geçmişte evde tek kişi çalışır 7 çocuğu büyütürdü. şimdi anne baba çalışıp bir çocuğun masrafına yetişemiyor. ülke uçuyor yersen.
devamını gör...

yaptığı bir yorum ile sizi kıskandığını ortaya koyması.
devamını gör...

fatoş isimli de bir parçaları vardır. aslında fatoş şarkısı fıransızların la rirette isimli bir şarkısının komikleştirilmiş, şiveleştirilmiş halidir. fransız kızlarına cinsrllik eğitimi verilirken kullanılan bir şarkı imiş. tabi grup vitamin durur mu yapıştırmış fatoşu.



şarkının orjinali:



türkçesinin sözleri:

fatoş almış orağını aman fatoş canım fatoş
fatoş almış orağını ot biçmeye gidermiş
ah ot biçmeye gidermiş

yolda dört young delikanlı aman fatoş yandım fatoş
orda dört genç delikanlı fatoşa da rastlamış
ah fatoşa da rastlamış

birincisi biraz ürkek aman fatoş yandım fatoş
birincisi biraz mahçup yanağını okşamış
ah yanağını okşamış

ikincisi biraz çapkın aman fatoş yandım fatoş
ikincisi biraz çapkın donunu da indirmiş
ah eteğini kaldırmış

üçüncüsü anasının gözü lavitey fatoş aman fatoş
üçüncüsü anasının gözü otlara da yatırmış
ah otlara da yatırmış

dördüncünün yaptıkları laviyetto aman fatoş
dördüncünün yaptıkları bu türküde söylenmez
ah bu türküde söylenmez

bu türkünün ana fikri aman fatoş canım fatoş
bu türkünün ana fikri bütün erkekler öküz
ah bütün erkekler öküz

ana fikri baba fikri aman fatoş canım fatoş
ana fikri baba fikri kızlar öküzü sever
aah kızlar öküzü sever

bu türküyü duyan kızlar aman fatoş canım fatoş
bu türküyü duyan kızlar ot biçmeye gidermiş
ot biçmeye gidermiş


fransızcası:

jeanneton prend sa faucille,
la rirette, la rirette,
jeanneton prend sa faucille,
et s'en va couper des joncs

en chemin elle rencontre,
la rirette, la rirette,
en chemin elle rencontre,
quatre jeunes et beaux garcons

le premier, un peu timide,
la rirette, la rirette,
le premier, un peu timide,
lui caressa le menton

le deuxième un peu moins sage,
la rirette, la rirette,
le deuxième un peu moins sage,
lui souleva son jupon

le troisième encore moins sage,
la rirette, la rirette,
le troisième encore moins sage,
la coucha sur le gazon

ce que fit le quatrième,
la rirette, la rirette,
ce que fit le quatrième,
n'est pas dit dans la chanson

la morale de cette histoire,
la rirette, la rirette,
la morale de cette histoire,
c'est qu'les hommes sont des cochons
la morale de cette morale,
la rirette, la rirette,
la morale de cette morale,
c'est qu'les femmes aiment les cochons

la morale de ces morales,
la rirette, la rirette,
la morale de ces morales,
c'est qu'ca fait des p'tits cochons.
devamını gör...

ben çok korkuyorum trafiğe çıktığımda panikleyince saçma sapan sürüyorum arabayı. özellikle de erkek sürücüler sıkıştırmasa bu kadar sinir olmam belki*. kurallara tam uyunca olmuyor o iş.
devamını gör...

federal yönetimi yani eyalet sistemini savunan bu fikir akımı, osmanlı devletinin parçalanmasının ademi merkeziyetçilikle önlenebileceğini öne sürmüştür. bu fikir akımı, prens sabahattin tarafından ortaya atılmış; fakat osmanlı devletinde kabul görmemiştir.
devamını gör...

(bkz: tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan sorunsalı)
kısacası döngü, karma
devamını gör...

göbeklitepe şanlıurfa ilimizin 18 km. kadar kuzeydoğusunda, mevkii olarak örencik diye adlandırılan köyün yakınlarındaki tarihi tapınak olduğu düşünülen yapıdır. tarihi milattan önce 11.400'lere kadar dayanmaktadır. yaklaşık 3400 sene hizmet verdikten sonra yine milattan önce 8000'lerde terkedilmiş, üzeri toprakla kapatılmış ve bir daha kullanılmamıştır. popüler tarih kaynaklarında "tarihin sıfır noktası veya tarihin başlangıcı" olarak adlandırılan yapı 2011'de "dünya geçici mirası" listesine eklenmiş daha sonra 2018 yılındaki 42. oturumunda unesco tarafından 1572 referans numarasıyla "dünya kültürel mirası" listesine kalıcı olarak eklenmiştir.

göbeklitepe diye nitelendirdiğimiz yapının bir çok yapılış amacı olduğu öne sürülmektedir. kült yapı olduğu düşünülen tarihi mirasın ne için yapıldığı konusunda bir fikir de "sirius yıldızı"na tapınma amacı taşıdığı yönündedir.

milattan önce 11.400'lerde yapıldığı kanıtlanarak bilinen tüm tarihi titreten göbeklitepe bilinen en eski yapıdır. yapılışı piramitlerden çok çok daha öncelere aittir.

kesin olmamakla beraber buranın bir tapınak olduğu, çok uzaklardan gelen insanların buraya uğrayıp ibadet ettiği ve gittiği düşünülmekte. tapındıkları şeyin ise tüm antik uygarlık ve medeniyetlerde adı geçen "sirius yıldızı" olduğu düşünülmekte.

bilindiği gibi sirius yıldızı geceleri en parlak görünen yıldız olduğu için antik uygarlıklar tarafından bir tanrı olarak kabul edilmiş olabilir. ne de olsa gündüzleri gündüz yapan şey güneştir. işte gün geceye dönüp de güneş gittikten sonra bir diğer yapı olarak sirius gelmekte. aynı zamanda venüs ve ay da kutsal olarak kabul ediliyor antik uygarlıkların bazılarında. ikisi de en parlak olanlar arasında.

sirius, masonluğun sembolüdür. antik mısır'ın din sisteminin temel yapı taşı, bazı piramitlerin dizilişi, osmanlıcada şira, türkçe'de köpek yıldızı olarak sıkça adından bahsedilir. ancak göbeklitepe milattan önce 8000 yıllarında nedeni bilinmeyen bir şekilde üzeri kapatılarak terk edilmiştir. aynı zamanda göbeklitepe yakınlarında bulunan bu şekilde bir çok yapı bulunmakta.

tam da bu yüzden göbeklitepe bir tapınak olabilir düşüncesi baskın olmakta. halen araştırılmaya ve sırları aralanmaya devam eden bu yer şu an için insanlık açısından en önemli yer olarak kabul ediliyor. böyle bir yapının bizim ülkemizin topraklarında olması da ayrıca büyük bir şans...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şuan yaptığım eylemdir. yıllar önce okuduğum kitabı tekrar okuyorum ama bu sefer daha sindire sindire aklıma kazıyarak. sanki yıllardır görüşmediğim eski bir dostumla yeniden hemhal olup dertlerine, gülüşlerine, hüznüne, deliliğine ortak oluyor gibiyim.
sanki o ben gibi.
nerede güzel huyum varsa ondan kapmışım gibi.
iyi ki varsın iyi ki tekrar karşılaştık. yoksa bu dünyada nasıl izime rastlanır nasıl ben ben olurdum?
devamını gör...

(bkz: oturun oturduğunuz yerde)
devamını gör...

en sevilen kişi oldum da istediğim kalpte olamadım.
devamını gör...

bir robert sheckley romanıdır. ithaki bilimkurgu klasikleri arasından çıkan kitabın müthiş bir sosyoloji laboratuvarı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

mevki uygarlığı adıyla türkçeye çevrilmiş olan klasik insanı anından çepeçevre sarıp içine çekiyor ve kolay kolay da bırakmıyor. bunu birçok kitap başaramaz aslında.

omega gezegenine sürgüne gönderilen insanların hepsi suçlulardan oluşur, belki de değillerdir ama kanıtlar öyle olduklarına hükmeder. bu bu andan itibaren hafızaları silinir ve bir gemi ile omega gezegenine gönderilmek onların ödeyecekleri bedel olur ve bu da çok büyük bir bedeldir.

aslında omega içinde yaşamaya mahkum olduğumuz dünyadan çok da farklı değildir. orası bir mevkiler uygarlığıdır. sınıflı toplumun kozmik bir tezahürü. bu dünyadan tek farklı kötülüğün ceza gerektiren bir davranış değil aksine övgüye değer bir erdem olmasıdır. ama bu kuralsızlık içinde asla affı olmayan kural ihlalleri de vardır elbette.

omegadan bir kurtuluş yolu var mıdır? insan içindeki iyi ya da kötünün dışına çıkabilir mi? yoksa herkes kendi hapishanesini kendi zihninde mi inşa etmiştir? mevkiler üzerine kurulmuş hangi uygarlık gerçekten uygardır?

robert sheckley üstadımın önünde saygı ile eğiliyor ve başlığı açan çok sevdiğim yazar ateist kaplumbağa’ya da sevgililerimi sunuyorum.
devamını gör...

ne düzeni ya dedirten başlık.
devamını gör...

hayatımda; siyah üzeri baskılı tshirt giydim mi : yok
sakal bıraktım mı; asla, 1 haftadan sonra mutlaka keserim.
saçımı uzattım mı; hiç sevmem hep kısacıktır, çabuk yağlanıyor meret.
kedi kestim mi; yok daha neler ( şaka,şaka bırakın satanisttirler, kedi keserler lafını )

beni görenler sorduklarında metal dinliyorum dediğimde tip tip bakıyorlar, bende espiri olsun diye bende kendisini jiletleyen müslümcü tipi var ama heavy metal dinliyorum diyorum, inanamıyorlar.

insanların aklına metal müzik denilince hep siyah giyinen, saçı sakalı uzun, satanist, kedi kesen biri geliyor. hayatımda hiçbir zaman ne herhangi bir şekile girdim ne de kimsenin şeklini sorgular oldum.

14-15 yaşından beri heavy-metal ile haşır neşirim. yavaş yavaş dinlemeye başlayıp, şuanda bütünüyle diyebileceğim şekilde heavy-metal dinliyorum.

pek çok metal konserine , barına gittim, ortamlarda çok bulundum. geriye dönüp baktığımda abd den dönen arkadaşımın getirdiği o zamanlar çıkalı 1-2 sene olmuş olan metallica kill’m all albümünü iyi ki dinlemişim. ilk dinlediğimde ulan bu ne dediğimi hatırlıyorum, bunu derken ne olumlu ne de olumsuz manada dedim. tam anlayamadım açıkçası. bir şarkı, iki şarkı, sonra diğer arkadaşlara oğlum şöyle bir şey var dediğimde bu ne lan diye bana uzaylı gibi bakmaları, tabii o zamanlar yaşımızın icabı modern talking de dinliyoruz, orhan gencabay da, mazhar-fuat-özkan da.

sonra üniversite hayatı ile birlikte iyice doğru yola girme, tamamen belli bir tarza yönelme,black sabbathlar, judaslar, metallica, iron maidenler vesaire vesaire . askerden dönünce ilk iş doğubanka gidip iyi bir müzik seti alma, onu bangır bangır açma, rahmetli babamın buna zaman zaman kızması, onların yazlıkta olduğu bir gece zom olarak arkadaşlarla eve gelme, gecenin bilmem kaçında bangır bangır müzik dinlerken kapıya komşunun gelmesi ve şuan.

yaş olmuş bilmem kaç kendimi “too old to rock'n'roll too young to die” olarak görüyorum, şimdi oğlumla birlikte dinliyoruz. gitar sololarını çok sevdiğim için her şarkıda solo başladığı zaman küçükken burası babamın en sevdiği yer demesi.(her şarkıda mutlaka derdi). bir iki sene öncesine kadar benim her türlü takılmalarıma rağmen yaşı gereği piyasa müziği dinlerken, şimdi hem elektro hem de bas gitar çalması, benim adını bile duymadığım grupları dinlemesi, bak bu da var demesi. youtube dan birlikte heavy metal üzerine videolar, konserler izlemeler…

70 ve 80 lerin heavy metali ile thrash favorim, diğer türlerini de dinliyorum ama en keyif aldıklarım saydıklarım.

bu müzik türünde beni kendine çeken şey gitar riffleri, soloları ve ritimleri, bir de iyi böğüren bir frontman varsa ufffff. futbolda bir tabir var, atanında tutanında iyi olacak diye. heavy metal de de öyle , atanın frontman in, tutanın ritm tarafı (bateri ve bas). bunlar sağlam olursa korkma. çok iyi bir gitarcın varsa, riff ve soloların iyiyse, bir de yanına iyi bir frontman, tamamdır. bunun istisnası yok mu megadeth mesela frontman hariç her şey 10/10 olan grup ama solist kötü, alışıyorsun mustaine’in sesine zamanla (mustaine ritm gitarda çok iyidir, sadece sesi kötü.)

bu müzikten ne anlıyorsun diyenlere hep şunu diyorum, bu müziği sevebilmen için sabırlı olacaksın. bir kere dinlerken adam bası nasıl çalmış ona dikkat edeceksin,
sonrakinde bateriye bakacaksın, bakacaksın sonra diyeceksin ki ulan adam ne güzel çalıyor. sonra birlikte oluşan armoniye bakacaksın ve diyeceksin ki müziğin hası bu işte. önce analiz sonra sentez yani, böl ve bir araya getir.

genelde bu tarzı dinleyenler klasik müzikte sever, pink floyda da bayılır ve benim gibi kaliteli olmak kaydıyla arabeskte sever.

diyeceğim o ki dünyaya yeniden gelsem gene bu müziği dinlerdim. ah keşke tony iommi gibi gitar çalabilseydim veya james hetfield gibi şarkı söyleyebilseydim……….
devamını gör...

tum yolları denemektir.

erkek: whatsappa geçelim mi ?
kız: yok olmaz.
erkek: o zaman gel telegrama.
kız: olmaz yuklemedim.
erkek: ınstagramdan eklesene hem fotolari likelelariz
kız: kullanmıyorum amacı dışında artık.
erkek: facebook var mi messengerdan hizli yazısıriz.
kız: yok facebook amca teyze işi.
erkek: telefon var mi ? sms atardım.
kız: yok duman yoluyla iletişim halindeyim ben.
devamını gör...

adana sokaklarında yürünmektedir. birazcık ileride, tanıdık oldukları anlaşılan, tahminen 50'li yaşların sonlarında olan geleneksel model iki erkek karşılaşırlar.

ilki sorar ve aşağı yukarı şu diyalog gelişir:

+ torun olmuştu senin, nasıl, iyi mi?
- iyi iyi, büyüyor.
+ ne diyorsun, evlat mı tatlı torun mu?
- bana sorarsan avrat "hepisinden" tatlı.

yürü bee.
devamını gör...

mesele tuvalet değil kendinle baş başa kaldığın andır. tuvalet bu duruma müsait yerlerden biridir.
devamını gör...

yakınında olunca hiç çekilmez.
mesela otobüs durağı. hele bir de sıra olunmuşsa. önünüzde pofur pofur içer. kenara az çekilseniz arkanızdaki kişi aa çıktı sıradan hemen yerini kapiyim şunun diye bekleyen aç akbaba gibidir o yüzden yerinizden de kımıldayamazsınız. uyarsanız bir kıymeti yoktur hatta hiç yoktan başınız belaya girer.
zaten bu hödüklüğü yapan sığır senin ricandan, lütfeninden anlar mı? sanane lan içerim içmem açık havadayız dürtüp durma adamın asabını bozma diye bir de çıkışırsa ve sizin de sinirli bir yapınız varsa aman amann.

başka bir versiyonu cafe ortamı. hele bir de alan küçük sıkış tepişse - ki insanlar en çok bu yerleri tercih eder ferah mekanlar dururken. birbirlerinin üstlerine çıkmayı seviyorlar sanırım- boğulursun orada. pasif içiciliği geçtim kendin içmiş gibi olursun.

dolmuş versiyonu. en tehlikeli olanı. şoföre bir şey diyemezsin %99 tersler çünkü. onda da hiç yoktan kavga çıkabilir.

kısaca eyy içenlerrr

az saygı ya plss
devamını gör...

1881 yılında temeli atılan okul. o zamandan beridir de klasik lise olarak eğitim veriyor. 15 ve 19. yüzyıllarda birçok rum patrik ve despotu, eflak ve boğdan voyvodaları yetiştiren okul, cumhuriyet'in ilanından sonra fener rum erkek lisesi ismini almış. bugünkü geliri rum cemaatinin taşınmazlarından karşılanan kiralar ve zenginlerin hibeleri ile karşılanıyor.
3 bin metrekare civarında bir alana sahip olan okul 19. yüzyıl eklektik mimari tarzının izlerini taşıyor. mimarı da konstantinos dimadis isimli istanbullu bir rum. cepheye rengini veren kırmızı marsilya tuğlası ve granit taşı ile inşa edilen tarihi okulun mimari planlaması simetrik bir düzene oturtulmuş. antisismik özelliği sayesinde de geçmişte yaşanan depremlerden zarar görmeden ayakta kalabilmiş. halk arasında kırmızı okul diye de bilinen bina, adeta harry potter büyücülük okulu havası ve heybeti taşıyor. binanın dış yüzeyinde geometrik kıvrımlı meander motifleri, iç yüzeyi de süslerken, antik dönemlerden bu yana zeka timsali olarak bilinen baykuş motifi de tören salonu kısmındaki kabartmaları süslüyor. fener semtinden gökyüzüne uzanan o kırmızı şato, asırlar boyunca istanbul'da varlığını devam ettiriyor.
devamını gör...

sadece uyurken değil gündüz de farkında olmadan yaptığım eylem. annem bile fark ediyor sıkma kendini diyor ama olmuyor işte. sanırım en büyük sebebi stres.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
osmanlı dönemindeki benzer isyanların eşkıya olarak anılmasındam ötürü olsa gerek, ispanyollara kaptırılan ünvan. 1807 yarımada savaşı ardından ispanya içsavaşı sırasında doğan bu birlik çok kötü şekilde cezalandırıldığı için kötü bi anlam kazanmıştır. gerilla, davanın son leveli idi. döneme göre korkunç tehlikeli idi. üzerine bombalar bağlayıp kralın adamlarına doğru koşan solcular vardı. sağ yakalanana eziyet edilir veya halkın önünde kurşuna dizilirdi. gerilla, davanın kazanması için kendini kurban etmeyi kafasına koymuş adama denir. nadir başarılı örneği olarak atatürk ve che gösterilir. kitleyi yönlendiren bir üstakıl olmadığı sürece davası kısa vadede anlamsız ve tehlikeli hale gelir. asala da bir gerilla örgütüdür fakat çalışma şekilleri haince görüldüğü için taraftar toplayamamıştır. 2021'de ise devlet ele geçiren örgütü mevcuttur. (bkz: taliban) (bkz: boko haram) (bkz: ışid)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim