dreamer deceiver & deceiver
judas priest grubunun 1976 yılında çıkardığı sad wings of destiny albümündeki şarkılardır. albümün üçüncü şarkısı dreamer deceiver, bir sonraki parçada deceiver olup, ilk şarkı biterken deceiver'a bağlanır. bu yüzden iki ayrı şarkı olmasına rağmen çoğu yerde dreamer deceiver & deceiver olarak geçer.
albümün kadrosu şöyle:
rob halford – vokal,
k. k. downing – gitar,
glenn tipton – gitar,
ian hill – bas gitar,
alan moore – bateri.
özellikle ilk şarkı olan dreamer deceiver çok sevdiğim bir şarkıdır. loop'a alıp peşpeşe dinlediğim çok olmuştur. şarkıyı altı bölüme ayırabilirim:
- ilk bölüm: 2:58 ya kadar süren sakin kısım,
- ikinci bölüm: 2:58-3:33 arası rob halford'un eşşiz screaming vokali ve alan moore'un bateride zile araklı olarak sürekli vurması,
- üçüncü bölüm: 3:33 dan sonra glenn tipton'un solosu ve her zamanki gibi k. k. downing'in ikinci gitar olarak ona eşlik etmesi, gene alan moore'un insanı hipnotize eden zil sesi,
- dördüncü bölüm: 5:20 de rob halford gene vokalle döner, gene alan moore ve zil sesi devam eder.
- beşinci bölüm: 5:50 den sonra artık dreamer deceiver şarkısı bitecek gibi olurken hemen deceiver isimli şarkıya bağlanır.
- altıncı bölüm: 8:15 den sonrası, sakin bir şekilde parça yavaş yavaş biter.
albümün kadrosu şöyle:
rob halford – vokal,
k. k. downing – gitar,
glenn tipton – gitar,
ian hill – bas gitar,
alan moore – bateri.
özellikle ilk şarkı olan dreamer deceiver çok sevdiğim bir şarkıdır. loop'a alıp peşpeşe dinlediğim çok olmuştur. şarkıyı altı bölüme ayırabilirim:
- ilk bölüm: 2:58 ya kadar süren sakin kısım,
- ikinci bölüm: 2:58-3:33 arası rob halford'un eşşiz screaming vokali ve alan moore'un bateride zile araklı olarak sürekli vurması,
- üçüncü bölüm: 3:33 dan sonra glenn tipton'un solosu ve her zamanki gibi k. k. downing'in ikinci gitar olarak ona eşlik etmesi, gene alan moore'un insanı hipnotize eden zil sesi,
- dördüncü bölüm: 5:20 de rob halford gene vokalle döner, gene alan moore ve zil sesi devam eder.
- beşinci bölüm: 5:50 den sonra artık dreamer deceiver şarkısı bitecek gibi olurken hemen deceiver isimli şarkıya bağlanır.
- altıncı bölüm: 8:15 den sonrası, sakin bir şekilde parça yavaş yavaş biter.
devamını gör...
19.00 civarında sözlüğün sessizleşmesi
akşam rehaveti gençler...
devamını gör...
merak etmeyin yoldaş sizi bulur
buradan ulaşabileceğiniz, kafa sözlük röportaj videosunda geçen söylem.
devamını gör...
kendini ifade etmeye üşenmek
hiç anlaşılmayacağını düşündüğün durum için harika bir çözüm.
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran sözcükler
aşko.
devamını gör...
kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş
ana yüreği işte efendim.
devamını gör...
ironi yapmak
ironi yaygın kullanımıyla fransızca kökenli bir sözcük. öz türkçe karşılığı alaysılama . tdk sözlüğüne göre söylenen sözün tersini söyleyerek kişiyle veya olayla alay etmek demektir.
günlük hayatta, edebiyatta, basın yayın organlarında ironiden sıklıkla yararlanılıyor. ama türkiye'de sözlü ya da yazılı yapılan ironi, bazen yanlış anlaşılıp ve ciddiye alınıp hoş olmayan sonuçlara götürebiliyor.
günlük hayatta, edebiyatta, basın yayın organlarında ironiden sıklıkla yararlanılıyor. ama türkiye'de sözlü ya da yazılı yapılan ironi, bazen yanlış anlaşılıp ve ciddiye alınıp hoş olmayan sonuçlara götürebiliyor.
devamını gör...
bir dosta alınabilecek hediyeler
ben herkese kitap alıyorum; sevgiliye, dosta, arkadaşa, akrabaya... vb. bence en iyi hediye kitaptır.
devamını gör...
tombalak
devamını gör...
kaç kere aşık olunabilir sorunsalı
bir kere aşık olabilir sonrasında aşk diye zannettiği şeyler çırpınıştır önceki aşkından kurtulma çabası kendini kandırma arayışıdır. çoğu insan aşık olduğu insanla evlenemiyor bu böyledir çünkü . birini seviyor saygı duyuyor hoşuna gidiyor onunla evleniyor. çünkü aşk trenini kaçırmış oluyor. aşık olduğu insanla evlenen insanlar çok şanslı o yüzden.
devamını gör...
hipokrat yemini
tıp fakültelerinin mezuniyet töreninde kullanılan ve dünya tabipler birliği cenevre bildirgesindeki hekimlik andı'nın en güncel tercümesi şu şekildedir:
hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak;
yaşamımı insanlığını hizmetine adayacağıma,
hastanın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime,
hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,
insan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,
görevimle hastam arasına ; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce , ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime ,
hastamın bana açtığı sırları , yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,
mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma,
hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime,
mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,
tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,
hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,
tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgilerimi, insan haklarını ve bireysel özgürlüklerini çiğnemek için kullanmayacağıma,
kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine,
ant içerim.
bu yeminin hipokrat yada onun öğrencilerinden birisi tarafından yazıldığı kabul edilir. özgün metin yıllar içinde değişikliğe uğramıştır. özgün metnin çevirisi ise şu şekildedir:
hekim apollon, asklepios, higiya, panacea üzerine ve bütün tanrı ve tanrıçaların huzurunda yemin ederim ki, yeteneğim ve gücüm elverdiğince bu and ve sözleri tutacağım:
bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım, ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim, çocuklarına kardeşim gibi bakacağım ve öğrenmek isterlerse bu sanatı ücretsiz öğreteceğim; ilaç reçetelerini, şifai bilgileri ve diğer bilgileri sadece ve sadece kendi evlâtlarıma, hocamın çocuklarına ve hekimlik kurallarına uygun sözleşmeyle bağlı ve and içmişlere öğreteceğim.
yeteneğim ve hâkimiyetim ölçüsünde hastalarımın iyiliği için tedaviler önereceğim ve asla kimseye zarar vermeyeceğim.
isteyen hiç kimseye öldürücü bir eczayı ne vereceğim ne de bunu tavsiye edeceğim; benzer şekilde, bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim.
hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım.
iç organlarındaki taşı keserek almayı, hastalığı çok açık olan hastalarda bile, işin ehli olan (cerrah)lara bırakacağım.
hangi eve girersem gireyim, bütün kasıtlı kötülük ve suistimallerden ve özellikle de ister hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan kaçınarak, sadece hastaya yardım için gireceğim.
gerek sanatımın icrası sırasında gerekse insanlarla gündelik ilişkideyken edindiğim bilgileri ortalığa saçmayacağım, bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.
bu yemine sadık kalırsam hayatımı ve mesleki uygulamalarımı insanların tümünden ve her zaman saygı görerek mutlulukla sürdüreyim, ama ona ihanet eder ya da çiğnersem tam tersini yaşayayım.
hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak;
yaşamımı insanlığını hizmetine adayacağıma,
hastanın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime,
hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,
insan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,
görevimle hastam arasına ; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce , ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime ,
hastamın bana açtığı sırları , yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,
mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma,
hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime,
mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,
tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,
hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,
tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgilerimi, insan haklarını ve bireysel özgürlüklerini çiğnemek için kullanmayacağıma,
kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine,
ant içerim.
bu yeminin hipokrat yada onun öğrencilerinden birisi tarafından yazıldığı kabul edilir. özgün metin yıllar içinde değişikliğe uğramıştır. özgün metnin çevirisi ise şu şekildedir:
hekim apollon, asklepios, higiya, panacea üzerine ve bütün tanrı ve tanrıçaların huzurunda yemin ederim ki, yeteneğim ve gücüm elverdiğince bu and ve sözleri tutacağım:
bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım, ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim, çocuklarına kardeşim gibi bakacağım ve öğrenmek isterlerse bu sanatı ücretsiz öğreteceğim; ilaç reçetelerini, şifai bilgileri ve diğer bilgileri sadece ve sadece kendi evlâtlarıma, hocamın çocuklarına ve hekimlik kurallarına uygun sözleşmeyle bağlı ve and içmişlere öğreteceğim.
yeteneğim ve hâkimiyetim ölçüsünde hastalarımın iyiliği için tedaviler önereceğim ve asla kimseye zarar vermeyeceğim.
isteyen hiç kimseye öldürücü bir eczayı ne vereceğim ne de bunu tavsiye edeceğim; benzer şekilde, bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim.
hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım.
iç organlarındaki taşı keserek almayı, hastalığı çok açık olan hastalarda bile, işin ehli olan (cerrah)lara bırakacağım.
hangi eve girersem gireyim, bütün kasıtlı kötülük ve suistimallerden ve özellikle de ister hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan kaçınarak, sadece hastaya yardım için gireceğim.
gerek sanatımın icrası sırasında gerekse insanlarla gündelik ilişkideyken edindiğim bilgileri ortalığa saçmayacağım, bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.
bu yemine sadık kalırsam hayatımı ve mesleki uygulamalarımı insanların tümünden ve her zaman saygı görerek mutlulukla sürdüreyim, ama ona ihanet eder ya da çiğnersem tam tersini yaşayayım.
devamını gör...
yasaklarda dışarı çıkmayan insan
benimdir. yasak olsun ya da olmasın dışarı çıkmayan benimdir. bi madalya bekliyorum ama alemin enayisi madalyası mı olur yoksa örnek vatandaş madalyası mı bilemiyorum.
devamını gör...
köpek balığı yüzgeci çorbası
çin mutfağında statü ve zenginlik sembolü olan, köpekbalığı yüzgecinin jöle kıvamına getirdiği fakat tadını diğer malzemelerden alan, tavuk ve domuz eti suyu ile yapılan çorbadır. geleneksel çin tıbbında kan dolaşımını hızlandırdığı, yaşam enerjisi verdiği düşünülür.
avlanan köpekbalıkları yüzgeçleri kesildikten sonra tekrar denize bırakılıyor, yüzgeçsiz kalan köpekbalığı ise kısıtlı hareket ve kan kaybı ile zamanla hayatını kaybediyor.


izlediğimiz jaws tarzı filmlerle, medyanın korku pompalaması ile köpekbalıklarını birer canavar olarak görmekteyiz. gerçekte ise insanlara tüm dünyada yüz civarı köpekbalığı saldırısı olmaktadır. bunların da sadece yüzde on kadarı kötü sonuçlanmaktadır. insanlar ise yılda 73 milyon köpekbalığını zenginliğini tatmin etmek ve inandıkları sapkın alternatif tıp öğretileri için öldürmektir.
sizce hangimiz daha canavarız?
avlanan köpekbalıkları yüzgeçleri kesildikten sonra tekrar denize bırakılıyor, yüzgeçsiz kalan köpekbalığı ise kısıtlı hareket ve kan kaybı ile zamanla hayatını kaybediyor.


izlediğimiz jaws tarzı filmlerle, medyanın korku pompalaması ile köpekbalıklarını birer canavar olarak görmekteyiz. gerçekte ise insanlara tüm dünyada yüz civarı köpekbalığı saldırısı olmaktadır. bunların da sadece yüzde on kadarı kötü sonuçlanmaktadır. insanlar ise yılda 73 milyon köpekbalığını zenginliğini tatmin etmek ve inandıkları sapkın alternatif tıp öğretileri için öldürmektir.
sizce hangimiz daha canavarız?
devamını gör...
ilk görüşte aşk
inanıyorum.
bazen sebep boşluk da olabilir. ama daha çok newton ya da arşimet'în zihnindeki kuluçka evresi gibidir olay. yani belki de elmanın yeşil-pembe olup düşmesi değil öncesi vardır zihinde. ya da shakespeare'nin deyimiyle:
'beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu 'aşk' sanıyorsunuz.'
bazen sebep boşluk da olabilir. ama daha çok newton ya da arşimet'în zihnindeki kuluçka evresi gibidir olay. yani belki de elmanın yeşil-pembe olup düşmesi değil öncesi vardır zihinde. ya da shakespeare'nin deyimiyle:
'beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu 'aşk' sanıyorsunuz.'
devamını gör...
covid-19 testi
bugün yaptırdığım harikulade test. 3 metrelik bir çubuğu ağzıma ve burnuma sokacaklarını, hiç tanımadığım bir adamın en çirkin, en iğrenmiş ifadeye sahip halimi göreceğini, gözlerimden yılmaz morgül ağlaması şeklinde yaş geleceğini bilseydim sahiden diyorum, çok dikkat ederdim. kimseyle herhangi bir temasta bulunmaz, kendime çok başka bir hayat kurardım.
çok net söylüyorum şu testi herkeslere bir kez yapmış olsalar aynı herkesler dikkat ederdi, vaka sayısı azalırdı.
bence test işine henüz bulasmamış olanlar dikkat etsin kendine. 3 metre dedim ama az söyledim, en az 7 metrelik bir çubuğu oraya buraya sokuşturuyorlar. çok zor.
edişimini:
aynı başlığa 2 kez yazılmıyormuş. müthiş saçma.. ikinci yazılanı şuraya ekleyelim madem.
" ailemin, apartman halkının ve tanıdığım minyonlarca insanın pozitif olması nedenüylen gidip yaptırdığım ve negatif sonuç aldığım harikulâde test.
tanımı yaptık. şimdi konuya dönelim. dün yazmıştım, 7 metrelik bir çubuğu ağzına burnuna sokuyorlar diye. hani hannibal abimiz sevmediği şu polisin beyninden ufacık bir parça alıp yine polise ikram etmişti ya. bu testin hissettirdiği şey budur işte. bence hastanelerin test yapılan bölümüne o anın fotoğrafını asıp böyle hissedeceksiniz ahahahshshsjsh yazmalılar.
komik mi? değil.
testimin negatif çıkması nedenli derin üzüntü yaşıyorum. çünkü pozitif çıkmış olsaydı ilaç kullanır ve belirtiler nedenli çok korkup lütfen iyileşeyim ölmek istemiyorum diye ağlaya ağlaya dua ederdim. şimdi endişe içindeyim arkadaş! 2 gün sonra belirtiler başlarsa yeniden test yaptırmak zorunda olacağım için çiçek gibi içime kapandım. yemin ediyorum ağlamaklıyım. şundan çok eminim, belirtiler olduğu zaman test bölmesine ağlayarak giriş yapacağım. zaten "çok korkuyorum" çığlıkları atarak burnuma sokturmuştum çubuğu, bu sefer başıma ne geleceğinin tamamen farkında olmanın yarattığı çaresizliği yaşayacağım. bunları hak edecek hiçbir şey yapmadığıma inanıyorum. cümlenin sonuna daha gelmeden yaptığım birkaç çok kötü şeyin vicdani olarak beni aşırı rahatsız etmesi. ah ah..
bunları yazma sebebim ne biliyor musunuz? sahiden belirtiler yoksa benim gibi mallık yapıp gidip test için başvurmayın. ha şunu diyeceksiniz, o zaman bomba gibi masum insanların arasında pozitif gezeyim öyle mi belirtim yok diye?
çok haklısınız. onu ben yazının sonuna gelene kadar düşünmemiştim. yine de köylü kurnazı gibi sırf test yapsınlar diye tüm kanser belirtilerini söylediğim için pişmanım ben. çünkü çok eminim belirtiler başlayacak, o halde gideceğim, burnuma hortum sokacaklar..
herkes çok dikkat etsin, olayı test yaptırmak zorunda kalmaya kadar ilerletmeyin gençler. ınsanlar ile olan tüm ilişkinizi şu an tamamen bitirin. bu konuda susmayı düşünmüyorum. yeniden test yaptırdığım zaman yine koşa koşa bu başlığa gelip yıkacağım ortalığı!!!
ve buradan yüce devletimize sesleniyorum, beni alıp kamu spotu reklamına koyun. yüzümdeki bu dehşete uğraşmışlık, korku ve ağlamaklılık ile test yaptırmanın nasıl bir süreç olduğunu anlatayım, ciddiyim günlük test yaptırma ve vaka sayısı azalır. çok etkilendim bu süreçten ben. evet. "
çok net söylüyorum şu testi herkeslere bir kez yapmış olsalar aynı herkesler dikkat ederdi, vaka sayısı azalırdı.
bence test işine henüz bulasmamış olanlar dikkat etsin kendine. 3 metre dedim ama az söyledim, en az 7 metrelik bir çubuğu oraya buraya sokuşturuyorlar. çok zor.
edişimini:
aynı başlığa 2 kez yazılmıyormuş. müthiş saçma.. ikinci yazılanı şuraya ekleyelim madem.
" ailemin, apartman halkının ve tanıdığım minyonlarca insanın pozitif olması nedenüylen gidip yaptırdığım ve negatif sonuç aldığım harikulâde test.
tanımı yaptık. şimdi konuya dönelim. dün yazmıştım, 7 metrelik bir çubuğu ağzına burnuna sokuyorlar diye. hani hannibal abimiz sevmediği şu polisin beyninden ufacık bir parça alıp yine polise ikram etmişti ya. bu testin hissettirdiği şey budur işte. bence hastanelerin test yapılan bölümüne o anın fotoğrafını asıp böyle hissedeceksiniz ahahahshshsjsh yazmalılar.
komik mi? değil.
testimin negatif çıkması nedenli derin üzüntü yaşıyorum. çünkü pozitif çıkmış olsaydı ilaç kullanır ve belirtiler nedenli çok korkup lütfen iyileşeyim ölmek istemiyorum diye ağlaya ağlaya dua ederdim. şimdi endişe içindeyim arkadaş! 2 gün sonra belirtiler başlarsa yeniden test yaptırmak zorunda olacağım için çiçek gibi içime kapandım. yemin ediyorum ağlamaklıyım. şundan çok eminim, belirtiler olduğu zaman test bölmesine ağlayarak giriş yapacağım. zaten "çok korkuyorum" çığlıkları atarak burnuma sokturmuştum çubuğu, bu sefer başıma ne geleceğinin tamamen farkında olmanın yarattığı çaresizliği yaşayacağım. bunları hak edecek hiçbir şey yapmadığıma inanıyorum. cümlenin sonuna daha gelmeden yaptığım birkaç çok kötü şeyin vicdani olarak beni aşırı rahatsız etmesi. ah ah..
bunları yazma sebebim ne biliyor musunuz? sahiden belirtiler yoksa benim gibi mallık yapıp gidip test için başvurmayın. ha şunu diyeceksiniz, o zaman bomba gibi masum insanların arasında pozitif gezeyim öyle mi belirtim yok diye?
çok haklısınız. onu ben yazının sonuna gelene kadar düşünmemiştim. yine de köylü kurnazı gibi sırf test yapsınlar diye tüm kanser belirtilerini söylediğim için pişmanım ben. çünkü çok eminim belirtiler başlayacak, o halde gideceğim, burnuma hortum sokacaklar..
herkes çok dikkat etsin, olayı test yaptırmak zorunda kalmaya kadar ilerletmeyin gençler. ınsanlar ile olan tüm ilişkinizi şu an tamamen bitirin. bu konuda susmayı düşünmüyorum. yeniden test yaptırdığım zaman yine koşa koşa bu başlığa gelip yıkacağım ortalığı!!!
ve buradan yüce devletimize sesleniyorum, beni alıp kamu spotu reklamına koyun. yüzümdeki bu dehşete uğraşmışlık, korku ve ağlamaklılık ile test yaptırmanın nasıl bir süreç olduğunu anlatayım, ciddiyim günlük test yaptırma ve vaka sayısı azalır. çok etkilendim bu süreçten ben. evet. "
devamını gör...
niteliksiz edebiyat
kiminde ağdalı cümleler kimisinde ise iki sözcüğü birleştirip derin anlamlar aktarılıyor havası hakimdir. çay kokulum, demlik gibi sevmek, semaver gibi öpmek benzeri çay konulu ifadeler el üstünde tutulur. genellikle okuduktan sonra kişiye bir katkısı bulunmaz. arabesk bir dil ve her şeye yayılmış dramatize etme çabası bu türün turnusoludur. duygusal bir ağ içinde okuyucuyu sürüklemeye çalışırken kişinin can çekişmesine neden olur. ergenliğimin kısa bir döneminde okumaktan keyif alırdım ancak tek yönlü duygular dışında hiçbir katkıda bulunmadı bu tür bana.
devamını gör...
binali yıldırım
kazandığı hiçbir seçim olmayan, oturduğu makamlara atanarak gelmiş siyasetçi.
devamını gör...
truva savaşı
efsanevi truva kenti* dardanelles'e hakim bir konumda olduğundan jeopolitik olarak oldukça değerliydi, özellikle de denizci bir millet olan yunanlar için. ancak olay böyle basit bir stratejik hamleden ibaret değil.
peleus ve thetis'in düğününe karmaşa tanrıçası veya daimon'u eris hariç tüm olympos ahalisi davet edilmişti. kendisinin davetli olmayan tek kişi olduğunu öğrenen eris ise düğünü basmış ve "en adil olanınıza" diyerek ortaya bir altın elma fırlarmıştır. olympos'un en güzel adili olduğunu düşünen hera, athena ve aphrodite elmayı kimin alacağını tartışırken, zeus ise hermes'e emir vererek bu üç tanrıçayı truva prensi paris'e götürmesini ve kararı onun vermesini emretmiştir. kendi halinde keçi güderken bu üç tanrıçayı karşısında gören paris ise karar vermekte zorlansa da, aphrodite'nin kendisine dünyanın en güzel kadını olan helene'yi vereceğini duyunca altın elma'yı ona vermiş ve ardından olaylar gelişmiştir.
rüşveti kabul etmesi neticesinde kendisine aşık olan sparta kralı menalaus'un eşi helene'yi kaçıran paris, rakibinin eline direkt olarak bir casus belli vermiştir. yunanların, yani akhaların bu pis harekete cevabı menalaus'un ağabeyi miken kralı agamemnon komutası altında tüm koloni ordularını toplayıp bin gemi ve elli bin hoplit ile truva kentini kuşatmak olmuştur.
savaşın başında zeus diğer tüm olymposlulara insanların işine karışmayı yasaklasa da, tanrı ve tanrıçalar böylesi bir tantanayı kaçırmak istemeyip zaman zaman bizzat savaş alanına inmişlerdir. apollo, artemis, ares ve aphrodite truvalıların yanında savaşırken; athena, hera, hephaistos ve poseidon akhaların tarafını tutmuşlardır. ilyada'yı okuyanlar sefere çıkmadan önce akhaların denizleri ve rüzgarları sakinleştirmesi için agamemnon'un kızı iphigeneia'yı poseidon'a kurban ettiğini, filmi izleyenler ise truva kıyılarına çıkan akhilles'in apollo heykelinin başını kırarak tanrının gazabını üstüne çektiğini hatırlayacaklardır.
olymposluların müdahalesi sonucu belki de kısa bir sürede bitebilecek olan kuşatma tam on yıl sürmüş, sevgilisi patroklos hektor tarafından öldürülünce akhilles savaştan çekilmiş ve sonra güç bela ikna edilerek geri dönmüş, truva prensi hektor'u düelloda öldürmüştür. bu düelloda athena akhilles'in, aphrodite ve apollo ise hektor'un yanında dövüşmüştür.
hektor ve aias* gibi iki tarafın da yenilemez kahramanlarını kaybettiği on yılın sonunda şehrin düşmeyeceğini anlayan akhalar tası tarağı toplayıp geri çekilecekken, tanrılar kurnaz odysseus'un aklına bir fikir sokar. akhalar devasa bir tahta at yapar, donanma truvalıların kutsal saydığı bu hayvanı athena'dan bir armağan olarak bırakıp geri çekilir. truvalıların tartışması sonucu atın şehre alınması kararı çıkar ve bu şehrin sonu olur. truvalılar kutlamalarda sarhoş olduktan sonra atın içine gizlenmiş olan akhalar kentin kapılarını açar ve geri dönen ordu kentin altını üstüne getirir. bu sırada savaştan önce savaşta öleceği kehanet edilen akhilles prens paris tarafından öldürülür. kentten sağ kaçabilenler ise truvalı aeneas önderliğinde ve poseidon'un kol kanat germesiyle çeşitli maceralar yaşadıktan sonra roma'ya yerleşip romalıların ataları olurlar. hatta büyük constantinus, yeni roma'yı kurmak istediğinde ilk olarak truva'ya gelir ve şehri inşa etmeye başlar, ancak tanrı rüyasında girerek şehri bizantion kentinde kurmasını söyler ve böylece nova roma constantinopolitana çanakkale değil istanbul olur.
düzeltme: özür dilerim, akhilles'in savaştan çekilme sebebi kölesi briseis'in agamemnon tarafından alınması, patroklos'un öldürülmesi ise tekrar savaşa dahil olma sebebi.
peleus ve thetis'in düğününe karmaşa tanrıçası veya daimon'u eris hariç tüm olympos ahalisi davet edilmişti. kendisinin davetli olmayan tek kişi olduğunu öğrenen eris ise düğünü basmış ve "en adil olanınıza" diyerek ortaya bir altın elma fırlarmıştır. olympos'un en güzel adili olduğunu düşünen hera, athena ve aphrodite elmayı kimin alacağını tartışırken, zeus ise hermes'e emir vererek bu üç tanrıçayı truva prensi paris'e götürmesini ve kararı onun vermesini emretmiştir. kendi halinde keçi güderken bu üç tanrıçayı karşısında gören paris ise karar vermekte zorlansa da, aphrodite'nin kendisine dünyanın en güzel kadını olan helene'yi vereceğini duyunca altın elma'yı ona vermiş ve ardından olaylar gelişmiştir.
rüşveti kabul etmesi neticesinde kendisine aşık olan sparta kralı menalaus'un eşi helene'yi kaçıran paris, rakibinin eline direkt olarak bir casus belli vermiştir. yunanların, yani akhaların bu pis harekete cevabı menalaus'un ağabeyi miken kralı agamemnon komutası altında tüm koloni ordularını toplayıp bin gemi ve elli bin hoplit ile truva kentini kuşatmak olmuştur.
savaşın başında zeus diğer tüm olymposlulara insanların işine karışmayı yasaklasa da, tanrı ve tanrıçalar böylesi bir tantanayı kaçırmak istemeyip zaman zaman bizzat savaş alanına inmişlerdir. apollo, artemis, ares ve aphrodite truvalıların yanında savaşırken; athena, hera, hephaistos ve poseidon akhaların tarafını tutmuşlardır. ilyada'yı okuyanlar sefere çıkmadan önce akhaların denizleri ve rüzgarları sakinleştirmesi için agamemnon'un kızı iphigeneia'yı poseidon'a kurban ettiğini, filmi izleyenler ise truva kıyılarına çıkan akhilles'in apollo heykelinin başını kırarak tanrının gazabını üstüne çektiğini hatırlayacaklardır.
olymposluların müdahalesi sonucu belki de kısa bir sürede bitebilecek olan kuşatma tam on yıl sürmüş, sevgilisi patroklos hektor tarafından öldürülünce akhilles savaştan çekilmiş ve sonra güç bela ikna edilerek geri dönmüş, truva prensi hektor'u düelloda öldürmüştür. bu düelloda athena akhilles'in, aphrodite ve apollo ise hektor'un yanında dövüşmüştür.
hektor ve aias* gibi iki tarafın da yenilemez kahramanlarını kaybettiği on yılın sonunda şehrin düşmeyeceğini anlayan akhalar tası tarağı toplayıp geri çekilecekken, tanrılar kurnaz odysseus'un aklına bir fikir sokar. akhalar devasa bir tahta at yapar, donanma truvalıların kutsal saydığı bu hayvanı athena'dan bir armağan olarak bırakıp geri çekilir. truvalıların tartışması sonucu atın şehre alınması kararı çıkar ve bu şehrin sonu olur. truvalılar kutlamalarda sarhoş olduktan sonra atın içine gizlenmiş olan akhalar kentin kapılarını açar ve geri dönen ordu kentin altını üstüne getirir. bu sırada savaştan önce savaşta öleceği kehanet edilen akhilles prens paris tarafından öldürülür. kentten sağ kaçabilenler ise truvalı aeneas önderliğinde ve poseidon'un kol kanat germesiyle çeşitli maceralar yaşadıktan sonra roma'ya yerleşip romalıların ataları olurlar. hatta büyük constantinus, yeni roma'yı kurmak istediğinde ilk olarak truva'ya gelir ve şehri inşa etmeye başlar, ancak tanrı rüyasında girerek şehri bizantion kentinde kurmasını söyler ve böylece nova roma constantinopolitana çanakkale değil istanbul olur.
düzeltme: özür dilerim, akhilles'in savaştan çekilme sebebi kölesi briseis'in agamemnon tarafından alınması, patroklos'un öldürülmesi ise tekrar savaşa dahil olma sebebi.
devamını gör...
ceset çiçeği
yaydığı koku neticesiyle bu ismi almaya layık görülen, sumatra ve borneo yağmur ormanlarında sıklıkla rastlanılan bir bitki türü.
söylenenlere göre bu bitki dünyanın en büyük tek çiçeğini üretir.

çiçeğin böyle bir koku yaymasının sebebi, salgıladığı çürük et kokusunun nedeni olan kimyasalların et yiyen böcekleri çekmesidir. onlar yemeğe geldiklerini sanarlarken aslında av olmaktadırlar.
söylenenlere göre bu bitki dünyanın en büyük tek çiçeğini üretir.

çiçeğin böyle bir koku yaymasının sebebi, salgıladığı çürük et kokusunun nedeni olan kimyasalların et yiyen böcekleri çekmesidir. onlar yemeğe geldiklerini sanarlarken aslında av olmaktadırlar.
devamını gör...
