41.
hayatında her daim olan ama hissedilmeyen
devamını gör...
42.
en sevdiğim doğa olayı.
bizim balkon süper esiyor. az önce biraz oturdum, yükümü alıp geldim. yaz meyvesi tadında bir hava var. yalarun.
bizim balkon süper esiyor. az önce biraz oturdum, yükümü alıp geldim. yaz meyvesi tadında bir hava var. yalarun.
devamını gör...
43.
(bkz: efendim canım)
devamını gör...
44.
grup gündoğarken şarkısı.
şu internet aleminde bana en çok yollanan şarkı budur. adım rüzgârsal ya, içinde yunanca muhabbet de var ya, kulağından tutan bana yolladı senelerce.
hiç düşünmediler "lan bunu ben düşündüysem benden önce de düşünen olmuştur, başka şarkı yollayayım" demediler.
kusturasaya kadar, bıktırasaya kadar yolladılar, tam bitti bitiyor dedim, yine yolladılar.
yıl dımmm
ahahs
neyse selen servi de yorumlamış bunu, güzel olmuş. ancak buradan bir hanımefendinin seslendirdiğinin yanına kimse yaklaşamaz, o ayrı. *
selen servi / spotify
şu internet aleminde bana en çok yollanan şarkı budur. adım rüzgârsal ya, içinde yunanca muhabbet de var ya, kulağından tutan bana yolladı senelerce.
hiç düşünmediler "lan bunu ben düşündüysem benden önce de düşünen olmuştur, başka şarkı yollayayım" demediler.
kusturasaya kadar, bıktırasaya kadar yolladılar, tam bitti bitiyor dedim, yine yolladılar.
yıl dımmm
ahahs
neyse selen servi de yorumlamış bunu, güzel olmuş. ancak buradan bir hanımefendinin seslendirdiğinin yanına kimse yaklaşamaz, o ayrı. *
selen servi / spotify
devamını gör...
45.
seni taşıyan rüzgarlar bir gün karşıdan eser; bilediğin bıçaklar etini geçip kanını keser; o gün gelince indir yelkenlerini, yerde yatan bedenine ser.
devamını gör...
46.
hava soğuk...
soğuk derken romantik bir soğuk değil, montu giydirip iyi ki varsın dedirten cinsten. yağmurun kokusu var havada. henüz yağmıyor belki ama her an başlayacakmış gibi. o koku… toprağın, ıslak asfaltın ve -bir şeyler olacak ama ne olduğunu bilmiyorum- hissinin karışımı. rüzgâr sert esiyor. kapı aralıklarından sızıp evin içini yokluyor, -düşünceler açıkta mı?- diye bakar gibi.
düşüncelerimi toplamakta zorlanıyorum. zaten pek dağınık tipler. masaya oturtuyorum, hemen ayağa kalkıyorlar. biraz geçmişe bakıp geliyoruz, deyip çıkıyorlar. ben evin içinde, kahvemi yudumluyorum. kahve sıcak, ben yarı sıcak, hayat kararsız. fincandan yükselen buhar, zihnimden yükselen iç çekişlerle yarışıyor. kim daha dramatik, belli değil.
dışarıdan rüzgarın sesi geliyor. sert, ısrarcı, sanki camı çalmıyor da iç monoloğuma eşlik ediyor. vuuuu diye esiyor, tam da geçmişe takıldığım yerde... zamanlama mükemmel. insan yıllar önce söylediği bir cümleyi neden hala hatırlar..? o cümle neden hala geçerliliğini korur..? rüzgar bu sorulara cevap vermiyor ama ses efekti sağlıyor. bedava tiyatro gibi..
aklım geçmişe takılıyor. olması gerektiği gibi değil, düzenli bir albüm gibi hiç değil. daha çok çekmeceden dökülen fotoğraflar gibi. bazıları soluk, bazıları gereksiz net. bunu neden sakladım dediğim anılar var. bir de bunu nasıl unutmadım, olanlar. rüzgâr her estiğinde, o anılardan biri ayağa kalkıp sahneye çıkıyor. kimse çağırmadı ama gelmiş.
melankoli var tabii.. ama öyle yere yığanından değil. daha çok omuza oturup -ben buradayım- diyeninden. komik tarafı şu: tüm bu duygular olurken kahvem biraz acı olmuş. hayat çok derin meseleler fısıldarken, ben şeker atıp atmamak arasında kalıyorum. geçmiş, pişmanlıklar, kaçırılmış ihtimaller… ve bir yudum daha. hepsi aynı masada.
rüzgar bir ara daha da sert esiyor. cam hafifçe titriyor. sanki dış dünya fazla dalma diye uyarıyor. haklı. ama insan bazen dalıyor. soğuk havada, yağmur kokusuyla birlikte gelen o eski hisler… onlar da sonuçta bir yerden girip çıkmak istiyor. ben de kahvemi yudumlayıp dinliyorum. düşünceler toparlanmıyor belki ama susmuyor da.
belki de mesele toplamak değil.
belki bazı günler düşünceler dağınık kalmalı.
rüzgar sert esmeyi bırakana kadar...
kahve bitene kadar..
geçmiş biraz sakinleşene kadar...
soğuk derken romantik bir soğuk değil, montu giydirip iyi ki varsın dedirten cinsten. yağmurun kokusu var havada. henüz yağmıyor belki ama her an başlayacakmış gibi. o koku… toprağın, ıslak asfaltın ve -bir şeyler olacak ama ne olduğunu bilmiyorum- hissinin karışımı. rüzgâr sert esiyor. kapı aralıklarından sızıp evin içini yokluyor, -düşünceler açıkta mı?- diye bakar gibi.
düşüncelerimi toplamakta zorlanıyorum. zaten pek dağınık tipler. masaya oturtuyorum, hemen ayağa kalkıyorlar. biraz geçmişe bakıp geliyoruz, deyip çıkıyorlar. ben evin içinde, kahvemi yudumluyorum. kahve sıcak, ben yarı sıcak, hayat kararsız. fincandan yükselen buhar, zihnimden yükselen iç çekişlerle yarışıyor. kim daha dramatik, belli değil.
dışarıdan rüzgarın sesi geliyor. sert, ısrarcı, sanki camı çalmıyor da iç monoloğuma eşlik ediyor. vuuuu diye esiyor, tam da geçmişe takıldığım yerde... zamanlama mükemmel. insan yıllar önce söylediği bir cümleyi neden hala hatırlar..? o cümle neden hala geçerliliğini korur..? rüzgar bu sorulara cevap vermiyor ama ses efekti sağlıyor. bedava tiyatro gibi..
aklım geçmişe takılıyor. olması gerektiği gibi değil, düzenli bir albüm gibi hiç değil. daha çok çekmeceden dökülen fotoğraflar gibi. bazıları soluk, bazıları gereksiz net. bunu neden sakladım dediğim anılar var. bir de bunu nasıl unutmadım, olanlar. rüzgâr her estiğinde, o anılardan biri ayağa kalkıp sahneye çıkıyor. kimse çağırmadı ama gelmiş.
melankoli var tabii.. ama öyle yere yığanından değil. daha çok omuza oturup -ben buradayım- diyeninden. komik tarafı şu: tüm bu duygular olurken kahvem biraz acı olmuş. hayat çok derin meseleler fısıldarken, ben şeker atıp atmamak arasında kalıyorum. geçmiş, pişmanlıklar, kaçırılmış ihtimaller… ve bir yudum daha. hepsi aynı masada.
rüzgar bir ara daha da sert esiyor. cam hafifçe titriyor. sanki dış dünya fazla dalma diye uyarıyor. haklı. ama insan bazen dalıyor. soğuk havada, yağmur kokusuyla birlikte gelen o eski hisler… onlar da sonuçta bir yerden girip çıkmak istiyor. ben de kahvemi yudumlayıp dinliyorum. düşünceler toparlanmıyor belki ama susmuyor da.
belki de mesele toplamak değil.
belki bazı günler düşünceler dağınık kalmalı.
rüzgar sert esmeyi bırakana kadar...
kahve bitene kadar..
geçmiş biraz sakinleşene kadar...
devamını gör...