isminden de anlaşılacağı üzere fransa'nın bağrından kopup gelen, dondurulmuş bir yaz tatlısıdır.

fransızca mükemmel anlamına gelen parfait, tatlının orjinal adıdır.

bir çeşit dondurmadır desem abartmış olmam sanırım.

yumurta, krema ve şeker çırpılarak yapılır. bu, sade parfedir, bu karışımın içine istenilen meyvelerden birküvilerden veya kırılmış ceviz, fındık eklenerek çeşitleri yapılabilir.

krem şanti ve süt ile çok daha basit ve hızlısı yapılabiliyor. buradaki püf nokta ise krem şanti kutusunda yazan süt oranının azaltılarak kullanılmasıdır. daha katı bir kıvam istendiği için 3'te bir oranında süt azaltılır.

süt ve krem şanti çırpılır içine istenilen meyvelerden küçük küçük doğranıp eklenir ve streç film serilmiş kaplara konulup üzeri iyice düzleştirilir. yeterince donuncaya kadar buzlukta bekletilir. üzerine isteğe bağlı çikolata sos dökülür.

eğer sade krem şanti güzel olmaz derseniz benden size bir tüyo: karışımı çırparken içine bir kaç kaşık süt kreması ve eritilmiş beyaz çikolata koyarsanız efsane bir lezzet elde edersiniz.

kiraz ve karadut ile yaptığım versiyonunu dikkat ağzınız sulanabilir diyerek aşağıya bırakıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: yengeç burcu)
devamını gör...

aldığım en güzel hediyeydi bir şiir kitabı. çok sevdiğim bir dostum almıştı bana. şiir kitaplarına zaafım var. ama az kalsın ben hediye edemeyecektim ona. korkuttu beni. neyse ki zamanımız var, hep de olacak.
devamını gör...

sözlük dm'sini amacına uygun kullanan yazarlardır.

(bkz: ver mehteri)
devamını gör...

hallederiz, yaparız, bakarız. bu aynı zamanda tembelliğin vazgeçilmez sozcükleridir.
devamını gör...

üzüldüğümde terk edebildiğim tek şey sosyal medya hesaplarım.. sıra sana geldi sözlük.
düzelicez inşallah be.


düzelir gibi olduk damlayalım hemen buraya
devamını gör...

"hep denedin, hep yenildin. olsun. gene dene, gene yenil. daha iyi yenil."

samuel beckett
devamını gör...

hiçbir b*k yapmadıkları hayatlarını ve kendilerini övmek. bir de kendi aptal zihniyetlerini çoğaltmak adına durmadan üremek.
devamını gör...

kişilik bölünmesi üzerine bir roman olan dr. jekyll ve mr. hyde'da victoria devri ingilteresinde, londralı avukat mr. utterson'ın eski dostu, nazik bir insan olan saygın yaşlı hekim dr. henry jekyll'in zaman zaman şehvet düşkünü bir canavara, yani mr. edward hyde'a dönüşmesi olayını gözlemlemesi anlatılmaktadır.

bunun dışında meşhur bir five finger death punch parçasıdır.

devamını gör...

depresyon düzeyinizi ölçmek için yaygın olarak kullanılan bir araçtır. 21 maddeden oluşur ve kişinin dört yargı cümlesi arasından kendisine en uygun olanı seçmesi istenir. bu testte, her madde 0-3 arasında giderek artan puan alır ve toplam puan bunların toplanması ile elde edilir.

testi buradan yapabilirsiniz

sonuç için soruların yanındaki puanlar toplanır ;
1 - 10: arası puan normal
11 - 16: hafif ruhsal sıkıntı
17 - 20: sınırda klinik depresyon
21 - 30: orta depresyon
31 - 40: ciddi depresyon
40 üzeri: çok ciddi depresyon
devamını gör...

kitabı okumaya başladığım andan itibaren merak duygusu hiç eksilmedi.

öncelikle her şey bir trafik ışığında arabasında beklerken kör olan bir adamın içine düştüğü durumla başladı.

romana daha ilk başladığımızda tıpkı kafka'nın meşhur böceğe dönüşme sahnesinde olduğu gibi bir anda oldu. tık ışıklar gitti. ve karanlık.

romanı uzun uzun anlatıp sıkmak istemem. üzerinde durmak istediğim yerler var;

öncelikle karakterler doğuştan kör değil. beyaz kör. yani doğadaki şeyler dünyasını tanımlamış ama hayat akışının bir noktasında beyaz kör olmuşlar. doğada bir anda olup biten şeyler yoktur. değişim ve süreç vardır. dolayısıyla biz bu insanlara kör oldular diyemeyiz. duyarsızlık veya duyu yetilerinin alışkanlıkla körleşmesi de diyebiliriz. ve bu hastalık bir kişi hariç herkese bulaşıyor. neden? çünkü insanların anlaşabilmek, ileteşim kurabilmek için ortak mitlere(para gibi) ihtiyacı var. dolayısıyla kaos çıkar. ortak anlaşabildikleri değerlerin yitimine uğradıkları için de nitekim çıkıyor.

körlük trafik ışıklarında başlıyor. neden trafik ışıkları da başka bir yer değil? komutların verildiği bir yerde. her zaman duyumsayıp algılarız. ama ışıklarda olması tesadüf olmayabilir diye düşünüyorum.

ikinci dikkatimi çeken kısımsa yönetimin, bulaşıcı olan körlüğü kontrol altında tutabilmek için vakaları hapsettiği yer.
o kadar seçenek var ama tercih edilen yer eski bir hastane. üstelik de akıl hastanesi! tesadüf mü? tabiki hayır. yazar da yaratıcıdır, ve kusursuz çalışmak ister. herhangi bir obje, nesne veya özne orada olması gerektiği için vardır. fazlalık hiçbir şey yoktur(bence). buradan yola çıkarsak karakterlerin beyaz körlüğünün aslında zihinle ilgili olduğu sonucuna varabiliriz. dolayısıyla evvelden dediğim gibi bu insanlar duyarsızlaştırılmış, alışmış.

şunu da söylemeliyim ki karakterlerin hiçbirinin ismi yok. sahneye çıkan kişinin özelliklerine göre nitelemeler yapılmış. zannımca isim dar bir çerçeve çizerek anlatılmak isteneni/mesajı sınırlar. ama aylak adamdaki gibi "bay c.", gecikmeli ankara tireniyle gelen kadın", "josef k" gibi yaratımlar daha çok evrensellik, kapsayıcılık barındırır.

romanın ana mesajının verildiği yer ise "körlük" tanımın hakkını ise hapishane sahnesindeki distopik gösterim verir. burada bir nevi doğal seleksiyon vardır. güçlünün güçsüze baskın geldiği, kuralları sadece kendisi için geçerli kıldığı bir düzen hakim(güçlü olan grubun istekleriyle romanı okuyunca karşılaşırsınız).
tamamen kaosun geçerli olduğu bir iklim.
eski akıl hastanesinden bozma bir hapishanede beyaz körler ordusunun hayatta kalma mücadelesinde güçlünün güçsüze üstün gelme çabası. insani değerlerin ortadan kalkıp tamamen içgüdülerle hareket edilen kaotik bir ortam.

ama hesaba katılmayan bir şey var. gözleri gören bir kişi var. ve roman boyunca körlükten hiç etkilenmiyor. hatta grubun öncülüğünü, önderliğini, yol göstericiliğini yapıyor.

aklıma gelen bir kısım da; hapishaneden kurtulup eve vardıkları zaman, kadınların balkonda yağmur altında yıkandıkları sahne.
bir arınma, pisliklerden sıyrılma gibi gelmişti. bana.

romanı bir defa okudum. o da yaklaşık 4-5 yıl önce ama etkilediği için tasavvur edebiliyorum. ve düşüncelerim hala aklımda.
aklıma gelen sahneler var, tekrar okuduğum zaman yazıya eklemeler yaparım.
devamını gör...

yokuş aşağı giderken kontrolü kaybedip bodrum katındaki evin yatak odasına giren kamyonettir.
devamını gör...

kesin olarak yarın ölecek olacağımı bilseydim, bugün ölebileceğim ama yarın öleceğimi bildiğim için beni öldüremeyecek ne varsa deneyimlerdim.
devamını gör...

kayseri'de nimet bayraktar ağız ve diş sağlığı hastanesi 2. kattaki kliniklerde, iki çalışan, yarı çıplak halde seks yaparken yakalandı.



sağlık personeli haber kaynağı
hastane'de seks skandalı! kamera olmayan noktalarda..
kayseri'de nimet bayraktar ağız ve diş sağlığı hastanesi 2. kattaki kliniklerde, iki çalışan, yarı çıplak halde seks yaparken yakalandı
gündem 23 şubat 2021 - 10:14
hastane'de seks skandalı! kamera olmayan noktalarda..

iddiaya göre, kamu kurumundaki çirkin olay şu şekilde ortaya çıktı.

diş hastanesinde çalışan temizlik personeli h. 2. kattaki kliniklerin, temizliği için, odaya girince, iki personeli, yarı çıplak vaziyette seks yaparken görüyor. sonrasında konuyu hastane idaresine bildirerek şikâyetçi oluyor.

hastane içerisinde seks yaptığı iddia edilen h. isimli bayanın kadının, imam nikâhlı eşi, olayı öğrenince farklı zamanlarda hastaneye gelerek, çalışanlarla kavgaya dönüşen tartışmalar yaptığı ifade ediliyor.


buradan
devamını gör...

halim yok gerçekten, sevenim de yok bence. olsa söylerdi. hadi sevenim var diyelim, bana adım atsa bende giderim belki ama şimdi tekrardan kendimi anlatacak gücüm yok....
devamını gör...

var böyle bir zorluk.
silgin ne kadar kaliteli de olsa, o kırmızı kalemi hangi allah'ın kulu yaptıysa artık, silmek için bir taraflarını da yırtsan, çok az da olsa kalır o kırmızı kurşun kalem izi.
o yüzden ilkokulda hiç kullanmak istemezdim.
devamını gör...

"feleğin bir suyu var, su değil kezzap gülüm.
feleğe dayandım gülüm, öldüm de uyandım gülüm. "
devamını gör...

şaşıdır. hepinizi çift görüyorum askolar.
devamını gör...

tam da şu an b.k gibi hissediyorum
devamını gör...

türk şiirinin anne kokulu dizelerinin şairi (bkz: didem madak)'ın her okunuşunda yutkunmayı zorlaştıran şiiri. telif hakları nedeniyle şiirin son bölümlerinden bir kesit paylaşıyorum.

--! spoiler !--

iki sigaram kaldı bu gece için
yüzyıl yetecek çocukluğum,
iki muhabbet kuşum,
biraz da ateşim var.
dua ediyorum ateşe
vazgeçsin diye beni yakmaktan bu gece
dünyanın bütün sabahları için iki bilet al maviş anne
aman umutsuz bir yer olmasın!

iki kendim varmış maviş anne
biri benmişim biri mutsuz
ben ölürsem maviş anne, mutsuz için
dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.

ben ölürsem mutsuza iyi bak!

--! spoiler !--
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim