yazdığım yazıların birinde geçen şu cümlelerdir..

"günleri karıştırıp duruyormuşum. benim suçum mu şimdi hatırlayamamak. günden güne fark etmiyor ki yaşamak."
devamını gör...

bir insanın hayatında yapabileceği en büyük aptallıklardan birisidir.
devamını gör...

şarkı sözlerinde milton'ın kayıp cennetinden, dante'nin ilahi komedyasına, lavey'in şeytan incilinden henryk sienkiewicz'in quo vadis'ine kadar kadar göndermeler mevcut olan müthiş ve en önemlisi bozmamış, her albüm ile bir tık daha ilerlemeyi başarabilmiş müzik grubu...

tobias'ın diğer müzik grupları da baya iyidir.
ghost seven subvision ve magna carta cartel'i de sever.
devamını gör...

sanatölye burası senin için yanlış diyar
eksik kaldı zaten domestic hıyar
herkese gerekli itibar
bunun için atışmamız kibar kibar.
devamını gör...

içişleri bakan yardımcısı ve bakanlık sözcüsü ismail çataklı, düzenlediği aylık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.
boğaziçi üniversitesi'nde rektörlük görevine getirilen prof. dr. melih bulu'nun protesto edilmesine değinen çataklı, şu açıklamalarda bulundu ;
--- alıntı ---

boğaziçi üniversitesi'ndekiolaylarda gözaltına alınanların sayısının 17'ye yükseldiğini açıklarken, "bu gözaltına alınan 17 kişiden sadece 2'si boğaziçi üniversitesi öğrencisi. gözaltına alınan 17 kişi arasında mlkp dahil örgütsel kaydı olanlar da var
boğaziçi üniversitesi'nde gerçekleşen bir protesto gösterisi sırasında türk polisine yönelik atılan hadsiz slogan, bizleri son derece üzdü. polislerimize katil denmesini bizim kabul edebilmemiz ve buna sessiz kalmamız mümkün değildir.


--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...

umarim ahiret dedikleri yer gercektir ve orada kavusup bir sarilma ihtimali vardir. 5 sene gecmis.. zamanla gecer dediler ama gecmedi, ozlemim gun gectikce daha da cok artiyor..
devamını gör...

mantığını dinlemek istediğim sözlük yazarıdır.
sizi bilmiyorum; ama anonim kalmak daha güzel değil mi ya?

misal annem sözlük okumayı sever. yani zor bir ihtimal ama düşünsene kadın giriyor buraya ve laps diye benim grup seks hakkındaki düşüncemi okuyor* şimdi annemin o başlıkta ne işi olduğu ayrı bir konu* tamam ulan gülün saçma bir örnek oldu; ama anladınız işte ne demeye çalıştığımı.
küfürde sınır tanımayan biriyim ve inanın iş hayatımda herkes beni çok terbiyeli bir insan olarak bilir (her ne kadar arkadaşlarım da buna inanmakta zorlansa da) yani bu çılgın birer fantezi ürünü olan küfürlerimi neden altımı oymaya çalışan ik direktörü görsün?

dünyada iki insanın birbirine olan en yüksek uzaklığı yedi kişidir gencolar, o yüzden o fotoğrafları koyarken iki değil üç kere düşünün bence.*
devamını gör...

en önemli lezzet bileşeninin sadece yufka olmadığı yemek.

#420802 numaralı entrde bahsedildiği üzre en önemli bileşenlerinden biri yufka, buna katılıyorum fakat tek başına yufka böreği börek yapan şey değil. gözden kaçırılan diğer önemli ayak ise fırın. fırın var böreği vezir eder, fırın var rezil eder. o yüzden tarifiniz, yufkanız, malzemeleriniz ne kadar iyi ve kaliteli olursa olsun yeni çalışacağınız bir fırında böreğiniz her zamanki gibi olmayabilir.

en son yaptığım böreğin tarifini vereyim, siz fırın konusunu kendiniz optimize edersiniz artık.

malzemeler
4 yufka
250g lor peyniri
500g ıspanak
1 adet kırmızı kapya biber
tereyağ
sıvı yağ
sirke

sosu için
yarım çay bardağı su
yarım çay bardağı sıvı yağ
4 kaşık yoğurt
2 yumurta
tuz, karabiber

tarif
1. ıspanakları su dolu bir kabın içine basın. üzerine de biraz sirke ekleyin. sirke, yapraklar arasındaki böceklerin falan dökülmesini sağlar. ara sıra karıştırıp/sallayıp toprakların kumların dökülmesini de sağlayın.
2.ıspanakları sudan çıkartıp saplarını kesin. doğramak istiyorsanız doğrayın ama doğramadan da yapabilirsiniz. tekrar sirkeli suya ıspanakları ekleyip bekleyin.
3. ıspanakları tek tek akan suyun altında iyice yıkayın.
4. ıspanak temizlemek çok pis bir iş. sürekli kum akıyor, o yüzden kumsuz olana kadar iyice yıkayın, temiz olduğundan emin olun.
5. tepsinizi tereyağ ile yağlayın, üzerine bir adet yufkayı serip kenarlarını tepsiden dışarı sarkıtın (mini fırın kullanıyorsanız çeyrek yufkayı serin, bir kenarı sadece tepsiden dışarı sarkacaktır. üzerine bir çeyrek daha yufka serip ters taraftan yufkanın kenarını sarkıtın). yufkanın üzerine yoğurtlu yumurtalı karışımdan 3-4 çorba kaşığı koyup iyice dağıtın.
6. kapya biberi yıkayıp julyen doğrayın. tavada erittiğiniz tereyağın üzerine biberi atıp kavurun (soğan isterseniz soğan da aslında eklenebilir tarife).
7. biberler yağı kırmızı yapmaya başlayıp kavrulmaya yüz tuttuğunda ıspanakları da ekleyin, tavanın kapağını kapatın.
8. ıspanaklar zamanla sönecektir. biraz karıştırıp biberlerle ıspanakları iyice harmanlayın. çiğ ıspanakla börek hiç yapmadım. fırın pişirmez falan, onun katır kuturuyla uğraşamam.
9. tamamen de pişirebilirsiniz, biraz diri de bırakabilirsiniz ıspanakları. zaten fırına girip pişecek, hafif diri kalmasında sorun yok. oda sıcaklığına geldiğinde üstüne lor peynirini de ekleyip karıştırın iyice. peynirler biraz sulanabilir, vıcık vıcık bir görüntü alabilir, olsun.
10. tepsideki 2 kat yufkanın üzerine peynir-ıspanak-biber karışımından bolca ekleyin, üzerine 3. yufkayı ekleyin. yoğurtlu yumurtalı karışımdan çorba kaşığıyla yufkanın üzerine döküp iyice dağıtın, 4. kat yufkayı serin. ıspanaklı peynirli karışımdan tekrar ekleyin. ilk kat ıspanak-peynir karışımı şu şekilde görünmeli.
11. mini fırında yapıyorsanız 1 kat yufka için bütün yufka kullanmayın. çeyrek yufka yeterli olacaktır. her yufkanın arasında bir kat ıspanak-peynir, bir kat yoğurt-yumurta olacak yani. bunu kendinize göre modifiye edebilirsiniz ama bu tarif çalışıyor.
12. en son kat yufkayı da serdikten sonra tepsiden sarkan yufkaları böreğin üstüne doğru katlayın. en üste bir kat daha yufka serip kenarlarını tepsinin içine sokuşturun.
13. kalan yoğurtlu yumurtalı karışımdan en üst kata sürün. kalmadıysa yumurta sarısı sürebilirsiniz ama madem yumurtayı kırıyorsunuz tekrar yoğurtlu yumurtalı karışımdan yapın. o yoğurt pişip peynir olacak, daha hoş oluyor heheh.
14. benim fırınıma göre 240 derece fırında altlı üstlü ve fanlı olacak şekilde 30 dakikada pişti. siz kendi fırınınıza göre denemelisiniz. takip ettiğim tarife göre 180 derece fırında 30 dakika pişirmem gerekiyordu, fırın optimizasyonundan kastım bu.

böyle kabarıyor, üstüne sürdüğümüz yoğurt pişince böyle oluyor. afiyet olsun *
devamını gör...

maat antik mısır’ın adalet tanrıçasıdır. güneş tanrısı ra'nın kızıdır. başında bir tavus kuşu tüyü vardır. ölüleri yargılayan kurulun başkanıdır.

maat yasasına göre evrende bir denge söz konusudur. iyilik ve kötülük ilahi adaletin terazisini dengeleyen ölçülerdendir. maat adaleti simgeler.

bu nedenle firavunlar, adaleti sağlama konusunda oldukça dikkatli davranmaya çalışırlardı.

“maat” uyguladığı yasa ile yaratılan varlıklar arasında dengeyi sağlayan, her türlü etkiye bir tepki oluşturan bilinçli ve akıcı bir sistemdi. çünkü evrende yaratılmış bulunan her şey ruhsal düzeyde birbiriyle ilişkiliydi.

maat yasasısın koruyucu horus'tur. şahin başlı horus gök tanrısıdır. gözleri 24 saat açıktır ki, insanların hiçbir davranışını kaçırmayasın.
devamını gör...

bugün ayakta olan ayasofyayı yaptıran roma imparatoru 1. jüstinyen'in eşi.

fakir olarak büyüyen theodora bazı tarihçilere göre fahişelik veya sirklerde dansçılık yaparak geçimini sürdürür. ileride roma imparatoru olacak ve kendisinden 14 yaş büyük olan flavius petrus sabbatius ıustinianus (1. jüstinyen) ile aşk yaşar. soylu değildir. ileri gelen insanların saygı duymadığı tabakadandır. jüstinyen imparator olduktan sonra kendisi ile evlenebilmek için yasa değiştirir. bildiğimiz ayasofya'nın yapılmadan önce yerinde bulunan ikinci ayasofya'da evlenmişlerdir. böylelikle roma imparatoriçesi olmuştur.

bugün sultanahmet meydanında kalıntılarını da görebileceğiniz hipodromda başlayarak şehre yayılan nika ayaklanması sırasında kaçmaya hazırlanan eşi 1. jüstinyen'i meşhur konuşması ile cesaretlendirerek ayaklanmayı bastırmasını sağlar. jüstinyen tahtında kalır. harabeye dönmüş şehri yapılandırarak ayasofyayı yaptırır.

theodora eşinden önce vefat eder ve havariyyun kilisesine gömülür. (bugünki fatih cami) hayatı benim de yaşadığım şehirde, belki de çok kereler yanından öylece geçip gittiğim yerlerde geçmiştir.

hakkında bir çok kitap yazılmıştır. daha iyi tanıyabilmek için radi dikici'nin sürükleyici theodora romanını da okuyabilirsiniz.

kaynak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hem mutluyum bu gece hem de özlemim artık dayanılmaz bir hal aldı. bu başlıkta da özlemlerimi anlatmak istiyorum.

asla gelmeyecek birini çok özlemek. eğer bu kişi kaybettiğiniz biriyse o acı asla bitmez. sadece alışırsınız. yıllar oldu sevdiğim insanları kaybedeli. bazen seslerini duyamıyor gibi oluyorum. içime bir korku düşüyor. ah diyorum o gülen gözler o kahkahalar ne de özlendi. size kızışlarını bize özlersiniz. o kadar çok özlersiniz ki tek yapabildiğinizin ağlamak olduğunu fark ettiğiniz an özleminiz daha da artar.

gelmeyecek birini özlerken bir de yaşayan ve gelmeyecek birini çok özlemek vardır. onun zorluğu ayrıdır. hani cemal süreya demiş ya "aynı şehirde sen varsın, ben varım, biz yokuz" aynı öyle işte. aynı gökyüzünün altında, aynı aya bakarsınız ama birbirinize bakamazsınız. dünya küçük bazen sizi bir araya da getirebilir. çok özlemişsinizdir ama o an başınızı çevirip gidersiniz. sizi buna zorlayan hayat utansın.

şimdi de benim şuanki en büyük özlemimden bahsedelim. o kadar özledim ki sözlük. yazsam yetmez buraya. anlatamam da. hani mahkûmlar o güneşi görecekleri günü beklerler ya hep, aynı öyle işte. o gün de ben tekrar güneşi göreceğim. onsuz her gün gördüğüm bu güneşin de bir anlamı kalmadı ki. işte böyledir bazı özlemler. hasretiniz çoktur. kavuşacağınız günü dört gözle beklersiniz ya içinizdeki özlem de o kadar büyür. gülüşünü, bakışını, sarılışını her şeyi geçtim yanınızda hissettiğiniz varlığını bile özlersiniz. hep içinizde olan birisinin fiziksel olarak da yanınızda olması yüreğinize barış güvercinleri bırakır.

model demiş ya "özlemek bu dokunmakla geçmiyor" bir de bu var. dokunmaya kıyamazsınız, dokunsanız doyamazsınız. birini çok özlemek nasıldır bilir misiniz? yağmurdan sonra gökkuşağını görürsünüz ve çok yakında olduğunu düşünüp koşa koşa onu bulmaya çalışırsınız ya içinizdeki o özlem onu bulamadığınız kadar çoğalır. öyle bir şey işte. umarım anlatabilmişimdir bir nebze. son olarak bir söz daha paylaşmak istiyorum*. "dokunamadığın birini özlüyorsan, özlediğin kalbine dokunmuştur çoktan."*

çok sevdamızdandır çok özlememiz. dokunamadığım birisini her özlediğimde, içimde oluşan o duygu bu cümle ile ne güzel anlatılmış. kalbime dokunmuş sevdiğim ondan.

son olarak buraya kadar okuyan sevgili yazar biliyorum çok uzun yazdım ama ancak dökebildim içimi. okuduğun için teşekkür ederim ve çok özlediğin o kişiye en kısa zamanda kavuşursun umarım*.
devamını gör...

parmak izim. her insanda farklı ya!
devamını gör...

*italya 1940 yılında savaşa almanya'nın yanında girdiği zaman zaten kuzey afrikada olan libya, eritre ve somali italya'nındı. bu yüzden savaşın kuzey afrika'ya sıçraması kaçınılmazdı.

12 şubat 1941 yılda efsanevi afrikakorps kurulmuştur. bundan önce italyan birlikleri ingilizler tarafından ezilmiş, tobruk üzerinden libya'ya ulaşan müttefik kuvvetleri önemli yerleri ele geçirmiştir. erwin rommel'in afrikaya gelmesiyle durum almanların lehine geçmiştir. 31 mart günü rommel geldiğini belli etmiş, el ageyla'daki ingiliz birliklerine sürpriz bir baskın düzenleyerek kenti ele geçirir ve ingiliz 2. zırhlı tümenini kuşatma altına alıp teslim olmak zorunda bırakır.

15 mayıs günü ise ingilizlerin operation brevity adını verdiği operasyon start almış fakat alman birlikleri ingilizleri geri püskürtmüştür. 14 haziran'da ise operation battle axe ile alman hatlarını yarmak istemişlerdir. rommel in tırpan taktiği karşısında dumura uğrayan müttefikler geri çekilmiş 1 ay içinde 2 operasyon yapmışlarsa da başarısız olmuşlardır.

18 kasım günü ise operation crusade ile almanlara saldıran ingilizler bu sefer başarılı kazanmayı bilmişlerdir.
ingilizlerin 200 tankına karşılık elinde sadece 30 tank olan rommel daha sonra gelen 30 tankla daha ingilizleri bingazi'ye kadar itmiştir. sonuç olarak almanlar bu cephede başarısız olmuş italya'ya çekilmiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"aşk kalbimi yakan bir volkan gibidir en sevdiğim tatlı kazandibidir"

-en sevdiğim tatlının kazandibi olmamasının dışında sorun yok. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

supportgirl isimli yazarımızın ukdesi.

yunanca düzensiz anlamına gelen terimdir. tıbbi olarak yürüyüşte ve göz hareketlerindeki anormallikleri ile konuşma değişikliklerini içerebilen kas hareketlerinin istemli koordinasyon eksikliğinden oluşan nörolojik bir işarettir.

friedreich ataksisi bu durumun görüldüğü özel hastalıklardan biridir.
devamını gör...

kimi ateistler allah'a şükretsinler, seküler ailelerden geliyorlar. benim gibi bazıları ise taaa homo habilis atalarımıza kadar hepsi dindar bireylerden oluşan ailelerden geliyor.

benim ailemde başı açık kadın yoktur. onların anneleri, nineleri de hep kapalıydı. erkekler de öyle... tabi başları kapalı değil, zihinleri kapalı. sülalede tunç, deniz, rüya, defne v.s. gibi isimler yoktur. isimlerin hepsi arapçadır. din ailemde öyle bir yerdedir ki dini ritüel olmadan hiç bir hareket yapılmaz. ayrıntılara girmeyeceğim... ama muhammet ve ona en çok biat eden araplar bile bizim aile kadar müslüman değildir.

neyse... efendime söyliyeyim, bir gün yine, arapça kelimelerin havada uçuştuğu dini sohbetlerin birinde çok dindar bir arkadaşım dedi ki "kertenkeleyi tek vuruşta öldürmek çok sevaptır. vuruş sayısı arttıkça sevap sayısı azalır. ters orantı yani."
-saçmalama mümin kardeşim, öyle şey olur mu? işinde gücünde bir mahluk o. o da zikir çekiyor. niye öldürelim gariban hayvanı? dedim.
-sahih hadistir ya mümin. dedi.

araştırdım. diyanet'e mektup yazdım. (başlığa arapça "bismillahirrahmanirrahim" yazarak) kendim de kütüb-ü sitte'ye baktım. gerçekten böyle bir hadis vardı. diyanet'ten de mümin kardeşimi doğrulayan bir cevap geldi. dahası köpek, doğan, şahin, kerkenez gibi hayvanların öldürülmesi de sevapmış.

yıllardır beynimi kurcalayan, müslüman beni kabuslara sürükleyen bir sürü "kafir" soru nihayet cevaplanmıştı. aslında cevap çok basitti. allah yoktu. din tamamen saçmalıktı. bunu sindirmek herhalde 1 ayımı aldı. bir ay sonra tertemiz ateisttim. sekülerlikten gelen bir ateistlik değil bu, islamı mükemmel bir şekilde biliyorum ve müslümanları çok iyi anlıyorum. çok da mutluyum ve huzurluyum elhamdülillah.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu korkuya sahiptim, ta ki unutulana kadar. bayağı bildiğin bensiz gittiler. sonra dinlenme tesisindeki insanlarla konuştum. şoförü ya da muavini aradılar. sağ olsunlar birisi beni motoruyla yetiştirdi. yani korkmayın, unutulursanız bekliyorlar sizi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim