unesco tarafından dünya mirası ilan edilen mağaradır arkadaşlar.
mağaranın bulunma hikayesine değinelim;
8 eylül 1940'ta okuldan kaçan ve gezinen üç çocuk ve robot ismindeki köpekleri tarafından bulundu.
çocuklardan marcel ravidat olan çocuğun köpeği robot, deliği küçücük olan obruğa düşünce, çocuklar onu kurtarmak amacıyla ip ve fenerlerle mağaraya indiler. çocuklar robotu kurtardı ve mağaradan ayrıldı.
çocuk aklı işte efenim meraklı oluyorlar. ertesi gün bu mağaraya bir daha geldiler. deliği genişlettiler ve bir daha mağaradan ip ve lamba yardımıyla indiler. bu sırada önce ravidat ve peşinden diğer iki çocuk kaydı ve kendilerini oldukça geniş bir odada buldular.
buradaki hayvan resimleri dikkatlerini çekti. mağarada daha da ilerlemeye başladılar. daha da dikkat çekici resimler gördüler.
çocuklar bunun önemli bir şey olduğunu anladılar ve okul müdürleri leon laval'a söylediler.
1940 yılında bir robot isimli köpek vasıtasıyla bulunan bu mağaraya, 1994 yılında chavuvet denilen adamın gitmesiyle keşfedilmiş oldu.
mağaraya chavuvet ismi verildi.
bence mağaraya 'robot' ismi verilmeliydi.
devamını gör...

ciddi ciddi yapmayı düşündüğüm bir hamledir.

her şey duşa girerken müzik dinlemeye başlamam ile başladı. hüzünlü olduğum günlerde hüznüme hüzün katsın diye arabesk parçalar çalıyordum. mutlu iken ise daha keyifli melodiler dinliyordum, en başta da sevdiğim bazı jazz parçaları...

ama sonra iyice bir düşündüm ve içimden dedim ki: "yahu ben niye bok var gibi kendimi daha çok üzüyorum. hep şöyle neşeli şeyler dinlesem ya..." ama gerçekten de, niye kendime böyle bir işkence yapıyordum ki?

bunu düşüneli yanılmıyorsam 5-6 gün oldu, o kısa zamandan beri de hiç hüzünlü bir müzik açmadım. her ne kadar bu kadar kısa bir süre içerisinde büyük bir değişim geçirdiğimi iddia edemesem de, sanki kendimi şimdiden ufaktan da olsa daha mutlu hissediyor gibiyim. sevdim ben bu işi ya...
devamını gör...

çok güzel susardım önceden.
şimdi "çok güzel susarım" demek zorunda hissedecek kadar susamıyorum.
devamını gör...

para varsa kolay tabiki.
geçen gün söylediler, para sahibi bir vatandaşın kendine aldığı lüks bir araçtan bahsettiler.
araç kendi değeri, 600 bin tl, lakin faturasındaki vergiler toplami ile tutarı 1.700.0000 tl. ne kadar kolay değil mi? böyle her şeyde devasa vergiler varken ne kadar da kolay.

kırk kapıdan maaş alana kolay tabi.
devamını gör...

tam liste;
abdulseyidbincabbar
lucifer
durumumuz yoktu sevisemedik
başımıza icat çıkarma denilen çocuk
ve ben.
unuttuğum kişiler olursa yazınız.
edit:
ve tabi
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
edit2:
hanım yazarları engellemenin yapılmaması gereken bir şey olduğunu düşünerek, sevdiğim iki yazarı listeden çıkardım.
edit3:
trafikteydim kızım trip yapma bu kardeşimizi de unutmuşum.
devamını gör...

muhtemelen bu kumbarayı da görmüş nesildir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

bazı eski şeylerin tadını yeniler kesinlikle vermiyor.
devamını gör...

harlan coben'in aynı isme sahip romanından uyarlanan polonya yapımı gizem, polisiye netflix dizisi. grzegorz damiecks ve agnieszka grochowska başrolleri paylaşıyor.
bolge savcısının yıllar önce katıldıkları bir yaz kampında islenenen cinayetler sonucu kaybettiği kız kardeşi ve kendisini terk eden annesinin izine hiç beklemedigi bir olayla birlikte rastlaması ile başlıyor.

dizi 6 bölümde, çok uzun olmayan bölümlerle, merakı sürekli yüksekte tutarak ilerliyor.
herkes olası suçlu ama işin sonunda suç tek kişinin üzerine kalmayarak beklediğimden farklı şekilde sonlanıyor.
ayrıca açıkta kalmış, izleyicinin hayalgucune bırakılmış bir kaç nokta mevcut.

anne ve babaların çocukları için yapamayacağı şey yoktur anafikri ile oluşturulmuş dizi medyanın devlet ve kanunlar üzerindeki etkisine, yahudi ırkçılığına, polis şiddetine de arada selam çakmış.

dizide asıl olayın geçtiği 1994 yazı çok güzel verilmiş. giysiler,şarkılar, danslar, evler, aksesuarlar, dekorlar ile nostaljik ve ilgi çekici şekilde hiç sıkmıyor.

her polisiye netflix dizisinde olduğu gibi bu dizide de hiç alakasız bir noktada eşcinsel tema sizi selamlıyor, yine cinsellik, alkol, genç ve ateşli bedenler halkı selamlıyor ama şükür ki bu dizi de her bölümde esas karakter duygusal hezeyanlarını esas kıza hallenerek gidermeye çalışmıyor.
devamını gör...

üst edit: az önce bir şey farkettim. moderatörler iko'yu ciddiye bile almıyor. yoldaş'a gelen eki ayırmışlar ama iko'ya gelen eki ayırmamışlar, yazıklar olsun.

iko şu an bu başlıkta.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

17 ağustos 1999 tarihinde saat 03.02 'de gerçekleşen ve 20.000 'in üzerinde insanın ölümüne, yüzbinlerce insanın evsiz kalmasına yol açan büyük deprem. türk halkının bilinçaltına işleyen ve bir neslin en büyük korkusunun deprem olmasına neden olan doğa felaketi.

yaklaşık 45 saniye sürmüş, gece saati olduğu için hemen herkesi uykusunda yakalamış, deprem bilinci olmaksızın daha çok para kazanmak için yapılan dayanıksız evler yüzünden ölü ve yaralı sayısı çok fazla olmuştur.

türkiye 'nin yaşadığı en büyük travmadır..
devamını gör...

erik çıkmışsa ve fiyatı için "altın ile yarışıyor" manşetleri atılmaya başlanmışsa

her 10 balkondan sekizinde atletli amcalar görmeye başlamışsak

doktorlar'ın tekrar bölümleri yayınlanmaya başladıysa
devamını gör...

geçenlerde dört kadın yürüyüş yapıyoruz,bunlardan bir tanesi yanaştı bize.'yanımızda erkek yok,bize satamazsın'dedi bizden biri.kadın da çocuğum var vs.satmaya çalıyor.'bak abla param yok'diye cep boşaltmaya başladım ben*, şansıma para çıktı*.kıçı kırık 5 tl yani,yerde bulsan almazsın* gözleri açıldı kadının,al da illaki al,yok dedim almayacağım*hah.

başka zaman kardeşimle yürürken geldi bu.'bak çocuğum yanında ne güzel kız var' diziyor..ben ters tepince de 'ayrılın inşallah,bir de sizden iyi insan olur diye bekliyoruz,insanın içi iyi olacak..' diye söylenerek gitti.

hasılı ya para verir dua alırsın ya da paran cebinde kalır beddua sahibi olursun.tarafını seç.
devamını gör...

çabuk inanmış gibi yapan, kolay kandırır dur bu değildi, baştan alalım hafız, minvalinden bir uyarı cümlesi. pelesenklik.
devamını gör...

bir dušan kovačević tiyatro oyunudur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sırp oyun yazarı dušan kovačević’in pırıl pırıl dehasını ortaya koyan oyun türkiye’de istanbul devlet tiyatrosu tarafından sahnelenmiş ve yetkin dikinciler ve bülent emin yarar muhteşem performansları ile izleyenleri, en azından oyunu üç kez izlemiş olan beni derinden etkilemiştir.

oyun yugoslavya’da sosyalizmin çöküşünden sonraki bir zamanda geçer. gizli polislerin cirit attığı dönemin sonlarıdır. bir entelektüel, bir sekreter ve elbette artık işinden ayrılmış bir gizli polis arasında geçer hikaye.

gizli polis o kadar gizli ve işinin ehlidir ki bir entelektüel olan teodor teya kray bir gün elinde bir bavulla kapısına gelen luka laban isimli bu polisi hiç görmemiştir daha önce. ancak luka yıllarca teodor teya kray’i adım adım, hem de gittiği her yerde takip etmiş ve yaptığı, söylediği hatta belki de düşündüğü her şeyi yazıp rapor haline getirmiştir.

bu karşılaşma ve sonrasında ağır ağır gelişen samimiyet o karanlık dönemde yaşanan birçok şey ilgili bir aydınlanmaya neden olur. özellikle de teodor için.

hiçbir mutlak iktidar entelektüel insanlardan hoşlanmaz ve hiçbir mutlak iktidar sonsuza kadar sürmez. ve geriye kalan bir bavul birçok şeyin kara kutusu olabilir.
devamını gör...

#1619406

bu kız bu hale nasıl geldi eyyyy kılış..yok müslüman kardeşlerim!*
zaten kim kiminle ya da birilerini buluyoruz diye başlık açan da sendin değil miiii?
büyük oyunu nasıl da görmemişim!*
devamını gör...

nazım hikmet ran tarafından yazılmış ve o dönemde yaşanan influenza virüsü salgınına yakalanmış hastalara atfedilmiş olan fakat nedense birçok insanın şimdilerde bile hiç duymamış olduğu bir şiirdir.

bugünlerden tam yüzyıl öncesi,yani 1918-1920 yılları dünya için yine pek parlak zamanlar değildi. çünkü o yıllarda, henüz yeni bitmiş olan 1. dünya savaşındaki toplam kayıpların defalarca kat fazlası kadar insanın ölümüne sebep olan o meşhur 'ispanyol gribi' global düzeni derinden sarsmıştı. hatta bu salgının 1. dünya savaşını bitiren sebep olduğu bile söylenir. mustafa kemal atatürk'ün dahi bu gribe yakalanmış ve tıp dünyası için apayrı bir yere sahip olan prof. doktor binbaşı refik saydam'ın çabalarıyla atlatabilmiş olduğu o büyük salgın işte...

nazım hikmet kuvay-ı milliye destanı'nda da bahsetmiştir bu karanlık zamanlardan:
“biz ki istanbul şehriyiz,seferberliği görmüşüz:kafkas, galiçya, çanakkale, filistin,vagon ticareti, tifüs ve ispanyol nezlesi.bir de ittihatçılar...bir de uzun konçlu alman çizmesi... 914’ten 918’e kadar yedi bitirdi bizi.” demiştir.

hastalar; her dizesinden umut damlayan bir şiirdir. okurken veya dinlerken 'işte nazım hikmet tam burada;yanı başımızda', dedirtir bize. bir acayip duygudur belki ama yine de limon,mum veya kof bir çınar olmadığımıza; herkes gibi insan olduğumuza şükrettirir. hastaların umutlarını ilacına kattırır. çünkü yaşamak için ayak diremek zorundasındır.

hastalar kardeşlerim iyileşeceksiniz.
ağrılar, sızılar dinecek.
yumuşak, ılık
bir yaz akşamı gibi inecek
ağır, yeşil dalların ardından rahatlık.
hastalar, kardeşlerim,
biraz daha sabır, biraz daha inat.
kapının arkasında bekleyen ölüm değil; hayat.
kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl...
kalkacaksınız yatağınızdan, gideceksiniz.
tuzun, ekmeğin, güneşin tadını yeni baştan keşfedeceksiniz.
sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızın...
kardeşler, hastalar!
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
biz insanız çok şükür;
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını...
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını...
hastalar,
kardeşlerim
iyileşeceksiniz!
ağrılar, sızılar dinecek,
yumuşak, ılık bir yaz akşamı gibi inecek,
ağır yeşil dalların ardından rahatlık...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ikisi arasında burger king demek isterim ama eğer şansım varsa daha küçük ve ikisi kadar yayılmamış yani çok bilinmeyen hamburgeciler tercihimdir .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özellikle hastalıklar için herkesin bir tedavi yöntemi vardır. bir grip veya nezle için mahalleli teyzelerden en az 20 tarif almışlığım var.
devamını gör...

canlılarda(hayvanlarda) az miktarda salgılanan ve etkisi uzun süren büyüme, gelişme, üreme gibi faaliyetlerde görev alan protein yapılı maddelerdir.
bitkilerde sinir sistemi olmadığı için iletişim ve diğer faaliyetler hormonlar ile yürütülür.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim