geceye psikolojik bir tespit bırak
başlık "jack the ripper" tarafından 29.11.2020 23:30 tarihinde açılmıştır.
41.
öldürmeyen şey süründürür.
devamını gör...
42.
çok şeyden vazgeçmeyin sonunda gene mutsuz oluyorsunuz.
devamını gör...
43.
bir insan bildiği bir şeyin başkasının bilmediğini bilince ona cahil gözüyle bakar.
devamını gör...
44.
insanlar yeni bir hayata, rejime, ota boka başlarken çok hevesli olurlar zamanla dağılır bu enerji (bkz: entropi yasasi). neden sizce? bence tam olarak yavaş yavaş geldikleri noktayı bir anda kapatmak istemelerinden. bu mümkün değildir. yıllar içinde olusturdugun düzeni yine yıllar içinde yikabilirsin.
devamını gör...
45.
duyguların her ne kadar içeride tutulmaya çalışılsa da mutlaka dışavurumları vardır. o an gösterilmeyen, ifade edilmeyen duygular sonrasında ya yanlış kişiye yansıtılır ya da fiziksel bir hastalığa dönüşür. bizzat tecrübe ettiğim, stresli bir dönemimde her şey normalmiş gibi yaşamaya kendimi zorladıktan sonra vücudumda ortaya çıkan yaralardı.
devamını gör...
46.
insanlar, bir sarhoşluğunu bir de aşık olduğunu saklayamaz
devamını gör...
47.
duyguların darmadağınık olması, tutup hangisini çeksen elinde kalacağı gerçeğidir. bu tip durumlarda yapmanız gereken, titreyip kendinize gelene kadar elinizi herhangi bir duygunuza uzatmamaktir.
devamını gör...
48.
bizi doğru yoldan saptıran, nesnel deneyimlerimiz değil, nesnel konulardaki kişisel görüşümüzdür.
devamını gör...
49.
bir insanın ideal davranışı belirli bir ölçüyü aşıp da, iyi kalpliliği ve insancıllığı ile göze batar bir boyut kazandı mı durumdan kuşku duymanın yeridir.
devamını gör...
50.
alt benlik (id), cinsellik ve saldırganlık gibi iç güdüler; üst benlik (süper ego), anne-baba ve diğer önemli kişiler ile etkileşim suretiyle geliştirilmiş değerlere dayanan vicdan; benlik (ego) ise, alt benliğin istekleri ile üst benliğin istekleri arasında arabulucudur. benliğin alt benliği denetleyememesi ile üst benlikte yapısal bozukluklar bulunması halinde, dengesiz bir kişilik oluşmaktadır. bu durum davranışı etkileyerek suçluluğa neden olmaktadır. doğuşla birlikte yalnızca alt benlik vardır ve burada zaman ve gerçek kavramları değil, sadece zevk yer almaktadır. kişi yaşama iki içgüdü ile başlamaktadır; bunlar, eros (yaşama yada cinsellik içgüdüsü) ve thanatos (ölüm yada nefret iç güdüsü)’dur. benlik kişinin toplum gerçekleriyle kurduğu ilişkinin bir bölümünü oluşturmaktadır. gerçekliğe uygun bir benliği olan kimse, doyumunu erteleyebilmekte, fakat tamamen vazgeçememektedir. buna karşılık, üst benlik, ahlâk, pişmanlık ve suçluluk duygularını geliştirdiğinden, kişinin toplumsallaşmasında temel güçtür; bu şekilde üst benlik bilincin ve ideal benliğin gelişmesini sağlamaktadır. ideal benlik, “ne yapmamız gerektiğini” bilinç ise, “yanlış davrandığımız zaman suçluluk duymamız gerektiğini” gösterir.
alt benliğin, benlik ve üst benlikçe doyurulması ve hatta bilince kadar yükselebilmesi, uygunsuz istekleri benliğin sansür edici gücünce karşılanıp baskı altına alınır ve bilinç altına itilir. bu şekilde kişinin yaşı ilerledikçe çevresinin gerçekleri ve geleneksel değerler hakkında bilgisi arttıkça, sansürün bilinçaltına zorladığı isteklerin kapsamı da artar ve bilinçaltı genişler. bilinçaltına kapatılan bu ruhsal malzeme cansız ve hareketsiz değildir; devamlı olarak kapandıkları yerden bir yolunu bulup kurtulmaya, kendilerini reddeden benlik ve üst benliğe kabul ettirmeye çalışırlar.
psikoanalitik görüşe göre suçluluk, benlik ile üst benlik gelişimindeki yetersizlikler nedeniyle suç dürtülerinin, yani alt benliğin denetim altına alınmamasından doğar. diğer bir ifadeyle, çok gelişmiş alt benliğe sahip olan bir kişi, sonunda suç işlemektedir. aşırı gelişmiş bir üst benlik ise, alt benliğin arzularının doyurulmasına izin vermemekte ve nevrotik bir kişiliğin oluşmasına neden olmaktadır.
psikoanalitik suç açıklama anlayışı için, ruhsal hastalıklara, nevrozlara yönelik freud’un yeri de önemlidir; çünkü, nevrotik suçlular tüm suçlulular içinde önemli bir grubu oluştururlar.
alt benliğin, benlik ve üst benlikçe doyurulması ve hatta bilince kadar yükselebilmesi, uygunsuz istekleri benliğin sansür edici gücünce karşılanıp baskı altına alınır ve bilinç altına itilir. bu şekilde kişinin yaşı ilerledikçe çevresinin gerçekleri ve geleneksel değerler hakkında bilgisi arttıkça, sansürün bilinçaltına zorladığı isteklerin kapsamı da artar ve bilinçaltı genişler. bilinçaltına kapatılan bu ruhsal malzeme cansız ve hareketsiz değildir; devamlı olarak kapandıkları yerden bir yolunu bulup kurtulmaya, kendilerini reddeden benlik ve üst benliğe kabul ettirmeye çalışırlar.
psikoanalitik görüşe göre suçluluk, benlik ile üst benlik gelişimindeki yetersizlikler nedeniyle suç dürtülerinin, yani alt benliğin denetim altına alınmamasından doğar. diğer bir ifadeyle, çok gelişmiş alt benliğe sahip olan bir kişi, sonunda suç işlemektedir. aşırı gelişmiş bir üst benlik ise, alt benliğin arzularının doyurulmasına izin vermemekte ve nevrotik bir kişiliğin oluşmasına neden olmaktadır.
psikoanalitik suç açıklama anlayışı için, ruhsal hastalıklara, nevrozlara yönelik freud’un yeri de önemlidir; çünkü, nevrotik suçlular tüm suçlulular içinde önemli bir grubu oluştururlar.
devamını gör...
51.
ölenin arkasından ağlamak bencilliktir.
insan ölene ağlamaz. o öldüğü için de ağlamaz. o öldüğü zaman onu çok özleyeceğini düşünerek ağlar. onu çok sevdiğini ve bir daha göremeyeceğini düşünerek ağlar.
örneğin bir arkadaşınızın annesi vefat etti ve siz de ağlıyorsunuz. aklınızdan ya benim annem olsaydı yada annem ölse ne yaparım düşüncesi geçmiyor mu?
televizyonda duygusal bir film/dizi izliyorsunuz. ağladığınızda aslında o karakter için ağlamıyorsunuz. karakterle empati kurduğunuz için ağlıyorsunuz.
ölümün arkasından ağlamak bencilliktir ve kişi ölene değil aslında kendine ağlar.
insan ölene ağlamaz. o öldüğü için de ağlamaz. o öldüğü zaman onu çok özleyeceğini düşünerek ağlar. onu çok sevdiğini ve bir daha göremeyeceğini düşünerek ağlar.
örneğin bir arkadaşınızın annesi vefat etti ve siz de ağlıyorsunuz. aklınızdan ya benim annem olsaydı yada annem ölse ne yaparım düşüncesi geçmiyor mu?
televizyonda duygusal bir film/dizi izliyorsunuz. ağladığınızda aslında o karakter için ağlamıyorsunuz. karakterle empati kurduğunuz için ağlıyorsunuz.
ölümün arkasından ağlamak bencilliktir ve kişi ölene değil aslında kendine ağlar.
devamını gör...
52.
suçun türü kriter alınarak, az zeka kapasitesi ile karakteristik çeşitli suç grupları esas alınarak rockoff/homann (1977) tarafından yapılan bir araştırmada; aşağı zeka seviyesinde (ıq’su 79 ve aşağısı) ve karşılaştırma grubu içinde normal zekada (ıq’su 90 ve üzeri) 2227 fail tespit edilmiştir; zekası normal olanlar sıklıkla şiddet unsuru içermeyen ve topluma veren suçlardan mahkum edilmiş iken; zekası az olanlar sıklıkla şiddet suçları işlemişlerdir. şiddet suçları içinde cinayet ve yaralamanın ayrıldığı bir araştırmada, katillerin, yaralama suçu faillerine göre daha az zeka düzeyinde olduğu ortaya çıkmıştır. tübingen’de genç failler ile karşılaştırma grubu arasında yapılan araştırma, şiddet suçlarından mahkum olan gençlerin, cezalandırılmayanlara göre, ortalamanın aşağısında ıq seviyesinde oldukları ortaya çıkmıştır.
özetlenecek olursa, araştırmaların birlik sağlanamayan sonuçları, zeka ve suç arasında doğrudan doğruya bir bağlantının mevcut olmadığını, göstermektedir. bu sonuç şaşırtıcı değildir, çünkü, zeka bir insanın davranışını tek başına belirlemez. ancak, geri zekalılık öğrenme gücünü azalttığından, bunların daha çok ilgiye ihtiyaçları vardır. bunların doğdukları çevre genel olarak normal bir bakım ve eğitimi temin edemeyecek kadar düşük seviyede olduğundan, bu çocukların her türlü kötü etkilere açık bir şekilde bırakılmaları ve iyiyi kötüden, doğruyu eğriden ayırt edilebilecek durumda olmamaları onları sık sık suça yöneltebilir. çünkü bunlar, davranışlarını kontrol etmeyi kolay öğrenemedikleri gibi, başkalarının telkinlerine de açıktırlar ve kötü bir çevre içinde yanlış yola kolaylıkla yönelebilirler.
özetlenecek olursa, araştırmaların birlik sağlanamayan sonuçları, zeka ve suç arasında doğrudan doğruya bir bağlantının mevcut olmadığını, göstermektedir. bu sonuç şaşırtıcı değildir, çünkü, zeka bir insanın davranışını tek başına belirlemez. ancak, geri zekalılık öğrenme gücünü azalttığından, bunların daha çok ilgiye ihtiyaçları vardır. bunların doğdukları çevre genel olarak normal bir bakım ve eğitimi temin edemeyecek kadar düşük seviyede olduğundan, bu çocukların her türlü kötü etkilere açık bir şekilde bırakılmaları ve iyiyi kötüden, doğruyu eğriden ayırt edilebilecek durumda olmamaları onları sık sık suça yöneltebilir. çünkü bunlar, davranışlarını kontrol etmeyi kolay öğrenemedikleri gibi, başkalarının telkinlerine de açıktırlar ve kötü bir çevre içinde yanlış yola kolaylıkla yönelebilirler.
devamını gör...
53.
kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa bilin ki en namussuzu o'dur.
devamını gör...
54.
çocuklarda süperego gelişmeden önce anne babaya aşık olma durumu oluşur. ve erkek çocukta bu dönemde korku oluşur. annemi sevdiğimi babam öğrenirse benim cinsel organımı keser korkusu. bu yüzden 2-4 yaş arasında erkek çocuklarının sünnet edilmesi çok sakıncalıdır. bu yaşlarda sünnet edilmiş erkek çocuk babasının onu cezalandırdığını düşünür ve bu düşüncesini unutsa dahi babasıyla hiçbir zaman çok yakın olamaz.
devamını gör...
55.
bir insanı unutabilirsin,
bir insanın sana neler yaptığını da unutabilirsin,
ama o insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın
bir insanın sana neler yaptığını da unutabilirsin,
ama o insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın
devamını gör...
56.
herkes freud ds yerinde. *
evet, bu da bir psikolojik tespit aslında.
evet, bu da bir psikolojik tespit aslında.
devamını gör...
57.
en sıca yaz günlerinde bile ince bir örtünün altında çok anlamsız olmasına rağmen kendimizi güvende hissetme duygunuzun temeli muhtemelen ana rahminden kalma. örtünün altında kişi kendini ana rahmindeki gibi hisseder ve bu his kişiye güven duygusu aşılar. yani örtü kişi için ana rahmini simgeler.
devamını gör...
58.
alışmış kudurmuştan beterdir.
alışkanlıklar işte yaşamınızın bir parçası allah bilir hangi bilge atamız söyledi bunu.
mmm bi de yaptığın iyilikler zamanla görevin haline gelir.
yine aynı mevzu alışkanlık, alıştırmak…
kötü alışmayın ve alıştırmayın kimseyi.
alışkanlıklar işte yaşamınızın bir parçası allah bilir hangi bilge atamız söyledi bunu.
mmm bi de yaptığın iyilikler zamanla görevin haline gelir.
yine aynı mevzu alışkanlık, alıştırmak…
kötü alışmayın ve alıştırmayın kimseyi.
devamını gör...
59.
amerika’da kanserden son günlerini yaşayan bir hasta doktorlara acısız ölmek istediğini, bu nedenle bileklerindeki damarların kesilerek ölmek istediğini söyler. tabii bu durum ötenaziye girdiği için hastayı, ötenazinin serbest olduğu isviçre’ye gönderirler.
buradaki doktorlar, psikolojik ölüm gerçekleştirme deneyi yapmak isterler.
hastayı ruhsal ve zihinsel olarak hazırlarlar. bileklerinin kesildikten sonra nasıl öleceğini geniş bir şekilde anlatırlar : “bileğin kesildikten beş dakika içinde öleceksin, beş dakikalık süren var” derler.
hastayı yatağına uzatırlar. hasta gözlerinin bağlı olmasını istediği için gözleri bağlanır. daha önce buzdolabına konulan bir bıçak getirirler. bıçağı bir suya batırırlar. bıçağın arka keskin olmayan tarafı ile hastanın bileğine kesiyorlarmış gibi sürerler.
bıçak soğuk ve ıslak olduğu için, kesilmiş hissi verir.
sonra her dakika kalan süreyi söylerler. doktorlar bunu yaparken kalbini makinede izlemeye alırlar. kalp her geçen dakika atışları seyrekleşir ve beş dakika dolduğunda adam gerçekten kalbi durur ve ölür.
bir insanın içinde bulunduğu ruh hali, onun geleceğini, kararlarını, sağlığını belirler. bir şeye çok inanmak, gerçekleşmesi için büyük bir etkendir.
insan inanarak her şeyi başarabilir...
ümitle... düşünün ama güzel düşünün…
insanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi , olmasını istedikleri şeyler yerine , olmasını istemedikleri şeyler üzerine düşünüyor olmalarıdır.
buradaki doktorlar, psikolojik ölüm gerçekleştirme deneyi yapmak isterler.
hastayı ruhsal ve zihinsel olarak hazırlarlar. bileklerinin kesildikten sonra nasıl öleceğini geniş bir şekilde anlatırlar : “bileğin kesildikten beş dakika içinde öleceksin, beş dakikalık süren var” derler.
hastayı yatağına uzatırlar. hasta gözlerinin bağlı olmasını istediği için gözleri bağlanır. daha önce buzdolabına konulan bir bıçak getirirler. bıçağı bir suya batırırlar. bıçağın arka keskin olmayan tarafı ile hastanın bileğine kesiyorlarmış gibi sürerler.
bıçak soğuk ve ıslak olduğu için, kesilmiş hissi verir.
sonra her dakika kalan süreyi söylerler. doktorlar bunu yaparken kalbini makinede izlemeye alırlar. kalp her geçen dakika atışları seyrekleşir ve beş dakika dolduğunda adam gerçekten kalbi durur ve ölür.
bir insanın içinde bulunduğu ruh hali, onun geleceğini, kararlarını, sağlığını belirler. bir şeye çok inanmak, gerçekleşmesi için büyük bir etkendir.
insan inanarak her şeyi başarabilir...
ümitle... düşünün ama güzel düşünün…
insanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi , olmasını istedikleri şeyler yerine , olmasını istemedikleri şeyler üzerine düşünüyor olmalarıdır.
devamını gör...
60.
bugün bir liseli 1950 lerde psikolojik tedavi gören bir hastayla aynı kaygı seviyesinde. türkiyedeki gençlerse şizofren gibi.
devamını gör...