göz
vladimir nabokov kitabıdır.
bir roman bittiğinde size ne bıraksın istersiniz. bir tamamlanmışlık duygusu olabilir mesela. çözülen esrarın verdiği rahatlama, romanda kendinizi görmenin verdiği mutluluk ya da iç sıkıntısı. romanı anlamış olmanın getirdiği böbürlenme ya da tam tersinin neden olduğu üzüntü.
bir yazıda okuduğum ve içten içe kabul etmek durumunda kaldığım bir yoruma göre ” nabokov neredeyse kimsenin en sevdiği yazar değildir.” bu romanını okuduğum zamanda çok beğenmeme karşın benim en sevdiğim yazarlar arasında yer almaz yine de. işte bu yazarın göz romanı bittiğinde yukarıda saydığım duygulardan hiçbirini hissetmeyeceksin muhtemelen. romanı bitirince beyninizde birkaç soru işareti kalacağını garanti edebilirim.
roman kahramanları başlıca üç kişi aslında: anlatıcı, vanya ve smurov…hikayenin anlatıcısı -ki bu yüzden ona anlatıcı deniyor- kendi hayat hikayesini anlatmaya, ilk cinsel deneyimlerinden bahsetmeye başlar ancak bir süre sonra bu deneyim onu intihara sürükler ve ilk gizem burada başlar. çünkü anlatıcı kalbine sıktığı kurşunla öldüğünü iddia ederken bunu başka kimse kabul etmez.
insanlar kalbine sıktığı kurşunun onu sadece yaraladığını iddia eder ancak anlatıcı öldüğünü ve zihninin daha doğru bir deyişle hayal gücünün geleceği kurgulamaya devam ettiğini söylemekte ısrarcıdır. bu noktadan sonra ya anlatıcıya inanıp, ölü bir adamı dinlemeye devam edeceksiniz ya da ona inanmayıp hastalıklı bir zihne sahip olduğunu düşünüp deli bir adamı dinleyeceksiniz.
ben ilk seçeneği tercih ettim ve anlatıcıyı dürüst bir adam olarak belleyerek ölü bir adamı dinledim. daha sonra çifte ajan olduğundan şüphelenilen ve vanya isimli genç kıza vurgun olan smurov giriyor işin içine. burada ise ikinci gizem çıkar ortaya, başta kuzu kuzu anlatıcının -ölü olan- bir evde birçok farklı insanın arasında olanları anlatmasını dinleriz. ancak olaylar südükçe bu kadar çok şeyi bilmesi garip gelir.
burada ise ruh çağırma seanslarıyla ilgilenen weinstock devreye girer ve anlatıcının ölmüş ve ruhunun geri gelmiş olabileceği fikri dadanır insanın zihnine. roman ilerler ve smurov’un kim olduğu gizemi bu sefer iyice sarpasaran bir duruma sokar hikayeyi çünkü smurov ve anlatıcı aynı adam olabilir. ya da olamaz. anlatıcı ölmüş olabilir. ya da olamaz. ben bu romanı anlamış olabilirim. ya da olamam.
bir roman bittiğinde size ne bıraksın istersiniz. bir tamamlanmışlık duygusu olabilir mesela. çözülen esrarın verdiği rahatlama, romanda kendinizi görmenin verdiği mutluluk ya da iç sıkıntısı. romanı anlamış olmanın getirdiği böbürlenme ya da tam tersinin neden olduğu üzüntü.
bir yazıda okuduğum ve içten içe kabul etmek durumunda kaldığım bir yoruma göre ” nabokov neredeyse kimsenin en sevdiği yazar değildir.” bu romanını okuduğum zamanda çok beğenmeme karşın benim en sevdiğim yazarlar arasında yer almaz yine de. işte bu yazarın göz romanı bittiğinde yukarıda saydığım duygulardan hiçbirini hissetmeyeceksin muhtemelen. romanı bitirince beyninizde birkaç soru işareti kalacağını garanti edebilirim.
roman kahramanları başlıca üç kişi aslında: anlatıcı, vanya ve smurov…hikayenin anlatıcısı -ki bu yüzden ona anlatıcı deniyor- kendi hayat hikayesini anlatmaya, ilk cinsel deneyimlerinden bahsetmeye başlar ancak bir süre sonra bu deneyim onu intihara sürükler ve ilk gizem burada başlar. çünkü anlatıcı kalbine sıktığı kurşunla öldüğünü iddia ederken bunu başka kimse kabul etmez.
insanlar kalbine sıktığı kurşunun onu sadece yaraladığını iddia eder ancak anlatıcı öldüğünü ve zihninin daha doğru bir deyişle hayal gücünün geleceği kurgulamaya devam ettiğini söylemekte ısrarcıdır. bu noktadan sonra ya anlatıcıya inanıp, ölü bir adamı dinlemeye devam edeceksiniz ya da ona inanmayıp hastalıklı bir zihne sahip olduğunu düşünüp deli bir adamı dinleyeceksiniz.
ben ilk seçeneği tercih ettim ve anlatıcıyı dürüst bir adam olarak belleyerek ölü bir adamı dinledim. daha sonra çifte ajan olduğundan şüphelenilen ve vanya isimli genç kıza vurgun olan smurov giriyor işin içine. burada ise ikinci gizem çıkar ortaya, başta kuzu kuzu anlatıcının -ölü olan- bir evde birçok farklı insanın arasında olanları anlatmasını dinleriz. ancak olaylar südükçe bu kadar çok şeyi bilmesi garip gelir.
burada ise ruh çağırma seanslarıyla ilgilenen weinstock devreye girer ve anlatıcının ölmüş ve ruhunun geri gelmiş olabileceği fikri dadanır insanın zihnine. roman ilerler ve smurov’un kim olduğu gizemi bu sefer iyice sarpasaran bir duruma sokar hikayeyi çünkü smurov ve anlatıcı aynı adam olabilir. ya da olamaz. anlatıcı ölmüş olabilir. ya da olamaz. ben bu romanı anlamış olabilirim. ya da olamam.
devamını gör...
geceye yaşamak için bir sebep bırak
yaşamak için bir sebep aramak yaşamak için bir sebeptir.
devamını gör...
şu an duymak istediğiniz söz
sevgiyle alakalı herhangi bir şey nolursa
devamını gör...
sesi huzur veren insan
ben seni, sesini, kokunu çok özlüyorum. sonu gelmiyor bu özlemin, bitmiyor, durmuyor.
insanlar şey diyorlar; zamanla alışırsın... neye alışacağım ki aklım almıyor. zamanla daha çok özlemeyecek miyim? ne bileyim aylar geçiyor seneler geçecek her gün görmediğim gün sayısı artacak buna hazır değilim sanki ben...
hem yokluğunu kabullenemiyorum ki nasıl özleminle baş edeyim. canım çok yanıyor konuştuğumda cevap alamayınca, hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirdiğimde beraber sevinemeyince...
bazen hiç gitmemişsin gibi davranıyorum yok diyorum ya öyle değil o başka yerde diyorum ve o yüzden o yerlere gitmiyorum bu gerçekle yüzleşmemek için ama hayat öyle bir şey ki bir anda bak artık o yok diye yüzüme vuruyor.
bazen evde durup yaşanılan olayları sen karşındaymışsın gibi sana anlatıyorum mesela sonra bir şey geliyor napıyorsun sen diyorum. bekliyorum, karşımdaki senin özlediğim sesiyle anlatmasını, hasretimi cevaplamasinin bekliyorum. ama olmuyor...
özlem işte gelmeyen birine duyulunca çok daha zor oluyormuş...
insanlar şey diyorlar; zamanla alışırsın... neye alışacağım ki aklım almıyor. zamanla daha çok özlemeyecek miyim? ne bileyim aylar geçiyor seneler geçecek her gün görmediğim gün sayısı artacak buna hazır değilim sanki ben...
hem yokluğunu kabullenemiyorum ki nasıl özleminle baş edeyim. canım çok yanıyor konuştuğumda cevap alamayınca, hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirdiğimde beraber sevinemeyince...
bazen hiç gitmemişsin gibi davranıyorum yok diyorum ya öyle değil o başka yerde diyorum ve o yüzden o yerlere gitmiyorum bu gerçekle yüzleşmemek için ama hayat öyle bir şey ki bir anda bak artık o yok diye yüzüme vuruyor.
bazen evde durup yaşanılan olayları sen karşındaymışsın gibi sana anlatıyorum mesela sonra bir şey geliyor napıyorsun sen diyorum. bekliyorum, karşımdaki senin özlediğim sesiyle anlatmasını, hasretimi cevaplamasinin bekliyorum. ama olmuyor...
özlem işte gelmeyen birine duyulunca çok daha zor oluyormuş...
devamını gör...
normal caps
bugün itibari ile başlayacak olan zorlu kapanma süreci öncesi siz kafa sözlük yazarlarının yüzünde bir tebessüm oluşturmak adına her hafta olduğu gibi 3 tane capsi şuraya bırakıyorum.
sözlük yazarına aşık olmak:

sözlükte son dönemlerde artış gösteren karikatürlü tanımlar:

sözlükte futbol ile ilgili tanım sayısının azlığı:
sözlük yazarına aşık olmak:

sözlükte son dönemlerde artış gösteren karikatürlü tanımlar:

sözlükte futbol ile ilgili tanım sayısının azlığı:
devamını gör...
süleyman soylu’nun gelmiş geçmiş en iyi bakan olduğu gerçeği
nereye bakan?
ben de güzel bakarım ama buna başlık açılmıyor.
ben de güzel bakarım ama buna başlık açılmıyor.
devamını gör...
baz
lewis asit baz tanımına göre elektron çifti veren maddelere denir.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
yıl olmuş 20... şarkıyı hala dinleyenler.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
ilhan irem
sürgün gibi masallarda *
"yalan yanlış aynalarda
baştan kara çıkmazlarda
sürgün gibi masallarda..."
sürgün gibi masallarda *
"yalan yanlış aynalarda
baştan kara çıkmazlarda
sürgün gibi masallarda..."
devamını gör...
iran devrim muhafızları ordusu
iran silahlı kuvvetlerinden apayrı, biricik görevi iran’ın rejimini korumak olan ve doğrudan doğruya ayetullah’a bağlı seçkin bir ordu. iran’ın iki tane ordusu vardır gibi düşünebiliriz ama devrim muhafızları silahlı kuvvetlere daha bir ordudur. kara, deniz ve hava gibi konvansiyonel kuvvetlerinin yanı sıra kudüs gücü denilen özel kuvvetlere, besic denilen paramiliter milis gücüne ve füze kuvvetleri denen hava kuvvetlerinden ne gibi bir farkı olduğunu henüz çözemediğim ama nükleere filan baktıklarını düşündüğüm ek kuvvetleri vardır. bunlara ek olarak sepah adında devada bir medya ağı ve ırak, suriye, lübnan gibi şii ülkelerde etkin güçlü istihbarat ağları vardır. abd tarafından terör örgütü olarak kabul edilirler.
en ünlü komutanları kasım süleymani 2020’nin ocak’ında abd’nin drone’larla düzenlediği balistik füze saldırısında ırak’ta, mahiyetindeki 50 devrim muhafızı askerle birlikte öldürüldü. cenazesinde de izdiham yüzünden bir o kadar kişi ezilerek hayatını kaybetti.
en ünlü komutanları kasım süleymani 2020’nin ocak’ında abd’nin drone’larla düzenlediği balistik füze saldırısında ırak’ta, mahiyetindeki 50 devrim muhafızı askerle birlikte öldürüldü. cenazesinde de izdiham yüzünden bir o kadar kişi ezilerek hayatını kaybetti.
devamını gör...
mary and max
dibine kadar empati yaşatan, kimi zaman a ben ağlıyor muyum dedirten, kimi zaman hüzünlü ve masumca bı gülücüğü yüzünüze mıhlayan dünyanın en tatlı filmi.
devamını gör...
turgut özben
turgut kelimesi "konut, oturulacak yer" anlamına gelir. bu isim bu anlamda yazar tarafından bilinçli seçilmiştir. selim ışık turgut'u tutunamayanlar ansiklopedisine almayarak onu tutunanlar arasında görmüştür.
devamını gör...
çorbayla doyan kişi
midesi küçük olan kişidir.
devamını gör...
kafa terlemesi
bende şükür ki olmayandır ama dudak kısmı çok terliyor doğal olarak.
devamını gör...
öpüşürken dudağın kanaması
her seferinde 'bu demir tadı nereden geliyor yav?' diye düşündürtür. karşılıklı olarak dudaklar kontrol edildikten sonra öpüşmeye devam edilir.
devamını gör...
unutulmaz yeşilçam replikleri
“durun! siz evlenemezsiniz, çünkü kardeşsiniz!”
devamını gör...
düşene gülmek
düşen kişi gülüyorsa gülünür ama diğer türlü ayıp olur.
devamını gör...
kerte
belli olsun diye yapılan çentik, iz.
devamını gör...
trdelnik
hamuru çubuğa sarmışlar, sonra üzerine tarçın, şeker, içine çikolata, karamel, fındık ne varsa dökmüşler. isteğe göre içine dondurma ya da meyve çeşitlerinden doldurmuşlar. bu muhteşem tatlıya da trdelnik demişler.
kürtőskalács ya da chimney cake olarak da bilinir. avrupa'nın bir çok ülkesinde bulunuyor. özellikle prag'ta her sokak başında satılıyor.
prag'a gittiğim ilk gün sokakta mis kokusunu duyarak tanıştığım tatlıdır. en asil duyguların tatlısıdır, gönlümün efendisidir. zaman zaman aklıma düşer ve kendini özletir kerata.
bir görselini de iliştireyim.
kürtőskalács ya da chimney cake olarak da bilinir. avrupa'nın bir çok ülkesinde bulunuyor. özellikle prag'ta her sokak başında satılıyor.
prag'a gittiğim ilk gün sokakta mis kokusunu duyarak tanıştığım tatlıdır. en asil duyguların tatlısıdır, gönlümün efendisidir. zaman zaman aklıma düşer ve kendini özletir kerata.
bir görselini de iliştireyim.
devamını gör...
