81.
satranç
amok koşucusu gibi önde gelen eserlerinin arasında benim için “mecburiyet”in yeri çok başkadır. duygular bu eserde betimlenmeli aşmış yazar empatinin kendisini yaşıyor. yer yer eşinin düşüncelerini onun yerine geçerek düşünüp, hissedip kendine cevap veriyor.
mecburiyet, onun hayatının en önemli kararına giden süreci anlattığı eserdir. zihnini bir masaya koymasının yanı sıra eşinin zihnini bu kadar iyi tasvir etmesi müthiş!!! kadın zihninin sınırlarını bu kadar iyi kavrayıp anlatması eseri okuyan bayanlara özellikle "evet işte bu! tam da bunlardı sözcüklere dökmek istediğim." demesine sebep olacak kadar ince düşünülmüş sözcüklerin duygulara bürünmüş halidir.
erkekler durum ve olaylar karşısında sebep ve sonuç odaklı olarak soğuk kanlılıkla her şeye bakarken, kadınlar detay odaklı ve hislerini hayatına yayan varlıklar olarak ince eleyip sık dokurlar. birbirini seven ve birbirnin hayat amacına saygı duyan, karşındakinin eş, baba, çocuk, kadın, erkek... değil birey olduğunun farkında olan bir çift var karşımızda.
sevgiyi, aşkı, kaygıyı, kararsızlığı, savunmayı..... her duyguyu bulabileceğiniz bir eser. her şeyden önce birbirini dinleyen, anlamaya çalışan, birbirine ayna olabilen bir çiftin eseri. hayat ve aşk...
amok koşucusu gibi önde gelen eserlerinin arasında benim için “mecburiyet”in yeri çok başkadır. duygular bu eserde betimlenmeli aşmış yazar empatinin kendisini yaşıyor. yer yer eşinin düşüncelerini onun yerine geçerek düşünüp, hissedip kendine cevap veriyor.
mecburiyet, onun hayatının en önemli kararına giden süreci anlattığı eserdir. zihnini bir masaya koymasının yanı sıra eşinin zihnini bu kadar iyi tasvir etmesi müthiş!!! kadın zihninin sınırlarını bu kadar iyi kavrayıp anlatması eseri okuyan bayanlara özellikle "evet işte bu! tam da bunlardı sözcüklere dökmek istediğim." demesine sebep olacak kadar ince düşünülmüş sözcüklerin duygulara bürünmüş halidir.
erkekler durum ve olaylar karşısında sebep ve sonuç odaklı olarak soğuk kanlılıkla her şeye bakarken, kadınlar detay odaklı ve hislerini hayatına yayan varlıklar olarak ince eleyip sık dokurlar. birbirini seven ve birbirnin hayat amacına saygı duyan, karşındakinin eş, baba, çocuk, kadın, erkek... değil birey olduğunun farkında olan bir çift var karşımızda.
sevgiyi, aşkı, kaygıyı, kararsızlığı, savunmayı..... her duyguyu bulabileceğiniz bir eser. her şeyden önce birbirini dinleyen, anlamaya çalışan, birbirine ayna olabilen bir çiftin eseri. hayat ve aşk...
devamını gör...
82.
avusturya’lı yazar. ikinci dünya savaşında brezilya’ya gider. ömrünün sonuna kadar orada yaşar. savaş karşıtıdır. kitapları az sayfa içerdiği için keyifle okunur. önerilir.
devamını gör...
83.
psikolojik analizleri oldukça iyi olan bir yazar. sabit düşünce kalıplarını kırarak duygulara, olaylara ve kişilere farklı bakış açıları sunuyor bence. insanın kendi içinde yaşadığı çatışmayı da çok başarılı bir şekilde kaleme almış. amok koşucusu, korku, mecburiyet, bilinmeyen bir kadının mektubu benim de favorilerim arasında
devamını gör...
84.
kitap okumaya yeni başlayacak insanlara nacizane tavziyemdir. sıkılayım derseniz kısa olduğundan sıkılacak zaman kalmaz, yazarın dilide anlaşılır. sürekli kitap okuyan biri için ise çerezlik diye nitelendirebilirim.
devamını gör...
85.
ilk başlarda çok popüler olduğu için okumaya çekindiğim ama bir sahaf abi sayesinde tanıştığım mükemmel bir yazar. her şeyiyle insanı o kadar güzel anlatıyor ki anlaşılmanın imkansız olmadığına dair umutlarım yeşeriyor.
devamını gör...
86.
ilk on sayfa okuyunca depresyona sürükleyen yazar abimiz .
devamını gör...
87.
keşke hayatına son vermeseydi,şimdi harikalar serisine devam ediyordu.
devamını gör...
88.
bir kadının ağzından kitap yazabilen (kurduğu empatiye hayranım), büyüleyici bir anlatıma sahip olan, eşi ile birlikte intihar eden 4-5 yıldır ilgi duyduğum ve kitaplarının hepsini okuyup bitirmeye çalıştığım yazar.
devamını gör...
89.
hiçbir yerin vatandaşı olamayan ama kelimelerle dünya kuran yazar, ölüm şekli ile beni derinden sarsmıştır
devamını gör...
90.
geçmişe yolculuk çok naif, bir oturuşta okunup size farklı diyarlara sürükleyebilecek bir romandır.
devamını gör...
91.
neredeyse tüm kitaplarını okuduğum ama hiçbir kitabına bayılmadığım yazar. genelde anektod tarzı yazılar yazdığı için çok tutulduğunu düşünüyorum*, satranç ve mecburiyet kitaplarını diğerlerine nazaran beğenmiştim. çok övülen ''bilinmeyen bir kadının mektubu'' kitabını beğenmedim, basit ve saçma buldum. ''clarissa'' kitaplığımda okunmayı bekliyor.
devamını gör...
92.
okumaya asla cesaret edemediğim ama çok övülen başarılı yaşar kişisi.
devamını gör...
93.
kendisine "son avrupalı" denilir. farklı bir dili vardır. güzel kitapları vardır ve aç-bitir kıvamındadır. intihar etmiştir. kitap okumaya başlamak için ideal yazarlardan birisidir.
devamını gör...
94.
satranç adlı kitabı harikadır. satranç kitabına başlamadan önce oyunla ilgili felsefe var sanıyordum, yanılmışım. harika bir olay örgüsü vardı. tavsiye ederim.
devamını gör...
95.
96.
"bilinmeyen bir kadının mektubu" kitabı ile okumaya başladığım, yahudi kökenli yazar. eserleri ağırlıklı olarak psikolojik tahliller içerir.
devamını gör...
97.
sen beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen. kimsin ki benim için?*
devamını gör...
98.
kitaplarının çoğunu okuduğumu söyleyebilirim. bana en çok dokunanlar ise
amok koşucusu
satranç
bilinmeyen bir kadının mektubu favorilerimdir.
amok koşucusu
satranç
bilinmeyen bir kadının mektubu favorilerimdir.
devamını gör...
99.
hocalarımın bitirmemi istediği ders kitaplar yüzünden okuyamadığım kitapların sahibi
devamını gör...
100.
kitaplarını düşünmeden aldığım tek yazar. o kadar iyi biliyorum ki beğeneceğimi. intihar ettiğini öğrendiğimde çok üzülmüştüm. kendisi nazilerin yaydığı umutsuzluğa kapılıp dünyanın çivisi çıktı diyip karısıyla intihar etti. oysa birkaç sene daha dişini sıksa naziler yok olacaktı. bazen düşünürüm acaba intihar etmese başka hangi eserleri yazardı.
devamını gör...