okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
/başkalarına söyleyecek bir sözüm olabilmesi için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim. bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir. kendini çözemeyen kişi, kendi dışında hiçbir sorununu çözemez./
~tutunamayanlar~
~tutunamayanlar~
devamını gör...
tayyip erdoğan'ın gezi direnişçilerine terörist demesi
eskiden çapulcu derdi. reis el yükseltmiş.
devamını gör...
robot süpürge
insan gücüne ihtiyaç duymadan süpürme işini yapan - bazı modellerinde de silme- süpürgelerdir.
tanımımızı girdikten sonra deneyimimiz de girelim ki faydamız olsun.
alet tam bir canavar. zaten temiz olan evi süpür talimatı verip dışarı çıkıyorum haznesine bakınca o kadar çok toz pislik görüyorum ki şaşırıyorum.
yaklaşık 3 haftadır kullanıyorum. hergün kullandığım eski süpürge bir kez yerinden çıkmadı. bir kez de yer silinmedi.
evim geniş ve çok fazla ayaklı eşyam yok. koltukların da altına girebiliyor. halılar da kalın değil.
hayat kalitesini üst seviyelere taşıyan bir alettir kendisi.
tanımımızı girdikten sonra deneyimimiz de girelim ki faydamız olsun.
alet tam bir canavar. zaten temiz olan evi süpür talimatı verip dışarı çıkıyorum haznesine bakınca o kadar çok toz pislik görüyorum ki şaşırıyorum.
yaklaşık 3 haftadır kullanıyorum. hergün kullandığım eski süpürge bir kez yerinden çıkmadı. bir kez de yer silinmedi.
evim geniş ve çok fazla ayaklı eşyam yok. koltukların da altına girebiliyor. halılar da kalın değil.
hayat kalitesini üst seviyelere taşıyan bir alettir kendisi.
devamını gör...
dünya solaklar günü
1 gün farkla olsa da: yüce aristoteles günümüz kutlu olaaa..
+fotoğraftaki bebişlerim ve ben: 'uğursuz' diyenlere ve sözde solak diye eşini boşayan*japona katılıyoruz ama gülmekten*

"dünyaca ünlü solaklar; filozof aristoteles, sezar, ressamlar leonardo da vinci, michelangelo, napolyon, abd başkanı barack obama, deha fizikçi ve bilim adamı einstein, sinema oyuncuları marilyn monroe, tom cruise ve lionel messi vs…"
solaklıkla ilgili bilmedikleriniz:
* ağustos 13'ü solaklar günüdür.
* solaklık erkeklerde daha fazla karşılaşılan bir durumdur.
* dünyada yaklaşık 500 milyon solak olduğu biliniyor.
* solaklık ikizlerde daha fazla görülür.
* vaktinden önce dünyaya gelen çocukların çoğu solak olur.
* japonlar eşlerinin solak olduğunu fark ettiklerinde onu boşuyor.
+fotoğraftaki bebişlerim ve ben: 'uğursuz' diyenlere ve sözde solak diye eşini boşayan*japona katılıyoruz ama gülmekten*

"dünyaca ünlü solaklar; filozof aristoteles, sezar, ressamlar leonardo da vinci, michelangelo, napolyon, abd başkanı barack obama, deha fizikçi ve bilim adamı einstein, sinema oyuncuları marilyn monroe, tom cruise ve lionel messi vs…"
solaklıkla ilgili bilmedikleriniz:
* ağustos 13'ü solaklar günüdür.
* solaklık erkeklerde daha fazla karşılaşılan bir durumdur.
* dünyada yaklaşık 500 milyon solak olduğu biliniyor.
* solaklık ikizlerde daha fazla görülür.
* vaktinden önce dünyaya gelen çocukların çoğu solak olur.
* japonlar eşlerinin solak olduğunu fark ettiklerinde onu boşuyor.
devamını gör...
gümüşhane
doğu karadeniz bölgesinde yer alan, plaka kodu 29 olan, 2016 yılında nüfusu 162.748 olan bir ilimizdir.
doğuda (bkz: bayburt), batıda (bkz: giresun), kuzeyde (bkz: trabzon) ve güneyde (bkz: erzincan) ile komşudur.
gezilecek bir çok yeri bulunur. karaca mağarası, tomara şelalesi, artabel gölleri, örümcek ormanları, imera manastırı, süleymaniye mahallesi (eski gümüşhane), limni gölü, kent müzesi, satala antik kenti, kov kalesi ve gümüşhane evleri bunlardan bazılarıdır.
yemek kültürü karadeniz yemek kültürü ile benzerdir. pestil - köme, kuşburnu ve ürünleri (marmelatı, çayı, meyve suları vb.) bilinir. halkın başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. tarım alanlarının çoğu kelkit ilçesindedir (bkz: kelkit). kelkit kültür olarak erzincan'a daha yakındır.
coğrafyası büyük ölçüde dağlıktır . şehir merkezinden harşit çayı geçer (bkz: harşit çayı) bu akarsuyun debisi rafting için elverişlidir ayrıca diğer doğa sporları da yapılmaktadır.
2008 yılında açılmış bir üniversitesi de vardır. üniversite öğrencileri esnafın ana geçim daha doğrusu geçirme kaynağıdır. ulaşım sadece kara yolu ile sağlanır en yakın havalimanları trabzon ve erzincan havalimanlarıdır.
doğuda (bkz: bayburt), batıda (bkz: giresun), kuzeyde (bkz: trabzon) ve güneyde (bkz: erzincan) ile komşudur.
gezilecek bir çok yeri bulunur. karaca mağarası, tomara şelalesi, artabel gölleri, örümcek ormanları, imera manastırı, süleymaniye mahallesi (eski gümüşhane), limni gölü, kent müzesi, satala antik kenti, kov kalesi ve gümüşhane evleri bunlardan bazılarıdır.
yemek kültürü karadeniz yemek kültürü ile benzerdir. pestil - köme, kuşburnu ve ürünleri (marmelatı, çayı, meyve suları vb.) bilinir. halkın başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. tarım alanlarının çoğu kelkit ilçesindedir (bkz: kelkit). kelkit kültür olarak erzincan'a daha yakındır.
coğrafyası büyük ölçüde dağlıktır . şehir merkezinden harşit çayı geçer (bkz: harşit çayı) bu akarsuyun debisi rafting için elverişlidir ayrıca diğer doğa sporları da yapılmaktadır.
2008 yılında açılmış bir üniversitesi de vardır. üniversite öğrencileri esnafın ana geçim daha doğrusu geçirme kaynağıdır. ulaşım sadece kara yolu ile sağlanır en yakın havalimanları trabzon ve erzincan havalimanlarıdır.
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
hayat enerjisini yitiren z kuşağını artık rahat bırakalım.
devamını gör...
doksanlardan kalma kıyafet giymek
90 sonlarından kalan gömlek ve kazaklarım var.yenilere göre onları daha çok giyerim.sapasağlam duruyorlar.
devamını gör...
yetki devri
1 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmiş olan kamu yönetimi tekniğidir.
madde 506 - (1) bakan ve her kademedeki bakanlık yöneticileri sınırlarını açıkça belirtmek ve yazılı olmak kaydıyla, yetkilerinden bir kısmını alt kademelere devredebilir. yetki devri, uygun araçlarla ilgililere duyurulur.
normalde yetki denilen şey görev başında olan kişice kullanılmalıdır. istisnası da işte gördüğünüz yetki devri meselesidir. kanunda da yazdığı gibi açıkça belirtilmelidir. çünkü istisna diyoruz zaten. açık bir hüküm yoksa yetki unsuru bakımından işlem sakat olur. elbette ki bu yetkiyi "tamamen" devretmek söz konusu olamaz. güzel güzel süresini belirtirsin, yazıyla bildirirsin. genel bir yetki devri yoktur kısacası. ayrıca bazen yetki devri yapılamaz çünkü kanunda yapılamayacağı yazat. örneğin, disiplin cezası verme yetkisi (üniversiteliler dikkat) araştırma görevlisine devredilemez. mevzuatta hangi kamu görevlisine bu yetki tanınmışsa onundur.
yetki devri bağımsız olmalıdır. yani siz bana yetkinizi devrediyorsanız hiçbir düzenlememe, yetki kullanımıma dokunamazsınız. yasak! danıştay kararları da bunu desteklemekte. fakat bunun bir istisnası var...
o da 1 sayılı cumhurbaşkanı kararnamesinin ilk maddesinde belirtilmiştir. kısacası cb yetkiyi devredebilir fakat yetkiyi devretse de bizzat kullanabilir.
fakat şunu da söylemek gerek: hukuki sorumluluk halen geçerlidir yetkiyi drvreden açısından.
yetki devrinin varlık gayesine gelirsek... kısaca üst makamın yükünü hafifletmek, alt makamı da üst makama geçebilmesi için hazırlamak, pratik yaptırmak.
son.
madde 506 - (1) bakan ve her kademedeki bakanlık yöneticileri sınırlarını açıkça belirtmek ve yazılı olmak kaydıyla, yetkilerinden bir kısmını alt kademelere devredebilir. yetki devri, uygun araçlarla ilgililere duyurulur.
normalde yetki denilen şey görev başında olan kişice kullanılmalıdır. istisnası da işte gördüğünüz yetki devri meselesidir. kanunda da yazdığı gibi açıkça belirtilmelidir. çünkü istisna diyoruz zaten. açık bir hüküm yoksa yetki unsuru bakımından işlem sakat olur. elbette ki bu yetkiyi "tamamen" devretmek söz konusu olamaz. güzel güzel süresini belirtirsin, yazıyla bildirirsin. genel bir yetki devri yoktur kısacası. ayrıca bazen yetki devri yapılamaz çünkü kanunda yapılamayacağı yazat. örneğin, disiplin cezası verme yetkisi (üniversiteliler dikkat) araştırma görevlisine devredilemez. mevzuatta hangi kamu görevlisine bu yetki tanınmışsa onundur.
yetki devri bağımsız olmalıdır. yani siz bana yetkinizi devrediyorsanız hiçbir düzenlememe, yetki kullanımıma dokunamazsınız. yasak! danıştay kararları da bunu desteklemekte. fakat bunun bir istisnası var...
o da 1 sayılı cumhurbaşkanı kararnamesinin ilk maddesinde belirtilmiştir. kısacası cb yetkiyi devredebilir fakat yetkiyi devretse de bizzat kullanabilir.
fakat şunu da söylemek gerek: hukuki sorumluluk halen geçerlidir yetkiyi drvreden açısından.
yetki devrinin varlık gayesine gelirsek... kısaca üst makamın yükünü hafifletmek, alt makamı da üst makama geçebilmesi için hazırlamak, pratik yaptırmak.
son.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
haklıyım ama mutlu değilim'den sonra ölmedim ama hafif sürünüyorum kullanıcı adlı yazarın da aralarına katılmasıyla değişik bir hal almıştır. bir sonraki moderatör ise muhtemelen düşünüyorum öyleyse yokum olacak.
moderatörlerin kullanıcı adları üzerinden bize bir şey anlatılmaya çalışılıyor sanırım ama ben henüz çözemedim. *
moderatörlerin kullanıcı adları üzerinden bize bir şey anlatılmaya çalışılıyor sanırım ama ben henüz çözemedim. *
devamını gör...
anansi çocukları
neil gaiman'ın okunmadan geçilmemesi gereken kitaplarından bir tanesi. amerikan tanrıları ile ufaktan bağlantılı olan kitabımız bir afrika tanrısı olan anansi'nin çocuklarının başından geçen hikayeyi anlatıyor (o kadarını tahmin etmişsinizdir tabi isminden). baş kahramanımız şişko charlie'nin (babası yüzünden üstüne yapışan bir lakap) hayatı boyunca şakalar yapan ve onu utandıran babası ile arası bozuktur ve uzun yıllardır kendisi ile görüşmemiştir. ancak nişanlısının düğüne babasını davet etmesi için yaptığı ısrarlar üzerine aramak zorunda kalır ve onun vefat ettiği haberini alır. cenazede babasının bir tanrı olduğu öğrenen (üstelik öyle sıradan bir tanrı değil, insanlığın var olmadığı zamanlardan bu yana bütün hikayelerin onun adına anlatıldığı bir tanrı) charlie, aynı zamanda babasının tüm yeteneklerini almış olan hiç tanımadığı bir kardeşinin olduğunu ve onunla nasıl iletişime geçeceğini de öğrenir. elbette bunlara fazla inanmayan charlie ("o bir tanrı değildi. babamdı." "her ikisi de olmak mümkün." dedi kadın. "olur böyle şeyler.") bir gün odasında gördüğü bir örümceğe kardeşine selam götürmesini söyler. ancak olaylar hiç beklemediği şekilde gelişir.
kardeşi,jung'un gölge arketipini yansıtan bir şekilde charlie'nin olmadığı her şeydir; güçlü, zeki, eğlenceli, karizmatik. ve charlie'nin hayvansı yönünü temsil eden örümcek kardeşimiz charlie'nin nişanlısı da dahil olmak üzere bütün hayatını çalacaktır.
neil gaiman'ın en eğlenceli kitaplarından biri olan anansi çocukları tanrılar, hikayeler, babalar ve kardeşler üzerine sürükleyici bir roman.
kitabın aldığı ödüller ise şöyle; locus award for best fantasy novel (2006), mythopoeic fantasy award for adult literature (2006), ala alex award (2006), british fantasy award for best novel (2006)
kardeşi,jung'un gölge arketipini yansıtan bir şekilde charlie'nin olmadığı her şeydir; güçlü, zeki, eğlenceli, karizmatik. ve charlie'nin hayvansı yönünü temsil eden örümcek kardeşimiz charlie'nin nişanlısı da dahil olmak üzere bütün hayatını çalacaktır.
neil gaiman'ın en eğlenceli kitaplarından biri olan anansi çocukları tanrılar, hikayeler, babalar ve kardeşler üzerine sürükleyici bir roman.
kitabın aldığı ödüller ise şöyle; locus award for best fantasy novel (2006), mythopoeic fantasy award for adult literature (2006), ala alex award (2006), british fantasy award for best novel (2006)
devamını gör...
cemal süreya
boyuna göre zayıf
kumral dalgalı saçları olan
geniş alına sahip
iri kahverengi gözleriyle insanların odak noktası olabilen
kar beyaz dişlere sahip oval yüzlü bir adamdı cemal süreya
hatta nüfus cüzdanındaki adı cemalettin seber'di
ama o cemal süreyya olarak yazmak istemişti
üvercinka adını verdiği sevgilisiyle girdiği iddiada kaybeder bir tane y harfini
o günden sonra bir daha hiç ama hiç kullanmaz o diğer y harfini
işte borcuna bu kadar sadık güvenilir bir insandı süreya
erzincan doğumlu bir muhacirdi aslında
sürgün edilmişti ilerleyen yaşlarında
kitaplarından birisine verdiği ad gibi
uçurumda açan bir çiçekti cemal süreya
şairlik fikrine daha bebekken kapılır
annesin anlattığı hikayelere bayılır
kar tanesini yani annesini küçük yaşta kaybeder
"küçük kalbimdeki kuş ölmüştü" der
ilkokulda dergi çıkarır tüm yazıları eliyle yazarmış
dergiyi sadece ona hayran kızlar takip edermiş
sayıları da sevmezmiş süreya
saatin kaç olduğunu 5. sınıfta öğrenmişti daha
ama o yazmayı çok severdi
herkesin kompozisyon ödevini de yapardı
yazmak kadar okumayı da çok severdi
daha ilkokulda suç ve cezayı defalarca okudu
karamazov kardeşleri de beş kere okumuştu
şiir bi yana sporu da çok severdi
fenerbahçe fanatiğiydi
ama metin oktay'a da saygı duyardı
hep futbol oynardı arkadaşlarıyla
edebiyatçılar takımı ve tiyatrocular takımı
gol kralı hiç değişmezdi
hep orhan kemal olurdu
ortaokulda koşu yarışmasını kazandı
ilk dolma kalemini eline aldı
şiir dört bir yanına işlemeye başlamıştı
küçük kalbindeki kuş ölünce üvey anneye mahkum oldu
kardeşleri de o da sürekli dayak yer dururdu
hatta üvey annesi süreya'yı zehirlemeye bile çalıştı
yemeğine cam kırıkları bile attı
bir oğlu bir kızı vardı
oğlu memo emrah namı diğer kadıköylü kürt memo
ve kendisiyle yıldızları hiç barışmayan kızı ayça
oğlu memo'dan çok çeker
üşümesin diye papirüs dergilerini bile yakar
evdeki en değerli kitapları sahaflara satar memo
ama o ses etmez
fakat ölümüne yakın memo'dan dayak yer
parasız olduğu vakitler karaladığı şiirleri kızı ayçaya verir
bunları sakla ileride para eder der
ayça şiirlerin ne kadar saçma olduğunu söyler
kızının nikahında bulunamaz
çünkü habersiz nikahın olduğundan
izmir'e sık sık giderdi süreya
arkadaşlarına hep bir hanımla buluşması olduğunu söylerdi
her buluşmadan döndüğünde dalgın suskun ve üzüntülü olurdu
arkadaşları sorardı nereden böyle diye
süreya kızı ayça'nın yanından olduğunu söylerdi
kadıköy sahilinde yürürdü hep
önünü hep iliklerdi
neden mi
her an karşıdan fazıl hüsnü dağlarca gelebilir diye
hatta dağlarca onunla konuşmayınca
bugün ağam sudan soğuk bakıyor derdi
şairi şairden başkasının tanımadığına üzülürdü hep
bir gün duraktaki bir adamın yanına yaklaşır
adam pazar postası okuyordur
hem de onun şiirinin bulunduğu sayfayı
adama nasılsınız efendim ben cemal süreya diye yaklaşır
adam
memnun oldum ben de nuri pakdil der

*
kumral dalgalı saçları olan
geniş alına sahip
iri kahverengi gözleriyle insanların odak noktası olabilen
kar beyaz dişlere sahip oval yüzlü bir adamdı cemal süreya
hatta nüfus cüzdanındaki adı cemalettin seber'di
ama o cemal süreyya olarak yazmak istemişti
üvercinka adını verdiği sevgilisiyle girdiği iddiada kaybeder bir tane y harfini
o günden sonra bir daha hiç ama hiç kullanmaz o diğer y harfini
işte borcuna bu kadar sadık güvenilir bir insandı süreya
erzincan doğumlu bir muhacirdi aslında
sürgün edilmişti ilerleyen yaşlarında
kitaplarından birisine verdiği ad gibi
uçurumda açan bir çiçekti cemal süreya
şairlik fikrine daha bebekken kapılır
annesin anlattığı hikayelere bayılır
kar tanesini yani annesini küçük yaşta kaybeder
"küçük kalbimdeki kuş ölmüştü" der
ilkokulda dergi çıkarır tüm yazıları eliyle yazarmış
dergiyi sadece ona hayran kızlar takip edermiş
sayıları da sevmezmiş süreya
saatin kaç olduğunu 5. sınıfta öğrenmişti daha
ama o yazmayı çok severdi
herkesin kompozisyon ödevini de yapardı
yazmak kadar okumayı da çok severdi
daha ilkokulda suç ve cezayı defalarca okudu
karamazov kardeşleri de beş kere okumuştu
şiir bi yana sporu da çok severdi
fenerbahçe fanatiğiydi
ama metin oktay'a da saygı duyardı
hep futbol oynardı arkadaşlarıyla
edebiyatçılar takımı ve tiyatrocular takımı
gol kralı hiç değişmezdi
hep orhan kemal olurdu
ortaokulda koşu yarışmasını kazandı
ilk dolma kalemini eline aldı
şiir dört bir yanına işlemeye başlamıştı
küçük kalbindeki kuş ölünce üvey anneye mahkum oldu
kardeşleri de o da sürekli dayak yer dururdu
hatta üvey annesi süreya'yı zehirlemeye bile çalıştı
yemeğine cam kırıkları bile attı
bir oğlu bir kızı vardı
oğlu memo emrah namı diğer kadıköylü kürt memo
ve kendisiyle yıldızları hiç barışmayan kızı ayça
oğlu memo'dan çok çeker
üşümesin diye papirüs dergilerini bile yakar
evdeki en değerli kitapları sahaflara satar memo
ama o ses etmez
fakat ölümüne yakın memo'dan dayak yer
parasız olduğu vakitler karaladığı şiirleri kızı ayçaya verir
bunları sakla ileride para eder der
ayça şiirlerin ne kadar saçma olduğunu söyler
kızının nikahında bulunamaz
çünkü habersiz nikahın olduğundan
izmir'e sık sık giderdi süreya
arkadaşlarına hep bir hanımla buluşması olduğunu söylerdi
her buluşmadan döndüğünde dalgın suskun ve üzüntülü olurdu
arkadaşları sorardı nereden böyle diye
süreya kızı ayça'nın yanından olduğunu söylerdi
kadıköy sahilinde yürürdü hep
önünü hep iliklerdi
neden mi
her an karşıdan fazıl hüsnü dağlarca gelebilir diye
hatta dağlarca onunla konuşmayınca
bugün ağam sudan soğuk bakıyor derdi
şairi şairden başkasının tanımadığına üzülürdü hep
bir gün duraktaki bir adamın yanına yaklaşır
adam pazar postası okuyordur
hem de onun şiirinin bulunduğu sayfayı
adama nasılsınız efendim ben cemal süreya diye yaklaşır
adam
memnun oldum ben de nuri pakdil der

*
devamını gör...
icat edilmesi gereken elzem şeyler
röntgen veya sıvı kullanılmadan insanın üç boyutlu renkli görüntülenmesi ...
hastalık takibi veya teşhisinin
netleştirme için cihazlar,
sıfır atık bilinci için altyapı ve cihazlar,
herkesin ihtiyacı olan geçime ve işe sahip olması için eğitim
herkesin kendine gereken eğitimi ve tecrübeyi alabilmesi için iş
herşeyin tek bir şarj aletinin olması
...
hastalık takibi veya teşhisinin
netleştirme için cihazlar,
sıfır atık bilinci için altyapı ve cihazlar,
herkesin ihtiyacı olan geçime ve işe sahip olması için eğitim
herkesin kendine gereken eğitimi ve tecrübeyi alabilmesi için iş
herşeyin tek bir şarj aletinin olması
...
devamını gör...
konuşurken karşı tarafın gözünün içine bakmak
gözlerinin içine bakmak; ben seni son derece dikkatle dinliyorum, buradayım demek olduğu için insan ilişkilerinde çok önemli bir yeri olabilir.
baktığınız kişinin tam olarak gözlerinin içine değil, iki kaşının ortasına bakarsanız da gözlerinin içine bakmış gibi izlenim verebilirsiniz. en gözü pek öğretmenlerle baş etme taktiğim buydu benim.
baktığınız kişinin tam olarak gözlerinin içine değil, iki kaşının ortasına bakarsanız da gözlerinin içine bakmış gibi izlenim verebilirsiniz. en gözü pek öğretmenlerle baş etme taktiğim buydu benim.
devamını gör...
söylenecek çok şey varken susmayı tercih etmek
asıl maharet susulanları duymak değil mi zaten?
devamını gör...
rönesans
en önemli sanatçısı leonardo da vinci olan ''yeniden doğuş'' dönemidir.
avrupa'nın bugün bu kadar gelişmesinin de en önemli sebeplerinden biridir ayrıca.
avrupa'nın bugün bu kadar gelişmesinin de en önemli sebeplerinden biridir ayrıca.
devamını gör...
sevgilin var mı sorusuna alternatif cevaplar
sanane denilebilir. bu sizi kezban yapmaz.
devamını gör...
çocukken alınmadığı için yazarları bugün de üzen şeyler
akülü arabadır. ne olurdu he alsaydınız? ne olurdu!!!
devamını gör...
sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer
bir olay veya durum karşısında yapmaması gerekeni beklenmedik şekilde öğrenen kişinin, karşılaşacağı daha zayıf bir olay veya durum karşısında daha dikkatli davranacağını ifade eden özdeyiş.
devamını gör...
escape from new york
john carpenter 'ın 1981 yılında çektiği filmdir, b sınıfı filmleri ile ünlenen ve bu türün en iyi yönetmenlerinden olan carpenter'ın en iyi filmlerinden biridir kanımca..
carpenter artık bir efsane olan snake plissken karakterini canlandıran kurt russell ile ilk defa birlikte çalışmış ve onun karakterini adeta bir çizgi roman karakterine çevirmiştir. hani çizgi roman serisi çıksa çokta kötü olmaz, filmin alt metinlerinde ki politik mesaj filme ayrıca bir değer katar. film de "otoriteye" ve onun yarattığı bu dünyaya alınmış tavırda gözümüze net bir şekilde sokulmaktadır.
film b sınıfına göre epey ünlü oyuncu barındırıyor. kurt russell, lee van cleef, ernest borgnine, donald pleasence, harry dean stanton, adrienne barbeau.(bunların hepsi aslında b sınıfı oyuncu ama kendi klasmanlarında şampiyonlar ligi gibi olmuş)
devam filmi escape from l.a adı ile 1996 da çekilmiş, kurt russell, peter fonda, cliff robertson, steve buscemi gibi oyunculara rağmen çok başarılı olamamıştır.bu film ayrıca carpenter’ın devam filmi çektiği tek yapıtı olma özelliği de taşımakta.
--! spoiler !--
dünyanın en büyük hapishanesi olan new york şehrine amerikan başkanı’nın helikopterinin düşmesinin ardından bir kurtarma operasyonu düzenlenir. bu operasyon dış dünyadan tamamen izole edilen ülkenin en azılı suçlularının bulunduğu koca bir açık hava hapishanesi olduğundan dolayı, oldukça riskli ve tehlikelidir. bu riskleri ve tehlikeleri kendisi için üstlenecek birini bulan "otorite", karşılıklı güven ilişkisini de kendi isteğiyle kurmayı ihmal etmez,artık görev yılan plisksken'indir,hem kendi hem de başkanın hayatı için bu oyunu oynamak zorundadır.
--! spoiler !--
flmin müziği gene carpenter'a ait olup, oldukça güzeldir.tavsiye ederim:
carpenter artık bir efsane olan snake plissken karakterini canlandıran kurt russell ile ilk defa birlikte çalışmış ve onun karakterini adeta bir çizgi roman karakterine çevirmiştir. hani çizgi roman serisi çıksa çokta kötü olmaz, filmin alt metinlerinde ki politik mesaj filme ayrıca bir değer katar. film de "otoriteye" ve onun yarattığı bu dünyaya alınmış tavırda gözümüze net bir şekilde sokulmaktadır.
film b sınıfına göre epey ünlü oyuncu barındırıyor. kurt russell, lee van cleef, ernest borgnine, donald pleasence, harry dean stanton, adrienne barbeau.(bunların hepsi aslında b sınıfı oyuncu ama kendi klasmanlarında şampiyonlar ligi gibi olmuş)
devam filmi escape from l.a adı ile 1996 da çekilmiş, kurt russell, peter fonda, cliff robertson, steve buscemi gibi oyunculara rağmen çok başarılı olamamıştır.bu film ayrıca carpenter’ın devam filmi çektiği tek yapıtı olma özelliği de taşımakta.
--! spoiler !--
dünyanın en büyük hapishanesi olan new york şehrine amerikan başkanı’nın helikopterinin düşmesinin ardından bir kurtarma operasyonu düzenlenir. bu operasyon dış dünyadan tamamen izole edilen ülkenin en azılı suçlularının bulunduğu koca bir açık hava hapishanesi olduğundan dolayı, oldukça riskli ve tehlikelidir. bu riskleri ve tehlikeleri kendisi için üstlenecek birini bulan "otorite", karşılıklı güven ilişkisini de kendi isteğiyle kurmayı ihmal etmez,artık görev yılan plisksken'indir,hem kendi hem de başkanın hayatı için bu oyunu oynamak zorundadır.
--! spoiler !--
flmin müziği gene carpenter'a ait olup, oldukça güzeldir.tavsiye ederim:
devamını gör...
fenoldopam
dopamin d1 reseptörünün selektif agonistidir.
hipertansif kriz ilacıdır.
hipertansif kriz ilacıdır.
devamını gör...