meksikalı devrimci emiliano zapata tarafından yapılan meksika'nın en radikal reform planının ismi.
devamını gör...

bütün çabalara rağmen yüzyıllardır içinden çıkalamayan çok yönlü bir karşılaşma.
devamını gör...

hayatım çok fazla şey değişti ve şuanda değişmek üzere.kafam allak bullak tedirginim ve her şeye geç kalmış hissediyorum.
devamını gör...

insan 16 yaşındayken dünyayı değiştireceğini düşünür.18 olduğunda düşünceleri sert bir kayaya çarpar. 20 yaşına geldiğinde hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar 25 yaşına geldiğinde ise dünyanın onu değiştirdiğini fark eder. ve insan 25 yaşında ölür, 75 yaşında gömülür.
tarkovski
yani dostlarım, tam da hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi anladıktan birkaç tık sonraki yaştayım. ölür müyüm bilmem de yaşamadığım kesin.
devamını gör...

albastı, türk dünyasının farklı bölgelerinde ve boylarında varlığı anlatılan kötücül bir varlıktır. albastı veya alkarısı, kabuslara ve karabasana sebep olan, hamile, lohusa ve çocuklara zarar veren çirkin bir kötücül ruhtur. yaşlı, çirkin bir kadın olarak resmedilir. bazı anlatı ve inançlarda kan emdiğinden de bahsedilir. albastı genelde terk edilmiş yelerde, pis akarsularda, gübreli tarlalarda yaşar ve insanların karşısına farklı şekillerde çıkabilir, gece vakti ortaya çıkar ve şafak vakti kaybolur. uyku esnasında insanların üstüne çöker ve onları boğmaya çalışır. köpek ve horoz sesinden korkup kaçan albastı insanları ezerek kanlarını içmeye çalışır. günümüzde özellikle çocukları korkutmak için kullanılan yaygın bir motiftir.
devamını gör...

keşke 700 bölüm olsaydı ve izleseydim dediğim harika dizidir. gerçekten çok beğendim ve çok güldüm. youtube'da takılırken ilk bölümünü koyduklarını gördüm ve izlemeye başladım. sonra tabii ki devamı geldi. çok güzeldi. dediğim gibi 700 bölüm olsa sıkılmadan izlerim. çok kısa sürede 12 bölümü izleyip bitirdim. umarım feyyaz yiğit ve aziz kedi böyle projelere devam ederler. sanki yıllardır aradığım bir içeriği bulmuş gibi tükettim.
dijital platformların avantajı ve özgürlüğü burada devreye giriyor. bu içeriği televizyona yapamazdınız. dijital platform olunca üreticiler kafalarında bulunan absürtlüğü istedikleri gibi yansıtıyorlar seyirci keyif alarak izliyor.

dizinin bölümleri kısa kısa ilerliyor. 1 saati geçmeyecek şekilde birbirinden farklı bölümler izliyoruz. her bölüm belirli bir ortalamanın üstünde ama bazı bölümler gerçekten mükemmele yakın.
dizinin yayınlanma tarihi 1 ocak 2021. senaryoda feyyaz yiğit ve aziz kedi bulunuyor. görüntü yönetmenliğinde ise ersin gök iyi iş çıkarmış. kendine has tarzı belli oluyor. dizinin yönetmeni ömer sinir. dizinin yapımcılığını cebeci yapım üstleniyor. başrollerinde feyyaz yiğit ve kıvanç kılınç yer alıyor.

gerçekten izlediğim ve hissettiğim şey şuydu. feyyaz yiğit ve kıvanç kılınç ne kadar uyumlular. çok uyumlular ve çok komikler. birbirlerini tamamlıyorlar. esprililer, gözlemler, analizler, söylemler çok başarılı. durum komedisi, absürt mizah dediğimiz olay sanırım tam olarak böyle oluyor. nefis.

keşke bitmeseydi dediğim 12 harika bölüm. 12 farklı bölüm. hayvan gibi güldüm. ayrıca dizinin çekimleri istanbulda yapılmış ve mekanları çok beğendim. yılmaz'ın evi ve oturdukları kafe çok samimi geldi. o mahalleyi çok sevdim. niye sadece 12 bölüm yaptınız ulan çok üzüldüm.
dizinin bölüm adları şu şekilde.

1. bölüm: kokariç (çok güzeldi)
2.bölüm: vatka (çok güzeldi)
3. bölüm: nü model (farklıydı eh işte)
4. bölüm: erasmus'la gelen yamyam ( en sevdiğim bölümdü)
5. bölüm: yanlış mentor (eh işte)
6. bölüm: karanlık güç (eh işte)
7. bölüm: ikinci yol (güzeldi)
8. bölüm: badana (çok güzeldi)
9. bölüm: ayırtma yenilemesi (eh işte)
10. bölüm: kan parası (çok güzeldi)
11. bölüm: yılmaz bey banyo (favori bölümlerimden biriydi)
12.bölüm: atın bulunuşu (favori bölümlerimden biriydi)
devamını gör...

temel yıkık testidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yakında aşağıdaki gibi camdan ekmeğimizi banarız dediğim gündem.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

italyan futbolcu roberto baggio'nun kariyerine odaklanan netflix filmidir.

uzun zamandır bekliyordum ama maalesef hayal kırıklığına uğradığım bir film olmuş. daha çok baggio ve babasının ilişkisine odaklanılmış.
baggio ve budizm ilişkisi anlatılmış. o klasik finalde penaltı kaçırma olayı fazla dramatikleştirilmiş. tamam penaltıyı kaçırmak onun ve italya futbolu için baya ağır oldu ama filmde gösterilen kadar ağır değildi.
baggio çok büyük bir futbolcuydu kariyeri o penaltıdan sonra başarılı şekilde devam etti.

aynı zamanda futbolcunun sakatlıklarıyla boğuşması çok gerçek şekilde aktarılmış. bir futbolcu için sakatlığın ne kadar büyük bir yıkım olduğunu capcanlı şekilde izleme fırsatı sunulmuş. budizm ile olan ilişkisi abartılmadan çok güzel şekilde aktarılmış. baggio için budizm öncesi ve budizm sonrası olarak ikiye ayrılmış.
ayrıca bir futbolcu için ülkesinin milli formasını terletmek ne kadar önemli filmi izlerken görebiliyoruz. italya için bir kahraman olan baggio o formayı giymek için bir sürü fedakarlıklar yapıyor. kaderin cilvesi finalde penaltıyı kaçırıyor.
ayrıca dünya futbolunun bilerek kaçırdığı bir nokta var baggio o penaltıyı atsaydı sonuç pek değişmeyecekti çünkü avantaj brezilyadaydı. tabi dramatik bir hikaye çıkarmak isteyen dünyalılar olayı böyle lanse ettiler yıllarca.

filmin kurgusu ise çok eksik ve hatalıydı bence. baggio: ilahi at kuyruğu diye bir film çekip bu kadar eksik ve hızlı kurguyla film yapamazsınız yapmamalısınız. sürekli bir yerden bir yere atlayarak seyirciyi sinir etmeyi hedeflemişler.
keşke 1 saat 32 dakikalık bir film yerine 2 saatlik bir film olsaymış daha keyifli ve daha tam bir film olurmuş.

her şeye rağmen roberto baggio ve onun hayatını izlemek çok güzeldi. baggio futbol seyircisi için çok önemli bir futbolcudur. garip kişiliği ve garip tarzıyla gelmiş geçmiş en iyi 10 numaralardan birisidir. film bunu pek yansıtamamış filmin eksikliği olmuş.
ayrıca son sahne ve çalan müzik her futbolseveri duygulandıracaktır.
devamını gör...

kadir mısıroğlu ya da yavuz bahadıroğlu'nun sözde tarihçilikleri de pek tabii örnek gösterilebilir buna. tarih gayet de bir bilimse; örneğin, herhangi bir savaşın kazanılmasını sergilenen stratejik üstünlükten çok askerlerin namaz kılmasına ya da içlerindeki allah aşkına bağlamak, düpedüz sözdebilim örneği sayılsa gerek.

bir de kendilerine "araştırmacı tarihçi", "tarihçi yazar" falan diyorlar ya, bitiyorum. diğer ve esas tarihçiler araştırma yapmıyorlar, yazmıyorlar sanki. kendilerini kanıtlamak istemekten kaynaklanan bir kompleks herhalde, "öz hakiki tarihçilik" gibi.
devamını gör...

dinliyorlar efendim, durduramıyoruz.
hayırlı olsun.

edit: bu saatte girmek pek iyi olmadı sanırım, sabah erken uyanmam gerekiyordu.
devamını gör...

evlilik gibi o da özel olmalı. başkalarına gösteriş için değil.

beraber kamp sandalyelerinde boğaza karşı termostan çay içerken yapılan teklifle, o boğazda tekne tutup köprüye yazılarak yapılan teklifin samimiyeti bir midir?
devamını gör...

nasıl bir vicdan bu, hele buna sevinen insanlar görüyorum twitter'da falan içlerinde kadınlar da var üstelik... hiç mi korkmuyorsunuz, şahsen ben artık öncesinden daha çok korkuyorum. 77 günde 79 kadın öldürülmüş.
sinirimden hâlâ uyuyamadım.
devamını gör...

fark edebilmek. bazen sağlıklı olduğunuzu fark etmeniz bile mutlu edebilir.
devamını gör...

kendi elinde olmayan şeyler için üzülmekten vazgeçmek.
devamını gör...

ölünce kıymete binmez ,o kişinin yaşadığının kanıtıdır ölümü, ölene kadar farkına varmayız, ta ki ölür bir gün, işte o zaman radarımıza girer aa böyle bir insan vardı deriz, şahsen örnek vermem gerekirse ,küçük iskender ' in şair olduğunu biliyordum , adını biliyordum sadece ne zaman ki adam öldü, merak saldım , sevdim, okudum, ama iş işten geçti, istesem de konuşamam artık onunla, deseler ki iskender geri gelecek 5 dakikalıĝına , neyim var neyim yok verirdim . ama ölmeden anlamak gerek işte. o da zor...
devamını gör...

eski yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.
devamını gör...

alf benim için halk kahramanıdır. bu konuda kaptan mağara adamı ile yarışır ve ondan her daim bir adım öndedir. ''kedi yiyen halk kahramanı mı olur?'' diyenleriniz olacaktır elbet. insan kanı ile beslenen yüzlerce, binlerce adamdan/kadından kahraman oluyor da melmac'in püsküllü, tüylü, sarı yağız delikanlısından mı kahraman olmayacak? bal gibi de olur!

hem şöyle düşünün melmac gezegenindeki tüm saç kurutma makineleri aynı anda çalıştırıldığında ve gezegen yok olduğunda tek kurtulan kimdi? tabi ki de kahramanların hası melmac gezegenin son umudu alf! bu bile onun kahraman ilan edilmesi için kafi. hem alf'in kedi yediğini göreniniz var mı? kedi işi onun dilinde. tamam şanslı ile ilgili bir kaç denemesi oldu ama hepsi de teşebbüs aşamasında kaldı. yani, elinizde kedi yediğini ispat edebileceğiniz hiç bir veri yok. masumiyet karinesi'ni falan da geçtim, alf bu mevzuda direkt beraat etmiştir. o yüzden kedi işini artık unutun! alf, kedi sever bu kendi beyanıdır ama kedi yediği ne görülmüştür ne de duyulmuştur. yeseydi zaten willie tanner'da onu yerdi.

alf, aynı zamanda benim için müşfik kenter demektir. o muazzam seslendirme yüzünden yıllar sonra diziyi orijinal dilinde izleyeyim dediğimde başıma kaynar sular dökülmüştü. ''yooo yooo alf değil bu!'' diyerek haykırmak istediğimi hatırlıyorum. o yüzden alf'in orijinal sesi müşfik kenter'in sesidir ve bu konuda karşıt görüş kabul etmem. o kadar netim. aksini iddia eden de benim gözümde terör örgütü üyesidir!

bakın şimdi aklıma düştü yine; harika bir alf anahtarlığım vardı benim. babamın hediyesiydi. bayağı bir zaman kullandım. hatta üniversite yıllarında bile alf anahtarlığı kullanıyordum. sonra ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama anahtarlık kayboldu gitti. aynısını da bir daha bulamadım. bulsam zaten kaybetme riskine karşın bir düzüne alırım. ama yok yani. benzerlerini gördüm ama aynısını bir daha bulmak kısmet olmadı.

alf denince benim aklıma direkt şu sahne gelir;


old time rock and roll'u melmac üzerine yemin ederim ki, bob seger'dan daha adanmış bir biçimde söylüyor. şu hareketlere bir bakınız. yaşıyor resmen! iliklerine kadar hissediyor. kahramanlar böyledir işte. adanmışlık onların kanında vardır.

tabi bu giriş haricinde bu bölümün ve dizinin en güzel kısmı alf'in filozof yönünü gözler önüne serdiği andır;

will alf'e ''bir uzaylı nasıl bu kadar sorumsuz olabilir ki?'' diye sorduğunda verdiği cevabı benim diyen filozof veremez. ''sorumsuz değildim ki, acıkmıştım.''

efkarlandım yahu. alf'i saçma sapan bir finalle aramızdan alıp götüren tom patchett ve paul fusco umarım melmac gezegenini yeniden keşfedersiniz ve tüm saç kurutma makineleri açık kalır, siz de seyreylersiniz gümbürtüyü. yalnız nefis beddua ettim. içim soğudu resmen. hadi bana eyvallah.
devamını gör...

kokusu harika olan bir bitkidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim