pretoria'dan kaçış
inside out: escape from pretoria prison ismiyle tim jenkin'ın kitabından uyarlanan, yapımcılığı david barron, neal h. moritz, toru nakahara tarafından yapılan, senaristliği francis annan ve l.h. adams'ın kaleminden çıkan, senaristliğinde gösterdiği yeteneğiyle yönetmen koltuğunda da francis annan'ın kameralarından seyrimize sunulan, başrollerinde daniel radcliffe (şu bizim harry potter canım inside out: escape from pretoria prison ismiyle tim jenkin'ın kitabından uyarlanan, yapımcılığı david barron, neal h. moritz, toru nakahara tarafından yapılan, senaristliği francis annan ve l.h. adams'ın kaleminden düzenlenen, senaristliğinde gösterdiği yeteneğiyle yönetmen koltuğunda da francis annan'ın kameralarından seyrimize sunulan, başrollerde daniel radcliffe (şu bizim harry potter canııım yabancı değil (: ), daniel webber, ıan hart gibi isimlerin seyrimize sunulduğu, orijinal adıyla escape from pretoria olan, dilimize ise pretoria'dan kaçış ismiyle çevrilen, eylül 2020 tarihiyle ülkemizde vizyona giren biyografi ve gerilim türündeki filmdir.
biraz da filmin içeriğinden bahsedecek olursak sayın kafa sözlük yazarları şöylece spoiler (alıntı) vermeden birazcık dökelim bildiklerimizi.
1979 yılında gizli operasyonlarda görevlendirildiği sıralarda yakalanan ve tutuklanan tim jenkin (daniel radcliffe) ile stephen lee'nin (daniel webber) hikayesini işleyen film avustralya ve güney afrika'da geçmektedir. apartheid (bir zamanlar güney afrika'da uygulanan ve yasalar çıkartılarak yasallaştırılan ırksal ayrımı savunan düşünce sistemi) karşıtı eylemler yaparken yakalanan güney afrikalı iki genç tabi ki kitaba da filme de adını veren yüksek güvenlikli pretoria hapishanesi'nde 12 yıl hüküm yerler. jenkin ve lee tabi ki dururlar mı her hapse düşün gibi bu ikili ve arkadaşları da başlarlar kaçmayı düşünmeye ve kaçmak için planlar yapmaya. her hapishaneden kaçış filminde olduğu gibi tabi ki bu filmde de ustaca ve zekice planlar yapılır ve bu planlarda da bizim jenkin, harry potter filminde tüm kadınları kendine aşık ettiği ve bu filmde de yine tüm kadın yazarlarımızı kendine aşık edeceği kurguladığı zekice kaçış planında, kaçışta kullanacakları tüm kapıların anahtarlarını tahtadan yapar.
daha da fazlasına girmeden ve spoiler vermeden özetle filmimiz budur a dostlar.
hepinize izlemenizi tavsiye eder ve tavsiyeme de uyduğunuzu düşünerek şimdiden iyi seyirler dilerim. (:
kaynakça:
(link: https://www.beyazperde.com/filmler/film-256405/::source1)
source2
source apartheid
biraz da filmin içeriğinden bahsedecek olursak sayın kafa sözlük yazarları şöylece spoiler (alıntı) vermeden birazcık dökelim bildiklerimizi.
1979 yılında gizli operasyonlarda görevlendirildiği sıralarda yakalanan ve tutuklanan tim jenkin (daniel radcliffe) ile stephen lee'nin (daniel webber) hikayesini işleyen film avustralya ve güney afrika'da geçmektedir. apartheid (bir zamanlar güney afrika'da uygulanan ve yasalar çıkartılarak yasallaştırılan ırksal ayrımı savunan düşünce sistemi) karşıtı eylemler yaparken yakalanan güney afrikalı iki genç tabi ki kitaba da filme de adını veren yüksek güvenlikli pretoria hapishanesi'nde 12 yıl hüküm yerler. jenkin ve lee tabi ki dururlar mı her hapse düşün gibi bu ikili ve arkadaşları da başlarlar kaçmayı düşünmeye ve kaçmak için planlar yapmaya. her hapishaneden kaçış filminde olduğu gibi tabi ki bu filmde de ustaca ve zekice planlar yapılır ve bu planlarda da bizim jenkin, harry potter filminde tüm kadınları kendine aşık ettiği ve bu filmde de yine tüm kadın yazarlarımızı kendine aşık edeceği kurguladığı zekice kaçış planında, kaçışta kullanacakları tüm kapıların anahtarlarını tahtadan yapar.
daha da fazlasına girmeden ve spoiler vermeden özetle filmimiz budur a dostlar.
hepinize izlemenizi tavsiye eder ve tavsiyeme de uyduğunuzu düşünerek şimdiden iyi seyirler dilerim. (:
kaynakça:
(link: https://www.beyazperde.com/filmler/film-256405/::source1)
source2
source apartheid
devamını gör...
bir kere izledim onda da midem bulandı kapattım
fenerbahçe maçına maruz kalanların kuracağı bir cümle.
devamını gör...
karizmatik isimler
arîn
kürtçe kökenli; ateşten olan, ateş gibi anlamlarına gelen bir kız ismi. aşırı çekici bir isim bence...
kürtçe kökenli; ateşten olan, ateş gibi anlamlarına gelen bir kız ismi. aşırı çekici bir isim bence...
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
devamını gör...
resident evil 8
bir takım dramalar, ağlaklıklar ve rezillikler... ps5'in açılışını kendisi ile yaptığıma pişman olmadım, frame rate sıkıntılarını saymazsak eğer fena değildi. detaylar o kadar iyiydi ki sağı solu incelemekten 9-10 saatlik oyunu 13 saatte bitirdim. yalnız üzüldüğüm nokta vr için çıkmaması, gerçekten tam biohazard gibi vr için tasarlanmış ama capcom yine hevesimi kursağımda bırakmayı başardı. efsane olabilecekken ortalama olarak kalmasına sebep oldu bu hareket bence. önce gömeyim sonra öveceğim.* baştan belirteyim parasına değmez, bekleyin abi malum ortamlara düşer zaten oyun. oyun ortalama 9 - 10 saat sürüyor zaten ki basit bir örnek vermem gerekirse; ben oyunda bazen denk gelen iskeletlerin başında durup yarım saat sırf meraktan kadın mı erkek mi bunlar acaba diyerek pelvis girişleri oval mi yoksa kalp şeklinde mi diye bakınacak kadar zaman kaybeden bir oyuncu olmama rağmen 13 saatte bitirdim, oynanış saatinin yetersizliğini varın siz tahmin edin ey romalılar.
oyunun sonlarına doğru işin içine oswell spencer'ın girmesi ile bunu bir origin hikayesi haline getirmeleri güzeldi ama bu oyun resident evil değil, hiçbir şekilde resident evil hissiyatı yok hatta chris'i kontrol etmeye başladığımızda cod veya metro 2033'e dönüşüyor aniden oyun. yine belli başlı re mekaniklerini korumuşlar, oyun başında mermi bulmak için sürünmemiz de fena değildi ama ilerleyen bölümlerde benim gibi her hazinenin peşinde koşturan aç oyunculardansanız oyun aniden fazla kolaylaşıyor. eli kolu tutan her oyuncu shotgun ile ölmeden bitirir oyunu. iyi ki duke bazen mermi satmıyor da biraz hayatta kalmak için çaba göstermemiz gerektiğini hatırlıyoruz.
bossların tasarımları 7. oyuna göre daha güzel ama kesmek fazla basitti yine çünkü bir kaç belirli hareketi çözdüğünüzde yalnızca otomatiğe bağlıyorsunuz kesmek için. capcom dmc 5'de de aynı hataya düşmüştü. lady dimitrescu için oyuncular fazla hypelandı ve bunu oyunda karşılayamadılar zaten. gerçekten mi abi? zehirli hançer mi yani? uçabilmesi onu zor yapmıyor. resident evil 4 esintileri güzeldi, gerçekten güzeldi ama oyunu tek başına kurtarmaya yetmez. tamam hikayeyi güzel bağlamışsınız ama mother miranda'nın motivasyonu epey yetersizdi. bazı bölümler özellikle de heisenberg abimizin fabrikası gereksiz oyun uzasın diye yaptırılan saçma şeylerle doluydu. tamam dimitrescu malikanesi de öyleydi ama orada çalışan insanların tuttukları notlar merak ve heyecan duygusunu tetikliyordu en azından. mekaniklerle bir derdim yok gayet tatmin ediciydi ama tekne kontrolleri çöp olmuş yine. yemin ediyorum aklıma dmc 2'de bulunan su altı bölümleri geldi, aynı rezillik be capcom. onun dışında oyun gerçekten akıyor. resident evil oynamıyorum diye başlanırsa alınan zevk ikiye falan katlanır yani. jumpscare muhabbeti tadındaydı. the house on a hill bölümünü gece üç gibi bitirdim ve o dev cenin akıl sağlığımı bozdu o yüzden biraz kısa ve kolay bir bölüm olsa bile en gerilimli bölümlerin başında geliyor bence. burada böyle kolaydı diye ağlıyorum ama oyunun ilk bir saati bittiğinde ya yeni bir tane çocuk yaparsın ethan hem rose ölmüş zaten, kafasını kesmişler boşver gel gidelim diyerek korkudan oyunu kapatmaya yeltendiğim kayıtlara geçsin lütfen. *
yani işin özü; kurt adamlar elimi yedi ki bu zavallı ellerimin son zarar görüşü olmadı, ateşli vampir kızlar -baya ateşli vampir kızlar- ve korkunç dev bir kadın tarafından elim koparılmak suretiyle dayak yedim, kovboy şapkası takmış magneto beni canlı bir mıknatısa çevirdi ama daha sonra onun transformers olduğu ortaya çıktı, dia de muertos'dan fırlamış ispanyol kukla üzerime dev bir cenin gönderdi, aşağılık kompleksi olan davy jones beni yemeye çalıştı daha sonra deli bir kadın kalbimi söktü ama zaten 3 yıldır ölü olduğumu öğrendim ve sonunda patlayarak yeniden öldüm ama güzeldi.
oyunun sonlarına doğru işin içine oswell spencer'ın girmesi ile bunu bir origin hikayesi haline getirmeleri güzeldi ama bu oyun resident evil değil, hiçbir şekilde resident evil hissiyatı yok hatta chris'i kontrol etmeye başladığımızda cod veya metro 2033'e dönüşüyor aniden oyun. yine belli başlı re mekaniklerini korumuşlar, oyun başında mermi bulmak için sürünmemiz de fena değildi ama ilerleyen bölümlerde benim gibi her hazinenin peşinde koşturan aç oyunculardansanız oyun aniden fazla kolaylaşıyor. eli kolu tutan her oyuncu shotgun ile ölmeden bitirir oyunu. iyi ki duke bazen mermi satmıyor da biraz hayatta kalmak için çaba göstermemiz gerektiğini hatırlıyoruz.
bossların tasarımları 7. oyuna göre daha güzel ama kesmek fazla basitti yine çünkü bir kaç belirli hareketi çözdüğünüzde yalnızca otomatiğe bağlıyorsunuz kesmek için. capcom dmc 5'de de aynı hataya düşmüştü. lady dimitrescu için oyuncular fazla hypelandı ve bunu oyunda karşılayamadılar zaten. gerçekten mi abi? zehirli hançer mi yani? uçabilmesi onu zor yapmıyor. resident evil 4 esintileri güzeldi, gerçekten güzeldi ama oyunu tek başına kurtarmaya yetmez. tamam hikayeyi güzel bağlamışsınız ama mother miranda'nın motivasyonu epey yetersizdi. bazı bölümler özellikle de heisenberg abimizin fabrikası gereksiz oyun uzasın diye yaptırılan saçma şeylerle doluydu. tamam dimitrescu malikanesi de öyleydi ama orada çalışan insanların tuttukları notlar merak ve heyecan duygusunu tetikliyordu en azından. mekaniklerle bir derdim yok gayet tatmin ediciydi ama tekne kontrolleri çöp olmuş yine. yemin ediyorum aklıma dmc 2'de bulunan su altı bölümleri geldi, aynı rezillik be capcom. onun dışında oyun gerçekten akıyor. resident evil oynamıyorum diye başlanırsa alınan zevk ikiye falan katlanır yani. jumpscare muhabbeti tadındaydı. the house on a hill bölümünü gece üç gibi bitirdim ve o dev cenin akıl sağlığımı bozdu o yüzden biraz kısa ve kolay bir bölüm olsa bile en gerilimli bölümlerin başında geliyor bence. burada böyle kolaydı diye ağlıyorum ama oyunun ilk bir saati bittiğinde ya yeni bir tane çocuk yaparsın ethan hem rose ölmüş zaten, kafasını kesmişler boşver gel gidelim diyerek korkudan oyunu kapatmaya yeltendiğim kayıtlara geçsin lütfen. *
yani işin özü; kurt adamlar elimi yedi ki bu zavallı ellerimin son zarar görüşü olmadı, ateşli vampir kızlar -baya ateşli vampir kızlar- ve korkunç dev bir kadın tarafından elim koparılmak suretiyle dayak yedim, kovboy şapkası takmış magneto beni canlı bir mıknatısa çevirdi ama daha sonra onun transformers olduğu ortaya çıktı, dia de muertos'dan fırlamış ispanyol kukla üzerime dev bir cenin gönderdi, aşağılık kompleksi olan davy jones beni yemeye çalıştı daha sonra deli bir kadın kalbimi söktü ama zaten 3 yıldır ölü olduğumu öğrendim ve sonunda patlayarak yeniden öldüm ama güzeldi.
devamını gör...
oy verin tanımlara can verin
rastgele butonumuz vardır şu online yazısının yanındaki 3 noktada. oraya basarsanız eğer rastgele başlıklar serilir önünüze. o başlıklardan bazılarına yeni entryler girerek başlıkları diriltebileceğiniz gibi girilmiş tanımları oylayarak yazarları mutlu edebilirsiniz.
devamını gör...
ayrılıktan sonra iyi gelen şeyler
bir süre acısını yaşayın ve hayatınıza kaldığınız yerden devam edin. hiçbir aşkın hep sürmediği gibi hiçbir acı da hep sürmez. iki ağlarsınız iki burnunuzu kolunuza silersiniz birkaç kavanoz nutella filan yersiniz sonra salya sümük uyursunuz. bu biraz böyle devam eder. bir süre sonra yeni bir güne yeni ufuklara, temiz bir sayfaya merhaba.
devamını gör...
çabuk sinirlenen insan
bu kişi benim. çabuk sinirlenir çabuk sakinleşirim ama asla belli etmem .içimde fırtınalar kopsa yine de yüzümde mimik oynamaz. kendimi kontrol etmeyi uzun zaman önce ögrendim. ama karşımdaki kişiyi kırabilecek kadar sinirlendiysem hemen uzaklaşırım. yalnız başıma sakinlesmeye çalışırım. kendi dengesizligim yüzünden karşımdaki kişiyi kırmaya ne hacet?
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
insanların kendileri dışında her şeyle ilgilenmeleri.
devamını gör...
yoldaş'ın yetkisini kötüye kullanması
devamını gör...
akrabasız bayram
nimettir nimet. en çok mutlu olduğum durum.
devamını gör...
please
ingilizce'deki "lütfen" kelimesinin türkçe karşılığı.
ayrıca söylenenlere göre teşekkür ederim, lütfen, özür dilerim üçlemesi olgunluk belirtileri arasındadır. ruhsal olgunluğa ulaştığınızı belli eder.
ayrıca söylenenlere göre teşekkür ederim, lütfen, özür dilerim üçlemesi olgunluk belirtileri arasındadır. ruhsal olgunluğa ulaştığınızı belli eder.
devamını gör...
pazar banyosunu yapmış sözlük kadını kokusu
luciferin eşref saati gelmiş.
devamını gör...
iyi ki varsın balkon
yaşadığım semtin en büyük nimeti, çay içmek için bire bir, tam bir halı saha büyüklüğünde*, bazen içimi açan bazen hüzünlendiren evimin önden çıkması.
az önce ordan geldim. elinde poşetler olan yaşlı bir teyze, başını uzatmış çöp karıştırıyordu. derin bir iç çektim, verdim sonra nefesimi mahalleye doğru.
gideyim de namazımı kılayım, teyzeme dua edeyim. o duadan bende nasiplenirim belki. zalımsın dünya.
az önce ordan geldim. elinde poşetler olan yaşlı bir teyze, başını uzatmış çöp karıştırıyordu. derin bir iç çektim, verdim sonra nefesimi mahalleye doğru.
gideyim de namazımı kılayım, teyzeme dua edeyim. o duadan bende nasiplenirim belki. zalımsın dünya.
devamını gör...
kendine nickaltı girmek
400 kişinin eğlendiği bir ortamda kendi kendini eğlendirmektir. bazen gereklidir bazen sırf eğlence içindir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
albert einstein 13 yaşındayken hep bir ışık hüzmesinin üstünde gezmek istemiştir. ben de bunu istediğimden dolayı nickimi böyle yaptım. beynimdeki tek manzara ışık demetinde gezen bir doğa’dır.
edit: tek tek okuyorum baya zevkliymiş
edit: tek tek okuyorum baya zevkliymiş
devamını gör...
yaşam ile ölüm arasında şu dönem bir fark kalmaması
yaşam ile ölüm arasında var olan çizginin artık bir şey ifade etmemesi durumudur.
devamını gör...
popüler ev bitkileri
aloe vera.
devamını gör...

