aziz nesin
biz mağlup olduk efendim, çirkinliğe, kabalığa, bayağılığa mağlup olduk.
aziz nesin
aziz nesin
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
herkes gider mi?
devamını gör...
yazarların hayat felsefesi
kafacıların hayat felsefesini merak eden başlıktır.
benim şahsen hayat felsefem ciddiyetsiz olmaktır.
hayatta bir şeyleri ciddiye aldığın an kendini manyak edersin.
hayatımda kurallarım vardır çizgilerim vardır o çizgiyi aşanları hayatımdan silerim ölene kadar.
çizginin üstünü tarumar eden bir kişi silemedim onu da yakında silerim içimden.
ama hayattı ciddiye almamak ciddiyetsiz olmak bence çok önemli bir konudur.
yaşayıp defolup gideceğiz işte kıymetli olan yaşarken bol bol öğrenmek bilmek sevişmek yeni tatlar keşfetmek ruhani hazlar kovalamaktır.
filozof değiliz lakin bizimde kendi çapımızda boş beleş felsefelerimiz var.
benim şahsen hayat felsefem ciddiyetsiz olmaktır.
hayatta bir şeyleri ciddiye aldığın an kendini manyak edersin.
hayatımda kurallarım vardır çizgilerim vardır o çizgiyi aşanları hayatımdan silerim ölene kadar.
çizginin üstünü tarumar eden bir kişi silemedim onu da yakında silerim içimden.
ama hayattı ciddiye almamak ciddiyetsiz olmak bence çok önemli bir konudur.
yaşayıp defolup gideceğiz işte kıymetli olan yaşarken bol bol öğrenmek bilmek sevişmek yeni tatlar keşfetmek ruhani hazlar kovalamaktır.
filozof değiliz lakin bizimde kendi çapımızda boş beleş felsefelerimiz var.
devamını gör...
yoldaş ile sahur programı
bir elimde tesbihim, bir elimde hurmam ile bekleyeceğim program.*
devamını gör...
7 notayla kaç ayrı beste yapılabilir ki sorusu
aklın durur kanka. öyle baya.
devamını gör...
whole lotta love
bu başlığa peşpeşe yazıyor olacağım, geçen sefer yazarken aklımdaydı ama unutmuşum, şimdi aklıma geldi, şöyle bir şey var. polis akademisi filminde her sesi çıkartan michael winslow'un bu yorumuna insan hayret ediyor, böyle bir şey nasıl olabilir diye?
devamını gör...
takipçi sayısının artmamasının nedenleri
takipçilerimin takip etmediğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam. mesela birinin gönderisini beğeniyorum sonra o kişi gelip benim son 3 ya da 4 gönderimi beğeniyor. okumadan beğendiklerine yemin edebilirim ama kanıtlayamam.*.
instagramda da vardı aynı olay ben senin fotoğrafını beğendim sen benimkini beğenmedin. şimdi bakıyorum burda da aynı çukura düştüm. beğeniyorsam okuyorumdur. takip ediyorsam beğeniyorumdur.
illa takipçi mi istiyorsunuz, son gönderileri beğen takip et, dönerse senindir dönmezse hiç senin olmamıştır.
sevgili yazarlardan ricamdır, ben beğeniyorum diye dönüp beğenmek zorunda değilsiniz. bırakın ben 3-4 beğeni ile de mutluyum. *
sözüm asla bazı yazarlara değildir. sözüm gerçekten meclisten dışarıdır.
instagramda da vardı aynı olay ben senin fotoğrafını beğendim sen benimkini beğenmedin. şimdi bakıyorum burda da aynı çukura düştüm. beğeniyorsam okuyorumdur. takip ediyorsam beğeniyorumdur.
illa takipçi mi istiyorsunuz, son gönderileri beğen takip et, dönerse senindir dönmezse hiç senin olmamıştır.
sevgili yazarlardan ricamdır, ben beğeniyorum diye dönüp beğenmek zorunda değilsiniz. bırakın ben 3-4 beğeni ile de mutluyum. *
sözüm asla bazı yazarlara değildir. sözüm gerçekten meclisten dışarıdır.
devamını gör...
varoluş sancısı çektiği halde insanın bu dünyadan gitmek istememesinin sebebi
yaşamın tüm bu acı ve sevinçlerin, ölüm ve doğumların toplamından oluşan anlardan ibaret olduğunu bilmesidir. bir kere yaşayacağımız bu acı tatlı-evet çoğunlukla acı- deneyimi, niçin heba edelim ki.
devamını gör...
kötü evliliklerin iyi yanları
pollyanna açısından bakıp bulabileceğimiz yanlardır.
mesela bir evlilik ne kadar kötüyse boşanma o kadar mutlu eder.
mesela bir evlilik ne kadar kötüyse boşanma o kadar mutlu eder.
devamını gör...
bekaretin hala bir sorun olabilmesi
yazdım yazdım sildim şu kadarını söyleyeyim anlayacağınız dilden konuşayım;
gençler 30 yaşınızda evlendiğiniz kadının memelerine sizden önce 10 kişi boşalmış olabilir ve inanın bana o kadın gayet de iyi bir anne olabilir. yoksa daha sizi çok yerler. şşşttt 3r'li errrkek bizim atalarımız 30.000-40.000 sene önce ergenliğe bile girmeden sevişmeye başlıyordu. 25-30 yaşına kadar sevişmeyen kadın ve erkeğin acısını psikoloji öyle bir çıkarıyor ki...
not: bir de başka bir tür var efenim bakire olmayabilir ama çok aşıksam en fazla 1-2 kişi belki kandırmışlardır kızcağızı? ya siz ne salak insanlarsınız ya araba mı bu ne kadar az kullanılmış o kadar iyi. kıyaslanmaktan korkuyorsanız bir kadın olarak söylüyorum sizi gerçekten seven hiçbir kadın cinsel performazsınız kötü diye terketmez. en kötü psikolojik ve tıbbi yardım almanızı ister.
saçma dogmalarınızı 200 sene öncesine bırakın 2021 yılındayız.
gençler 30 yaşınızda evlendiğiniz kadının memelerine sizden önce 10 kişi boşalmış olabilir ve inanın bana o kadın gayet de iyi bir anne olabilir. yoksa daha sizi çok yerler. şşşttt 3r'li errrkek bizim atalarımız 30.000-40.000 sene önce ergenliğe bile girmeden sevişmeye başlıyordu. 25-30 yaşına kadar sevişmeyen kadın ve erkeğin acısını psikoloji öyle bir çıkarıyor ki...
not: bir de başka bir tür var efenim bakire olmayabilir ama çok aşıksam en fazla 1-2 kişi belki kandırmışlardır kızcağızı? ya siz ne salak insanlarsınız ya araba mı bu ne kadar az kullanılmış o kadar iyi. kıyaslanmaktan korkuyorsanız bir kadın olarak söylüyorum sizi gerçekten seven hiçbir kadın cinsel performazsınız kötü diye terketmez. en kötü psikolojik ve tıbbi yardım almanızı ister.
saçma dogmalarınızı 200 sene öncesine bırakın 2021 yılındayız.
devamını gör...
ozgur1ey
devamını gör...
başkalarının fikirlerine saygı duymalıyız
örnek insan davranışıdır. düşüncelerimizi fikirlerimizi belirtirken nasıl saygı görmek istiyorsak, karşı tarafa da aynı şekilde saygı göstermek zorundayız. yargılamak yerine daha aktif olup neden sorusunu sorabilmeliyiz, anlamaya çalışmalıyız.
devamını gör...
askerde eşini hamile karısıyla aldatmak
gözum gordukce nasil degisebilecegimi filozof edasiyla düşündügüm baslik. ama bir gun bu basligin mantigini çozup degistirecegim, ant ictim. bugun degilse yarin...
devamını gör...
iki cümlelik korku hikayesi yaz
uyandığında son nefeslerini aldığının farkına vardı. üstünde yığılı toprak elleriyle sıyrılamayacağı kadar ağırdı.
devamını gör...
zorba the greek
yunan edebiyatının ünlü yazarı nikos kazancakis, 1883 yılında osmanlı topraklarında doğmuştur. yazar, yunan yazarlar topluluğu tarafından nobel edebiyat ödülü için kurula tavsiye edilmiş fakat ödülü bir oy fark ile albert camus'a kaptırmıştır.
albert camus ödülü aldıktan sonra nikos kazancakis'in bu ödülü kendisinden daha fazla hak ettiğini söyleyecektir.
yazarın 1946 yılında yayımlanan ve filme de de uyarlanan” zorba” adlı eseri “özgürlük” kavramının irdelendiği felsefik bir kitap. olay örgüsünün kısa tutulduğu yapıtta anlatıcı yazar, kömür madenini işletmek ve buda ile düşüncelerini oturtmak için girit’e gider. hayatı kitap okumaktan ibaret olan bu “kâğıt faresi”, aleksi zorba adında ilginç bir adamla karşılaşır. onu da linyit madeninde işçi olarak çalıştırmak üzere yanına alır ve patron işçi ilişkisini aşan dostlukları başlar.
zorba, hayata dair tüm bildiklerini, patronuna anlatır. bizim kutadgu bilig’imiz gibi onun öğretileri de mutluluğun sırlarını verir. geçmişe takılmadan, gelecek kaygısı duymadan yaşadığı her anın tadını çıkaran zorba, kimseye minnet etmeden yaşamaktadır. ölümden ve hayatın zorluklarından korkmayan, hayatı olduğu gibi yaşayan, aynı yerde uzun süre kalamayan, kimseye bağlanmayan gezgin bir adamdır.zorba’ya göre özgür olabilmek için hayatın ve insanlığın dayattığı her şeyden kurtulmak gerekir.din, vatan, evlilik, çocuk...
“vatandan kurtuldum, papazlardan kurtuldum, paradan kurtuldum; silkiniyorum. silkindikçe de hafifliyorum. nasıl söyleleyim sana.kurtuluyorum insan oluyorum."
zorba, gönülden bağlı olduğu santurunu
canı isteyince çalar ve canı isteyince müziğin ritmine uyarak dans eder.dul kadın müptelası olan bu kaçkın adamın kadınlarla ilgili aykırı düşünceleri de bir kitabı dolduracak kadar fazladır.
“kadın korkunç bir sırdır, hiçbir zaman da kapanmayan bir yarası vardır. sen kulak asma, bütün yaralar kapanır ama, o yara kapanmaz."
halk hikâyeleri, efsaneler, etkileyici tasvirler ve bilge sözlerle bezeli roman insanın kendine dönmesini sağlayan başarılı bir klasik.
“dünyadaki pek çok insanın esas sorunu, henüz kendisiyle tanışmamış olmasıdır.”
albert camus ödülü aldıktan sonra nikos kazancakis'in bu ödülü kendisinden daha fazla hak ettiğini söyleyecektir.
yazarın 1946 yılında yayımlanan ve filme de de uyarlanan” zorba” adlı eseri “özgürlük” kavramının irdelendiği felsefik bir kitap. olay örgüsünün kısa tutulduğu yapıtta anlatıcı yazar, kömür madenini işletmek ve buda ile düşüncelerini oturtmak için girit’e gider. hayatı kitap okumaktan ibaret olan bu “kâğıt faresi”, aleksi zorba adında ilginç bir adamla karşılaşır. onu da linyit madeninde işçi olarak çalıştırmak üzere yanına alır ve patron işçi ilişkisini aşan dostlukları başlar.
zorba, hayata dair tüm bildiklerini, patronuna anlatır. bizim kutadgu bilig’imiz gibi onun öğretileri de mutluluğun sırlarını verir. geçmişe takılmadan, gelecek kaygısı duymadan yaşadığı her anın tadını çıkaran zorba, kimseye minnet etmeden yaşamaktadır. ölümden ve hayatın zorluklarından korkmayan, hayatı olduğu gibi yaşayan, aynı yerde uzun süre kalamayan, kimseye bağlanmayan gezgin bir adamdır.zorba’ya göre özgür olabilmek için hayatın ve insanlığın dayattığı her şeyden kurtulmak gerekir.din, vatan, evlilik, çocuk...
“vatandan kurtuldum, papazlardan kurtuldum, paradan kurtuldum; silkiniyorum. silkindikçe de hafifliyorum. nasıl söyleleyim sana.kurtuluyorum insan oluyorum."
zorba, gönülden bağlı olduğu santurunu
canı isteyince çalar ve canı isteyince müziğin ritmine uyarak dans eder.dul kadın müptelası olan bu kaçkın adamın kadınlarla ilgili aykırı düşünceleri de bir kitabı dolduracak kadar fazladır.
“kadın korkunç bir sırdır, hiçbir zaman da kapanmayan bir yarası vardır. sen kulak asma, bütün yaralar kapanır ama, o yara kapanmaz."
halk hikâyeleri, efsaneler, etkileyici tasvirler ve bilge sözlerle bezeli roman insanın kendine dönmesini sağlayan başarılı bir klasik.
“dünyadaki pek çok insanın esas sorunu, henüz kendisiyle tanışmamış olmasıdır.”
devamını gör...
normal sözlük'ün adı normal sözlük olmasa olacağı şey
devamını gör...
otuzları hiç etmek
#1710224 tam da öyle.
ek olarak çocuk yetiştirme, her şeye yetişme kaygısıyla koştura koştura geçiyor, çok hızlı geçiyor. insanın durup düşünmeye fırsatı olmuyor. 30'ların sonlarına doğru belki hızdan yorulup, belki deneyimlerden süzüp, belki geldiğin yaşı birden kavramanın verdiği aydınlanma ile insan kendine hooop! dur biraz, nefeslen diyor.
tarla metaforu da çok doğru. boyuna ekiyorsun o yaşlarda, hasat vakti ancak geliyor. iyi ki de geliyor. sonrası artan biçimde keyfini çıkara çıkara, sindirerek, an'ı fark ederek geçmeye başlıyor.
ek olarak çocuk yetiştirme, her şeye yetişme kaygısıyla koştura koştura geçiyor, çok hızlı geçiyor. insanın durup düşünmeye fırsatı olmuyor. 30'ların sonlarına doğru belki hızdan yorulup, belki deneyimlerden süzüp, belki geldiğin yaşı birden kavramanın verdiği aydınlanma ile insan kendine hooop! dur biraz, nefeslen diyor.
tarla metaforu da çok doğru. boyuna ekiyorsun o yaşlarda, hasat vakti ancak geliyor. iyi ki de geliyor. sonrası artan biçimde keyfini çıkara çıkara, sindirerek, an'ı fark ederek geçmeye başlıyor.
devamını gör...
la casa de papel
milletin aksine gayet beğendiğim dizidir. an itibarıyla 5. sezonun ilk kısmını bitirdim artık aralığı bekliyorum.
şimdi bu dizi hakkında düşünen iki insan var.
1. tip insan dizinin muhteşem bir dizi olduğunu düşünen insan.
2. tip insan dizinin çöp olduğunu düşünen insan.
haa bide ilk iki sezon çok iyiydi sonra tadı kaçtı diyen insan var ama onlar alt başlık.
ilk iki sezon çok iyiydi. sonraki sezonlar o kadar iyi değildi ama çok iyiydi. ben böyle düşünüyorum.
biz insanlar olarak popüler olanı gömüyoruz ve bunu yapmayı seviyoruz. hatta diziyi izleyenlere falan sallıyoruz. bu dizi öyle bir dizi haline geldi.
ilk çıktığı zaman izlediğimde yemin ederim kendimden geçmiştim. bana çok güzel ve farklı gelmişti. oyuncular, kurgu, yönetmen, senaryo, kostümler, müzikler hepsi çok iyiydi. ilk 2 sezon inanılmaz lezzetliydi ve bir yere çıta koydular.
işin içine netflix girince o çıtanın üstüne çıkamadılar. çıkmalarını beklemiyordum. ben o çıtanın çok feci şekilde altına düştüklerini düşünmüyorum.
ben bu olayın beklentiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. ilk iki sezon çok fazla aşık olduğumuz bir şeyin öyle devam etmesini bekliyoruz.
sürü psikolojisi biri çıkıyor ortaya ve abi eskisi gibi değil yaaa diyor ve bu böyle devam ediyor.
neyse diziye gelirsek genel olarak 5. sezona kadar iyi geldik. güzel bir finalle sonlanırsa güzel olacak.
detaylı anlatmayacağım ama dizinin senaryosunu ve anlatılmak isteneni seviyorum. tabii ilk iki sezon anlatmak istedikleri şey daha farklıydı. kafalarına göre yapıyorlardı. bu kadar patladıktan sonra biraz yön değiştirdiler ve bunu çok normal olarak görüyorum.
benim 1000 takipçim olsa sözlükte daha farklı yazmaya çalışırım. çalıştıkça iyi yazamam.
an itibarıyla dizinin 5. sezonunu bitirdim ve heyecanlandım. hüzünlendim. üzüldüm. merakla aralık ayını bekliyorum.
dizide yaratılan karakterler bu dizinin en büyük olayı. her karakter inanılmaz işlenmiş. her karakterin üstüne dizi yapılabilecek şekilde kusursuz yaratılmış. bu dizi bittikten sonra bu dizinin ekmeğini yiyecekler. spin off şeklinde bir şeyler yapacaklar. ortada çok büyük bir pasta var.
berlin karakteri, profesör karakteri, tokyo, nairobi hepsi efsane karakterler.
son sezonda tokyo öldü yemin ederim ağlayacaktım. o ne karizmatik şekilde ölmekti öyle ya. aşırı güzeldi. öleceksen böyle öleceksin.
şimdi bu dizi hakkında düşünen iki insan var.
1. tip insan dizinin muhteşem bir dizi olduğunu düşünen insan.
2. tip insan dizinin çöp olduğunu düşünen insan.
haa bide ilk iki sezon çok iyiydi sonra tadı kaçtı diyen insan var ama onlar alt başlık.
ilk iki sezon çok iyiydi. sonraki sezonlar o kadar iyi değildi ama çok iyiydi. ben böyle düşünüyorum.
biz insanlar olarak popüler olanı gömüyoruz ve bunu yapmayı seviyoruz. hatta diziyi izleyenlere falan sallıyoruz. bu dizi öyle bir dizi haline geldi.
ilk çıktığı zaman izlediğimde yemin ederim kendimden geçmiştim. bana çok güzel ve farklı gelmişti. oyuncular, kurgu, yönetmen, senaryo, kostümler, müzikler hepsi çok iyiydi. ilk 2 sezon inanılmaz lezzetliydi ve bir yere çıta koydular.
işin içine netflix girince o çıtanın üstüne çıkamadılar. çıkmalarını beklemiyordum. ben o çıtanın çok feci şekilde altına düştüklerini düşünmüyorum.
ben bu olayın beklentiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. ilk iki sezon çok fazla aşık olduğumuz bir şeyin öyle devam etmesini bekliyoruz.
sürü psikolojisi biri çıkıyor ortaya ve abi eskisi gibi değil yaaa diyor ve bu böyle devam ediyor.
neyse diziye gelirsek genel olarak 5. sezona kadar iyi geldik. güzel bir finalle sonlanırsa güzel olacak.
detaylı anlatmayacağım ama dizinin senaryosunu ve anlatılmak isteneni seviyorum. tabii ilk iki sezon anlatmak istedikleri şey daha farklıydı. kafalarına göre yapıyorlardı. bu kadar patladıktan sonra biraz yön değiştirdiler ve bunu çok normal olarak görüyorum.
benim 1000 takipçim olsa sözlükte daha farklı yazmaya çalışırım. çalıştıkça iyi yazamam.
an itibarıyla dizinin 5. sezonunu bitirdim ve heyecanlandım. hüzünlendim. üzüldüm. merakla aralık ayını bekliyorum.
dizide yaratılan karakterler bu dizinin en büyük olayı. her karakter inanılmaz işlenmiş. her karakterin üstüne dizi yapılabilecek şekilde kusursuz yaratılmış. bu dizi bittikten sonra bu dizinin ekmeğini yiyecekler. spin off şeklinde bir şeyler yapacaklar. ortada çok büyük bir pasta var.
berlin karakteri, profesör karakteri, tokyo, nairobi hepsi efsane karakterler.
son sezonda tokyo öldü yemin ederim ağlayacaktım. o ne karizmatik şekilde ölmekti öyle ya. aşırı güzeldi. öleceksen böyle öleceksin.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...

