bir yazar sizi takip etmeye başladı
en yakın tarihli olarak bugün aldığım bildirimdir. yazdıklarının okunup geri dönüt verilmiş olması gerçekten çok mutlu ediyor insanı, birde kim olduğunu bilebilsem... bu bildirim düştüğü an bir şeyler yazasım geliyor, birileri yazdıklarımı beğenip okumak istiyorsa hemen yazmalıyım moduna giriyorum. çok hoşuma gidiyor.
not: teşekkür ederim*.
not: teşekkür ederim*.
devamını gör...
çeviri
bir kelimenin bin yıllar içerisindeki evrimine tanık olmaktır.
18. yüzyılda başka bir anlam taşırken; 20. yüzyılda bir deyim uydurulur ve bambaşka bir anlama daha geliverir. "ben bunu öğrendim" diyemezsiniz.
bu işi 50 yıldır yapan ustalar var onlar bile hala yeni şeyler öğreniyor.
sadece 'dil' kelimesi bile neredeyse sınırsız anlam taşır.
dil ; uzuv, lisan manasına gelirken; bölmek manasına da gelir. daha bu yalın halindeyken böyle iken: bir de deyimler ve mecazlar, üstüne atasözleri ve terimler de gelince, artik 'dil' kelimesi bunlardan hangisi bul da bil?
18. yüzyılda başka bir anlam taşırken; 20. yüzyılda bir deyim uydurulur ve bambaşka bir anlama daha geliverir. "ben bunu öğrendim" diyemezsiniz.
bu işi 50 yıldır yapan ustalar var onlar bile hala yeni şeyler öğreniyor.
sadece 'dil' kelimesi bile neredeyse sınırsız anlam taşır.
dil ; uzuv, lisan manasına gelirken; bölmek manasına da gelir. daha bu yalın halindeyken böyle iken: bir de deyimler ve mecazlar, üstüne atasözleri ve terimler de gelince, artik 'dil' kelimesi bunlardan hangisi bul da bil?
devamını gör...
bursa'da atatürk heykeline baltalı saldırı
‘fikirler top ve tüfekle cebir ve şiddetle yok edilemez ‘
elbette elde baltayla heykel kırarak da...
elbette elde baltayla heykel kırarak da...
devamını gör...
çocuğuna kendi mesleğinden isim vermek
aşil olabilir.
"achille" de olabilir, belki fransız biriyle evlenirim.*
neyse, yazılışının bir önemi yok. bu ismi iki nedenle seçtim.
birincisi; mesleğimle ilgili.*
ikincisi; yunan mitolojisinde, achille gelmiş geçmiş en büyük savaşçı olarak kabul edilir. ölümsüzdür fakat tek zayıf noktası aşil tendonudur. aşil tendonunun ismi de oradan gelmektedir.
bonus sebep: truva'da achille'i brad pitt'in canlandırması.
"achille" de olabilir, belki fransız biriyle evlenirim.*
neyse, yazılışının bir önemi yok. bu ismi iki nedenle seçtim.
birincisi; mesleğimle ilgili.*
ikincisi; yunan mitolojisinde, achille gelmiş geçmiş en büyük savaşçı olarak kabul edilir. ölümsüzdür fakat tek zayıf noktası aşil tendonudur. aşil tendonunun ismi de oradan gelmektedir.
bonus sebep: truva'da achille'i brad pitt'in canlandırması.
devamını gör...
pilav yapmanın incelikleri
sayın yazarlar belki gereksiz başlık olarak göreceksiniz ama kaçıncı denemem olursa olsun ne yazık ki yapamıyorum şu pilavı. bütün yemekleri yapabilen bir insanım lakin pilav ya lapa oluyor ya çiğ kalıyor. suyu üstüne geçecek kadar koyuyorum yine bana mısın demiyor namıssız. artık şu devlet sırrını açıklamanızı bekliyorum. teşekkürler.
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
(bkz: ex olmak)
devamını gör...
kadir
şimdiye kadar hiç bir tanım girilmemesiyle beni şaşkına uğratmış başlıktır.
şimdi arkadaşlar bu coğrafya bir batlamyus'undan ibnül-heysemi'sine kadar bir çok bilim adamı yetiştirmiş bilgin barındırmaktaydı. özellikle astronomi ve matematik konusunda bir çok deha bu topraklardan gelmiş ve geçmiş...
geçerken de bize bir takım miraslar bırakmıştır.
bu miraslardan en önemlisi hipparchus tarafından bırakılan ''kadir sistemi''dir.
yıldız parlaklıklarını tanımlarken ingilizve fransızlar magnitude-büyüklük, almanlar grönklasse-büyüklük sınıfı, sistemi kullanmaktadır.
işte m.ö 2 yy. da iznik'te doğan ancak bilimsel çalışmalarını rodos'ta yapan hiparkos ise yıldız parlaklığını ''kadir'' ile sınıflamış ve bu sınıflama günümüze kadar gelmiştir.
araçpa kaynaklı bir sözcüktür kadir.
hiparkos; birinin parlaklığını diğeriyle karşılaştırarak bulmaya çalışmış, en parlak yıldızları 1 kadir ve en sönük yıldızları 6 kadir olarak sınıflandırmıştır. bu çalışması halen geçerlidir. ve bu yıldız parlaklığı belirlemede halen kullanılmaktadır.
şimdi efenim ozamanları teleskop filan yok, millet çıplak gözle gözlemliyor bunları... bu sebeple hiparkusun hazırlamış olduğu 1022 tane yıldızdan oluşan kataloğun tamamı gözle görülebilen yıldızlardan oluşmaktadır. aynı zamanda güneş ve ay içinde kullanılmaktadır.
sirius -1,42 kadirdendir.
güneş -26,8 kadirdendir.
uranüs ise 5,6 kadriyle çıplak gözle görme sınırı olan 6. dereceye çok yakın olduğundan zor görülebilirdir.
şurada itü astronomi klübünün biraz daha detaylı açıklaması var. astronomi.itu.edu.tr/genel/...
''
''
şimdi arkadaşlar bu coğrafya bir batlamyus'undan ibnül-heysemi'sine kadar bir çok bilim adamı yetiştirmiş bilgin barındırmaktaydı. özellikle astronomi ve matematik konusunda bir çok deha bu topraklardan gelmiş ve geçmiş...
geçerken de bize bir takım miraslar bırakmıştır.
bu miraslardan en önemlisi hipparchus tarafından bırakılan ''kadir sistemi''dir.
yıldız parlaklıklarını tanımlarken ingilizve fransızlar magnitude-büyüklük, almanlar grönklasse-büyüklük sınıfı, sistemi kullanmaktadır.
işte m.ö 2 yy. da iznik'te doğan ancak bilimsel çalışmalarını rodos'ta yapan hiparkos ise yıldız parlaklığını ''kadir'' ile sınıflamış ve bu sınıflama günümüze kadar gelmiştir.
araçpa kaynaklı bir sözcüktür kadir.
hiparkos; birinin parlaklığını diğeriyle karşılaştırarak bulmaya çalışmış, en parlak yıldızları 1 kadir ve en sönük yıldızları 6 kadir olarak sınıflandırmıştır. bu çalışması halen geçerlidir. ve bu yıldız parlaklığı belirlemede halen kullanılmaktadır.
şimdi efenim ozamanları teleskop filan yok, millet çıplak gözle gözlemliyor bunları... bu sebeple hiparkusun hazırlamış olduğu 1022 tane yıldızdan oluşan kataloğun tamamı gözle görülebilen yıldızlardan oluşmaktadır. aynı zamanda güneş ve ay içinde kullanılmaktadır.
sirius -1,42 kadirdendir.
güneş -26,8 kadirdendir.
uranüs ise 5,6 kadriyle çıplak gözle görme sınırı olan 6. dereceye çok yakın olduğundan zor görülebilirdir.
şurada itü astronomi klübünün biraz daha detaylı açıklaması var. astronomi.itu.edu.tr/genel/...
''
''
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
bazen laf lafı açar bir türlü noktalayamazsınız ya böylelikle garip bir döngüye giren eylem.
devamını gör...
toplu iğne ucu kadar boş yer bırakmayan adam
otobüs muavinidir ya da şoförüdür.
devamını gör...
yürümek
düşünme sporudur.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
"her şey geçiyor.
hiçbir şey geçmese de."
tezer özlü
hiçbir şey geçmese de."
tezer özlü
devamını gör...
her kızın 25 tane flörtü olduğu gerçeği
kalan 24 tanem kimdeyse çıkarsın versin, bozuşacağız bak!
gerçeği demiş bir de büyük bir özgüvenle...
t: çok anlamsız bir iddia.
gerçeği demiş bir de büyük bir özgüvenle...
t: çok anlamsız bir iddia.
devamını gör...
sevişmesini videoya almak isteyen kadın
durun! bunu bana bırakın lüften...
(bkz: yine seks hikayesi mi yazıyorsun feridun abi)
(bkz: yine seks hikayesi mi yazıyorsun feridun abi)
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
başkanlığa evet çıkması.
devamını gör...
bursa'ya gideceklere tavsiyeler
arabayatağı bölgesine muhakkak uğramanızı salık veririm, adeta bir kültür mozaiği.
devamını gör...
ricky gervais
after life'tan önce de gayet tanınan ingiliz komedyen. (bkz: the office)'in yaratıcısıdır. bu başlı başına yeter onu tanımak isteyenler için. tercih ettiği ofansif mizah zaman zaman samimiyetsizlik, çıkıp şov yapıp köşesine çekilmekle suçlansa da; yaptığı her işte o suçlandığı konulara bir şekilde değinmiş, dikkat çekmiştir. evet son altın küre sunuculuğu epey dikkat çekti ama bu adam ondan da, after life'tan da önceki sunuculuklarında, dizilerinde bu konular hakkında konuşmuş, reaksiyon vermiş idi. kraldır, reyizdir. orijinaldir, unique kavramını sonuna kadar hakedendir.
şahsım tarafından yapabileceğim tek naçizane eleştri; (bkz: after life)'ın ikinci sezonunda o ofansif halinden -senaryo gereği- vazgeçmesi olabilir. biz tony'i ilk sezondaki siklemez, umursamaz tavrı ile sevmiştik. ikinci sezonda ponçik bi adam oldu çıktı hırbo. gerek yoktu bence ama üçüncü sezonun geleceğini duyurdu yakın zamanda. umarım ilk sezondaki haline döner.
ayrıca; the office üzerinden (bkz: steve carrell) ile atışmaları epey eğlencelidir :d tanrı herkese steve carrel-ricky gervais dostluğundan nasip etsin dinimiz amin.
şahsım tarafından yapabileceğim tek naçizane eleştri; (bkz: after life)'ın ikinci sezonunda o ofansif halinden -senaryo gereği- vazgeçmesi olabilir. biz tony'i ilk sezondaki siklemez, umursamaz tavrı ile sevmiştik. ikinci sezonda ponçik bi adam oldu çıktı hırbo. gerek yoktu bence ama üçüncü sezonun geleceğini duyurdu yakın zamanda. umarım ilk sezondaki haline döner.
ayrıca; the office üzerinden (bkz: steve carrell) ile atışmaları epey eğlencelidir :d tanrı herkese steve carrel-ricky gervais dostluğundan nasip etsin dinimiz amin.
devamını gör...
paul eluard
dadaizm'in sınırlarında dolaşan sürrealist fransız şair. savaşı büyük bir dehşet ve çürümüşlük olarak görmüş, savaş yıllarında yaşadıklarının etkilerini le devoir'de yansıtmıştır. savaş yıllarından sonra dadaizm ile tanışmıştır ve aşağı yukarı aynı zamanda gerçeküstücü akıma katılım sağlamıştır. eluard öyle büyük bir okuma aşkı ile tutuşan bir figürdür ki savaş süresince nereye giderse gitsin kütüphanesi asla yanından ayırmayacak kadar ileri gitmiş hatta basit bir iş için dışarı çıkarken bile bir kaç kitabını yanından eksik etmemiştir. ben bunun hastalığı neticesinde çocukluğunda ve gençlik yıllarında pek eğitim görememesi ve bu süreçte gerçek bir otodidakt olarak kendi kendini eğitme alışkanlığı edinmesinden kaynaklı olduğu kanatindeyim. 20. yüzyılın gördüğü en iyi lirik şairlerden biridir. eski eşi olan ve daha sonra onu salvador dali için terk eden gala ile olan yazışmaları letters to gala isimli kitapta derlenmiştir ve okurken insanın ruhunu yorar. éluard aşkın ve devrimin şairi olarak anıldı ve bu şekilde de öldü. liberté bugün hâlâ özgürlüğün bir sembolü olarak öylece duruyor.
(bkz: la vie immédiate)
(bkz: cours naturel)
(bkz: les yeux fertiles)
(bkz: la rose publique)
(bkz: poèmes politiques)
(bkz: défense de savoir)
(bkz: la dame de carreau)
(bkz: à toute épreuve)
--- alıntı ---
un hiver tout en branches et dur comme un cadavre
un homme sur un banc dans une rue qui fuit la foule
et que la solitude comble
place à l'appareil banal du désespoir
a ses miroirs de plomb
a ses bains de cailloux
a ses statues croupissantes
place à l'oubli du bien
aux souvenirs en loques de la vérité
lumière noire vieil incendie
aux cheveux perdus dans un labyrinthe
un homme qui s'est trompé d'étage de porte de clé
pour mieux connaître pour mieux aimer
où commence le paysage
a quelle heure
où donc se termine la femme
le soir se pose sur la ville
le soir rejoint le promeneur dans son lit
le promeneur nu
moins gourmand d'un sein vierge
que de l'étoile informe qui nourrit la nuit
ıl y a des démolitions plus tristes qu'un sou
ındescriptibles et pourtant le soleil s'en évade en
chantant
pendant que le ciel danse et fait son miel
ıl y a des murs déserts où l'idylle fleurit
où le plâtre qui se découd
berce des ombres confondues
un feu rebelle un feu de veines
sous la vague unique des lèvres
prenez les mains voyez les yeux
prenez d'assaut la vue
derrière les palais derrière les décombres
derrière les cheminées et les citernes
devant l'homme
sur l'esplanade qui déroule un manteau de poussière
traîne de fièvre
c'est l'invasion des beaux jours
une plantation d'épées bleues
sous des paupières écloses dans la foule des feuilles
c'est la récolte grave du plaisir
la fleur de lin brise les masques
les visages sont lavés
par la couleur qui connaît l'étendue
les jours clairs du passé
leurs lions en barre et leurs aigles d'eau pure
leur tonnerre d'orgueil gonflant les heures
du sang des aubes enchaînées
tout au travers du ciel
leur diadème crispé sur la masse d'un seul miroir
d'un seul cœur
mais plus bas maintenant profondément parmi les
routes abolies
ce chant qui tient la nuit
ce chant qui fait le sourd l'aveugle
qui donne le bras à des fantômes
cet amour négateur
qui se débat dans les soucis
avec des larmes bien trempées
ce rêve déchiré désemparé tordu ridicule
cette harmonie en friche
cette peuplade qui mendie
parce qu'elle n'a voulu que de l'or
toute sa vie intacte
et la perfection de l'amour.
--- alıntı ---
(bkz: la vie immédiate)
(bkz: cours naturel)
(bkz: les yeux fertiles)
(bkz: la rose publique)
(bkz: poèmes politiques)
(bkz: défense de savoir)
(bkz: la dame de carreau)
(bkz: à toute épreuve)
--- alıntı ---
un hiver tout en branches et dur comme un cadavre
un homme sur un banc dans une rue qui fuit la foule
et que la solitude comble
place à l'appareil banal du désespoir
a ses miroirs de plomb
a ses bains de cailloux
a ses statues croupissantes
place à l'oubli du bien
aux souvenirs en loques de la vérité
lumière noire vieil incendie
aux cheveux perdus dans un labyrinthe
un homme qui s'est trompé d'étage de porte de clé
pour mieux connaître pour mieux aimer
où commence le paysage
a quelle heure
où donc se termine la femme
le soir se pose sur la ville
le soir rejoint le promeneur dans son lit
le promeneur nu
moins gourmand d'un sein vierge
que de l'étoile informe qui nourrit la nuit
ıl y a des démolitions plus tristes qu'un sou
ındescriptibles et pourtant le soleil s'en évade en
chantant
pendant que le ciel danse et fait son miel
ıl y a des murs déserts où l'idylle fleurit
où le plâtre qui se découd
berce des ombres confondues
un feu rebelle un feu de veines
sous la vague unique des lèvres
prenez les mains voyez les yeux
prenez d'assaut la vue
derrière les palais derrière les décombres
derrière les cheminées et les citernes
devant l'homme
sur l'esplanade qui déroule un manteau de poussière
traîne de fièvre
c'est l'invasion des beaux jours
une plantation d'épées bleues
sous des paupières écloses dans la foule des feuilles
c'est la récolte grave du plaisir
la fleur de lin brise les masques
les visages sont lavés
par la couleur qui connaît l'étendue
les jours clairs du passé
leurs lions en barre et leurs aigles d'eau pure
leur tonnerre d'orgueil gonflant les heures
du sang des aubes enchaînées
tout au travers du ciel
leur diadème crispé sur la masse d'un seul miroir
d'un seul cœur
mais plus bas maintenant profondément parmi les
routes abolies
ce chant qui tient la nuit
ce chant qui fait le sourd l'aveugle
qui donne le bras à des fantômes
cet amour négateur
qui se débat dans les soucis
avec des larmes bien trempées
ce rêve déchiré désemparé tordu ridicule
cette harmonie en friche
cette peuplade qui mendie
parce qu'elle n'a voulu que de l'or
toute sa vie intacte
et la perfection de l'amour.
--- alıntı ---
devamını gör...
sözlüğe fotoğraf yüklemek
şöyle ki:
google görsellere giriyorsun. entrye eklemek istediğin resme tıklıyorsun. sağ tarafta açılıyo ya. sonra ona sağ tıklayıp resim adresini kopyala diyip yapıştırıyosun.
eğer link, datalı hayvan gibi uzun bişeyse resmin üstüne tıkla, sayfasına git. oradan aynısını yap.
google görsellere giriyorsun. entrye eklemek istediğin resme tıklıyorsun. sağ tarafta açılıyo ya. sonra ona sağ tıklayıp resim adresini kopyala diyip yapıştırıyosun.
eğer link, datalı hayvan gibi uzun bişeyse resmin üstüne tıkla, sayfasına git. oradan aynısını yap.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
"bizim gençliğimiz kuru geçti nihal, mutlu olmayı bilemedik. belki bu yüzden mutlu etmeyi de bilemedik..."
(bkz: kış uykusu/ winter sleep)
(bkz: kış uykusu/ winter sleep)
devamını gör...
