taffarel vs mondragon vs muslera
benim favorim taffarel.
mondragon galatasaray tarihinde ayrı bir yeri olan, başarılı ve iz bırakmış bir kaleci. ama taffarel de hem kaleci olarak üstün başarı sergileyerek, hem de kaleci antrenörlüğü görevinde muslera'yı eğitip bugünkü başarısının mimarı olması sebebiyle takıma iki kez katkı sağlamıştır.
mondragon galatasaray tarihinde ayrı bir yeri olan, başarılı ve iz bırakmış bir kaleci. ama taffarel de hem kaleci olarak üstün başarı sergileyerek, hem de kaleci antrenörlüğü görevinde muslera'yı eğitip bugünkü başarısının mimarı olması sebebiyle takıma iki kez katkı sağlamıştır.
devamını gör...
hoşbeş
ressam yazar john berger'in, kısacık, bir bilemedin iki günde bitebilecek kitabı.
yazar bazı bölümlerde, kendi yaptığı resimler ile önceden yapılan resimleri, o bölümde üzerinde durduğu bir ruh hali üzerinden, anlatmaya çalışır.
bazen, o dönemde haberlerde yer alan hüzünlü haberlere yer verir.
charlie chaplin'in hayat hikayesinin olduğu bölüm, bana çok etkileyici geldi.
bireyin ailesi olduğu halde yetim olabilmesi üzerine yaptığı sosyolojik tespitine katılmamak imkansız.
ailesinin fiziken var olduğu halde, manen olmayışı sonucu yetim büyüyen bireyler, kendi gibi yetim olan bireyleri bulup onlara ayrı bir yakınlık gösterirler.
daha doğrusu, kendisi gibi olana yakınlık bundandır.
çocukluğu ile kavgası olmayanların kendi halinin altını çizebileceği, kendi çocukluğu ve ailesi ile kavgalı olanların, bunu bir daha check etmesi minvalinde bakış kazandırabilen bir kitap.
her deneme bana psikolojik gelir. deneme ile tanıştığım üniversite hazırlık yıllarımdan beri bu böyle.
benim için edebiyatın kazancının yan etkisi olabilir. okumak iyi eder diye düşünenlere mihmandarlık edebilecek bir kitap.
bu hafta sonu okunup bahara daha sakin girilebilir. sakinlikten kastım, olanı biteni kabullenip, bunu güzel üretimlere yormak.
ölene kadar, zamanı ürettiğimiz yaşamımızda, uzun vadede kendimize faydalı olan üretimlerle meşgul olmamız temennisiyle.
yazar bazı bölümlerde, kendi yaptığı resimler ile önceden yapılan resimleri, o bölümde üzerinde durduğu bir ruh hali üzerinden, anlatmaya çalışır.
bazen, o dönemde haberlerde yer alan hüzünlü haberlere yer verir.
charlie chaplin'in hayat hikayesinin olduğu bölüm, bana çok etkileyici geldi.
bireyin ailesi olduğu halde yetim olabilmesi üzerine yaptığı sosyolojik tespitine katılmamak imkansız.
ailesinin fiziken var olduğu halde, manen olmayışı sonucu yetim büyüyen bireyler, kendi gibi yetim olan bireyleri bulup onlara ayrı bir yakınlık gösterirler.
daha doğrusu, kendisi gibi olana yakınlık bundandır.
çocukluğu ile kavgası olmayanların kendi halinin altını çizebileceği, kendi çocukluğu ve ailesi ile kavgalı olanların, bunu bir daha check etmesi minvalinde bakış kazandırabilen bir kitap.
her deneme bana psikolojik gelir. deneme ile tanıştığım üniversite hazırlık yıllarımdan beri bu böyle.
benim için edebiyatın kazancının yan etkisi olabilir. okumak iyi eder diye düşünenlere mihmandarlık edebilecek bir kitap.
bu hafta sonu okunup bahara daha sakin girilebilir. sakinlikten kastım, olanı biteni kabullenip, bunu güzel üretimlere yormak.
ölene kadar, zamanı ürettiğimiz yaşamımızda, uzun vadede kendimize faydalı olan üretimlerle meşgul olmamız temennisiyle.
devamını gör...
taş kağıt makas
halledilmesi gereken ama hoş olmayan bir durum, iş vb. varsa, kimin bu işi üstleneceğini*, kimin başına patlayacağını belirlemek amacıyla kullanılabilinir.
devamını gör...
pardon filmindeki ibrahim
kendisini adamdan sayıp alacak örgüte girmeyen adamdır,örgüt ibrahime kaldıysa örgüt bile sayılmaz.
devamını gör...
benjamin'i takip etmemek
devamını gör...
josef breuer
1842 viyana doğumlu doktor.
sayın kuzguncuktaki vişne kendisi ile ilgili bilgi vermiş , ben de başka yönüne değineceğim.
josef, henüz 4 yaşında annesini kaybetmiş ve babası ile babaannesi kendisine bakmış. maddi olarak fena durumda değillermiş ama aslında evlendiği eşi mathilde zengin bir aileden geliyormuş. kızı ile meşhur hastası anna o.nun (bertha) da aynı isimde olması ilginç bir tesadüf olmuş.
hastasıyla ilgili dedikoduları es geçiyor ve kendisinin 25 yaşındayken tıp diploması aldığına geliyorum. ewald hering ile akciğer ve sinir sistemi üzerine çalışarak, hering-breur refleksi’ni buldu.
ayrıca kulaktaki salyangoz’un dengeyi sağlamadaki görevini de ilk keşfeden doktor ve bilim insanıdır. bunu da güvercinler üzerine deney yapa yapa keşfetmiş.
kendisi özellikle teşhis konusunda uzman ve tanınır bir doktor imiş.
kaynak: medium.com/t%C3%BCrkiye/jos...
sayın kuzguncuktaki vişne kendisi ile ilgili bilgi vermiş , ben de başka yönüne değineceğim.
josef, henüz 4 yaşında annesini kaybetmiş ve babası ile babaannesi kendisine bakmış. maddi olarak fena durumda değillermiş ama aslında evlendiği eşi mathilde zengin bir aileden geliyormuş. kızı ile meşhur hastası anna o.nun (bertha) da aynı isimde olması ilginç bir tesadüf olmuş.
hastasıyla ilgili dedikoduları es geçiyor ve kendisinin 25 yaşındayken tıp diploması aldığına geliyorum. ewald hering ile akciğer ve sinir sistemi üzerine çalışarak, hering-breur refleksi’ni buldu.
ayrıca kulaktaki salyangoz’un dengeyi sağlamadaki görevini de ilk keşfeden doktor ve bilim insanıdır. bunu da güvercinler üzerine deney yapa yapa keşfetmiş.
kendisi özellikle teşhis konusunda uzman ve tanınır bir doktor imiş.
kaynak: medium.com/t%C3%BCrkiye/jos...
devamını gör...
life of brian
izlediğim en komik filmlerden biri olabilir life of brian. absürd ve cesur bir film olup, ele aldığı konuyla değil de ele alış biçimiyle öne çıkar.
bu filmi izlediğinizde ya baş ucu filmlerinizden biri olur ya da daha 10 uncu dakkada "bu ne lan?" diyip kapatır ve çok şey kaybedersiniz.
bu filmi izlediğinizde ya baş ucu filmlerinizden biri olur ya da daha 10 uncu dakkada "bu ne lan?" diyip kapatır ve çok şey kaybedersiniz.
devamını gör...
melankoli bağımlılığı
uzun vadede kişiyi itici yapan özellik.
insanlar, özellikle de türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler, yanlarında sürekli olarak "mızmızlanan" kişiler görmek istemez. bir yere kadar "yardımcı olayım, derdini dinleyeyim, sorununu çözeyim" dediğiniz kişi, gün gelir kaçtığınız kişi haline gelir. o yüzden arada bir herkesin başına gelen dertlenme, dert anlatma durumları aşırıya kaçıp bağımlılık yaptığında, çevrenizdekileri de yavaş yavaş uzaklaştırır sizden.
ancak bu bataklığa da, yine türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler saplanır. yani bir nevi paradokstur bu durum.
bazıları bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, doğal olarak bunalmaktan başka şey yapamazlar. bazıları da bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, bunalımlarına bir de etrafındakilerin bunalımını eklemek istemez.
insanlar, özellikle de türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler, yanlarında sürekli olarak "mızmızlanan" kişiler görmek istemez. bir yere kadar "yardımcı olayım, derdini dinleyeyim, sorununu çözeyim" dediğiniz kişi, gün gelir kaçtığınız kişi haline gelir. o yüzden arada bir herkesin başına gelen dertlenme, dert anlatma durumları aşırıya kaçıp bağımlılık yaptığında, çevrenizdekileri de yavaş yavaş uzaklaştırır sizden.
ancak bu bataklığa da, yine türkiye gibi ülkelerde yaşayıp bunalmak denen şeyin ne olduğunu çok iyi bilenler saplanır. yani bir nevi paradokstur bu durum.
bazıları bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, doğal olarak bunalmaktan başka şey yapamazlar. bazıları da bunalmak dışında hiçbir şey yapamadığımız bir coğrafyada, bunalımlarına bir de etrafındakilerin bunalımını eklemek istemez.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünyadaki fiziksel yani basılı olan para miktarı toplam 37 trilyon dolardır. 2021* insan nüfusu 7,8 milyar.
eğer dünya üzerinde var olan parayı tüm dünya nüfusuna eşit dağıtmak istersek kişi başına 4.750 dolar düşüyor.
eğer aslında var olmayıp bankaların var gibi davrandığı meblağı eklersek toplam 90.4 trilyon dolar, kişi başı 11.500 dolar düşüyor.
fakat bu paraya yatırımlar, mevduatlar, kripto paralar da dahil edilirse meblağ 1.2 katrilyon dolara, kişi başına düşen meblağ ise 154.000.000 dolara çıkıyor.
ıf you are looking for all the physical money (notes and coins) and the money deposited in savings and checking accounts, you could expect to find approximately $37 trillion. this figure represents only ‘narrow money’. however, if you add the ‘broad money’, the amount rises to over $90.4 trillion. this amount further increases when bitcoins and other cryptocurrencies are included. money in the form of investments, derivatives, and cryptocurrencies exceeds $1.2 quadrillion. this is what it looks like written out: $1,200,000,000,000,000
ne kadar doğru bilemedim ama kaynak
eğer dünya üzerinde var olan parayı tüm dünya nüfusuna eşit dağıtmak istersek kişi başına 4.750 dolar düşüyor.
eğer aslında var olmayıp bankaların var gibi davrandığı meblağı eklersek toplam 90.4 trilyon dolar, kişi başı 11.500 dolar düşüyor.
fakat bu paraya yatırımlar, mevduatlar, kripto paralar da dahil edilirse meblağ 1.2 katrilyon dolara, kişi başına düşen meblağ ise 154.000.000 dolara çıkıyor.
ıf you are looking for all the physical money (notes and coins) and the money deposited in savings and checking accounts, you could expect to find approximately $37 trillion. this figure represents only ‘narrow money’. however, if you add the ‘broad money’, the amount rises to over $90.4 trillion. this amount further increases when bitcoins and other cryptocurrencies are included. money in the form of investments, derivatives, and cryptocurrencies exceeds $1.2 quadrillion. this is what it looks like written out: $1,200,000,000,000,000
ne kadar doğru bilemedim ama kaynak
devamını gör...
aykut elmas repliği
-anne yemekte ne var
-bamya yaptım yicen mi?
-eheğğ
-bamya yaptım yicen mi?
-eheğğ
devamını gör...
uçurulan tanımlar
sözlük formatı yorumdan daha çok tanımlardan oluştuğu için olması muhtemel bir olaydır.
edit: başlığı açanımız kaçmış.*
edit: başlığı açanımız kaçmış.*
devamını gör...
günde 2 buçuk litre su içmek
yapması çok zor gelen olay, su içmekten bıkıyor insan ama sağlıklı bir vücut için bol su içmek gerekir, ayrıca yemeklerden önce su içerseniz daha az yemek yediğiniz söylenir.
devamını gör...
katip bartleby
orijinal adı bartleby, the scrivener: a story of wall street olan eser. hikayenin sonunda keşke herman melville katip karakterimizin davranışlarının sebebini açıklamasaydı dedirtmiştir bana, ucu açık bırakılsaydı daha güçlü bir anlatı olabilirdi. ama tabii ki bu haliyle de bir başyapıttır.
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
düşüncelerde boğulmak. hiç gerek yok. boğulduğunuz düşünceler sizi hayatta tutar mı?
tutmaz. sizi hayatta tutan şey aldığınız nefes.
tutmaz. sizi hayatta tutan şey aldığınız nefes.
devamını gör...
tiramisu
tatlıların kralıdır. içine alkol konulmadan yapılanlar gerçek tiramisu değil, şakacıktan tiramisudur.
üzerine en son kakao eklenir, altı beyaz üstü kahve rengi bir tatlıdır.
üzerine en son kakao eklenir, altı beyaz üstü kahve rengi bir tatlıdır.
devamını gör...
insanın bakış açısını değiştiren şeyler
bu konuda genellikle soyut şeylerden ya da spesifik olaylardan bahsedilir; ölüm, acı, gam, keder, aşk, trafik kazası vs. ben daha somut bir şeyden bahsetmek istiyorum: arkadaş. evet, bir arkadaş insanın hayatını iyi ya da kötü yönde değiştirir. değiştiremese de en kötü ihtimalle ivmelendirir. iyiysen daha iyiye gitmeni, kötüysen kötüleşmeni destekler. uzun zamandır kötü şeylerden bahsettiğimiz için bugün iyi taraftan bakacağız ve konuyu kapatacağız.
hayatta bizi en çok etkileyen faktörlerden biri mesleki tercihlerimiz ve gelişimimizdir. çoğumuzun çektiği en büyük sancı da var olan enerjimizi, çalışma arzumuzu hangi alana yönlendireceğimizi bilemememizdir. sözgelimi finans alanına yönelecek bir insanın önünde bir deniz uzanır. bir mühendisin birçok opsiyonu vardır ve hangi alanda uzmanlaşacağına karar vermekte çok zorlanır. iş deneyimi olmadan bu gerçekten zordur ve iş deneyimi için sizi şöyle bir çıkmaza sokarlar: falanca alanda iki yıl deneyimli. haha, çok ironik bir durumdur bu. deneyim kazanabilmeniz için açılan ilanlar çok kısıtlıdır ve kalanların çoğu da deneyim istemektedir. bu durumun bizde yarattığı motivasyon eksikliğini giderecek olan şey, sizin hayatınızı da değiştirecektir. ihtiyacımız olan bir bakış açısıdır aslında. bu bakış açısını da bir arkadaş, bir akşam yemeğinden sonra, çayınızı yudumlarken söyler size.
insanız, tutkularımız, arzularımız ve hayallerimiz var. bizdeki bu hasletlerin bir yönü, üzerimizde tahakküm kurabilmeleridir. görünürde çok güzel olan tutkularımız da hayallerimiz de bizi zehirliyordur. şöyle somutlaştıralım: sözgelimi farklı kültürlere merakı olan, ülke ülke gezmek isteyen bir insan, tüm odağını bu tutkusunu gerçekleştirmeye yönlendirir. buradan temellenen kişi için iş hayatıyla alakalı görüş, daha fazla boş zaman ve bu boş zamanı takviye edebilecek maddi güçtür. yani kişi daha az çalışarak para kazanmak, var olan standartların üstüne de farklı ülkeleri gezme, konaklama vs. gibi şeylere kaynak ayırabilmek ister. bu yüzden de kısa yoldan para kazanma hevesine kapılır ya da zaman-kazanç dengesini kuramadığı için kendisini sistemin dışına iter. bu büyük risktir ve kişiyi özgüvensiz, başıboş, iki tarafı da yürütememiş bir insan haline getirebilir.
işte bu gibi durumlarda, en büyük ilaç yeni bir bakış açısını kazanmaktır. kişi kendi kendine kaldığında, araştırma yaptığında, genellikle kendi istekleri doğrultusunda okumalar, dinlemeler yapar. farklı görüşleri dinlese de içselleştirmekte zorlanır çünkü tutkularının esiri olmaktadır. bu, hepimizde olan bir şey. farklı bakış açısına sahip bir arkadaş, kendi doğrularıyla, gerçekleriyle size konuşur. bu, bir gün önce ne yaptığını ya da hayatında ne gibi tökezlemeler olduğunu bilmediğiniz falanca gazetecinin size öğrettiğinden daha fazlasını öğretir. çok soyutlaştığının farkındayım, hemen örnekleyelim.
sözgelimi siz bu korkunç karmaşanın içerisindeyken, sistemi sorgularken, arkadaşınız çoktan bu sistemin gerçeklerini kabullenmiş ve buna boyun eğmiştir ve bu kabullenmişlikle bir yol kat etmiştir. en azından sizin kurduğunuz ütopyayı gerçekliğe yansıtmış, oradan kendi bakış açısına göre farklı kazanımlar elde etmiştir. hiç yoktan iyidir anasını satayım. dünyayı dört dönme hayali kurarken, bağcılar'dan beşiktaş'a gidemeyecek duruma gelmekten iyidir ve bu adam bu konumdadır. sizden de bunu tamamen reddetmemenizi, bir nebze kabullenme gerektiğini söyler. beklentilerinizi, taleplerinizi hiç olmazsa hayatı yorumlayış şeklinizi değiştirmenizi söyler size. siz de bu sayede bir durum analizi yapar, bir ona bir kendinize bakarsınız ve gelecekteki adımlarınızı ona göre atarsınız.
bazen arkadaşın bir davranışı, bir güzelliği size bir şey öğretir. sözgelimi sevdiklerine karşı değer bilmez bir halde, iyice çirkinleşmişsinizdir ve ısrarla bu tutumunuzu sürdürüyorsunuzdur. hak ettiğiniz şey esaslı bir terk ediliştir ama şu veya bu sebeple ilişkileriniz devam ediyordur. arkadaşınız da bir zamanlar çok sevdiği bir insanı kaybetmenin acı hatırasını taşımaktadır. siz, iki saat sonra sahilde kız arkadaşınıza türlü zorbalıklar yapacağınız bir buluşma için "2 gibi ayşe ile buluşacağım. bu ara çok tripli, kıracağım kalbini" dediğinizde, bir anda onun dönüp "çözülmeyecek hiçbir sorun yok. sarıl kardeşim, değerini bil. bir gün yollarınız ayrılır, saçlarının kokusunu özlersin" dediğini işitirsiniz. haha, beyin gerçekten çok enteresan çalışır. "saçlarının kokusu" bölümüne takılırsınız. evet, saçları ne güzel kokuyordur. saçları ayşe'nin kokusudur. o kokuyu içinize çekesiniz gelir. gidersiniz ve sarılıp koklarsınız saçlarını. ondan buna uygun, güzel bir yaklaşıö bulursunuz çünkü güzellik güzelliği doğurur. bir gün gidebileceğini düşünürsünüz, ona haksızlık ettiğinizi düşünürsünüz. acaba şu konuda çok mu üzerine gidiyorsunuzdur ? belki de adet dönemlerinde daha ılımlı olmalısınızdır. ilişkinizi daha güzel bir çerçeveye oturtmaya başlarsınız.
işte iyi arkadaş, bu gibi ince nüanslarla dokunur size. sizin için, belki birçokları için sıradan olabilecek kahverengi gözlerinin ne kadar güzel olduğunu anlarsınız. yaşamın bütünüyle bir mücadele yeri olduğunu, meydan okumak için fazla zayıf olduğunuzu anlarsınız. bir yerden başlamak gerektiğini anlarsınız. sizde var olan güzelliklere bir dostunuzun hasretlik çektiğini, onun için her şeyini verebileceğini anlarsınız. dert edilmeyecek şeyleri dert ettiğinizi, davranışlarınızın şımarıklık olduğunu anlarsınız. hayatı biraz olsun okuyabiliyorsanız, arkadaşınızın bir cümlesinin birçok sorunu çözmek için size önemli bir hatırlatma olabileceğini anlarsınız. velhasıl, iyi bir arkadaş hayatınızı değiştirir.
hayatta bizi en çok etkileyen faktörlerden biri mesleki tercihlerimiz ve gelişimimizdir. çoğumuzun çektiği en büyük sancı da var olan enerjimizi, çalışma arzumuzu hangi alana yönlendireceğimizi bilemememizdir. sözgelimi finans alanına yönelecek bir insanın önünde bir deniz uzanır. bir mühendisin birçok opsiyonu vardır ve hangi alanda uzmanlaşacağına karar vermekte çok zorlanır. iş deneyimi olmadan bu gerçekten zordur ve iş deneyimi için sizi şöyle bir çıkmaza sokarlar: falanca alanda iki yıl deneyimli. haha, çok ironik bir durumdur bu. deneyim kazanabilmeniz için açılan ilanlar çok kısıtlıdır ve kalanların çoğu da deneyim istemektedir. bu durumun bizde yarattığı motivasyon eksikliğini giderecek olan şey, sizin hayatınızı da değiştirecektir. ihtiyacımız olan bir bakış açısıdır aslında. bu bakış açısını da bir arkadaş, bir akşam yemeğinden sonra, çayınızı yudumlarken söyler size.
insanız, tutkularımız, arzularımız ve hayallerimiz var. bizdeki bu hasletlerin bir yönü, üzerimizde tahakküm kurabilmeleridir. görünürde çok güzel olan tutkularımız da hayallerimiz de bizi zehirliyordur. şöyle somutlaştıralım: sözgelimi farklı kültürlere merakı olan, ülke ülke gezmek isteyen bir insan, tüm odağını bu tutkusunu gerçekleştirmeye yönlendirir. buradan temellenen kişi için iş hayatıyla alakalı görüş, daha fazla boş zaman ve bu boş zamanı takviye edebilecek maddi güçtür. yani kişi daha az çalışarak para kazanmak, var olan standartların üstüne de farklı ülkeleri gezme, konaklama vs. gibi şeylere kaynak ayırabilmek ister. bu yüzden de kısa yoldan para kazanma hevesine kapılır ya da zaman-kazanç dengesini kuramadığı için kendisini sistemin dışına iter. bu büyük risktir ve kişiyi özgüvensiz, başıboş, iki tarafı da yürütememiş bir insan haline getirebilir.
işte bu gibi durumlarda, en büyük ilaç yeni bir bakış açısını kazanmaktır. kişi kendi kendine kaldığında, araştırma yaptığında, genellikle kendi istekleri doğrultusunda okumalar, dinlemeler yapar. farklı görüşleri dinlese de içselleştirmekte zorlanır çünkü tutkularının esiri olmaktadır. bu, hepimizde olan bir şey. farklı bakış açısına sahip bir arkadaş, kendi doğrularıyla, gerçekleriyle size konuşur. bu, bir gün önce ne yaptığını ya da hayatında ne gibi tökezlemeler olduğunu bilmediğiniz falanca gazetecinin size öğrettiğinden daha fazlasını öğretir. çok soyutlaştığının farkındayım, hemen örnekleyelim.
sözgelimi siz bu korkunç karmaşanın içerisindeyken, sistemi sorgularken, arkadaşınız çoktan bu sistemin gerçeklerini kabullenmiş ve buna boyun eğmiştir ve bu kabullenmişlikle bir yol kat etmiştir. en azından sizin kurduğunuz ütopyayı gerçekliğe yansıtmış, oradan kendi bakış açısına göre farklı kazanımlar elde etmiştir. hiç yoktan iyidir anasını satayım. dünyayı dört dönme hayali kurarken, bağcılar'dan beşiktaş'a gidemeyecek duruma gelmekten iyidir ve bu adam bu konumdadır. sizden de bunu tamamen reddetmemenizi, bir nebze kabullenme gerektiğini söyler. beklentilerinizi, taleplerinizi hiç olmazsa hayatı yorumlayış şeklinizi değiştirmenizi söyler size. siz de bu sayede bir durum analizi yapar, bir ona bir kendinize bakarsınız ve gelecekteki adımlarınızı ona göre atarsınız.
bazen arkadaşın bir davranışı, bir güzelliği size bir şey öğretir. sözgelimi sevdiklerine karşı değer bilmez bir halde, iyice çirkinleşmişsinizdir ve ısrarla bu tutumunuzu sürdürüyorsunuzdur. hak ettiğiniz şey esaslı bir terk ediliştir ama şu veya bu sebeple ilişkileriniz devam ediyordur. arkadaşınız da bir zamanlar çok sevdiği bir insanı kaybetmenin acı hatırasını taşımaktadır. siz, iki saat sonra sahilde kız arkadaşınıza türlü zorbalıklar yapacağınız bir buluşma için "2 gibi ayşe ile buluşacağım. bu ara çok tripli, kıracağım kalbini" dediğinizde, bir anda onun dönüp "çözülmeyecek hiçbir sorun yok. sarıl kardeşim, değerini bil. bir gün yollarınız ayrılır, saçlarının kokusunu özlersin" dediğini işitirsiniz. haha, beyin gerçekten çok enteresan çalışır. "saçlarının kokusu" bölümüne takılırsınız. evet, saçları ne güzel kokuyordur. saçları ayşe'nin kokusudur. o kokuyu içinize çekesiniz gelir. gidersiniz ve sarılıp koklarsınız saçlarını. ondan buna uygun, güzel bir yaklaşıö bulursunuz çünkü güzellik güzelliği doğurur. bir gün gidebileceğini düşünürsünüz, ona haksızlık ettiğinizi düşünürsünüz. acaba şu konuda çok mu üzerine gidiyorsunuzdur ? belki de adet dönemlerinde daha ılımlı olmalısınızdır. ilişkinizi daha güzel bir çerçeveye oturtmaya başlarsınız.
işte iyi arkadaş, bu gibi ince nüanslarla dokunur size. sizin için, belki birçokları için sıradan olabilecek kahverengi gözlerinin ne kadar güzel olduğunu anlarsınız. yaşamın bütünüyle bir mücadele yeri olduğunu, meydan okumak için fazla zayıf olduğunuzu anlarsınız. bir yerden başlamak gerektiğini anlarsınız. sizde var olan güzelliklere bir dostunuzun hasretlik çektiğini, onun için her şeyini verebileceğini anlarsınız. dert edilmeyecek şeyleri dert ettiğinizi, davranışlarınızın şımarıklık olduğunu anlarsınız. hayatı biraz olsun okuyabiliyorsanız, arkadaşınızın bir cümlesinin birçok sorunu çözmek için size önemli bir hatırlatma olabileceğini anlarsınız. velhasıl, iyi bir arkadaş hayatınızı değiştirir.
devamını gör...
eski sevgiliyle arkadaş olmak
bir yerde okumuştum ve gayet mantıklı bulmuştum. tam sözlerini hatırlayamıyor olsam da şöyle açıklayabilirim;
"eski sevgiliniz ile halen arkadaşsanız ya birbirinizi unutamamışsınızdır ya da birbirinizi hiç sevmemişsinizdir."
"eski sevgiliniz ile halen arkadaşsanız ya birbirinizi unutamamışsınızdır ya da birbirinizi hiç sevmemişsinizdir."
devamını gör...
ismet özel
yıkılma sakın
sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.
zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
acılar bile duymadım kof yürekler önünde
beynim her sabah devrimcinin beyniydi
ayaklarım donukladı gelgelelim
sağlığın yerinde mi?
yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dalmakla
onların güneşe çarpan sesini anlamayan
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
yılgı yanımıza yanaşmazken
bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?
boşuna mı sokuldu bankalara
petrol borularına kundak
kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
varsın zindanların uğultusu vursun kulaklarımıza
yaşamak
bizim için dokunaklı bir şarkı değil ki.
bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
sevgiyle hatırlansa bile hatta.
köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
bütün devrimcilerin çektikleri
biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
ama budandıkça fışkıran da bizleriz
ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...
sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.
zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
acılar bile duymadım kof yürekler önünde
beynim her sabah devrimcinin beyniydi
ayaklarım donukladı gelgelelim
sağlığın yerinde mi?
yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dalmakla
onların güneşe çarpan sesini anlamayan
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
yılgı yanımıza yanaşmazken
bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?
boşuna mı sokuldu bankalara
petrol borularına kundak
kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
varsın zindanların uğultusu vursun kulaklarımıza
yaşamak
bizim için dokunaklı bir şarkı değil ki.
bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
sevgiyle hatırlansa bile hatta.
köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
bütün devrimcilerin çektikleri
biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
ama budandıkça fışkıran da bizleriz
ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...
devamını gör...
cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün yeni anayasada laiklik olmasın
imam osurmuş cemaat ne yapar bilmiyorum dediğim söylemdir.
devamını gör...
virginia woolf
romanlarında bilinç akışı tekniğini uygulayan, manik depresif bir ruh halinde olan, annesinin ölümünden sonra ilk ve en ağır sinir krizini geçiren ve ruhsal hastalıkları tetiklenen, yirmi iki yaşından itibaren üç kez intihar denemesinde bulunan, victoria döneminden nefret eden -ki sebebi barizdir, bahsi geçen dönemde kadınlar okula bile gönderilemiyor ve erkeklerle eşit haklara sahip olamıyorlardı-, feminist bir duruşa sahip olan; dalgalar, deniz feneri, orlando, kendine ait bir oda, gece ve gündüz, varolma anları ve mrs. dalloway gibi son derece sarsıcı ve sürükleyici fakat okunması kısmen de olsa zor olan kitaplara sahip, ceplerini çakıl taşları ile doldurarak kendisini nehre bırakarak hayata gözlerini yuman ve eşine bıraktığı mektupla da bilinen, güçlü ve ilham verici kadın yazar.
sylvia plath, gabriel garcia marquez ve margaret atwood gibi yazarlara da ilham saçmıştır.
kendisi favori yazarımdır. umarım huzurludur.
sylvia plath, gabriel garcia marquez ve margaret atwood gibi yazarlara da ilham saçmıştır.
kendisi favori yazarımdır. umarım huzurludur.
devamını gör...