normal sözlük'e üye olmak isteyenlere nick tavsiyeleri
ne güzel yazdım
beğenmeden geçme
oturmaya mı geldik eller havaya.
beğenmeden geçme
oturmaya mı geldik eller havaya.
devamını gör...
abartılan tatlı
yemekhanelerde sık çıkan, şekerli sünger yiyormuş hissi uyandıran, sanırım adı kemalpaşa olan tatlıdır. abartılmıyor ama neden tatlı sınıfında olduğunu düşünmedim değil.
devamını gör...
normal sözlük'te moderatörler seçimle belirlensin kampanyası
demokrasilerde bir seçmenin cehaleti bütün halkın güvenliği için tehlikedir. (john f. kennedy)
moderatörlerin seçiminde kimler oy kullanacak peki? diğer sözlüklerden gelen troller oy kullanırsa ilk yapacakları şey sözlüğü mahvetmek olur. sonra da "dış güçler yüzünden böyle oldu, kandırıldık" diye bahane üretirler.
moderatörler ile sorunlar yaşayan sözlük yazarları yapıcı eleştiriler yaparsa sözlük daha kaliteli olur. kötü moderatör küçük bir tenkide çıldırırken, akıllı moderatör ise kendisini eleştirenlerin düşüncelerinden faydalanır.
örnek vereyim....daha önce bir sözlükte yazarın biri sözlük yönetimini eleştirince moderatörler ve onların kankaları tarafından yoğun eleştiriye tutulmuştu. sonrasında benzer olaylar yaşanınca yazarlar sözlüğü terk etmişti...şimdi o sözlük hayalet sözlük oldu, kimseler kalmadı. günlük entri sayısı 10 civarında...en son baktığımda bir trol eskort ilanları yazmıştı. sözlükte kalan biri "moderasyon göreve" diye başlık açmıştı ama moderasyon da sözlüğü terk etmişti.
kıssadan hisse... bir sözlük iyi bir moderasyon ve kaliteli yazarlar ile "kutsal bilgi kaynağı" olur.
moderatörlerin seçiminde kimler oy kullanacak peki? diğer sözlüklerden gelen troller oy kullanırsa ilk yapacakları şey sözlüğü mahvetmek olur. sonra da "dış güçler yüzünden böyle oldu, kandırıldık" diye bahane üretirler.
moderatörler ile sorunlar yaşayan sözlük yazarları yapıcı eleştiriler yaparsa sözlük daha kaliteli olur. kötü moderatör küçük bir tenkide çıldırırken, akıllı moderatör ise kendisini eleştirenlerin düşüncelerinden faydalanır.
örnek vereyim....daha önce bir sözlükte yazarın biri sözlük yönetimini eleştirince moderatörler ve onların kankaları tarafından yoğun eleştiriye tutulmuştu. sonrasında benzer olaylar yaşanınca yazarlar sözlüğü terk etmişti...şimdi o sözlük hayalet sözlük oldu, kimseler kalmadı. günlük entri sayısı 10 civarında...en son baktığımda bir trol eskort ilanları yazmıştı. sözlükte kalan biri "moderasyon göreve" diye başlık açmıştı ama moderasyon da sözlüğü terk etmişti.
kıssadan hisse... bir sözlük iyi bir moderasyon ve kaliteli yazarlar ile "kutsal bilgi kaynağı" olur.
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
akrabalarım ailem dahi olsa beni üzen, hayatımı bi şekilde kötü etkileyen insanları bi daha düşünmeyeceğime ve artık onlar için üzülmeyeceğime dair kendime söz verdim.
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
çeşitli ülkeler hakkında girdiğimiz değişik bilgileri içeren başlık.
bunlardan biride afganistan'da yaşanmış ve belki hala daha yaşanmakta olan olaylar. afganistan'da akut gastroenterit hastalığına halk arasında türk hastalığı denmektedir.
özellikle ülkeye yeni ayak basmış her türkün ilk yakalandığı hastalıktır bu. hele ki yanılıp yazılıp dışarıda yemek yediyseniz. bakın dışarıda yani bayağı bayağı sokakta.
sokak satıcıları vardı. patates kızartıyor, adını bilmediğimiz bir takım yemekler yapıp satıyorlardı. eller ah o eller, sağa sola sürelen eller, oralarına buralarına sürülen eller, kirden rengi değişmiş eller...
kasaplarda dolap yok oralarda. etler yolların kenarlarında asılı. yani umarım hala öyle değildir ama. benim orada bulunduğum senelerde hijyen konusu bayağı sıkıntılıydı. sokaklardaki kokular, etlerin üzerlerilerinde uçuşan sinekler, pis akan sular, koyunlar çöplerde otluyordu daha neler neler...
biz tabi çok dikkat ediyorduk. yemeye içmeye. okulda bize özel aşçılar olmasına ve her şey bizim hijyen şartlarımıza uygun olmasına rağmen biz yinede yemekhane yemeklerini yemiyorduk. kendi mutfağımızda kendimiz hazırlıyorduk.
bir gün bir veli ziyaretinde mecburi ikram edilen yiyeceklerden yedik. sonraki bir iki gün benim için işkenceydi. elimi kaldıramıyor, önümdeki suyu içemiyordum. koko alıp hastaneye götürdü. kan testi, muayne vs derken eve dönerken sordum kokoya 'hijyen nist hemşire türko hastalik' deyip sırıttı. sizin bünyeler çok zayıf derdi hep.
kusur bizdeydi onlara göre biz zayıftık o şartlara uygun değildik. üç sene kaldım o ülkede iki kez yakalandım bu hastalığa. ikisindede koko hep dalga geçti benimle. bazı öğretmenlerin bünyeleri okadar zayıf oluyordu ki rapor alıp tayin istiyorlardı.
bakın 'bu ülke bu kişinin yaşam şartlarına uygun değil' raporu gördü bu gözler. hey gidi hey daha neler neler yaşandı. aklama geldikçe yazar sizlerle de paylaşırım.
not: yaklaşık on yıl öncesine ait anılar, bilgiler bunlar. değişim olmuşsa ne ala hala aynıysa vah vah...
bunlardan biride afganistan'da yaşanmış ve belki hala daha yaşanmakta olan olaylar. afganistan'da akut gastroenterit hastalığına halk arasında türk hastalığı denmektedir.
özellikle ülkeye yeni ayak basmış her türkün ilk yakalandığı hastalıktır bu. hele ki yanılıp yazılıp dışarıda yemek yediyseniz. bakın dışarıda yani bayağı bayağı sokakta.
sokak satıcıları vardı. patates kızartıyor, adını bilmediğimiz bir takım yemekler yapıp satıyorlardı. eller ah o eller, sağa sola sürelen eller, oralarına buralarına sürülen eller, kirden rengi değişmiş eller...
kasaplarda dolap yok oralarda. etler yolların kenarlarında asılı. yani umarım hala öyle değildir ama. benim orada bulunduğum senelerde hijyen konusu bayağı sıkıntılıydı. sokaklardaki kokular, etlerin üzerlerilerinde uçuşan sinekler, pis akan sular, koyunlar çöplerde otluyordu daha neler neler...
biz tabi çok dikkat ediyorduk. yemeye içmeye. okulda bize özel aşçılar olmasına ve her şey bizim hijyen şartlarımıza uygun olmasına rağmen biz yinede yemekhane yemeklerini yemiyorduk. kendi mutfağımızda kendimiz hazırlıyorduk.
bir gün bir veli ziyaretinde mecburi ikram edilen yiyeceklerden yedik. sonraki bir iki gün benim için işkenceydi. elimi kaldıramıyor, önümdeki suyu içemiyordum. koko alıp hastaneye götürdü. kan testi, muayne vs derken eve dönerken sordum kokoya 'hijyen nist hemşire türko hastalik' deyip sırıttı. sizin bünyeler çok zayıf derdi hep.
kusur bizdeydi onlara göre biz zayıftık o şartlara uygun değildik. üç sene kaldım o ülkede iki kez yakalandım bu hastalığa. ikisindede koko hep dalga geçti benimle. bazı öğretmenlerin bünyeleri okadar zayıf oluyordu ki rapor alıp tayin istiyorlardı.
bakın 'bu ülke bu kişinin yaşam şartlarına uygun değil' raporu gördü bu gözler. hey gidi hey daha neler neler yaşandı. aklama geldikçe yazar sizlerle de paylaşırım.
not: yaklaşık on yıl öncesine ait anılar, bilgiler bunlar. değişim olmuşsa ne ala hala aynıysa vah vah...
devamını gör...
engelli bir çocuğu doğurmak ister miydiniz sorunsalı
doğururdum diye cevap verdiğim başlıktır. evlat bu... insan hiç kendi canına kıyabilir mi?
çocuk yetiştirmek zaten başlı başına bir mücadele. engelli olabilir ancak o da bir insan ve temel hakkımız olan yaşama hakkına sahip. ömrü varsa bu dünya için yaşamalı sonuna kadar. her şeye herkese rağmen bu dünyada var olmaya ben de varım demeye hakkı var gücü yettiğince.
sağlık öyle bir şey ki... ne zaman sahip olacağımız ya da onu ne zaman ne şekilde yitirebileceğimiz hiç belli değil. sağlıklı gözüyle baktığınız yavrunuz da gün gelir o sağlığını kaybedebilir. çocuk yaşta kansere yakalanabilir ya da bir kazada uzvunu yitirebilir. bu dünyada hiç bir şeyin garantisi olmadığı gibi sağlıkla kucağınıza aldığınız bebeğinizin sağlıkla yaşayacağının da bir garantisi yok ne 3 yaşındayken ne de 30 yaşındayken.
yaşadığımız dünya giderek daha da kötüleşiyor. kabul... ancak engelli bireyler için farkındalık yaratmak bizim elimizde. onunda kendini gösterebileceği ortamlar yaratmak, güvende hissedebileceği konfor alanları oluşturmak, onun eğitimine önem vererek bu dünyada yaşayabilmesi için çabalamak... yani bir çocuk nasıl yetiştirilmesi gerekiyorsa aynı şeyleri uygulayarak yetiştirmek. aradaki minicik fark onun biraz daha özel olduğunu bilmek sadece. gerisini sevgi halleder...
çocuk yetiştirmek zaten başlı başına bir mücadele. engelli olabilir ancak o da bir insan ve temel hakkımız olan yaşama hakkına sahip. ömrü varsa bu dünya için yaşamalı sonuna kadar. her şeye herkese rağmen bu dünyada var olmaya ben de varım demeye hakkı var gücü yettiğince.
sağlık öyle bir şey ki... ne zaman sahip olacağımız ya da onu ne zaman ne şekilde yitirebileceğimiz hiç belli değil. sağlıklı gözüyle baktığınız yavrunuz da gün gelir o sağlığını kaybedebilir. çocuk yaşta kansere yakalanabilir ya da bir kazada uzvunu yitirebilir. bu dünyada hiç bir şeyin garantisi olmadığı gibi sağlıkla kucağınıza aldığınız bebeğinizin sağlıkla yaşayacağının da bir garantisi yok ne 3 yaşındayken ne de 30 yaşındayken.
yaşadığımız dünya giderek daha da kötüleşiyor. kabul... ancak engelli bireyler için farkındalık yaratmak bizim elimizde. onunda kendini gösterebileceği ortamlar yaratmak, güvende hissedebileceği konfor alanları oluşturmak, onun eğitimine önem vererek bu dünyada yaşayabilmesi için çabalamak... yani bir çocuk nasıl yetiştirilmesi gerekiyorsa aynı şeyleri uygulayarak yetiştirmek. aradaki minicik fark onun biraz daha özel olduğunu bilmek sadece. gerisini sevgi halleder...
devamını gör...
hayattan zevk alıyorum aktiviteleri
şarkılar söyleye söyleye, dans ede ede gideceğin yere hazırlanmak.
devamını gör...
parkinson
beynin alt kısımlarındaki çekirdeklerin bozulmasıyla meydana gelen bir çeşit sinir sistemi hastalığıdır. genel olarak orta yaşlı bireylerde görülür.
ilk kez 1917 yılında james parkinson'ın "titremeli felç" olarak tanımladığı parkinson hastalığı tedavisiz bir hastalıktır.
bozukluğun asıl temel sebebi; beynin hareketlerini belirleyen bölümlerdir. fakat bozukluğun tam nedeni bilinmemektedir. hastalığın nedeni bilinmiyorsa idyopotik parkinson hastalığı, biliniyorsa da parkinsonien sendromlar adı verilir.
bu sendromlar;
- geçirilmiş beyin enfeksiyonları
- arteioskleroz
- travmalar
- tümörler
vs. dir.
hastalığın temel belirtileri titreme, sertlik ve hareketlerin yavaşlamasıdır. titreme dinlenirken olup, uyurken kaybolur; sinirlilik ve yorgunluk titremeyi arttırır.
ilk kez 1917 yılında james parkinson'ın "titremeli felç" olarak tanımladığı parkinson hastalığı tedavisiz bir hastalıktır.
bozukluğun asıl temel sebebi; beynin hareketlerini belirleyen bölümlerdir. fakat bozukluğun tam nedeni bilinmemektedir. hastalığın nedeni bilinmiyorsa idyopotik parkinson hastalığı, biliniyorsa da parkinsonien sendromlar adı verilir.
bu sendromlar;
- geçirilmiş beyin enfeksiyonları
- arteioskleroz
- travmalar
- tümörler
vs. dir.
hastalığın temel belirtileri titreme, sertlik ve hareketlerin yavaşlamasıdır. titreme dinlenirken olup, uyurken kaybolur; sinirlilik ve yorgunluk titremeyi arttırır.
devamını gör...
fuzzy lee
etliğe sütlüğe karışmayan bir yazar.
sözlüğe giriyor, paşa paşa kafasındaki mizahı yapıyor, fikirlerini yazıyor.
genelde tanımları kendi fikirleri. ve bu zaten sözlük mantığının en güzel yanı.
kısaca sözlüğü çok stabil yani olması gerektiği gibi kullanan yazar.
edit: yanlış tanımışım. etliğe sütlüğe çok karışıyor. hatta et ve süt ürünleri mağazası bile olabilir.
sözlüğe giriyor, paşa paşa kafasındaki mizahı yapıyor, fikirlerini yazıyor.
genelde tanımları kendi fikirleri. ve bu zaten sözlük mantığının en güzel yanı.
kısaca sözlüğü çok stabil yani olması gerektiği gibi kullanan yazar.
edit: yanlış tanımışım. etliğe sütlüğe çok karışıyor. hatta et ve süt ürünleri mağazası bile olabilir.
devamını gör...
şehinşah
uzun yıllardır bu alemde olan rapper. mahlasının anlamı (bkz: şahların şahı). henüz yeni tanınmaya başladığında şarkıları söyleme tarzı ile 'ördek' denilerek dalga geçildi. aslında kendine has bir kitlesi vardı fakat autotune dalgaları popülerleşince o kitleyi kaybetti. bi dönem uyuşturucu bağımlılığıyla uğraştığını veya hala daha uğraştığını satır aralarından rahatça anlayabiliyoruz. çöküş dönemi yaşamış fakat küllerinden yeniden doğmaya başlamıştır zannımca. son zamanlarda çıkardığı (bkz: 666) albümü ve (bkz: kunteper) single'ı oldukça kalitelidir. türkçe trap tarihinin en kaliteli parçası olan karma'yı rap dinleyip bilmeyen yoktur.
devamını gör...
var olduğu bilinmeyen ülkeler
doğu timor
endonezya'dan bağımsızlığını kazanıp ülke olalı 20 sene olmuş ama varlığı ya da yokluğu tanım başlığına tam uyuyor. sonradan ülke olduğu için de eski atlaslarda bulunmuyor.
endonezya'dan bağımsızlığını kazanıp ülke olalı 20 sene olmuş ama varlığı ya da yokluğu tanım başlığına tam uyuyor. sonradan ülke olduğu için de eski atlaslarda bulunmuyor.
devamını gör...
feridun düzağaç
ihtiyar bir çocuk..
devamını gör...
ecosia
ortalama 45 arama yaptığınızda bir ağacın dikilmesine sebep olabileceğiniz harikulade bir iş.
devamını gör...
günün ünlüsü yazarımız'da ortaya çıkan büyük skandal
bence burda benim dışımda herkes aynı kişi.
devamını gör...
biz bize yeteriz kampanyası
pandeminin başladığı zamanda cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan öncülüğünde başlatılan kampanyadır. o zorlu dönemde zaten parası olmayan vatandaştan ,üst düzey yöneticilerin para istemesi vatandaşı korkutmuştur aynı zamanda şaşırtmıştır. (bkz: korkunç iban).
devamını gör...
ayrılık sonrası ilk sabah
ulan harbiden ayrıldık mı düşüncesiyle uyanılan şok içinde geçireceğiniz zamandır.
insanın içinde hala umut olur gerçekten ayrılmadık yok yav der ama sonra uçurumdan aşağı düşer çünkü ayrılmışsınızdır.
bir de beni bırakmaz düşüncesi vardır. içinizde döner durur beni bırakmaz yok yok ayrılmadık barışırız dersiniz ama gerçekle tanışırsınız.
sevdiğiniz bir insandan ayrıldıysanız allah rahmet eylesin yaşarken çok iyi bir insandınız.
insanın içinde hala umut olur gerçekten ayrılmadık yok yav der ama sonra uçurumdan aşağı düşer çünkü ayrılmışsınızdır.
bir de beni bırakmaz düşüncesi vardır. içinizde döner durur beni bırakmaz yok yok ayrılmadık barışırız dersiniz ama gerçekle tanışırsınız.
sevdiğiniz bir insandan ayrıldıysanız allah rahmet eylesin yaşarken çok iyi bir insandınız.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
soma faciası.
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
neden meydana geldiğini anlayamadığım değişiklik. 23 nisan sebebiyle neşe dolmamız için yapıldığını düşünüyorum. tabii bedave ekstra kurucu alırım bir dal!(bkz: sısısısı)
devamını gör...

