normal sözlük yazarlarının kapak fotoğrafları
psikopat tipli ve karizmatik bir adet nordik abimiz.
assassin's creed: valhalla'daki eivor olur kendisi. odin'in reenkarnasyona uğraşmış halidir.
edit reenkarnasyon.
assassin's creed: valhalla'daki eivor olur kendisi. odin'in reenkarnasyona uğraşmış halidir.
edit reenkarnasyon.
devamını gör...
planlı yaşamak
hayat tarzım. yoğun çalışan biri olduğumdan, başka türlüsünü düşünemiyorum, ajandam vardır, yapılacak işleri, teslim sürelerini, günlük yapacağım ev işleri vb. her şeyi yazarım ve ona göre planlı ilerlerim. o yüzden de spontan yaşayan kişilere uyum sağlayamıyorum. bir plan/program yapılacaksa, misafir gelecekse ya da misafirliğe gidilecekse en az 2 gün önceden planlamam lazım..
devamını gör...
muhafazakar gençlerin sözlüklerde azınlık olması
imam hatiplerde bile muhafazakar gençler azınlıktadır.
devamını gör...
karadeniz deyince yazarların aklına gelen şeyler
aklıma gelen ilk şey hep rize oluyor. havasından mı suyundan mı bilinmez ama rizeliler karadenizi daha iyi simgeliyor gibi sanki.
anaforları ile meşhur o dalgalı deniz geliyor ayrıca. girip yüzmek bile büyük mesele.
anaforları ile meşhur o dalgalı deniz geliyor ayrıca. girip yüzmek bile büyük mesele.
devamını gör...
kısa boylu ve tatlı kişilerin sinirlenince çok komik olması
devamını gör...
erkekler de yanar
nazan öncel'in 1996 yılında çıkarttığı, (bkz: sokak kızı) albümünden, geri vokalinde sezen aksu'nun olduğu, şahsen en sevdiğim şarkısıdır.
amme hizmeti
amme hizmeti
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
gözlüğün nerede olduğunu göremeyen gerçekten miyoptur, daha yüksek ihtimalle miyop-astigmattır. 2.5 - 3 derece bozuk gözler için gözlüksüzlük zulümdür, her şey sis altındaymış gibidir. gözlük takınca rahata erdiğimizi de zannetmeyiniz lütfen, maskeyle birlikte ayrı bir eziyet olur, özellikle kış günü gözlükler sürekli buğulanır ve yine önünü göremez hale gelirsiniz. her türlü eziyettir kısaca.
devamını gör...
bir yere ait olmadığınızı hissettiren detaylar
her an gidecekmiş gibi hissetmek.
orada ne kadar süre kalınırsa kalınsın eşyalar bile hemen toplanmaya hazırmış gibi bir arada durur. bir türlü yerleşemez insan. uzun vadeli planlar yapmaktan kaçınır.
orada ne kadar süre kalınırsa kalınsın eşyalar bile hemen toplanmaya hazırmış gibi bir arada durur. bir türlü yerleşemez insan. uzun vadeli planlar yapmaktan kaçınır.
devamını gör...
en aktif kullanılan sosyal medya
sadece burası var,bir dostumun daveti ile geldim başka hiç bir sosyal mecrada yokum.
burası güzel yer.
burası güzel yer.
devamını gör...
melek ipek'in tahliye olması
devamını gör...
animasyon film
her yerin renkli olduğu, capcanlı, hayvanların konuşabildiği bir dünya koyuyorlar önümüze. bazen de öyle espriler dönüyor ki sanki yetişkin izleyicilere ithafen. sadece çocuklar icin olduğunu asla düşünmüyorum. bir film izleyeceksem ve animasyonu varsa orijinalinden bile vazgeçebiliyorum. o tatlı dünya her zaman içine çekiyor insanı. madem bu kadar övdük birkaç da örnek vermeden olmaz.
köfte yağmuru
2009'da yapılmış 34 sayfalık bir çocuk kitabından uyarlamadır.
lilo & stitch
2002 çıkışlı bu filmde küçük bir kız ve minik uzaylısı maceralar yaşıyor.
wall-e
bayılırım kendisine. 2008'de andrew stanton‘un sıcacık filmidir.
ters yüz
yine çok bilindik ama sıkmayan bir tanesi bu da. 2015'te cıkmış neşe ve mutsuzluk gibi duyguları bizimle konuşturmustur.
alice harikalar diyarında
1951 yapımı amerikan animasyon ve müzikal macera filmidir. kitabına aşina olduğumuz bu eseri disney'in gözünden de izleyebiliyoruz.
notre dame'ın kamburu
fransız yazar victor hugo'nun ölümsüz eserini konu alır. 1996 yılında disney stüdyolarında hazırlanmış harika bir filmdir.
köfte yağmuru
2009'da yapılmış 34 sayfalık bir çocuk kitabından uyarlamadır.
lilo & stitch
2002 çıkışlı bu filmde küçük bir kız ve minik uzaylısı maceralar yaşıyor.
wall-e
bayılırım kendisine. 2008'de andrew stanton‘un sıcacık filmidir.
ters yüz
yine çok bilindik ama sıkmayan bir tanesi bu da. 2015'te cıkmış neşe ve mutsuzluk gibi duyguları bizimle konuşturmustur.
alice harikalar diyarında
1951 yapımı amerikan animasyon ve müzikal macera filmidir. kitabına aşina olduğumuz bu eseri disney'in gözünden de izleyebiliyoruz.
notre dame'ın kamburu
fransız yazar victor hugo'nun ölümsüz eserini konu alır. 1996 yılında disney stüdyolarında hazırlanmış harika bir filmdir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
an itibariyle, dostumun tavsiyesiyle fahrenheit 451 e başladım.
devamını gör...
dilipak'ın goethe kant dostoyevski müslümandı yorumu
(bkz: millet ne cigaralar içiyor)
devamını gör...
geceye bir söz bırak
devamını gör...
you
3. sezonu 2. sezona göre daha çok sevdiğim bir netflix dizisi.
2. sezon 1. sezonun tekrarı gibiydi. nasıl 1. sezonda bir kıza aşık olup, ilişkileri için tehdit oluşturabilecek kişileri planlı ve programlı öldürdüyse, ikinci sezonda da konu aynıydı. fakat 3. sezonda iki pisikopat karakterin evliliklerinin nasıl olabileceğini gördük. gördük ki, bir ipte iki cambaz oynamazmış.
joe öyle her önüne geleni öldürmez, öldürürse de cesedin yok edilmesi sürecini mantıklı! bir şekilde planlardı ama love önünü sonunu düşünmeden anlık tehdit gördüğü herkesi pata küte öldürüyor. bu konuda sinir oldum. bencil bir karakter. karakterdi. öldürüyor ve gerisinin joe'nin halletmesini bekliyor. o halletmese love hiçbirini bu kadar kusursuz yok edemez bence. çünkü diğer cinayetlerden ailesinin gücünden faydalanarak yırtmış.
joe tabii ki yine akıllanmadı. takıldı yine birisinin peşine. bu kişinin diğerleri gibi travmasından kaynaklı değil, normal standartlarda aşık olduğunu sanıyor ama joe'yi biraz tanıdıysak, onunla da mutlu son yaşayamaz.
bu arada dizide en güzel ayrıntı, bebekleri henry'di. o ne tatlı bir bebekk. sanırım 4. sezonda joe'yle illa bir araya gelecekler diye umuyorum.
2. sezon 1. sezonun tekrarı gibiydi. nasıl 1. sezonda bir kıza aşık olup, ilişkileri için tehdit oluşturabilecek kişileri planlı ve programlı öldürdüyse, ikinci sezonda da konu aynıydı. fakat 3. sezonda iki pisikopat karakterin evliliklerinin nasıl olabileceğini gördük. gördük ki, bir ipte iki cambaz oynamazmış.
joe öyle her önüne geleni öldürmez, öldürürse de cesedin yok edilmesi sürecini mantıklı! bir şekilde planlardı ama love önünü sonunu düşünmeden anlık tehdit gördüğü herkesi pata küte öldürüyor. bu konuda sinir oldum. bencil bir karakter. karakterdi. öldürüyor ve gerisinin joe'nin halletmesini bekliyor. o halletmese love hiçbirini bu kadar kusursuz yok edemez bence. çünkü diğer cinayetlerden ailesinin gücünden faydalanarak yırtmış.
joe tabii ki yine akıllanmadı. takıldı yine birisinin peşine. bu kişinin diğerleri gibi travmasından kaynaklı değil, normal standartlarda aşık olduğunu sanıyor ama joe'yi biraz tanıdıysak, onunla da mutlu son yaşayamaz.
bu arada dizide en güzel ayrıntı, bebekleri henry'di. o ne tatlı bir bebekk. sanırım 4. sezonda joe'yle illa bir araya gelecekler diye umuyorum.
devamını gör...
sözlük radyosu
tekrar açıldığını görmek için 5 dakikada bir girdiğim sözlük sekmesi. olmadı el ele verip (bkz: tut şunun ucunu döşeyelim abi) hep beraber yapalım şu güncellemeyi de bir an önce açılsın.
devamını gör...
whatsapp'ta uzun uzun yazışmak
ülkecek herhangi bir iletişim platformunu öldürüyesiye kullanmadığımızı henüz görmedim.
ortada ücretsiz bir uygulama varsa milletçe bunu sonuna kadar sömürüyoruz,
hatta bir türk ergen sözü der ki; yha uyuma konuşalım.
eskiden msn vardı, o zamanlarda da herkes her şeyi msn'den konuşurdu ve telefon dakika fiyatları pahalıydı ama şimdi internet paketleri dakika fiyatlarından daha pahalı olmasina ragmen, o parmaklarımız (ki telefonu alttan destekleyen serçe parmak özellikle) ağırana kadar whatsapp'ta yazışıyor.
oysa konuşsan ses tonundan dolayı iletişım daha kuvvetli olacak ve zaman tasarrufu da sağlayacak.
ortada ücretsiz bir uygulama varsa milletçe bunu sonuna kadar sömürüyoruz,
hatta bir türk ergen sözü der ki; yha uyuma konuşalım.
eskiden msn vardı, o zamanlarda da herkes her şeyi msn'den konuşurdu ve telefon dakika fiyatları pahalıydı ama şimdi internet paketleri dakika fiyatlarından daha pahalı olmasina ragmen, o parmaklarımız (ki telefonu alttan destekleyen serçe parmak özellikle) ağırana kadar whatsapp'ta yazışıyor.
oysa konuşsan ses tonundan dolayı iletişım daha kuvvetli olacak ve zaman tasarrufu da sağlayacak.
devamını gör...
kırıcı olmaktan korkmak
fazlası kesinlikle iyi bir özellik değil, ve bu bende maalesef mevcut.
tanıdık tanımadık herkesi incitip kırmaktan çok korkarım, ama bu kırıcı bir söz söyledikten sonra hissettiğim bir duygu değil, söylediğim normal bi cümle için “ya şu anlamda anlar da karşımdaki kırılırsa” diye düşünecek kadar.
üzüntünüzü, kırgınlığınızı belli edemezsiniz çünkü karşıdaki kendini kötü hissedince siz daha kötü hissedersiniz.
başkalarının size kırıldığını darıldığını söylediği olaylar, sizin başınıza gelse muhtemelen kimseye hissettirmezsiniz.
geçenlerde en yakın arkadaşımı fark etmeden çok kırmışım, o kadar üzüldüm ki günlerce gözlerim şiş gezdim, arkadaşım bile şok geçirdi bu kadar üzüleceğini bilmezdim diye.
eğer böyle biriyseniz size tavsiyem benim gibi bu zaafınızı kullanmayacak insanlarla dost olun, yoksa çok canınız yanar.
tanıdık tanımadık herkesi incitip kırmaktan çok korkarım, ama bu kırıcı bir söz söyledikten sonra hissettiğim bir duygu değil, söylediğim normal bi cümle için “ya şu anlamda anlar da karşımdaki kırılırsa” diye düşünecek kadar.
üzüntünüzü, kırgınlığınızı belli edemezsiniz çünkü karşıdaki kendini kötü hissedince siz daha kötü hissedersiniz.
başkalarının size kırıldığını darıldığını söylediği olaylar, sizin başınıza gelse muhtemelen kimseye hissettirmezsiniz.
geçenlerde en yakın arkadaşımı fark etmeden çok kırmışım, o kadar üzüldüm ki günlerce gözlerim şiş gezdim, arkadaşım bile şok geçirdi bu kadar üzüleceğini bilmezdim diye.
eğer böyle biriyseniz size tavsiyem benim gibi bu zaafınızı kullanmayacak insanlarla dost olun, yoksa çok canınız yanar.
devamını gör...
normal sözlük’ü bırakmak
sınava hazırlandığım için sessiz sedasız yaptığım eylem. hâlâ arada girer bildirimlerime bakar akışa bir göz atıp çıkarım. fazla duygusallaştırıp uzun veda yazıları yazmaya gerek yok. 2 ay sonra yine burda olacağım zaten.
devamını gör...

