çocukken küçük pembe bir bisikletimiz vardı.
bir yaz annemlerle, anneannemin yanından döndüğümüzde babamın bisikleti sattığını öğrendik.
ondan sonra da hiç bisiklete binmedim.
ne zaman bir bisiklet görsem, aklıma hep o pembe bisiklet gelir.
devamını gör...
ilkokuldayken, sıra arkadaşımın annesi sıra arkadaşıma yumurtlayan kalemlerden alırdı.benim onlardan hiç olmadığı için çok üzülmüştüm.şimdi büyüdüm ve artık kendi yumurtlayan kalemimi kendim alıyorum.
devamını gör...
diş perisi. ilk dişim düştüğünde ertesi gün babam kapıya barbie bebek bırakıp zili çalıp saklanmıştı. bende gerçekten diş perisi hediye getirdi sanıp havalara uçmuştum ve baya uzunca bir süre diş perisinin varlığına inanarak her dişimde yastığın altına koyup bekledim ama bir daha hiç gelmedi.
devamını gör...
ben10 saati alıp dönüşemediğini öğrenmek.
devamını gör...
insanlar boğzına kadar yiyip dolunca ölüyor sanıyordum. boğazına kadar boka batsanda ölünmüyormuş görmüş oldum
devamını gör...
kahverengi yumurtanın horozdan çıkmadığını öğrendiğim an yaşadığım hayal kırıklığı..(babama neden kahverengi diye sorduğumda horozlar yumurtluyor diyerek kandırmış beni :((( )
devamını gör...
unutulmayan hayal kırıklıklarıdır.
ilkokul 4. sınıf. müze gezisi yapılacak, 4 'ten 8'e kadar her sınıfın en başarılı öğrencisi geziye götürülecek. tabi bizim sınıftan ben gidiyorum. kıpır kıpırım ilk defa müze göreceğim derslerin bitmesini bekliyorum heyecanla. gidecek ekip okul bahçesinde toplandı. müdür yardımcısı bana şöyle bir baktı, o üstündeki ne ya babanın montu mu dedi. montumu bir akrabamız vermişti. o zamanlar maddi problemler var, mont büyük ama işimi görüyor, problem etmiyorum. neyse eleman beni sınıfa gönderdi, bizim sınıftan başka bir elemanı götürdüler. o boğazımı oturan yumru hala aklımda. hiçbir şey demedim ne evdekilere, ne kimseye. ama insanların ne kadar çirkinleşebileceği hakkında çok iyi bir ders olmuştu bana daha o yaşımda.

her mont aldığımda aklıma gelir...
devamını gör...
tatilya diye bi eğlence mekanı vardı beylikdüzünde. gerek maddi imkanlar gerekse kimse umursamadığından hiç gidememiştim. o dönemler ortalıkta sürekli indirim bileti dolanırdı tatilyanın, onun üstünde doğum gününde bedava olduğu yazardı. bir gün en azından doğum günümde giderim diye düşünürdüm. ben hiç gidemeden tatilya kapandı.
devamını gör...
1.mersine gidicez diyip ilk defa deniz görme hevesiyle hazırlanıp gitmiyoruz demişlerdi
2. doğa olaylarını gözlerimle kontrol ettiğimi zannederdim
devamını gör...
hiçbir zaman büyük pembe beslenme çantam olmadı.
büyüdüm.
büyük, plastiği parlak , pembe beslenme çantalarindan nefret ediyorum. bir de sömürgecilikten.
devamını gör...
televizyonun içinde küçük küçük insanlar yaşıyor sanıyordum. eve tamirci gelip televizyonu açınca çok büyük hayal kırıklığı yaşamıştım.
devamını gör...
allah'ı yukarda sanırdım, gökyüzünde. hatta öpücükler yollardım, o kadar inanırdım. ama degilmiş yukarda falan, yokmuş bile. keşke olsaymışsın allah'ım, sana en cok ben inanırdım. fikrin bile güzel biliyor musun...
devamını gör...
-anne cennette çokomel var mı?
bu cümlede hem anne hem çocuk hayal kırıklığı yaşadı. unutmadım.
devamını gör...
insanların ölümsüz olduğunu annemin doğuştan yetişkin olduğunu sanıyordum
devamını gör...
bisiklet sürmeyi öğreten babamın bırakmayacağım korkma sen deyip bırakması. ve benim düşmem.
sağ olsun o günden sonra kimseye güvenmemem gerektiğini öğrendim.
devamını gör...
ben ikinci sınıftayken birinci sınıflara çarpım tablosunu öğretmem karşılığında öğretmenin hem bana hem de öğrenen kişiye walkman vereceğini söyleyip binbir zahmetle öğretmem karşılığı bana vermeyip sadece öğretmeye çalıştığım kişiye vermesi.
devamını gör...
ne güzel çocukluk yaşamışsınız dedirten anılarla dolu hayal kırıklıkları.
ilkokuldaydım babamın kardeş kazığı yiyerek işinin dağıldığı zamanlardı.
aile bütçesine katkı için okulda tenefüslerde şekerleme çikolata tarzı şeyler satıyordum.
derslerim de iyi olduğu için öğretmenlerden ses çıkaran da olmuyordu.
işleri ilerletip elma şekeri de satmaya başlamıştım.
annem de maliyet düşsün diye elma şekerini evde yapmaya karar verdi, yaptı da.
sabah oldu, elma şekerlerini çantama koyup okula gittim.
kış mevsimiydi.
ilk derse girdik tenefüs oldu, elma şekerlerini çıkarmak için çantamı açtım ki elma şekerlerini üzerindeki şıralı katman erimiş çantam defterlerim kitaplarım kullanılamaz hale geldiği görüp ağlamıştım.
evdeki hesap çarşıya uymadı, elma şekerinin maliyetini düşürelim derken eldeki defter kitaplardan da olmuştuk.
devamını gör...
hayatın bu kadar sert olacağının anlatılmamasıydı
bu kadar sert tokatlar yiyeceğimizi bize önceden anlatmalıydılar.
bir ders olmalıydı ve sadece kötü insanlar anlatılmalıydı.
belki daha hazırlıklı olurduk onlara karşı.
devamını gör...
hep öyle mutlu kalacağımızı zannediyordum hayatı sorgulamayan hayatla yüzleşmeyen hayatın kötü taraflarını görmeyen bir çocuk olarak kalacağımı.
devamını gör...
bu huyum hala var. dinlenilmediğimi hissedince çok üzülürdüm eskiden çocuk olduğum için çok takmıyorlardı heralde. şimdi de beni dinlemeyeni ben de dinlemiyorum o ayrı. ama unutmayın ki çocuklar bazen ne kadar saçma ya da mantığa aykırı şeyler söyleseler de onları da insan yerine koymalısınız. belki de onların dediği doğrudur olmasa bile dinlemekten zarar gelmez
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"çocukken yaşanan hayal kırıklıkları" ile benzer başlıklar

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim