sohbet ederken keyif duyulan insan tipi
sağdan soldan kulağında kalan birkaç şeyin ukalalığını yapan değil, tecrübelerini veya bilgisini paylaşmaktan keyif alan, paylaşırken de beni yeni yeni araştırmalara sevk eden insanla sohbet etmekten çok çok keyif alıyorum.
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
deep purple - soldier of fortune
devamını gör...
merhaba ben larktwain_123_ sorularınızı yanıtlamıyorum
böyle başlık açmasını nereden öğrendiniz? *
devamını gör...
son samuray
bol bol ukde bırakmış olan yazar arkadaşımızdır.
devamını gör...
şarkıların sorduğu acımasız sorular
madem dünyaya dargındın mamudo gurban niye doğdun?
devamını gör...
tarihteki muazzam ayarlar
''baba, eğer padişah siz iseniz geliniz ve ordunun başına geçiniz, yok eğer padişah ben isem size emrediyorum gelip ordunun başına geçiniz"
''istanbul erkek lisesi'nde düzenlenen mezuniyet töreninde, öğrenciler okul müdürü konuşma yaptığı sırada protesto için sırtlarını döndü. mezun olan öğrenciler ayrıca bir de bildiri yayınladı.'' 2016
''istanbul erkek lisesi'nde düzenlenen mezuniyet töreninde, öğrenciler okul müdürü konuşma yaptığı sırada protesto için sırtlarını döndü. mezun olan öğrenciler ayrıca bir de bildiri yayınladı.'' 2016
devamını gör...
tiktok kullanmayanların oranının yüzde 7 olması
kalan %7 kafa sözlük kullanıyormuş
devamını gör...
sen de benim kadar gerçekleri görüyorsun
"beraber olamayız, benim gibi biliyorsun" diye devam eden güzel bir sözdür.
devamını gör...
geceye bir siyasetçi sözü bırak
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
ulan denk geldiğimiz döneme bak. şeytanın şerrinden sana sığınırım.
devamını gör...
mal melameti örter
zenginlik, kişinin ayıplarını, kusurlarını kapatır anlamına gelen atasözü.
gerçekten normal düzeyde bir kişinin yaptığı bir eylemi zengin birisi yaptığında normal karşılanması durumunu güzel özetleyen bir söz. (bkz: fakir giyer rezil olur;zengin giyer moda olur)
gerçekten normal düzeyde bir kişinin yaptığı bir eylemi zengin birisi yaptığında normal karşılanması durumunu güzel özetleyen bir söz. (bkz: fakir giyer rezil olur;zengin giyer moda olur)
devamını gör...
martin luther
marin luther bildiğiniz üzere bir devrimci niteliğindedir, ikoldür. ancak ben belki de daha öncesinde kimsenin bakmadığı bir perspektiften kendisini irdelemek isterim kısaca. martin luther tercüme aşığı bir insandı. tercümeyi kutsal bir iş olarak görürdü, sonuçta tanrı kelamını çeviren birisiydi. bu noktada incil'in tekrardan bir okumasının yapılması gerektiğini, incil'e yeni bir bakış açısıyla yaklaşmanın faydalı olacağını düşünmüş olsa gerek yeni bir tercümeye niyetlendi. bunu da common people dediğimiz reaya halk için yapacaktı, bu ideolojik bir duruştur en nihayetinde.
martin luther bu eylemiyle birlikte iki adet dilbilimsel başarı elde etmiştir tercüme adına:
1. incil'in yeni bir tercümesini sağlamak için öncelikle elimizdeki en eski kaynağa dönmeliyiz diyerek eski ahit'i ibranice, yeni ahit'i ise yunanca almıştır kendisine kaynak metin olarak. bunu yaparken kimi papazlarla gerçekten papaz olmuştur, zira kimi katoliklere göre yaptığı çok yanlıştı.
2. tüm bu eskiye dönme ritüelinin ardından metni olabildiğince alman kültürüne yakın dönüştürmüştür. dikkatinizi çekerim, dönüştürmüştür, tercüme etmemiştir. ardından bu metnin üzerinde çalışıp gerekli tercümeleri sağlamıştır. zira insan kendi kültürü ve dili kadar düşünüp hareket edebilir, özgürce at koşturmak varken neden kendini sınırlasın ki ait olmadığı bir dilin imkanları dahilinde?
bu iki madde günümüzde kullanılan "globalization and localization" geleneğinin de ilk uygulanışı olarak görülebilir tarih sahnesinde. zaten martin luther yaptığı devrimle bir olay değiştirmekten ziyade farklı bir başlangıç noktası sağlamıştır çeşitli alanlar için. iyi bir tercüman mıydı bilemem, ancak tercüman personasının gerçekten sağlam olduğunu söylemek mümkündür.
martin luther bu eylemiyle birlikte iki adet dilbilimsel başarı elde etmiştir tercüme adına:
1. incil'in yeni bir tercümesini sağlamak için öncelikle elimizdeki en eski kaynağa dönmeliyiz diyerek eski ahit'i ibranice, yeni ahit'i ise yunanca almıştır kendisine kaynak metin olarak. bunu yaparken kimi papazlarla gerçekten papaz olmuştur, zira kimi katoliklere göre yaptığı çok yanlıştı.
2. tüm bu eskiye dönme ritüelinin ardından metni olabildiğince alman kültürüne yakın dönüştürmüştür. dikkatinizi çekerim, dönüştürmüştür, tercüme etmemiştir. ardından bu metnin üzerinde çalışıp gerekli tercümeleri sağlamıştır. zira insan kendi kültürü ve dili kadar düşünüp hareket edebilir, özgürce at koşturmak varken neden kendini sınırlasın ki ait olmadığı bir dilin imkanları dahilinde?
bu iki madde günümüzde kullanılan "globalization and localization" geleneğinin de ilk uygulanışı olarak görülebilir tarih sahnesinde. zaten martin luther yaptığı devrimle bir olay değiştirmekten ziyade farklı bir başlangıç noktası sağlamıştır çeşitli alanlar için. iyi bir tercüman mıydı bilemem, ancak tercüman personasının gerçekten sağlam olduğunu söylemek mümkündür.
devamını gör...
kyoto protokolü
küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin önüne geçebilmek adına birleşmiş milletler iklim değişikliği sözleşmesi içerisinde imzalanmış bir protokoldür.
bu protokole göre kabul eden ülkeler fosil yakıt kullanımını minimuma indirgeyecek ve dünyanın maruz kaldığı sera etkisinin zararlarını azaltmaya çalışacak ve atmosfere salınan sera gazı oranını %5 seviyesine çekmeye çalışacaklardır.
(bkz: küresel ısınma)
bu protokole göre kabul eden ülkeler fosil yakıt kullanımını minimuma indirgeyecek ve dünyanın maruz kaldığı sera etkisinin zararlarını azaltmaya çalışacak ve atmosfere salınan sera gazı oranını %5 seviyesine çekmeye çalışacaklardır.
(bkz: küresel ısınma)
devamını gör...
kathe fora
bir (bkz: yiannis kotsiras) şarkısı. nakarat kısmı bugün neredeyse hiç çıkmadı aklımdan. dergi karıştırıyorum aklımda, süpürge tutuyorum aklımda, çiçek suluyorum aklımda. e artık paylaşmasam olmazdı tabii. "her defa" olarak çevirebileceğimiz şarkının türkçesi şöyledir efenim:
《dünyanın sona erdiği her defa
tut elimden sıkıca
yanımda yürü harabelerden geçerken
gözlerime bak gözlerin kapalı
dünyanın sona erdiği her defa
ağladığımda, senin gülmeni istiyorum bana
sevdiğim hangi şarkı varsa
sen fısılda kulaklarıma
ve dünya sona erdiğinde yine
öp beni ilk seferki gibi
sıcak kucağında
belki yeniden hayat bulur dünya
dünyanın sona erdiği her defa
uzak tut beni sulardan
göçün soğuk, hırçın dalgalarında
kaybolmayayım ışığım!
dünyanın sona erdiği her defa
ağladığımda, senin gülmeni istiyorum bana
sevdiğim hangi şarkı varsa
sen fısılda kulaklarıma
ve dünya sona erdiğinde yine
öp beni ilk seferki gibi
sıcak kucağında
belki yeniden hayat bulur dünya》
open.spotify.com/track/2OZM...
《dünyanın sona erdiği her defa
tut elimden sıkıca
yanımda yürü harabelerden geçerken
gözlerime bak gözlerin kapalı
dünyanın sona erdiği her defa
ağladığımda, senin gülmeni istiyorum bana
sevdiğim hangi şarkı varsa
sen fısılda kulaklarıma
ve dünya sona erdiğinde yine
öp beni ilk seferki gibi
sıcak kucağında
belki yeniden hayat bulur dünya
dünyanın sona erdiği her defa
uzak tut beni sulardan
göçün soğuk, hırçın dalgalarında
kaybolmayayım ışığım!
dünyanın sona erdiği her defa
ağladığımda, senin gülmeni istiyorum bana
sevdiğim hangi şarkı varsa
sen fısılda kulaklarıma
ve dünya sona erdiğinde yine
öp beni ilk seferki gibi
sıcak kucağında
belki yeniden hayat bulur dünya》
open.spotify.com/track/2OZM...
devamını gör...
yazarların en çok para harcadığı şeyler
itiraf ediyorum ben bir atkı, bere, kazak alışverişi bağımlısıyım.
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
90'lı yılların pop şarkıları.
devamını gör...
george mclaurin
ırkçılık kelimesi içimizi öfkeyle doldurmakta, yapana da yaptırana da nefret duymamıza sebep olmaktadır.
yaşamadığımız halde ne kadar kötü olduğunu az çok tahmin edebiliyor, yaşayanlarla empati kurmaya çalışıyoruz.
peki, başarılı bir özgeçmişle, ismini duyurmuş bir üniversiteye girdiğinizi ve şöyle bir fotoğrafınız olduğunu düşünün;

(1948)
ari ırkın beyazlar olduğunu savunan aklı selim(!) kişilikler yüzünden, aralarındaki tek fark ten rengi olan arkadaşlarından ayrı oturmak zorunda kalan bu kişi oklahoma üniversitesi'ne kabul edilmiş ilk siyahi öğrenci olan george mclaurin'dir.
elli dördüncü yaşını kutladığı yıl yerleştiği okulda diğer öğrencilerden ayrı oturtuluyor ve dersleri o şekilde dinliyor.
yaşamadığımız halde ne kadar kötü olduğunu az çok tahmin edebiliyor, yaşayanlarla empati kurmaya çalışıyoruz.
peki, başarılı bir özgeçmişle, ismini duyurmuş bir üniversiteye girdiğinizi ve şöyle bir fotoğrafınız olduğunu düşünün;

(1948)
ari ırkın beyazlar olduğunu savunan aklı selim(!) kişilikler yüzünden, aralarındaki tek fark ten rengi olan arkadaşlarından ayrı oturmak zorunda kalan bu kişi oklahoma üniversitesi'ne kabul edilmiş ilk siyahi öğrenci olan george mclaurin'dir.
elli dördüncü yaşını kutladığı yıl yerleştiği okulda diğer öğrencilerden ayrı oturtuluyor ve dersleri o şekilde dinliyor.
devamını gör...
bir tweet görseli bırak
devamını gör...


