1.
protestanlığın kurucusu olarak kabul edilen bir devrimci. türkler hakkında görüşleri şöyledir:
söylemlerinde “ türk” kelimesi korku ve barbarlığı sembolize eder. bu nedenle almanca’da bazı şarkılar türkleri tanrı'nın cezası, tanrının kırbacı ve şeytanın hizmetçisi" olarak tanımlandı. hıristiyanlar günah işledikçe tanrıtürkler aracılığıyla onlarıcezalandınyordu. hatta luther türklerin truvalıların torunları olduğunu bile iddia etti. luther için türkler, dünyanın sonunun yaklaştığını haber veren daniel apokalipsann'i gerçekleşmesi anlamını taşımaktaydı. martin luther ayrıca, türk tehdidinin hıristiyanlar üzerinde ilahi bir kamçı olduğunu iddiasında da bulunmuştur. luther ayrıca yapıtlarında ıslâm'a ve osmanlı tehlikesinin yayılmasına ilişkin pek çok atıfta da bulunmuştur. örneğin, islam, ortaçağ'da deccal'in hizmetindeki bir şiddet hareketi olarak görülmüş, islâm'ın akla kapalıolduğu düşünülmüşve bu nedenle de dönüştürülemeyeceği kabul edilmiştir. o dönemdeki anlayışa göre, islâm'a ancak kılıçla karşıkonulabilirdi ve bundan da söz etmek her zaman mümkün de ğildi. fakat zamanla yaşanan değişiklikler sonucunda islâm'ın gerçek deccal olmadığı, asıl deccal'in başka bir yerde bulunduğu fikri kafalara yerleşmiştir. bu fikir, papa'nın (protestanlara göre) ve türklerin "isa'nın ve kutsal kilise'nin iki temel düşmanı" olarak algılanmalannı doğurmuştur. bu açıdan türkler deccal'ın bedenini, papa ise onun başını temsil etmekteydi. ızlanda'da kiliselerde okunmakta olan lutheryen dua kitabı, allah'tan, kendilerini "papa'nın kurnazlığından ve türklerin teröründen" korumasını diliyordu.
kaynak : avrupa aynasında türk kimliği.
söylemlerinde “ türk” kelimesi korku ve barbarlığı sembolize eder. bu nedenle almanca’da bazı şarkılar türkleri tanrı'nın cezası, tanrının kırbacı ve şeytanın hizmetçisi" olarak tanımlandı. hıristiyanlar günah işledikçe tanrıtürkler aracılığıyla onlarıcezalandınyordu. hatta luther türklerin truvalıların torunları olduğunu bile iddia etti. luther için türkler, dünyanın sonunun yaklaştığını haber veren daniel apokalipsann'i gerçekleşmesi anlamını taşımaktaydı. martin luther ayrıca, türk tehdidinin hıristiyanlar üzerinde ilahi bir kamçı olduğunu iddiasında da bulunmuştur. luther ayrıca yapıtlarında ıslâm'a ve osmanlı tehlikesinin yayılmasına ilişkin pek çok atıfta da bulunmuştur. örneğin, islam, ortaçağ'da deccal'in hizmetindeki bir şiddet hareketi olarak görülmüş, islâm'ın akla kapalıolduğu düşünülmüşve bu nedenle de dönüştürülemeyeceği kabul edilmiştir. o dönemdeki anlayışa göre, islâm'a ancak kılıçla karşıkonulabilirdi ve bundan da söz etmek her zaman mümkün de ğildi. fakat zamanla yaşanan değişiklikler sonucunda islâm'ın gerçek deccal olmadığı, asıl deccal'in başka bir yerde bulunduğu fikri kafalara yerleşmiştir. bu fikir, papa'nın (protestanlara göre) ve türklerin "isa'nın ve kutsal kilise'nin iki temel düşmanı" olarak algılanmalannı doğurmuştur. bu açıdan türkler deccal'ın bedenini, papa ise onun başını temsil etmekteydi. ızlanda'da kiliselerde okunmakta olan lutheryen dua kitabı, allah'tan, kendilerini "papa'nın kurnazlığından ve türklerin teröründen" korumasını diliyordu.
kaynak : avrupa aynasında türk kimliği.
devamını gör...
2.
kanuni dönemi boyunca bolca desteklenmiştir.
devamını gör...
3.
marin luther bildiğiniz üzere bir devrimci niteliğindedir, ikoldür. ancak ben belki de daha öncesinde kimsenin bakmadığı bir perspektiften kendisini irdelemek isterim kısaca. martin luther tercüme aşığı bir insandı. tercümeyi kutsal bir iş olarak görürdü, sonuçta tanrı kelamını çeviren birisiydi. bu noktada incil'in tekrardan bir okumasının yapılması gerektiğini, incil'e yeni bir bakış açısıyla yaklaşmanın faydalı olacağını düşünmüş olsa gerek yeni bir tercümeye niyetlendi. bunu da common people dediğimiz reaya halk için yapacaktı, bu ideolojik bir duruştur en nihayetinde.
martin luther bu eylemiyle birlikte iki adet dilbilimsel başarı elde etmiştir tercüme adına:
1. incil'in yeni bir tercümesini sağlamak için öncelikle elimizdeki en eski kaynağa dönmeliyiz diyerek eski ahit'i ibranice, yeni ahit'i ise yunanca almıştır kendisine kaynak metin olarak. bunu yaparken kimi papazlarla gerçekten papaz olmuştur, zira kimi katoliklere göre yaptığı çok yanlıştı.
2. tüm bu eskiye dönme ritüelinin ardından metni olabildiğince alman kültürüne yakın dönüştürmüştür. dikkatinizi çekerim, dönüştürmüştür, tercüme etmemiştir. ardından bu metnin üzerinde çalışıp gerekli tercümeleri sağlamıştır. zira insan kendi kültürü ve dili kadar düşünüp hareket edebilir, özgürce at koşturmak varken neden kendini sınırlasın ki ait olmadığı bir dilin imkanları dahilinde?
bu iki madde günümüzde kullanılan "globalization and localization" geleneğinin de ilk uygulanışı olarak görülebilir tarih sahnesinde. zaten martin luther yaptığı devrimle bir olay değiştirmekten ziyade farklı bir başlangıç noktası sağlamıştır çeşitli alanlar için. iyi bir tercüman mıydı bilemem, ancak tercüman personasının gerçekten sağlam olduğunu söylemek mümkündür.
martin luther bu eylemiyle birlikte iki adet dilbilimsel başarı elde etmiştir tercüme adına:
1. incil'in yeni bir tercümesini sağlamak için öncelikle elimizdeki en eski kaynağa dönmeliyiz diyerek eski ahit'i ibranice, yeni ahit'i ise yunanca almıştır kendisine kaynak metin olarak. bunu yaparken kimi papazlarla gerçekten papaz olmuştur, zira kimi katoliklere göre yaptığı çok yanlıştı.
2. tüm bu eskiye dönme ritüelinin ardından metni olabildiğince alman kültürüne yakın dönüştürmüştür. dikkatinizi çekerim, dönüştürmüştür, tercüme etmemiştir. ardından bu metnin üzerinde çalışıp gerekli tercümeleri sağlamıştır. zira insan kendi kültürü ve dili kadar düşünüp hareket edebilir, özgürce at koşturmak varken neden kendini sınırlasın ki ait olmadığı bir dilin imkanları dahilinde?
bu iki madde günümüzde kullanılan "globalization and localization" geleneğinin de ilk uygulanışı olarak görülebilir tarih sahnesinde. zaten martin luther yaptığı devrimle bir olay değiştirmekten ziyade farklı bir başlangıç noktası sağlamıştır çeşitli alanlar için. iyi bir tercüman mıydı bilemem, ancak tercüman personasının gerçekten sağlam olduğunu söylemek mümkündür.
devamını gör...
4.
devamını gör...
5.
almanyanın halle şehrinde adını taşıyan bir üniversite vardır.
devamını gör...
6.
ona göre esas olan tanrı tarafından takdir edilendir,günahları bağışlayıcı olan yalnız odur.
devamını gör...
7.
incili kendi dilinde okuyamayan halkın kandırıldığını görmüş ve incili almancaya çevirmiştir. bazı katoliklerin martin luther'e karşı tutumu yanlış bence. ben bir katolik olarak o dönemde işlenen bu günahları göz ardı edemem, olması gereken de budur. kilise çok zarar gördü, kilisenin içinden çıkanlar bizleri bölmeye çalıştılar ancak bu protestanlar her konuda haklıdır veya katolikler her konuda haklıdır demek değil. insanlar günah işler ve incilde de kiliseden çıkacak bölücü kişiler hakkında uyarılıyoruz zaten.
uzun lafın kısası, halkın incili kendi dillerinde okumalarını sağlamıştır. martin luther de kilisede hizmet eden diğer herkes gibi insandır, günahkârdır.
isa mesih "kilisemi bu kaya üzerine kuracağım, cehennemin kapıları ona direnemeyecek" diyerek kilisesini petrus'un üzerine kurmuştur. her kilisenin başı mesih'tir, bunu unutmamak gerekiyor.
uzun lafın kısası, halkın incili kendi dillerinde okumalarını sağlamıştır. martin luther de kilisede hizmet eden diğer herkes gibi insandır, günahkârdır.
isa mesih "kilisemi bu kaya üzerine kuracağım, cehennemin kapıları ona direnemeyecek" diyerek kilisesini petrus'un üzerine kurmuştur. her kilisenin başı mesih'tir, bunu unutmamak gerekiyor.
devamını gör...
8.
king
devamını gör...
9.
ezilenler ebediyen ezilen olarak kalamaz. günün birinde içlerinde özgürlük arzusu yeşerir.*
devamını gör...
10.
bir siyaset kuramcısı değil, din reformcusudur.düşüncesi de esasında teolojik planda gelişim gösterir. bununla birlikte siyasetsorunlarıyla karşılaşmaktan ve cismani iktidar sorunlarıyla uğraşmaktan kendisini uzak tutamamıştır. luther'in döneminde dinsel olanla siyasal olan yalnızca sıkı bağlar değil ama gerçek bir içiçelik de söz konusuydu. bu dinin faydasına da değildi;çünkü kilise geniş bir ölçüde dünya işlerinie saplanmıştı. papa ve piskoposlar aynı zamanda cismani iktidarlardı. luther'in amacı kilise'yi bu aldatıcı durumdan kurtarmak ve onu isa'nın öğretisinin ilk saflığına geri götürmekti.luther'e göre insanı tanrı önünde haklı çıkaran ve ona ebedi kurtuluşa ermesini sağlayan şeyin yalnızca iman olduğu ama kişisel edimleri yani yasanın buyurduğu dışsal eylemleri olmadığıdır. bu imanla amel arasındaki zıtlık, ruhla beden,içsel insanla dışsal insan arasındaki ileri sürülen sıkı ayrımı yansıtır. yine luther'e göre bu tezinden hareketle 'ruhu ameller değil,yalnızca iman haklılaştırır'. ameller yalnızca dışsal insana ve bedene bağlıdır. luther'in bu tezinden hareketle de koyu bir antropolojik dualizm görüldüğü söylenebilir. bu tez zorunlu olarak bizi, dinin alanıyla siyasetin alanı arasında tümel bir ayrıma götürür.bundan hareketle üç düzeyli kökten bir dikotomi,farklı terimler arasındaki karşılıklılık kendini gösterir. ruh-beden , iman-amel(yasa), din-siyaset
insan iman tarafından haklılaştırılır,yani özgürleştirilir ve kurtarılırsa tam bir özgürlüğe ulaşır.bu asla her şeyi yapıp etme özgürlüğü değildir. bu manevi türden bir özgürlük, luther'in deyimiyle 'hristiyanca özgürlük'tür. bu özgürlük hristiyanı tamamen hür ve tamamen kul yapar. aynı isa gibi hem hür bir tanrı hem de sadık bir kul.
yazım için merakla okuduğum ,geniş bir yelpaze sunan bu ender kitap:
(bkz: modern batı düşüncesinde din ve siyaset-maurice barbier)
düşünce'nin din karşısında,geçmişten günümüze serüveni niteliğinde.
insan iman tarafından haklılaştırılır,yani özgürleştirilir ve kurtarılırsa tam bir özgürlüğe ulaşır.bu asla her şeyi yapıp etme özgürlüğü değildir. bu manevi türden bir özgürlük, luther'in deyimiyle 'hristiyanca özgürlük'tür. bu özgürlük hristiyanı tamamen hür ve tamamen kul yapar. aynı isa gibi hem hür bir tanrı hem de sadık bir kul.
yazım için merakla okuduğum ,geniş bir yelpaze sunan bu ender kitap:
(bkz: modern batı düşüncesinde din ve siyaset-maurice barbier)
düşünce'nin din karşısında,geçmişten günümüze serüveni niteliğinde.
devamını gör...
11.
hz. muhammed'i haşa şeytan veya şeytanın ilk oğlu olarak tanımlamış kişi. risalelerinde, türkler diye konuşmuş, fakat "türkler"den "müslümanlar" ifadesini kastetmiştir. "müslüman" kavramını ise çok az kullanmış, "müslüman" demek yerine birçok kez "türk" demeyi tercih etmiştir. ayrıca "islam" kelimesi yerine haşa "muhammed'in yalanları", "muhammed'in dini" veya "türklerin inancı" ifadesini kullanmıştır. bunun sebebi türklerin o dönem islam'ın temsilcileri olmasından kaynaklanıyor.
martin luther, türklerin başarılı olmasından söz etmiş, başarılarının nedeninin tanrının gazabı olduğunu söylemiştir. bu maksatla martin luther şöyle demiştir:
fakat işte bu kör türklerin iddia ettiği gibi muhammed'in inancının doğru bizim inancımızın ise yanlış olduğu anlamına gelmez.. mezmurlarda okuduğumuz üzere tanrı günahlarımızın cezası ve affı olarak bu duruma izin vermiştir.
martin, bir keresinde de şöyle demiştir:
türkler bizim öğretmenimizdirler. onlar (türkler) bizi tanrıdan korkmak ve dua etmek için eğitip öğretmektedirler.
yine şöyle demiştir:
tanrı türkleri, hristiyanlara ceza versin, onları yola getirsin diye göndermiştir. bu nedenle onlara karşı savaşmak imkansızdır. buna boyun eğip, sabretmek gerekmektedir. fakat tanrı ileride, onların (hristiyanların) çektikleri cezayı yeterli görecek ve türkleri geri çekecektir.
aslında bildiğiniz üzere martin'in bu dediği bugün gerçek olmuştur. gerçekten de türkler geriye çekilmiş ve hristiyan devletleri yükselişe geçmiştir.
martin luther yalancı biridir. bunun ispatı, kur'an'ın erkeklere 10 ya da 20 eş alma ve boşama hakkı verdiğini iddia etmesidir. bildiğiniz üzere böyle bir şey yoktur kur'an'da. ayrıca martin, türklerin kadınları ölçülemeyecek kadar ucuz ve aşağılık olarak gördüğünü ve kadınların sığırlar gibi alınıp satıldığını söylemiş, türklerin şehvetine düşkün olduğunu söylemiştir. martin, türklerin şehvet düşkünlüğünü hz. muhammed'e dayandırmıştır. ve hz. muhammed'e, haşa "şeytanın hizmetçilerinden biri" demiştir.
martin, haşa hz. muhammed'in zalim bir vahşi olduğunu ve islam'ın türklerin söylediği gibi vahye dayanmadığını iddia etmiştir.
yine martin şöyle demiştir:
muhammed yalancı bir ruha sahip olduğundan ve şeytan da kur'an'ı ile ruhları öldürdüğünden onun da yola koyulup kılıcını da alarak bedenleri öldürmek için saldırması gerekiyordu ve böylece türk inancı vaazlarla ve mucizelerle değil, bilakis kılıç ve katliamlarla ilerledi....
bundan ilave martin, türkleri şeytan olarak tanımlamasının yanı sıra, bazen övüp takdir etmiştir. o şöyle demiştir:
türklerin diğer özellikleri arasında en esaslı olanın onların rahip (din adamları ve alimler) vakarlı, cesur ve titiz bir hayat sürmeleridir. onlara bizim papalıktaki din adamlarımız yanında melek denebilir ve bunlarla mukayese bile edilmez. diğer taraftan onların kendi kiliselerinde (cami) sık sık ibadet için bir araya geldiklerini, özenli bir terbiye, sessizlik ve hoş davranışları olduğunu görürsün. bizim kiliselerimizin hiç birinde böyle bir terbiye ve sessizlik bulunmuyor.... üçüncü olarak türklerin hristiyan inancında değil, muhammed'in inancında ölen kendi azizlerine (dini önder ve evliyalar) mukaddes ziyaretlerini ve anmalarını eksik etmediklerini, onları ne derece saydıklarını ve överek yükselttiklerini görürsün. dördüncü olarak da türklerde dış yaşam tarzlarına bakarak sert, cesur ve şerefli kimseler olduklarını görürsün. şarap içmezler, bizim gibi aşırı derecede içki içerek yemek yemezler, süslü giymezler, şaşalı binalar yapmazlar, çalım satmazlar, öyle basit yemin edip de lanet okumazlar, kral ve sahiplerine karşı büyük bir itaat, terbiye ve onur gösterirler ve orduları bizim kendi alman topraklarımızda oluşturmayı arzu ettiğimiz şekilde sağlam ve hareketlidir.
martin luther, türklerin başarılı olmasından söz etmiş, başarılarının nedeninin tanrının gazabı olduğunu söylemiştir. bu maksatla martin luther şöyle demiştir:
fakat işte bu kör türklerin iddia ettiği gibi muhammed'in inancının doğru bizim inancımızın ise yanlış olduğu anlamına gelmez.. mezmurlarda okuduğumuz üzere tanrı günahlarımızın cezası ve affı olarak bu duruma izin vermiştir.
martin, bir keresinde de şöyle demiştir:
türkler bizim öğretmenimizdirler. onlar (türkler) bizi tanrıdan korkmak ve dua etmek için eğitip öğretmektedirler.
yine şöyle demiştir:
tanrı türkleri, hristiyanlara ceza versin, onları yola getirsin diye göndermiştir. bu nedenle onlara karşı savaşmak imkansızdır. buna boyun eğip, sabretmek gerekmektedir. fakat tanrı ileride, onların (hristiyanların) çektikleri cezayı yeterli görecek ve türkleri geri çekecektir.
aslında bildiğiniz üzere martin'in bu dediği bugün gerçek olmuştur. gerçekten de türkler geriye çekilmiş ve hristiyan devletleri yükselişe geçmiştir.
martin luther yalancı biridir. bunun ispatı, kur'an'ın erkeklere 10 ya da 20 eş alma ve boşama hakkı verdiğini iddia etmesidir. bildiğiniz üzere böyle bir şey yoktur kur'an'da. ayrıca martin, türklerin kadınları ölçülemeyecek kadar ucuz ve aşağılık olarak gördüğünü ve kadınların sığırlar gibi alınıp satıldığını söylemiş, türklerin şehvetine düşkün olduğunu söylemiştir. martin, türklerin şehvet düşkünlüğünü hz. muhammed'e dayandırmıştır. ve hz. muhammed'e, haşa "şeytanın hizmetçilerinden biri" demiştir.
martin, haşa hz. muhammed'in zalim bir vahşi olduğunu ve islam'ın türklerin söylediği gibi vahye dayanmadığını iddia etmiştir.
yine martin şöyle demiştir:
muhammed yalancı bir ruha sahip olduğundan ve şeytan da kur'an'ı ile ruhları öldürdüğünden onun da yola koyulup kılıcını da alarak bedenleri öldürmek için saldırması gerekiyordu ve böylece türk inancı vaazlarla ve mucizelerle değil, bilakis kılıç ve katliamlarla ilerledi....
bundan ilave martin, türkleri şeytan olarak tanımlamasının yanı sıra, bazen övüp takdir etmiştir. o şöyle demiştir:
türklerin diğer özellikleri arasında en esaslı olanın onların rahip (din adamları ve alimler) vakarlı, cesur ve titiz bir hayat sürmeleridir. onlara bizim papalıktaki din adamlarımız yanında melek denebilir ve bunlarla mukayese bile edilmez. diğer taraftan onların kendi kiliselerinde (cami) sık sık ibadet için bir araya geldiklerini, özenli bir terbiye, sessizlik ve hoş davranışları olduğunu görürsün. bizim kiliselerimizin hiç birinde böyle bir terbiye ve sessizlik bulunmuyor.... üçüncü olarak türklerin hristiyan inancında değil, muhammed'in inancında ölen kendi azizlerine (dini önder ve evliyalar) mukaddes ziyaretlerini ve anmalarını eksik etmediklerini, onları ne derece saydıklarını ve överek yükselttiklerini görürsün. dördüncü olarak da türklerde dış yaşam tarzlarına bakarak sert, cesur ve şerefli kimseler olduklarını görürsün. şarap içmezler, bizim gibi aşırı derecede içki içerek yemek yemezler, süslü giymezler, şaşalı binalar yapmazlar, çalım satmazlar, öyle basit yemin edip de lanet okumazlar, kral ve sahiplerine karşı büyük bir itaat, terbiye ve onur gösterirler ve orduları bizim kendi alman topraklarımızda oluşturmayı arzu ettiğimiz şekilde sağlam ve hareketlidir.
devamını gör...
12.
kraldır.
devamını gör...
13.
17 şubat 1546 tarihinde eisleben'de kalp ve böbrek yetmezliğinden yaşamını yitirdi. 95 tezini hazırladıktan sonra papa onuncu leon tarafından aforoz edilip dinsiz ilan edildi. bayağı değişik bir hayatı var.
devamını gör...
14.
has (bkz: devrimci) dir.
devamını gör...
15.
dinden aforoz, idam cezası ve bir makine
filmi biraz geri saralım. martin luther henüz doğmadan 40 yıl kadar öncesine gidelim. almanya’nın başka bir coğrafyasında meraklı ve yetenekli biri, bir makine geliştirir ve şöyle söyler; “bundan kelli düğün olsun, sünnet olsun basarım davetiyeleri parama bakarım bea.” ancak bu kişi martin luther’i idamdan kurtaracak kişi olacağını hiçbir zaman bilemeyecektir. johannes gutenberg matbaayı icat eder yıl 1440.
bizim keşiş martin 1483 yılında doğar, tüm hayatı din işleriyle geçer. teolog, üniversitede profesördür. incili almancaya çeviren kişidir. o döneme kadar incil, ibranice/aramice ve yunancadır. “anlamadığınız kitaba, inanamazsınız ü’len.” der. kiliselerin incili yanlış yorumladığını söyler ve papa ile görüşür. “sen bizden daha mı iyi bileceksin la?” der papa ve luther’i ciddiye almaz.
bunun üzerine bizim kuzen marti, biz ona hep marti deriz, o ünlü tezlerini yazar. 95 maddeden oluşan görüşleri papa’ya yazılı olarak iletir. papa dellenir tabi ve luther’i dinden aforoz eder. o dönem dinden çıkarılmak son derece onur kırıcı bir durumdur. toplum tarafından dışlanır, işinizden olur, hint fakiri kıvamında yaşamaya mecbur kalınırdı. ancak bizim marti, çevresinde görüşleri nedeniyle saygı duyulan biridir. öğrencileri ve halk ona destek olurlar.
papa’dan azarı yiyen marti, görüşlerini anlatmak için 95 tezini kiliselerin kapılarına asar ve halktan destek bulur. ancak bu sefer de imparator 5. karl’ın canını sıkar ve hakkında idam kararı verilir.

halk, luther’i saklar ve adeta bağrına böğrüne böbreğine basar. o dönem bizim marti durmadan yazar, matbaalar tıkır tıkır çalışır ve görüşleri tüm avrupa’ya yayılır. dini derinden sarsan bu olay karşısında papa ve kral çaresiz kalır. artık reform başlamış ve protestanlık doğmuştur. kiliseler ayrışır. bugün avrupa’da luther kiliselerinin doğuşu bu olay ile başlar.
gutenberg bir makine geliştirdi. reformu tetikledi, rönasansı uçurdu, martin luther’i ölümden kurtardı. matbaa olmasaydı, luther görüşleri çok dar çevrede kalacaktı ve reform belki de hiç başlamayacaktı. makine deyip geçmemek gereng efendim.
sözlerimizi sevdiğim bir luther sözü ile bitirelim;
“yalan kartopuna benzer, yuvarlandıkça büyür.”
kaynak: 17 yaşlarında bir genç, almanca dersinde bir sunum yapar. sunum konusu martin luther’dir. sunum, prof tarafından çok beğenilir. “otur! sehr gut.”
öyle işte.
filmi biraz geri saralım. martin luther henüz doğmadan 40 yıl kadar öncesine gidelim. almanya’nın başka bir coğrafyasında meraklı ve yetenekli biri, bir makine geliştirir ve şöyle söyler; “bundan kelli düğün olsun, sünnet olsun basarım davetiyeleri parama bakarım bea.” ancak bu kişi martin luther’i idamdan kurtaracak kişi olacağını hiçbir zaman bilemeyecektir. johannes gutenberg matbaayı icat eder yıl 1440.
bizim keşiş martin 1483 yılında doğar, tüm hayatı din işleriyle geçer. teolog, üniversitede profesördür. incili almancaya çeviren kişidir. o döneme kadar incil, ibranice/aramice ve yunancadır. “anlamadığınız kitaba, inanamazsınız ü’len.” der. kiliselerin incili yanlış yorumladığını söyler ve papa ile görüşür. “sen bizden daha mı iyi bileceksin la?” der papa ve luther’i ciddiye almaz.
bunun üzerine bizim kuzen marti, biz ona hep marti deriz, o ünlü tezlerini yazar. 95 maddeden oluşan görüşleri papa’ya yazılı olarak iletir. papa dellenir tabi ve luther’i dinden aforoz eder. o dönem dinden çıkarılmak son derece onur kırıcı bir durumdur. toplum tarafından dışlanır, işinizden olur, hint fakiri kıvamında yaşamaya mecbur kalınırdı. ancak bizim marti, çevresinde görüşleri nedeniyle saygı duyulan biridir. öğrencileri ve halk ona destek olurlar.
papa’dan azarı yiyen marti, görüşlerini anlatmak için 95 tezini kiliselerin kapılarına asar ve halktan destek bulur. ancak bu sefer de imparator 5. karl’ın canını sıkar ve hakkında idam kararı verilir.

halk, luther’i saklar ve adeta bağrına böğrüne böbreğine basar. o dönem bizim marti durmadan yazar, matbaalar tıkır tıkır çalışır ve görüşleri tüm avrupa’ya yayılır. dini derinden sarsan bu olay karşısında papa ve kral çaresiz kalır. artık reform başlamış ve protestanlık doğmuştur. kiliseler ayrışır. bugün avrupa’da luther kiliselerinin doğuşu bu olay ile başlar.
gutenberg bir makine geliştirdi. reformu tetikledi, rönasansı uçurdu, martin luther’i ölümden kurtardı. matbaa olmasaydı, luther görüşleri çok dar çevrede kalacaktı ve reform belki de hiç başlamayacaktı. makine deyip geçmemek gereng efendim.
sözlerimizi sevdiğim bir luther sözü ile bitirelim;
“yalan kartopuna benzer, yuvarlandıkça büyür.”
kaynak: 17 yaşlarında bir genç, almanca dersinde bir sunum yapar. sunum konusu martin luther’dir. sunum, prof tarafından çok beğenilir. “otur! sehr gut.”
öyle işte.
devamını gör...
16.
martin luther
1483/1546 yılları arasında yaşamış alman keşiş, çevirmen, teolog, profesör.
incil'i almancaya çeviren isim olmasının yanı sıra, protestanlığın babası olarak anılır.
katolik kilisesinin endülijans vermesi ve kutsal kitap'a uygun olmadığına inandığı diğer uygulamalara karşı başlattığı reform hareketiyle ortaya çıkmış bir mezhep olan lüterciliği kuran kişidir.
gençliğinde yıldırım çarpma tehlikesi yaşamış, bu olaydan sonra keşiş/ rahip olmaya karar vermiştir.
ilâhiyat eğitimi almış, bir senede mezun olmuştur.
imparator maximillian tarafından/ heretik ilan edilmiş, papa tarafından ise aforoz edilmiştir, aforizmayı halkın içinde ateşe vermiştir.
hristiyan kişinin özgürlüğü üzerine'yi yazmış, yolundan geri döndürülmesi için vaazlar işitmiş olsa da kutsal metinler ve akıl yoluyla ikna edilmediğim sürece papalar ve konsüllerin otoritesini kabul edemem demiştir.
keşişlerin teknik olarak evlenmemesi gerekirken martin luther evlenmiştir.
kalp ve böbrek yetmezliğinden hayatını kaybettiğinde henüz 63 yaşındadır.

hiç kimse kendi pişmanlığının gerçekliğinden bile emin olamaz.
1483/1546 yılları arasında yaşamış alman keşiş, çevirmen, teolog, profesör.
incil'i almancaya çeviren isim olmasının yanı sıra, protestanlığın babası olarak anılır.
katolik kilisesinin endülijans vermesi ve kutsal kitap'a uygun olmadığına inandığı diğer uygulamalara karşı başlattığı reform hareketiyle ortaya çıkmış bir mezhep olan lüterciliği kuran kişidir.
gençliğinde yıldırım çarpma tehlikesi yaşamış, bu olaydan sonra keşiş/ rahip olmaya karar vermiştir.
ilâhiyat eğitimi almış, bir senede mezun olmuştur.
imparator maximillian tarafından/ heretik ilan edilmiş, papa tarafından ise aforoz edilmiştir, aforizmayı halkın içinde ateşe vermiştir.
hristiyan kişinin özgürlüğü üzerine'yi yazmış, yolundan geri döndürülmesi için vaazlar işitmiş olsa da kutsal metinler ve akıl yoluyla ikna edilmediğim sürece papalar ve konsüllerin otoritesini kabul edemem demiştir.
keşişlerin teknik olarak evlenmemesi gerekirken martin luther evlenmiştir.
kalp ve böbrek yetmezliğinden hayatını kaybettiğinde henüz 63 yaşındadır.

hiç kimse kendi pişmanlığının gerçekliğinden bile emin olamaz.
devamını gör...
17.
herkesin cennet'ten arsa almaya çalıştığı bir zamanda yoksullar cennet'ten arsa alamayınca o da tüm cehennem'i almıştı. bu hareketini çok sevmiştim.
devamını gör...
18.
16. yüzyıldaki protestanlık reformunun lideri. 1483-1546 yılları arasında yaşamış alman papaz. düşünceleriyle yeni bir çığır açmıştır. cehennemi satın alıp katolik şarlatanları korkutan koca yürekli bir adam. onun sayesinde almanya ve avrupa, reform'la dini bağnazlıktan kurtuldu.
johannes gutenberg, matbaa diye bir makine geliştirip reform'u tetikledi, rönesans'ı uçurdu, martin luther’i ölümden kurtardı. eğer matbaa olmasaydı, luther'in görüşleri çok dar çevrede kalacaktı ve reform belki de hiç başlamayacaktı. o zaman da tarihin akışı bambaşka olurdu.
johannes gutenberg, matbaa diye bir makine geliştirip reform'u tetikledi, rönesans'ı uçurdu, martin luther’i ölümden kurtardı. eğer matbaa olmasaydı, luther'in görüşleri çok dar çevrede kalacaktı ve reform belki de hiç başlamayacaktı. o zaman da tarihin akışı bambaşka olurdu.
devamını gör...
19.
martin luther 1483'te almanya'da doğdu.fırtınalı bir havada yıldırım çarpma tehlikesi geçirdikten sonra, keşiş olmak için hukuk okulundan ayrıldı.1508'de wittenberg üniversitesinde teoloji dersleri veriyordu ve aynı zamanda papazdı.
luther'ın araştırmaları onu temel içgörüsüne götürdü; bu içgörü gelişip iman yoluyla aklanma öğretisine dönüşecekti: tanrı hıristiyanları yapabildikleri (ya da endüljans örneğinde olduğu gibi satın alabildikleri) ''iyi'' bir şeyden ötürü değil, kendisine inanmaları nedeniyle haklı ilan eder.luther'ın papanın otoritesine meydan okuması, onu kaçak haline getirdi, ama düşüncelerinden vazgeçmedi.
geri kalan ömrünü vaaz vererek ve yazarak geçirdi ve 1546'da öldüğü sırada lutherci kilise iyice yerleşmişti.

''sevgi ne kadar küçükse, korku o kadar büyüktür.''
luther'ın araştırmaları onu temel içgörüsüne götürdü; bu içgörü gelişip iman yoluyla aklanma öğretisine dönüşecekti: tanrı hıristiyanları yapabildikleri (ya da endüljans örneğinde olduğu gibi satın alabildikleri) ''iyi'' bir şeyden ötürü değil, kendisine inanmaları nedeniyle haklı ilan eder.luther'ın papanın otoritesine meydan okuması, onu kaçak haline getirdi, ama düşüncelerinden vazgeçmedi.
geri kalan ömrünü vaaz vererek ve yazarak geçirdi ve 1546'da öldüğü sırada lutherci kilise iyice yerleşmişti.

''sevgi ne kadar küçükse, korku o kadar büyüktür.''
devamını gör...
20.
herkes yazmış zaten tekrara pek düşmeyelim. kıyak adam vesselam. kaldırıcıdır, baş kaldırıcı.
papa'nın ekmeğne taş koyar. pavyon kapatır gibi cehennemi kapatmıştır. * mesela cehennemde karşı masaya yanarlı meyve ısmarlamaya gerek yok, normal meyve yollasan yine yanarlı, her yer yanıyor sonuçta.
"cehennemin tapusunu satın aldım. artık benimdir. oraya hiçbiriniz girmeyeceksiniz. korkmayın."
papa'nın ekmeğne taş koyar. pavyon kapatır gibi cehennemi kapatmıştır. * mesela cehennemde karşı masaya yanarlı meyve ısmarlamaya gerek yok, normal meyve yollasan yine yanarlı, her yer yanıyor sonuçta.
"cehennemin tapusunu satın aldım. artık benimdir. oraya hiçbiriniz girmeyeceksiniz. korkmayın."
devamını gör...