bir gecede cahil kalmak
"bir gecede cahil kalmak" bu sözün haklılık tarafı sıfırdır. bu sözü haklı bulanın zerre tarih bilgisi yoktur. bu sözü savunmak cahilliktir. o dönem de zaten halkın sadece %8'i okuma yazma biliyordu, yani halkın zaten %92'i okuma yazma bilmiyordu. okuma yazma bilmeyen bir halk nasıl olurda bir gece de cahil kalabilir? tarih arşivlerinde hepsi yazıyor. araştırmaktan üşenen insanlar, bu söze balıklama atlayıp inanıyor hemen. delinin biri bir kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış, bu konuda buna döndü. ayrıca harf inkılabından ilk iki yıl sonra okuma yazma oranı 1 milyon a çıkmıştır. eski kültür ve medeniyet eserlerine gelince. o günden bugüne 25 bin kadar eski kültür eserimiz bugünkü harflere dönüştürerek yayımlanmıştır.
devamını gör...
yara izi
savaş yaralarım diye zikrettiğim birçoğu da çocukluktan kalan derinin kusurlu şekilde iyileşmesi durumu. benimkiler güzel. sınırlarımı zorladığımı ya da gerizekalı gibi davransam da denemekten vazgeçmediğimi hatırlatıyor bana.
tam da yarım saat kadar önce yatakta uzanmışken üzerime atlayan yeğenim göbeğimi davul gibi kullanırken göbek deliğimin hemen yanındaki insan eli yapımı diğer deliğimin izini görüp bir aydınlanma yaşadı. teyze benim dikiş izlerim senden daha havalı, dedi. dedim elbette seninkiler daha yeni, hala korkunç gözüküyor. * sonra hikayesini tekrar anlatmasını istedim. kapıdan geçmek yerine duvara tırmanmayı tercih etmiş. eğlendin mi dedim, çok dedi. o zaman harika ama dikkatli olmalısın deyince annem ama bir daha yapmayacak söz verdi, dedi. nasıl yani artık duvarlara tırmanmayacak mısın, hayatta olmaz dedim. kafamı karıştırıyorsun, çıkayım mı duvarlara, dedi ozi. elbette, sadece dikkat et hangisine çıkmak güvenli onu bul, korkarak yaşayamazsın dedim. yara almaktan korkma yeter ki iyileşebilir olsunlar, dedim. teyze sen hiç büyükler gibi tavsiye vermiyorsun farkında mısın, dedi. annem de büyüyemediğindendir, dedi.
ahhh sanırım ikisi de birazcık haklı. ve de bu arada hala, düşerken yaşanılan adrenalin, korkudan daha çekici geliyor.
tam da yarım saat kadar önce yatakta uzanmışken üzerime atlayan yeğenim göbeğimi davul gibi kullanırken göbek deliğimin hemen yanındaki insan eli yapımı diğer deliğimin izini görüp bir aydınlanma yaşadı. teyze benim dikiş izlerim senden daha havalı, dedi. dedim elbette seninkiler daha yeni, hala korkunç gözüküyor. * sonra hikayesini tekrar anlatmasını istedim. kapıdan geçmek yerine duvara tırmanmayı tercih etmiş. eğlendin mi dedim, çok dedi. o zaman harika ama dikkatli olmalısın deyince annem ama bir daha yapmayacak söz verdi, dedi. nasıl yani artık duvarlara tırmanmayacak mısın, hayatta olmaz dedim. kafamı karıştırıyorsun, çıkayım mı duvarlara, dedi ozi. elbette, sadece dikkat et hangisine çıkmak güvenli onu bul, korkarak yaşayamazsın dedim. yara almaktan korkma yeter ki iyileşebilir olsunlar, dedim. teyze sen hiç büyükler gibi tavsiye vermiyorsun farkında mısın, dedi. annem de büyüyemediğindendir, dedi.
ahhh sanırım ikisi de birazcık haklı. ve de bu arada hala, düşerken yaşanılan adrenalin, korkudan daha çekici geliyor.
devamını gör...
ocaklı ada kalesi
istanbul'un şirin ilçelerinden bir olan şile'de bulunur. cenevizliler'den kalma bu kalenin tarihi 2000 yıldan fazladır. üzerinde bulunduğu adada ki kireç taşlarından yapılmıştır. yüksekliği 12 metredir. bizans ve osmanlı dönemlerinde gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. 20 25 askerin anca içine sığabileceği kalenin alt katında bir mahzen bulunur.
bir dönem çoh möhüm çoh böyük bir hazine sakladığı iddiası ile önce defineciler tarafından talan edilmiş sonrasında ise; sünger bob fetişi olan kimseler tarafından restore edilmiştir.
milyonların aklında tek bir soru; neden?*
bir dönem çoh möhüm çoh böyük bir hazine sakladığı iddiası ile önce defineciler tarafından talan edilmiş sonrasında ise; sünger bob fetişi olan kimseler tarafından restore edilmiştir.
milyonların aklında tek bir soru; neden?*
devamını gör...
anonim kalmanın önemi
burda içimizi döküyoruz. yeri geliyor kendimize bile söyleyemediğimiz şeyleri yazıyoruz. bu açıdan önemlidir.
devamını gör...
sera
içinde yetiştirilen meyve ve sebzelerin tarladakiler ile aynı tadı vermediği yapay ortamdır.
hele ki burada yetiştirilen domates ve salatalıklar tahta gibi ve kokusuz olur.
hele ki burada yetiştirilen domates ve salatalıklar tahta gibi ve kokusuz olur.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
tartışma adı altında dövüşürler aslında.
devamını gör...
sevilen radyocunun vefat etmesi
henüz başıma gelmemiş olaydır. gelirse de uzun bir süre radyo dinleyemem zannediyorum.
zekiiii, ölme sakın!
zekiiii, ölme sakın!
devamını gör...
kurt cobain
kendisinin intihar mektubunun türkçesi şöyle bir şeydir;
daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak. bu bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı. yıllar boyunca,diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock 101 derslerinden alınan öğütlerin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamıştır. çok uzun yıllardır okuyup yazmakla birlikte dinlemekten, yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum.
mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı karşısında, beni hayran olduğum ve kıskandığım freddy mercury'e olduğu gibi etkilemedi. gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam. hiçbirinizi. bu basitçe ne sizin ne de benim için adil değil. aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp 0 eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmek. bazen sahneye çıkmadan önce saati yumruklamak, zamanı durdurmak geçiyor içimden. kulisteyken, ışıklar söndüğünde duyduğum çığlıklar da etkilemiyor beni.
gücümün yettiğince değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum. tanrım, inan bana deniyorum, ama bu yeterli olmuyor. benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri, o narsistlerden biri olur. ben çok hassasım. bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. son üç turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimizin hayranı olan tüm insanlara daha çok değer verdim, ama hâlâ herkes için beslediğim asabiyet, suçluluk ve anlayışı aşamadım.
hepinizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum. öyle çok ki, bu beni mutsuz hissettiriyor. üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen balık burcu. isa oğlum! neden tadını çıkarmıyorsunuz? bilmiyorum!ihtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. sevgi ve neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona kimse zarar vermez! frances' in üzgün, kendine zarar veren, ölü bir rock'çı olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum. iyi yapıyorum, çok iyi. ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum... sırf insanlara iyi geçinmek ve anlayış sahibi olmak çok kolay görünüyor diye. anlayış! sanırım sadece insanları çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilginiz için alevler içindeki mide ağrısı cehenneminden hepinize teşekkür ediyorum.
ben çok kararsızım, ümitsizim! artık eski tutkum yok, ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir.
barış, sevgi ve hoşgörü dileğiyle,frances ve courtney sunaginizda olacagim.lutfen devam et courtney.frances icin hayati cok daha mutlu olacak bensiz...sizi seviyorum, sizi seviyorum!
daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak. bu bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı. yıllar boyunca,diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock 101 derslerinden alınan öğütlerin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamıştır. çok uzun yıllardır okuyup yazmakla birlikte dinlemekten, yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum.
mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı karşısında, beni hayran olduğum ve kıskandığım freddy mercury'e olduğu gibi etkilemedi. gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam. hiçbirinizi. bu basitçe ne sizin ne de benim için adil değil. aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp 0 eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmek. bazen sahneye çıkmadan önce saati yumruklamak, zamanı durdurmak geçiyor içimden. kulisteyken, ışıklar söndüğünde duyduğum çığlıklar da etkilemiyor beni.
gücümün yettiğince değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum. tanrım, inan bana deniyorum, ama bu yeterli olmuyor. benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri, o narsistlerden biri olur. ben çok hassasım. bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. son üç turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimizin hayranı olan tüm insanlara daha çok değer verdim, ama hâlâ herkes için beslediğim asabiyet, suçluluk ve anlayışı aşamadım.
hepinizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum. öyle çok ki, bu beni mutsuz hissettiriyor. üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen balık burcu. isa oğlum! neden tadını çıkarmıyorsunuz? bilmiyorum!ihtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. sevgi ve neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona kimse zarar vermez! frances' in üzgün, kendine zarar veren, ölü bir rock'çı olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum. iyi yapıyorum, çok iyi. ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum... sırf insanlara iyi geçinmek ve anlayış sahibi olmak çok kolay görünüyor diye. anlayış! sanırım sadece insanları çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilginiz için alevler içindeki mide ağrısı cehenneminden hepinize teşekkür ediyorum.
ben çok kararsızım, ümitsizim! artık eski tutkum yok, ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir.
barış, sevgi ve hoşgörü dileğiyle,frances ve courtney sunaginizda olacagim.lutfen devam et courtney.frances icin hayati cok daha mutlu olacak bensiz...sizi seviyorum, sizi seviyorum!
devamını gör...
insanları mutsuz ederek bir şeyler satma döngüsündeki en önemli kaynaktır. bazı şeyler olmadan mutlu olunamazmış izlemi verilir, insanlar o şeyleri aldıklarında/yaptıklarında ise yalancı bir mutluluk yaşarlar ve sonra bu bataklıktaki başka bir mutsuzluğa gömülürler. bu döngü sürekli devam eder ve asla mutlulukla sonuçlanmaz.
devamını gör...
muse
ingiltere çıkışlı, matt bellamy adında falsetto solistiyle dinlenmeye değer “üst” rock grubu.
en özgün parçalarından birisi kaos teorisini anlatan butterflies and hurricanes’dir.
en özgün parçalarından birisi kaos teorisini anlatan butterflies and hurricanes’dir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
yağmurlu bir gecede yazıyorum sana
bilirsin severim yağmurlu geceleri
o ünlü yazarın dediği gibi,
yer demir gök bakır sanki.
geceyi sevenler ceplerinde yalnızlığı taşımışlardır hep
çıkarır koyarlar masaya
gökten üç elma düşse de,
dönüp bakmaz başkasına.
yusuf'un düştüğü kuyuyu merak eder benim gibiler,
ne çok sır vardır orada
ve ne çok saadet...
bir gün düşsem o kuyuya,
bana orası olur mu dersaadet?
iskender'in kalemi olsam
gezsem cihanı karış karış
bir mektup olsan da,
mürekkebimle acıyı kussam
ah keşke kürdilihicazkar olsam!
gecenin yakıcı hüznünü,
tanburum ile paylaşsam...
yağmurlu bir gecede yazıyorum sana
bilirsin severim yağmurlu geceleri
belki başka hayatlarda,
çözeriz bu bilmeceyi...
bilirsin severim yağmurlu geceleri
o ünlü yazarın dediği gibi,
yer demir gök bakır sanki.
geceyi sevenler ceplerinde yalnızlığı taşımışlardır hep
çıkarır koyarlar masaya
gökten üç elma düşse de,
dönüp bakmaz başkasına.
yusuf'un düştüğü kuyuyu merak eder benim gibiler,
ne çok sır vardır orada
ve ne çok saadet...
bir gün düşsem o kuyuya,
bana orası olur mu dersaadet?
iskender'in kalemi olsam
gezsem cihanı karış karış
bir mektup olsan da,
mürekkebimle acıyı kussam
ah keşke kürdilihicazkar olsam!
gecenin yakıcı hüznünü,
tanburum ile paylaşsam...
yağmurlu bir gecede yazıyorum sana
bilirsin severim yağmurlu geceleri
belki başka hayatlarda,
çözeriz bu bilmeceyi...
devamını gör...
tekrar peygamber gelmesi gerekiyor mu sorunsalı
şanlıurfa'dan sesleniyorum, artık buraya gelmeyin vazgeçin fayda etmiyor.
devamını gör...
bir araya gelince muazzam olan şeyler
filtre kahve ve kek. tüketmeden önce bir süre bakıyorum bu ikiliye. çok yakışıyorlar.
devamını gör...
pazarlık yapabilen insan
her yerde her zaman pazarlık yapabilen türkler vardır. ben, içtiği çayın bile toplu ödemesinden indirim yaptıran türkler biliyorum. lakin bütün bunlar karakter ve yapı meselesi. ben, her zaman her alışverişte pazarlık yapmıyorum, yapamıyorum.
devamını gör...
dedesinin mezar taşını okuyamayan tek toplum
türkler geçmişten bu yana:
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
göktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, kiril alfabesi, lâtin alfabesi kullanmışlardır.
latin alfabesi bugün de kullandığımız türkçe sesleri en iyi karşılayan alfabedir.
osmanlı türkçesi denilen türkçe bugünkü gibi okunur. sadece alfabe farklıdır. arap alfabesinde bulunmayan türkçe sesler bu alfabede benzer sesler ile karşılanmıştır. mesela vav hem o, ö, u, ü hem de v yerine kullanılmaktadır. ya da bizde bir tek "s" harfi varken bu alfabede peltek s, kalın s (sad) ve s vardır.
alfabeyi öğrenmek kolayken (malum ülkenin yarısı en azından kuran okumayı biliyor.) osmanlı türkçesi ile yazılmış metinleri okumak bu yüzden zordur. arapça g ve l harflerini yan yana konulduğunu düşünün, bu iki harfi (arapça bükümlü bir dil olduğu için) gel, gül, gol... şeklinde telaffuz edebiliriz. hangisi olduğu ise cümlenin akışından anlaşılır.
yukarıda saydıklarım ve okul sayısının da azlığı sebebi ile osmanlı devleti'nde okur yazar oranı da yüzde 10 civarında falan seyretmektedir.
bu konuda asıl endişe etmesi gerekenler ise bence dönemin aydınları idi. yani bir gecede cahil kalan onlardı ancak bu duruma karşı çıkmak yerine desteklemişlerdir ki alfabe değişmeden çok önce cumhuriyetten de önce dil devrimi gerçekleşmiş ve edebi dilde bulunan arapça-farsça sözcükler ve dilbilgisi kuralları atılmış, yazı dili ve konuşma dili ortak hala gelmiştir. kast ettiğim zaman dilimi de tanzimat dönemi ile cumhuriyet dönemi arasını kapsar yani ortalama 60 yıllık bir icraat.
en sonunda da 1 kasım 1928'de latin alfabesine geçilmiştir. 1935 yılındaki nüfus sayımında ise okur yazar oranı neredeyse yüzde 20'ye yaklaşmıştır. bu sebeple diyebiliriz ki dil devrimi ile hem kendimizi daha kolay ifade edebilir hale geldik hem de daha çok insan okur-yazar oldu. eğer ki atam ve diğer aydınlar bu devrimi gerçekleştirmeseydi muhtemelen şimdi de birçokları o mezar taşlarını okumayacaktı.
devamını gör...
sözlük yazarlarını şaşırtan şeyler
sevdiğim kızın beni seviyor olması. nasıl olabiliyor bu anlamıyorum bu yüzden şaşırıyorum
edit : artık şaşırmıyorum dostlarım sevmiyormuş
edit : artık şaşırmıyorum dostlarım sevmiyormuş
devamını gör...
emanuel chrysoloras
1355 konstantinopolis doğumlu bizanslı devlet adamı ve öncü. batlamyus'u batı dünyasına tanıtan insan olarak bilinir.
diplomat olarak hizmet ederken yıldırım bayezit'e karşı ittifak arayışı için avrupa'ya gider ve orada bir sürü bilginle tanışır. italyan bilginlerin daveti üzerine ülkesini terk edip floransa'ya yerleşir. floransa'da bilgin dostlarıyla birlikte entelektüel faaliyetlerle ağırlık verir ve onlarla birlikte sahaflardaki antik el yazmalarını edinmek için doğu'ya seyahatlerde bulunur. doğu'dan batı'ya nakledilen bu el yazmaları yüz sene sonra rönesans'ın doğuşunu tetikleyecektir.
chrysoloras bu doğu seferlerinde batlamyus'un geofrafike hipegesis (coğrafya kılavuzu) adlı eserini bulur ve italyancaya tercüme eder. bu eserdeki dünya haritasında asya'nın doğu kıyılarıyla avrupa'nın batı kıyıları birbirlerine çok yakın çizildiği için bundan cesaret alan kristof kolomb hindistan'a ulaşma gayesiyle yola çıkar ve yanlışlıkla amerika kıt'asını keşfeder. eğer chrysoloras doğu'yu dolaşıp bu eseri bulup avrupa'ya tanıtmış olmasaydı coğrafi keşifler daha ileriki bir tarihte gerçekleşecekti.
bunlara ek olarak platon'un ünlü eseri devlet'i de italyancaya çevirmiştir.
son olarak da tüm gayesi osmanlılara karşı katoliklerle ortodoksların birleşmeleriydi. buna yönelik çalışmaları da olmuştur.
diplomat olarak hizmet ederken yıldırım bayezit'e karşı ittifak arayışı için avrupa'ya gider ve orada bir sürü bilginle tanışır. italyan bilginlerin daveti üzerine ülkesini terk edip floransa'ya yerleşir. floransa'da bilgin dostlarıyla birlikte entelektüel faaliyetlerle ağırlık verir ve onlarla birlikte sahaflardaki antik el yazmalarını edinmek için doğu'ya seyahatlerde bulunur. doğu'dan batı'ya nakledilen bu el yazmaları yüz sene sonra rönesans'ın doğuşunu tetikleyecektir.
chrysoloras bu doğu seferlerinde batlamyus'un geofrafike hipegesis (coğrafya kılavuzu) adlı eserini bulur ve italyancaya tercüme eder. bu eserdeki dünya haritasında asya'nın doğu kıyılarıyla avrupa'nın batı kıyıları birbirlerine çok yakın çizildiği için bundan cesaret alan kristof kolomb hindistan'a ulaşma gayesiyle yola çıkar ve yanlışlıkla amerika kıt'asını keşfeder. eğer chrysoloras doğu'yu dolaşıp bu eseri bulup avrupa'ya tanıtmış olmasaydı coğrafi keşifler daha ileriki bir tarihte gerçekleşecekti.
bunlara ek olarak platon'un ünlü eseri devlet'i de italyancaya çevirmiştir.
son olarak da tüm gayesi osmanlılara karşı katoliklerle ortodoksların birleşmeleriydi. buna yönelik çalışmaları da olmuştur.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ı tiye alan inşaat işçileri
devamını gör...

