1.
bir müzeyyen senar şarkısı. koparıp götürür uzaklara.
devamını gör...
2.
türk sanat musikisinin en güzel parçalarından, melihat gülses ayrı bir güzel söylemiştir.
devamını gör...
3.
sözlerin sahibi 13 yaşında zorla evlendirilen bir kız çocuğudur (!) pek acıklı bir hikayeye sahiptir.
devamını gör...
4.
rakı varmı rakı.
devamını gör...
5.
ağlarım ben halime diye devam eden güzide şarkının en vurucu cümlelerinden biridir.
devamını gör...
6.
titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime.
rakı da yok ki.
rakı da yok ki.
devamını gör...
7.
sıla gençoğlu nun henüz 2 buçuk yaşındayken söylemeye başladığı şarkı,türkü.
devamını gör...
8.
hep dinledigim ve dinlemeye devam edeceğim çok değerli bir şarkıdır. hüzünlü aksamlarin olmazsa olmazıydı benim için. yanlış hatırlamıyorsam argonomi'nin videosuyla da hikayesini ogrenmistim. eşi benzeri bulunmaz nitelikte güzide eserimizdir.
devamını gör...
9.
sözleri ilk kadın şairlerimizden ihsan raif hanıma ait olan müzeyyen senar'ın eşsiz yorumuyla akıllardan silinmeyen eserdir.
devamını gör...
10.
devamını gör...
11.
dilek türkan'dır efendim.
devamını gör...
12.
bir arkadaşımdan dinlemistim ilk. öyle dertli öyle içten söyledi ki içimi yaktı resmen. şikâyet edilecek çok sorunu vardı ve gerçekten de kimseye şikayet etmeyip sadece haline ağlıyordu. bu şarkıyi sanki o yazmisti.
devamını gör...
13.
malt'ın neanderthal şarkısında yeniden hayat bulan klasik türk müziği eseri.
devamını gör...
14.
her ne kadar kimseye etmem şikayet dese de oldukça sitemkar bir şarkıdır bence, çok derinden iç burkar.
hani hep içten içe sitem ettiğimiz birileri vardır ama söyleyemeyiz, kendimize saklarız. çok severiz çünkü o kişiyi, eğer sitemlerimizi dile getirirsek duymak istemeyeceğimiz şeyler duyacağız diye korkar, susarız, "onu kaybetmektense ben kırılayım, benim canım yansın ama yeter ki o gitmesin" deriz ya içimizden, öyle bir şeydir işte. bir türlü anlatılamayan kırgınlıkları satır aralarında verir bu şarkı.
hani hep içten içe sitem ettiğimiz birileri vardır ama söyleyemeyiz, kendimize saklarız. çok severiz çünkü o kişiyi, eğer sitemlerimizi dile getirirsek duymak istemeyeceğimiz şeyler duyacağız diye korkar, susarız, "onu kaybetmektense ben kırılayım, benim canım yansın ama yeter ki o gitmesin" deriz ya içimizden, öyle bir şeydir işte. bir türlü anlatılamayan kırgınlıkları satır aralarında verir bu şarkı.
devamını gör...
15.
sözleri ihsan raif hanıma'a ait olan nihavend makamındaki bu eserin hikayesini paylaşacağım, rica ederim şarkı eşliğinde okuyunuz. hikayeyi okumasanız da şarkıyı dinlerken sigaralarınızı yanınızda bulundurunuz.
1877'de beyrut'ta doğan ihsan raif hanım'ın babası osmanlı'nın gözde isimlerinden olmakla birlikte ikinci abdülhamid döneminde önemli görevlerde bulunmaktadır. ihsan raif hanım da küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duymakta; özel olarak edebiyat, müzik ve fransızca dersleri almaktadır.
ihsan raif hanım'ın henüz 13 yaşındayken nişantaşı'nda, rumeli caddesi'nde yer alan taş konak'ta yaşadığı ve bu şarkının doğumuna neden olan hadise ise şöyle gerçekleşir:
ihsan raif hanım odasına kardeşi belkıs ile oynarken konakta bir gürültü kopar, bulundukları odanın kapısı açılır ve hayatında daha önce görmediği bir adam içeri dalarak ihsan raif hanım'ı kaçırmaya kalkışır. aralarında hiçbir temas olmaz, içeriye dalan adam korkar ve kaçar ancak ihsan raif hanım'ın adı lekelenmiştir. bu olay sonrası ihsan raif hanım'ın babası, tüm ısrarlara rağmen, 13 yaşındaki ihsan raif hanım'ı odasına dalıp kedisini kaçırmaya kalkışan ve kendisinden de epey büyük olan mehmet ali ile evlendirir. çok sevdiği istanbul'dan hiç bilmediği izmir'e, sevmediği bir adamın karısı olarak 14 yaşında sürgün gibi gönderilir ihsan raif hanım. bu sürgün hali ise 27 yaşında 3 çocuk annesi olana dek devam eder.
1877'de beyrut'ta doğan ihsan raif hanım'ın babası osmanlı'nın gözde isimlerinden olmakla birlikte ikinci abdülhamid döneminde önemli görevlerde bulunmaktadır. ihsan raif hanım da küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duymakta; özel olarak edebiyat, müzik ve fransızca dersleri almaktadır.
ihsan raif hanım'ın henüz 13 yaşındayken nişantaşı'nda, rumeli caddesi'nde yer alan taş konak'ta yaşadığı ve bu şarkının doğumuna neden olan hadise ise şöyle gerçekleşir:
ihsan raif hanım odasına kardeşi belkıs ile oynarken konakta bir gürültü kopar, bulundukları odanın kapısı açılır ve hayatında daha önce görmediği bir adam içeri dalarak ihsan raif hanım'ı kaçırmaya kalkışır. aralarında hiçbir temas olmaz, içeriye dalan adam korkar ve kaçar ancak ihsan raif hanım'ın adı lekelenmiştir. bu olay sonrası ihsan raif hanım'ın babası, tüm ısrarlara rağmen, 13 yaşındaki ihsan raif hanım'ı odasına dalıp kedisini kaçırmaya kalkışan ve kendisinden de epey büyük olan mehmet ali ile evlendirir. çok sevdiği istanbul'dan hiç bilmediği izmir'e, sevmediği bir adamın karısı olarak 14 yaşında sürgün gibi gönderilir ihsan raif hanım. bu sürgün hali ise 27 yaşında 3 çocuk annesi olana dek devam eder.
devamını gör...
16.
ilkbaharı bekleyen hüzünlü bir kış akşamı, pencereye konan kırlangıçlar çoktan firarda, yalnızlığınızla paylaştığınız mükellef bir sofrada, efkardan geberirken kadehler dolar arka arkaya ve fonda müzeyyen senar, hiç yorulmadan eşlik eder size bu parçayla... sonrasında belki zeki müren de misafiriniz olur ve başlar söylemeye; "o beni bir bahar akşamı terk edip gitti" diye. yarasın! ki yarar da zaten; ziyadesiyle yaralısın.
devamını gör...
17.
18.
atatürk'ün en sevdiği şarkılardan biri olduğu söylenir.
kıymetli sanatkâr müzeyyen senar seslendirmiştir.
kıymetli sanatkâr müzeyyen senar seslendirmiştir.
devamını gör...
19.
şu ayşegül aykaç kadar gıcık kaptığım birisi daha yok. belki de var. şimdi adı aklıma gelmiyor. neyse. evet evet dilek türkan'a da biraz uyuzum. aman aman ablacım. öyle büyük okuyorsun ki... öffs..
hani böyle çok yönlü sanatçı algısı yaratmak, evrensel bir müzik yapabildiğini göstermek çabası gibi geliyor..
bakın ben belli başlı kalıplara göre bir sanatçı değilim demektir.. (yani artık diğerlerinden daha başka bir kulvarda ve yerdedir kendisine göre), çok farklı bir yetenek oluyorlar böylelikle kendileri, belki kendileri de inanıyorlar.. (onlar aşanlardır.)
oysa hiç de öyle olmayan yetersizlerdir bunlar.
ben bu ablayı instagram'da takibe almıştım. buz gibi soğudum. tahammül edilecek gibi bir ses değil.
türk müziğini bu kadar zorlama bir tavırla okumanın zaten anlamı yok. bu sanat senin uyduruk tarzının çok daha ötesinde..
örneğin geçmişte opera sanatçısı gibi türk müziği okuyabilen sanatçılarımız olmadı mı? oldu.. onların emsalsiz ve devasa sesler olduğu bir gerçekti..
hani böyle çok yönlü sanatçı algısı yaratmak, evrensel bir müzik yapabildiğini göstermek çabası gibi geliyor..
bakın ben belli başlı kalıplara göre bir sanatçı değilim demektir.. (yani artık diğerlerinden daha başka bir kulvarda ve yerdedir kendisine göre), çok farklı bir yetenek oluyorlar böylelikle kendileri, belki kendileri de inanıyorlar.. (onlar aşanlardır.)
oysa hiç de öyle olmayan yetersizlerdir bunlar.
ben bu ablayı instagram'da takibe almıştım. buz gibi soğudum. tahammül edilecek gibi bir ses değil.
türk müziğini bu kadar zorlama bir tavırla okumanın zaten anlamı yok. bu sanat senin uyduruk tarzının çok daha ötesinde..
örneğin geçmişte opera sanatçısı gibi türk müziği okuyabilen sanatçılarımız olmadı mı? oldu.. onların emsalsiz ve devasa sesler olduğu bir gerçekti..
devamını gör...
20.
kemani sarkis efendi'nin nihavend şarkısı.
yukarıdaki kayda gelirsek, klasik eserlere dokunulmaması kaydıyla böyle icraları bir nebze hoş görüyorum ben. ha bilen biri yer yer arabeske kayan tavırda kırk tane hata bulur zaten. dokulmaması kaydıyla dedim ama isteseler de dokunamazlar. öyle bir kabiliyetleri yok.
yukarıdaki kayda gelirsek, klasik eserlere dokunulmaması kaydıyla böyle icraları bir nebze hoş görüyorum ben. ha bilen biri yer yer arabeske kayan tavırda kırk tane hata bulur zaten. dokulmaması kaydıyla dedim ama isteseler de dokunamazlar. öyle bir kabiliyetleri yok.
devamını gör...
