sınavı talep edilmiş ne bir yazılı herhangi bir sınav. "sadece parayı ödedik " diyen oldu açık açık.. böyle olunca, tüm okulların ama bilhassa vakıf üniversitelerinin kontenjanlarını yoğunlukla uluslararası öğrenciler doldurdu. döviz'in durumu malum. dolayısıyla en fakir ülkenin vatandaşı bile, buranın koç- sabancısında okur. gençliğin geldiği yere üzülüyorum. bu ülkede her şey için savaşıyorlardı, şimdi üstüne eğitim içinde savaşmak zorunda bırakılıyorlar.
neyse, bu sebeplerden ötürü ben boğaziçini hiç sevmezdim, tercih listeme tek bir bölümünü bile yazmamıştım çünkü ben dünya barışını ve adaletini savunan, herkesi kucak dolusu sevmeyi öğütleyen biriyim. herhangi bir ülkenin vatandaşına adil davranmayan bir kurumun diplomasını almayı red ediyorum ve ettim de zaten. kendisini iyi ki de tercih listeme yazmamışım. pişman değilim.
mesela ne amerika'nın ne de avrupa'nın eğitim sistemini zerre eleştirmiyorum. yüksek lisansa new york'a başvurduğumda, sözlü şekilde bir yeterlilik sınavına tabi tutuldum. tabi bundan önce okulun başvuracak aday kısmında verdiği tüm gereklilikleri karşılamanız gerekiyor. ( genel not ortalaması gpa, toefl, gre skorları, başvuru mektubu ve diğer istenen belgeler). görüştüğüm hoca alanının en iyilerinden biriydi ve baya tanınmış bir figürdür amerika'da. beyefendi 4 yıl lisansta öğrendiğim her şeyi, 20 dakikada sözlü şekilde 5-6 soru dahiline bana sordu. neyin, nasıl olduğunu anlamadım. hepsine cevap verdim ama alanımda başarısız, sadece parası olduğu için okula başvurmuş biri olsaydım; beni bu kısımda anında elerdi. demem o ki; adalet böyle bir şey. adamların okullarının sayfalarına giriyorsunuz kocaman yönergeler var. "bu koşulları karşılıyorsan gelirsin, karşılayamıyorsan, gelemezsin" diyor. bu kadar net çünkü aradıkları başarılı ve nitelikli insanlar. ne kadar adil değil mi? toefl'dan 100 istiyorsa, 99 ile başvuramıyorsun mesela çünkü taban 100 olarak verilmiş.
böyle adalet istiyoruz bu ülkede ama kimin işine gelir ki?
ilk kurulduğunda, farklı bir ülkeye ait, yabancı bir üniversiteydi. her ne kadar adı türkleştirilmiş ve sisteme( devlete) devredilmiş olsa da, okul yıllarca yös kontenjanına bağlı olarak sayısız uluslararası öğrenciye eğitim verdi. boğaziçinde her zaman yabancı öğrenciler, türklerden fazla bir orana sahipti gibi geliyor bana. dolayısıyla ne kadar türk devletine teslim edilirse edilsin, okul kurulduğu günden itibaren sahip olduğu vizyonunu istikrarla sürdürmeye devam etti. ( sayısız uluslararası öğrenciyi alıp, türk öğrenciler için puan skalasını tavan tutarak)
tüm okul hayatım boyunca merak edip durdum. bu üniversitenin neden bu kadar puanları tavan diye. içeride eğitim dışında başka şeyler veriliyor gibi geliyordu. mesela haftada 2 gün mars'a gitmek gibi?!! şaka yapmıyorum, üniversite sınavında fullemediğiniz ya da full'e yakın bir sonuç çıkaramadığınız sürece, okulun yedek kontenjan listesine dahi dahil olamıyorsunuz. tabii! sonradan sonradan fark ediyorsunuz bazı şeyleri. mesela; sizin orada okumanız için, 510 puan istenirken( taban), yös ile bir öğrenci 230-250 puan dahilinde ekonomi, mühendislik, sosyal bilimlere ait herhangi bir alanı okuyabiliyordu.
bir türk vatandaşı olarak benden beklenen 500-510,
yabancı bir öğrenciden istenen 230-250
eğitimin objektif ve yansız olması gerekirken, daha öğrenci alımında dünya uçurum vardı arada. türk pasaportun varsa, sınavı fulle gel. herhangi bir yabancı ülkenin sınırlarında doğduysan 200-300 bareminde bir şey alman, okula girmen için yeterli.
where is the unique / objective education system in this land?
tabi bunlar kendi dönemimde ve öncesinde olan durumu anlatmak için verilen bir örnektir. şimdi sistem değişmiş olabilir ama yıllarca bu okulun, böyle eğitim verdiği ve adaletsiz sekilde öğrenci alımı yaptığı gerçeğini değiştirmiyor.
uluslararası öğrenciler için, o kadar yanlı bir eğitim sistemi vardı ki, hatırladıkça deliriyorum. cerrahpaşa gibi bir okulun tıp fakültesine girmek için, kendinizi parçalamanız gerekiyor ama yös tabanlı bir öğrenci inanılmaz komik puanlara anında cerrahpaşa/ çapa tıp fakültesine giriyordu. şaka mı? - hayır. devletin kendi vatandaşına tanıması gereken kolaylığı, yabancı vatandaşlara tanıması hususunda oturup düşünmek gerekiyor. sistem, onlara olduğu gibi bize de kolay tutulmalı ki refah düzeyi yükselsin.
ırkçı değilim, yanlış anlaşılmasın. sadece bu ülkenin devletinin, kendi halkına karşı olan garezini başından beri anlayamıyorum. derdim türkiye yani buranın yönetim şekli. adalet, hukuk, objektiflik konusunda hatta kadın ve erkek eşitliği konusunda bile insani duyarlılığı sağlayamadık daha. normal şartlarda bir ülkenin sosyal / ekonomik olanakları önce halkın önüne serilir. halkın? devlet adamlarının cocuklarının/ torunlarının ya da onlara yakın olan kesimlerin falan değil.
eğitim sistemimizdeki var olan yanlışları dile getirme hususunda kendimi yükümlü hissediyorum. bir çok öğrenci, kapasitesi olduğu halde 50 kere değiştirilen sınav sistemi, puan skalası, kontenjan sayıları vb sebepler sayesinde okuyamadı ya da istedikleri alanlara giremediler. kendi öğrencilerimiz bu kadar acı çekerken, sırf yabancı bir ülkenin pasaportuna sahip diye bir öğrencinin çok komik puanla boğaziçine/ galatasaray üniversitesine/ odtü'ye falan girmesine karşıyım çünkü " evrensel adaleti" savunmak zorundayız.
diyeceksiniz ki " sistem değişti."
evet değişti ama kaç jenerasyon heba edildikten sonra? ne anlamı var? bu dönemde artık zaten kimse okuyamıyor. ayrıca uluslararası öğrenci alımları daha fena ve daha adaletsiz duruma geldi özellikle vakıf üniversitelerinde, okula kabul için sadece yıllık ücretini ödemeniz yeterli. parayı verip, geliyorsunuz. bunu öğrenciler kendileri söylüyorlar.
"nasıl kabul aldınız?" diye soruyorum. ne bir dil sınavı talep edilmiş ne bir yazılı herhangi bir sınav. "sadece parayı ödedik " diyen oldu açık açık.. böyle olunca, tüm okulların ama bilhassa vakıf üniversitelerinin kontenjanlarını yoğunlukla uluslararası öğrenciler doldurdu. döviz'in durumu malum. dolayısıyla en fakir ülkenin vatandaşı bile, buranın koç- sabancısında okur. gençliğin geldiği yere üzülüyorum. bu ülkede her şey için savaşıyorlardı, şimdi üstüne eğitim içinde savaşmak zorunda bırakılıyorlar.
neyse, bu sebeplerden ötürü ben boğaziçini hiç sevmezdim, tercih listeme tek bir bölümünü bile yazmamıştım çünkü ben dünya barışını ve adaletini savunan, herkesi kucak dolusu sevmeyi öğütleyen biriyim. herhangi bir ülkenin vatandaşına adil davranmayan bir kurumun diplomasını almayı red ediyorum ve ettim de zaten. kendisini iyi ki de tercih listeme yazmamışım. pişman değilim.
mesela ne amerika'nın ne de avrupa'nın eğitim sistemini zerre eleştirmiyorum. yüksek lisansa new york'a başvurduğumda, sözlü şekilde bir yeterlilik sınavına tabi tutuldum. tabi bundan önce okulun başvuracak aday kısmında verdiği tüm gereklilikleri karşılamanız gerekiyor. ( genel not ortalaması gpa, toefl, gre skorları, başvuru mektubu ve diğer istenen belgeler). görüştüğüm hoca alanının en iyilerinden biriydi ve baya tanınmış bir figürdür amerika'da. beyefendi 4 yıl lisansta öğrendiğim her şeyi, 20 dakikada sözlü şekilde 5-6 soru dahiline bana sordu. neyin, nasıl olduğunu anlamadım. hepsine cevap verdim ama alanımda başarısız, sadece parası olduğu için okula başvurmuş biri olsaydım; beni bu kısımda anında elerdi. demem o ki; adalet böyle bir şey. adamların okullarının sayfalarına giriyorsunuz kocaman yönergeler var. "bu koşulları karşılıyorsan gelirsin, karşılayamıyorsan, gelemezsin" diyor. bu kadar net çünkü aradıkları başarılı ve nitelikli insanlar. ne kadar adil değil mi? toefl'dan 100 istiyorsa, 99 ile başvuramıyorsun mesela çünkü taban 100 olarak verilmiş.
böyle adalet istiyoruz bu ülkede ama kimin işine gelir ki?
devamını gör...