geceye bir şiir bırak
duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.
çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.
ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için... bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.
ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi,
sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.
sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan. gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.
aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer;
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi,
bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.
şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize,
o zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.
bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle. huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.
harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı.
ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil. aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
mevlana celaleddin rumi- etme
devamını gör...
elhamdulillah müslümanım
son derece itici ve hatta faşizan bir laf.
bakın bu laf kendi halindeyken bir sorun yok elbette.
fakat gelin görün ki öyle bir tonlama ve gururla söyleniyor ki insanın midesi bulanıyor.
herifle sohbet ediyorsun sudan havadan...
laf dönüyor dolaşıyor bir şekilde bu dine, siyasete, bilmem neye geliyor.
hooopp “elhamdulillah müslümanım”diyor.
peki neden bunu söyleme gereği duyuyor?
tamam söyledi hadi neyse de.
neden üstüne basa basa ve adeta gururla söylüyor?
şunu demek istiyor aslında.
ben müslümanım sen değilsin, bak ben gurur duyulacak bir şeye mensubum ama sen?
ben cennete gideceğim ama sen yanacaksın.
ve irdelesen daha neler neler.
çok ama çok itici geliyor bana.
bana ne ulan hıyar ağası senin ne olduğundan?
bakın bu laf kendi halindeyken bir sorun yok elbette.
fakat gelin görün ki öyle bir tonlama ve gururla söyleniyor ki insanın midesi bulanıyor.
herifle sohbet ediyorsun sudan havadan...
laf dönüyor dolaşıyor bir şekilde bu dine, siyasete, bilmem neye geliyor.
hooopp “elhamdulillah müslümanım”diyor.
peki neden bunu söyleme gereği duyuyor?
tamam söyledi hadi neyse de.
neden üstüne basa basa ve adeta gururla söylüyor?
şunu demek istiyor aslında.
ben müslümanım sen değilsin, bak ben gurur duyulacak bir şeye mensubum ama sen?
ben cennete gideceğim ama sen yanacaksın.
ve irdelesen daha neler neler.
çok ama çok itici geliyor bana.
bana ne ulan hıyar ağası senin ne olduğundan?
devamını gör...
normal sözlük’ün en güzel yanı
bazıları sevdiğim şeylerden ne kadar nefret etseler de ağız dolusu küfür edemiyorlar, ben de edemiyorum.
bu çok güzel bir şey, evet.
bu çok güzel bir şey, evet.
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
birisi hakikaten köklü, lider ve kalabalık olan; öbürü yenilikçi, dinamik ve farklı olandır.
köklü ve kalabalık olanda kalifiye yazarlar olduğu gibi, entry girerken kişide "mahalle baskısı" yaratırcasına, kalifiye troller de hatırı sayılır miktarda çoktur. bu profilin, laf çarpıtma ve sanal gündem yaratmada en az erman toroğlu kadar yetisi/yetersizliği vardır.
yenilikçi olanında bunların hiçbiri ve en önemlisi hakaret/küfür yoktur. bu konuda yaratıcılığını konuşturmak isteyen, en fazla büyük argo sözlüğü'ne sığınır. onun dışında bilgi veren de, geyik yapan da aynı kefededir.
köklü ve kalabalık olanda kalifiye yazarlar olduğu gibi, entry girerken kişide "mahalle baskısı" yaratırcasına, kalifiye troller de hatırı sayılır miktarda çoktur. bu profilin, laf çarpıtma ve sanal gündem yaratmada en az erman toroğlu kadar yetisi/yetersizliği vardır.
yenilikçi olanında bunların hiçbiri ve en önemlisi hakaret/küfür yoktur. bu konuda yaratıcılığını konuşturmak isteyen, en fazla büyük argo sözlüğü'ne sığınır. onun dışında bilgi veren de, geyik yapan da aynı kefededir.
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
devamını gör...
kendi saçını kesmek
benim için başlık açmışlar haberim yok. bu kişi benim dostlar. hiç acımam.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
etkileşim manyağı insanların bağımlılığıdır aynı zamanda açtığı başlık entry ile dolunca da hoşuna gider. böyle ufak şeylerle mutlu olan insanları üzmeyin. onlara fav atın.
edit:
arkadaşlar kendim için demedim fav atmayın. etkileşim bağımlısı değilim ben ,fularım var french pressde kahve içiyorum ya. (!)
edit:
arkadaşlar kendim için demedim fav atmayın. etkileşim bağımlısı değilim ben ,fularım var french pressde kahve içiyorum ya. (!)
devamını gör...
bill gates'in 1 milyon kilometrekare arazi satın alması
bilgi için söylüyorum: türkiye'nin yüzölçümü 783.562 km²'dir. yani bill gates ülkemizden daha geniş topraklara sahiptir. bu yüzden bilo ağa değil de "sultan 1. bilo" desek daha iyi olur gibi... *
edit: haberde dönüşüm yanlış yapılmış galiba. suya düştü senin padişahlık hayalleri billy...
edit: haberde dönüşüm yanlış yapılmış galiba. suya düştü senin padişahlık hayalleri billy...
devamını gör...
yazarların gece duası
yattım allah kaldır beni,
nur içine daldır beni.
can bedenden ayrılırken,
iman ile gönder beni.
nur içine daldır beni.
can bedenden ayrılırken,
iman ile gönder beni.
devamını gör...
beğeni almayıp sürekli yazan yazar
sanırım yakında bu yazar tipine döneceğim. beğenilerim azaldığı için yazmamayı tercih ediyorum. yazmayınca da beğenilerim azalıyor. garip bir çelişki.
ilave: beğeniler yazmaya teşvik ediyor. beğeni manyağı değilim sadece beğenildiğimde benim gibi düşünenler varmış diyerek mutlu oluyorum.
ilave: beğeniler yazmaya teşvik ediyor. beğeni manyağı değilim sadece beğenildiğimde benim gibi düşünenler varmış diyerek mutlu oluyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
düş sokağı sakinleri dinlemeden uykuya dalamıyorum, evet... belki biraz da bülent ortaçgil.
benden ötürü mü peki?
hayır, tamamen sizden ötürü!
benden ötürü mü peki?
hayır, tamamen sizden ötürü!
devamını gör...
güne psikolojik bir tespit bırak
genovese sendromu bu deneye göre sokakta gördüğünüz bir olaya eğer tek başınaysanız müdahale etme olasılığınız yüksek iken , etraf kalabalık olduğunda bu ihtimal düşer. çünkü nasıl olsa biri yardım eder düşüncesi içine girer birey. kaza olduğunda kalabalık ise, ambulansı arayan elbet olmuştur diye çekimser olamayın, bu sendromun etkisinde olabilirsiniz.
devamını gör...
aldatılmak
rus edebiyatından birinin eşine yazdığı notta geçen bir cümle vardı; seni hiç aldatmadım, düşüncede bile, diyordu.
aldatmak sadece başka biriyle sevişmek midir? ya da başka biriyle sevişti diye o devasa aşklar biter mi? sevgiyi, aşkı, ilişkiyi bitiren, yok eden sadece başka bir ten, anlık bir haz mıdır?
aldatılmış biri olarak söylüyorum: aldatılmanın yakıcı kısmı bu değil. şahsım için önemsiz kısmı hatta. aldatılmayı yıkıcı yapan işin içindeki cinsellik değil, düşünce kısmı. seninleyken onu düşünebilecek olması. ya da bir başkasını. illa bir şeyler yaşaması da gerekmiyor. senin yanındayken zihninin başka yerde, başkasıyla olması.
aynayı kendimize çevirelim biraz da; hayatımızda başka biri varken eskilerden biri hiç mi aklımıza gelmedi?
aldatmak/aldatılmak o kadar ince bir çizgi ki "benim" diyen akrobat bile üzerinde yürüyemez. ilişki her türlü yakar, yıkar. önemli olan bütün bunları bilip, göze alıp o yola çıkmak.
aldatmak sadece başka biriyle sevişmek midir? ya da başka biriyle sevişti diye o devasa aşklar biter mi? sevgiyi, aşkı, ilişkiyi bitiren, yok eden sadece başka bir ten, anlık bir haz mıdır?
aldatılmış biri olarak söylüyorum: aldatılmanın yakıcı kısmı bu değil. şahsım için önemsiz kısmı hatta. aldatılmayı yıkıcı yapan işin içindeki cinsellik değil, düşünce kısmı. seninleyken onu düşünebilecek olması. ya da bir başkasını. illa bir şeyler yaşaması da gerekmiyor. senin yanındayken zihninin başka yerde, başkasıyla olması.
aynayı kendimize çevirelim biraz da; hayatımızda başka biri varken eskilerden biri hiç mi aklımıza gelmedi?
aldatmak/aldatılmak o kadar ince bir çizgi ki "benim" diyen akrobat bile üzerinde yürüyemez. ilişki her türlü yakar, yıkar. önemli olan bütün bunları bilip, göze alıp o yola çıkmak.
devamını gör...
bir konuyu öğrenmek için başlık açmak
sık sık gerçekleştirdiğim durumdur. araştırma yaptığım bir konuyu iyice araştırıp öğrenmek için başlık atıyorum veya tanım giriyorum aklımda kalması için çok hoş oluyor. bir nevi öğrenmek için yazmak gibi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dün bir mesaj aldım, taaa 99 ekim'ine götürdü beni.
deprem sonrası, deprem bölgesinde yaşayan bizim gibi ortaokul öğrencileri için düzenlenen bir öğrenci ağırlama projesine gönüllü olmuştum. neden bilmem bizim okula sadece erkek öğrencileri vermişler. hocalar "olmaz erkek çocuk rahat edemez sizde" deseler de yılmadım, ısrar kıyamet kabul ettirdim.
misafirlerimizin geleceği gün kocaman bir grup halinde bekledik. benim misafirim "kutlu"* idi ama o esnada bir öğretmen geldi. rob senin misafirini değiştiriyoruz bir kız öğrenciyi ismi sebebiyle erkek sanmışlar, seninkini alıp bunu veriyoruz dediler. * tamam, deyip aldım misafirimi. evde erkek misafir yalnızlık çekmesin diye davet ettiğimiz, alt kattaki apartman boy'umuz * ile birlikte kocaman bir grup ile ilk akşam yemeğimizi yedik.
ertesi gün kutlu gelip beni buldu, sen benim kaderim olmalıydın diyerek. güldük. üç gün boyunca koskocaman bir grup halinde yapılan etkinliklerde, akşamları kişisel zamanlarda birlikte takıldık. yirmi kişi falan dolaşıyorduk ortalıkta. şimdi siz duymuyorsunuz ama benim kulağımda kahkahalar, söylenen şarkılar var o günlerin izi olan. ve bu satırları koskocaman bir gülümseme ile yazıyorum.
üçüncü günün sonunda kutlu ve en yakın arkadaşı pucky * geldi. hadi seç birimizi, dediler. nasıl yani, dedim. çünkü bana şaka yaptıklarını düşünüyordum. biz karar veremedik, ikimiz de vazgeçmek istemiyoruz, seç birimizi dediler. ve bunu o koskocaman kalabalığın içinde yaptılar. hayır, yani seçecek olsam bile ben o kalabalığın içinde tamam sen, diyemezdim. demedim de.
sonra onlar gitti, uzunca bir süre mektup arkadaşı olduk. ve pucky ile daha çok mektup arkadaşıydık. *
aradan yıllar geçti. ben bu kez lisedeyken onların şehrine gittim. kutlu yoktu. memleketine gitmişti. ve pucky benim erkek arladaşım olmuştu. yaz sonunda da bize geldi. * ve kutlu o zamandan sonra kayboldu hayatımdan uzun bir süre. ve pucky de ayrılınca elbette.
aradan bir dört-beş yıl daha geçti. * facebook trend oldu. biz tekrar etkileşime geçtik bu sayede. uzun uzun konuştuk. ama benim bir erkek arkadaşım vardı. hasret giderdik, aradaki zamanda yaşananları paylaştık. yeni öğretmen olduğum şehirde benim için birçok düzenlemeler yaptı ve ben onun sayesinde gitmeden daha evimi, yapılacakları ayarlamıştım. * sonra hiç kopmadık. ama yüz yüze görüşme fırsatımız olmamıştı. geçen yaz tatil fotoğraflarımı görünce, şehrime gelmişsiniz *, önceden haber vermeliydin, şehir dışındayım, bekle, dedi. onun dönüşü, bizim ayrılış günümüzdü. çünkü eşimin iş başı yapması gerekiyordu. planı yaptık. ama o akşam gelmedi. aramadı da.
sonra dün bir video paylaştım instagramda, kaybolan köpeğimle, ailemin yaşadığı yerde, hüzünle.
saatler sonra girdiğimde bir mesaj gördüm.
"hem çok sevdiğim hem çok üzüldüğüm yer... bana verdiğinin değerini bilemedim." demiş.
ne kadar hüzünlü bir mesaj olmuş, geçmişin hüznüne değil de yaşanmışlıkların güzelliğine mi baksak, dedim.
" yaşanamamışların güzelliği desek?" demiş.
22 yıl sonra... yaşamadıklarımız kadar yaşadıklarımız da vardı. hem de çok neşeli, çok kahkahalı idi benim için. ikimizde farklı yer etmiş bir hikaye. ona sadece bir gülen yüz yolladım. sözün sonu idi. ama çok eskilere gittim- geldim ben bir mesajla.
deprem sonrası, deprem bölgesinde yaşayan bizim gibi ortaokul öğrencileri için düzenlenen bir öğrenci ağırlama projesine gönüllü olmuştum. neden bilmem bizim okula sadece erkek öğrencileri vermişler. hocalar "olmaz erkek çocuk rahat edemez sizde" deseler de yılmadım, ısrar kıyamet kabul ettirdim.
misafirlerimizin geleceği gün kocaman bir grup halinde bekledik. benim misafirim "kutlu"* idi ama o esnada bir öğretmen geldi. rob senin misafirini değiştiriyoruz bir kız öğrenciyi ismi sebebiyle erkek sanmışlar, seninkini alıp bunu veriyoruz dediler. * tamam, deyip aldım misafirimi. evde erkek misafir yalnızlık çekmesin diye davet ettiğimiz, alt kattaki apartman boy'umuz * ile birlikte kocaman bir grup ile ilk akşam yemeğimizi yedik.
ertesi gün kutlu gelip beni buldu, sen benim kaderim olmalıydın diyerek. güldük. üç gün boyunca koskocaman bir grup halinde yapılan etkinliklerde, akşamları kişisel zamanlarda birlikte takıldık. yirmi kişi falan dolaşıyorduk ortalıkta. şimdi siz duymuyorsunuz ama benim kulağımda kahkahalar, söylenen şarkılar var o günlerin izi olan. ve bu satırları koskocaman bir gülümseme ile yazıyorum.
üçüncü günün sonunda kutlu ve en yakın arkadaşı pucky * geldi. hadi seç birimizi, dediler. nasıl yani, dedim. çünkü bana şaka yaptıklarını düşünüyordum. biz karar veremedik, ikimiz de vazgeçmek istemiyoruz, seç birimizi dediler. ve bunu o koskocaman kalabalığın içinde yaptılar. hayır, yani seçecek olsam bile ben o kalabalığın içinde tamam sen, diyemezdim. demedim de.
sonra onlar gitti, uzunca bir süre mektup arkadaşı olduk. ve pucky ile daha çok mektup arkadaşıydık. *
aradan yıllar geçti. ben bu kez lisedeyken onların şehrine gittim. kutlu yoktu. memleketine gitmişti. ve pucky benim erkek arladaşım olmuştu. yaz sonunda da bize geldi. * ve kutlu o zamandan sonra kayboldu hayatımdan uzun bir süre. ve pucky de ayrılınca elbette.
aradan bir dört-beş yıl daha geçti. * facebook trend oldu. biz tekrar etkileşime geçtik bu sayede. uzun uzun konuştuk. ama benim bir erkek arkadaşım vardı. hasret giderdik, aradaki zamanda yaşananları paylaştık. yeni öğretmen olduğum şehirde benim için birçok düzenlemeler yaptı ve ben onun sayesinde gitmeden daha evimi, yapılacakları ayarlamıştım. * sonra hiç kopmadık. ama yüz yüze görüşme fırsatımız olmamıştı. geçen yaz tatil fotoğraflarımı görünce, şehrime gelmişsiniz *, önceden haber vermeliydin, şehir dışındayım, bekle, dedi. onun dönüşü, bizim ayrılış günümüzdü. çünkü eşimin iş başı yapması gerekiyordu. planı yaptık. ama o akşam gelmedi. aramadı da.
sonra dün bir video paylaştım instagramda, kaybolan köpeğimle, ailemin yaşadığı yerde, hüzünle.
saatler sonra girdiğimde bir mesaj gördüm.
"hem çok sevdiğim hem çok üzüldüğüm yer... bana verdiğinin değerini bilemedim." demiş.
ne kadar hüzünlü bir mesaj olmuş, geçmişin hüznüne değil de yaşanmışlıkların güzelliğine mi baksak, dedim.
" yaşanamamışların güzelliği desek?" demiş.
22 yıl sonra... yaşamadıklarımız kadar yaşadıklarımız da vardı. hem de çok neşeli, çok kahkahalı idi benim için. ikimizde farklı yer etmiş bir hikaye. ona sadece bir gülen yüz yolladım. sözün sonu idi. ama çok eskilere gittim- geldim ben bir mesajla.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
an itibariyle çalan parçayla kendime geldiğim yayın...
teşekkür ediyorum bu parçayı seçen kişiye*.
teşekkür ediyorum bu parçayı seçen kişiye*.
devamını gör...
kız çocuk istemeyen erkek
kız çocuğundan mühendis olmuyor mu dedirten bir durumdur.
devamını gör...
siyam kedisi
on iki sene bana benim her şeyim olana kadar arkadaşlık ettiği için tanım girebilme hakkımın olduğunu düşündüğüm başlık. bir hayvan nasıl her şeyi olabilir insanın? tüm o asilliğinin, soğuk kanlılığının tam aksine olarak tek bir insanla puzzle parçası gibi birbirini tamamlayacak kadar yakın olabilme hissiyatına sahipler. çocuklardan nefret ederler, görür görmez uzaklaşıp saklanırlar. istisna olan bir çocuk yok mudur onlar için? elbette vardır. bütün insanlara mesafeli, çocuklardan hiç hoşlanmayan tavırlarının aksine beraber büyüyecek kadar da sevebilirler bir çocuğu. sudan korkarlar, asaletine itina göstermek lazım, hoşlanmazlar. ama gözyaşlarının kendilerini ıslatmasından çekinmeden teselli verecek de güçleri vardır. daha da önemlisi insanlardan daha çok empati kurabilme kabiliyetleri vardır, konuşmamalarına rağmen bunu anlayabilirsiniz. çok zekidirler. yükseklere bayılırlar, bir biblo gibi en yüksek eşyaların üstünde boy gösterirler. fazla kilo almazlar, fittirler. tayland kökenli, zamanında sarayda yaşayan kedilerdir kendileri ki halleri tavırları da bunu onaylar. sadıktırlar. eninde sonunda evine dönerler. her mamayı beğenmezler oldukça seçicidirler, alıştırmadıkça mama dışında bir yiyecek yemeleri de zordur. süslü tasmalar, kurdeleler hoşlarına gider öyle ki renk bile seçerler, kırmızı kurdele takılmasına izin verirken başka bir renkten kaçınabilirler. oyun oynamayı severler, özellikle kovalamaca. kucakta oturma konusunda bir çekinceleri yoktur. bir bebek gibi göğsünüzde dahi yatabilir. her ne kadar uyumlu gözükmeseler de anlayışları yüksektir. fazla miyavlamazlar gözleriyle konuşmayı yeğlerler. vel hasılı kelam tüm davranışları saray ahalisinden hallicedir. diğerlerini siz tahmin edebilirsiniz.
çok fazla kedi cinsiyle alakam oldu bir şekilde. insanlara en uzak gibi gözüküp aslında en yakın olan siyam kedileri olduğunu düşünüyorum. sıcakkanlı olduklarını söylemiyorum, hayatınızdaki tüm ama tüm insanlar sizi anlamasa bile onun tek bir bakışı yaşamaya devam edecek gücü size verebilir, demek istediğim. affınıza sığınarak son cümlemle bitiriyorum.
seni çok özledim.
çok fazla kedi cinsiyle alakam oldu bir şekilde. insanlara en uzak gibi gözüküp aslında en yakın olan siyam kedileri olduğunu düşünüyorum. sıcakkanlı olduklarını söylemiyorum, hayatınızdaki tüm ama tüm insanlar sizi anlamasa bile onun tek bir bakışı yaşamaya devam edecek gücü size verebilir, demek istediğim. affınıza sığınarak son cümlemle bitiriyorum.
seni çok özledim.
devamını gör...

