cebir
el harezmi'nin kurucusu kabul edildiği, matematik biliminin bir kolu.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
tanrı'nın beşiği
serçelerin sulardan önce aktığı bir şadırvanda
ölümden, tanrıdan, zamandan özgür dedem
yüzünde beni severkenki sabahların buğusu
sonsuz bir günbatımını gülümseyip duruyor.
ey ıhlamurların çınarlarla söyleştiği bahçe
geç okudum yapraklarının açık defterini
senin bağışınmış gövdemde çiçeklenen hayat
senmişsin sonsuzluğu canımdan taşıran aşk.
sevgilim...
tanrı'nın beşiğiymiş koynun diye uyuduğum rüya.
(bkz: şükrü erbaş)
serçelerin sulardan önce aktığı bir şadırvanda
ölümden, tanrıdan, zamandan özgür dedem
yüzünde beni severkenki sabahların buğusu
sonsuz bir günbatımını gülümseyip duruyor.
ey ıhlamurların çınarlarla söyleştiği bahçe
geç okudum yapraklarının açık defterini
senin bağışınmış gövdemde çiçeklenen hayat
senmişsin sonsuzluğu canımdan taşıran aşk.
sevgilim...
tanrı'nın beşiğiymiş koynun diye uyuduğum rüya.
(bkz: şükrü erbaş)
devamını gör...
eren bülbül
bugün ölüm yıl dönümüymüş.
bizler seni unutmadık, iyi ki varsın eren!
bizler seni unutmadık, iyi ki varsın eren!
devamını gör...
sevdik sevdalandık
klip, memleketteki tren istasyonlarının hemen hemen hepsinin birbirine benzediğini öğretti.
devamını gör...
hem çirkin hem işveli olmak
soda gibidir, böyle suni tatlandırıcıyla aroma katılmışından.
tanrım ben soda sevmem!!11 zaten yiyip yiyip kilo almayan bir bünyem var(kudurun), yemeklerin üzerine asla içmem, karıştırmam, bazı hamur işlerinin içinde kullanıyorum sadece ki o da bence sayılmaz. "bu kız ne anlatıyor?" dediğinizi duyar gibiyim, bakın siz soda bağımlıları, midenizi tembelleştiriyorsunuz. işveli çirkine de bir süre sonra gözünüz alışmaya başlıyor, göremez oluyorsunuz o çirkinliği. tıpkı burnunuzun bir süre aynı kokuyu alıp, kokuya duyarsızlaşması gibi. sonra noluyor? çirkinler kendilerini bir halt sanıyorlar efenim, şımarıp işvelerine işve, cilvelerine cilve katıyorlar.
hadi ama itiraf edin, hepinizin hayatından en az bir işveli çirkin geçmiştir, söyleyin hadi burada biz bizeyiz.
mesela benim işveli çirkin bir arkadaşım vardı ki tanrı şahidim olsun, onun suratına baktıkça şükrediyordum, evet. kendi güzelliğimden ötürü tanrıya şükrediyordum. ama bir süre sonra noldu biliyor musunuz? gözüm alışmaya başladı ve ben şükretmeyi bıraktım. insanı duasından dininden eder bunlar çok yaklaştırmayın yanınıza.
tanrım ben soda sevmem!!11 zaten yiyip yiyip kilo almayan bir bünyem var(kudurun), yemeklerin üzerine asla içmem, karıştırmam, bazı hamur işlerinin içinde kullanıyorum sadece ki o da bence sayılmaz. "bu kız ne anlatıyor?" dediğinizi duyar gibiyim, bakın siz soda bağımlıları, midenizi tembelleştiriyorsunuz. işveli çirkine de bir süre sonra gözünüz alışmaya başlıyor, göremez oluyorsunuz o çirkinliği. tıpkı burnunuzun bir süre aynı kokuyu alıp, kokuya duyarsızlaşması gibi. sonra noluyor? çirkinler kendilerini bir halt sanıyorlar efenim, şımarıp işvelerine işve, cilvelerine cilve katıyorlar.
hadi ama itiraf edin, hepinizin hayatından en az bir işveli çirkin geçmiştir, söyleyin hadi burada biz bizeyiz.
mesela benim işveli çirkin bir arkadaşım vardı ki tanrı şahidim olsun, onun suratına baktıkça şükrediyordum, evet. kendi güzelliğimden ötürü tanrıya şükrediyordum. ama bir süre sonra noldu biliyor musunuz? gözüm alışmaya başladı ve ben şükretmeyi bıraktım. insanı duasından dininden eder bunlar çok yaklaştırmayın yanınıza.
devamını gör...
her başarılı kadının arkasında bir erkek var mıdır meselesi
en hiperaktif kadın yazarım. ardımda kimse yok. kimsenin yardımıyla gelmedim buralara...
devamını gör...
çocukken travma etkisi yaratmış film sahneleri
kuşlar filminin tamamı. sanırım star tv'de izlemiştim ilkokula gitmiyordum bile hala daha kuş sürüsü görünce hafif bir ürkerim. çok sağol hitchcock!
bir diğeri ise film değil dizi sahnesi ama yazmam lazım. seda sayan'ın tgrt'de bir dizisi vardı adını hatırlayamıyorum. sanırım mahallenin kahvehanesinde maç izleneceği esnada elektrik kesiyordu. yanlış hatırlamıyorsam seda'nın erkek kardeşi elektrik direğine tırmanıp düzeltmeye çalışıyordu. (bütün mahalle kaçak elektrik kullanıyordu diye mi kesildi elektrik ondan da çok emin değilim.) uzun boylu halil ibrahim vardı o zamanlar pire ferhat'la birlikte show tv anahaberlerinde asparagas haberler sunuyorlardı. evet anahaber bülteninde öyle bir segment vardı reha muhtar dönemleri işte... neyse o halil ibrahim de dizide vardı. sahne gereği karanlıkta sokakta yürüyor ve elektrik direğine tırmanan adamı gecenin karanlığında görüyordu. o esnada direğe tırmanan kişi çarpılıyordu, bildiği kızarıyor adam. tabi biz halil ibrahim'in surat ifadesi ile gece karanlığında şimşek gibi bir ışık parlaması görüyorduk. diziyi ve sahneyi hatırlayabilsem link eklerim. bu da çok korkunç bir sahneydi benim için. belki de garibanlığın varoşun dramıyla ilk yüzleşmemdi.
bir diğeri ise film değil dizi sahnesi ama yazmam lazım. seda sayan'ın tgrt'de bir dizisi vardı adını hatırlayamıyorum. sanırım mahallenin kahvehanesinde maç izleneceği esnada elektrik kesiyordu. yanlış hatırlamıyorsam seda'nın erkek kardeşi elektrik direğine tırmanıp düzeltmeye çalışıyordu. (bütün mahalle kaçak elektrik kullanıyordu diye mi kesildi elektrik ondan da çok emin değilim.) uzun boylu halil ibrahim vardı o zamanlar pire ferhat'la birlikte show tv anahaberlerinde asparagas haberler sunuyorlardı. evet anahaber bülteninde öyle bir segment vardı reha muhtar dönemleri işte... neyse o halil ibrahim de dizide vardı. sahne gereği karanlıkta sokakta yürüyor ve elektrik direğine tırmanan adamı gecenin karanlığında görüyordu. o esnada direğe tırmanan kişi çarpılıyordu, bildiği kızarıyor adam. tabi biz halil ibrahim'in surat ifadesi ile gece karanlığında şimşek gibi bir ışık parlaması görüyorduk. diziyi ve sahneyi hatırlayabilsem link eklerim. bu da çok korkunç bir sahneydi benim için. belki de garibanlığın varoşun dramıyla ilk yüzleşmemdi.
devamını gör...
ercüment ovalı
yerli aşıyı bulmaya çalışan bilim insanıdır.
yahu bu adam en son aşı buluyordu ne oldu o iş bilen biri varmı?
yahu bu adam en son aşı buluyordu ne oldu o iş bilen biri varmı?
devamını gör...
işleve takılma
işleve takılma, nesneleri üretildikleri amaç ile sınırlayarak, bir nesneyi sadece bir görev için belirleme ve kullanma olarak tanımlanan psikolojik yanılsamadır. örneğin, bir vidayı sökmek için bıçak kullanmayı reddedip illa ki tornavida aramak işleve takılmadır. ya da ders çalışırken, saçı toplamak için kalem kullanmak gibi bir çözüm düşünmek, toka aramak yerine kalemi kullanmak işleve takılmamadır. benzer şekilde çay tabağını kül tablası olarak kullanmak da işleve takılmamadır.
işleve takılma yaratıcılığı olumsuz etkileyen bir durumdur. örneğin bir sobayı, çamaşır kurutmak, kestane pişirmek, ekmek kızartmak gibi bir sürü nostaljik ve etkili durum için kullanmak, sobayı sadece bir ısıtıcı olarak görmeyip işleve takılmama sonucudur.
işleve takılmanın bir sebebi mükemmeliyetçiliktir. çünkü, esas ihtiyaç duyulan alet yerine durumu kurtaran bir alet kullanmak esas alet kadar etkili bir sonuç vermeyecektir, bu da kişileri işleve takılmaya itmektedir. örneğin, hiç bir kalem bir toka kadar iyi saç toplayamayacak veya bir bıçak tornavida kadar etkili bir şekilde vida sökemeyecektir.
naçizane görüşüm, türk milletinin (özellikle öğrenci evlerinde) işleve takılmama konusunda çok başarılı olduğu yönündedir. yoksa kettlelar makarna tenceresi, ütüler saç düzleştirici olur muydu hiç?
işleve takılma yaratıcılığı olumsuz etkileyen bir durumdur. örneğin bir sobayı, çamaşır kurutmak, kestane pişirmek, ekmek kızartmak gibi bir sürü nostaljik ve etkili durum için kullanmak, sobayı sadece bir ısıtıcı olarak görmeyip işleve takılmama sonucudur.
işleve takılmanın bir sebebi mükemmeliyetçiliktir. çünkü, esas ihtiyaç duyulan alet yerine durumu kurtaran bir alet kullanmak esas alet kadar etkili bir sonuç vermeyecektir, bu da kişileri işleve takılmaya itmektedir. örneğin, hiç bir kalem bir toka kadar iyi saç toplayamayacak veya bir bıçak tornavida kadar etkili bir şekilde vida sökemeyecektir.
naçizane görüşüm, türk milletinin (özellikle öğrenci evlerinde) işleve takılmama konusunda çok başarılı olduğu yönündedir. yoksa kettlelar makarna tenceresi, ütüler saç düzleştirici olur muydu hiç?
devamını gör...
bir şiirin tamamını anlatan tek mısrası
her nesnenin bir bitimi var ama aşka hudut çizilmiyor, mihriban.
devamını gör...
an itibarıyla işsiz kalmam
öncelikle tüm bunları yazmamın sebebi artık içimde tutamıyor olmak. kimsenin acımasını istemiyorum yada sempatisini kazanmak istemiyorum.
ben ankarada yaşayan 20 li yaşların ortasında spor salonunda çalışan bir kadınım. 4 yıl fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü okudum(gayet güzel bir üniversitede) ama mezun olduktan sonra iş bulamadım. araya pandemi de girince mecburen aile evinde kalmak zorunda kaldım. uzun bir zaman iş bulamadım. sonra bir salonda pilates eğitmenliği yapmaya başladım. sigorta yok, öğrenci sayısına göre maaş alınıyor, asgari ücretin altında kazanıyordum.zaten pandemi nedeniyle çok fazla öğrenci gelmiyordu. evde kalıyorum, ev arkadaşım var bir tane, oda öğrenci cafede garsonluk yapıyor. 1 aydır kombimiz kapalı doğal gaz faturası ödememek için, ki bu bir ay birkaç gün dışında çok soğuk geçti. gece uyurken kat kat giyinerek uyuyoruz. yaklaşık 1 yıldır dışarıdan hiç yemek yemedim. 1 yıldır üzerime bir tane bile kıyafet almadım çünkü kazandığım para kira, doğalgaz, elektrik, internet, ulaşım vs gidiyor. ailemden de isteyemiyorum çünkü mezunum işe başladım ve başka kardeşlerim de var, ailemin de borcu var kısacası hem gururuma yediremiyorum hem de onları zorlamak istemiyorum. ilk okula giden kardeşime eğer işe başlarsam ona hediye göndereceğimi söylemiştim telefonda konuştuğumuzda abla hediyem hazır mı diye soruyor her seferinde daha hazır değil merak etme çok yakında göndereceğim diyorum bilmiyor ki ben burada ne zorluk çekiyorum, aileme hep iyiyim param var siz beni merak etmeyin diyorum. şimdi yeni kısıtlamalar gereği spor salonları kapandı kısacası gelir kaynağım ortadan yok oldu, hastanelere iş başvurusu yapıyorum ama ses seda çıkmıyor. sigortam olmadığı için herhangi bir yardım da alamıyorum.
türkiye şartlarında para kazanmak için illaki utanç duyacağım işler mi yapmamak zorundayım. gerçekten artık dayanacak gücüm kalmadı, bu ayı nadıl çıkaracağımı bilmiyorum.
sadece sormak istiyorum ben bunu hak ediyor muyum?
düzenleme : tüm destek mesajlarınız için çok teşekkür ederim. neyine güvendin de aile evinden ayrıldın yazan yazarlar için açıklama : kendimi yük gibi hissettiğim için ayrıldım. ne kadar ailem de olsalar okulum bitmişti, ve ayaklarımın üzerinde durmak istedim. ilk cümlelerde yazdığım gibi amacım acıtasyon vs değil sadece gerçekten çok doldum, susmaktan yoruldum. derdimi anlatmak istedim.
destek olmak isteyen yazarlar oldu hepsine çok teşekkür ederim. anahtarlık yapıyorum örgüyle. almak isterseniz lütfen iletişime geçin.
ben ankarada yaşayan 20 li yaşların ortasında spor salonunda çalışan bir kadınım. 4 yıl fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümü okudum(gayet güzel bir üniversitede) ama mezun olduktan sonra iş bulamadım. araya pandemi de girince mecburen aile evinde kalmak zorunda kaldım. uzun bir zaman iş bulamadım. sonra bir salonda pilates eğitmenliği yapmaya başladım. sigorta yok, öğrenci sayısına göre maaş alınıyor, asgari ücretin altında kazanıyordum.zaten pandemi nedeniyle çok fazla öğrenci gelmiyordu. evde kalıyorum, ev arkadaşım var bir tane, oda öğrenci cafede garsonluk yapıyor. 1 aydır kombimiz kapalı doğal gaz faturası ödememek için, ki bu bir ay birkaç gün dışında çok soğuk geçti. gece uyurken kat kat giyinerek uyuyoruz. yaklaşık 1 yıldır dışarıdan hiç yemek yemedim. 1 yıldır üzerime bir tane bile kıyafet almadım çünkü kazandığım para kira, doğalgaz, elektrik, internet, ulaşım vs gidiyor. ailemden de isteyemiyorum çünkü mezunum işe başladım ve başka kardeşlerim de var, ailemin de borcu var kısacası hem gururuma yediremiyorum hem de onları zorlamak istemiyorum. ilk okula giden kardeşime eğer işe başlarsam ona hediye göndereceğimi söylemiştim telefonda konuştuğumuzda abla hediyem hazır mı diye soruyor her seferinde daha hazır değil merak etme çok yakında göndereceğim diyorum bilmiyor ki ben burada ne zorluk çekiyorum, aileme hep iyiyim param var siz beni merak etmeyin diyorum. şimdi yeni kısıtlamalar gereği spor salonları kapandı kısacası gelir kaynağım ortadan yok oldu, hastanelere iş başvurusu yapıyorum ama ses seda çıkmıyor. sigortam olmadığı için herhangi bir yardım da alamıyorum.
türkiye şartlarında para kazanmak için illaki utanç duyacağım işler mi yapmamak zorundayım. gerçekten artık dayanacak gücüm kalmadı, bu ayı nadıl çıkaracağımı bilmiyorum.
sadece sormak istiyorum ben bunu hak ediyor muyum?
düzenleme : tüm destek mesajlarınız için çok teşekkür ederim. neyine güvendin de aile evinden ayrıldın yazan yazarlar için açıklama : kendimi yük gibi hissettiğim için ayrıldım. ne kadar ailem de olsalar okulum bitmişti, ve ayaklarımın üzerinde durmak istedim. ilk cümlelerde yazdığım gibi amacım acıtasyon vs değil sadece gerçekten çok doldum, susmaktan yoruldum. derdimi anlatmak istedim.
destek olmak isteyen yazarlar oldu hepsine çok teşekkür ederim. anahtarlık yapıyorum örgüyle. almak isterseniz lütfen iletişime geçin.
devamını gör...
eşek hıyarı

iki yıl öncesine kadar, varlığından haberdar olmadığım, çok yıllık bir bitki.
haberdar olmamanın sebebi, karadeniz'de ona denk gelmemem.
iç anadolu’nun çok iyi bildiği bir bitkidir.
cırlatan kavunu, ebu cehil karpuzu,acı dülek, acı kavun,yaban hıyarı,çakal kavunu gibi yöresel isimleri vardır.
yurdum insanı üşenmemiş, özsuyu zehirli olan bu bitkiye bir dünya isim vermiş.
latince ismi ecballium elaterbit'dir.
kökleri 40 cm civarıdır.
boyu 2 metreye kadar uzananabilir.
ben, yarım metreden daha uzun olanını görmedim.
eğlenceli bir bitkidir.
olgunlaşan meyveler, ayakkabı tabanı ile bastırılınca, basınçla fışkırırlar.
kimse bastırmazsa, kendiliğinden iki metreye kadar tohumlar fırlar.
zehirli olduğu için, hayvanların bir işi olmayan bitki, bu şekilde türünün devamını sağlar.
doğada, tüm canlılar, türünün devamı için yaşarlar.
buna güzel bir örnektir acı kavun.
sinüzit tedavisinde kullanılan bir bitkidir.
alternatif tedavi sevenlerin, ilgisini çeken bir bitkidir. başka ilaçlarla kullanılması halinde, zehirleyici olabilen bir bitkidir.
miktar ayarlaması sıkıntılı bir bitkidir.
hasta olan insan, ilaç kullansın bence.
hayvanların uzak durduğu bir bitkiden, biz de uzak durmalıyız.
ben sarı çiçeklerini çok beğeniyorum, o yüzden ona tanım girmek istedim.
elime alma maksadım, fotoğraf içindi.*
sonra elimi iyice temizledim.
neme lazım, kır çiçeği aşkımdan ötürü, yeşil yola çıkmaya niyetim yok.
abartıyorda olabilirim.
ankara'da yol kenarlarında rastlanabilecek bir bitki. bir iki haftaya fırlatmalık olur.
aman diyim, göze denk getirmeyin.
devamını gör...
fast food fiyat paradoxu
insanlar fast foodları sebzelerden cok daha ucuza aldıkları için tüketiyorlar yabancı ülkelerde. en basit ve ekonomik şekilde karın doyurma şekli fast food yemek. ancak türkiye’ye gelince işler değişiyor, 5 birim paraya aldıkları şey bizde 25, 30 birim paraya geliyor. fakirleştik yıllar geçtikçe.
bu durumu anlatmak için siyahi bireyleri aşağı görür bir dil kullanmaya ne gerek vardı onu anlamadım. kimseyi aşağılamadan da anlatılabilecek bir durumun neden böyle ele alındığının mantık çerçevesinde açıklanamayacağını düşünüyorum.
bu durumu anlatmak için siyahi bireyleri aşağı görür bir dil kullanmaya ne gerek vardı onu anlamadım. kimseyi aşağılamadan da anlatılabilecek bir durumun neden böyle ele alındığının mantık çerçevesinde açıklanamayacağını düşünüyorum.
devamını gör...
el salvador (yazar)
tatlı dilli, güler yüzlü, ceylan gözlü bir yazar. çocukken yediğim bir şeker vardı, patlayan şeker, onun gibi kendisi. enerjimi yükseltiyor. *
daim olsun varlığı.
daim olsun varlığı.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
(bkz: tutunamayan)
(bkz: daddy)
(bkz: kuzguncuktaki vişne)
(bkz: belki üstümüzden bir tır geçer)
(bkz: bal porsuğu)
(bkz: bearwithtear)
(bkz: ice)
(bkz: sondaj)
(bkz: the matrix isn't real)
ve daha niceleri.
(bkz: daddy)
(bkz: kuzguncuktaki vişne)
(bkz: belki üstümüzden bir tır geçer)
(bkz: bal porsuğu)
(bkz: bearwithtear)
(bkz: ice)
(bkz: sondaj)
(bkz: the matrix isn't real)
ve daha niceleri.
devamını gör...
sovyet votkası
1969 yılında, nıkolae andrei kanackow tarafından geliştirilen, benim bildiğim dünya üzerindeki en ağır votkadır.
%92 alkol oranına sahiptir ve 5 damıtma işleminden geçirilir.
1990 yılında üretimi durmuştur.
piyasada oldukça zor bulunur.
%92 alkol oranına sahiptir ve 5 damıtma işleminden geçirilir.
1990 yılında üretimi durmuştur.
piyasada oldukça zor bulunur.
devamını gör...
kolostrum
insanlarda plasental bağışıklık mümkündür, yani doğduğunda anne sayesinde bağışıklık kazanabilir. ancak evcil bir çok hayvanda bu mümkün değil, hastalıklara bağışıklığı doğumdan sonraki, kritik saatlerde alması gereken kolostruma bağlıdır. bu yüzden insan ve diğer canlılarda çok önemli olan kolostrum, zamanında ve yeterince alınmalı.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
30 yaşındayım ve kafasını o kadar sevdim ki...!
vay be diyorum çoğu zaman; bu ülkede bir kadın olarak hayatta kalabilmiş ve ömrünün yarısını fena olmayacak şekilde bitirebilmişsin.
terk edilmeler, üzüntüler, sevinçler, kaybedişler de oldukça fazla heybemde. sırtımda değil, tekerlekli bir bavul içerisinde taşıyorum onları. şekillenmemdeki yardımlarından ayrı ayrı öpüyorum hepsini.
bir çınar gibi köklerimi daha derine; dallarımı sonsuz göğe açıyorum.
büyüyorum. yaşlanıyorum. aydınlanıyorum. anlıyorum. affediyorum.
hilkat garibesi gibi değil, aydınlık yüzlü bilgeler gibi...
vay be diyorum çoğu zaman; bu ülkede bir kadın olarak hayatta kalabilmiş ve ömrünün yarısını fena olmayacak şekilde bitirebilmişsin.
terk edilmeler, üzüntüler, sevinçler, kaybedişler de oldukça fazla heybemde. sırtımda değil, tekerlekli bir bavul içerisinde taşıyorum onları. şekillenmemdeki yardımlarından ayrı ayrı öpüyorum hepsini.
bir çınar gibi köklerimi daha derine; dallarımı sonsuz göğe açıyorum.
büyüyorum. yaşlanıyorum. aydınlanıyorum. anlıyorum. affediyorum.
hilkat garibesi gibi değil, aydınlık yüzlü bilgeler gibi...
devamını gör...

