depresyonda olan kişiye çık bi hava al iyi gelir demek
küfür edin, daha az rahatsız edici olacaktır.
devamını gör...
terapi yerine geçebilecek şey
evi köşe bucak temizledikten sonra banyo yapıp uyumak daha iyisi var mıdır sanmam
devamını gör...
egzajere etmek
karikatürleri sadece gülmek, güzel zaman geçirmek için okumuyorum. birçok karikatür sayesinde bilmediğim bir sürü kelime öğrendim, gündemden haberim olmadığı zamanlarda karikatürlerle gündemi öğrendim. egzajere etmek kelimesini de bir karikatür sayesinde öğrenmiştim.
abartmak, büyütmek anlamına gelen bir kelime.
abartmak, büyütmek anlamına gelen bir kelime.
devamını gör...
edebiyat ve okuma kulübü
sözlükte beğenerek okuduğum ve takip ettiğim güzel yazarların olduğu oluşum.
devamını gör...
erik küçük elmadır
doğrudur. kavun da içine şeker düşmüş kabak zaten.
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
(ey mü'minler! deyiniz ki, bizim boyamız) allah'ın boyasıdır. allah'ın boyasından boyası daha güzel olan kim vardır? ve bizler ancak ona ibadet edenleriz. *
(bakara suresi, 138. ayet)
(bakara suresi, 138. ayet)
devamını gör...
92 yaşındaki kadının cinsel saldırıya uğrayarak öldürülmesi
iğrenç bir olaydır. ülkenin ciddi bir psikoterapiden geçmesi gerektiğini düşünüyorum. bu basit hayvani bir istek değil, hastalıklı bir durum bu. adama hakaretler yağdırmak yerine nedenleri ve çözümleri tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. linç kültürü bizi bir yere götürmüyor.
not; adamın siyasi görüşü ile işlediği suç arasında bir bağ yok. münferit bir vaka üzerinden toplumun ciddi bir kesimini tenkit etmek yanlıştır.
not; adamın siyasi görüşü ile işlediği suç arasında bir bağ yok. münferit bir vaka üzerinden toplumun ciddi bir kesimini tenkit etmek yanlıştır.
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
iyisiyle kötüsüyle, 12.30 itibarı ile vuku bulmuş hadise.
özet geç, okuyamam diyenler için: bu kutlu gün için, sözlük mağazasında bugün 23.59'a kadar hem rozetlerde hem sözlük içi özelliklerde %50 indirim getirdik.
dünya genelinde, en yakın rakibi ingiltere'ye 6 kat fark atıp, en çok küfür kullanılan ülkenin türkiye olduğunu biliyor muydunuz?
ben biliyordum.
"küfürsüz konsept" fikrini arkadaşlarıma ilk açtığımda, "küfürsüz sözlük mü olur xxx koyim" karşılığını almıştım.
olum dedim, böyle bir ortamda tabii olmaz; önce sizden kurtulacağım, sonra bu siteyi açacağım.
onlardan hala kurtulamadım.
ama küfürsüz sözlük konseptini hayata geçirdim.
hatta bugün 1. yılı.
geçirdiğimiz bir yıl itibarı ile sözlüğümüz 20.000 adet kayıt aldı.
ve içerisinde tamı tamına 1 milyon 295 bin küfürsüz tanım mevcut.
bir ideam daha vardı, "kendi kaynakları ile büyüyen reklamsız bir sözlük".
fikri arkadaşlarıma açtığımda, "rüzgara karşı işeyen adam" yakıştırması yapıldı.
yapamazsın dediler, yapamadım.*
(bkz: başaramadık abi)
aslında ciddi kırılma noktaları olmasa bunu başarabilecek bir kapasiteye ulaşmıştık.
ilk 6 ay muazzam ilerledik.
birçok haber sitesinde bu küçük şirinler köyümüzden bahsedildi.
malum sözlükte hakkımızda 40 sayfa tanım girildi.
bu süreci tekrar baştan yaşama şansım olsa, kırılma noktalarında alabileceğim pozisyonları defalarca düşündüm. düşüncelerimde dahi ne kadar manevra yaparsam yapayım, bu kırılma noktalarını aşabileceğim bir ihtimal yakalayamadım.
her defasında sam amcanın taş duvarına kafayı çarpıp, ovv shit demiş bulundum.
bu zamana kadar kapitalizmi kalıcı olarak aşan bir protest hareket oldu mu ben bilmiyorum.
belki benim basiretsizliğimdir sözlük.
(bkz: affet ağam)
yine de bu garabet sistemde açabildiğimiz kadar delik açıp hava almaya çalışabiliriz.
bu 1 senede, 250 üzerinde yazara kitap ulaştırdık.
10'u aşkın öğrenci yazar arkadaşlarımızı burs veren fabrikatör saim bey ile buluşturup, eğitimlerine katkıda bulunduk.
köy okulu, vakıf ve barınaklara ciddi yardımlar ulaştırdık.
bunlara devam etmek istiyoruz.
evet gelelim sadede.
her birinize bu oluşumun bir parçası olduğunuz için kocaman teşekkür ederim.
birlikte çok güzeliz.
sözlüğümüzde daha önce görev almış ve halihazırda görevde olan, herhangi bir karşılık beklemeden bir ucundan tutan cefakar dostların her birisine teker teker minnetlerimi sunuyorum.
benim için çok değerlisiniz.
uykusuz geçirilen geceler, uzun uzadıya bitmeyen mesailer, kimi zaman alınan kallavi tehditler, kalın sunucu paraları, baskılar, stresler, saça düşen aklar...
her şeyinle seviyorum be seni. 1. yılımız kutlu olsun sevgili sözlük.
normal benjamin franklin
özet geç, okuyamam diyenler için: bu kutlu gün için, sözlük mağazasında bugün 23.59'a kadar hem rozetlerde hem sözlük içi özelliklerde %50 indirim getirdik.
dünya genelinde, en yakın rakibi ingiltere'ye 6 kat fark atıp, en çok küfür kullanılan ülkenin türkiye olduğunu biliyor muydunuz?
ben biliyordum.
"küfürsüz konsept" fikrini arkadaşlarıma ilk açtığımda, "küfürsüz sözlük mü olur xxx koyim" karşılığını almıştım.
olum dedim, böyle bir ortamda tabii olmaz; önce sizden kurtulacağım, sonra bu siteyi açacağım.
onlardan hala kurtulamadım.
ama küfürsüz sözlük konseptini hayata geçirdim.
hatta bugün 1. yılı.
geçirdiğimiz bir yıl itibarı ile sözlüğümüz 20.000 adet kayıt aldı.
ve içerisinde tamı tamına 1 milyon 295 bin küfürsüz tanım mevcut.
bir ideam daha vardı, "kendi kaynakları ile büyüyen reklamsız bir sözlük".
fikri arkadaşlarıma açtığımda, "rüzgara karşı işeyen adam" yakıştırması yapıldı.
yapamazsın dediler, yapamadım.*
(bkz: başaramadık abi)
aslında ciddi kırılma noktaları olmasa bunu başarabilecek bir kapasiteye ulaşmıştık.
ilk 6 ay muazzam ilerledik.
birçok haber sitesinde bu küçük şirinler köyümüzden bahsedildi.
malum sözlükte hakkımızda 40 sayfa tanım girildi.
bu süreci tekrar baştan yaşama şansım olsa, kırılma noktalarında alabileceğim pozisyonları defalarca düşündüm. düşüncelerimde dahi ne kadar manevra yaparsam yapayım, bu kırılma noktalarını aşabileceğim bir ihtimal yakalayamadım.
her defasında sam amcanın taş duvarına kafayı çarpıp, ovv shit demiş bulundum.
bu zamana kadar kapitalizmi kalıcı olarak aşan bir protest hareket oldu mu ben bilmiyorum.
belki benim basiretsizliğimdir sözlük.
(bkz: affet ağam)
yine de bu garabet sistemde açabildiğimiz kadar delik açıp hava almaya çalışabiliriz.
bu 1 senede, 250 üzerinde yazara kitap ulaştırdık.
10'u aşkın öğrenci yazar arkadaşlarımızı burs veren fabrikatör saim bey ile buluşturup, eğitimlerine katkıda bulunduk.
köy okulu, vakıf ve barınaklara ciddi yardımlar ulaştırdık.
bunlara devam etmek istiyoruz.
evet gelelim sadede.
her birinize bu oluşumun bir parçası olduğunuz için kocaman teşekkür ederim.
birlikte çok güzeliz.
sözlüğümüzde daha önce görev almış ve halihazırda görevde olan, herhangi bir karşılık beklemeden bir ucundan tutan cefakar dostların her birisine teker teker minnetlerimi sunuyorum.
benim için çok değerlisiniz.
uykusuz geçirilen geceler, uzun uzadıya bitmeyen mesailer, kimi zaman alınan kallavi tehditler, kalın sunucu paraları, baskılar, stresler, saça düşen aklar...
her şeyinle seviyorum be seni. 1. yılımız kutlu olsun sevgili sözlük.
normal benjamin franklin
devamını gör...
tutankamonun laneti
kendisini bu kadar geç fark ettiğim için başımı taşlara vurmak istediğim yazardır. bu ne güzel tanım girmektir yahu. hayranlıkla okudum bir süre sonra koşarak nickaltına geldim. umarım musmutlu bir hayat içinde bize bu güzel tanımları girmeye devam eder. var olsun, hep bizimle olsun.
edit: kendisinin kocaman ve iyilikle dolu bir kalbi de var.
edit: kendisinin kocaman ve iyilikle dolu bir kalbi de var.
devamını gör...
favlamanın çeyrek altın takmak olarak görülmesi
evet bir sözlük bir tespit daha, biliyorsunuz cimri bir sözlükteyiz, bunun üstüne bir de beğeni karma puanını düşürüp fav karma puanını yükselttiler. yahu tamam da fav atmayı bilen var mı sözlükte hakkıyla demezler mi adama? insanlar fav.ı çeyrek altın 800 lira iken çeyrek altın takmak olarak görüyor.(bkz: sısısısı) sözlük biraz, yaz 150 lik tanımı al madalyayı durumuna oynuyor da çoğu insan buraya az gülmeye kafa dağıtmaya geliyor. gençler bir rozet olsun, efenim bir takipçi görme olsun alınca mutlu oluyor, yoksa benim karmam olmuş maşukiye banane alüminyum!(bkz: sısısısı) biraz ket vurmuş durumdasınız bence buna. özgün, yaratıcı tanımlara biraz daha hakkı verilmeli kelime sayısına takılmadan. ayrıca çöp başlıklara da karma cezası fikrindeyim hala.
devamını gör...
dünyanın en değerli şeyi
zamandır. satın alınamaz, tekrarlanmaz, çoğaltılmaz ve geri döndürülemez.
devamını gör...
dedesi adam vurmuş normal sözlük yazarları
tam olarak dedem değil de babanemin babası yani büyük dedem yapmış. rumeli de yaşarken (sanıyorum makedonya'dan bahsediyorlar) müslüman, osmanlılara yapılan zulümde birini öldürmüş. kaçıp bugünkü türkiye'ye sığınmışlar. öyle bir göç olmuş ki kardeşini kaybetmiş. biri bir şehre biri başka bir şehre yerleşmiş. tesadüf eseri bir gün büyük dede edremite gitmiş, bir ayakkabıcı ben sana benzeyen birini tanıyorum deyip kardeşini bulmasını sağlamış yıllar sonra. muhacirliğin tüm zulmünü iki tarafta da yaşamış. bir yerden oralı olmadığı için kovulmuş, geldiği yerde rumeli gavuru diye anılmış. selam olsun adam. neredeysen şimdi, umarım orası bir yurt olmuştur sana.
devamını gör...
quentin tarantino
filmleriyle tarantino cinematic universe olarak adlandırılan sinema evreni yaratmış amerikalı senarist/yönetmen.
ancak tarantino bir röportajında "there is actually two separate universes." diyerek filmlerini iki farklı evrene ayırır. tarantino'ya göre filmleri the realer than real universe ve the movie movie universe adlı iki farklı evrende geçmekte. the realer than real universe bütün karakterlerin yaşadığı gerçek dünyayı oluştururken, the movie movie universe bu karakterlerin sinemada izledikleri filmlerin geçtiği bir dünyayı oluşturuyor.
iki tarantino evreninden tamamen farklı bir evren olan the elmore leonard universe'te geçen jackie brown hariç tüm tarantino filmleri bu iki evrenden birinde geçer.
the realer than real universe'te kurgusal tarantino karakterlerinin ve onların karşılaşmasının mümkün olduğu gerçek insanlar yer alır. örneğin kurgusal bir tarantino karakteri olan teğmen aldo raine'nin adolf hitler'le karşılaşması imkansız değildir. ayrıca bu evrende gerçek dünyadaki fizik yasaları işler. bu evrende geçen tarantino filmleri: reservoir dogs, true romance, pulp fiction, death proof, inglourious basterds, django unchained, the hateful eight ve once upon a time in hollywood.
the movie movie universe ise fantastik olaylara dayanan alternatif bir gerçekliktir. doğaüstü olaylar ve karakterler içerir. örneğin five point palm exploding heart technique gibi gerçek dışı kavramların olduğu filmlerbu evrende geçer. bu evrende geçen tarantino filmleri: natural born killers, from dusk till dawn ve kill bill.
genellikle the movie movie universe'teki karakterler the realer than real universe'te geçen filmlerde yer almazlar, ancak bu karakterler diğer the movie movie universe filmlerinde yer alabilirler. fakat şu ana kadar bu kurala istisna teşkil eden üç karakter vardır. bunlardan ilki pulp fiction'daki winston wolf. winston wolf, the realer than real universe'te de görünebilen bir the movie movie universe karakteri olarak kabul ediliyor. diğer iki karakter ise hem kill bill hem de death proof filmlerinde görünen sheriff earl mcgraw ve oğlu edgar mcgraw.
her iki film evreninde de aynı olan tek şey, kurgusal tarantino markalarıdır. red apple cigarettes, g.o. juice ve big kahuna burger gibi markalar hem the realer than real universe'te hem de the movie movie universe'te yer alır.
kaynak
ancak tarantino bir röportajında "there is actually two separate universes." diyerek filmlerini iki farklı evrene ayırır. tarantino'ya göre filmleri the realer than real universe ve the movie movie universe adlı iki farklı evrende geçmekte. the realer than real universe bütün karakterlerin yaşadığı gerçek dünyayı oluştururken, the movie movie universe bu karakterlerin sinemada izledikleri filmlerin geçtiği bir dünyayı oluşturuyor.
iki tarantino evreninden tamamen farklı bir evren olan the elmore leonard universe'te geçen jackie brown hariç tüm tarantino filmleri bu iki evrenden birinde geçer.
the realer than real universe'te kurgusal tarantino karakterlerinin ve onların karşılaşmasının mümkün olduğu gerçek insanlar yer alır. örneğin kurgusal bir tarantino karakteri olan teğmen aldo raine'nin adolf hitler'le karşılaşması imkansız değildir. ayrıca bu evrende gerçek dünyadaki fizik yasaları işler. bu evrende geçen tarantino filmleri: reservoir dogs, true romance, pulp fiction, death proof, inglourious basterds, django unchained, the hateful eight ve once upon a time in hollywood.
the movie movie universe ise fantastik olaylara dayanan alternatif bir gerçekliktir. doğaüstü olaylar ve karakterler içerir. örneğin five point palm exploding heart technique gibi gerçek dışı kavramların olduğu filmlerbu evrende geçer. bu evrende geçen tarantino filmleri: natural born killers, from dusk till dawn ve kill bill.
genellikle the movie movie universe'teki karakterler the realer than real universe'te geçen filmlerde yer almazlar, ancak bu karakterler diğer the movie movie universe filmlerinde yer alabilirler. fakat şu ana kadar bu kurala istisna teşkil eden üç karakter vardır. bunlardan ilki pulp fiction'daki winston wolf. winston wolf, the realer than real universe'te de görünebilen bir the movie movie universe karakteri olarak kabul ediliyor. diğer iki karakter ise hem kill bill hem de death proof filmlerinde görünen sheriff earl mcgraw ve oğlu edgar mcgraw.
her iki film evreninde de aynı olan tek şey, kurgusal tarantino markalarıdır. red apple cigarettes, g.o. juice ve big kahuna burger gibi markalar hem the realer than real universe'te hem de the movie movie universe'te yer alır.
kaynak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
gemi, sahil, pusula, deniz, hedef...
hepimizin ruh halini bu gibi denizci tabirleri ile anlatabiliriz sanırım.
aylar, günler, haftalar...
yıllar hatta,
sanki hiçbiri birbirine benzemiyor,
sanki her an her şey değişecekmiş gibi,
sanki de hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi.
bir bakmışsın en şiddetli dalgalar üzerine üzerine geliyor,
diyorsun ki işte şimdi battık!
bütün gemi okyanusun sularıyla bütünleşiyor,
ama batmıyor.
sen de ne hissedeceğini şaşırıyorsun.
"batsa iyiydi, ama batmadığına da şükür!"
sonra zaman geçiyor senin o dalga zannettiğin şey,
sana artık dalga gibi gelmiyor.
sonra diyorsun ki: evet bu geminin kaptanı benim!
o an için öyle düşünüyorsun.
sonra farklı bir dalga geliyor.
bu sefer tekrar alabora olma tehlikesi yaşıyorsun.
dertler bitmiyor yani.
ama zamanla daha iyi bir kaptan oluyorsun,
galiba.
yok yahu! yine de zor iş bu kaptanlık!
idare etmek, rota çizmek,
doğru yolu bulmaya çalışmak...
ne olurdu şöyle bulutlar gibi süzülsek...
neyse yeter bu kadar metafor.
bir rota çizildi: market.
hepimizin ruh halini bu gibi denizci tabirleri ile anlatabiliriz sanırım.
aylar, günler, haftalar...
yıllar hatta,
sanki hiçbiri birbirine benzemiyor,
sanki her an her şey değişecekmiş gibi,
sanki de hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi.
bir bakmışsın en şiddetli dalgalar üzerine üzerine geliyor,
diyorsun ki işte şimdi battık!
bütün gemi okyanusun sularıyla bütünleşiyor,
ama batmıyor.
sen de ne hissedeceğini şaşırıyorsun.
"batsa iyiydi, ama batmadığına da şükür!"
sonra zaman geçiyor senin o dalga zannettiğin şey,
sana artık dalga gibi gelmiyor.
sonra diyorsun ki: evet bu geminin kaptanı benim!
o an için öyle düşünüyorsun.
sonra farklı bir dalga geliyor.
bu sefer tekrar alabora olma tehlikesi yaşıyorsun.
dertler bitmiyor yani.
ama zamanla daha iyi bir kaptan oluyorsun,
galiba.
yok yahu! yine de zor iş bu kaptanlık!
idare etmek, rota çizmek,
doğru yolu bulmaya çalışmak...
ne olurdu şöyle bulutlar gibi süzülsek...
neyse yeter bu kadar metafor.
bir rota çizildi: market.
devamını gör...
özel teknesi olanların kapanmadan muaf olması
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
normal sözlük'ün renginin turuncu olmasının anlamı
devamını gör...
kasr-i meyl
eylemsizlik olarak da bildiğimiz newton yasasının, isaac newton'dan yüzyıllar önce ibn-i sina tarafından tanımlanmasına verilen ad. ibn-i sina'ya göre bir cisim, eğer hareket halindeyse, onu engelleyecek bir etki olmadığı sürece hareket etmeye devam edecektir.
devamını gör...
henüz bir kişisel iletiniz yok
kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"yüksek sesle bizi haksız bulup; alçak sesle hak vermişlerdi."
— bir idam mahkumunun son günü
— bir idam mahkumunun son günü
devamını gör...