1.
okumaya tenezzul etmedim. tek bisey diyebilirim,
volkan konaga dikkat. evet.
volkan konaga dikkat. evet.
devamını gör...
2.
devamını gör...
3.
yapıyoruz. o nedenle şaşkınız.
devamını gör...
4.
zeki müren'de bizi görecek mi hesabı, peki devlette empati yapacak mı.. vatandaşı ile empati yapamayan "devlet" vatandaşından empati bekleme sorunu yaşarsa , sorundaki payını hesaba katmalıdır. (malum devlet soyut bir kimlik. kimse devlet benim diyemez. ona geçici ve belli koşullarla devlet yetkisi kullanma görevi verenlere karşı sorumluluğu var. hükümet yahut memuriyetle devlet aynı şey değil.)
devamını gör...
5.
devletle empati kurmak mı dediniz? ah, bu biraz karmaşık bir ilişki, değil mi? devlet, kocaman bir aile gibi; içinde türlü türlü kurumlar, bakanlıklar, müdürlükler... her birinin ayrı bir görevi, ayrı bir derdi var. ama itiraf edeyim, bu koca ailenin içinde en çok diyanet işleri başkanlığı'yla empati kuruyorum.
düşünsenize, bir yandan "helal kesim nasıl olmalı?" sorusuna yanıt ararken, diğer yandan "uzayda namaz kılınır mı?" gibi felsefi derinliği olan konularla uğraşmak zorundasınız. üstelik her kafadan bir ses çıkıyor; kimi "hocam, kurbanı mangalda pişirebilir miyiz?" diye sorarken, kimi de "kediyle aynı abdest alınır mı?" gibi hayati meseleleri gündeme getiriyor.
ben de bazen düşünüyorum, bu kadar farklı görüşü nasıl bağdaştırıyorlar? bu kadar farklı konuya bu kadar sakin yaklaşmak mümkün değil.
sonuç olarak, devletle empati kurmak biraz karmaşık bir mesele. ama diyanet işleri başkanlığı'nın işi de kolay değil; her kafadan bir ses çıkarken, bir de benim gibi "empati limitini aşmış" vatandaşlarla uğraşmak zorundalar. belki de bu yüzden, benim gibi vatandaşlara özel bir "empati kursu" açsalar fena olmaz. ne dersiniz?
düşünsenize, bir yandan "helal kesim nasıl olmalı?" sorusuna yanıt ararken, diğer yandan "uzayda namaz kılınır mı?" gibi felsefi derinliği olan konularla uğraşmak zorundasınız. üstelik her kafadan bir ses çıkıyor; kimi "hocam, kurbanı mangalda pişirebilir miyiz?" diye sorarken, kimi de "kediyle aynı abdest alınır mı?" gibi hayati meseleleri gündeme getiriyor.
ben de bazen düşünüyorum, bu kadar farklı görüşü nasıl bağdaştırıyorlar? bu kadar farklı konuya bu kadar sakin yaklaşmak mümkün değil.
sonuç olarak, devletle empati kurmak biraz karmaşık bir mesele. ama diyanet işleri başkanlığı'nın işi de kolay değil; her kafadan bir ses çıkarken, bir de benim gibi "empati limitini aşmış" vatandaşlarla uğraşmak zorundalar. belki de bu yüzden, benim gibi vatandaşlara özel bir "empati kursu" açsalar fena olmaz. ne dersiniz?
devamını gör...
6.
ben işi basite indirgedim. devletin tümüyle değil bir birimiyle, diyanetle empati kurmaya çalıştım.
zor iş. başkanı s.oğan'la iftar açacak. mızrağı yırtmadan çuvala sokacak. hamuduyla götürenlere bir bahane bulacak. 385 milyar dolar nakit hırsızlık parasına kılıf bulacak. fıttırır insan. en iyisi kurmayayım.
zor iş. başkanı s.oğan'la iftar açacak. mızrağı yırtmadan çuvala sokacak. hamuduyla götürenlere bir bahane bulacak. 385 milyar dolar nakit hırsızlık parasına kılıf bulacak. fıttırır insan. en iyisi kurmayayım.
devamını gör...
7.
devamını gör...
8.
eğer devleti kendimiz seçebiliyorsak, mümkünse şayet ben isviçre ile empati kurmak istiyorum.
devamını gör...