41.
denk geldigim en kendine has insandir. kendisini ne saga ne sola cekebilirsiniz. ki bizzat sahsinin da dile getirdigi uzere vatansever adamin sagi solu olmaz. kaliplardan arinmis, hakikatte buyuk adamdir.
bu ülke kitabi da kesinlikle okunmalidir.
bu ülke kitabi da kesinlikle okunmalidir.
devamını gör...
42.
ideolojik olarak her ne kadar katılmadığım yönleri olsa da kendisi türk dili hassasiyeti bakımından gerçek bir türk milliyetçisidir, milliyetçiyim diye geçinenlerin çoğunu cebinden çıkarır bunu bilir bunu söylerim.
devamını gör...
43.
bu ülke'si hoş kitaptır. muhteviyat olarak benlik değildir ancak çok arı-duru bir üslupla yazılmıştır.
devamını gör...
44.
bizde oldukça az bulunan sağ entellektüellerdendir. çok ciddi bir düşünür olduğuna ilişkin söylemi abartılı bulurum. çok okuyan, dürüst kalabilmiş bu yüzden sağcılarca da pek itibar edilmemiştir. sağ taban ve kimlik, necip fazıl türevlerini yeğler.. (bütünsel bir cemil meriç okuması yapamadığımı itiraf ediyorum. ancak bunda kendisinin anlatım yönteminin de payı büyük. belirtmiş olayım.)
devamını gör...
45.
gönül hayatını örnek almayınız.
devamını gör...
46.
mağara’nın duvarındaki gölgelerden kurtulup hakikatin ışığına yürümeyi hayatının tek gayesi edinmiş, türk düşünce hayatının "muhteşem münzevisi".
onun metinleri sadece okunmaz; bir uçurumun kenarında, rüzgara karşı dimdik duran bir zihnin yankıları olarak iliklerde hissedilir. gözlerindeki ışığı, kütüphanesindeki binlerce cildin ruhuna üfleyen bu dev adam, bize fildişi kulesinden değil, doğrudan insanlığın ortak mirasının kalbinden seslenir.
onu sevmek ve anlamak şunları kabullenmektir:
kelimelerin namusu: lügatlerin bir milletin hafızası olduğunu ondan öğrendik. kelimeleri titizlikle seçişi, okuyucusuna olan saygısının ve hakikate olan sadakatinin bir nişanesidir.
doğu-batı köprüsü: irfanı avrupa’nın kültürüyle dövüştürmez, aksine ikisini de kendi potasında eriterek bize yepyeni bir ufuk çizer. "jurnal"leri sadece bir günlük değil, bir ruhun çıplak ve asil itiraflarıdır.
düşüncenin çilesi: "bu ülke"yi okurken sadece bir sosyolojik tahlil yapmazsınız; bir dâhinin, trajedisini nasıl bir zafere dönüştürdüğüne şahitlik edersiniz.
kısacası cemil meriç; sloganın uyuşturucu etkisine karşı düşüncenin keskin kılıcını savunan, bize "düşünmek, savaşmaktır" düsturunu miras bırakan bir fikir mimarıdır. onun rahlesinden geçmek, zihni bir esaretten kurtarıp bir hürriyete kavuşturmaktır.
selam olsun bu toprakların yetiştirdiği o en aydınlık karanlığa.
onun metinleri sadece okunmaz; bir uçurumun kenarında, rüzgara karşı dimdik duran bir zihnin yankıları olarak iliklerde hissedilir. gözlerindeki ışığı, kütüphanesindeki binlerce cildin ruhuna üfleyen bu dev adam, bize fildişi kulesinden değil, doğrudan insanlığın ortak mirasının kalbinden seslenir.
onu sevmek ve anlamak şunları kabullenmektir:
kelimelerin namusu: lügatlerin bir milletin hafızası olduğunu ondan öğrendik. kelimeleri titizlikle seçişi, okuyucusuna olan saygısının ve hakikate olan sadakatinin bir nişanesidir.
doğu-batı köprüsü: irfanı avrupa’nın kültürüyle dövüştürmez, aksine ikisini de kendi potasında eriterek bize yepyeni bir ufuk çizer. "jurnal"leri sadece bir günlük değil, bir ruhun çıplak ve asil itiraflarıdır.
düşüncenin çilesi: "bu ülke"yi okurken sadece bir sosyolojik tahlil yapmazsınız; bir dâhinin, trajedisini nasıl bir zafere dönüştürdüğüne şahitlik edersiniz.
kısacası cemil meriç; sloganın uyuşturucu etkisine karşı düşüncenin keskin kılıcını savunan, bize "düşünmek, savaşmaktır" düsturunu miras bırakan bir fikir mimarıdır. onun rahlesinden geçmek, zihni bir esaretten kurtarıp bir hürriyete kavuşturmaktır.
selam olsun bu toprakların yetiştirdiği o en aydınlık karanlığa.
devamını gör...