atananlara karşı çıkıyoruz ama atayanı seçmişiz. atayanı seçmek istememişiz olabiliriz ama yinede seçilmiş e sonuçta atamış. bu nasıl bir paradokstur ya rab? yetiş ya ali yetiş ya isa yetiş ya meryem!
devamını gör...

insanı 5-0 önde başlatır. fevri davranıp kavgacı olmak haklı da olsanız bir süre sonra haksız duruma düşmenize yol açar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iftardan sonra; ben, sen, o, siz, onlar ve o son tatlıyı yemeyecektim göbeği.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hukuk fakültesi müfredatının uygun sürede öğretilmesi durumuna sonunda ulaşılmasıdır. avukatın bir doktordan hiçbir farkı yoktur arkadaşlar. doktor masada avukat mapusta öldürebilir insanı. o nedenle iyi bir eğitim almalıdır hayırlı uğurlu olsun.
devamını gör...

hayatımda bir defa hissettiğim, beni çok yıpratmış olan şeydir.
herkeste vardır nefret ama fazlası insanı eritir, yok eder.
hani derler ya sevgi zayıflıktır diye, asıl nefrettir o sizi zayıflatan.
arınmak için kendinizi veya malum kişiyi affetmek çok önemlidir.
en başta cehennem gibidir fakat zamanla ruhunuzu hafiflettiğini fark edeceksinizdir.
devamını gör...

şimdi şuraya "keloğlan" filmleri yazmazsak allah çarpar.*
devamını gör...

grubun özellikle bir şarkısının bir versiyonu vardır ki ben belki bin kere dinledim, ağanda şarkı.
the neighbourhood - sweater weather

devamını gör...

o gün allah belamızı verdi.
devamını gör...

başrollerinde brad pitt ve morgan freeman abinin bulunduğu david fincher filmidir. aslında başrolünde sevdiğim bir oyuncu daha var ama spolier vermek istemiyorum. çünkü o ismi fincher filmin başına bile koymamıştır garip ve on numara hareket.

film zeki bir seri katil ve onun işlediği gizemli cinayetleri anlatıyor. filmin isminin seven (film) olmasının sebebi 7 büyük günahın anlatılması. peki nedir bu yedi günah diyecek olursanız sırasıyla şöyledir. gurur kendini beğenmişlik, açgözlülük, şehvet kıskançlık yani hasetlik, oburluk,öfke,tembellik.

iki dedektif gerilim dolu bu cinayetleri çözmeye çalışıyor. tabi dedektiflerin bir tanesi brad pitt abi biraz tez canlı bir dedektif diğer dedektifimiz ise morgan freeman abi daha soğukkanlı daha bilge bir abi. sırf bu iki oyuncu için bile izlenebilecek bir film hala ben gibi izlemeyen varsa koşup izlemeli tavsiye ederim.
şimdi filmden sevdiğim kısımları spolierli bir şekilde anlatayım.


katilin yaratılmasını çok hoş ve zekice buldum bu kadar psikopat bir katili işlemek oyuncu seçmek zor iştir.
şimdi ortada böyle iğrenç bir seri katil var buz gibi bir adam deli gibi dahi gibi birisi ve seçilen oyuncu kevin spacey görür görmez film benim için başka bir boyuta geçti çünkü çok yakışmış ve çok güzel oynamış.
morgan freemanın gezip dolaştığı kütüphane ve kütüphanede çalan müzik hayran kaldım o yeşil lambalar falan cidden bayıldım.
ve son sahne bence son sahneye giden yol ve son sahnenin bu kadar vurucu olması bu filmi başka bir yere taşımış.
özellikle son kısımda brad pitt kalbimi acıttı çok güzel oynamış.
ayrıca what's in the box what's in the box.
devamını gör...



atatürk"ün fotoğrafçısı şöyle anlatıyor o anı;
"çok halsiz ve yorgundu hastalığı yüzünden ve bana bir fotoğrafını çekmem için ricada bulundu.
bu fotoğrafı halkıma ulaştırın merakta kalmasınlar" dedi.
bizi erkenden bırakıp gideceğini bilseydim eğer onun her anını ölümsüzleştirmek için can atardım"


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



yalnızca fotoğraflarını çeken bir asker olmayı çok isterdim ata'm ancak bizim seninle kavuşmalarımız mahşere kaldı
devamını gör...

yaşamak denince nazım hikmet'in davet şiirinin son dizeleri geliyor aklıma hep.
"yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim..."
devamını gör...

halkalı koca gözleriyle serçe gibi kuşları ve avlarını teshir ederek avlar, kafasının iriliği, ağır ve temkinli hareketleri, hep bakan gözleri ile zeus’u, koca kafası, avlanırken gösterdiği mahareti akıllı, hünerli ve marifet dolu yapısıyla zeus’un koca kafasından doğmuş olan athena’yı ve karanlığı delici ışık saçan gözleriyle ve ıssızlığı delen sesiyle göktaşını temsil etmiştir.

atina’nın ilk sikkesini m.ö. vı. yüzyılın ortalarında kullanmaya başladığı, basım için gerekli olan gümüşün atina’nın laurion madenlerinden sağlanmaya başladığı, artan tahıl ihtiyacını etkin bir biçimde karşılayacak olan paranın önemli bir sermayeye dönüştüğü, yüzyılın sonlarına doğru sikkelerin bir yüzünde athena’nın başının, diğer yüzünde ise tanrıça için kuş olan baykuş figürünün bulunduğu ve bu tasarımın üç yüzyıl boyunca hiç değişmediği ifade edilmiştir.

tanrıça athena’nın atribü hayvanı olması nedeniyle onunla birlikte tasvir edildiği sikkeler kadar aynı zamanda farklı dönemlerdeki ressamların eserlerinde de birlikte konu olmuşlardır. eunice pınney’in (1770-1849) yaptığı ve troia savaşı’nda achille ile hektor’un mücadelesini anlatan “hector and achilles” adlı tablosunda athena gökyüzündeki bulutların arasından atribü hayvanı baykuş ile birlikte olayı izlemektedir.

yunan mitlerindeki baykuş efsanelerine baktığımızda toplum için uygun olmayan hallerden dolayı kahramanların ceza olarak baykuşa dönüştürüldükleri görülmektedir. örneğin, nyktimene lesbos kralı epopeus’un kızıdır. babası ona aşık olmuş veya her ikisi bu tutkuyu paylaşarak birlikte olmuşlardır. kız, utancından insanlar içinde dolaşamaz hale gelmiş ve bir ormana sığınmıştır. athena’da kıza acıdığından görünmesin diye ışıktan kaçan ancak geceleri ortaya çıkabilen baykuşa dönüştürmüştür.

çin mitolojisinde baykuş kötülüğü çağrıştırır ve ölümün simgesidir. antik çin inanışlarına göre genç baykuşların annelerini yediklerine inanılmıştır. baykuş sesi ise anlamsal olarak birinin mezarının kazılacağı inancına karşılık gelmektedir.

ortaçağ avrupa’sında baykuşun cadılık ve uğursuzlukla ilişkilendirildiği, iskoçların gündüz bir baykuşla karşılaştıklarında başlarına bir uğursuzluğun geleceğine inandıkları, galliler tarafından ise ya başlarına kötü bir iş geleceği ya da bir kızın bakireliğini yitireceği belirtilmiştir.

anadolu mitolojisinde baykuş uğursuz olarak kabul edilmekte ve pek sevilmemektedir. kimin evinin yakınında baykuş öterse o evde birinin öleceğine o evin başına büyük bir felaket geleceğine inanılmıştır. baykuş ocak yıkan, yıkılan ocaklarda yuva kuran bir kuştur. bundan dolayı bir ürküntü ve yıkım simgesidir.

baykuşun bu uğursuz anlamı osmanlı zamanında da bilinen bir durumdur. öyle ki fetihten önce bizans’ın başkenti olan konstantinopolis’te bulunan imparatorluk sarayı, bizans’ın zayıf düşmesi ve latin istilaları nedeniyle kötüleşmiştir. sarayın kötü durumunu fatih sultan mehmed, farisi şair sadi’ye ait bir şiirin “kayser’in kasrında örümcek perdedarlık ediyor / efrasiyab’ın sarayında baykuş nevbet çalıyor” dizelerini söyleyerek ifade etmiştir.

anadolu arkeolojisinde eski tunç çağı ııı’te batı anadolu’dan yayıldığı düşünülen bir idol grubuyla karşılaşılmıştır. troya tipi idol olarak adlandırılan bu grup mermer idollerin genel özelliği baş ve boyunları daha da belirginleştirilmiş, kaş, göz ve burun detayları yiv şeklinde sık sık belirtilmiştir. troia’yı kazan alman arkeolog schliemann bu tip özelliğe sahip idollere “baykuş yüzlü idoller” adını vermiştir.

meksika ve kızılderili mitolojilerinde bazı kabilelerde bilgelik simgesidir. başka kabilelere göre de tehlikelere karşı koruyucu ve uyarıcıdır, yaklaşan ölümü veya iyi haber getiricidir. ayrıca o güç kaynağı ve güç vericidir. bazense ölüm ve hastalıklara neden olan yıkıcı ve art niyetli bir hayvandır. bu nedenle bazı kabileler ondan korkar ve saygı duyar.

mısır inanışlarına göre de keskin görüşlü avcı bir kuş olarak bilinir. ölümün ve matemin kuşu olduğu söylenir. hiyeroglifler dışında mısır sanatında pek fazla tasvirine rastlanmaz. baykuşun hiyerogliflerdeki kullanımı latin alfabesindeki “m” harfinin karşılığıdır.
devamını gör...

özlem tekin ile düet yaptıkları "dayanamam" isimli parçası çok güzeldir.
devamını gör...

"bir gün çocuklardan biri beni itti ve yere düştüm. içimdeki bir sürü insancığın evi yıkıldı. çok öfkelendim.
“ben de senin insancıklarının evini yıkacağım! diye bağırdım ve suratına korkarak bir yumruk attım. canının yanmasından çok korkuyordum. çocuğun canını yakmadan, evi yıkılmış insancıklarımın intikamını almak istiyordum. çocuk yere yattı ve ağlamaya başladı. babam o akşam beni ilk kez dövdü. tüm akşam dövdü… başka insanların canını yakmamam için tüm akşam canımı yaktı. bir sürü insancığımı öldürdü."

erim şişman-zürafa tozu
devamını gör...

rezalet bir durumdur.

evli olan kişi de, bu kişiyle sevgili olan kişi de ahlaksızın önde gidenidir bence.

sonuçta evlilik iki kişi arasında yapılır ve bir tarafın diğer tarafı aldatması ahlaksızlık değil de nedir?


insan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz. aldatmaz ve ağlatmaz. çünkü aldatmak insan onuruna; ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır.
devamını gör...

şarkılar ve eski fotoğraflar. bir de eski fotoğraflara bakarken şarkı dinlemek var kii.*.
devamını gör...

ben de kamil sözü bırakayım.
bana kız mı yok?
kamil ve kezban ismini taşıyanlardan özür dilemek gerekir. ne anlamlar yaratıyoruz kendi içimizde.
devamını gör...

ekşi sözlükte bana mesaj atan arkadaş mesajı yazdığı tarihte sözlüğe üyelik açarsam yazar olacağımı söylemişti. neyse açtım. burada yazar olduğumu sanıyordum. sonra çaylak olduğumu fark ettim. hafif bir dolandırılma hissi yaşamadım değil. sonra ekşi sözlükte reklam olayı abartılınca oradaki sıramı bırakıp buraya geldim. yani demem o ki destek lazım.
devamını gör...

-------- ateist flörtüm, arap şeyhi abdülaziz ve imanlı ben------

bölüm 1: yine her zamanku gibi aptal lanet olası okulumdaydım. tuvalette (bkz: allaha inaniyorum mavisi) şalımı düzeltirken bir yandan da ateist olan platoniğim emreyi düşünüyordum. ahh emre... acaba onu doğru yola iletebilecek miydim?
bölüm 2: tuvaletten çıkarken birine çarpmamla elimdeki kitapları yere düşürdüm. "dikkat etsene be kızım!" dedi emre. yerden kitaplarımı alırken "imana gel, allah yoksa şu dağları kim yarattı" dedim. doğru, dedi ve elindeki kitapla saçını örttü.
bölüm 3: emre ile kendimize 2 odalı nezih bir ev tuttuk. evlenmeye karar vermiştik, doğacak çocuklarımıza isim bile düşünmüştük: kız olursa ümmühümeyra erkek olursa abdurrezakbinsıddık koyacaktık.emre benimle ilişkiye girmek istediğini söyledi, ben de evlenmeden olmaz dedim. kabul etti, ahh benim gül kokulu sevgilim...
bölüm 4: evimiz arap şeyhi abdülaziz tarafından basıldı
bölüm 5: arap şeyhi abdülaziz tarafından kaçırıldım ve onun 3. karısı oldum
bölüm 6: emre beni kurtarmaya geldi. çok sevinmiştim ama emre o an dedi ki "seni istiyorum abdülaziz, ben aslında gayim."
bölüm 7: abdülaziz grup yapabileceğimizi söyledi ve kabul ettik.

mutlu son...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim