tuvalet terliğini ıslak bırakmak.
devamını gör...

kettle’daki su hala fokurdarken doldurmayınız. suyun sakinleşmesini bekleyiniz. sabırsızlığımdan, elimi yakmıştım doldururken. baya baya asit mi döktüm? derim mi soyuluyor? elim öldüüüüüü. gibi ciyaklamalarım olmuştu. bi tür travma gibi. bir düdüklü tencere, bir de sıcak su torbasına güvenim sıfır. beni yeniden tavlamaları gerekiyor aksi takdirde sonsuza dek küsüm bu ikisine.

edit: ayrıca bir yazarımızmış. * tanımlarına aşina olduğumda editleyeceğim.
devamını gör...

ayneenn öylee
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

amazon prime tarafından çekilen dizisinin ilk trailer’ı yayınlanmıştır.

devamını gör...

"kuduz bir köpek kadar yalnızım. "
devamını gör...

konunun en talihsizlerinden biri sunucu simge fıstıkoğlu tavukçuoğludur.
devamını gör...

polis ve asker hakkında eleştiri yapamayacağımızı gösterir.
veya subliminal, kimin tanım girdiği belli.
devamını gör...

bugün heybeliada dan dönecektik pazartesiye uzatalım dedik. bugün istanbul'a geçtim. dönüşte motor tıklım tıklımdı. kavimler göçü gibiydi.
devamını gör...

annee gocuğum nerdee?
devamını gör...

fahrettin koca, mutasyona uğramış korona virüsün türkiye’de henüz görülmediğini ve ekim ayında vakaların yükseldiğini ve yoğun bakım servislerinde oluşan yükün sağlık çalışanlarını zorladığını belirtmiştir.
mutasyonun eylül ayından beri var olduğunu, gereken tedbirleri ve önlemlerini en başından aldıklarını belirtip, aşılama durumu için 4 farklı strateji uygulayacaklarını ilk sırada sağlık çalışanlarının olacağını belirtmiş. çin’den gelecek aşıların ne miktarda işe yaracağı ve semptomlarının ne yönde olacağı belirsiz. çoğu insanın ön yargılı yaklaşacağına ve yaklaşık 4/6 ay aralığında gözlem yapıp o şekilde aşı olacağını düşünmekteyim.
--- alıntı ---

çin sinovac firması tarafından üretilen coronavac adlı inaktif virüs aşısı faz-3 çalışmaları 14 eylül'de ülkemizde başlatıldı. 900'dan fazla çalışmaya alınan kişinin güvenlik datası incelenip ikinci kısımda vatandaşlarımıza yapmaya başladık, o da 18 kasım tarihidir. %95 güven aralığı bu tür çalışmalarda standarttır. dsö bunun %50 olmasını yeterli görüyor. %91 önümüzdeki günlerde daha da artacaktır. plasebo kolunda olan 26 vakanın 6'sı ciddi vaka olarak tedavi edildi. buna karşılık aşı kolunda olan 3 kişi, 3'ü de sağlık personeli, bunların hiçbirinde bırakın hastaneye yatışı, bir vakada hafif bir burun akıntısı haricinde hiçbir semptom olmadı.

--- alıntı ---

buradan
devamını gör...

şimdi düz duvara tırmanmak diye bir başlık gördüm. aslında orada paylaşacaktım bu videoyu ama bu videoya başlık açılır arkadaş* izlerken çok farklı duygular yaşadım. puuu bu nasıl reklam böyle deyip kapatmak ile zevk alarak/kahkaha atarak izlemek arasında gittim geldim. harbiden çok iyi video ahshjw.

devamını gör...

erkek "adam" ev işi de yapar, yemek de yapar. evlenince dahi bunları yapınca karısına yardım etmiş olmaz, üstüne düşen görevi yapmış olur. sorunsal falan değil bu. hangi yıldayız ya? bunlar herkesin yapması gereken şeyler.
devamını gör...

9 aralık 2020 günün ünlüsü yazarımız mutsuzlugumdan mutluyum oldu.
instagram postumuz
devamını gör...

#444587 şurada bahsedilen önerinin yeniden altını çizmek gerek. zira ben sözlükte kaybolmaya başladım. çoğu zaman yolumu bulamıyorum. o başlık senin bu tanım benim gezerken, harap ve bitap düşüyorum. yan tarafta akan gürül gürül bir dünya var. aksın zaten onunla ilgili herhangi bir sorunumuz yok. geyik başlıklar boynuzlarını daha da sivriltsin, millet eğlensin buna da bir şey demiyoruz. amma velâkin gelin görün ki, o başlıklar yüzünden köstebek oldum iğne ile kuyu kazıp, arkeolojik eser bulur gibi tanım ve başlık buluyorum. istediğim tarz bir tanım/başlık bulunca heyecandan evraka evraka diye bağırıyorum. bunu yaparken harcadığım enerji sonrasında, yazıları okurken gözlerim düşmeye başlıyor. sızıp kalıyorum.

işte bu sıkıntıya bir çözüm bulmak lazım. sözlükte cidden okunası ve okumayı atladığımız yığınla yazı var. ben bu yazılara sayısal loto çekilişi sonrası, ikramiye kazanmış talihli mutluluğunda ulaşmak istemiyorum. dediğim gibi gerekli kazı çalışmaları da ziyadesiyle yorucu oluyor.

artı bazı başlıklar var ki, onlarda da ciddi bir akış var. misal sözlük yazarlarının şiirleri başlığı ya da karalama defteri vesaire. inanılmaz şiirler var mesela, hele bir yazarımızın yazdığı şiirler var ki es geçilmemesi gerek. ama o kalabalığın içerisinde atlıyoruz bunları ve cidden hakkını veremiyoruz, içinde emek ve güzellik barındıran şeylerin. hal böyle olunca şu vitrin önerisini de okuyunca öneri çok mantıklı geldi. geliştirilmeye de açık...

yönetim bu konuda bir adım atarsa çok iyi olur. sağ olsunlar her şeye kulp takma mütehassısı olan bizlerin taleplerini ellerinden geldiğince yerine getirmeye çalışıyorlar. yönetim derken yoldaşı kast etmiyorum elbette. o bir diktatör. o bir kitle imha silahı. onunla hesabımız mahşerde bile kapanmaz (!)

bu son kısım havalı oldu sanki. oldu oldu. son günlerdeki yoldaşa sallama şenliklerine ben de katılayım dedim. sözlükte itibarı arttırıyor vesselam.

alttaki mesaja el cevap: ben dün senin manas destanını okudum. direkt diploma verdiler bana. o derece. ermolettin şahit.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşığım. yıl 2006 sanırım 9.sınıftayken sarı saçlarıyla tanımıştım. o günden beri hiç azalmadı sevgim. katlanarak arttı.

tam anlamıyla müzisyen. kalbi güzel, yüzü güzel. kendisini iyi ki dinlemişim yıllar önce.
devamını gör...

ellerinde valizleri düşmüştü yollara. terminali gördüğünde içinde kocaman bir boşluk hissetti. otobüsten kan ter içinde indi. kavurucu bir sıcak vardı ilçede. yürümeye başladı. yürüdükçe vücudunun uyuşmaya başladığını hissetti. sıcak havayı hiç sevmezdi. bu sıcak nereden çıkmıştı böyle. galiba baygınlık geçirecekti. karşıdan ona doğru gelen, siyah elbiseli, çok şık siyah bir şapkası olan bir kadın gördü. kadının bir elinde şemsiye bir elinde ise yelpaze vardı. elbisesi yerde sürünüyordu. yüzü bembeyazdı. teninin beyazlığı kara gözlerini iyice belirginleştiriyordu. kadına, pardon hükümet konağı nerede acaba biliyor musunuz diye sordu. kadının suratında hiçbir mimik olmadığını fark etti. robot gibi hareket ediyordu. kadının tarifine bire bir uyduğundan emin olmasına rağmen binayı bulamadı.

başka birine daha sormaya karar verdi. bu sefer karşısına genç bir adam çıktı. adam bu sıcakta üzerine ceket giymişti. adamı o şekilde görünce, eridi bitti. zorlanarak da olsa hükümet konağının yerini sorabildi. üzerindeki giysiler terden ıslanmıştı. durduramıyordu terini. genç adamın söylediğine göre şu an çıktığı yokuşun hemen başındaydı bina. yokuşu çıktığında binanın olmadığını gördü. artık korkmaya başlamıştı. burası neresiydi, bu sıcak nereden çıkmıştı? hemen yanı başındaki ağacın gölgesinde oturdu. o şekilde ne kadar vakit geçirdiğinin bile farkında değildi. bir süre sonra kaymakamlık binasının hemen karşısında durduğunu fark etti.

müftü ile görüşme ayarlamıştı. epey geç kalmıştı bu görüşmeye. tarihi ve bakımsız bir binaydı. etrafında pek yapılaşma yoktu. müftülük en üst kattaydı. merdivenleri çıkmaya başladı. yukarı çıktıkça iyice ısınıyordu vücudu. dermanı kalmamıştı hiç. müftünün odasına zor bela girmeyi başardı. müftü sen de kimsin dedi. çok sıcak diye cevap verdi yusuf. evet dedi müftü buralar birkaç gündür epey sıcak. alnındaki teri silerken, yeni atanan imam olduğunu söyledi.
-saatlerdir bekliyordum seni. nerde kaldın? al bakalım görevlendirme yazını. hayırlı uğurlu olsun honki ponki köyünde çalışacaksın.
-şaşkın bir şekilde zar zor teşekkür ederek odadan çıktı.

dışarı çıktığında havanın kararmaya başladığını gördü. sıcaklık biraz olsun azalmıştı. bir insan görünceye kadar yürüdü. gördüğü ilk kişiye honki ponki köyüne nasıl gideceğini sordu. zayıf kır saçlı adam bilmiyordu köyü. bilse zaten çok şaşıracaktı yusuf. tekrar terminale gitmeye karar verdi. zor da olsa buldu terminali. orada bıyıklı şişman bir adam yardımcı olmaya çalıştı, genç imama. imam duydukları karşısında şok olmuştu. taksi bile gitmiyordu bu yere. şişman adam bıyıkları ile oynarken, bir süre düşündü. sonra, sabah tekrar uğra bir şeyler yapmaya çalışacağım dedi. başka hiç kimse yoktu terminalde. nereye gideceğini hiç bilmiyordu.

tekrar yürümeye başladı. sessizlik ve karanlıktan başka bir şey yoktu ortalıkta. ne kadar süredir yürüdüğünün, nereye doğru gittiğinin hiç farkında değildi. birden önüne at arabaları çıktı. bu arabaların burada ne işi var diye düşünürken, birisinin nereye gitmek istiyorsun diye sorduğunu işitti. uzun kır saçlı, esmer tenli zayıf bir arabacıydı soruyu soran. honki ponki köyüne gitmek istiyorum dedi yusuf. atla hemen, yolumuz uzun.
-neden gitmek istiyorsun oraya?
-ben imamım, oraya görevlendirildim.
başka bir konuşma geçmedi aralarında. imam derin bir uykuya daldı. uyandığında hava aydınlanmıştı. köye varmışlardı. arabacı muhtarın evini tarif etti.

şiddetli bir rüzgar karşılamıştı imamı. terk edilmiş evlerin damlarını uçurmaya niyetliydi rüzgar. havaya kalkan tozdan ortalık görünmez olmuştu. yusuf bir köşeye sinerek öylece kaldı. rüzgar bittiğinde muhtarın evine doğru yürüdü. muhtarın evi olduğunu sandığı, evin kapısında durdu. kırmızıya boyalı kapı, biraz ittirseniz açılacak gibi duruyordu. kapıya yavaşça vurdu. kapı kendiliğinden aralandı. koşar adımlarla, bir adamın yaklaştığını gördü. yüzünde şaşkın bir ifade olan uzun sakallı adam, sen de kimsin nereden çıktın böyle diye sordu. ben imamım, bu köye tayinim çıktı diye cevap verdi yusuf. adam sarıldı imama ve kendinden epey küçük hocanın elinden öpmeye çalıştı. yusuf elini kaçırdı. artık seninle birlikte üç kişiyiz hocam dedi, mutlu bir şekilde. adam gülümsemesini durduramıyordu. imam beyninden vurulmuşa dönmüştü. terk edilmiş bir köyde iki kişiye mi imamlık yapacaktı. birden sıcak basmıştı, kendini kötü hisseden yusuf, olduğu yere yığıldı.

annesinin sesiyle uyanan yusuf, yastığının ıslanmış olduğunu fark etti. tüm bedeni ter içindeydi. gördüğü bu kabus yüzünden uzun bir süre kendine gelemedi.
devamını gör...

aslında ilgi gördüğü zamanlar da var demek istediğim başlıktır:
(bkz: para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak)
(bkz: intihal)

değerli olmasaydı neden çalardık ve çöplük haline getirmek için uğraşırdık??
devamını gör...

başlarda insanı güzel bir konfor alanının içine yerleştirdiğinden güzel gelmişti.
şuan ise neredeyse tiksinti duyacak şekilde nefret ediyorum.

neden?

genel perspektiften bakalım; sizi platformun içine hapsediyor ve dışındaki herhangi bir yapımı izlemeniz için bahis reklamlarıyla boğuşacağınızdan özel bir dizi film değil ise netflixi terk etmiyorsunuz. buraya kadar tiksinecek bir şey yok platform yeni ve rakipsiz olduğu için normal denilebilir,

ama içerik kalitesi normal bir amerikan kanalından daha kötü ve izlenme sayısını arttırmak için kasıntı 2 haneli ıq sahibi insanlara hitab eden, oned*o'nun cinsellik ve eşcinsellik başlıklarıyla yaptığı gibi clickbait diziler yapıp bununla izlenme kasması insana oned*o'da gezindiği hissiyatını veriyor.

resmen artık yapımlarını netflix olup olmadığını, tek kareden olmadı 2-3 kareden anlayabiliyorum. adamlar o derece kendini tekrar etti. mesela silah oyununda bir karakter var oyunu ilk defa açtığımdan adını bilmiyordum karakterden bahsetmek için karaktere netflix dedim herkes anladı. belirli bir fikirlerini empoze içinmi böyle içerikleri çıkartıyorlar yoksa en kolay yoldan fazla izlenecek içerik içinmi bilemem ama iki türlüde ben bu platformdan tiksindim.

umarım önümüzdeki yıllarda rekabet oluşur ve toplum bu platformun tekelinden çıkar. fert olarak platformdan çıktım ve zikuvikuzi kullandığımdan tüm dizi ve filmlere ücretsiz ve reklamsız erişimim var. ama netflixin insanlara kattığı fikirlerle toplumda uğraşmak dahi insanı yoruyor.

bir hesap yapacağım bunu görünce sizde anlarsınız topluma etkisinin kaçınılmaz olacağını

2019 yılında netflixde geçirilen toplam süre 364 999 766 400 saat. (2019 yılında izlenme saati %200'e yakın artmış bunun 2020 yılında da bu tarz bir artış muhtemel) kaynak

70 yıllık bir insan ömrü uykuları ile beraber 600 000 saat

364 999 766 400/600 000 = 608 332

bir yılda netflix izlenirken 600 bin insan hayatı süresince zaman harcanmış.

insan ne ile uğraşırsa ona dönüşür sözüne binaen netflix fabrikasından her yıl 600 bin insan doğuyor ve yaşamaya başlıyor ve siz bu insanlarla fikir tartışıp görüşüyorsunuz bir şey anlatmaya çalışıyorsunuz.

nereden baksanız acı.
devamını gör...

10 numara hitap şeklidir
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim