üniversitede yanlış bölümü tercih ettiğini anlamak
başlık "silinmiş hesap 4510" tarafından 21.12.2020 06:22 tarihinde açılmıştır.
21.
hala okuldaysan değiştir.
sonradan çok zor.
sonradan çok zor.
devamını gör...
22.
23.
başıma geldi. ilk sene bırakacaktım okulu da tutuldum bir kıza 2 yıl daha devam ettim sonunda ayrıldık ben de bıraktım. pişman mıyım değilim. yaşanması gerekiyormuş ki yaşanmış.
devamını gör...
24.
eğer tıp okuyorsanız her gün düşünüyosunuz ama bırakamıyosunuz
onsuz olmuyo ama onunlada olmuyor
onsuz olmuyo ama onunlada olmuyor
devamını gör...
25.
(bkz: ya da anlayamamak)
devamını gör...
26.
ilk günden beri farkında olduğum durum,önümüzde ki sene sporla iç içe olabileceğim yere besyo'ya gitmeye karar verdim.
devamını gör...
27.
birçok insanın başına gelen olaydır.
aslında doğru bölüm diye bir şey yoktur.
belirli ilgi alanları vardır, ana bilim dallarında temel bir eğitim görürsünüz daha sonraları yönünüzü asıl hedeflediğiniz alanlara çevirebilirsiniz.
üniversite bölümlerinin gerçek hayat ve hayalleriniz üzerinde pek bir etkisi yok aslında her şey tamamen size bağlı.
aslında doğru bölüm diye bir şey yoktur.
belirli ilgi alanları vardır, ana bilim dallarında temel bir eğitim görürsünüz daha sonraları yönünüzü asıl hedeflediğiniz alanlara çevirebilirsiniz.
üniversite bölümlerinin gerçek hayat ve hayalleriniz üzerinde pek bir etkisi yok aslında her şey tamamen size bağlı.
devamını gör...
28.
mezun olunca oldu ise geçmis olsundur...
devamını gör...
29.
tanıdığım öğrenci arkadaşlarımın % 90 ının ortak sorunlarından biri.
devamını gör...
30.
iş hayatımın 8. yılına girerken her günün bir öncekinden daha çekilmez olduğunu ve en nihayetinde bu mesleğin beni yavaş yavaş tükettiğini fark etmek.sanırım cesur davranıp radikal kararlar almak için hiçbir zaman geç değil.
devamını gör...
31.
cehalet içerisindeki insanlar, tıpkı benim gibi, gidememiş bir üniversiteye, belki bitirmemiş bir lise, bu başlığa çoktan imrendi içten içe.
devamını gör...
32.
40'tan sonra tekrardan okumak istemiyorsanız tercihinizi bir uzman eşliğinde ve neyi seveceğinizi bilerek yapın.
yoksa bir arkadaşım gibi uğraşır durursunuz.
yoksa bir arkadaşım gibi uğraşır durursunuz.
devamını gör...
33.
doktora tez aşamasındayken ben bunu yapmak istemiyorum ki düşüncesinin sizi sarıp sarmalaması ve tezi bırakıp sınava yeniden hazırlanmak diyerek biraz daha artırıyorum sıkıntının büyüklüğünü. bunca sene aklın nerdeydi diyecek olursanız da cağnım annemi üzmek yerine kendimi üzdüm diyebilirim. coğrafya çalışmaya gitmeden evvel vereceğim tavsiye şudur:
sizi durduran her kimse ya da her neyse bi kenara bırakın yoksa sonrasında daha çok zaman ve emek kaybetmiş oluyorsunuz.
sizi durduran her kimse ya da her neyse bi kenara bırakın yoksa sonrasında daha çok zaman ve emek kaybetmiş oluyorsunuz.
devamını gör...
34.
okurken anlamazsın, mezun olunca anlarsın, zamanın boşa gittiğini zaman gittiğinde anlarsın
devamını gör...
35.
bizim ülkemizde ortalama bir vatandas sırf üniversite mezunuyum demek icin bile olsa üniversiteye gitmeyi tercih ediyor. ne tutsa okurum diyor.
bir yerden sonra hatasını anlıyor.
bir yerden sonra hatasını anlıyor.
devamını gör...
36.
uzattığımda anladım
devamını gör...
37.
böyle bir şey var ama ülkemizde daha evvel nasıl her yer lise mezunu alıyor diye herkes lise okuyordu şimdi üniversite mezunu şartı, çoğumuzun yüzüne bile bakmayacağı işlerde şart oldu. herkes bir üniversite mutlaka bitirmeye çalıştı. aslında tr geneli 15-20 okul yeterdi. fazlası hiçbir şey katmadı, olan kaliteyi de düşürdü. tamamen zaman kaybıydı. bunun yerine yurt dışı gibi meslek okullarıyla ilerlemek varken her gelen farklı bir şey denedi. yazık oldu. bu saatten sonra da pek düzeleceğini sanmıyorum.
büyük ihtimalle mezun olduktan sonra anlaşılan bir durumdur yanlış bölüm olayı da.
büyük ihtimalle mezun olduktan sonra anlaşılan bir durumdur yanlış bölüm olayı da.
devamını gör...
38.
kendi adıma en başında hissettiğim durum.
zaten, en sonda yer alan tek mühendislik tercihime yerleşmiştim. "sayısalcı adamsın, bir tane de mühendislik yazalım" diyen rehberlik hocama çok sövmüştüm ama sonra düşününce istediğim bölümün o yıl 10 puan artmasıyla açıkta kalabileceğimi de fark ettiğimde sövmeyi bırakmıştım. hoş, daha uzak yerleri yazsaydım yine girerdim istediğim yere de, neyse...
ilk vizemden çıktığımda, böyle film sahnelerindeki gibi bir şey oldu. millete bakıyorum ve oraya ait olmadığımı hissediyorum. evi aradım, ben okulu bırakıp geliyorum. bu sene bir yere girip çalışırım, gelecek sene için dershane parası biriktiririm dedim... sonra anlatsam inanmayacağınız şekilde gelişen olaylar nedeniyle o gün dönemedim, sonra sineye çektim. o olaylar da başka bir entry konusu olur sanırım.
sonra diğer sınavlara girdim, düzenli gitmeye devam ettim okula taa ki, çok iyi olduğum matematik vizesinden 28 alana kadar... kağıdıma baktım, penisim sülfat şekilde kırılmış puanlarım... yavaş yavaş anlıyordum, zeka bir yere kadar, artık çalışmak gerekiyordu ve ben o bölüm için çalışmaya hazır değildim henüz.
sonra okulu kendi kafamda bıraktım ve çocukluktan beri hayalim olan bir işe girdim. öyle takılıyorum kendi kendime... arada derslere gidiyorum, sınavlara falan giriyorum... 2. sene sonunda en az okul 1 yıl uzadı... sonra ben o işte biraz profesyonel oldum... artık tamamen anlamıştım, zeka aslında oraya getirmişti beni, devam etmek için çalışmam gerekiyordu. (üniversite sınavına da, mayıs ayında çalışmaya başlamıştım. lise 2 ve 3te dershaneye para ödememiştim. yani haybeden demiyoruz bazı şeyleri. )
zaman geldi geçti... bir karar vermem gerekti, ya o işi tam profesyonel olarak yapacaktım ki bu okulu çok uzun süre bitiremememe sebep olacaktı ya da okulu bitirecektim. (bu arada derse gitmeden ite kaka bir şekilde 3. sınıfa geçtim) ama 3 ve 4ün dersleri, bitirme tezi, projeler vs çok zaman alacaktı. o sektör için çok büyük yerden gelen 2 teklifi reddettim, okulu bitireceğim dedim... yaklaşık 1,5 yıl kadar tüm derslere giderek okulu bitirdim. dersine girip, not tutup da geçemediğim tek dersim vardı o da ezber dersiydi... onun dışında bir sıkıntım olmadı...
mezun olduktan sonra da güzel yerlerde güzel şekilde çalıştım ama hiçbir zaman yaptığım işi sevmedim. maaşlı çalışmayı "para karşılığı zamanını satmak" olarak görüyorum. dolayısıyla, işin tanımı gereği istenileni yapıyorum karşılığında da para kazanıyorum olarak bakıyorum yani işe çok büyük anlamlar yüklemiyorum. işimi çok iyi yaparım ama benimsemem, o yüzden ayrılıklar kolay olur benim için. şirketlere çok büyük anlamlar yüklemem, siz de yüklemeyin. emin olun yaptığınız işi en az sizin kadar iyi ve yarı fiyatına yapacak birini bulsalar "cost saving" dedikleri penisim sülfat şey yüzünden gözünüzün yaşına bakmazlar. siz de cazip gelen teklifleri değerlendirirken bunu düşünün.
neyse, gelelim sadede; ben kendim ve şahsım olarak maaşlı çalışılan bir işte mutlu olunamayacağını düşündüğüm için, kendi yeteneklerim çerçevesinde en iyi parayı da mühendislikte kazanabileceğimi düşündüğüm için bu işi yapıyorum. burada "düşündüğüm için" ortak çarpan parantezine alabilirdim de üşendim, ona ayıracak zamanım ve enerjim yok henüz bu saatte. belki ilerleyen saatlerde...
yalnız bir türlü sadede gelemediğimi fark ettim, evet geç gelirim kıslar eqleyebilir! sevmediğiniz bir bölümü okumuş olabilirsiniz, sevmediğiniz bir işte de çalışabilirsiniz. bunların hiçbiri sorun değil! sorunlarınız, sevmeseniz de bir bölüm okuyamadığınızda, bir iş bulamadığınızda başlar! o yüzden, bir şekilde başladıysanız ya en kısa sürede değiştirin ya da en kısa sürede bitirin ki fazla canınız yanmasın.
selam ve dua lipa!
zaten, en sonda yer alan tek mühendislik tercihime yerleşmiştim. "sayısalcı adamsın, bir tane de mühendislik yazalım" diyen rehberlik hocama çok sövmüştüm ama sonra düşününce istediğim bölümün o yıl 10 puan artmasıyla açıkta kalabileceğimi de fark ettiğimde sövmeyi bırakmıştım. hoş, daha uzak yerleri yazsaydım yine girerdim istediğim yere de, neyse...
ilk vizemden çıktığımda, böyle film sahnelerindeki gibi bir şey oldu. millete bakıyorum ve oraya ait olmadığımı hissediyorum. evi aradım, ben okulu bırakıp geliyorum. bu sene bir yere girip çalışırım, gelecek sene için dershane parası biriktiririm dedim... sonra anlatsam inanmayacağınız şekilde gelişen olaylar nedeniyle o gün dönemedim, sonra sineye çektim. o olaylar da başka bir entry konusu olur sanırım.
sonra diğer sınavlara girdim, düzenli gitmeye devam ettim okula taa ki, çok iyi olduğum matematik vizesinden 28 alana kadar... kağıdıma baktım, penisim sülfat şekilde kırılmış puanlarım... yavaş yavaş anlıyordum, zeka bir yere kadar, artık çalışmak gerekiyordu ve ben o bölüm için çalışmaya hazır değildim henüz.
sonra okulu kendi kafamda bıraktım ve çocukluktan beri hayalim olan bir işe girdim. öyle takılıyorum kendi kendime... arada derslere gidiyorum, sınavlara falan giriyorum... 2. sene sonunda en az okul 1 yıl uzadı... sonra ben o işte biraz profesyonel oldum... artık tamamen anlamıştım, zeka aslında oraya getirmişti beni, devam etmek için çalışmam gerekiyordu. (üniversite sınavına da, mayıs ayında çalışmaya başlamıştım. lise 2 ve 3te dershaneye para ödememiştim. yani haybeden demiyoruz bazı şeyleri. )
zaman geldi geçti... bir karar vermem gerekti, ya o işi tam profesyonel olarak yapacaktım ki bu okulu çok uzun süre bitiremememe sebep olacaktı ya da okulu bitirecektim. (bu arada derse gitmeden ite kaka bir şekilde 3. sınıfa geçtim) ama 3 ve 4ün dersleri, bitirme tezi, projeler vs çok zaman alacaktı. o sektör için çok büyük yerden gelen 2 teklifi reddettim, okulu bitireceğim dedim... yaklaşık 1,5 yıl kadar tüm derslere giderek okulu bitirdim. dersine girip, not tutup da geçemediğim tek dersim vardı o da ezber dersiydi... onun dışında bir sıkıntım olmadı...
mezun olduktan sonra da güzel yerlerde güzel şekilde çalıştım ama hiçbir zaman yaptığım işi sevmedim. maaşlı çalışmayı "para karşılığı zamanını satmak" olarak görüyorum. dolayısıyla, işin tanımı gereği istenileni yapıyorum karşılığında da para kazanıyorum olarak bakıyorum yani işe çok büyük anlamlar yüklemiyorum. işimi çok iyi yaparım ama benimsemem, o yüzden ayrılıklar kolay olur benim için. şirketlere çok büyük anlamlar yüklemem, siz de yüklemeyin. emin olun yaptığınız işi en az sizin kadar iyi ve yarı fiyatına yapacak birini bulsalar "cost saving" dedikleri penisim sülfat şey yüzünden gözünüzün yaşına bakmazlar. siz de cazip gelen teklifleri değerlendirirken bunu düşünün.
neyse, gelelim sadede; ben kendim ve şahsım olarak maaşlı çalışılan bir işte mutlu olunamayacağını düşündüğüm için, kendi yeteneklerim çerçevesinde en iyi parayı da mühendislikte kazanabileceğimi düşündüğüm için bu işi yapıyorum. burada "düşündüğüm için" ortak çarpan parantezine alabilirdim de üşendim, ona ayıracak zamanım ve enerjim yok henüz bu saatte. belki ilerleyen saatlerde...
yalnız bir türlü sadede gelemediğimi fark ettim, evet geç gelirim kıslar eqleyebilir! sevmediğiniz bir bölümü okumuş olabilirsiniz, sevmediğiniz bir işte de çalışabilirsiniz. bunların hiçbiri sorun değil! sorunlarınız, sevmeseniz de bir bölüm okuyamadığınızda, bir iş bulamadığınızda başlar! o yüzden, bir şekilde başladıysanız ya en kısa sürede değiştirin ya da en kısa sürede bitirin ki fazla canınız yanmasın.
selam ve dua lipa!
devamını gör...
39.
sonraki tüm tercihleri de sorgulamaya sebep olan hededir. yanlış diye diye okuyup bitirdim. yanlış diye diye işe güce başladım. hala yanlış der dururum. ha deyince de değiştiremiyorum ki. bana bir eylem planı lazım.
sevgili insancıklar bakın tercih dönemi yaklaşıyor. aman diyeyim! ben yaptım siz yapmayın, ben yandım siz yanmayın. ne yapmak istediğinizi düşünün. ne yapmak istemediğinizi de düşünün. hiçbir mesleğin dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını, her mesleğin bir yerde boka sardığını, bu yüzden hangi kokuya daha çok katlanabileceğinizi düşünün. işinizi seçmek eşinizi seçmek gibi öyle ha deyince ayrılamıyor insan. zaman ilerledikçe ve mesleğin içerisinde daha fazla yer aldıkça her şeyde olduğu gibi mesleği bırakmak da değiştirmek de zorlaşıyor. sevmediğini anlasan bile bunu bırakıp sıfırdan nasıl başlayacağım ben şimdi diye düşünüyorsunuz. cesaretsiz hissediyorsunuz. kendinizi gaza getiriyor ancak fikirsiz hissediyorsunuz. bunun buhranı hiçbir şeyde yok diyemem ancak hayatın birkaç temeli varsa birisi de budur.
bunları gözünüz korksun diye de söylemiyorum, bunlar gerçeklerdir. hiçbir işin forsuna aldanmayınız zira bu forsların değerini yanlışlar içerisinde yüzmeyi seven insanoğlu belirlemiştir. bugün böyle der bu insanoğlu yarın şöyle der. asla da güven olmaz.
en güzel elbise size en çok yakışanıdır, en iyi meslek sizin için en uygun olanıdır.
sevgili insancıklar bakın tercih dönemi yaklaşıyor. aman diyeyim! ben yaptım siz yapmayın, ben yandım siz yanmayın. ne yapmak istediğinizi düşünün. ne yapmak istemediğinizi de düşünün. hiçbir mesleğin dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını, her mesleğin bir yerde boka sardığını, bu yüzden hangi kokuya daha çok katlanabileceğinizi düşünün. işinizi seçmek eşinizi seçmek gibi öyle ha deyince ayrılamıyor insan. zaman ilerledikçe ve mesleğin içerisinde daha fazla yer aldıkça her şeyde olduğu gibi mesleği bırakmak da değiştirmek de zorlaşıyor. sevmediğini anlasan bile bunu bırakıp sıfırdan nasıl başlayacağım ben şimdi diye düşünüyorsunuz. cesaretsiz hissediyorsunuz. kendinizi gaza getiriyor ancak fikirsiz hissediyorsunuz. bunun buhranı hiçbir şeyde yok diyemem ancak hayatın birkaç temeli varsa birisi de budur.
bunları gözünüz korksun diye de söylemiyorum, bunlar gerçeklerdir. hiçbir işin forsuna aldanmayınız zira bu forsların değerini yanlışlar içerisinde yüzmeyi seven insanoğlu belirlemiştir. bugün böyle der bu insanoğlu yarın şöyle der. asla da güven olmaz.
en güzel elbise size en çok yakışanıdır, en iyi meslek sizin için en uygun olanıdır.
devamını gör...
40.
aynı bir parmağınızın çıkması gibidir. başta fark etmezsin sonra acıdan duramazsın.
devamını gör...