faşizmin estetiği
başlık "çürümüş şeyler var danimarka krallığında" tarafından 18.09.2024 20:48 tarihinde açılmıştır.
21.
komünizmi hacı bektaş ile pir sultan icadı zanneden kara cahil türk solcularının zannının aksine faşizm, zaten öncelikle söylemini estetik üzerinden kurar. gücü yüceltmesi ve ''devlet senden büyüktür'' hissiyatını, görenlere yaşatması açısından da örneğin sosyalist rusya'da belirgin örneklerini vermiş brütalist sanat ve bilhassa mimariyle benzerlikleri vardır. faşist dönem italyan iç mimarisinin leziz bir örnekleri alttadır.






devamını gör...
22.
türkiye, iran, afganistan gibi islamcıların hakimiyetindeki ülkelerin; böyle ülkeler tarafından desteklenen islami terör örgütlerinin yaşadıkları tüm olumsuzluklara ve kötü gidişata rağmen sürekli "sanki her şey onların istediği ve planladığı şekilde gidiyormuş" gibi davranmasına ve bu yönde söylemlerde bulunmalarına şaşırır bazı insanlar. "abi bunlar kafayı mı yedi?" der bazıları. "yav her şey ortada, siz başka dünyada mı yaşıyorsunuz?" der başkaları.
*** *** *** ***
boğaziçi üniversitesi'nde son bir günde yaşananlar:

gerçek ve organik insanları ortadan kaldırıyorlar, boğaziçi ile ilgisi olmayan kişilerle kendilerini tatmin ediyorlar:
"cumhurbaşkanı erdoğan boğaziçi üniversitesi erkek ve kız yurtları açılış töreni'ne gelişinde karanfillerle karşılandı" video
*** *** *** ***
yeni bir şey değil aslında. 1400 yıldır böyle durum:
islamın temel dört aldatma yöntemi şunlar:
takiyye - kişinin gerçek inançlarını gizlemesi veya niyetlerini yanlış göstermesi, genellikle tehlikeli durumlarda kendini veya toplumu korumak amacıyla yapılması.
kitman - açıkça yalan söylemeden, yanıltıcı bir izlenim yaratmak için gerçeğin bir kısmını gizlemek veya eksik bilgi sunmak.
muruna - şeriat kanunlarına uymada esneklik göstererek islami hedeflere ulaşmak, bazen islama aykırı görünen davranışlarda bulunmak.
tawriya - dinleyiciyi aldatmak için çift anlamlı kelimeler kullanmak, ifadelerin birden fazla şekilde yorumlanmasına olanak tanımak.
ofer binshtok
dışarıdan bakıldığında her şey yolundaymış gibi görünmeli. sahte anlatıya aykırı ne varsa gerekirse ortadan kaldırılmalı.
*** ***
"akın gürlek:
"sosyal medya ile ilgili bir yasa çalışması var.
sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. kimliği doğrulanmadan ya da fake hesapla bunu yapmayacak."
video
*** *** *** ***
boğaziçi üniversitesi'nde son bir günde yaşananlar:

gerçek ve organik insanları ortadan kaldırıyorlar, boğaziçi ile ilgisi olmayan kişilerle kendilerini tatmin ediyorlar:
"cumhurbaşkanı erdoğan boğaziçi üniversitesi erkek ve kız yurtları açılış töreni'ne gelişinde karanfillerle karşılandı" video
*** *** *** ***
yeni bir şey değil aslında. 1400 yıldır böyle durum:
islamın temel dört aldatma yöntemi şunlar:
takiyye - kişinin gerçek inançlarını gizlemesi veya niyetlerini yanlış göstermesi, genellikle tehlikeli durumlarda kendini veya toplumu korumak amacıyla yapılması.
kitman - açıkça yalan söylemeden, yanıltıcı bir izlenim yaratmak için gerçeğin bir kısmını gizlemek veya eksik bilgi sunmak.
muruna - şeriat kanunlarına uymada esneklik göstererek islami hedeflere ulaşmak, bazen islama aykırı görünen davranışlarda bulunmak.
tawriya - dinleyiciyi aldatmak için çift anlamlı kelimeler kullanmak, ifadelerin birden fazla şekilde yorumlanmasına olanak tanımak.
ofer binshtok
dışarıdan bakıldığında her şey yolundaymış gibi görünmeli. sahte anlatıya aykırı ne varsa gerekirse ortadan kaldırılmalı.
*** ***
"akın gürlek:
"sosyal medya ile ilgili bir yasa çalışması var.
sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. kimliği doğrulanmadan ya da fake hesapla bunu yapmayacak."
video
devamını gör...
23.
boğaziçi üniversitesi ziyaretinde ortaya çıkan tablo, aslında uzun süredir alışık olduğumuz bir sahne düzeninin yeni bir perdesi gibiydi. açılış kurdelesi, alkış anı, özenle seçilmiş kadrajlar… her şey yerli yerinde. kamera yukarıdan bakınca düzen kusursuz görünüyor.
ama kampüs dediğin yer zaten biraz da dağınık fikirlerin, spontane karşılaşmaların, itirazın ve merakın mekanı değil midir? o gün ise spontane olan tek şey muhtemelen rüzgardı. girişler kontrollü, alanlar sınırlı, sesler ayarlıydı.. üniversite, bir günlüğüne üniversite olmaktan çok iyi planlanmış bir etkinlik alanına benziyordu.
bu durum insana eski dönemlerin o gösterişli siyaset estetiğini hatırlatıyor, güçlü lider, büyük sahne, simetrik kalabalık... fakat çağ değişti, artık meydan kadar kamera açısı da önemli. gerçeklik, biraz organizasyon şirketinin elinden geçmiş gibi duruyor. her şey net, parlak ve yüksek çözünürlüklü. yalnız çözünürlük arttıkça, kadrajın dışında kalanlar da daha merak uyandırıcı oluyor.
bir yurt açılışı elbette kıymetlidir. gençlerin barınma ihtiyacı gerçektir. fakat bir üniversitenin asıl ihtiyacı sadece bina değil, nefes alabileceği bir alan, sözünü söyleyebileceği bir zemin. dekor sağlam olabilir, ama hikâye dekorla yazılmıyor. kampüsün ruhu protokol listesiyle ölçülmüyor.
haberleri izlerken gördüğümüz tablo biraz şunu düşündürdü, sahne ne kadar büyük kurulursa kurulsun, üniversite dediğin yer eninde sonunda soru sorar. ve sorular, çoğu zaman en iyi ışıklandırılmış törenden bile daha güçlüdür.
ama kampüs dediğin yer zaten biraz da dağınık fikirlerin, spontane karşılaşmaların, itirazın ve merakın mekanı değil midir? o gün ise spontane olan tek şey muhtemelen rüzgardı. girişler kontrollü, alanlar sınırlı, sesler ayarlıydı.. üniversite, bir günlüğüne üniversite olmaktan çok iyi planlanmış bir etkinlik alanına benziyordu.
bu durum insana eski dönemlerin o gösterişli siyaset estetiğini hatırlatıyor, güçlü lider, büyük sahne, simetrik kalabalık... fakat çağ değişti, artık meydan kadar kamera açısı da önemli. gerçeklik, biraz organizasyon şirketinin elinden geçmiş gibi duruyor. her şey net, parlak ve yüksek çözünürlüklü. yalnız çözünürlük arttıkça, kadrajın dışında kalanlar da daha merak uyandırıcı oluyor.
bir yurt açılışı elbette kıymetlidir. gençlerin barınma ihtiyacı gerçektir. fakat bir üniversitenin asıl ihtiyacı sadece bina değil, nefes alabileceği bir alan, sözünü söyleyebileceği bir zemin. dekor sağlam olabilir, ama hikâye dekorla yazılmıyor. kampüsün ruhu protokol listesiyle ölçülmüyor.
haberleri izlerken gördüğümüz tablo biraz şunu düşündürdü, sahne ne kadar büyük kurulursa kurulsun, üniversite dediğin yer eninde sonunda soru sorar. ve sorular, çoğu zaman en iyi ışıklandırılmış törenden bile daha güçlüdür.
devamını gör...
24.
'siyasal islamcılık' bir siyonist kumpastır ve tekniklerini musevilik tarihinden alır. yukarıdaki tanımların başlıkla alakası yoktur. faşizmin siyonistlerle ve devamı niteliğindeki dinsel yapılarla ilgisini kurmak yersiz dir.
faşist estetik bir sanat akımıdır. gelip geçmiştir. yeniden güncellenirse 'neo-'' ön ekini alacaktır.
faşist estetik bir sanat akımıdır. gelip geçmiştir. yeniden güncellenirse 'neo-'' ön ekini alacaktır.
devamını gör...
25.
tayyip karşıtı trump muhibi siyonist zombilere trump'un harvard üniversitesine dava açıp milyar dolarlık ödeneklerini kesmekle tehdit etmesi şoku kdjfnvkjnv
devamını gör...
26.
hadise, türkiye'nin de adını anarak bazı ülke ve bölgelerdeki çocukların ramazan ayı vesilesiyle ihtiyaçlarının giderilmesi içerikli bir unicef videosu çekmiş.
milyonlarca insanı soyup soğana çevirerek zenginleşen, kendisi ve çevresi zenginleştiği için türkiye'nin de uçup kaçtığını, bölgesel güç hatta süper güç olduğunu zanneden akp'liler de kudurmuş.
bu tip kurumların raporlarında türk halkı için "kırılgan durumdaki ev sahibi topluluk" ifadesinin sıkça kullanılması rahatsız etmiyor tabi onları.
seküler kentli kadınları aşağılamadan sorumlu cb danışmanı olduğunu düşündüğüm trabzonlu oktay saral:
hadise’nin unıcef için hazırladığı videoda türkiye’yi gazze ve sudan ile aynı cümlede “yardıma muhtaç” ülkeler arasında göstermesi kabul edilemez bir tutumdur. (not: neyin kabul edilip edilmeyeceğini onlar belirleyecek)
türkiye, kriz bölgelerinin öznesi değil, oralara yardım götüren bir ülkedir. kendi ülkesini, savaş ve açlıkla boğuşan coğrafyalarla aynı kategoriye koymak gerçeklikten kopuk ve ülke itibarını zedeleyen bir tutumdur. (not: 2023 depremlerinde askeri kışladan çıkartmayıp enkaz altındakilere sela dinletmek itibar zedelemiyor)
küresel duyarlılık adı altında yapılan bu söylem, iyi niyet değil ciddi bir basiretsizliktir.
link
hadise'nin çektği video son derece önemsiz. daha fazla insanın bağış yapmasını sağlamayacak yüksek ihtimalle.
son yarım yüzyılda bir "duyar kasma" ekonomisi oluşturuldu, özellikle 21. yüzyılda. bazı insanlar ne kadar da yardımsever minnoşlar olduklarını göstererek perde arkasından milyonları götürüyorlar. birilerinin yardıma muhtaçlığı ve acizliği, başkaları için ekmek kapısı hatta ötesi haline gelmiş durumda. paulo freire, ezilenlerin pedagojisi adlı kitabında böyle kişiler için "sahte yüce gönüllü" tabirini kullanır. aynen tam olarak öyleler.
türkiye'de de yardıma muhtaç insanların varlığı, bunun dillendirilmesi faşist rejimin alternatif gerçeklik üzerine kurulu anlatısına ters. çok basit bir videodaki basit bir kelime kullanışı bile sırça köşkleri tuzla buz etme potansiyeline sahip olduğu için hayati düşman olarak görülüyor.
ak parti genel sekreteri eyyüp kadir inan, unıcef için hazırladığı videoda türkiye'yi yardıma muhtaç ülkeler arasında sayan hadise'ye tepki gösterdi:
"vah zavallı vah. yıllarca belçika vatandaşlığının arkasına sığınıp, konserlerinden bu ülkeye 0,01 tl vergi bırakmamak için şirketlerini dışarıda kuran, kazancını avrupa'ya taşıyan bir vergi kaçakçısı, kalkmış türkiye'yi küçük göstermeye yelteniyor"
link
sözde ve sahte zenginlikleri, başkalarının vergilerine dayalı olduğu için vergi vurgusu yapıyorlar.
*** ***
akp-mhp rejimi bu çizgide devam edecek. her zaman "sanki her şey önceden yüce bir akıl tarafından planlandığı şekilde" ilerliyormuş gibi davranacaklar. gerçeklerden bahseden herkes hedef tahtasında olacak. bugün hapsettiklerini yarın tıpkı iran molla rejimi gibi katledecekler.
*** ***
"biz belgeleri ile tamamen gerçeğe dayanan haberler yapıyoruz. yalanlanmıyor bile. ama yargı eliyle haberlerimiz siliniyor. onlarca haberimiz artık internette bulunamıyor. gazeteciliği yok etmek istiyorlar. gerçeği yok etmek istiyorlar."
timur soykan
milyonlarca insanı soyup soğana çevirerek zenginleşen, kendisi ve çevresi zenginleştiği için türkiye'nin de uçup kaçtığını, bölgesel güç hatta süper güç olduğunu zanneden akp'liler de kudurmuş.
bu tip kurumların raporlarında türk halkı için "kırılgan durumdaki ev sahibi topluluk" ifadesinin sıkça kullanılması rahatsız etmiyor tabi onları.
seküler kentli kadınları aşağılamadan sorumlu cb danışmanı olduğunu düşündüğüm trabzonlu oktay saral:
hadise’nin unıcef için hazırladığı videoda türkiye’yi gazze ve sudan ile aynı cümlede “yardıma muhtaç” ülkeler arasında göstermesi kabul edilemez bir tutumdur. (not: neyin kabul edilip edilmeyeceğini onlar belirleyecek)
türkiye, kriz bölgelerinin öznesi değil, oralara yardım götüren bir ülkedir. kendi ülkesini, savaş ve açlıkla boğuşan coğrafyalarla aynı kategoriye koymak gerçeklikten kopuk ve ülke itibarını zedeleyen bir tutumdur. (not: 2023 depremlerinde askeri kışladan çıkartmayıp enkaz altındakilere sela dinletmek itibar zedelemiyor)
küresel duyarlılık adı altında yapılan bu söylem, iyi niyet değil ciddi bir basiretsizliktir.
link
hadise'nin çektği video son derece önemsiz. daha fazla insanın bağış yapmasını sağlamayacak yüksek ihtimalle.
son yarım yüzyılda bir "duyar kasma" ekonomisi oluşturuldu, özellikle 21. yüzyılda. bazı insanlar ne kadar da yardımsever minnoşlar olduklarını göstererek perde arkasından milyonları götürüyorlar. birilerinin yardıma muhtaçlığı ve acizliği, başkaları için ekmek kapısı hatta ötesi haline gelmiş durumda. paulo freire, ezilenlerin pedagojisi adlı kitabında böyle kişiler için "sahte yüce gönüllü" tabirini kullanır. aynen tam olarak öyleler.
türkiye'de de yardıma muhtaç insanların varlığı, bunun dillendirilmesi faşist rejimin alternatif gerçeklik üzerine kurulu anlatısına ters. çok basit bir videodaki basit bir kelime kullanışı bile sırça köşkleri tuzla buz etme potansiyeline sahip olduğu için hayati düşman olarak görülüyor.
ak parti genel sekreteri eyyüp kadir inan, unıcef için hazırladığı videoda türkiye'yi yardıma muhtaç ülkeler arasında sayan hadise'ye tepki gösterdi:
"vah zavallı vah. yıllarca belçika vatandaşlığının arkasına sığınıp, konserlerinden bu ülkeye 0,01 tl vergi bırakmamak için şirketlerini dışarıda kuran, kazancını avrupa'ya taşıyan bir vergi kaçakçısı, kalkmış türkiye'yi küçük göstermeye yelteniyor"
link
sözde ve sahte zenginlikleri, başkalarının vergilerine dayalı olduğu için vergi vurgusu yapıyorlar.
*** ***
akp-mhp rejimi bu çizgide devam edecek. her zaman "sanki her şey önceden yüce bir akıl tarafından planlandığı şekilde" ilerliyormuş gibi davranacaklar. gerçeklerden bahseden herkes hedef tahtasında olacak. bugün hapsettiklerini yarın tıpkı iran molla rejimi gibi katledecekler.
*** ***
"biz belgeleri ile tamamen gerçeğe dayanan haberler yapıyoruz. yalanlanmıyor bile. ama yargı eliyle haberlerimiz siliniyor. onlarca haberimiz artık internette bulunamıyor. gazeteciliği yok etmek istiyorlar. gerçeği yok etmek istiyorlar."
timur soykan
devamını gör...