121.
edebiyat kariyeriyerinin zirvesinde olmuş bir yazardır. zweig eserleri dünya çapında en çok okunan eserler arasındadır.elliye aşkın dille tercüme edilmiştir. naziler tarafından yakılmıştır eserleri. oalydan sonra ülkesini terk etmiştir. en son kitabı satranç i yazdıktan sonra eşi lotte altmann ile birlikte 22subat 1942 de intihar etmiştir. eserleri gerçekten okunacak okunmayada değer eserlerdir. bir çok dilde tercüme edilmiş eserlerini okumak bize düşen vazifedir. bence herkes okumalı.
tesekkurler
tesekkurler
devamını gör...
122.
korku romanıyla tanıdığım yazar. hikayenin içine o kadar sürüklüyor ki hem olan biten gözünüzde canlanıyor hem de bir bakmışsınız kitap bitiveriyor.
devamını gör...
123.
kimse bu ismi burak sergen den daha iyi telaffuz edemez.
devamını gör...
124.
bu tür beyinler beni nörolojiye meraklandırıyor. o beyin nasıl çalışıyor da böyle kurgular çıkıyor. kendileri çok sevdiğim yazarlardan biridir.
devamını gör...
125.
"acımak" romanı güzeldir diğer kitaplarını pek sevmedim
devamını gör...
126.
devamını gör...
127.
çöp.
devamını gör...
128.
artık insanları daha çok bana iyi gelip gelmedikleriyle değerlendiriyorum. onlarla birlikte olduğumda kendimi daha iyi hissedip hissetmediğimi soruyorum kendime.
devamını gör...
129.
bilinmeyen bir kadının mektubu kitabı ile ben de unutulmayacak yeri vardır.
devamını gör...
130.
seviyorum kitaplarını
devamını gör...
131.
askerde iken üst devreden bir arkadaş sayesinde çoğu kitabını okuduğum yazar. lakin herkesin öve öve bitiremediği satranç eserini sanırım bir ben beğenmedim efendim.
devamını gör...
132.
okumaya yeni başlayanlara genellikle önerdiğim yazardır. kitaplarının çoğunu iş bankası modern klasiklerde bulabilirsiniz. genellikle kısa hikayeler yazmasına rağmen duyguları size çok iyi hissettirir.
devamını gör...
133.
okuma alışkanlığı kazanmak için güzel bir yazar seçimidir.
devamını gör...
134.
belli bir hedefi olmayan her hayat bir hatadır.
devamını gör...
135.
yazarın ilk bir bilinmeyen kadının mektubu kitabını okumuştum ve etkilemişti beni. ama beni en çok etkileyen kitabı olağanüstü bir gece kitabıdır, kendimden izler bulduğum bir kitaptı.
yazarın kitapları genelde bir günde bitirilen kitaplar olduğu için insanı içine çekiyor, e haliyle bende çekildim ve üst üste 6 zweig kitaplarını okudum. şimdi elime hiçbir zweig kitabını alamıyorum.
yanisi dostlarım zweig okuyacaksanız tavsiyem üst üste okumayın, yorulduğunuz anlarda tadımlık okuyun. ve elbette olağanüstü bir geceyi okumanız tavsiyemdir.
yazarın kitapları genelde bir günde bitirilen kitaplar olduğu için insanı içine çekiyor, e haliyle bende çekildim ve üst üste 6 zweig kitaplarını okudum. şimdi elime hiçbir zweig kitabını alamıyorum.
yanisi dostlarım zweig okuyacaksanız tavsiyem üst üste okumayın, yorulduğunuz anlarda tadımlık okuyun. ve elbette olağanüstü bir geceyi okumanız tavsiyemdir.
devamını gör...
136.
mürebbiye adlı kısa öyküsünü az önce okuyup bitirdim. okurken lascia chio pianga aryasını dinliyordum. bu aşırı duygusal müziğin de etkisiyle kitapta geçen kızlar ile fraulein'e karşı derin bir acı hissettim kalbimde. öyküyü yazan bir psikoloji dehası olunca duyguyu bu kadar yoğun aktarıyor işte okura.
devamını gör...
137.
"bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
daha iyi bitebilecek bir intihar mektubu sanmıyorum ki ne yazılmış ne de yazılacak olsun. intihar mektubu bile edebi, muzip.
daha iyi bitebilecek bir intihar mektubu sanmıyorum ki ne yazılmış ne de yazılacak olsun. intihar mektubu bile edebi, muzip.
devamını gör...
138.
bu adamın romanlarını, öykülerini okumaya başladığımdan beri göz yaşı kuruluğum için damla kullanmıyorum.
devamını gör...
139.
ış kültür adamın uzun öykülerini tek kitap halinde basmak yerine sürümden kazanalım diyip her birini birer roman gibi bastığından beri millet kendinde gördüğü entelektüel eksikliği gidermenin yolunu buldu gibi. bir saatte okunur öyküleri şıp diye okuyup "kitap bitirdim vay be kitap okuyorum ben, iyi bir şey yapıyorum, aptal değilim" hissini tadiyor, kendini daha iyi hissediyor gençler. kitap okumanın erdemi olduğuna inanıldığı için de sağda solda zweig'in öykülerini en sevdikleri roman, agladiklari roman olarak anlatıyorlar. zweig'in suçu yok tabi bunda. fena yazar değil. feci bir burjuva ve tek yönlü bir yazar olsa da kalemi lezzetli bir yazar. özellikle dünün dünyası'nin sonunda hayata dair umutsuzluğu yürek burkan türden. belli ki sevgiyi bilen biriydi. diğer yandan bu durumda eline kitap değmeyen insanımızın kendini entelektüel gösterme çabası da anlaşılır. komik ama onlarda da suç yok. herkes kitap sevmek zorunda değil. kitap okumakta bir erdem yok. olsa bile okumamakta sorun yok. tek sorun agladiklari romanlarin roman değil uzun öykü olması. ış kültür'ün açgözlülüğü işte. 60 sayfa öyküyü tek başına basmanın başka açıklaması yok zira.
devamını gör...
140.
ben bir kadının yaşamından yirmidört saat isimli kitabını duyup bulamadığımda (inanmazsınız ama baskısını mı bulamamıştım neydi, belki de olduğum şehirde bulamamıştım) popi olmayan yazardır.
birkaç sene sonra üniversite yıllarımda okudum. bilinmeyen bir kadının mektubu'nu da okudum ve: emaaaan bu neymiş dedim. vallahi popi oldu diye değil*. popüler kültürün köpeğiyiz. içine doğduğun çağ kaderindir*.
sonrasında zweig oku, aooo zweig oku, aman da zweig oku diye dört bir yandan tavsiye yağmuruna tutulunca iyice nefret ettim. pes ettim mi? etmedim. satranç'ı okudum sevmedim. mecburiyet'i okudum burun kıvırdım. ancak korku... işte o sevilmeyecek bir kitap değil peşinen söyleyeyim.
bu sene bir daha denemek istedim amok koşucusu'nu okudum. tutku dolu obsesyonlar mı? sağlıksız ilişkiler mi? idealizm ve romantizm mi? bunları üzerime fırlatın işte! o gazla bilinmeyen bir kadının mektubu'nu yine okudum. bu sefer bayıldım! bakın yazarken yine gaza geldim, bir tane okuyuversem mi? versem. olur. çünkü neden olmasın?
birkaç sene sonra üniversite yıllarımda okudum. bilinmeyen bir kadının mektubu'nu da okudum ve: emaaaan bu neymiş dedim. vallahi popi oldu diye değil*. popüler kültürün köpeğiyiz. içine doğduğun çağ kaderindir*.
sonrasında zweig oku, aooo zweig oku, aman da zweig oku diye dört bir yandan tavsiye yağmuruna tutulunca iyice nefret ettim. pes ettim mi? etmedim. satranç'ı okudum sevmedim. mecburiyet'i okudum burun kıvırdım. ancak korku... işte o sevilmeyecek bir kitap değil peşinen söyleyeyim.
bu sene bir daha denemek istedim amok koşucusu'nu okudum. tutku dolu obsesyonlar mı? sağlıksız ilişkiler mi? idealizm ve romantizm mi? bunları üzerime fırlatın işte! o gazla bilinmeyen bir kadının mektubu'nu yine okudum. bu sefer bayıldım! bakın yazarken yine gaza geldim, bir tane okuyuversem mi? versem. olur. çünkü neden olmasın?
devamını gör...