ayağını kaydırmak
bir yolunu bulup, kişiyi işinden uzaklaştırmak demektir.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
bugün de samimiyetimin salaklığını nasıl yaşadığımı düşünüyorum. bir daha aynı tufaya düşersem sevsinler.
devamını gör...
zengin kafiye
en az üç ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür. divan şiirinde sıkça kullanılmıştır.
örneğin,
her işte lazımdır emek
onurludur alın terini silmek
bu dizelerde, redif oluşturacak ek veya sözcük yoktur. “mek” sesleri zengin uyağı oluşturmuştur.
tahammûl mülkünü yıktın hülagû hân mısın kâfir
amman dünyayı yaktın ateş-i suzân mısın kâfir
bu beyitte, “mısın kâfir” sözcükleri anlamca özdeş olduklarından rediftir. “ân” sesleri iki ses gibi görünse de “â” sesi “aa” şeklinde iki ses kabul edilir. dolayısıyla, “aan” şeklinde üç ses olduğu görülür. bu zengin kafiyedir.
kaynak: türk dili ve edebiyatı notlarıdır. bana ait değildir.
edit: yazım yanlışı.
örneğin,
her işte lazımdır emek
onurludur alın terini silmek
bu dizelerde, redif oluşturacak ek veya sözcük yoktur. “mek” sesleri zengin uyağı oluşturmuştur.
tahammûl mülkünü yıktın hülagû hân mısın kâfir
amman dünyayı yaktın ateş-i suzân mısın kâfir
bu beyitte, “mısın kâfir” sözcükleri anlamca özdeş olduklarından rediftir. “ân” sesleri iki ses gibi görünse de “â” sesi “aa” şeklinde iki ses kabul edilir. dolayısıyla, “aan” şeklinde üç ses olduğu görülür. bu zengin kafiyedir.
kaynak: türk dili ve edebiyatı notlarıdır. bana ait değildir.
edit: yazım yanlışı.
devamını gör...
1956 macaristan halk cumhuriyeti ayaklanmaları
başlığı “macaristan halk cumhuriyeti” olarak açmamın nedeni o yıllarda macaristan’ın sscb destekli sosyalist bir devlet olması ve bu ismi kullanmasıdır. bu ayaklanma ise sscb karşıtı ilk ayaklanmalardan biridir.
23 ekim günü üniversite öğrencileri şair petöfi anıtının önünde toplanıyorlar. bu şair macarların ulusal şairidir. 1848 macar devriminin önderlerindendir ve yazdığı bir şiir o zamanlar ulusal şarkılarıdır. toplanan öğrenciler 16 maddelik bir talep metni okuyor. bu maddeleri buraya eklemeyeceğim. dileyen rahatlıkla bulabilir. maddelerden biri “sovyet birliklerinin macaristan’dan çıkarılması” . ulusal şarkılarını söylüyor ve yürüyüş yapıyorlar. işçi ve halktan da destek görülünce olaylar büyüyor.
hatta askerlerin bir kısmı da isyancılar tarafına geçiyor ve taleplerinden birini elde ederek eski başbakan ımre nagy’i tekrar başbakanlık koltuğuna oturtuyorlar. bu ımre nagy yaklaşık iki sene sonra idam edilecek. çok yıllar sonra ise itibarı iade edilecek. kendisi de sosyalist bu arada. zaten bu ayaklanma sosyalizm karşıtlığından ziyade stalinist yönetime karşı bir isyan.
sovyet askerleri şehri(şimdiki budapeşte) çevirmiş fakat bir karşılık vermiş değil o anlarda. hatta çekilmeye başladıkları bile söyleniyor. fakat nagy askerlerin tam çekilmediği gerekçesiyle varşova paktı’ndan çekildiğini açıklıyor ve diğer ülkelerden yardım talep ediyor. işte ne olduysa ondan sonra oluyor. başka ülkeler yardım etmediği gibi sovyet birlikleri takviye ediliyor ve şehir işgal ediliyor. binaların ön cepheleri bombalanıyor. şehir darmaduman ediliyor. görüntülerin olduğu bir videoyu entry sonuna ekleyeceğim.
çok kısa sürede isyan bastırılıyor. 10 kasımda ise bitiyor. tabii toparlanma süreci çok zaman alıyor. uzun süre olağanüstü hal ilan edilecek ve şehir dış dünyaya kapanacak.
3 bin civarı ölüm olmuş. belki bir o kadar yurt dışına kaçan olmuş. isyanın öncüleri idam edilmiş. time dergisi 1956 yılının adamı olarak macar halkını seçmiş. bu şaşırtıcı değil zaten. sonuçta adamlar sovyet karşıtı. bizim ülke de uzaktan çok desteklemiş macar halkını. destek derken manevi destek. o dönemin gazetelerine bakarsanız göreceksiniz bunu. nihayetinde türkiye’de bir nato ülkesi ve komünizm karşıtı. bu arada bu olaylarla ilgili türkiye’de çıkan eski gazetelere bakarken “futbolcu puskas çatışmalarda öldürüldü” haberiyle karşılaştım. aslında adam 2006 da öldü. macarların efsane futbolcusu. gazeteler o zaman da bol keseden atıyor tabii.
olayların iki sembolü var diyebiliriz. biri yıkılan stalin heykeli. diğeri ise o dönemki macaristan bayrağının ortasının delinip kullanılması. ortasındaki komünizm yıldızı kesilmiş olarak.
işte stalin, işte bayrak;


komünizm yıkıldıktan sonra bu olaylar “macar devrimi” diye anılıyor.
etkileyici görüntüler içeren video
23 ekim günü üniversite öğrencileri şair petöfi anıtının önünde toplanıyorlar. bu şair macarların ulusal şairidir. 1848 macar devriminin önderlerindendir ve yazdığı bir şiir o zamanlar ulusal şarkılarıdır. toplanan öğrenciler 16 maddelik bir talep metni okuyor. bu maddeleri buraya eklemeyeceğim. dileyen rahatlıkla bulabilir. maddelerden biri “sovyet birliklerinin macaristan’dan çıkarılması” . ulusal şarkılarını söylüyor ve yürüyüş yapıyorlar. işçi ve halktan da destek görülünce olaylar büyüyor.
hatta askerlerin bir kısmı da isyancılar tarafına geçiyor ve taleplerinden birini elde ederek eski başbakan ımre nagy’i tekrar başbakanlık koltuğuna oturtuyorlar. bu ımre nagy yaklaşık iki sene sonra idam edilecek. çok yıllar sonra ise itibarı iade edilecek. kendisi de sosyalist bu arada. zaten bu ayaklanma sosyalizm karşıtlığından ziyade stalinist yönetime karşı bir isyan.
sovyet askerleri şehri(şimdiki budapeşte) çevirmiş fakat bir karşılık vermiş değil o anlarda. hatta çekilmeye başladıkları bile söyleniyor. fakat nagy askerlerin tam çekilmediği gerekçesiyle varşova paktı’ndan çekildiğini açıklıyor ve diğer ülkelerden yardım talep ediyor. işte ne olduysa ondan sonra oluyor. başka ülkeler yardım etmediği gibi sovyet birlikleri takviye ediliyor ve şehir işgal ediliyor. binaların ön cepheleri bombalanıyor. şehir darmaduman ediliyor. görüntülerin olduğu bir videoyu entry sonuna ekleyeceğim.
çok kısa sürede isyan bastırılıyor. 10 kasımda ise bitiyor. tabii toparlanma süreci çok zaman alıyor. uzun süre olağanüstü hal ilan edilecek ve şehir dış dünyaya kapanacak.
3 bin civarı ölüm olmuş. belki bir o kadar yurt dışına kaçan olmuş. isyanın öncüleri idam edilmiş. time dergisi 1956 yılının adamı olarak macar halkını seçmiş. bu şaşırtıcı değil zaten. sonuçta adamlar sovyet karşıtı. bizim ülke de uzaktan çok desteklemiş macar halkını. destek derken manevi destek. o dönemin gazetelerine bakarsanız göreceksiniz bunu. nihayetinde türkiye’de bir nato ülkesi ve komünizm karşıtı. bu arada bu olaylarla ilgili türkiye’de çıkan eski gazetelere bakarken “futbolcu puskas çatışmalarda öldürüldü” haberiyle karşılaştım. aslında adam 2006 da öldü. macarların efsane futbolcusu. gazeteler o zaman da bol keseden atıyor tabii.
olayların iki sembolü var diyebiliriz. biri yıkılan stalin heykeli. diğeri ise o dönemki macaristan bayrağının ortasının delinip kullanılması. ortasındaki komünizm yıldızı kesilmiş olarak.
işte stalin, işte bayrak;


komünizm yıkıldıktan sonra bu olaylar “macar devrimi” diye anılıyor.
etkileyici görüntüler içeren video
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
bağdat seferi sırasında osmanlı ordusu tam olarak 217.279 koyun ve 14 bin ton tahıl tüketti.
devamını gör...
kürtajın yasaklanması gerekliliği
--- alıntı ---
yani neredeyse ben olmayacaktım.
--- alıntı ---
peki ya senin neredeyse olmayacak olmandan kime ne dediğim bir parça laf öbeği.
hamile her kadın çocuğu doğurmak zorunda değil sonuçta doğurmak istememenin de herkesçe bir nedeni vardır. belki tecavüze uğradı, belki karnındaki yavrunun sakat ya da çok hasta doğacağını öğrendi ve buna dayanamadı, belki hamilelik kendi sağlığı için çok riskli ve işin sonunda ölüm var? nereden biliyoruz ki? iyi veya kötü her ne olursa olsun kimseyi bir şey yapması için zorlayamayız. herkes kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilmeli, dayatmalarla bir yere varılmaz.
yani neredeyse ben olmayacaktım.
--- alıntı ---
peki ya senin neredeyse olmayacak olmandan kime ne dediğim bir parça laf öbeği.
hamile her kadın çocuğu doğurmak zorunda değil sonuçta doğurmak istememenin de herkesçe bir nedeni vardır. belki tecavüze uğradı, belki karnındaki yavrunun sakat ya da çok hasta doğacağını öğrendi ve buna dayanamadı, belki hamilelik kendi sağlığı için çok riskli ve işin sonunda ölüm var? nereden biliyoruz ki? iyi veya kötü her ne olursa olsun kimseyi bir şey yapması için zorlayamayız. herkes kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilmeli, dayatmalarla bir yere varılmaz.
devamını gör...
güne bir söz bırak
bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki..
devamını gör...
dövme yaptırmak istemenin nedenleri
ilk dövmemi 5 yıl önce yaptırmıştım. hala pişman değilim. güzel bir motif seçmişim, öhöm* biraz zevkliyimdirde. hala sıkılmadım. daha da yaptıracağım. bunu bir bağımlılık olarak düşünmeyin. tamamen keyfi. göz zevkim için. kimisi de göremeyeceği ve sıkılamayacağı yerlerine yaptırıyor. başkası görüp beğensin diye mi? güzel bir iz taşımak olsun diye mi? bilmiyorum. kimisine felaket iyi yakışırken, kimisinde eğreti duruyor zevksizliğinden. en sevimsiz bulduğum ise meşhur kafasına sibelim yazdıran adamın dövmesi. hatırladım yine tadım kaçtı, puh.
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardımlarının ulaşması
güzel dostlarımız afiyetle yiyin bol bol oynayın.
devamını gör...
villa alırken dikkat edilmesi gereken hususlar
vileda seti yazacaktı herhalde.
devamını gör...
moderasyon sisteminin eskiye dönmesi
bugün önce yeni sistemi kullandım ama maalesef ikna olamadan eski sisteme döndüm.ama koşullar beni itti diyeyim.memnun kaldığınız moderatörden kopamıyorsun ikna edici cevaplar onda oluyor genelde.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
çakallığa övgü
ordasın işte;
sıkıştın aynı köşeye
kişilik bölünmesisin hayata
emeğin paydasında esaslı yerin olmayacak asla
it gibi korkuyorsun
tanrı’nın cennetinden kovulmuşçasına titrek
soluğun kendine zarar
tavaf ediyorsun cesaretsizliğin er meydanını!
ordasın işte,
bildiğim sağ köşende!
serseridir artık tüm ayak sesleri,
cümleleriyle orgazm olanların
sağıra yatırsan da sesli zinalarını
parmaklarında bir küfür gibi dolanır adın
ayyaşların şizofren alfabelerinde oksijen almaz
acil şifalı
büzüşen yaraların!
suskunluğuna sarılıp asosyal düşlerdi dileğin
kaldırımlarda fare leşlerine benziyordu
lağımların dibinde boğulan harflerin
birbirinden düzenbaz
bağlaçlarında ağır roman havası
yüklemlerinde gözyaşı
burada dur!
timsaha kestiğin sağanaklarını sol lobum umursamaz!
uzun yolculuklara demlesen de gelmişini geçmişini
dik durmaz kırmızı şeritli sokaklarda
göz teması can yakar
ödün bokuna karışıyor
kedinin teki,
uzun bakarken
zamanın soysuzluğuna asılıyor kafiyelerin
takla atıyor karşında karanlıkta attığın zarlar
yalnız değilsin bahislerinde
oh çekiyorsun
ego krizcilerinin kabilesinde!
acemi makyajlı kalabalıklarda
masallarından kalma üç melek düşer gökten
ikizin sandığın
beceriksiz yazgıları arşınlıyorsun
marifet bilecek kadar katilliklerini
tepeden tırnağa mundar
baştan aşağı cenabet
koşar adım kaçıyorsun
dönekliğin dinini yazıyorsun, eksiksiz!
kadınlar görüyorsun
yalana meyilli sözlerine kurban
dilindeki et parçası hepsi
mangalda kül bırakmıyorsun
bol manzaralı sevişmelerin sonrası
nutuklarının nefsi tükenmiyor
geviş getirenlerin kalp odacıklarında!
düşeş!
acayip naraların vardı icabında
konu asalet olunca
toz kondurmazdın apoletlerinin üzerine
akıl tutulması yaşıyordu ahlakın
açtı şehvetlerin
orospuluk ruhunda vardı
tükürdüm yüzüne
dalkavukluğa örgütlenmiş ortaoyununun!
ben bu sahnenin şairi değilim,
şimdi eller yukarı kalpazan!
yerinden oynuyor gölgelerin
peydahlanıyor ayaklanmasız mırıldanmalar
öznelerinde kusursuz çakal sürüleri
mübarek olsun azizliğiniz
cins çocukların alkışlarında patladıkça
faşizminiz!
taşlansın kokuşmuş tarihiniz!
ordasın işte;
sıkıştın aynı köşeye
kişilik bölünmesisin hayata
emeğin paydasında esaslı yerin olmayacak asla
it gibi korkuyorsun
tanrı’nın cennetinden kovulmuşçasına titrek
soluğun kendine zarar
tavaf ediyorsun cesaretsizliğin er meydanını!
ordasın işte,
bildiğim sağ köşende!
serseridir artık tüm ayak sesleri,
cümleleriyle orgazm olanların
sağıra yatırsan da sesli zinalarını
parmaklarında bir küfür gibi dolanır adın
ayyaşların şizofren alfabelerinde oksijen almaz
acil şifalı
büzüşen yaraların!
suskunluğuna sarılıp asosyal düşlerdi dileğin
kaldırımlarda fare leşlerine benziyordu
lağımların dibinde boğulan harflerin
birbirinden düzenbaz
bağlaçlarında ağır roman havası
yüklemlerinde gözyaşı
burada dur!
timsaha kestiğin sağanaklarını sol lobum umursamaz!
uzun yolculuklara demlesen de gelmişini geçmişini
dik durmaz kırmızı şeritli sokaklarda
göz teması can yakar
ödün bokuna karışıyor
kedinin teki,
uzun bakarken
zamanın soysuzluğuna asılıyor kafiyelerin
takla atıyor karşında karanlıkta attığın zarlar
yalnız değilsin bahislerinde
oh çekiyorsun
ego krizcilerinin kabilesinde!
acemi makyajlı kalabalıklarda
masallarından kalma üç melek düşer gökten
ikizin sandığın
beceriksiz yazgıları arşınlıyorsun
marifet bilecek kadar katilliklerini
tepeden tırnağa mundar
baştan aşağı cenabet
koşar adım kaçıyorsun
dönekliğin dinini yazıyorsun, eksiksiz!
kadınlar görüyorsun
yalana meyilli sözlerine kurban
dilindeki et parçası hepsi
mangalda kül bırakmıyorsun
bol manzaralı sevişmelerin sonrası
nutuklarının nefsi tükenmiyor
geviş getirenlerin kalp odacıklarında!
düşeş!
acayip naraların vardı icabında
konu asalet olunca
toz kondurmazdın apoletlerinin üzerine
akıl tutulması yaşıyordu ahlakın
açtı şehvetlerin
orospuluk ruhunda vardı
tükürdüm yüzüne
dalkavukluğa örgütlenmiş ortaoyununun!
ben bu sahnenin şairi değilim,
şimdi eller yukarı kalpazan!
yerinden oynuyor gölgelerin
peydahlanıyor ayaklanmasız mırıldanmalar
öznelerinde kusursuz çakal sürüleri
mübarek olsun azizliğiniz
cins çocukların alkışlarında patladıkça
faşizminiz!
taşlansın kokuşmuş tarihiniz!
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
-kaç kardeşsiniz?
-oha tek anneden mi?
-oha tek anneden mi?
devamını gör...
sorunlarla baş etme yöntemleri
genellikle sorun çıkmasını en baştan engellemeye çalışıyorum ben. bu nedenle müthiş düzenli yaşarım. mesela mola saatlerini kalem kalem bildiririm, orada kahve ve çay içme saatleri bile yazılıdır. bu kısaca bu saatler içinde kimse beni farklı işlere çekmeye çalışmasın aramız bozulmasın anlamına gelen uyarıdır. çalışırken kimseyle konuşmam ki düzen bozulmasın. ya da bir işe başlayacaksam mümkünse bir süre maaş almadan çalışırım. tüm dosyaları ezberler, benden önce çalışan arkadaşın yaptığı tüm işleri kontrol eder, onun çalıştığı insanları arayıp tanışır, o insanlardan farklı kişilerin numarasını öğrenir, onlarla anlaşma yaparım ki yedek çalışma arkadaşlarım olsun. sistemi kurduktan sonra maaş almaya başladım. iş yaşamım son derece sorunsuz ve hatasız geçer. her zaman a,b,c, z planlarım vardır.
ancak sosyal hayatı böyle bir düzene oturtmak mümkün değil. çok denedim, olmadı. ne kendi ne de karşı tarafın duygularını kontrol altına almak diye bir şey yok. neye kızar, neyi kıskanır, yüzüne ne der arkandan ne sayıp söver hiç belli olmuyor. bu nedenle sorun çıktığı an gidip uyuyorum ben. uykum geliyor. tartışma sırasında bile baktım sorunu çözemiyorum uyuya kalırım. vücudum uyku üretir. baktım uyanınca geçmemiş, ağlarım uyanır, ağlarken uyuya kalırım.
yani ya korkunç bir mücadele veriyorum ya da tamamen kendimi bırakmış oluyorum. neden? çünkü ortam yok. allah sabır versin, çok zor.
ancak sosyal hayatı böyle bir düzene oturtmak mümkün değil. çok denedim, olmadı. ne kendi ne de karşı tarafın duygularını kontrol altına almak diye bir şey yok. neye kızar, neyi kıskanır, yüzüne ne der arkandan ne sayıp söver hiç belli olmuyor. bu nedenle sorun çıktığı an gidip uyuyorum ben. uykum geliyor. tartışma sırasında bile baktım sorunu çözemiyorum uyuya kalırım. vücudum uyku üretir. baktım uyanınca geçmemiş, ağlarım uyanır, ağlarken uyuya kalırım.
yani ya korkunç bir mücadele veriyorum ya da tamamen kendimi bırakmış oluyorum. neden? çünkü ortam yok. allah sabır versin, çok zor.
devamını gör...
evliliği başarı olarak görmek
boşanmayı da başarısızlık olarak görenlerdir. halbuki ne övün ne de yerin. ikisi de bir imzaya bakıyor zaten.
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
-aile içinde ya da genel olarak ilişkilerde yaşanan problemler
-gerçekleşmeyen beklentiler
-ilgi ve sevgi görmek istenilen kişilerde hislerin karşılığını bulamamak
-maddi zorluklar
-gerçekleşmeyen beklentiler
-ilgi ve sevgi görmek istenilen kişilerde hislerin karşılığını bulamamak
-maddi zorluklar
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
meczup nedir yahu?.
söyle bana ilhami abi deli miyim ben?
siz yokken ben vardım bu sözlükte. ne güzel takılıyordum tek başıma. siz gelip sözlük kurdunuz. neyse emektar, badem sütü kreması, efendimiz, bizi o var etti, bi bu kadar da yerin altında var falan yazmanız lazım. hadi yapın whis'inize şöyle bi güzellik bekliyore *
burdan yoldi tolkiye, iko'ya ve istatistik departman başkanı pavlov ve göbeğine duyurumdur.
yönetim:
en ileri durma meczup seni de üzerler
kimileri var ki meczup derini yüzerler
kafana da takma meczup yoluna bakarlar
hiç oralı olma meczup seni de yakarlar.
söyle bana ilhami abi deli miyim ben?
siz yokken ben vardım bu sözlükte. ne güzel takılıyordum tek başıma. siz gelip sözlük kurdunuz. neyse emektar, badem sütü kreması, efendimiz, bizi o var etti, bi bu kadar da yerin altında var falan yazmanız lazım. hadi yapın whis'inize şöyle bi güzellik bekliyore *
burdan yoldi tolkiye, iko'ya ve istatistik departman başkanı pavlov ve göbeğine duyurumdur.
yönetim:
en ileri durma meczup seni de üzerler
kimileri var ki meczup derini yüzerler
kafana da takma meczup yoluna bakarlar
hiç oralı olma meczup seni de yakarlar.
devamını gör...
torpido balığı
atlas okyanusu'nun kuzey bölgeleri ve güney afrika kıyılarında yaşayan torpedinidae familyasından bir balık türü. bilimsel tür adı torpedo marmorata. boyu 1.8 metre civarı, sırtı koyu kahverengi, alt bölümü beyazdır. bu balık uyuşturan balık olarak da geçiyor bazı kaynaklarda. nedeni ise kumda saklanıp avını beklerken avına düşen balığa karşı kuyruğundaki elektrik organıyla felç ederek avlanması. bu balık bir seferde maksimum 220 volt akım boşaltarak büyük hayvanları bile sersemletme potansiyeline sahip.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
sicacik evlerimizden acmasak mi boyle basliklar? "erkekler" diyerek yaptimiz her genelleme guzel adamlara hakarettir cunku. bilakis mehmetciklerimiz, laf soyletmem onlara!
devamını gör...
bildirim gelince sevinen yazar
benimdir. o kadar kendim olamıyorum ki günlük hayatta. burada az çok kendimi yansıtabiliyorum. birileri beğenince de tamam molik bu kadar kendin olma beğenenler de kaçacak diyorum. evet odak noktam beğenilmeme üzerine. tersi aksedince * böyle oluyorum.
devamını gör...