bogota - kolombiya. güney amerikanın muhteşem doğal güzelliğiyle büyülendiğim yerlerinden...
devamını gör...

bu tür temizlik davranışlarını erkekler kadınlar kadar güçlü sergileyemedikleri için bu tür şeylerin arkasına sığındıklarını düşünüyorum. sığındıkları yetmiyor gibi bunu yapan erkekleri de kötü bir şey yapıyormuş gibi hissettirip kendileri gibi olsun istiyorlar. temizlik ne güzel şeysin.
devamını gör...

"... doruklara sevdalandım, ışığa doymak için."
devamını gör...

pazar sabahi firindan yeni cikmis citir ekmek misali sozluge yeni gelen sekmemizdir.

(bkz: belediye calisiyor)
devamını gör...

afro türkler olarak da bilinen, türkiye'de yaşayan afrika kökenli insanlar.

osmanlı ordusunda görev almak ya da köle olarak getirilmek gibi çeşitli nedenlerle yolları türkiye'ye düşen bu aileler, birkaç kuşaktır burada yaşıyorlar. genel olarak afrika'nın bazı ülkelerinden, bir kısmı da mübadele ile girit'ten gelmiş. kölelik olayları sona erdikten sonra hürriyetlerine kavuşmuş, beyaz türklerle de evlilikler yapmışlar. sayıları tam olarak bilinmemekle beraber birkaç bin kişi oldukları tahmin ediliyor.

bu linkte uzun uzun anlatılmış kökenleri, geliş nedenleri, yaşadıkları zorluklar... merak edenler göz atabilir.

aşağıdaki videoda da hayatlarına dair ufak tefek ipuçlarını kendi ağızlarından dinleyebilirsiniz (videonun en başındaki teyzeye bayıldım. çok tatlı):
devamını gör...

biricik anneannemin bana her bi şey öğrettiğinde ya da kendi başıma bi şeyler başardığımda söylediği söz*.
devamını gör...

elektrik alanı ya da manyetik alan gibi bazı alanlara ilişkin fikir edinmeyi sağlayan, fiziksel olarak var olmayan hayali çizgiler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

birim yüzeyden geçen çizgi sayısı bize alanın şiddeti hakkında bilgi verir. eğer birim yüzeyden çok sayıda çizgi geçiyorsa kuvvetli, az sayıda çizgi geçiyorsa zayıf alandan söz edilir. kuvvet çizgileri eşit aralıklarla çizilmişse, o bölgedeki her noktada alan şiddeti birbirine eşittir.
devamını gör...

böyle bir ayrım yapmaya gerek var mı bilmiyorum. lakin artık hemen hemen bütün kitapların filmi çekilmeye ve oturup film için ayrı bir senaryo yazılmaya üşenildiği için haliyle yönetmenler de mevcut konjonktürde popüler argümanlarla sinema alanında keşif yapmaya devam etmektedir. hal böyle olunca da konu hem olumlu hem de olumsuz eleştiriye kapı aralamaktadır.

kitapta ayrıntıları, göz-beyin koordinasyonu sağlar, zihin canlandırma için yoğun çaba sarf eder.

filmde ise; sahne, zihne mahal bırakmadan göz ve algıya hazır sunulmuştur bile, hayal gücüne mahal bırakmaz. lakin kitap, hayal perdesini zihne açık bırakır.

filmde birçok noktayı gözden kaçırırsınız, lakin kitap, ayrıntıyı sahnede değil satır aralarında verir. böylece okuyucu dikkati bağlamında kitaptan en iyi verimi alabilir...

filmin etkileme süresi, kitaptan çok daha kısa sürer, ancak kitap bu etkiyi daha yoğun hissettirir.

film bittiğinde unutulmaya başlar, lakin kitap ara verilebilerek devam edilegeldiği için unutulma hızı da haliyle daha yavaş olur. bunda; okumaya bağlı olarak, zihni harekete geçirmenin de etkili olduğu söylenebilir.

yine de belirtmeliyim ki, her kitap, filminden güzel olacak diye birşey yoktur. bazen filmi öyle bir çekiyorlar ki, kitapta, anlam bütünlüğünü bozan ve sıkan o atmosfer, filmde bir şahesere dönüşüyor. bu da elbette, senaryoya aktarımın ve yönetmenin profesyonelliğinin bir ürünüdür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haluk bilginer ve esra bezen bilgin'in iki perdeden oluşan tiyatro oyunu. oyunun hikayesinden ziyade haluk bilginer'in oyunculuğunu canlı canlı görmüş olmaktan büyük keyif aldım. adama bir kez daha ve bu sefer daha içten bir şekilde "sen ne büyük bir üstatsın" dedim. esra bezen bilgin'in oyunculuğu hakkında da olumsuz bir düşünce belirtmek çok yersiz olur. kadın gerçekten çok başarılıydı. şunu da belirteyim bu hikayeyi, aynı senaryoyu, başka oyuncular oynasa aynı keyfi alır mıydım konusunda şüphelerim var.

verilecek çok da bir spoiler yok zaten hikayede. haluk bilginer'in performansıyla sizi güldüren yerler çokça var oyunda. `ihsan yıldırım` profiliyle haluk bilginer'i canlı izlemek gerçekten müthiş bir zevk. tavsiyem şu olabilir hikayesi açısından büyük beklentiyle gidilmezse, sadece haluk bilginer üstadı izlemek için gidilirse oyunun tadından yenmiyor. yaklaşık iki saat gerçek bir tiyatro, gerçek bir oyunculuk görüyorsunuz.

hikayenin sarmaması ile ilgili somut bir örnek verecek olursam -bu tabii ki demek değildir ki oyun kötü; sadece onların kişisel görüşüdür- yan koltukta oturan çift ilk perdeden sonra "oyun hiç sarmadı, çıkalım çok sıkıldım" diyerek çıkıp gittiler. ama şahsi fikir olarak haluk bilginer o senaryoyla 5 saat karşımda oynasa sıkılmadan sadece o adamı izlerim, izletir yani kendini.

dip not: senin o ses tonuna kurban üstat!
devamını gör...

müzik aletleri satışı yapan magazalar zinciridir. internet sitesi üzerindende satış yapmaktalardır. geçen sene bizzat kendim yamaha c80 almıştım ve ilgi, alaka, hizmet açısından bir sıkıntı yaşamamıştım. tavsiye ederim ama kefil olmam ona göre hahahytt.
devamını gör...

orijinal adı 'der amoklaufer' olan bir kitap.
stefan zweig tarafından kaleme alınmış olan bu kitap amok hastalığının insandaki etkilerini anlatmaktadır.
1922 yılında yazılmıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rahmetli ismet inönü'nün 14 aralık 1953 tarihinde söylemiş olduğu meşhur ve anlamlı cümleyi akıllara getirmiştir;

"sizi tarih kürsüsünden seyrediyorum. suçluların telaşı içindesiniz."

başka söze hacet yok sanırım...
devamını gör...

ve başlayan program.
hazır mısın sözlük?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazen bunlardan biri de ben oluyorum. tercihim genelde starbucks tarzı garson olmayan, ya da garsonların zırt pırt ne alırsınız diye sormadığı mekanlar oluyor.

böyle biri olmaya sebep çoğunlukla gidecek, beraber vakit geçirmeye değecek birinin olmaması. ama bu demek değil ki herhangi biriye muhabbete açlık duyuyorum. o da değil... yani biriyle mekana gidince sıkılıyorum bazen. boş boş samimiyetsiz muhabbetleri sevmiyorum.

bu dünyada en güzel arkadaş yanyana susabildiğin, susarken de çok şey paylaşabildiğin arkadaş değil midir ? öylesini bulursan al yanına besle, büyüt, bağrına bas arkadaşlığını.

sürekli "hiç konuşmuyorsun, muhabbete hiç katılmıyorsun, telefonuna bakma, şunu yapma, buraya dönme, bana bak, şebek ol beni eğlendir." diyen insanlarla hayatı bıraktım, bir kaç saat bile geçmez. o da çekilecek çile değil anlayacağınız. ben öyle arkadaşı da istemem yanımda.

bir şeyler anlatmak istediğimde dinleyecek, o bir şeyler anlatmak istediğinde dinleyeceğim ama susmak istediğimizde de susacağımız bir ilişki ve arkadaşlık en güzel olanıdır. ama onu da bulmak gerçekten güç.

kısacası yalnızlık esasen cidden bir tercihtir. dolaylı ya da dolaysız, bunu sen seçersin.
devamını gör...

bir fırtına tuttu bizi
devamını gör...

retrica'nın varlığını unutamıyorum. bir dönem herkes bol efektli, rengarenk fotoğraflar çekiliyordu.
devamını gör...

beethoven - silence
schubert - serenade
yiruma - river flows in you
yann tiersen - la valse d'amelié
devamını gör...

sünnet olan minik çocuga amcalara göster bakalım demeleri.
devamını gör...

can sıkıntisindan siyirip halaya kalktigimiz dogrudur.* mendili elime tutusturup halay basi sen ol dedi birde.* "dur kiz bu bizi kesmez dedim " ve an itibariyla durum bizde bu;
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim