61.
kötüye kullanılması da olası gözüken şey. herkesi eşit derecede koruyabilmek niye bu kadar zor gibi gösteriliyor. aslinda azcık araştırmayla neyin ne olduğu büyük çoğunlukla belli oluyor yani.
devamını gör...
62.
bilindiğinin aksine kadının beyanı ile bir kişiye suç atfedilip tutuklanması anlamına gelmez. cinsel taciz veya şiddet gibi suçlar bakımından kadının beyanı esas alınarak etkili bir soruşturma yürütülmesi ve özellikle de koruma tedbirlerinin alınabilmesi anlamına gelir. zaten türk ceza kanunu uyarınca "masumiyet karinesi" kapsamında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi bulunduğu için beyanla tutuklama olmaz, soruşturma başlar. ayrıca yalnızca kadınlar için değil, çocuklar için de böyle bir ilke var: çocuğun beyanı esastır ilkesi. bu da yine istismar veya şiddet suçlarında geçerli olmak üzere soruşturmanın başlatılması ve koruma tedbirlerinin alınması anlamına gelir.
devamını gör...
63.
bu cümlenin yol açtığı linçleme furyalarından korunmak için flört halinde olduğunuz, sevgili olduğunuz, fokbadi olduğunuz, evli olduğunuz, sadece seksting yaptığınız, arkadaş olduğunuz kadınlardan ortak her aktivite için ıslak imzalı muvafakatname almamızın gerektiği döneme girdiğimizi düşünüyorum.
dün geceden beri kopan mesut süre olayından bağımsız söylüyorum bunu. o başlıkta da konu ile ilgili herhangi bir yorum yapmadım zaten.
ancak, artık o kadar saçma sapan şeyler duyuyor/görüyoruz ki; gerçekten tacize/tecavüze uğrayan ile ilgi çekmek için iftira atanın birbirine girdiği, gerçekten mağdur kimselerin bu yüzden sesini duyuramadığı ya da duyurduğunda dikkate alınmadığı dönemlerdeyiz.
9-10 sene sonra ünlü olursam, gayet rızası dahilinde bir şeyler paylaştığım birisi bu cümlenin arkasına sığınarak ama para koparmak için ama o zamanki ilişkimizi bitirdiğim için/gözümün üstünde kaş var diye iftira attırdığı takdirde ne olacak? ya da atıyorum barda yürüyüp red yediğim bir kişi, seneler sonra ünlü olsam benzer bir iftira ile üzerime gelse? ya da ünlü olmamama da gerek yok. diyelim ki kız arkadaşımdan ayrıldım, bunu kaldıramayan biri benzer bi iftira atsa?
hukuka göre, iddia sahibi iddiasını kanıtlamak zorunda. ancak toplum nezdinde hakkımda böyle bir iddia atıldığı anda işimi kaybedebilirim, toplum önünde ya da fiziki olarak linç yiyebilirim. toplum iddia sahibinin iddiasını kanıtlamasını değil, benim kendimi temize çıkarmamı bekler.. iftira dava açıp kazansam bile üzerime atılan leke bir ömür üzerimde kalır. ateş olmayan yerden duman çıkmaz gibi bir ön yargı ile üzerime gelinebilir. yapmadım desem de kime ne fayda?
tacizin belgesi mi olur pezovenk diyenler olabilir. tacize uğrayan kadınlar olayın şoku ile o an tepki verememiş olabilir. karşısındakinin nüfuzu, gücü, sektördeki ağırlığı nedeniyle susmuş olabilir. an yaşadıkları travma ile içine kapanmış olabilirler. hiç birine itirazım yok. gerçek tacizcilerin ve tecavüzcülerin en ağır şekilde cezalandırılması da en çok dilediğim şey. benim derdim gerçeği nasıl ayırt edeceğiz?
bence tek çözüm ortak yapılacak her eylem için ıslak imzalı muvafakatname almak. hatun kişinin adı maria nur olsun mesela.
- maria nur yarın bişiler içmeye gidelim mi?
+ olur sülü.
- muvafakkatnameyi yolluyorum, imzala ve yanında getir lütfen.
- maria nur, çok güzel vakit geçirdim. senden de çok etkilendim. geceye evimizde devam edelim mi?
+ bilmem, olabilir. bir kahve içebiliriz belki.
- tabi canım, hemen şuraya bir imza.
- öbüyüm mü mariam gözümün nuru.
+ soruyor musun bir de aptallll. gel buraya mmmuaaaaah.
- öbücüğünle aynı ıslaklıkta bir imza alayım şuraya. beni kendi rızanla öptüğüne dair mariacım.
dün geceden beri kopan mesut süre olayından bağımsız söylüyorum bunu. o başlıkta da konu ile ilgili herhangi bir yorum yapmadım zaten.
ancak, artık o kadar saçma sapan şeyler duyuyor/görüyoruz ki; gerçekten tacize/tecavüze uğrayan ile ilgi çekmek için iftira atanın birbirine girdiği, gerçekten mağdur kimselerin bu yüzden sesini duyuramadığı ya da duyurduğunda dikkate alınmadığı dönemlerdeyiz.
9-10 sene sonra ünlü olursam, gayet rızası dahilinde bir şeyler paylaştığım birisi bu cümlenin arkasına sığınarak ama para koparmak için ama o zamanki ilişkimizi bitirdiğim için/gözümün üstünde kaş var diye iftira attırdığı takdirde ne olacak? ya da atıyorum barda yürüyüp red yediğim bir kişi, seneler sonra ünlü olsam benzer bir iftira ile üzerime gelse? ya da ünlü olmamama da gerek yok. diyelim ki kız arkadaşımdan ayrıldım, bunu kaldıramayan biri benzer bi iftira atsa?
hukuka göre, iddia sahibi iddiasını kanıtlamak zorunda. ancak toplum nezdinde hakkımda böyle bir iddia atıldığı anda işimi kaybedebilirim, toplum önünde ya da fiziki olarak linç yiyebilirim. toplum iddia sahibinin iddiasını kanıtlamasını değil, benim kendimi temize çıkarmamı bekler.. iftira dava açıp kazansam bile üzerime atılan leke bir ömür üzerimde kalır. ateş olmayan yerden duman çıkmaz gibi bir ön yargı ile üzerime gelinebilir. yapmadım desem de kime ne fayda?
tacizin belgesi mi olur pezovenk diyenler olabilir. tacize uğrayan kadınlar olayın şoku ile o an tepki verememiş olabilir. karşısındakinin nüfuzu, gücü, sektördeki ağırlığı nedeniyle susmuş olabilir. an yaşadıkları travma ile içine kapanmış olabilirler. hiç birine itirazım yok. gerçek tacizcilerin ve tecavüzcülerin en ağır şekilde cezalandırılması da en çok dilediğim şey. benim derdim gerçeği nasıl ayırt edeceğiz?
bence tek çözüm ortak yapılacak her eylem için ıslak imzalı muvafakatname almak. hatun kişinin adı maria nur olsun mesela.
- maria nur yarın bişiler içmeye gidelim mi?
+ olur sülü.
- muvafakkatnameyi yolluyorum, imzala ve yanında getir lütfen.
- maria nur, çok güzel vakit geçirdim. senden de çok etkilendim. geceye evimizde devam edelim mi?
+ bilmem, olabilir. bir kahve içebiliriz belki.
- tabi canım, hemen şuraya bir imza.
- öbüyüm mü mariam gözümün nuru.
+ soruyor musun bir de aptallll. gel buraya mmmuaaaaah.
- öbücüğünle aynı ıslaklıkta bir imza alayım şuraya. beni kendi rızanla öptüğüne dair mariacım.
devamını gör...
64.
gidin bu kavramı 17 yaşında öldürülen muhammed reşit'in babasına anlatın. jin çıyancılar sizi,

not : aşağıdaki entrye cevaben : 6284 kapsamında ilk şikayette delil aranmıyor ve savcı tedbir kararı olarak senin ortak konutta yaşamını sürdürdüğün eşinden uzaklaştırmanı veriyor. yani diyelim ki iftiraya uğradın, kadın delilsiz beyanıyla seni, senin mülkün olan evden attırabiliyor. o sırada eşyalarını mı alacaksın, barınma sorununu nasıl gidereceksin ? alnına çalınan karayla nasıl mücadele edeceğini mi düşüneceksin ? evini su yahut tahta kurusu bastığını ve birkaç parça eşya ile evini terk ettiğini düşün. bu bile başlı başına mağduriyet değil mi ?

not : aşağıdaki entrye cevaben : 6284 kapsamında ilk şikayette delil aranmıyor ve savcı tedbir kararı olarak senin ortak konutta yaşamını sürdürdüğün eşinden uzaklaştırmanı veriyor. yani diyelim ki iftiraya uğradın, kadın delilsiz beyanıyla seni, senin mülkün olan evden attırabiliyor. o sırada eşyalarını mı alacaksın, barınma sorununu nasıl gidereceksin ? alnına çalınan karayla nasıl mücadele edeceğini mi düşüneceksin ? evini su yahut tahta kurusu bastığını ve birkaç parça eşya ile evini terk ettiğini düşün. bu bile başlı başına mağduriyet değil mi ?
devamını gör...
65.
#3915129
bunu bu şekilde algılayabilmek muazzam bir zeka örneği gerçekten.
ulan kadının beyanı gerçek olsa da olmasa da kafana göre onu bunu öldürmemelisin zaten. namus cinayetlerine karşı çıkarken işte bu tür cinayetlere de karşı çıkıyoruz.
gerçekten inanılmaz.
edit: haber kaynağı paylaşılmamış, ben paylaşayım.
www.aa.com.tr/tr/turkiye/te...
görüldüğü gibi yine deli babasının birilerine bir şey yapacağından endişe eden bir kadın kendi canını veya bir başka insanın canını kurtarabilmek adına birini kurban etmiş.
kadını asla savunmuyorum. ve aklamaya çalışmıyorum.
ölen gencin ailesine de sabırlar dilerim.
ama biraz gerçekçi olunsun istiyorum.
ve burada sorgulanması gereken kim bir daha düşünelim istiyorum. sevgilimle seviştim ve hamile kaldım dese ölen kendisi olacaktı çünkü muhtemelen.
bir erkeğin başka bir erkeği, o kadını malı gibi gördüğü için öldürüşünü buraya bağlamak, akıl alır gibi deği.
kadın düşmanlarının çarpık algılarına itimat etmeyiniz.
bunu bu şekilde algılayabilmek muazzam bir zeka örneği gerçekten.
ulan kadının beyanı gerçek olsa da olmasa da kafana göre onu bunu öldürmemelisin zaten. namus cinayetlerine karşı çıkarken işte bu tür cinayetlere de karşı çıkıyoruz.
gerçekten inanılmaz.
edit: haber kaynağı paylaşılmamış, ben paylaşayım.
www.aa.com.tr/tr/turkiye/te...
görüldüğü gibi yine deli babasının birilerine bir şey yapacağından endişe eden bir kadın kendi canını veya bir başka insanın canını kurtarabilmek adına birini kurban etmiş.
kadını asla savunmuyorum. ve aklamaya çalışmıyorum.
ölen gencin ailesine de sabırlar dilerim.
ama biraz gerçekçi olunsun istiyorum.
ve burada sorgulanması gereken kim bir daha düşünelim istiyorum. sevgilimle seviştim ve hamile kaldım dese ölen kendisi olacaktı çünkü muhtemelen.
bir erkeğin başka bir erkeği, o kadını malı gibi gördüğü için öldürüşünü buraya bağlamak, akıl alır gibi deği.
kadın düşmanlarının çarpık algılarına itimat etmeyiniz.
devamını gör...
66.
bu kavramı çok abartıyosunuz. olay çok basit ; herhangi bir taciz, tecavüz, cinsel istismar vs. gibi bir durumda eğer kadın şikayetçi oluyorsa "soruşturma" açılması, kanıt aranması için bir süreç başlamasını işaret eder bu hüküm. "kadının beyanı esastır" derken kimsenin ağzından çıkan lafla kimseyi suçlamıyoruz zaten. ha eğer ki kadın yalan beyanda bulunduysa, gereken yargısal süreç kadın için işler ve o da cezasını bulur ne var bunda bu kadar kızacak, sinirlenecek ve karşı çıkacak anlamıyorum. yok mu sizinde ananız, kardeşiniz, sevgiliniz ...
hukukçu değilim ama çocuklarda bu yasa ile koruma altına alınıyordu. sadece kadına değil, korunmaya ihtiyacı olan herkese bir güven sağlamasa da hakkını araması sağlanabilcek bir madde aslında.
hukukçu değilim ama çocuklarda bu yasa ile koruma altına alınıyordu. sadece kadına değil, korunmaya ihtiyacı olan herkese bir güven sağlamasa da hakkını araması sağlanabilcek bir madde aslında.
devamını gör...
67.
sözlükte klasik bir yanlış anlamayı yine gururla sergileyen bir entry.. kadın beyanı esastır demek iftirayla adamı evden atmak demek bla bla..
keşke hukuk gerçekten entry yazıldığı kadar basit olsaydı.
önce şu efsaneyi düzeltelim; türkiye’de “kadın söyledi, erkek ceza aldı” diye bir ceza hukuku yok. ceza verebilmek için delil gerekir. savcı iddianame düzenler, mahkeme delilleri değerlendirir, savunma alınır. bu sistem roma hukukundan beri böyle. yani biri birini suçladı diye kimse hapse girmiyor.
kadın beyanı esastır denilen şey aslında şikayetin ciddiye alınması ve soruşturma açılması için kadının beyanının yeterli kabul edilmesi.. çünkü aile içi şiddet dediğimiz şey genellikle evin içinde, tanıksız, kapalı ortamda oluyor. eğer önce kesin delil getir dersen çoğu vaka hiç soruşturulamaz.
ayrıca uzaklaştırma kararı ceza değildir, geçici bir güvenlik önlemidir. nasıl ki biri ölüm tehdidi aldığında koruma veriliyorsa, burada da potansiyel risk için hızlı önlem alınır.
e peki ya iftira..? sorusu da sürekli aynı dramatik tonla soruluyor. iftira suçtur ve türk ceza kanunu’nda karşılığı vardır. yani biri gerçekten iftira atıyorsa hukuken bunun da yaptırımı var.
ama tartışmanın garip tarafı şu sözlükcüm,
bir tarafta her yıl yüzlerce kadının öldürüldüğü bir gerçeklik var. diğer tarafta ise sürekli varsayımsal bir ya biri iftira atarsa senaryosu konuşuluyor..
trajik bir cinayet üzerinden bütün bir koruma mekanizmasını değersizleştirmek de ayrı bir problem. bir çocuğun öldürülmesi korkunçtur, ama bundan o zaman kadınların şikâyeti ciddiye alınmasın sonucu çıkarmak mantıksal olarak da hukuken de problemli bir çıkarım.
keşke hukuk gerçekten entry yazıldığı kadar basit olsaydı.
önce şu efsaneyi düzeltelim; türkiye’de “kadın söyledi, erkek ceza aldı” diye bir ceza hukuku yok. ceza verebilmek için delil gerekir. savcı iddianame düzenler, mahkeme delilleri değerlendirir, savunma alınır. bu sistem roma hukukundan beri böyle. yani biri birini suçladı diye kimse hapse girmiyor.
kadın beyanı esastır denilen şey aslında şikayetin ciddiye alınması ve soruşturma açılması için kadının beyanının yeterli kabul edilmesi.. çünkü aile içi şiddet dediğimiz şey genellikle evin içinde, tanıksız, kapalı ortamda oluyor. eğer önce kesin delil getir dersen çoğu vaka hiç soruşturulamaz.
ayrıca uzaklaştırma kararı ceza değildir, geçici bir güvenlik önlemidir. nasıl ki biri ölüm tehdidi aldığında koruma veriliyorsa, burada da potansiyel risk için hızlı önlem alınır.
e peki ya iftira..? sorusu da sürekli aynı dramatik tonla soruluyor. iftira suçtur ve türk ceza kanunu’nda karşılığı vardır. yani biri gerçekten iftira atıyorsa hukuken bunun da yaptırımı var.
ama tartışmanın garip tarafı şu sözlükcüm,
bir tarafta her yıl yüzlerce kadının öldürüldüğü bir gerçeklik var. diğer tarafta ise sürekli varsayımsal bir ya biri iftira atarsa senaryosu konuşuluyor..
trajik bir cinayet üzerinden bütün bir koruma mekanizmasını değersizleştirmek de ayrı bir problem. bir çocuğun öldürülmesi korkunçtur, ama bundan o zaman kadınların şikâyeti ciddiye alınmasın sonucu çıkarmak mantıksal olarak da hukuken de problemli bir çıkarım.
devamını gör...
68.
ataerkinin en çok rahatsız olduğu, bu nedenle hedef alıp saldırdığı; içini keyfi biçimde doldurarak olmadığı gibi göstermeye çalıştığı ifade.
muhammed, erkek şiddetine maruz kalmış; bir erkek tarafından, töre ve “namus” gibi patriyarkanın araçları kullanılarak hayattan koparılmıştır. yukarıda muhammed’in feminizm tarafından katledilmiş gibi gösterilmeye çalışıldığını görüyoruz. oysa muhammed, tam tersine, kadın cinayetlerinin failleri tarafından, eril şiddetin uygulayıcıları tarafından öldürülmüştür.
bakın, patriyarka işte bu kadar korkunç bir şeydir. gün gibi ayan beyan ortada olanı, tam tersiymiş gibi lanse etmeye çalışır. var olmak, tahakküm kurmak, kendine yontmak ve kendi menfaati için öldürmek için yapar bunu.
muhammed patriyarka tarafından öldürülmeseydi, bir erkek şiddeti eliyle yaşamdan koparılmasaydı, eşit ve adil bir yargılanma hakkına sahip olması için feministler meydanlarda olurdu. çünkü muhammed de, tıpkı kadınlar gibi, bir başka ayrımcılığa uğrayan gruptandı: çocuktu. çocuk olduğu için gücü elinde bulunduran bir erkek katil tarafından öldürüldü.
keşke yalan söylemeseymiş, keşke kimse canından olmasaymış. ama neden yalan söyledi? çünkü doğruyu söylese o canavar babası onu öldürecekti. bu sebeple öldürülenlerin ne ilki ne de sonu olacaktı. aşık olduğu adamın adını verse o da öldürülecekti. belki hem babası hem de aşık olduğu adam tarafından tehdit ediliyordu. gerçeği konuşsa bunlardan biri tarafından öldürülecekti. kimse de şaşırmayacaktı. adını iki gün bile hatırlamayacaktık.
korktu. muhammed’in adını verdi. o yalanı ona patriyarka söyletti. bir kez daha söylüyorum: muhammed’in katili patriyarkadır.
yukarıdaki entry’yi hiç çekinmeden yazan zihniyet öldürdü muhammed’i. katile hiçbir şey sormayan, eylemin sahibine, faile en ufak bir eleştiri getirmeyen; kadını suçlarken ise yalanlar söylemekten, hakaretler sıralamaktan hiç çekinmeyen o zihniyet. katil eyleminin sorumluluğunu hiç tartışmadan, “sebebi ne olursa olsun kimse kimseyi öldüremez” diyemeden bütün suçu kıza yıkan o zihniyet. muhammed’i öldüren işte o zihniyettir.
neden sormuyor? katili neden hiç tartışmıyor? çünkü cinayet işleme hakkının doğal olarak onda olduğuna inanıyor. adam katil, yahu. katil. sebebi ne olursa olsun, sakince durup düşünüp bir canlıyı hayattan koparmış. bunun bedeli hakkında tek bir laf etmeden, adamın ne kadar mağdur olduğunu kanıtlamak için yazmaya gelmiş.
peki neden? çünkü patriyarkanın sağladığı ayrıcalıklara sımsıkı tutunmak istiyor. muhammed’in katiline cinayet ayrıcalığını sunan patriyarkanın başka meyvelerini de kendisi yiyor da ondan. hak etmediği o tahtından kaldırılırsa, doğuştan emeksizce kazandığı ayrıcalıklar elinden alınırsa kifayetsiz kalacağının farkında patriyarka. o yüzden bu feryat.
fakat ne yapsanız boşa. direne direne yıkacağız o patriyarkal tahtınızı başınıza.
muhammed, erkek şiddetine maruz kalmış; bir erkek tarafından, töre ve “namus” gibi patriyarkanın araçları kullanılarak hayattan koparılmıştır. yukarıda muhammed’in feminizm tarafından katledilmiş gibi gösterilmeye çalışıldığını görüyoruz. oysa muhammed, tam tersine, kadın cinayetlerinin failleri tarafından, eril şiddetin uygulayıcıları tarafından öldürülmüştür.
bakın, patriyarka işte bu kadar korkunç bir şeydir. gün gibi ayan beyan ortada olanı, tam tersiymiş gibi lanse etmeye çalışır. var olmak, tahakküm kurmak, kendine yontmak ve kendi menfaati için öldürmek için yapar bunu.
muhammed patriyarka tarafından öldürülmeseydi, bir erkek şiddeti eliyle yaşamdan koparılmasaydı, eşit ve adil bir yargılanma hakkına sahip olması için feministler meydanlarda olurdu. çünkü muhammed de, tıpkı kadınlar gibi, bir başka ayrımcılığa uğrayan gruptandı: çocuktu. çocuk olduğu için gücü elinde bulunduran bir erkek katil tarafından öldürüldü.
keşke yalan söylemeseymiş, keşke kimse canından olmasaymış. ama neden yalan söyledi? çünkü doğruyu söylese o canavar babası onu öldürecekti. bu sebeple öldürülenlerin ne ilki ne de sonu olacaktı. aşık olduğu adamın adını verse o da öldürülecekti. belki hem babası hem de aşık olduğu adam tarafından tehdit ediliyordu. gerçeği konuşsa bunlardan biri tarafından öldürülecekti. kimse de şaşırmayacaktı. adını iki gün bile hatırlamayacaktık.
korktu. muhammed’in adını verdi. o yalanı ona patriyarka söyletti. bir kez daha söylüyorum: muhammed’in katili patriyarkadır.
yukarıdaki entry’yi hiç çekinmeden yazan zihniyet öldürdü muhammed’i. katile hiçbir şey sormayan, eylemin sahibine, faile en ufak bir eleştiri getirmeyen; kadını suçlarken ise yalanlar söylemekten, hakaretler sıralamaktan hiç çekinmeyen o zihniyet. katil eyleminin sorumluluğunu hiç tartışmadan, “sebebi ne olursa olsun kimse kimseyi öldüremez” diyemeden bütün suçu kıza yıkan o zihniyet. muhammed’i öldüren işte o zihniyettir.
neden sormuyor? katili neden hiç tartışmıyor? çünkü cinayet işleme hakkının doğal olarak onda olduğuna inanıyor. adam katil, yahu. katil. sebebi ne olursa olsun, sakince durup düşünüp bir canlıyı hayattan koparmış. bunun bedeli hakkında tek bir laf etmeden, adamın ne kadar mağdur olduğunu kanıtlamak için yazmaya gelmiş.
peki neden? çünkü patriyarkanın sağladığı ayrıcalıklara sımsıkı tutunmak istiyor. muhammed’in katiline cinayet ayrıcalığını sunan patriyarkanın başka meyvelerini de kendisi yiyor da ondan. hak etmediği o tahtından kaldırılırsa, doğuştan emeksizce kazandığı ayrıcalıklar elinden alınırsa kifayetsiz kalacağının farkında patriyarka. o yüzden bu feryat.
fakat ne yapsanız boşa. direne direne yıkacağız o patriyarkal tahtınızı başınıza.
devamını gör...
"kadının beyanı esastır" ile benzer başlıklar
mal beyanı
28