21.
22.
oturdum başka bir istanbul düşündüm
daha çok sen olan daha bir seninle.
yeşili daha yeşil, mavisi daha mavi
o, her şeyi daha güzel yapan ellerinle.
sildim bütün yıldızları gökyüzünden
yerine gözlerini koydum, gözlerini.
serdim saçlarını üstüne istanbul'un
dudaklarının rengine boyadım her yerini
şimdi istanbul aydınlık, öyle pırıl pırıl
estirdiğim senin kokundur denizlerden
senin güzelliğinle süsledim bahçeleri
seni istanbul yaptım, istanbul'u sen
her sokağına şiirini yazdım satır satır
şimdi bütün semtleri bu şehrin seni anlatır...
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
23.
devamını gör...
24.
tanrım açamadık içimizi
artık buluşmamız mahşere kaldı.
ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı.
mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
(bkz: rüştü onur)
artık buluşmamız mahşere kaldı.
ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı.
mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
(bkz: rüştü onur)
devamını gör...
25.
bana çiçek gönderme
bir kuş ağacı gönder
dallarında gezinsin
kül rengi güvercinler
konsunlar yastığıma
uyutmak için beni
sırtlarında kuş tüyü
gagalarında ninni
kaldırıp yatağımı
uçursunlar göklere
kendimi yıldızlarda
bulayım birdenbire
bana çiçek gönderme
bir kuş ağacı gönder
alnıma dokunanlar
iyileşmiş desinler
ülkü tamer | uyku
beni uyutun! beni uyutun ki, ben bu saatte uyuyayım ve şiir falan paylaşmayayım..
bugünün hayalleri; uyku, ağaç, kuş...
iyileşme temennisini yüreğinde taşıyan herkese gelsin..
bir kuş ağacı gönder
dallarında gezinsin
kül rengi güvercinler
konsunlar yastığıma
uyutmak için beni
sırtlarında kuş tüyü
gagalarında ninni
kaldırıp yatağımı
uçursunlar göklere
kendimi yıldızlarda
bulayım birdenbire
bana çiçek gönderme
bir kuş ağacı gönder
alnıma dokunanlar
iyileşmiş desinler
ülkü tamer | uyku
beni uyutun! beni uyutun ki, ben bu saatte uyuyayım ve şiir falan paylaşmayayım..
bugünün hayalleri; uyku, ağaç, kuş...
iyileşme temennisini yüreğinde taşıyan herkese gelsin..
devamını gör...
26.
ben seni sevdim mi? sevdim, kime ne
tuttum, ta içime oturttum seni
aldım, okşadım saçlarını, öptüm
içtim yudum yudum güzelliğini
ben seni sevdim mi? sevdim elbette
bendeydi özlemlerin en korkuncu
çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
devamını gör...
27.
(bkz: penye ve hakikat)
devamını gör...
28.
ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
pervane olan kendini gizler mi alevden?
sen istedin ondan, gönül zorla tutuştu
pervane olan kendini gizler mi alevden?
sen istedin ondan, gönül zorla tutuştu
gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse
ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse
hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
içimdeki azgın devi rüzgârlara attım
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım
içimdeki azgın devi rüzgârlara attım
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım
gözler ki birer parçasıdır sende ilahın
gözler ki senin en katı zulmün ve silahın
vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
sen öldürüyorken de vururken de güzelsin
vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
sen öldürüyorken de vururken de güzelsin
bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
pervane olan kendini gizler mi alevden?
sen istedin ondan, gönül zorla tutuştu
pervane olan kendini gizler mi alevden?
sen istedin ondan, gönül zorla tutuştu
gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse
ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse
hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
içimdeki azgın devi rüzgârlara attım
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım
içimdeki azgın devi rüzgârlara attım
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım
gözler ki birer parçasıdır sende ilahın
gözler ki senin en katı zulmün ve silahın
vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
sen öldürüyorken de vururken de güzelsin
vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin
sen öldürüyorken de vururken de güzelsin
devamını gör...
29.
dolunayın türküsü
yaşım yirmi altı.
sana kırk senedir aşığım.
hayat kadar berrak,
ölüm kadar karmaşığım.
yüreğim kirli bir gökyüzü,
sense dolunay...
ruhunu esir alan sarmaşığım!
titreşirken kalplerimiz ankara soğuğunda
nice umut yeşerir gecenin soluğunda.
biz o bankta oturmuşuz
kalubela'dan beri.
kaç bahar görmüşüz kim bilir
kaç zemheri...
ilk kez ayın halesine sırnaşığım;
yaşım yirmi altı.
sana kırk senedir aşığım.
şimdi başka gökyüzü.
yüz, göğü gözlüyor; gök, yüzü...
hazırlan mahbube;
çünkü hazır yeryüzü!
şu yollar, şu kaldırım, şu kedi...
kuşlar bile "hazırız" dedi.
bu saatler artık tehlikesiz,
mahbube uyan!
varsın olmasın cihanda sesimizi duyan.
dinleseler sükûnetin vaveylasını
her mecnun bulur elbet leylasını.
şimdi tumturaklı hayaller
peşimize takılır.
bu dolunay hatrına bin yıldız yakılır!
bıkmadan, usanmadan
bakılır da bakılır...
şimdi başka gökyüzü.
yüz, göğü gözlüyor; gök, yüzü...
hazırlan mahbube;
çünkü hazır yeryüzü!
elveda ey benim yüce yalnızlığım!
her bakışta ışık ışık eriyen kederim.
elveda ey sonsuz boşluk, elveda!
artık yerim bellidir benim...
ey uluyan kurtların yoldaşı bedir!
bin yıllık yurtların sırdaşı bedir!
bil ki bu aşk bir hicrete gebedir...
elveda ey benim rengârenk karanlığım!
her nefeste dalga dalga
çürüyen viranlığım.
bilir misiniz vuslat,
deniz ile göğündür...
yârin gülümsemesi sanki bize düğündür.
ah o mahfuz saçların,
ah o deniz gözlerin...
biri sonsuz uzundur, biri sonsuz derin!
gör ve işit mahbube, işte senin eserin:
çarpıldı aşk denen güce, yalnızlığım.
elveda ey benim yüce yalnızlığım!
günaydınız bunu okuyan güzel insan
yaşım yirmi altı.
sana kırk senedir aşığım.
hayat kadar berrak,
ölüm kadar karmaşığım.
yüreğim kirli bir gökyüzü,
sense dolunay...
ruhunu esir alan sarmaşığım!
titreşirken kalplerimiz ankara soğuğunda
nice umut yeşerir gecenin soluğunda.
biz o bankta oturmuşuz
kalubela'dan beri.
kaç bahar görmüşüz kim bilir
kaç zemheri...
ilk kez ayın halesine sırnaşığım;
yaşım yirmi altı.
sana kırk senedir aşığım.
şimdi başka gökyüzü.
yüz, göğü gözlüyor; gök, yüzü...
hazırlan mahbube;
çünkü hazır yeryüzü!
şu yollar, şu kaldırım, şu kedi...
kuşlar bile "hazırız" dedi.
bu saatler artık tehlikesiz,
mahbube uyan!
varsın olmasın cihanda sesimizi duyan.
dinleseler sükûnetin vaveylasını
her mecnun bulur elbet leylasını.
şimdi tumturaklı hayaller
peşimize takılır.
bu dolunay hatrına bin yıldız yakılır!
bıkmadan, usanmadan
bakılır da bakılır...
şimdi başka gökyüzü.
yüz, göğü gözlüyor; gök, yüzü...
hazırlan mahbube;
çünkü hazır yeryüzü!
elveda ey benim yüce yalnızlığım!
her bakışta ışık ışık eriyen kederim.
elveda ey sonsuz boşluk, elveda!
artık yerim bellidir benim...
ey uluyan kurtların yoldaşı bedir!
bin yıllık yurtların sırdaşı bedir!
bil ki bu aşk bir hicrete gebedir...
elveda ey benim rengârenk karanlığım!
her nefeste dalga dalga
çürüyen viranlığım.
bilir misiniz vuslat,
deniz ile göğündür...
yârin gülümsemesi sanki bize düğündür.
ah o mahfuz saçların,
ah o deniz gözlerin...
biri sonsuz uzundur, biri sonsuz derin!
gör ve işit mahbube, işte senin eserin:
çarpıldı aşk denen güce, yalnızlığım.
elveda ey benim yüce yalnızlığım!
günaydınız bunu okuyan güzel insan
devamını gör...
"sabaha bir şiir bırak" ile benzer başlıklar
sabaha bırak
20
