121.
#3204940 poetika benim söyleyeceğimi söylemiş.
sonra ben bunun müziğini mi beğenmişim noktasına da geldim. burnuna mandal takılmış gibi bir sesle söylüyor şarkılarını. normal. ölü zaten.
devamını gör...
122.
stalin gibi 20 milyon kişiyi öldürtmediği için sözlükteki (bkz: canlar)'a yaranamamış sanatçı. adam birincisi turgut özal'ın değil semra özal'ın elini öptü. senin hıdır emmin gibi kadının elini öpüp başına da koymadı. zaten batı formasyonunda eğitim almış, istanbullu, annesi ermeni, robert koleji mezunu bir kişinin tarzına uygun şekilde hafifçe dudağını götürdü. edip akbayram yapsa sakil dururdu ama cem karaca'nın sınıfsal durumuna uygun.

ikincisi sosyalizm türkiye'de erken dönemde biraz zengin oyunuydu. cemil meriç 1940'larda mahkemede komünistim dediğimde tek bir işçinin elini sıkmamıştım diye itiraf ediyor. türkiye'nin dertleri vardı ve bir kesim insan bunu halkın kendi potansiyeliyle özünden gerçekleştireceği sosyalist bir devrimle çözeceğine inanıyordu. cem karaca da o iyi niyetlilerdendi. sonrasında bir sosyal demokrat olarak hayatına devam etti.
devamını gör...
123.
şarkı söylemiyor da, çok eski günlerden kahramanlık destanı söylüyor gibi...
devamını gör...
124.
1.#4202 no.lu tanıma cevaptır.
değerinin "kendine biçtiğinden bile fazlasyla" görüldüğü anlaşılmıştır kardeş.. (ta ki özal amcasının elini öpmekle yetinmeyip, ona da özenerek tekbirlerle gömülme vasiyetine kadar.)
devamını gör...
125.
guzel sanatciydi rahmetli. rahmetli baris manco'nun kankeytosu.
devamını gör...
126.
muhtar cem karaca

bugün aramızdan ayrılışının 21. yıl dönümü olan efsane kişilik; türkiye'de anadolu rock müziğin temellerini atmış isimlerden biri olup 1945 yılında dünyaya gelmiştir.
sesinin güzelliğini annesinin keşfettiği rivayet edilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

babasının önce şarkıcı olmasını istemediği ama daha sonra ona destek olduğu bilinir iken genç şarkıcı 1963 yılında dinamikler adlı müzik grubunu kurmuş, evlendikten 3 gün sonra askere gittiği söylenmektedir.

moğollar grubu ile de çalışmış, kendi şarkı ve albümlerini yayınlamaya devam etmiştir.

hayatının bir döneminde türk vatandaşlığından çıkarılmış ve babasının cenazesine galiba bu yüzden katılamadığı bilinmektedir.

58 yaşında hayatını kaybetmiştir.

türkiye'de rock kültürünün oluşmasında payı en çok olan sanatçılardan biri kabul edilir.

şarkılarının kendine özgü oluşu, bestelerinin benzersiz olması, onun varlığının ve sanatının, tarzının, yaşam biçiminin kendine has oluşu gibi faktörler onu unutulmaz bir isim haline getirmiştir.

resimdeki gözyaşları
tamirci çırağı
çok yorgunum
ıslak ıslak başta olmak üzere sayısız şarkıda imzası vardır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
"bugün sen çok gençsin, yavrum
hayat ümit, neşe dolu
mutlu günler vadediyor
sana yıllar ömür boyu

ne yalnızlık ne de yalan
üzmesin seni
doğarken ağladı insan
bu son olsun, bu son
doğarken ağladı insan
bu son olsun, bu son..
"

devamını gör...
127.
aramızdan ayrılışının 21. yıldönümünde kendisini saygıyla anıyoruz.
devamını gör...
128.
feto guzellemesi yapan adam
devamını gör...
129.
vefatının üzerinden 21 yıl geçen rock müziğin efsanesi. iyi ki geçti bu dünyadan, mekanı cennet olsun.
devamını gör...
130.
anadolu rock müziğinin kurucusu ve unutulmaz ismi cem karaca'yı aramızdan ayrılışının 22. yılında saygıyla anıyorum.

devamını gör...
131.
emrah şarkısı ve birgün belki hayattan şarkısı benim için müthiş ötesi motive edici müziklerdir. motive olunca sanki 3 zamana da hükümdar gibi hissediyorum kendimi…
devamını gör...
132.
adsız şarkısıyla simbiyotik bir bağım var, kimliksiz ve ideolojisiz hissediyorum, cem karacayı da abim olarak görürüm hep:)
devamını gör...
133.
o zaman bir şarkısıyla yâd edelim kendisini.

devamını gör...
134.
herkesin tutunduğu bir şey vardır bu hayatta. kimi paraya sarılır, kimi insana, kimi kendine bile itiraf edemediği bir boşluğa. benimki de ses oldu bir noktadan sonra. daha doğrusu bir sesin içinden geçen hayat.

bazı insanlar sadece şarkı söylemez. yaşar, yaşatır, bazen de senden daha iyi anlatır seni. cem karaca öyleydi. 1945’te istanbul’da doğmuş bir adamdan bahsediyoruz ama aslında bir dönemin sesi, bir memleketin siniri, bir sokağın yankısıydı. annesi (bkz: toto karaca) tiyatrocu, babası (bkz: mehmet karaca) tiyatrocu. yani adamın doğduğu ev bile sahne arkası gibi. ama onun sahnesi başka oldu. tiyatroyu değil, doğrudan hayatın ortasına çıktı.

apaşlar, moğollar, dervişan.. bunlar sadece grup isimleri değil. bir arayışın durakları. 60’ların sonunda başlayan o yolculuk, 70’lerde iyice sertleşiyor. çünkü memleket de sertleşiyor. fabrikalar, grevler, sokaklar, sloganlar.. cem karaca da o sesin içine giriyor. (bkz: tamirci çırağı), (bkz: 1 mayıs), (bkz: namus belası).. bunlar şarkı değil, bildiğin kayda alınmış hayat.

ama mesele sadece müzik değil. inanma biçimi.

kimisi inanır ve susar. kimisi inanır ve bağırır. cem karaca bağıranlardandı. o yüzden başı derde girdi. 1980 darbesinden sonra hakkında yakalama kararı çıkıyor. vatandaşlıktan çıkarılıyor. almanya’ya gitmek zorunda kalıyor. düşün; kendi ülkesinde söylediği şarkılar yüzünden ülkesiz kalıyorsun. işte orada mesele sanat olmaktan çıkıyor, ibadete dönüşüyor.

çünkü neye inanıyorsan, ona göre yaşıyorsun.
onun inancı halktı. adaletti. öfkeydi. bazen de kırgınlıktı.

almanya yılları tuhaf. bir yandan üretmeye devam ediyor ama o eski memleket kokusu yok. zaten bir insanın sesi de biraz memleket kokar. 1987’de geri dönüyor. hakkında açılan davalar düşüyor, vatandaşlığı iade ediliyor. ama geri döndüğünde sadece bir sanatçı olarak değil, biraz da hatıra olarak geliyor. çünkü zaman geçmiş, ülke değişmiş, insanlar değişmiş.

ama bazı şeyler değişmiyor.

mesela bir adamın sesi, yıllar geçse de içini aynı yerden yakabiliyor. “tamirci çırağı”nı bugün dinlediğinde hâlâ bir şey oturuyor içine. çünkü o hikâye bitmedi. sadece şekil değiştirdi. benim meseleye gelişim de biraz buradan. ben cem karaca’yı dinlemiyorum sadece. bir şeyleri hatırlıyorum. yaşamadığım şeyleri bile hissettiriyor. bu da garip bir bağ kuruyor insanla.

bazen gece yürürken kulaklıkta açıyorum. sokak aynı sokak değil ama his aynı. birinin derdi, birinin öfkesi, birinin çaresizliği.. hepsi tanıdık geliyor. çünkü iyi sanat dediğin şey sana yeni bir şey öğretmez bazen. zaten bildiğin ama adını koyamadığın şeyi yüzüne çarpar. cem karaca’nın yaptığı buydu. o yüzden mesele “iyi şarkı mı” değil. mesele “neye bağlısın”.

kimi insan kariyerine bağlı, kimi huzuruna, kimi unutmaya. cem karaca bir şeye bağlıydı ama o bağ çözülmedi. o yüzden sesi hâlâ çözülmüyor. benimkisi de biraz oradan bulaştı galiba. hissetmeye inanıyorum ben. ama bazı hisler tek başına yetmiyor. birinin onları senin yerine söylemesi gerekiyor. işte o noktada bir ses giriyor devreye ve diyorsun ki “tamam, yalnız değilmişim.”

benim için o ses, uzun zamandır değişmedi.

o yüzden mesele nostalji değil. mesele aidiyet.
çünkü bazı insanlar ölmez. sadece playlist’te biraz aşağı kayar.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"cem karaca" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim