benim gibi birisi ayın en iyi 9. yazarı olduğuna göre burada herhangi bir kaliteden bahsetmek tartışmaya açıktır*
devamını gör...

arkadaşlarımla yürüyüş, gezi gibi etkinlikler düzenlerdik. yüzümüz telefona dönük değil de birbirimize dönük olurdu.
tv izler, müzik dinler, sohbet ederdik. kahve içer, kek yapar, gelecekten bahsederdik. güzel günlerdi.
devamını gör...

bir realite.
sanki başkası yazmış gibi heyecanla okuyoruz manyak mıyız la biz.
devamını gör...

bir evin duvarına çizdiği, koronavirüsle ilgili olan ''aachoo!!'' isimli eseriyle evin değerini 300 bin sterlin'den 5 milyon sterlin'e çıkarmış olan gizemli sokak sanatçısı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sanatçının websitesini ziyaret etmek için buradan
devamını gör...

büyüdükçe anlaması zorlaşan şey.
ilkokul 5. sınıftayken* bir çocuğun benden hoşlandığını sınıfın öteki ucunda oturmasına rağmen yanıma gelip kalemtıraş istemesinden anlardım. tabi küçükken her şey daha basit ve netti. ama büyüdükçe her şey daha komplike oluyor, insanlar daha kendileri sizinle ilgilenip ilgilenmediklerine emin olamıyor, herkes bir kararsız.
bu nedenledir ki, garantici insanım ben. yüzüme gelip çat çat denmedikçe gaza gelmiyorum.
devamını gör...

korku içinde uyanarak takvime baktı, takvim 3 kasım 2002yi gösteriyordu. her şey yeni başlıyordu.
devamını gör...

işte böyle..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orhan pamuk başlığında ifade edilebilmesi mümkün düşüncelerdir. yazar adına açılmış bir başlık varken ve zaten o başlıkta düşünce beyan etmeye bir engel yokken bu başlığa gerek olduğunu düşünmüyorum.

iğne başlığı varken kalkıp, sözlük yazarlarının iğne hakkındaki düşünceleri başlığını açsam pek mantıklı olmaz sanıyorum ki. sözlük gibi platformlarda düşüncelerimizi paylaşıyoruz zaten.
devamını gör...

bir marcel proust kitabıdır.

kendisinin efsane serisi olan "kayıp zamanın izinde" serisine başlamak istediğim için önce bu kitabı okudum. o kitap öncesi bir hazırlık kitabı gibi okunabilirmiş.
kitabı okudum ve genel olarak çok beğendim. bir roman değil anlatı gibi. duygular, hazlar, hayat, insan, ruh, psikoloji, felsefe gibi bir çok konuyu yazar kısa kısa hikayelerle, şiirlerle anlatıyor.
yazar bu eseri 20 yaşında kaleme alıyor ve anlatmak istediklerini kısa hikayelerle ve şiirlerle anlatıyor. genç yaşına göre bence harika bir kitap yazmış. çok başarılı ve lezzetli buldum.

okuduğum diğer kitaplara göre yani alıştığımız türlere göre farklıydı. uzun cümleler ve ilginç betimlemeler vardı. üslubu çok güzeldi. insana ve duygulara daha doğrusu hazlara olan gözlemleri çok yerindeydi. bildiğimiz şeyleri anlatıyordu ama çok eşsiz şekilde anlatıyordu. kayıp zamanın izinde serisinden önce beni baya heyecanlandırdı.
en çok hoşuma giden tarafı ise yazarın zaman ile ilgili anlattıklarıydı. çok ilgimi çekti. zaman kavramını bir çok yazar incelemiştir üzerinde kafa patlatmıştır ama proust bir başka geldi. yine ilgimi çeken bir başka konu ise hastalık konusuydu. yazar astım hastalığından mustarip olduğu için o konuları biraz hüzünlü şekilde aktarmış. kitabı okumadan önce yazarın hayatına bir kısa göz atarsak kitap daha keyifli ve anlamlı hale gelecektir.

alışılanın dışında bir kitap olduğu için okuyan kişi yer yer sıkılabilir. pes etmeyin ve okumaya devam edin. benim sıkılmama sebebim bu seriyi ve bu kitabı okumaya çok önceden karar vermiş olmamdı sanırım. bayadır proust ve eserlerini araştırıyorum nasıl okunması gerektiğini ve sırasını araştırıyorum. neyle karşılaşacağımı bildiğim için bana güzel geldi ve zorlanmadım. yazarın tarzını ve tavrını öğrenip okumaya başlamak en mantıklısı olacaktır.

özellikle içimizde bulunan hazları çok güzel betimlemiş proust. daha doğrusu içimizde olan ve fark edemediğimiz hazlar çok güzel anlatılmış. okurken değerini biliyor insan, önemini kavrıyor. doğa, sanat, insan gözlemlemesi olarak da nefisti. dediğim gibi okuyan bazı kişilere uzun betimlemeler yorucu gelecektir ama devam etmeliler tavsiyem bu yönde olur.



bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım; onlar ruhumuza çiçek açtıran sevimli bahçıvanlardır.




sen istemesen de, dedi, senin boynunla benim dudaklarım, senin kulaklarınla benim bıyığım, senin ellerinle benim ellerim arasında özel, mahrem dostluklar var.




henüz aşkı tanımıyordu. kısa bir süre sonra aşk acısını tattı, ki bu da aşkla tanışmanın tek yoludur.
devamını gör...

çok üzüldüm. yeşilçam'ın efsane jönlerinden biriydi.
yanlış bilmiyorsam uzun yıllardır fotoğraf çektirmiyor, kendini gizliyordu.
nur içinde yatsın.
şabaniye filmindeki şahane sahne
devamını gör...

sağlık için de daha iyi olan durumdur.

vücudu sıkan kıyafetlerin ileriki dönemlerde pek iyi etkileri olmuyor bildiğim kadarıyla.
devamını gör...

ilişkiye girdiği seks işçisini merak ettiren haber.
devamını gör...

bakırın elektriği ilettiğine inanmıyorum derseniz çarpılırsınız. bilimsel bilgi inançtan bağımsızdır.

kesin olarak bilinmeyen şeylere inanç olur. o da zaten doğrulanmamış bilgidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ms 72 yılında vespasianus tarafından yapımına başlanmış olup ms 80 yılında titus döneminde tamamlanmış bir amfitiyatrodur. orijinal adı amphitheatrum flavium'dur. colesseum adını ise, önünde duran ve günümüze ulaşamamış olan imparator nero'nun “colossus neronis” heykelinden aldığı tahmin edilmektedir. inşasında roma nüfusunun dörtte biri kadar insan çalışmıştır. colesseum'un tamamlanması için gereken kaynak da titus'un ms 70 yılında kudüs'ü işgali ile sağlanmıştır. şehir düştükten sonra elde edilen ganimet bu devasa ölüm arenasının yapımında kullanılmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

colesseum, antik roma döneminde gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yerdir. gladyatör dövüşlerinin yanı sıra infazlar, dramalar, meşhur savaşların taklitleri de yapılırdı. tüm bunların yanı sıra vahşi hayvanlarla dövüşler de gerçekleştirilmiştir. hatta vahşi hayvanları arenaya taşıyan bir asansör sistemi bile bulunmaktadır colesseum'da. colesseum'un açılış töreninde 5000 vahşi hayvanın öldürüldüğü kaydedilmiştir.

bu devasa amfitiyatronun oturma düzeni de belli bir hiyerarşiye göre düzenlenmiştir. en önde romalı senatörlere ayrılan bir bölüm bulunmaktadır. onun arkasındaki kısım romalı iş adamlarına ayrılmıştır. onların iki sıra arkasında da sıradan vatandaşlar oturmaktadır. en üst kısımda da en fakir vatandaşlar yer almaktadır.
devamını gör...

ne oldum, ne olacağım, üniversiteden mezun olduktan sonra herkes hayatını düzene koydu ancak sanki ben yerimde sayıyorum vb düşünceler arasında boğulmanıza sebebiyet veren bunalım.
30 yaşa yüzünüzü iyice dönmeniz sebebiyle gerçekten gelecek kaygısını iliklerinize kadar hissetmenize sebebiyet veren bunalım.

bilemiyorum, hayırlısı...
devamını gör...

sizinle aynı düşüncede değil diye bir insanın uğradığı haksızlığa sevinmek, bunca yıldır yaşananlardan hiçbir ders almadık demektir.

aklınızda bulunsun işinize gelince yok sayabildiğiniz bu hukuk belki bi gün size de lazım olur.*

adama terörist demeden de birkaç kere daha düşünün derim. kendisinin gerçek teröristlikle *yakından uzaktan alakası yoktur.
buradan
veya buradan
devamını gör...

birlikte ortak kupon yapmak istiyorsa...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


amerikan iç savaş gazisi bir babanın kızı olan sonora smart dodd tarafından ortaya atılan babalar günü ilk kez 19 haziran 1910’da kutlandı. böyle bir günü kutlama sebebi ise annelere ithaf edilmiş bir gün olduğu gibi babalara özel bir günün de olması gerektiğini düşünmesiydi.

dodd’un babası, annelerinin yokluğunda 6 çocuğu bir başına büyütmüştü. dodd için babası özeldi ve onun gibi olan tüm babaların kendilerine adanmış bir günü hak ettiğini düşünüyordu. 5 haziran’ın babalar günü olarak anılması için çalışmalara başladı, çünkü 5 haziran babasının doğum günüydü. fakat bu çalışmalar o tarihe yetişmedi ve kutlamalar haziran ayının üçüncü pazar gününe ertelendi.
19 haziran 1910’da washington’un sponkane şehrinde gerçekleştirilen kutlamalar amerika birleşik devletleri’nin başkanı olan calvin

coolidge tarafından desteklendi fakat resmi olarak babalar günü ilan edilmedi.
1966 yılında ise o dönemin başkanı lyndon johnson, babalar günü’nü resmiyete kavuşturdu ve her yıl haziran ayının üçüncü pazarının babalar günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımladı. 1972 yılında da başkan richard nixon’ın imzasıyla babalar günü abd’de resmi tatil ilan edildi.

katolikler ise babalar günü’nü dinî açıdan ele alarak hristiyanlık peygamberi olan isa’nın babasının anısına kutlarlar. mart ayının 19. gününü ise “st. joseph günü” adı altında babalarına armağan etmişlerdir.

kaynaklar: 1, 2, 3
devamını gör...

ayıp olmasın diye bir şey yiyecek durumda değilim, karaciğer yağlanması var, bu sebeple diyetimde çoğu şey yasak, o yüzden, zaten yemeyince kimseye ayıp olmuyor çünkü neticede bu bir hastalık ve çaresi de belli yiyeceklerden uzak durmak.
devamını gör...

zamanında, üzerine yazı yazmak veya resim çizmek için kullanılan, hayvan derisinden yapılmış kağıt benzeri bir gereç.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim