bir sam shephard romanıdır.

sam shephard pulitzer ve altın palmiye ödüllerinin sahibi bir yönetmen, senarist ve oyuncudur. bu romanını da ölmeden çok kısa bir zaman önce yazmıştır.

sam shephard gördüğünü, bildiğini pat diye söylemekten hiç çekinmeyen bir yazardır. bu romanında da aynen böyle yapmıştır. daha önce paris, texas isimli kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. okur okumaz da wim wenders’in romandan uyarlama filmini izlemiş onu da çok beğenmiştim. çünkü sam shephard bana hep çok gerçek gelmiştir.

bu roman sanki otobiyografik öğelerle dopdolu bir roman gibi geliyor bana. ömrünün sonuna geldiğini hisseden shephard’ın kendine miras bıraktığı bir muhasebe defteri sanki.

babasının öldüğü yaşa geldiğinde hayatının dökümünü yapan, geçmiş ve şimdi arasında zihinsel bir mekik dokuyan kahraman sam shephard’ın ya kendisi sanki.

ben romanı okurken kendi iç hesaplaşmalarımı düşündüm hep. belli bir yaşa ulaşınca insan içindeki kişi ile tartışmaya, çatışmaya, dertleşmeye ve helalleşmeye başlıyor sanki.

geride kalan zamanınızın önünüzde uzanan zamandan daha uzun olduğunu düşünmeye başladığınızda ise içinizdeki kişi ile uzlaşmanın bir yolunu arıyorsunuz.

yolumuz açık olsun!
devamını gör...

ne kadar az bilirseniz ; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.

-bertrand russell.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

rize,
devamını gör...

kaynana korkusunun bilimsel adı. kaynana fobisi. böyle bir şey varmış gerçekten. bu korkuyu çeken insanlar çözümü ya terapide ya da boşanmada buluyorlarmış. evli yazarlar ne diyorsunuz?
devamını gör...

bu adamın her sene sonunda yüzüne yansıyan hayal kırıklığını gördükçe çok acıyorum.

acaba bilse bugünleri hiç çıkar mıydı aziz yıldırımın karşısına?

tüm rakipler sırayla seri bitiriyor, kadıköy de gelen geçen birer ikişer sallayıp geçiyor.

ama bir yönden başarılı, göz boyama konusunda çok mahir bir zat kendisi. iki transfer, bir iki afilli gönderme tamam.

fenerbahçe taraftarı far görmüş tavşan moduna geçiyor hemen. öyle taraftara böyle başkan tabi.
devamını gör...

bu serzenişim tüm sokak kedilerinedir..!
ben size selam verip konuşunca nezaket gereği miyav diyin ya da dinliyormuş gibi yapın, lütfen.
devamını gör...

heyecan gibi durumlarda derinin elektriksel direncinin artması.
türkçede tüylerin diken diken olması dediğimiz durum .
devamını gör...

yazık. müşriklerin taktıkları çaputlar boşa gitmiş.
devamını gör...

senelerdir yapılan açıklamaların bir benzeri olan açıklamadır.
lanet ediyorsunuz, kınıyorsunuz ama aradan bir gün geçmeden başka bir kadın cinayeti ile karşılaşıyoruz. neden senelerdir bu açıklamalar dışında bir gelişme görmüyoruz? eğer varsa ve ben kaçırdıysam bunun için affınıza sığınıyorum ama bu boş konuşmaların artık benim için bir değeri yok. hayata geçirilmeyen hiçbir sözün bir anlamı yok. artık boş laflarla içimiz rahatlamıyor, "bir gün canı sıkılan bir adam beni öldürür mü" korkusu geçmiyor. icraat istiyoruz.

sadece kadınlar için de istemiyoruz bu icraatı. hayvanlar, çocuklar, bebekler için de istiyoruz. bu ülkede erkek çocuklara da tecavüz ediliyor; biz erkekler için de istiyoruz. biz nefes alan her şeyin, herkesin korunmasını istiyoruz; birkaç cümle ile yapılan açıklamalar değil.
devamını gör...

bir lenfosit türü. isminin kaynağı sanıldığının aksine, olgunlaştığı yer olan kemik iliğinden (bone marrow) değil, ilk keşfedildiği bursa fabricius denen bölgeden gelmektedir.

zorunlu ekleme: her b lenfosit, bellek hücresi değildir. antijne ile karşılaşmaları durumunda bir kısmı mitoz geçirerek plazma hücrelerine dönüşür; antikor üretir. bir kısmı ise değişime uğramaz, bellek b lenfosit şeklinde kalır.
devamını gör...

1966 tarihli michelangelo antonioni filmi. türkçeye cinayeti gördüm olarak aktarılmıştır. gerçekten müthiş bir aktarım.. allah belanızı.. neyse.
film, benim nezdimde dünyanın en iyi yazarı olan julio cortazar'ın las babas del diablo adlı öyküsünden uyarlamadır. bu öykü de türkçeye cinayeti gördüm olarak çevrilmiştir.. adından da anlaşılacağı üzere bi abimiz var, bi adet cinayete tanıklık ediyor lakin ki tanıklık ettiğini sonradan öğreniyor falan filan.. mevzu bu değil, o yüzden falan filan..

öykünün dili klasik cortazar dilidir. ufak tefek komiklikler şakalar barındıran bilinçakışı cümleleri, tense kullanımının aynı cümle içindeki tutarsızlığı, ana karakterin kafasının dağınıklığı ama aynı zamanda düzenli olması gibi gibi. öyküdeki karakter daha net biriyken filmdeki thomas abimiz bir şeylerin arayışında ortada kalmış bi profil çizer. aradığı şey muhtemelen gerçekliktir.

girişte ve özellikle sondaki pandomim tayfanın olduğu sahneler filmin özetidir aslında. bir de thomas abiyle bi ablanın "paris'teydin hani?" "paris'teyim zaten" diyaloğu da filmin dümenini açıklar.

biraz muğlak bir film olduğu için hakkında birçok şey atılıp tutulabilir. burada film hakkındaki sağlam bi incelemeyi okuyabilirsiniz..

ölmeden izlenmesi gereken filmlerden biridir.. şahsımca.
devamını gör...

aptala anlatır gibi anlatmaktan o kadar tükendim ki. bu sözleşme yalnızca kadınları değil taciz ve şiddet mağduru herkesi korumaya yönelik maddeler içeren bir sözleşme. altını çiziyorum bak herkes, sen de dahilsin buna. hayatında bir kere tacize uğramamış, canı yanmamış, gece sokakta yürürken korkudan telefonla konuşuyor gibi yapmak zorunda kalmamış, peşinden gelen birinden kaçmak için hiç tanımadığı birinin yanına gidip adımlarına ayak uydurmaya çalışmamış, hiç dayak yememiş, odaya kapatılmamış, okuldan alınmamış, kendi aile üyeleri tarafından psikolojik veya fiziksel şiddete maruz kalmamış, tacize uğramamış insanların hiç utanmadan çıkıp bu kadar boş yapmasına dayanamıyorum ben artık. bu ülkede kadınsan sadece yaşadığın için bile cezalandırılabiliyorsun, sadece yaşamak be! hayatta olduğun için, kadın olduğun için cezalandırıyorlar seni. kadın olmayı da geçtim bu ülkede insanlar var oldukları için bile öldürülüyorlar! hadi çevrenizde hiç yok denk gelmediniz tamam ama koca ülke çevrenizden mi ibaret? onlarca kadın var bu ülkede ve ben bunları yazarken onlarcası katlediliyor. bu ülkede yemek biraz dibine tuttu diye karısını kaç yerinden bıçakladı adamın biri haberin var mı? dışarı çıkıyor diye, bak dışarı hani sadece sokak hani senin her gün özgürce dolaştığın yer sırf sokağa çıkıyor diye birini öldürmek namusumu temizledim diye adlandırılıyor bu ülkede. sırf cinsel yönelim tercih veya ne olarak adlandırıyorsan sırf bunun için kaç tane insan öldürüldü kaç tanesi daha öldürülecek haberin var mı? kaç insan öldürülmekten beter durumda? kaç tanesi kendini gizlemek, kendinden utanmak zorunda bırakılıyor? kaç insan özgür bu ülkede? kaç kadın gece sokakta korkmadan yürüyebiliyor? kaç tanesi sırf dünyanın en normal şeyini yaptı diye birini sevdi diye ailesi tarafından dövüldü ya da okuldan alınmakla tehdit edildi? kaç tanesi okumak istediği halde zorla evlendirildi? doğuda kaç tane çocuk, küçücük çocuk kaç paraya yaşlı adamlara malmış gibi satıldı? tacizin ne olduğunu bile bilmeyen kaç tane küçük çocuk bugün bir aile üyesi tarafından tacize uğradı? kaç tanesi dövüldü, kaç tanesinin kendini savunmaya gücü yetiyor? kaç insan boşanmak istedi diye tehdit edildi, öldürüldü? bu sözleşme din, dil, ırk, yaş ve cinsiyet fark etmeksizin herkesi korumaya yönelik bir sözleşme. bu soruların her birine hiç cevabı verdiğiniz gün bu sözleşmenin gerekliliğini tartışırız belki ama bu şartlar altında şu sözleşmenin abartıldığını söylemek aptallıktır. tek başına bir sözleşme kimseyi tam olarak korumaz, bunun herkes bilincinde ama bugüne kadar fazladan beş kişiyi bile koruduysa gereklidir, bu kadar. siz susmaya devam ettikçe hatta böyle baltaladıkça utanmadan bu ülkeden adam olmaz. bunu yapan ne o bu ne başkası biz yapıyoruz bunu. bizim hatalarımız, bizim çocuk yetiştirme tarzımız, bizim zihniyetimiz yapıyor bunu başkası değil. bizim veremediğimiz eğitim yapıyor bunu. bizim seçtiğimiz insanlar da çanak tutuyor. bu baltaladığın durum, abartılıyor dediğin sözleşmeye böyle karşısın ya hani bu maddelerin bir şekilde koruduğu insanlardan birine bile zarar geldiğinde herkes kadar senin de payın var bunda. sen de en az gücümün yettiğine diyip sağa sola saldıran, kendinden değil diye, kendi ahlak anlayışına ters diye bir insanı taciz edip, ona zarar verip öldürebileceğini düşünen o zihniyet kadar suçlusun. bütün bu kaosu görüp buna rağmen utanmadan bu kadar karşıysan eğer ve vicdanın bir parça sızlamadan uykuya dalabiliyorsan suçludan bile betersin sen. ölürsem hakkım aransın istediğim için, yaşamak istediğim için, içinde yaşayan herkesi bir şekilde ölüme sürükleyen bu ülkede hayatta kalmak ve huzurla nefes alabilmek istediğim için abartılıyor ilan ediliyorsam eğer abartıyorum evet ve abartmaya da devam edeceğim çünkü biz ölüyoruz ve siz sadece izliyorsunuz. bu ülkede her yeni gün başka bir insan psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalıyor, taciz ediliyor ve öldürülüyor. keyfiniz rahat ya, size bir şey olmaz değil mi hiç? başkalarını umursamadan dile getirdiğiniz söylemler, abartılıyor ya dediğiniz durumlar bir gün dönüp dolaşıp sizi bulduğunda da rahat olacak mı bu kadar söylemleriniz? biraz aptal küçük dünyanızdan çıkın da insanların halini görün. senin o burun kıvırdığın sözleşme belki kaç insanı korudu sayın yazar. kaç insana en azından biraz bile olsa nefes alma boşluğu sağladı belki. evet yetmez, bu sözleşme ile bir halt kurtarılamaz doğrudur. cezalar ağırlaşmadıkça, kalıcı çözümler üretilmedikçe yetmez bu sözleşme ama bir kişiyi bile koruduysa sadece tek bir insanı bile hayatta tutmaya yettiyse o insanın hatrına susup otur en azından.
devamını gör...

yazmayarak çözülecek sorundur.
devamını gör...

simdilik öğrenci 3 seneye doktor belki 7 seneye psikiyatrist
devamını gör...

2021 yılını 2002 ile kıyaslamak mı? sadece türkiye'de görebileceğimiz bir saçmalık.
devamını gör...

önlenemez fakat azaltılabilir bunu da ancak ve ancak eğitilimle yapılabilir, insanları bilinçlenmesi lazım bu konularda. eğitim dediğim sadece okuldan kasıt değil bilgi seviyesi yüksek herkes bu misyonu üstlenmeli çünkü herkes eşit şartlarda doğmuyor.
devamını gör...

bir hemsire olarak * gozlemledigim kadariyla enjeksiyon sirasinda elin agir diye tabir ettigimiz seyin aslinda kor igne ucu oldugunu gordum. bende igne yaptiriyorum. bazisi cok aciyor. sebebi su, bize okulda igne ucunu koreltmemeyi ogretirler. kalcaya kor igne ucuyla girdiginiz zaman kitir kitir ses gelir. igne ucunu ilaci cektikleriyle kalcaya saplamamalari gerekir. biz insafli ve usengec olmayan hemsireler, ampulden ilaci igne ucunu takmadan enjektorle cekeriz. ilac flakon ise ilaci cektigimiz igne ucunu degistirip korelmemis igne ucuyla igneyi yapariz.

bazen hemsirelerin isine karisir ucu degistirin lutfen derim. uyuz olanlarda oluyor anlayis gosteren de. adabi budur ama. biz okulda boyle ogrendik. kimsenin poposunu yarmaya gerek yok. tabii sizler derseniz ne tepki alirsiniz bilmem.
devamını gör...

her hangi bir kamp alanı.
devamını gör...

disney'den moana diyorum efenim
devamını gör...

köpeğimin artık komut alıp, beni çekiştirmeden yanımdan yürümesi. hayatımda ilk kez bi canlıyla bu kadar uğraştım karşılığını görmek müthiş. mesela bi insanla bu kadar uğraşsanız karşılığını genelde bulamazsınız ama bu gözlerimin içine bakıyo. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim