tekrar peygamber gelmesi gerekiyor mu sorunsalı
başlık "systemfailed" tarafından 30.12.2020 12:31 tarihinde açılmıştır.
1.
insanlık artık çığrından çıktı. sapkınlık normalleşti acımasızca savaşlar aldı başını gıdıyor. acaba tekrar peygamber gelseydi insanların aklı başına biraz da olsa gelmezmi.
devamını gör...
2.
inananlar için son peygamber açıkça belirtildiği gibi hz. muhammed'dir (sav). o'ndan sonra peygamber gelmeyecek, ondan sonra gelecek şey yine inananlar için kıyamet olacaktır.
devamını gör...
3.
(bkz: windows 11)
dip: ben hala xp kullanıyorum, ben aldığımda en son bu, bundan iyisi gelmez demişlerdi.
dip: ben hala xp kullanıyorum, ben aldığımda en son bu, bundan iyisi gelmez demişlerdi.
devamını gör...
4.
5.
gelenleri gördükçe, yenisi gelmesin dediğim şey
devamını gör...
6.
gelse de cehenneme gideyim daha iyi der ve giderde.
devamını gör...
7.
malum ülkeye bakınca.. lut peygamberin eksikliği açıkça hissediliyor.
devamını gör...
8.
insanlar hala bilime karşı olduğu için bilimle iç içe, ileri görüşlü bir peygamber işe yarayabilir. manipülasyon yeteceği yüksek insanları göreve davet ediyorum. belki de kalkınmak için bu gerekli...
devamını gör...
9.
yenisini bilemem ama son peygamber bugün yeniden gelse siyasal islamcıların tamamını mürted ilan edip cezalandıracağından eminim.
devamını gör...
10.
her peygamber aynı zamanda bir devrimcidir. geldiği toplumun düzenini değiştirmeye, yapılan yanlışları düzeltmeye çalışmış, bu nedenle devrin hakimleri ile mücadele etmiştir. bu mücadele çok meşakkatli olduğundan bazı peygamberlerin bir tane bile ümmeti olmadığı rivayet edilir. günümüzde yaşananlar cahiliye devrine ilişkin anlatılanlara çok benzese de yeni bir peygamber gelmeyecek, gelse dahi en az %50'lik bir kalabalık "sen bize karşı mı çıkıyorsun" diye kendisine yapmadığını bırakmayacaktır. isteyen son peygamberin söylediklerini yaparak kendisini kurtarmaya çalışabilir ancak bu saatten sonra toplumsal bir dönüşüm olmayacak.
devamını gör...
11.
şanlıurfa'dan sesleniyorum, artık buraya gelmeyin vazgeçin fayda etmiyor.
devamını gör...
12.
yine arap çöllerine gelecekse boşuna uğraşmasın. hadislere göre 124 bin peygamber gelmiş orayı adam edememiş, ha bir fazla ha bir eksik.
devamını gör...
13.
bir ingiliz vatandaşı bana islam ile alakalı bir kaç soru sormak istemişti,okuduklarından mı duyduklarından mı diye sorduğumda gülerek basından okuduklarım dedi.
kur’an ı verip al bunu oku kafana takılanı not al buradan sor dedim.
bir hafta sonra geldiğinde dedi ki; bu kitap sadece nasıl iyi insan olunur onu anlatıyor.
yani yeni bir peygambere gerek yok mevcut kutsal metinleri okusak yeterli bence.
kur’an ı verip al bunu oku kafana takılanı not al buradan sor dedim.
bir hafta sonra geldiğinde dedi ki; bu kitap sadece nasıl iyi insan olunur onu anlatıyor.
yani yeni bir peygambere gerek yok mevcut kutsal metinleri okusak yeterli bence.
devamını gör...
14.
bir güncelleme ister. biz kerizmiyiz bir rivayete göre 232 bin tane gördermiş. bi tane de bize göndersin.ay yarılsın,deniz ikiye bölünsün,asa yılan olsun. bi dünya gözüyle görelim,altımıza işeyelim inancımız perçinlensin fena mı.
devamını gör...
15.
insanoğlunun doğruyu bulması için elindeki kaynaklar yeterli ve bunun için ayrıca bir otoriteye ihtiyaç duymadığını düşündüğüm için olmayan gerekliliktir.
devamını gör...
16.
mehdi gelecek ya işte.
ahir zamanda gelip tüm dünya’da islamiyet’i hakim kılacağına inanılıyor. müslüman arkadaşlar bunu bilmemeniz beni şaşırttı.
ahir zamanda gelip tüm dünya’da islamiyet’i hakim kılacağına inanılıyor. müslüman arkadaşlar bunu bilmemeniz beni şaşırttı.
devamını gör...
17.
gelecekse erkek gelmesin, kendi doğrularını 7 milyar insan da böyle böyle yapacak diye tutturup dikte ettirmesin.
google varken peygambere de pek gerek kalmıyor bu devirde.
google varken peygambere de pek gerek kalmıyor bu devirde.
devamını gör...
18.
kimse ciddiye almayacağı için boş sorunsaldır. artık doğa üstü olaylar mı kalmış ki insanlar inansın filan. zaten benim gibi müslümanların inancına göre kur'an der ki hz.muhammed (s.a.v) son peygamberdir. başka paygamber gelmeyecektir.
devamını gör...
19.
gelirse twitterdaki 'kesin yaşanmıştır' vb troll sayfalara konu olmaktan öteye gidemeyeceğinden gelmese daha iyi olur ama yine de kendi bilir tabi
devamını gör...
20.
--- alıntı ---
isa yeryüzüne inseydi...
dostoyevski'nin son romanı karamazov kardeşler'in en çarpıcı bölümü ‘büyük engizisyoncu' dur. inanç sömürüsü ve din istismarı müthiş tespitlerle çok iyi işlenmiştir; okuyucuya gayri ihtiyari ‘bu yazgı neden hiç değişmiyor' sorusunu sordurtur. yazar, isa'yı yeryüzüne indirir; ama siz isterseniz hz. isa'nın yerine hz. muhammed'i koyarak da okuyabilirsiniz; hiç kuşkum yok, statükocu islam temsilcileri, romandaki kardinali aratmayacaklardır. hatta öyle ki “sen dini bilmiyorsun, bize tabi ol” deme cüretinde bulunup, onu sığaya çekmek isteyenler dahi çıkacaktır. gelelim hikâyemize:
16. yüzyıl. engizisyonun kasıp kavurduğu yıllar. hz. isa, sevilla bölgesinde yeryüzüne iner. insanlar onu hemen tanırlar. gerçekleştirdiği pek çok mucize, insanları ayaklarına kapatır. yaşlı, kör bir adamın gözlerini açar, yeni ölmüş bir kız çocuğunu diriltir. etrafında toplanan insanlar kısa zamanda çoğalır. lakin olup bitenleri uzaktan izleyen kardinal kızgındır. nihayet muhafızlarına talimat verir ve isa'yı tutuklatır. çünkü isa, karışıklık, aksaklık yaratmakta ve alışkanlıkları sarsmaktadır. isa tutuklanırken etrafındaki kalabalığın tutumu bir anda değişir! öyle ki, hemen, “tek bir varlık gibi engizitörün karşısında yerlere kadar eğilirler.”
mucize, sır ve otoritenin gücü
isa zindana atılır. bundan sonra geçen diyaloglarda, insanın, belki de en çok özgür olması gereken yerde, nasıl sürüleştirildiği ve zihninin nasıl tutsak kılındığı anlatılır. “insan, tanrı'dan ziyade mucizeler arar” der, dostoyevski.
kardinal, isa'nın hücresine gelince: “bize yeniden haber vereceğin her şey, insanların inanma özgürlüğüne zarar verir!” der ve onu konuşturmaz. kardinal, incil'den, şeytan'ın isa'ya meydan okuma bahsini açar ve okumaya başlar:
ilkinde, şeytan, taşları gösterir ve onları ekmek yapması için isa'ya emreder. isa reddeder, zira itaatin mucize ile değil, gönülden olmasını dilemektedir. inanç ekmekle satın alınamaz.
ikincisinde, isa'yı kilisenin en yüksek yerine çıkarır ve buradan atla, tanrı'nın oğlu isen melekler seni koruyacaktır der, isa “tanrı'nı denemeye kalkışma” diyerek, burada da mucize göstermeyi reddeder.
üçüncüsünde ise şeytan, bana secde et, dünyanın krallıkları ve ihtişamı senin olsun, der; isa, yalnızca tanrı'nın önünde secde edeceğini söyleyerek yeryüzü krallığını reddeder.
dostoyevski'ye göre bu üç tavır, tanrı-insan ilişkisinde özgür iradenin önemini apaçık ortaya koyar. isa ruhsal özgürlüğü savunmuştur. engizisyoncu bunun zararlı olduğunu düşünmektedir. özgür düşünce ve onun ortaya koyduğu sorular insanı mutsuz kılar; dolayısıyla “karınca yığınları” dediği insanlar yönetilmelidir. hele kardinalin, isa'ya “biz özgürlüğü senin adına sonlandırdık” demesi, tüm dinlerin yazgısını anlatır mahiyettedir.
dinlerin paradoksu
işte bu durum, din ile ahlak arasındaki ilişkide, dinin köle ahlakını nasıl kurduğuna, o ahlakın nasıl da dinin kaynağından uzak bir otorite ile ilişki içinde geliştiğine işaret eder. insanların peşinden gittikleri ile tanrı'nın istedikleri arasındaki farklılık; insanların peşinden gittikleri lehine bir değişme doğurur. bu dönüşümün mimarları, dini kurumsal bir yapıya kavuşturan ve onu bir otorite biçimi olarak kullananlardır. bu durum ne yazık ki her dinde aynıdır.
--- alıntı ---
kaynak:
ayşe sucu - 30 kasım 2020 tarihli yazısından
isa yeryüzüne inseydi...
dostoyevski'nin son romanı karamazov kardeşler'in en çarpıcı bölümü ‘büyük engizisyoncu' dur. inanç sömürüsü ve din istismarı müthiş tespitlerle çok iyi işlenmiştir; okuyucuya gayri ihtiyari ‘bu yazgı neden hiç değişmiyor' sorusunu sordurtur. yazar, isa'yı yeryüzüne indirir; ama siz isterseniz hz. isa'nın yerine hz. muhammed'i koyarak da okuyabilirsiniz; hiç kuşkum yok, statükocu islam temsilcileri, romandaki kardinali aratmayacaklardır. hatta öyle ki “sen dini bilmiyorsun, bize tabi ol” deme cüretinde bulunup, onu sığaya çekmek isteyenler dahi çıkacaktır. gelelim hikâyemize:
16. yüzyıl. engizisyonun kasıp kavurduğu yıllar. hz. isa, sevilla bölgesinde yeryüzüne iner. insanlar onu hemen tanırlar. gerçekleştirdiği pek çok mucize, insanları ayaklarına kapatır. yaşlı, kör bir adamın gözlerini açar, yeni ölmüş bir kız çocuğunu diriltir. etrafında toplanan insanlar kısa zamanda çoğalır. lakin olup bitenleri uzaktan izleyen kardinal kızgındır. nihayet muhafızlarına talimat verir ve isa'yı tutuklatır. çünkü isa, karışıklık, aksaklık yaratmakta ve alışkanlıkları sarsmaktadır. isa tutuklanırken etrafındaki kalabalığın tutumu bir anda değişir! öyle ki, hemen, “tek bir varlık gibi engizitörün karşısında yerlere kadar eğilirler.”
mucize, sır ve otoritenin gücü
isa zindana atılır. bundan sonra geçen diyaloglarda, insanın, belki de en çok özgür olması gereken yerde, nasıl sürüleştirildiği ve zihninin nasıl tutsak kılındığı anlatılır. “insan, tanrı'dan ziyade mucizeler arar” der, dostoyevski.
kardinal, isa'nın hücresine gelince: “bize yeniden haber vereceğin her şey, insanların inanma özgürlüğüne zarar verir!” der ve onu konuşturmaz. kardinal, incil'den, şeytan'ın isa'ya meydan okuma bahsini açar ve okumaya başlar:
ilkinde, şeytan, taşları gösterir ve onları ekmek yapması için isa'ya emreder. isa reddeder, zira itaatin mucize ile değil, gönülden olmasını dilemektedir. inanç ekmekle satın alınamaz.
ikincisinde, isa'yı kilisenin en yüksek yerine çıkarır ve buradan atla, tanrı'nın oğlu isen melekler seni koruyacaktır der, isa “tanrı'nı denemeye kalkışma” diyerek, burada da mucize göstermeyi reddeder.
üçüncüsünde ise şeytan, bana secde et, dünyanın krallıkları ve ihtişamı senin olsun, der; isa, yalnızca tanrı'nın önünde secde edeceğini söyleyerek yeryüzü krallığını reddeder.
dostoyevski'ye göre bu üç tavır, tanrı-insan ilişkisinde özgür iradenin önemini apaçık ortaya koyar. isa ruhsal özgürlüğü savunmuştur. engizisyoncu bunun zararlı olduğunu düşünmektedir. özgür düşünce ve onun ortaya koyduğu sorular insanı mutsuz kılar; dolayısıyla “karınca yığınları” dediği insanlar yönetilmelidir. hele kardinalin, isa'ya “biz özgürlüğü senin adına sonlandırdık” demesi, tüm dinlerin yazgısını anlatır mahiyettedir.
dinlerin paradoksu
işte bu durum, din ile ahlak arasındaki ilişkide, dinin köle ahlakını nasıl kurduğuna, o ahlakın nasıl da dinin kaynağından uzak bir otorite ile ilişki içinde geliştiğine işaret eder. insanların peşinden gittikleri ile tanrı'nın istedikleri arasındaki farklılık; insanların peşinden gittikleri lehine bir değişme doğurur. bu dönüşümün mimarları, dini kurumsal bir yapıya kavuşturan ve onu bir otorite biçimi olarak kullananlardır. bu durum ne yazık ki her dinde aynıdır.
--- alıntı ---
kaynak:
ayşe sucu - 30 kasım 2020 tarihli yazısından
devamını gör...
